Etiket arşivi: uzaktan algılama

Grönland Buzullarının Sakladığı Büyük Kanyon

alert super pro trading Grönland’ın büyük kısmını örten buz tabakasının altında, dünyanın en büyük kanyonlarından biri keşfedildi. Henüz buzul tabakası yokken, yaklaşık 4 milyon yıl önce, oradan akan büyük bir nehir, en az 750 kilometre uzunluğa ve 800 metreden fazla derinliğe sahip kanyonu şekillendirmiş.

Temel kayaların yükseklik verileriyle üretilen Grönland'ın topoğrafik haritası. Yapım: J. Bamber (Bristol Üniversitesi)
Temel kayaların yükseklik verileriyle üretilen Grönland’ın topoğrafik haritası. Yapım: J. Bamber (Bristol Üniversitesi)

Kanyon, iklim değişikliği konusunda çalışma yürüten araştırmacıların radar yoluyla Grönland’ın temel kayalarını haritalarken kazayla ortaya çıkmış. Saklı vadi, Arizona’daki Büyük Kanyon‘dan da daha uzun. Vadi, Grönland’ın ortasından başlayarak yukarı doğru kuzey kıyılarına kadar kıvrıla kıvrıla uzanıyor. Buzul tabakası şekillenmeden önce bu vadi, Kuzey Buz Denizi’ne (Arktik Okyanusu’na) akan coşkun bir nehre sahipmiş. Şu an, vadi buzla dolmuş.

Vadiyi kaplayan 3 kilometreden daha kalın buzul tabaka öyle ağır ki, daha önce deniz seviyesinden 500 metre yüksekte olan Grönland’ın ortası çökmüş ve batan ada bugün deniz seviyesinden 200 metre aşağıda yer alıyor. Buzulbilimciler, buzul altındaki erimiş suların temelden okyanusa doğru taşınmasında, kanyonun önemli bir rol oynadığını düşünüyorlar. Ama kanyon hâlâ batıyor, bir su damlası ile seli kıyaslamak gibi görünsede, Kuzey’deki erimiş sular deniz seviyesinin altındaki buz tabakalarından ince ince sızmaya devam ediyor.

“Eğer öngörüldüğü gibi, sera gazlarındaki artış yüzünden Arktik’teki (Kuzey Kutbu’ndaki) ısınma devam ederse, Grönland’ın buzul tabakaları deniz seviyesinin ne kadar yükselmesine katkı sağlar?” sorusuna yanıt arayan araştırmacılar, büyük bir bilimsel yapbozu çözmeye çalışırken kanyonu keşfetmişler.

Buz belli frekanstaki radyo dalgalarında geçirgendir. Bunu bilen araştırmacılar, temel kayaların üstünde çok sayıda uçuş yapmış ve gidip gelen radar sinyallerini toplayarak sorularına yanıt aramışlar. Çalışmanın büyük oranı NASA’dan olmak üzere, İngiltere ve Almanya’daki araştırmacıların onlarca yıldır ürettikleri verilerden oluşmuş. Araştırmacılar bir uçtan öbür uca uzanan kanyona rastladıklarında çok şaşırmışlar.

Bulguları kaleme alan başyazar Jonathan Bamber (Bristol Üniversitesi): “Anında uydu görüntülerine ulaşan cep telefonları var. Dünya haritasının tamamlandığı sanılıyor. Ama, daha çok keşfedecek şey var. Biz bu konuda inanılmaz bir heyecan duyuyoruz. Gerçekten de, bu ölçekte bir şey bulmak, ömrünüz boyunca karşınıza çıkabilecek tek fırsat.” diyor.

David Vaughan (Britanyalı Güney Kutbu Araştırma Kurumu): “Grönland ve Antarktika buzulları altında çok şey gizli. Bu kanyonu bulmak oldukça şaşırtıcı. Grönland bu boyutta bir kanyon için büyük değil ve kanyonun art arda oluşan buzullara rağmen buzul öncesi şeklini koruması bayağı önemli.” diyor ve ekliyor “Kanyonun bir kısmı, son buzul-arası dönemde (100.000 yıl) açığa çıkmış olabilir. Muhtemelen kanyonda birçok çeşit bakteri bulunabilir. Bunların yaşamı başka bir konudur.”

binaire opties plus500 4 milyon yıl önce yeryüzünde insan olmadığı için kanyon insan gözüyle görülmüş değil. Eğer, Grönland’daki buz tabakası tümüyle erirse, küresel deniz seviyesi 7 metre yükselecek ve birçok büyük kent sular altında kalacak.

Britanyalı Güney Kutbu Araştırma Kurumu (BAS), daha önce böylesi görülmemiş büyük bir coğrafi yapının bulunmasını, kayda değer bir keşif olarak niteledi.

Bakalım, balta girmemiş bu kanyona ne ad verilecek?

binära optioner svenska Ayrıntılar
BBC, Huge canyon discovered under Greenland ice, 31 Ağustos 2013
BBC, Grönland’da şaşırtıcı keşif: buz altında dev kanyon, 31 Ağustos 2013
Bristol Uni., Mega-canyon discovered beneath Greenland ice sheet, 31 Ağustos 2013
Livescience, ‘Grand Canyon’ of Greenland Discovered Under Ice Sheet, 1 Eylül 2013
NASA, NASA Data Reveals Mega-Canyon under Greenland Ice Sheet, 31 Ağustos 2013
Youtube, Greenland’s Mega Canyon, 31 Ağustos 2013
Youtube, NASA | The Bedrock Beneath, 31 Ağustos 2013

Doğu Afrika Rifti: Bir Aşağı Bir Yukarı

Doğu Afrika Rifti, çok fazla jeolojik etkinliğe sahiplik eden bir bölgedir. Birkaç yanardağın evidir. İki tektonik plakanın ayrı hareket ettiği alandır.

