Etiket arşivi: yanardağbilimi

Lavın Buzla Buluşması

erfahrung 24option com Jeologlar (yerbilimciler), çok merak edilen bir karşılaşmayı gözlemlemek için yerden binlerce metre yükselikte hayatlarını riske atmaktan kurtuldu. Biliminsanları, doğal ortamda gözlemlemesi çok zor olan bir olayı kendi imkanlarıyla canlandırdı. Kar ve buz ile kaplı yanardağların zirvelerinde lavlarla suyun bir araya gelmesiyle oluşan tepkime, hidrovolkanik patlama (freatomağmatik patlama), bir simülasyon halinde ortaya konuldu.

banka forex lav_buz
Buzun lavla buluşması: Görüntü: Edwards vd.

si fa soldi a traider
İzleyemeyenler için http://vimeo.com/19260895 Görüntü: Syracuse University & Jenny Wysocki Copyright © 2011

netdania desktop Syracuse Üniversitesi Lav Projesi biriminde yer alan araştırmacılar, 300 kilogram lav hazırlayarak dev bir buz kalıbı üzerine döktü ve ortaya çıkan tepkimeyi izledi. Deneyde, Jeff Karson’ın başında yer aldığı jeologlara, heykeltıraş Bob Wysocki yardım etti. Biliminsanları, doğal ölçekteki lav akışlarını karlı zirvelerin barındırdığı risklerden arınarak gözlemledi.

iwww iqoption Geology dergisinde yayımlanan araştırmada, lavların oluşturduğu akış düzeninin yanı sıra, lav baloncuklarının oluşma şekli ve buzların altında yaşanan erime gibi birçok etken mercek altına yatırıldı.

Insights on lava–ice/snow interactions from large-scale basaltic melt experiments
Quantitative measurements of interactions between lava and ice/snow are critical for improving our knowledge of glaciovolcanic hazards and our ability to use glaciovolcanic deposits for paleoclimate reconstructions. However, such measurements are rare because the eruptions tend to be dangerous and not easily accessible. To address these difficulties, we conducted a series of pilot experiments designed to allow close observation, measurements, and textural documentation of interactions between basaltic melt and ice. Here we report the results of the first experiments, which comprised controlled pours of as much as 300 kg of basaltic melt on top of ice. Our experiments provide new insights on estimates for rates of heat transfer through boundary layers and for ice melting; controls on rates of lava advance over ice/snow; formation of lava bubbles (i.e., Limu o Pele) by steam from vaporization of underlying ice or water; and the role of within-ice discontinuities to facilitate lava migration beneath and within ice. The results of our experiments confirm field observations about the rates at which lava can melt snow/ice, the efficacy with which a boundary layer can slow melting rates, and morphologies and textures indicative of direct lava-ice interaction. They also demonstrate that ingestion of external water by lava can create surface bubbles (i.e., Limu) and large gas cavities. We propose that boundary layer steam can slow heat transfer from lava to ice, and present evidence for rapid isotopic exchange between water vapor and melt. We also suggest new criteria for identifying ice-contact features in terrestrial and martian lava flows.

download gratuito binario opzione proiettile Ayrıntılar
NTVMSNBC, Lavlarla buzun buluştuğu an, 2 Temmuz 2013

Kolombiya’daki Nevado del Ruiz Yanardağı Uyandı

Kolombiya’daki Nevado del Ruiz yanardağından kül ve duman çıkmaya devam ediyor. Yetkililer, yanardağdaki hareketlilik nedeniyle üç hafta önce verdikleri turuncu alarmın hala geçerli olduğunu söyledi. Yanardağın saçtığı küllerden etkilenen bölgede 35.000 yüz maskesi dağıtıldı. Yetkililer, 2012’nin Mayıs ayından beri kapalı olan Manizales kenti yakınlarındaki havaalanının, yanardağ kül sıçratmaya son verene kadar kapalı kalacağını söyledi.

