Etiket arşivi: yerçekimi

ESA: Bilinen En İyi Çözünürlükteki Moho Haritası

optione binaria demo Moho ya da Moho süreksizliği, yerkabuğu ile manto arasındaki temsili sınırdır. Bu hayalî sınırda, maddenin yoğunluk farkından dolayı sismik dalgaların verdiği tepki değişiklik gösterir. Moho, Yerküre’nin iç hareketliliğini gösterdiği için bunu anlamak, kavramak, çözmek çok önemli, ha, gerçekten önemli mi bilinmez..

binära optioner kapitalförsäkring
Click to enlarge! This map shows the global Mohorovičić discontinuity – known as Moho – based on data from the GOCE satellite. Moho is the boundary between the crust and the mantle, ranging from about 70 km in depth in mountainous areas, like the Himalayas, to 10 km beneath the ocean floor. Credits: GEMMA project

order fincar online Kıtasal veya okyanusal türde olan kabuk (yerkabuğu), mavi gezegenimizin en dış yüzeyini kaplamaktadır. Biz bunun üzerinde yaşıyoruz. Doğalgaz, petrol ya da mineraller, ekonomik değere sahip yeraltı kaynakları, kısaca bütün yerbilimsel (jeolojik) kaynaklar da burada. Gene de bu kısmın hacmi tüm gezegenin %1’inden daha az.

http://mksplumbing.com.au/?sese=live-currency-rates-in-pakistan&9f5=cf live currency rates in pakistan Kabuk ve üst manto; deprem (yer sarsıntısı, zelzele), volkanizma (yanardağ etkinliği) ve dağ oluşumu gibi muazzam yerbilimsel süreçlerin meydana geldiği yerdir.

quali sono le migliore societÃÂÂÂÂ di opzioni binarie 1 asır öncesine kadar Dünya’nın bir kabuğa sahip olduğu bilinmiyordu. 1909’da, Hırvat sismolog (deprembilimci, depremci) Andrija Mohorovičić, yeraltında yaklaşık 50 kilometre derinlikte sismik hızın ani bir değişiklik gösterdiğini keşfetti. O günden beri, yerkabuğu ile onun altındaki manto arasındaki bu sınır Moho ya da Moho süreksizliği olarak biliniyor.

binära optioner kurs Günümüzdeyse, yeryuvarının katmanlarını, sismik (depremsel) dalga hızına ve yerçekimi ölçümüne dayalı yöntemlerle belirleniyor. Sismik yöntem de, kabuk ile manto arasında sismik (depremsel) dalganın yayılma hızındaki değişim gözlenir. Gravimetri (yerçekimi ölçümü, gravimetrik) yöntemi de, kabuk ile manto bileşimindeki yoğunluk farkı yüzünden oluşan yerçekimi etkisine bakar.


Click to enlarge! Comparison between an old global Moho model (left) based on seismic/gravity data and Moho-mapping based on GOCE data (right) in South America. Credits: GEMMA project

Fakat üretilen Moho modelleri, genellikle sınırlı sismik ya da gravimetrik verilerle kuruluyor ki bu kötü veri içerikli ya da sadece tek hat boyunca geçerli oluyor. Avrupa Uzay Kurumu (ESA), GOCE adlı yerçekimi uydusunun verileriyle tüm Dünya’yı kapsayan ve yüksek çözünürlüğe sahip ilk Moho haritasını üretmiş. Projenin adı,  Moho Modelleme ve Uygulamaları için GOCE’den Faydalanma Projesi, İngilizcesi The GOCE Exploitation for Moho Modelling and Applications Project, GEMMA. GEMMA’nın ters çözümü ile üretilen Moho haritası homojen ve iyi dağıtılmış yerçekimsel verilere dayanmaktaymış. Bu sayede, ilk kez eşsiz bir Moho derinliği tahmini yapılmış. Hatta veri olmayan yerlerde bile bu derinliği söylemek mümkünmüş.