Bu animasyon, yaklaşık 800 kilometre yükseklikteki radar uydularının (Envisat uydusu gibi) yüzeydeki değişimleri santimetre hassasiyetinde saptadığını göstermektedir.

InSAR ( http://adamscreative.eu/?likvor=markets-world markets world Interferometric http://clarionmusic.com/?kyzja=il-miglior-broker-opzioni-binarie&4b9=5e il miglior broker opzioni binarie Synthetic http://www.studio-asnieres.com/?serimepoke=opciones-binarias-1-dolar opciones binarias 1 dolar Aperture binära optioner traderush Radar) uzaktan algılama tekniğidir. Aynı alana ait iki veya daha fazla radar görüntüsünün birleştirilmesiyle aradaki ufak yüzeydeki değişiklikler saptanmaktadır.

Yeryüzündeki çok küçük değişimler, radar sinyallerinde değişime neden olur. Böylece birleştirilmiş göründeki gökkuşağı rengi doku üzerinde yayılım sergiler, bu SAR interferogramı olarak bilinir. Daha sonra bu interferogramlar arazinin nasıl yükseldiğini ve çöktüğünü göstermektedir.

Longonot Dağı’ndaki santimetrelik değişimleri gösteren InSAR görüntüsü. Yapım ekibi: Planetary Visions/NERC-COMET/JAXA/ESA
Longonot Dağı’ndaki santimetrelik değişimleri gösteren InSAR görüntüsü. Yapım ekibi: Planetary Visions/NERC-COMET/JAXA/ESA

Örneğin, Kenya Gülü bölgesindeki etkin olmayan bir yanardağ olan Longonot Dağı’ndaki 9 santimetrelik değişimi Envisat keşfetti. Yüzey üzerindeki bu deformasyona, yeraltındaki mağmanın hareketi gibi tektonik etkinlikler neden olmuş olabilir.

InSAR verileriyle modellenen fay ve Karonga fayı. Yapım ekibi: Planetary Visions/NERC-COMET/JAXA/ESA
InSAR verileriyle modellenen fay ve Karonga fayı. Yapım ekibi: Planetary Visions/NERC-COMET/JAXA/ESA

Radarlar (ALOS uydusu gibi) fay hatlarını da tanımlayabilmektedir. Karonga çevresindeki (Malavi) bir dizi deprem interferogramlarla takip edilerek yeryüzünde meydana gelen yerdeğişimi izleniyor. Juliet Biggs’in (Bristol Üniversitesi) sonuçlarını temel alan canlandırmada, interferogramlarla saptanan fay hattının ayrıntılarını da görülmektedir.

Bu animasyonda görülen ölçüm değerleri, araştırmacılara plaka tektoniğini anlamada yardımcı olacaktır. Volkan (yanardağ) davranışının daha net bir fotoğrafının elde edilmesiyle, volkanik etkinliğin dokusu ve sonucu hakkında öngörüler üretecek araştırmacılara yardım edecektir.

binära optioner one touch Ayrıntılar
ESA, Africa’s ups and downs, 17 Ağustos 2013
ESA, Rift Valley dynamics, 17 Ağustos 2013
BAR, Science snaps (1): Africa’s Ups and Downs, 17 Ağustos 2013

NASA: Mavi Bilye’den Kara Boncuğa

Dünya’nın hiçbir yerinde geceler, zifirî karanlıkta geçmiyor. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, gece çektiği uydu görüntüleriyle çiğ süt emmiş insanoğlunun etkisini ve doğa olaylarını anlamaya çalışıyor.

Nüfus dağılımı, ekonomik kalkınma, karbon salımı, fosil yakıt tüketimi; medeniyet, çağdaşlık, gelişmişlik midir.. Aslında en önemli gösterge ışıktır, dolayısıyla elektriktir. İşte NASA’nın çektiği gece fotoğraflarına birkaç örnek..


İstanbul..


Tüm dünya..


Kara boncuk; Avrupa, Afrika ve Asya..


Kara boncuk; Asya ve Avustralya..


Kara boncuk; Kuzey ve Güney Amerika..


Kara boncuk; tüm dünya, izleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=WHpf5k__Ejg ya da http://www.facebook.com/photo.php?v=548209301874767


Göremeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=Do0KRvk-blM

opcje binarne w złotówkach Kaynakça
NASA, City Lights 2012 – The Black Marble, 6 Aralık 2012
NASA, Istanbul at Night, 7 Aralık 2012

NASA Sürekli Hareket Eden Okyanus Akıntılarını Modelledi

Denize bakınca dipsiz bir kuyu görenler için okyanus devasa bir sonsuzluğu ifade eder. Ufuk çizgisiyse bu duyguyu perçinler. Hiç bitmeyecekmiş, sonu gelmeyecekmiş gibi gelir insana, yüzmeden korksa bile.. Pekâlâ, okyanus veya denizlerdeki akıntılar nasıl oluşur?