Ülkenin orta bölgesindeki Manizales kentinde bulunan Yanardağ Gözlemevi, kül bulutlarının ve dumanların Pazar günü, 2.000 metre yüksekliğe ulaştığı belirtildi. Gözlemevindeki biliminsanları, yanardağın “günler veya haftalar” içinde patlayabileceği uyarısında bulundu.


1985’deki lahar kırmızı renkle gösterilmiş. Kaynakça: Wright and Pierson (1992)

Yanardağın eteğindeki nehir kenarında oturan ve olası bir patlamada risk altında olan yaklaşık 150 aile bölgeden tahliye edildi. Yanardağın patladığı 1985 yılında, Lagunilla nehri kıyısındaki Armero kenti, lavların erittiği kar sularının altında kalmış ve patlama sonucu oluşan çamur akıntısı (lahar) nedeniyle 25.000 kişi ölmüştü. Çamur akıntısı oluşan su akıntısının hızı saatte 60 kilometreyi bulmuştu.

kan man köpa Viagra i prag Kaynakça
BBC, Kolombiya’da yanardağ hareketlendi, 18 Haziran 2012, İngilizce

Jüpiter’in Uydusu İo’nun Jeoloji Haritası Üretildi

Güneş Sistemi’nin en büyük gezegeni olan Jüpiter büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşuyor ve yapısı itibariyle gaz devi sınıfına giriyor. Jüpiter’in 63 doğal uydusundan dördü olan; İo, Europa, Ganymede ve Callisto’yu, ilk kez gökbilimci Galileo Galilei 1610 yılında kendi yaptığı basit teleskopla keşfetmişti.

1970’lere kadar bilinen uydu sayısı 13 iken Jüpiter’e gönderilen Voyager uzay araçları ve 2000 yılından bu yana yeryüzünden yapılan araştırmalarla bu sayı 63’e çıktı. Gökbilimcilere göre İo’daki sürekli yanardağ faaliyetinin kaynağı Jüpiter’in ve en büyük iki ayından Europa ve Ganymede’in çekimi. Gezegenle iki ayın çekimi İo’nun küçülüp büyümesine bu da çekirdeğinde ısının olağanüstü boyutlarda yükselmesine sebep oluyor.

Ay’dan biraz daha büyük ve Dünya’dan 25 kez daha volkanik olan İo’da 425 aktif yanardağ var. Gökbilimciler tarafından hazırlanan haritada dağlar, yanardağ ağızları, ovalar, plato ve lava nehirleri görülüyor. Arizona State Üniversitesi tarafından yayınlanan renkli haritanın İo’nun içyapısına ışık tutması bekleniyor.


İo’nun jeoloji haritası. Görüntü: David Williams (Arizona State Üni.)

Tamamlanması 6 yıl süren haritada Ay’daki gibi hiç meteor krateri gözükmüyor. Nedeni yanardağ faaliyeti nedeniyle İo’nun sathının sürekli değişmesi. İki Voyager uzay aracı ve daha sonra Jüpiter’in yörüngesine gönderilen Galileo’nun çektiği resimlerden derlenen haritayı, Amerikan Yerbilimsel Akaraştırma Kurumu’nun sitesinde görmek mümkün.


Göremeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=cV2h43SHwoA, ilaveten http://gallery.usgs.gov/videos/529

köp Viagra på nätet Goteborg (Göteborg) (Landvetter) Kaynakça
VOA, Jüpiter’in Aylarından İo’nun Haritası Çıkarıldı, 21 Mart 2012

Van Depremi’nden Sonra Neler Olur?

Celâl Hoca, gene döktürmüş. Ama aşağıdaki haberin en önemli kısmı şu; “Van Depremi”ne neden olan şey fay değil, bir kıvrılma.. İlk kez bir depremin, fay dışındaki başka bir yapısal unsurla meydana geldiğini duydum*, işittim, gördüm. Sanırım bu konuya dair makale hazırlanıyordur, kimbilir belki de yayınlandı biz sektirdik.. Lafı kısa keselim, Özlem Güvemli’nin yaptığı röportaj aşağıda..