GOCE uydusu, Yerküre’nin içindeki süreçler, deniz seviyesindeki değişimler ve küresel enerji alışverişinde önemli bir rol oynayan okyanus akıntıları hakkında mevcut bilgimizi artırmak için yerçekimi alanını ölçüyor ve benzersiz bir doğrulukta yeryuvarının gerçek geometrik şekli olan geoiti modelliyor.


Click to enlarge! The Moho depth of the European area. Source: Grad, M., Tiira, T., and ESC Working Group, 2009. The Moho depth map of the European Plate, Geophys. J. Int. 176, 279-292. doi: 10.1111/j.1365-246X.2008.03919.x.

Bu da ilave olsun, işin gerçeği biraz araştırma yapınca, köre attım topalı vurdum. Avrupa plakasının Moho derinliğini ele alan bir harita daha var. GEMMA kadar hassas olmasa da, bu çalışma Avrupa sınırlarını aşıyor. Unutmayın, jeotermal çalışan biri için kabuk kalınlığı çok önemlidir.

opzioni binarie video youtube Kaynak
ESA, Mapping the Moho with GOCE, 21 Nisan 2012

Dünya’nın Yamuk Yumuk Bir Şekli Var

Dünyamız küre şeklinde olsaydı. Pekâlâ, Yerküre’nin her yeri aynı yoğunluğa sahip olsaydı. O zaman yerçekimi ayak bastığımız her yerde sabit olurdu, değişmezdi. Ama durum böyle değil. Çünkü okyanusların altına yaklaşık 10 kilometre dalan katı ve sert kabuk, kıtaların olduğu bölgede takriben 32 kilometre kalınlığındadır. Bu yüzden, bazı alanlar hafif malzemeler içerir, bazılarıysa bunlara göre daha ağırdır. Yoğunluktaki bu değişimin nedeniyse mantodaki hareketliliktir. Bütün bu etkilerin bir sonucu olarak, yerçekimi bazı yerlerde diğerlerine kıyasla daha güçlü hissedilir.

Oyuncak hamurdan yapılmış bir küre elinizde olsun. Ardından avucunuzdaki hamuru iyice sıkın. Ve karşınızda dünyamızın gerçek şekli.. Bu olguyu açıklığa kavuşturmak için yürütülen bir çalışmada elde edilen yeni bulgular sunuldu.


Geoit. Kırmızı ve sarı renkler yüksek yerçekimini, mavi renkse düşük yerçekimini simgeliyor.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=PZlj99RL2gM

Avrupa Uzay Servisi’nin GOCE* uydusu uzaktan algılama yöntemiyle yerçekimini haritalamayı başardı. Dünya’nın her noktasındaki yerçekimine ait veriler uydu aracılığıyla toplandı. Bu bilgiler ışığında, Dünya’nın en doğru ve en hassas yerçekimi haritası üretildi. Sonuç olarak elde edilen görüntüde, dünyanın yamru yumru bir şekle sahip olduğu kanıtlandı. Benzeri görülmemiş ayrıntılarıyla sunulan Dünya’nın yerçekimi haritası 4. Uluslararası GOCE Kullanıcıları Çalıştayı’nda açıklandı.

Yeryüzünü gözetleyen diğer uydulara nazaran daha yakın bir yörüngede dönen GOCE uydusu, yerçekimini haritalamış ve gerçek geoiti görüntülenmiş oldu. Örneğin, uydu Alplere yaklaştığı zaman, dağlar uyduyu hafifçe kendilerine doğru çekmiş. Bu gibi yerçekimi alanındaki düzensizliklerin ölçeği uydunun yörüngesinde yapılan çok hassas çözümlemelerle öğrenilmiş. Ek olarak, manyetik alandaki sayısal değişiklikleri ölçen bir gradiyometre taşıyan GOCE uydusu yerkürenin bütüncül resmini ortaya koymuş.

Geoit göreceli olarak sürekli sabitken bile deprem, kutup buzullarının erimesi ve deniz seviyesindeki değişim gibi tüm olgularda göze çarpmayan değişiklere neden olmaktadır. Bu geçici değişiklikler çok küçük olmasına rağmen milimetre düzeyinde ölçülebilir.