Eşitsizlik yüzünden, termodinamik.. Doğada eşitsizlik vardır ve herşey eşit olmaya çalışır; ana ilke budur. Akıntılar: sıcaklık farkı, seviye farkı veya yoğunluk farkı yüzünden oluşur. Bir de bunu açık bir sistem kabul edersek, bu sisteme rüzgâr ya da gel-git müdahalesi olur. Bu dış çabalarda sistemin istikrarını bozar. Sonuçta içten veya dıştan kaynaklı etmenler yüzünden sisteme dengesiz duruma gelir. Böylece sistemi bir dengeye getirmeye çalışan akıntılar oluşur.

***

Bizi ilgilendiren kısımdan bir kare vererek habere girelim.


Ege Denizi ve Akdeniz’deki akıntılar. Görüntü: NASA

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), okyanusların nasıl hareket ettiğini gösteren görüntülerden bir canlandırma hazırlamış. Sürekli Hareket Eden Okyanus (İng. Perpetual Ocean) adı verilen videonun oluşturulması için, biliminsanları okyanusların hareketine dayanan sayısal modeller (örneklemeler) kullanmış. Haziran 2005 ile Aralık 2007 arasındaki 2,5 yıllık süreyi kapsayan görüntüler, kimilerine göre Vincent van Gogh’un meşhur Yıldızlı Gece tablosuna benzetilmiş.Bu videoda, okyanus akıntılarının nasıl kıvrıldığı, döndüğü, girdap oluşturduğu açıkça görülüyor.

Dimitris Menemenlis (Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü İtiş Gücü Laboratuarı), modele kıvrımlı hareketlerini kazandırmak ve sonuçları geliştirebilmek adına, uydular tarafından elde edilen deniz yüzeyinin yüksekliği verilerini kullandıklarını belirtiyor. Deniz yüzeyinin yüksekliğinin yanı sıra, NASA’nın Dünya yörüngesinde gezinen uyduları tarafından kaydedilen okyanusların sıcaklığı, su yoğunluğunun hareketinden kaynaklanan yerçekimsel güçteki değişimler ve suyun üzerinde dalgalar oluşturan rüzgâr gerilmesi gibi veriler de kullanılmış. Ayrıca, Argo adı verilen ve okyanuslardaki sıcaklık ve tuz oranını tespit eden proje kapsamında, sudaki yoğunluk ve suyun hareket etmesini sağlayan yoğunluk değişkenleri değerlendirilmiş.

Videoda, girdap benzeri oluşumlar Coriolis Kuvveti’nin etkisinden doğuyor. Bu kuvvet, hareket eden yeryüzü üzerindeki havanın kuzey yarım kürede hareket yönünün sağına, güney yarım kürede ise soluna sapmasına sebep oluyor. Havada olduğu gibi, yeryüzünün hareketi suyun yönünü saptırıyor ve akıntılar düz bir çizgi yerine girdap halinde oluşuyor. Ayrıca, Meksika Körfezi’nin sularıyla beslenen ünlü Gulf Stream (Galf sitrim, Tr. Körfez Akıntısı), Kuzey Amerika boyunca kuzeye hareket ediyor ve Avrupa’ya ulaşıyor. Bu esnada, Kuroshio (Kuroşiyo) Akıntısı doğuya yönelmeden önce Japonya’nın kıyısı boyunca yol alıyor.

Araştırmanın temellerini atsa da Sürekli Hareket Eden Okyanus projesinde yer almayan Menemenlis, oluşturulan canlandırmanın biliminsanlarının çalışması için çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre, okyanusu tanımlamak için kullandıkları sayısal modellerin içerdiği verilerin altından kalkmak çok zor. Çünkü üretilen modellerin sonuçlarını anlamak adına bu tür canlandırmalar büyük önem taşıyor. Buna ek olarak Menemenlis ve meslektaşları, mevcut okyanus modellerini Kuzey Buz Denizi’ni ve Grönland’ı kaplayan buzların erimesine neden olan akıntıların etkisini ve okyanusların atmosferdeki karbondioksiti ne kadar hızlı emdiğini anlamak için de kullanıyormuş.


Perpetual Ocean. Watch surface currents circulate in this high-resolution, 3D model of the Earth’s oceans. Driven by wind and other forces, currents on the ocean surface cover our planet. Some span hundreds to thousands of miles across vast ocean basins in well-defined flows. Others are confined to particular regions and form slow-moving, circular pools. Seen from space, the circulating waters offer a study in both chaos and order.

Tadalafil Oral Strip NASA Views Our Perpetual Ocean
The swirling flows of tens of thousands of ocean currents were captured in this scientific visualization created by NASA’s Goddard Space Flight Center in Greenbelt, Md.

“There is also a 20-minute long tour, which shows these global surface currents in more detail,” says Horace Mitchell, the lead of the visualization studio. “We also released a three-minute version on our NASA Visualization Explorer iPad app.”

Both the 20-minute and 3-minute versions are available in high definition here: http://svs.gsfc.nasa.gov/goto?3827

The visualization covers the period June 2005 to December 2007 and is based on a synthesis of a numerical model with observational data, created by a NASA project called Estimating the Circulation and Climate of the Ocean, or ECCO for short. ECCO is a joint project between the Massachusetts Institute of Technology and NASA’s Jet Propulsion Laboratory in Pasadena, Calif. ECCO uses advanced mathematical tools to combine observations with the MIT numerical ocean model to obtain realistic descriptions of how ocean circulation evolves over time.