Van depremin ele alan bir afiş çalışması. Kaynak: antrepo

17 Ağustos 1999 Kocaeli depremi için “yakışıklı bir deprem” nitelemesi yapan Celâl Şengör (İTÜ Jeoloji Müh.), Van depremini daha da yakışıklı buldu. Van’daki depremin başka bir depremi tetikleyebileceği uyarısında bulunan Şengör “Van’ın civarındaki gerilmenin dağılımı değişti” dedi.

Şengör, tastylia strips reviews Van depreminin gerçekleştiği bindirme fayının dünyada nadir görülen kıvrılma hareketine de yol açtığını belirterek “Van Gölü’nde inceleme yapıldı. Kimi yerlerde su seviyesi değişik. Bazı yerlerde su çekilmiş bazı yerlerde olduğu yerde kalmış. Kıvrılma yüzeyde görülüyor nefis…” değerlendirmesi yaptı. Şengör, Van depreminin kimi bilim insanlarının söylediği gibi “süpriz” olmadığını bölgedeki fayın 1939’da haritalandığını ancak MTA’nın haritasında bu fayın bulunmadığını ifade etti. MTA’nın bu nedenle jeoloji haritasını tekrar elden geçirmeye karar verdiğini, çalışmaların da tamamlandığını haritanın yakında yayımlanacağını söyledi.

Türkiye gibi bilimsel çalışma düzeyinin çok düşük olduğu bir ülkede her aktif fayı tek tek incelemenin çok zor olduğunu dile getiren Şengör “Türkiye’nin çok güzel bir aktif fay haritası çıkmak üzere. Bütün fayları biliyoruz demek yine mümkün olmayacak. Hepsini bilebilmek için 1/10.000 ölçeğinde haritalanmaya ihtiyaç var. Türkiye’nin 1/25.000 ölçeğindeki jeolojik haritalaması bile bitmedi” dedi. Şengör Türkiye’nin önemli deprem bölgelerenin % 90’ının yeni harita ile bilinir hale geleceğini söyledi.

İstanbul’da jeolojik çalışma yapılmadığına dikkat çeken Şengör “MTA’nın İstanbul ile ilgili 1/50.000’lik jeoloji haritası var. 1/10.000’lik harita şart. İstanbul’un jeolojik yapısını bile bilmiyoruz” diye konuştu. Şengör, İstanbul’un ilk jeoloji haritasının 1804 yılında yapıldığını, ilk jeolojik kesiti ise 2009 yılında kendisinin aldığını dile getirdi. “Harita yetmez kesit alıp yapıyı anlamak gerek” diyen Şengör, şu an kesitin üzerinde çalıştıklarını belirtti. Şengör, zaman kaybetmeden İstanbul’un jeoloji haritasının tamamlanması gerektiğini vurguladı.

Van civarının volkanik bir bölge olduğunu anımsatan Şengör, Nemrut’un her an patlayabileceğine dikkat çekti. Şengör, “Ama patlamanın eli kulağında değil” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Etrafta iyi bir sismolojik ağ varsa önceden belirtiler görülüyor. Mağma yukarı bir anda çıkmıyor, yavaş yavaş yükseliyor. İtalyanlar çok iyi biliyor bunu. Biz de Nemrut’ta olacak bir patlamayı önceden bilebiliriz çünkü Hacettepe Üniversitesi tarafından yakından takip ediliyor.”

lightspeed panel Kaynakça
Cumhuriyet, “Van, başka bir depremi tetikleyebilir”, 9 Şubat 2012

* Valla, MTA kör fay dediğinde veya olay yerine koşan diğer araştırmacılar işin içinden çıkamadığında, hop over to this website Fuat Hoca bunun sebebinin kıvrım olabileceğini belirtmişti. Neden, çünkü bu büyüklükte bir dperemin yüzeyde oluşturması gereken kırığı oluşturmadığını görünce ortaya yeni bir fikir atmak gerekir. Tabii ki önemli olan bunu bir makale ile yayınlayıp ilk söyleyen olmak.. Evet, Fuat Şaroğlu’nun müridiyim..