Gerçek geoitin haritalanmasıyla birlikte okyanus ve iklim üzerine çalışan biliminsanları daha fazla bilgiye sahip olacak. Geoit, yalnızca yerçekimi tarafından şekillendirilen, gelgit ve akımların olmadığı en uygun küresel okyanusun yüzeyini temsil eder. Bu kabul, iklim değişikliklerinden oldukça etkilenen okyanus akımlarının, deniz seviyesindeki değişimin ve buzullardaki hareketliliğinin ölçülmesinde çok önemli bir kaynaktır.

Gördüğümüz gibi mükemmel GOCE gradiyometre verileri, sürekli geliyor. Sonuç olarak, oluşturulan yerçekimi alan örneği, her iki aylık döngüden sonra daha da iyi hale geliyor. Artık GOCE verileri, bilim ve uygulamalar da kullanılmak için hazır durumda. Bundan dolayı, ilk denizbilimsel (oşinografik) sonuçları heyecanla beklemekteyim. GOCE’nin ürettiği eşi görülmemiş kalite ve çözünürlüğe sahip veriler, hem okyanusların hareketli topoğrafyası hem de okyanuslardaki akıntı örneklemelerini bizlere gösterecektir. Sonuç olarak, okyanuslardaki değişime bakışımızın gelişeceğinden eminim.
—Reiner Rummel (Münih Teknik Üniversitesi)

Geoit bilgileriyle deprembilimi (sismoloji) ve manyetizmanın birleştirilmesi sonucu gezegenimizin iç yapısı ifşa olacak hatta deprem kökenli süreçlerde açıklığa kavuşacaktır. İlke olarak, depremden önce kıtasal ve okyanusal plakalar yanyana gelir ya da dalma-batma gerçekleşir. Depremin cereyan ettiği an yerçekimi için parmak izi kabul edilir. Depremden sonra, plakalarda kayda değer boyutlarda yerdeğiştirir ve bu durum farklı parmak izlerine neden olur. Depremden önce ve sonra alınan yerçekimi ölçümlerin karşılaştırılması, deprembilimcilerin ürettikleri örneklemelerin düzeltmesine yardımcı olacağı gibi deprem mekanizmasının daha iyi kavranmasına olanak sağlayacaktır.

GOCE uydusu, Mart 2009’da fırlatıldı. Ana görevi olan yerkürenin yerçekimi haritasını üretme vazifesini iş takviminin 6 haftasında bitirdi. Fakat, 2012’ye kadar yerçekimi çalışmasını yürütecek ve bu doğrultuda daha hassas ölçümlere devam edecek.

*GOCE
İng. handlowe opcje binarne Ocean http://pro8.nu/?zxcvb=binaire-optie-makelaars&75b=1c binaire optie makelaars Circulation http://nutrilovepets.com/news.php?z3=M3FHVGd2LnBocA== köpa rogaine billigt Explorer
Tr. Yerçekimi Alanı ve Kararlı Okyanus Akımları Kâşifi

Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Tortopoğlu, B. ve Güler, B., 2011. Dünya’nın Yamuk Yumuk Bir Şekli Var, yerbilimleri.com


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=V3WtRfMAR74

binäre optionen berichte Kaynakça
ESA, Earth’s gravity revealed in unprecedented detail, 10 Temmuz 2011 tarihinde ulaşıldı.
Redd, N., T., Best Gravity Map Yet Shows a Lumpy, Bumpy Earth, space.com, 10 Temmuz 2011 tarihinde ulaşıldı.