These model-data syntheses are among the largest computations of their kind ever undertaken. They are made possible by high-end computing resources provided by NASA’s Ames Research Center in Moffett Field, Calif.

ECCO model-data syntheses are being used to quantify the ocean’s role in the global carbon cycle, to understand the recent evolution of the polar oceans, to monitor time-evolving heat, water, and chemical exchanges within and between different components of the Earth system, and for many other science applications.

In the particular model-data synthesis used for this visualization, only the larger, ocean basin-wide scales have been adjusted to fit observations. Smaller-scale ocean currents are free to evolve on their own according to the computer model’s equations. Due to the limited resolution of this particular model, only the larger eddies are represented, and tend to look more ‘perfect’ than they are in real life. Despite these model limitations, the visualization offers a realistic study in both the order and the chaos of the circulating waters that populate Earth’s ocean.

Data used by the ECCO project include: sea surface height from NASA’s Topex/Poseidon, Jason-1, and Ocean Surface Topography Mission/Jason-2 satellite altimeters; gravity from the NASA/German Aerospace Center Gravity Recovery and Climate Experiment mission; surface wind stress from NASA’s QuikScat mission; sea surface temperature from the NASA/Japan Aerospace Exploration Agency Advanced Microwave Scanning Radiometer-EOS; sea ice concentration and velocity data from passive microwave radiometers; and temperature and salinity profiles from shipborne casts, moorings and the international Argo ocean observation system.


Twenty minute version of ocean flows at 30 frames per second. This version does not include the ‘speed ups’, labels, narration, or soundtrack from Perpetual Ocean. Credit: NASA/Goddard Space Flight Center Scientific Visualization Studio

buy fincar without prescription Kaynakça
NASA, NASA Views Our Perpetual Ocean, 22 Nisan 2012
NTVMSNBC, ‘Sonu Gelmeyen Okyanus’, 22 Nisan 2012

ESA: Bilinen En İyi Çözünürlükteki Moho Haritası

Moho ya da Moho süreksizliği, yerkabuğu ile manto arasındaki temsili sınırdır. Bu hayalî sınırda, maddenin yoğunluk farkından dolayı sismik dalgaların verdiği tepki değişiklik gösterir. Moho, Yerküre’nin iç hareketliliğini gösterdiği için bunu anlamak, kavramak, çözmek çok önemli, ha, gerçekten önemli mi bilinmez..


Click to enlarge! This map shows the global Mohorovičić discontinuity – known as Moho – based on data from the GOCE satellite. Moho is the boundary between the crust and the mantle, ranging from about 70 km in depth in mountainous areas, like the Himalayas, to 10 km beneath the ocean floor. Credits: GEMMA project

Kıtasal veya okyanusal türde olan kabuk (yerkabuğu), mavi gezegenimizin en dış yüzeyini kaplamaktadır. Biz bunun üzerinde yaşıyoruz. Doğalgaz, petrol ya da mineraller, ekonomik değere sahip yeraltı kaynakları, kısaca bütün yerbilimsel (jeolojik) kaynaklar da burada. Gene de bu kısmın hacmi tüm gezegenin %1’inden daha az.

Kabuk ve üst manto; deprem (yer sarsıntısı, zelzele), volkanizma (yanardağ etkinliği) ve dağ oluşumu gibi muazzam yerbilimsel süreçlerin meydana geldiği yerdir.

1 asır öncesine kadar Dünya’nın bir kabuğa sahip olduğu bilinmiyordu. 1909’da, Hırvat sismolog (deprembilimci, depremci) Andrija Mohorovičić, yeraltında yaklaşık 50 kilometre derinlikte sismik hızın ani bir değişiklik gösterdiğini keşfetti. O günden beri, yerkabuğu ile onun altındaki manto arasındaki bu sınır Moho ya da Moho süreksizliği olarak biliniyor.

Günümüzdeyse, yeryuvarının katmanlarını, sismik (depremsel) dalga hızına ve yerçekimi ölçümüne dayalı yöntemlerle belirleniyor. Sismik yöntem de, kabuk ile manto arasında sismik (depremsel) dalganın yayılma hızındaki değişim gözlenir. Gravimetri (yerçekimi ölçümü, gravimetrik) yöntemi de, kabuk ile manto bileşimindeki yoğunluk farkı yüzünden oluşan yerçekimi etkisine bakar.


Click to enlarge! Comparison between an old global Moho model (left) based on seismic/gravity data and Moho-mapping based on GOCE data (right) in South America. Credits: GEMMA project

Fakat üretilen Moho modelleri, genellikle sınırlı sismik ya da gravimetrik verilerle kuruluyor ki bu kötü veri içerikli ya da sadece tek hat boyunca geçerli oluyor. Avrupa Uzay Kurumu (ESA), GOCE adlı yerçekimi uydusunun verileriyle tüm Dünya’yı kapsayan ve yüksek çözünürlüğe sahip ilk Moho haritasını üretmiş. Projenin adı,  Moho Modelleme ve Uygulamaları için GOCE’den Faydalanma Projesi, İngilizcesi The GOCE Exploitation for Moho Modelling and Applications Project, GEMMA. GEMMA’nın ters çözümü ile üretilen Moho haritası homojen ve iyi dağıtılmış yerçekimsel verilere dayanmaktaymış. Bu sayede, ilk kez eşsiz bir Moho derinliği tahmini yapılmış. Hatta veri olmayan yerlerde bile bu derinliği söylemek mümkünmüş.