El Hierro Adası Açıklarındaki Sualtı Yanardağı Faaliyete Geçti

Fas’ın batısında ve Atlas Okyanusu’nda bulunan Kanarya Adaları’nda, 40 yıl aradan sonra yeniden faaliyete geçen sualtı yanardağı nedeniyle, bölgede alarm seviyesi arttırıldı ve kırmızı alarm verildi. Yetkililer, denizaltı yanardağının çevresindeki adalarda oturan 600 kişinin tahliye edilmesine başlandığını belirtti. Tahliye edilenlerin bir kısmı adanın en büyük kenti Valverde’deki okul yurtları ve stadyumlara yerleştirildi.

İspanya’nın özerk bölgesi Kanarya Adaları’nın bir parçası olan El Hierro Adası’nın 5 kilometre açığında bulunan volkan, suyun 900 metre altında lav püskürdü. Art arda gelen 4,4 ve 3,9 büyüklüğündeki depremlerin ardından anayol üzerinde bulunan tünel kapatıldı. Uzmanlar, El Hierro Adası’nda, temmuz ayından bu yana 10.000’den fazla deprem yaşandığını belirtiyor. Denizden sülfürik gaz ve duman çıkışı kesilmedi. Şu ana kadar onlarca ev boşaltıldı. Halk, yanına alabildiği birkaç parça eşyayla evini terketti.

—Toparlanacak zamanımız olmadı. Sadece gerekenleri aldık.
—Kıyafet, ilaç, evin tapusu. Bize söylenenler bunlardı.


A small explosion (possibly 20 meters tall) at El Hierro on Nov. 8, 2011. Image courtesy of St. Thomas Productions. The triangular island of Hierro is the SW-most and least studied of the Canary Islands. The massive Hierro shield volcano is truncated by a large NW-facing escarpment formed as a result of gravitational collapse of El Golfo volcano about 130,000 years ago. The steep-sided 1500-m-high scarp towers above a low lava platform bordering 12-km-wide El Golfo Bay, and three other large submarine landslide deposits occur to the SW and SE. Three prominent rifts oriented NW, NE, and south at 120 degree angles form prominent topographic ridges. The subaerial portion of the volcano consists of flat-lying Quaternary basaltic and trachybasaltic lava flows and tuffs capped by numerous young cinder cones and lava flows. Holocene cones and flows are found both on the outer flanks and in the El Golfo depression. Hierro contains the greatest concentration of young vents in the Canary Islands. Uncertainty surrounds the report of an historical eruption in 1793.

Püskürmenin su yüzeyinden 50-100 metre altında bulunan yanardağ ağzından geldiği düşünülüyor. Patlama sonucu oluşan bazalt akıntısının, 1100-1200 C sıcaklığında olduğu ve bunun suyu 10 C kadar ısıttığı belirtiliyor. 11.000 nüfusa sahip El Hierro, volkanik faaliyetler sonucu oluşmuş bir ada. Kalkan tipi bir volkan olan El Hierro’nun en son milattan önce 550’de (± 75 yıl) patladığı biliniyor. İspanya’daki en son volkanik patlama ise 1971 yılında olmuş.

Patlamaya dair birkaç görsel için tıklayın. Bu da NASA’nın özeti ve son gelişme, buysa EuronewsTürkçe‘den..