ESA: Dünya’nın Bilinen En Kapsamlı Yerçekimi Haritası

Avrupa Uzay Kurumu‘nun (ESA) yerküreyi daha iyi gözlemlemek için giriştiği iddialı bir projenin parçası olan yerçekimi haritası, Norveç’te düzenenlenen Yaşayan Gezegen Sempozyumu’nda (ESA Living Planet Symposium 2010) sunuldu. Üretilen renkli harita yer çekiminin dünya üzerinde her yerde varolan ama çok ufak farklılıklar da içeren etkisini gözler önüne seriyor. Haritada kırmızı renkler ortalama yerçekimi yüzeyinin üstünde, mavi renkler ise altında kalan bölgeleri işaret ediyor.

Dünya, hafif yassı bir küreye benzeyen elipsoit şekle sahiptir. binary options mt4 demo account Dünya’nın geometrik olmayan gerçek biçimi geoittir/jeoiddir. İzlanda ve çevresinde bu elipsoidin yaklaşık 80 metre yukarısından geçen yerçekimsel yüzey, Hint Okyanusu’nda da ise 100 metre aşağıya denk düşüyor.

Geoit olarak bilinen yer çekimi haritasını, Avrupa’nın uzayda seyreden Goce uydusunun gönderdiği verilere borçluyuz. Bu uydunun özelliği, dünyadan uzaklığından ziyade yakın olması. Şu an yörüngesi dünyaya en yakın olan uydu olarak biliniyor. Goce’nin topladığı yerçekimi verileri birçok yönden araştırmacıların işine yarayacak. Örneğin okyanuslardaki dev su kütlesinin ısıyı nasıl hareket ettirdiğinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak.

2009 yılında fırlatılan Goce uydusu, güney ve kuzey kutupları arasında dünyadan sadece 254,9 km irtifada mekik dokuyarak hareket ediyor. İçindeki cihazlar o kadar hassas ki, dünyanın yerçekiminde 1/10.000.000.000.000 oranında bir oynamayı dahi saptayabiliyor. Böylelikle artık araştırmacılar, dev sıradağlardan okyanus altındaki derin çukurlara değin dünyanın değişik bölgelerinde çok ufak da olsa varolan yerçekimi farkını ölçebiliyor.

Uydunun topladığı iki aylık veriler, yerbilimcilerin (jeologların) ‘geoit’ olarak adlandırdığı haritaya dönüştürüldü. Söz konusu haritanın her bir noktasında yerçekiminin gücü 90 derecelik dikey bir açıyla kendini gösteriyor.

Goce uydusu verilerini değerlendiren heyetin başkanı Profesör Reiner Rummel, ” http://www.mylifept.com/?refriwerator=forex-binary-optionen&bb5=95 forex binary optionen varsayımsal bir yüzey” oluşturduklarını söylüyor: ”Bu yüzeyin herhangi bir noktasına bir top bıraktığınızı farzedin, olduğu yerde kalacaktır.” Araştırmacılar, bu en uygun (ideal) yüzeyi belirledikten sonra, dünyanın hangi bölgelerinin ”altta”, hangilerinin ”üstte” kaldığını hesaplıyor.

Şayet dünyanın denizlerinde yel (rüzgâr), dalga, gelgit olayı veya akıntılar olmasaydı, bu su kütlesinin alacağı ideal şekil geoit yüzey olacaktı. Dolayısıyla okyanusbilimciler, yeni haritayla çok ilgililer. opciones financieras lenguaje Okyanusların gezegenin bir ucundan diğer ucuna ısı ve enerjiyi nasıl naklettiğini gösteren iklim modelleri oluştururken, yeni haritanın çok faydalı olacağını söylüyorlar.

Ayrıca yerçekimi haritasının daha birçok kullanım sahası var. Örneğin mühendisler, boru hatlarındaki bir sıvının doğal olarak hangi istikamette ilerlemek isteyeceğini ölçmek için, geoit hesabına başvurabilecek. Yanardağların altındaki magmanın faaliyete geçmesinin, yerçekiminde ufak oynamalara sebep olabildiği biliniyor. Köp billig Atarax online utan recept Uzmanlar, yerçekimindeki farklılıkları gösteren verilerin, yanardağ patlamalarına ve depremlere maruz kalan bölgelerde yerin altındaki etkinliği daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını söylüyor. (Goce satellite views Earth’s gravity in high definition)