GOCE uydusu, Yerküre’nin içindeki süreçler, deniz seviyesindeki değişimler ve küresel enerji alışverişinde önemli bir rol oynayan okyanus akıntıları hakkında mevcut bilgimizi artırmak için yerçekimi alanını ölçüyor ve benzersiz bir doğrulukta yeryuvarının gerçek geometrik şekli olan geoiti modelliyor.


Click to enlarge! The Moho depth of the European area. Source: Grad, M., Tiira, T., and ESC Working Group, 2009. The Moho depth map of the European Plate, Geophys. J. Int. 176, 279-292. doi: 10.1111/j.1365-246X.2008.03919.x.

Bu da ilave olsun, işin gerçeği biraz araştırma yapınca, köre attım topalı vurdum. Avrupa plakasının Moho derinliğini ele alan bir harita daha var. GEMMA kadar hassas olmasa da, bu çalışma Avrupa sınırlarını aşıyor. Unutmayın, jeotermal çalışan biri için kabuk kalınlığı çok önemlidir.

bdswiss com test Kaynak
ESA, Mapping the Moho with GOCE, 21 Nisan 2012

Dehşet İçinde Bırakan Maden Kazası: Çöllolar Kömür Sahası, Şubat 2011

İzninizle, konuya geçmeden önce bir saptama yapalım.. Acaba meslek odaları, bir kamu kuruluşu olduklarının altını neden kalın çizgilerle çizer? Maden ve Jeoloji Mühendisleri Odası, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır, örgütleridir (aman bu kelime sizi korkutmasın), teşkilatlarıdır (yoksa bu daha mı samimi geldi). Keza, TMMOB bu meslek odalarının üst yapısını oluşturur. Bu görünür birlikteliğe rağmen odalar, ki sadece adı geçen bu iki meslek odası değil, hepsi, sürekli mesleki kazanım için savaşır, pastadan pay alma dürtüsü onları yer bitirir. Onlara sorsanız hep karşı taraf kendi mesleğinin gösterisini yapar, ah şu mesleki şovenistler.. Sözün özü, kavgaları bitmez, tükenmez ve anlaşamazlar. Hani ellerinde fırsat olsa, oracıkta birbirlerinin boğazını sıkarlar, o derece.. Bu yüzden, Danıştay’ın müptelası olmuşlardır. Gerçi şu sıralar, yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı onları by-pass etme yolunda adım adım ilerliyor, sağolsunlar artık Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yönetilen bir ülkemiz var, yani halkın kendi kendini yönettiği, bundan dolayı kimsenin kimseyi yönetemediği yepyeni bir yönetim şeklimiz var. En sonunda kavgalar (!) bitecek..

Bu arada, bir anekdot aktarayım, şifahen Dinçer Abi’den (Dinçer Çağlan) bu felaketin tek seferde gerçekleşmediğini ve klasik kaşık tipi bir kayma olmadığını öğrendim. Ona göre iki kez kayma meydana gelmiş. İlk önce derindeki malzeme yenilmiş ve ilk olay cereyan etmiş. Bu dengesiz durum yüzünden onun üstündeki malzeme de duraylılığını yitirmiş. Jeoteknik’ten anlamamakla birlikte, bu metni duyduğum bir ayrıntı, bir tez ile süslemek istedim.


Click to enlarge! ANALYSIS SUMMARY: on 10 February 2011 a major landslide occurred within the Çöllolar coalfield near the Afşin-Elbistan Thermal Power Plant due to an apparent failure in the stability of the mine walls. A detailed review of the imagery indicates that two separate landslides occurred in the mine. These results are based on an assessment of satellite imagery recorded on 17 February 2011 and 16 December 2010. Post-landslide assessment for Collalar Coalfield Kahramanmaras, Turkey. Source: WorldView-2 USGS. Acquired: 17/02/2011. Copyright: DigitaGlobe 2011. Map produced by UNITAR/UNOSAT.

Bu sefer birlikte hareket eden meslek odalarının maden kazasına dair haykırışları ve raporları aşağıda. İlk hâline müdahale edilmemiş yani aynen aktarılmış bir feryat bu, tabiî ki duyabilene.. Allah, bu olayda ölenlerin ailelerine sabır versin demekte, bize düşüyor..

Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesindeki Çöllolar kömür sahasında art arda meydana gelen şev kaymasında üzere 10 maden emekçisi yaşamını yitirdi. Olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen ikisi mühendis toplam 9 maden emekçisi hala kayan malzemenin altında! Yetkililerden ise ses yok!

opcje binarne z niskim depozytem BİR YIL GEÇTİ. YETKİLİLERDEN HALA SES YOK
Bilindiği üzere, ruhsat hukuku Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘nın ilgili teşekkülü Elektrik Üretim Anonim Şirketi’ne (EÜAŞ) ait olan ve özel sektöre 28 yıllığına işletilmek üzere verilen Kahramanmaraş ili Afşin ilçesindeki Çöllolar kömür sahasında, 6 Şubat 2011 ve 10 Şubat 2011 tarihlerinde iki kez şev kayması meydana gelmiştir. İlk olayda bir maden emekçisi, ikinci olayda ise ikisi meslektaşlarımız olmak üzere 10 maden emekçisi yaşamlarını yitirmiştir. Olayın üzerinden bir yıl geçmesine rağmen ikisi mühendis toplam 9 maden emekçisi hala kayan malzemenin altındadır. Öncelikle yaşamını kaybeden tüm maden emekçilerinin yakınlarına ve madencilik camiasına bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyoruz.