Longer range El Hierro 4D quake plot. July through September. Quakes are shown with the island’s topology for visual reference. Two rotations; one flat profile view, one perspective view. 4D, color denotes the date of quake. Göremeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=WTv8Axvwijs

piattaforma gratuita opzioni binarie Kaynakça
EuronewsTürkçe, Kanarya Adaları’nda volkan paniği, 20 Kasım 2011
EuronewsTürkçe, Kanarya Adaları’nda volkanik tehlike alarmı, 20 Kasım 2011
EuronewsTürkçe, Kanarya Adaları’nda volkanik hareketlilik, 20 Kasım 2011
Global Volcanism Program, Hierro, 20 Kasım 2011
Erik Klemetti, El Hierro Eruption: Quite the Jacuzzi, 20 Kasım 2011

İlk Kez Deniz Altındaki Bir Yanardağ Patlaması Tahmin (!) Edilmiş

Deniz araştırmacıları, daha önce ilk kez bir sualtı yanardağının (/volkanının) patlamasına tanık olmuşlardı.

Şimdiyse, bitwis com ilk kez deniz altındaki bir yanardağ patlaması 5 yıl önceden (!) tahmin edildi. Patlama, Oregon eyaletinin yaklaşık 400 kilometre açığında Pasifik (Büyük) Okyanusu’nda gerçekleşti. Dünyanın en etkin volkanik bölgelerinden birinde bulunan Eksenel Sualtıdağı (Axial Seamount) 27 Temmuz 2011’de harekete geçti.

Yerbilimci Bill Chadwick (Oregon Üni.) ile yerdoğabilimci Scott Nooner’ın (Columbia Üni.) bu volkanı 10 yıldan uzun bir süredir izlediklerini belirtiyor. Biliminsanları, 2006’da yayımladıkları bir araştırmada (öz aşağıda), okyanus tabanında ölçüm yapan robotların elde ettiği veriler sayesinde sualtı volkanının mağma dolu olduğunu saptamışlar ve binäre optionen bei etoro Eksenel Sualtıdağı’nın 2014’ten önce patlayacağı öngörüsünde bulunmuşlar. Bu tahminin, okyanus tabanında yapılan ve volkanın kabardığını gösteren basınç ölçümlerine dayandığı belirtiliyor. Volkan yüzeyinin bir balon gibi aşamalı olarak yılda 15 santimetre kabardığını, mağmanın volkanın ağzına doğru yükseldiği ve tepe noktasında biriktiği tespit edilmiş.

Vertical deformation monitoring at Axial Seamount since its 1998 eruption using deep-sea pressure sensors
Pressure measurements made on the seafloor at depths between 1500 and 1700 m at Axial Seamount, an active submarine volcano on the Juan de Fuca Ridge in the northeast Pacific Ocean, show evidence that it has been inflating since its 1998 eruption. Data from continuously recording bottom pressure sensors at the center of Axial’s caldera suggest that the rate of inflation was highest in the months right after the eruption (20 cm/month) and has since declined to a steady rate of ~15 cm/year. Independent campaign-style pressure measurements made each year since 2000 at an array of seafloor benchmarks with a mobile pressure recorder mounted on a remotely operated vehicle also indicate uplift is occurring in the caldera at a rate up to 22 ± 1.3 cm/year relative to a point outside the caldera. The repeatability of the campaign-style pressure measurements progressively improved each year from ± 15 cm in 2000 to ± 0.9 cm in 2004, as errors were eliminated and the technique was refined. Assuming that the uplift has been continuous since the 1998 eruption, these observations suggest that the center of the caldera has re-inflated about 1.5 ± 0.1 m, thus recovering almost 50% of the 3.2 m of subsidence that was measured during the 1998 eruption. This rate of inflation can be used to calculate a magma supply rate of 14 × 106 m3/year. If this rate of inflation continues, it also suggests a recurrence interval of ~16 years between eruptions at Axial, assuming that it will be ready to erupt again when it has re-inflated to 1998 levels.