Click to enlarge! Look at that http://www.facebook.com/video/video.php?v=111872572175111 and http://www.facebook.com/video/video.php?v=135868399775528
Büyütmek için tıklayın! Ayrıca http://www.facebook.com/video/video.php?v=111872572175111 ve http://www.facebook.com/video/video.php?v=135868399775528

segnali gratis opzioni binarie GOCE giving new insights into Earth’s gravity
The first global gravity model based on GOCE satellite data has been presented at ESA’s Living Planet Symposium. ESA launched GOCE in March 2009 to map Earth’s gravity with unprecedented accuracy and resolution.

The model, based on only two months of data, from November and December 2009, shows the excellent capability of the satellite to map tiny variations in Earth’s gravity.

“GOCE is delivering where it promised: in the fine spatial scales,” GOCE Mission Manager Rune Floberghagen said.

“We have already been able to identify significant improvements in the high-resolution ‘geoid’, and the gravity model will improve as more data become available.”

The geoid is the shape of an imaginary global ocean dictated by gravity in the absence of tides and currents. It is a crucial reference for accurately measuring ocean circulation, sea-level change and ice dynamics – all affected by climate change.

Chairman of the GOCE Mission Advisory Group and Head of the Institute for Astronomical and Physical Geodesy at the Technische Universität München, Prof. Reiner Rummel, said: “The computed global gravity field looks very promising. We can already see that important new information will be obtained for large areas of South America, Africa, Himalaya, South-East Asia and Antarctica.”

“Over continents, and in particular in regions poorly mapped with terrestrial or airborne techniques, we can already conclude that GOCE is changing our understanding of the gravity field,” Dr Floberghagen added.

“Over major parts of the oceans, the situation is even clearer, as the marine gravity field at high spatial resolution is for the first time independently determined by an instrument of such quality.”

New GOCE models are already yielding a wealth of new information that is useful for many domains of geosciences. GOCE’s final gravity map and geoid will be instrumental in advancing science and applications in a broad range of disciplines, ranging from geodesy, geophysics and surveying to oceanography and sea-level research.

“With each two-month cycle of data, the gravity model will become more detailed and accurate. I am convinced that the data will be of great interest to various disciplines of Earth sciences,” Prof. Rummel said.

Excellent technical achievement
In order to achieve its very challenging mission objectives, the satellite was designed to orbit at a very low altitude, where the gravitational variations are stronger closer to Earth.

Since mid-September 2009, GOCE has been in its gravity-mapping orbit at a mere 254.9 km mean altitude – the lowest orbit sustained over a long period by any Earth observation satellite.

The residual air at this low altitude causes the orbit of a standard satellite to decay very rapidly. GOCE, however, continuously nullifies the drag in real time by firing an ion thruster using xenon gas.

It ensures the gravity sensors are flying as though they are in pure freefall, so they pick up only gravity readings and not the disturbing effects from other forces.

To obtain clean gravity readings, there can be no disturbances from moving parts, so the entire satellite is a single extremely sensitive measuring device.

“The gravity measuring system is functioning extremely well. The system is actively compensating for the effects of atmospheric drag and delivering a continuous set of clean gravity readings,” Dr Floberghagen said.

“This in itself is an excellent technical achievement. GOCE has proven to be a nearly perfect satellite for measuring gravity from space.”

In May, ESA made available the first set of gravity gradients and ‘high-low satellite-to-satellite tracking’. These data are available to scientific and non-commercial users – and much more will come in the following months.

Kaynakça
BBCTürkçe, 2010. Yerçekimini ölçen yeni bir dünya haritası, Bilim ve Teknoloji, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/06/100629_gravity_goce.shtml, 4 Temmuz 2010 tarihinde ulaşıldı.
ESA, 2010. GOCE giving new insights into Earth’s gravity, News, European Space Agency, Bergen, Norway, http://www.esa.int/esaCP/SEMY0FOZVAG_index_0.html, accessed at July 4th 2010.