Meslek odaları tarafından 2 Kasım 2007 tarihinde Elbistan’da yapılan açıklamada;

“Linyit rezervlerimizin % 46’sını oluşturan Elbistan Linyit Havzasında ekonomik olarak üretilebilecek yaklaşık olarak toplam 4,3 milyar tona yakın linyit bulunmakta olup, bu miktar, toplam 9450 MW gücünde termik santrallere karşılık gelmektedir. Odalarımız, madenlerimizin kaynak kaybına neden olmadan rasyonel olarak değerlendirilmesi için havza madenciliğini savunmaktadır. Bu sayede, mevcut kaynağın tamamı değerlendirilecek ve tüketildiğinde yerine tekrar konulamayan madenlerimizden maksimum fayda sağlanacaktır. Bu nedenle, maden rezervlerimizin sınırlarının ve özelliklerinin tam olarak tespiti önem kazanmaktadır. Kaynak kaybı olmaması için de, havza genelinde planlama ve işletmecilik zorunludur. Elbistan havzasında çok geniş bir alana yayılan linyit rezervlerinin doğal sınırlar yerine yapay olarak yaratılmış sektörlere bölünmesi ve planlanması bu açıdan yanlış bir yaklaşımdır. Saha sınırlarının tam olarak belirlenmeden üretim projesi yapılması da çeşitli sorunlar yaratmaktadır. Bu çerçevede sahada kurulan ikinci termik santralın (B Termik Santralı) yer seçimi hatalı yapılmıştır. Söz konusu santral kömür rezervinin üzerine kurulmuş önemli miktarda kömür rezervinin üretilebilme imkanı engellenmiştir. Havza bazında planlamalar bir an önce yapılmalı, sektör bazında yapılacak çalışmalar bu doğrultuda değerlendirilmelidir. Tüm bu değerlendirmeler ışığında Elbistan havzasında bu güne kadar yapılan planlama hatalarından vazgeçilmelidir. Rezerv belirleme çalışmaları hızlıca sonuçlandırılmalı, havza sınırları net olarak belirlenmeli ve işletme projeleri bu doğrultuda yapılmalıdır. Kömür ocaklarını ve santralın çalışmalarını koordine edecek idari yapı, havzanın büyüklüğüne uygun hale getirilmeli, gerekli olan mühendis ve diğer teknik eleman ihtiyacı karşılanmalıdır. Havza kömürlerinin değerlendirilmesine yönelik araştırma geliştirme çalışmaları yörede bir AR-GE merkezi kurulmak suretiyle hızlandırılmalıdır. Havzanın planlaması bir an önce yapılmalı, kömür rezervleri bu doğrultuda değerlendirilmelidir.” şeklinde havzada yapılması gerekenler vurgulanmıştır.

Ülkemizin en büyük kömür havzası yapay sektörlere bölünerek parçalanmış, bunun sonucunda hem kaynak kaybına neden olunmuş hem de denetim görevini yeterince yerine getirilmemiştir. Yetkililer, bu ciddi uyarılara kulak tıkamış ve yanlışlara devam etmiştir. Özellikle 80’li yılların başından itibaren uygulamaya konulan özelleştirme, taşeronlaşma, rodövans vb. gibi esnek çalışma uygulamaları; kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmıştır. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin, teknik ve altyapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması, buna ek olarak kamusal denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş kazalarının artmasına neden olmaktadır.

Dünyada örneği pek nadir olan bu boyuttaki bir maden kazasının her yönüyle irdelenmesi ve araştırılması, gelecekte benzer kazaların yaşanmaması için çok daha fazla önem taşımaktadır. Bu amaçla yaşanan maden kazasının nedenlerini araştırmak ve sonuçlarını paylaşmak bir kamu görevi olarak kabul edilmiş ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na değişik tarihlerde üç kez yazıyla başvurularak kazayla ilgili teknik bilgiler istenmiştir.

Söz konusu sahanın ruhsat sahibi olan Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü’nce gönderilen yazıda; “İlgi yazınızda belirtilen bilgi ve belgeler, hem ticari sır niteliğinde hem de Çöllolar Açık İşletmesinde meydana gelen heyelan olayları ile ilgili devam eden adli ve idari soruşturmalara dahil edilmiş dokümanlardır. Odanız bu dokümanlara istinaden açılan bir davaya ya da devam eden bir soruşturmada taraf olmadığından, Şirketimiz, hem Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi hem de Bilgi Edinme Kanunu kapsamında bu dokümanların verilmesinin uygun olmayacağı görüşündedir.” şeklinde yanıt verilmiştir.

Meslek Odaları, Anayasanın 135. maddesine göre 6235 sayılı kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Söz konusu olayda üyeleri de yaşamını yitirmiş ve halen göçük altındadır. Tüm bu gerçekler ortadayken olayda “taraf” olarak görülmemesini anlamak mümkün değildir. Üretimin parçalara ayrılarak çalışma yaşamının esnekleştirilmesi, bilimsel bilginin yok sayılarak üretim zorlaması, kar hırsının her şeyin önüne geçmesi, bunlarla birlikte kamusal denetimin yeterince yapılmaması ve benzeri nedenler kazaları işçi ve emekçilerin yaşamının bir parçası haline getirmektedir. “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” anlayışı çerçevesinde ticari sır, devam eden dava, taraf değilsiniz gibi oyalamalar iş kazalarını sonlandırmayacaktır.