Eksenel Sualtıdağı 1998’de patladığında kaldera oluşmuş yani büyük bir çukur meydana gelmiş ve zemin önceki konumuna göre 3,2 metre alçalmış. Bu olayı saptayan araştırmacılar, yanardağın kalderasının yeniden mağmayla dolup 1998’deki düzeye ulaştığında tekrar patlamaya hazır olacağını söylemiş. Chadwick, yanardağ patlamasını öngörmenin zor olduğunu, denizaltındaki yanardağlar hakkında ise karadakilerden daha az bilgi sahibi olduklarını ifade ediyor. Nooner da, bunun okyanus altında patlamanın tüm dönemi ölçülen ve yüzey deformasyonu (yamulması) izlenen tek yanardağ olduğunu belirtiyor.

Konu ile ilgili haber için tıklayın!


Arm of the remotely operated vehicle Jason samples freshly erupted lava on Axial Seamount, July 27, 2011. Lava erupted in April 2011 has flowed under an archway formed by an older eruption. Shimmering hot water containing white masses of microbes exits from a seafloor vent. Such so-called “snowblower” vents are seen only right after eruptions—evidence of a vast bloom created by these events. (Dave Butterfield, University of Washington. Copyright Woods Hole Oceanographic Institution)


Crew members prepare the remotely operated vehicle Jason to dive to Axial Seamount. (Bill Chadwick, Oregon State University)

köpa Viagra tallinn In a First, Scientists Successfully Forecast Undersea Eruption
Lava Flow Is Spotted Off Oregon

Researchers returning from a cruise some 250 miles off the coast of Oregon have reported seeing a volcanic eruption on the seafloor that they accurately forecast five years ago—the first successful prediction of an undersea eruption. The event took place at Axial Seamount, one of the most active and intensely studied undersea peaks in the world.

Bill Chadwick, an Oregon State University geologist, and Scott Nooner, a geophysicist at Columbia University’s Lamont-Doherty Earth Observatory, have monitored the seamount for more than a decade; in 2006 they published a paper saying that Axial would erupt before 2014, when seafloor-surface measurements had reached a threshold indicating that the volcano had filled with enough magma to rupture.

“Volcanoes are notoriously difficult to forecast, and much less is known about undersea volcanoes than those on land, so the ability to monitor Axial Seamount, and determine that it was on a path toward an impending eruption is pretty exciting,” said Chadwick, who was chief scientist on the recent expedition.

Axial last erupted in 1998. Chadwick, Nooner and colleagues have monitored it ever since, using precise bottom-pressure sensors – the same instruments used to detect tsunamis in the deep ocean – to measure vertical movements of the floor of the volcano’s crater, or caldera, much like scientists use satellite ground-positioning instruments on land to measure movements of the ground. Before the eruption, the surface of the volcano was gradually inflating like a balloon, at the rate of 15 centimeters (six inches) a year, indicating that magma was rising and accumulating under the summit. When Axial erupted in 1998, the caldera floor suddenly deflated 3.2 meters (10.5 feet), as magma poured out onto the seabed. The scientists said that the volcano would be ready to erupt again when re-inflation pushed the caldera floor back to its 1998 level.

“Forecasting the eruption of most land volcanoes is normally very difficult at best, and the behavior of most is complex and variable,” said Nooner. “We now have evidence that Axial Seamount behaves in a more predictable way than many other volcanoes.” Nooner said this was likely due to the volcano’s robust magma supply, coupled with its thin crust, and its location on a mid-ocean ridge, where the crust is constantly spreading. On land, scientists have honed techniques for monitoring dangerous volcanoes such as Washington’s Mount Rainier and Italy’s Vesuvius. However, false alarms and nasty surprises, such as the unexpectedly powerful 1980 explosion of Washington’s Mount St. Helens, are more the rule than the exception. No two volcanoes are alike, but the research at Axial could add insights into the potential behavior of similar volcanoes, said Nooner.

