Bu seçenek ile ana sayfada kaldırmış olduğunuz nesneler geri gelir. Özetle; sayfa ilk durumuna döner.

Hadi sıfırla da görelim!

Türkiye, Kyoto Protokolüne Katıldı

Türkiye’nin, Kyoto Protokolüne katılmasının uygun bulunduğuna ilişkin kanun tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı [5.2.2009]. Tasarının maddelerinin görüşülmesinden sonra, tümü üzerinde yapılan açık oylamada, kanun tasarısı, 3′e karşı 243 oyla kabul edildi. Oylamada 6 milletvekili de çekimser kaldı.

Tasarının gerekçesinde, Türkiye’nin Protokole taraf olmasının sağlayacağı yararlar şöyle sıralandı:
”Ülkemizin, kurucu üyelerinden olduğu BM’nin saygın bir ülkesi olarak, Protokol’e taraf olması, uluslararası gündemin en öncelikli ve acil sorunlarından biri haline gelen iklim değişikliği ile mücadele konusundaki kararlılığını ve uluslararası toplumun güvenilir bir ülkesi olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir.

Protokole taraf bir Türkiye’nin, hemen hepsi Protokole taraf olan Sözleşmeye taraf ülkeler nezdinde itibarı ve 2012 sonrasına ilişkin müzakerelerde ağırlığı artacak, iklim değişikliği ile mücadele konusunda 2012 sonrasının şekillenmesinde ülkemiz kendi özgün koşullarını daha iyi müzakere edebilecektir. Kyoto Protokolü kapsamındaki uluslararası rejime katılacağımız için, özel sektörde sera gazı salım azaltımı için yapılabilecek projeler daha kolay teşvik edilebilecek ve özellikle uzun vadede başta enerji güvenliği olmak üzere ülke ekonomisine katkı sağlanabilecektir.

Kyoto Protokolü, AB çevre müktesebatının bir parçasıdır. AB, Protokolün yerini alacak olan yeni anlaşmayı da müktesebatına dahil edecektir. Dolayısıyla, 2012 sonrasını önemseyen AB, ülkemizin Protokole taraf olarak, geleceğe yönelik hazırlıklarını bir an önce başlatmasını istemektedir. Ülkemizin Kyoto Protokolüne taraf olması halinde, AB ile iklim değişikliği ile mücadele ve uyum konularında ve AB müktesebatına uyum bağlamında işbirliği olanaklarını geliştirmesi de mümkün olacaktır.”

Çevre ve Orman Bakanlığından Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne katılmasının 2012 yılı sonuna kadar Türkiye’ye her hangi bir sorumluluk getirmediği ancak Türkiye’nin küresel sorumluluk çerçevesinde iklim değişikliğiyle mücadele konusunda önemli çalışmalar yapmaya devam edeceği bildirildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne Katılmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın TBMM’de kabul edildiği anımsatıldı. Türkiye’nin 24 Mayıs 2004′de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine taraf olarak sözleşme altında yürütülen çalışmalara aktif katılım sağladığı belirtildi.

Açıklamada, Kyoto Protokolü’nün ilk yükümlülük dönemi olarak bilinen 2008-2012 periyotu için sera gazı salımı azaltım veya sınırlama taahhüdünü içerdiği ifade edilerek, ”2013 yılından itibaren yeni bir rejim başlayacak olup, ülkelerin üstleneceği sorumlulukların Aralık 2009′da Kopenhag’da yapılacak 15. Taraflar Toplantısında belirlenmesi hedeflenmektedir. Türkiye, Kyoto Protokolü’ne taraf olan bir ülke olarak 2013′ten itibaren uygulanacak iklim değişikliği kontrolü rejiminde ülkemiz çıkarlarını ortaya koyarak, görüşlerimiz doğrultusunda şekillenecek yeni rejime taraf olma imkanına kavuşacaktır. Kyoto Protokolü’ne taraf olmanın zamanlaması bilhassa bu nedenle önemlidir”denildi.


Büyütmek için tıklayın! Yeşil: İmzalayanlar. Kırmızı: İmzalayan; fakat anlaşmayı reddedenler. Gri: İmzalamayanlar.

Doğa Derneği Başkanı Güven Eken, ”Son 10 yılda Avrupa’da doğal kaynaklarını en hızlı tüketen ülke Türkiye’de Kyoto, umarız tersine bir dönüşün sembolü olur” dedi. Türkiye’nin son 10 yılda dünyada karbon emisyonu en hızlı artan ve Avrupa’da doğal kaynaklarını en hızlı tüketen ülke olduğunu belirten Eken, Kyoto Protokolü’ne ilişkin kanun tasarısının TBMM’de kabul edilmesini olumlu bir adım olarak gördüğünü belirtti. Güven Eken, şunları kaydetti:

”Son 10 yılda Avrupa’da doğal kaynaklarını en hızlı tüketen ülke olan Türkiye’de Kyoto, umarız tersine bir dönüşün sembolü olur ve Türkiye’nin doğa politikası iyi yönde değişir. Doğa Derneği, protokolün imzalanasını önemli bir adım olarak görüyor. Ancak Türkiye için asıl gerekli olan olan bu protokolün özünün anlaşılması ve uygulamada önemli adımlar atılması.”

Kyoto altında yapılan çalışmaların karbon emisyonunu azaltmak ve adaptasyon önlemleri olmak üzere iki temel gruba ayrıldığını vurgulayan Eken, şöyle devam etti:

”Türkiye için iklim değişikliğinin etkilerini en aza indirecek adaptasyon önlemleri büyük önem taşıyor. Örneğin Türkiye’nin var olan su politikasında sıkıntılar var ve Türkiye için ciddi risk oluşturuyor. Türkiye su sıkıntısı çeken bir ülke ve suyla ilgili ciddi bir politika değişikliğine gidilemezse 2030-2050 yılları arasında ülkemizi önemli bir su sorunu beklemekte.”

Bu haber, AA sitesinden derlenmiştir.

Yorum yaz!