Bu değerlendirmeler ışığında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, hala toprak altında bulunan 9 kişinin durumlarıyla ilgili olarak neler planladığını, yapılması gerekenleri kamuoyuyla paylaşmak durumundadır. Hiçbir şey olmamış gibi davranarak olayı unutturmaya hakkı yoktur. Meslek odaları olarak olayın takipçisi olacağımızı bildiriyor, yaşamını kaybeden maden emekçilerini bir kez daha saygıyla anıyoruz.

TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI

9 Şubat 2012, Ankara

Ayrıca.. Kazayla ilgili oluşturulan TMMOB heyeti incelemelerini tamamlamış, konuyla ilgili değerlendirmelerini ve önerilerini rapor haline getirmiş. TMMOB Afşin-Elbistan Maden Kazası Raporu’nu okumak için tıklayın!.. Pekâla, olayın büyüklüğünü görmek için uydu görüntülerini incelemek ister misiniz?..

opcje binarne dla bystrzaków Kaynakça
DC, Landslides in Turkey, 21 Şubat 2011
JMO, AFŞİN İLÇESİNDEKİ ÇÖLLOLAR KÖMÜR SAHASINDA MEYDANA GELEN HEYELANLARIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ. YETKİLİLERDEN HALA SES YOK!, 21 Şubat 2011
MadMO, BİR YIL GEÇTİ. YETKİLİLERDEN HALA SES YOK, 21 Şubat 2011
UNOSAT, Post-Landslide Assessment for Çöllolar Coalfield Kahramanmaras, Turkey, 21 Şubat 2011
TMMOB, TMMOB AFŞİN ELBİSTAN MADEN KAZASI RAPORU YAYIMLANDI, 21 Şubat 2011

1975’den 2011’e İstanbul

36 senede İstanbul’un çehresi ne kadar değişmiş, bunu oturduğum yerden, Ankara’dan algılamak zor; ama elin oğlu tâ..a uzaklardan algılıyor, yanıt âlem buysa remote sensin’ ilkesi.. Kentleşme problemi, ulaşım meselesi, nüfus sorunu, su ihtiyacı derken, bir de olası/beklenen/muhtemel/mümkün/ihtimal dâhilindeki deprem, İstanbulluların işi zor.. NASA Dünya Gözlemevi’nin günün görüntüsü seçtiği uydu görüntüleri ve çevirisi aşağıda..


Daha büyük görüntüle!

***

İstanbul’un bin türlü zengin mimarisinden, bir imparatorluğun yükselişini ve düşüşünü okumak kolaydır. 19. yüzyılın görkemli ahşap evleri, 15. yüzyılın Osmanlı saraylarının gölgesinde sıkışmıştır. Konstantinopolis’in şehir merkezini bir uçtan diğer uca kat eden geç Roma ya da erken Bizans su kemerleri, İstanbul’un siluetinde düz bir çizgi boyunca sıralanan camii minareleri, yüzyıllarca var olmuştur. Fakat tarihin İstanbul’un üzerinde bıraktığı izler kadar, günümüz uygarlığının da şehrin görünümüne daha büyük bir etkisi olacak gibi..

İstanbul, son 50 yılda 11 milyondan fazla insanla büyümeye devam ediyor. Şehir, yeni nüfusu barındıracak bir şekilde genişliyor. Bir çift görüntüyle, İstanbul’un 1975 yılı ile 2011’deki zıt durumunu gösteriliyor. Şehri gösteren sahte renkli iki uydu görüntüsüde Landsat 5 cihazına ait. Kentsel alanlar gri renkle gösterilirken, bitki örtüsü ile kaplı arazi kırmızı, otluk arazi ya da çıplak toprak açık kahverengi (ya da boz, olmadı güneşte bronzlaşmış ten rengi) ve su siyah ile temsil edilmiş.

Haliç, güneybatıya doğru İstanbul Boğazı’na akıyor ve 1975’de İstanbul’daki yerleşimler halen Haliç’in etrafındaydı. 2011’deyse şehir, hem doğu hem de batıya doğru kilometrelerce genişledi ve görüntüde batı yakasında yeni bir su depolama alanı (rezervuar) görülüyor. 2011 sonu itibariyle Türkiye nüfusunun yaklaşık %18’i* yani 13 milyondan fazla insanın evi, İstanbul oldu. İnsanlar sanayi (endüstri) işleri için şehirlere göç ediyor ve bu göçün büyük bir kısmını da İstanbul alıyor.

Görüntüler büyüme ile ilgili bazı ilginç durumları da açığa vuruyor. 1973’de Asya ile Avrupa’yı bağlayan ilk köprü olan Boğaziçi Köprüsü açıldı. Köprü, 1975 tarihli görüntüde belli belirsiz görünmesine rağmen, yeni köprünün doğu yakasında kentsel alanlar var. 1988’de, boğazın iki yakasını birleştiren ikinci köprü açıldı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü. Daha kuzeydeki bu köprü 2011 tarihli görüntüde rahatlıkla görülüyor. Boğazın iki yakası boyunca, iki köprünün arasında kalan koyu gri renkli alan, bu bölümde yoğun bir yerleşim olduğunu gösteriyor, aslında şaşılacak bir durum yok..