The scientists discovered the eruption on July 29, while Chadwick, Nooner and University of Washington colleagues Dave Butterfield and Marvin Lilley were leading an expedition aboard the research vessel Atlantis, operated by the Woods Hole Oceanographic Institution. Using Jason, a remotely operated robot submarine, they spotted a lava flow that had not been there the year before. “When we first arrived on the seafloor, we thought we were in the wrong place, because it looked so completely different,” said Chadwick. “We couldn’t find our markers or monitoring instruments or other distinctive features on the bottom. Once we figured out that an eruption had happened, we were pretty excited.”

The eruption excited biologists, too. When undersea eruptions occur, huge amounts of heat emerge, the chemistry of seafloor hot springs changes, and pre-existing biological communities are often destroyed, while new ones form. Some species are found only right after eruptions. Butterfield has been tracking the chemistry and microbiology of hot springs around the caldera since the 1998 eruption. “The seawater within the caldera was much murkier than usual, and that meant something unusual was happening,” he said. The scientists will examine the chemistry of vent water samples and work with Julie Huber of the Marine Biological Laboratory to analyze DNA and RNA of microbes in the samples.

The team also recovered instruments, including two bottom pressure recorders and two ocean-bottom hydrophones, which showed that the eruption took place on April 6 of this year. A third hydrophone was found buried in the new lava flows. The flow was at least two kilometers (1.2 miles) long, but so far, it is hard to tell its full scope, said Chadwick. He said that it might be three times bigger than the one in 1998. The latest eruption caused the caldera floor to sink by more than two meters (six feet).

The bottom-anchored instruments documented hundreds of tiny earthquakes and sinkage of the caldera during the volcanic eruption, but those readings were not retrieved until the latest visit. On the day of the eruption, land-based seismic monitors and a hydrophone array operated by the U.S. Navy detected only a handful. Bob Dziak, an Oregon State marine geologist who monitors the Navy array, said that because the quakes detected were so few and relatively small, the team did not suspect an eruption at the time.

The scientists will measure the rate of inflation over the next few years to see if they can successfully forecast the next event. “The acid test in science – whether or not you understand a process in nature – is to try to predict what will happen based on your observations,” Chadwick said. “Now we can build on that knowledge and look to apply it to other undersea volcanoes – and perhaps even volcanoes on land.”

The study was jointly funded by the National Oceanic and Atmospheric Administration and the National Science Foundation.

hyip forum opcje binarne Kaynakça
Columbia, In a First, Scientists Successfully Forecast Undersea Eruption, 11 Ağustos 2011 tarihinde ulaşılmış.
NTVMSNBC, Volkanın patlayacağı 5 yıl önceden bilindi, 11 Ağustos 2011 tarihinde ulaşılmış.

Antarktika Okyanusu’nda Sualtı Yanardağları Bulundu

Dünya’da buzun ve yanardağın bir arada bulunduğu herhangi bir yer sorulsa, herhalde akla gelen ilk yer, okyanus ortası sırtının bir ürünü olan, sıcak nokta, İzlanda olur..

Araştırmacılar tarafından, Antarktika (Güney) Okyanusu’ndaki Güney Sandviç Adaları’nın açıklarında daha önce var olduğu bilinmeyen 12 tane sualtı yanardağı keşfedildi. Bu keşifte kullanılan araştırma gemisindeki, deniz tabanı haritalama teknolojisi ile deniz yüzeyinin altında bulunan yanardağlar açığa çıkarıldı. Hatta bunlardan birkaçı Nemrut Dağı kadar —yer yer 3 kilometre- yüksekliğe sahipmiş. Ayrıca yıkılmış yanardağların ve su yüzeyinde görülen 7 etkin yanardağın oluşturduğu takımadaların yakınında da 5 kilometre çapa sahip yanardağ ağızları (kraterler) bulunmuş.


Büyütmek için tıklayın!
Yeni bulunan 12 sualtı yanardağı ve çevresinin batimetri haritası. Kırmızı renkli bölgeler yanardağların zirvesini, mavi renkli bölgeler okyanus tabanını temsil ediyor. Görüntü: Britanya Antarktika Araştırma Kurumu.

Yanardağ patlamaları gerçekleştiği zaman neler olduğunu ya da sualtında meydana gelen göçüklerin üretebileceği tsunami (dev dalga) gibi potansiyel tehlikelerin mekanizmasını kavramada, bu çalışmanın önemli bir yer aldığı belirtiliyor. Bunun yanı sıra, yanardağ etkinliğinden kaynaklı sıcak suların hüküm sürdüğü sualtındaki yerşekilleri ve çevresi, birçok vahşi türe zengin bir habitat sunuyorken dünyadaki yaşama dair yeni ve değerli bir anlayış daha ekliyor.

Deniz altındaki yanardağ etkinliği ile ilgili anlamadığınız birçok şey var. Muhtemelen sualtındaki yanardağlar sürekli patlıyor veya o bölgelerde çökme/göçme meydana geliyor. Yanardağları ifşa eden bu teknoloji ile elde ettiğimiz bilgiler, salt Dünya’nın evrimine dair hikâyeyi okumamıza fırsat vermekle kalmayacak. Aynı zamanda bu bilgiler, gezegenimizde popülasyonun yoğun olduğu bölgelerde yaşanan doğa kaynaklı tehlikelerin önlenmesinde biliminsanlarına yardımcı olacaktır.
—Phil Leat (Britanya Antarktika Araştırma Kurumu)


Sea-floor mapping technology reveals volcanoes beneath the sea surface. Image: British Antarctic Survey.

Hidrotermal çatlakların oluşturduğu sualtı yanardağlarının keşfi ile ilgili ayrıntılar Uluslararası Antarktika Yerbilimleri Sempozyumu 2011‘de sunulmuş. Çalışmanın sempozyumda sunulan özün aşağıda..

Volcanoes of the submarine South Sandwich arc revealed by new bathymetric survey
The South Sandwich arc, South Atlantic, a prime example of an intra‐oceanic arc in an entirely oceanic setting, has been mapped for the first time using multibeam sonar. The new survey shows nine main volcanic centers and ca. 20 main seamounts in the 540 km long volcanic arc. The central seven centers are 3‐3.5 km high and emerge as the main South Sandwich Islands. The northernmost center, around Protector Shoal, is a partly silicic cluster of seven stratovolcano seamounts and a 15 km diameter volcanic plateau. The southern center includes the newly found Adventure Caldera. The volcanoes have been affected by a range of mass wasting phenomena, including debris avalanches, slumps, erosion at sea level and sediment dispersal by mass flows. There is abundant evidence of slope instability and landsliding of volcanoes. There are abundant large, striking, wave‐like structures that have wavelengths of 2‐4 km and amplitudes of 50‐150 m on the ca. 2°‐3° submarine slopes of these volcanoes. TOPAS sub‐bottom imagery shows stratified units in the wave‐like structures that prograde downslope from wave crests and that can locally be traced from crest to crest, indicating that they are sediment waves, although modified by slumping. Sediment wave fields have central channels and originate from chutes connecting them to shallow shelves around the islands. The origin of the large volumes of sediment required to form the sediment wave fields is interpreted to result from high rates of coastal erosion. The emergent volcanoes are largely glaciated, with many glaciers discharging sediment at the coast. Coasts are unprotected from South Atlantic swell and dominated by eroding cliffs. Sediment on the shelves is discharged along the cutes as turbidity currents or other mass flows towards to sediment wave fields.

Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B., 2011. Antarktika Okyanusu’nda Sualtı Yanardağları Bulundu, yerbilimleri.com

köpa Sildenafil Citrate pÃ¥ nätet lagligt Kaynakça
BAS, Underwater Antarctic volcanoes discovered in the Southern Ocean, 12 Temmuz 2011 tarihinde ulaşılmıştır.