Belki de günümüzdeki bu geniş yayılım yeni İstanbul için önemsizdir. Çok yakın bir zaman önce arkeologlar (kazıbilimciler, eskibilimciler), İstanbul’un batısında ve şehirden yaklaşık 21 kilometre ötede zengin bir liman kenti keşfettiler. Bu liman kenti, Konstantinopolis’in kuruluşu sırasında yani 4 ila 6 yüzyıllar arasında etkin bir yerdi.

Yeni ve daha anlaşılmamış olmasına rağmen bu keşif, kentin zengin Konstantinopolis şehrinin uydu limanı ve inzivaya çekilme yeri olduğunu akla getiriyor. 1037 yılındaki depremin ardından dümdüz olan liman kenti terk edilmiş gibi görünüyor.

* 31 Aralık 2011 tarihi itibarıyla Türkiye nüfusu 74.724.269 kişidir. Toplam nüfusun % 76,8’i (57.385.706 kişi) il ve ilçe merkezlerinde ikamet ederken, % 23,2’si (17.338.563 kişi) belde ve köylerde ikamet etmektedir. İl ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il % 99 ile İstanbul, en düşük olduğu il ise % 35 ile Ardahan’dır. Toplam nüfusun % 18,2’si (13.624.240 kişi) İstanbul’da ikamet etmektedir. Bunu sırasıyla; % 6,6 ile (4.890.893 kişi) Ankara, % 5,3 ile (3.965.232 kişi) İzmir, % 3,6 ile (2.652.126 kişi) Bursa, % 2,8 ile (2.108.805 kişi) Adana takip etmektedir. Ülkemizde en az nüfusa sahip olan Bayburt ilinde ikamet eden kişi sayısı ise 76.724’tür. Kaynak:TÜİK


Büyütmek için tıkla! 24 Haziran 1975 tarihli sahte renkli Landsat 5 uydu görüntüsü.


Büyütmek için tıkla! 7 Haziran 2011 tarihli sahte renkli Landsat 5 uydu görüntüsü.

binäre optionen ntv Kaynakça
Riebeek, H., Istanbul, Turkey January 28, 2012, 29 Ocak 2012.

http://www.amtechinternational.com/?salsa=%D8%A7%D9%84%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A%D8%A9-%D8%AF%D9%88%D8%B1%D8%A9-%D8%B9%D9%84%D9%89-%D8%B4%D8%A8%D9%83%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%A5%D9%86%D8%AA%D8%B1%D9%86%D8%AA&9c0=21 الخيارات الثنائية دورة على شبكة الإنترنت Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Riebeek, H., 2012. 1975’den 2011’e İstanbul, çev. Güler, B., yerbilimleri.com

opcje binarne drabina Istanbul, Turkey January 28, 2012
The rise and fall of empires is easy to read in Istanbul’s richly varied architecture. Stately 19th century wood townhouses are tucked in the shadow of the fifteenth century Ottoman palace. The late Roman or early Byzantine aqueduct of Constantinople cuts across the city center, a straight line across a skyline punctuated with minarets on mosques that are only centuries old. But as much as history has left its imprint on Istanbul’s make-up, modern civilization may have a far greater impact on its shape.

Istanbul has grown by more than 11 million people in the last 50 years, and the city has expanded to accommodate its new population. This pair of images contrasts Istanbul’s size in 1975 to its size in 2011. Both images come from the Landsat series of satellites and show the city in false color. Plant-covered land is red, while urban areas are gray. Lightly vegetated land or bare earth is tan, and water is black.

In 1975, Istanbul was still centered around the Golden Horn, the estuary that flows southwest into the Bosporus Strait. By 2011, the city had expanded over many kilometers to the east and west, and a new reservoir is visible to the west. Istanbul housed more than 13 million people by the end of 2011—18 percent of the population of Turkey. Much of Istanbul’s growth is happening as people move to the city for industrial jobs.

The images reveal some interesting patterns of growth. In 1973, the first bridge across the Bosporus opened, connecting the Asian side of Istanbul to the European side. The bridge is faintly visible in the 1975 image, and the urban areas in the newly connected east are near the bridge. In 1988, Istanbul opened a second bridge across the Bosporus. Farther north, this bridge is visible in the 2011 image. Not surprisingly, the dark gray of dense settlement has filled in the area between the two bridges on both sides of the strait.

This modern sprawl may be nothing new for Istanbul. Archeologists recently identified a wealthy port city some 13 miles west of Istanbul that was operating during the fourth to sixth centuries, during the founding of Constantinople. Though the find is new and not well understood, the city may have acted as a satellite harbor and retreat for the wealthy of Constantinople. The city appeared to have been abandoned after an earthquake flattened it in 1037.

youtube opcje binarne References
Finkel, A. (2011, November 16). The bridge to nowhere. International Herald Tribune. Accessed January 27, 2012.
Istanbul Metropolitan Municipality. (2008). Population and demographic structure. Accessed January 27, 2012.
Pinkowski, J. (2012, January 23). After being stricken by drought, Istanbul yields ancient treasure. New York Times. Accessed January 27, 2012.
Republic of Turkey Turkish Statistical Institute. (2012, January 27). The results of address based population registration system. Accessed January 27, 2012.

NASA Earth Observatory images created by Robert Simmon, using Landsat data provided by the United States Geological Survey. Caption by Holli Riebeek. Instrument: Landsat 5