Etiket arşivi: petrol

Tayland Açıklarında Petrol Sızıntısı

Tayland’ın Ko Samet Adası açıklarında meydana gelen petrol sızıntısında, yaklaşık 50 ton (50.000 litre) ham petrol denize saçıldı.

Petrol sızıntısından en çok çevreye ve deniz canlılarına zarar verdi. Felaket sonrasında deniz kuvvetlerine ait gemiler, 600 kadar görevli ve gönüllü ada halkı sahilleri temizlemek için seferber oldu.

Bangkok’un 230 kilometre güneydoğusunda bulunan adanın en büyük geçim kaynağı olan turizm ve balıkçılık büyük ölçüde darbe aldı. Rengi maviden griye dönen sahiller felaket bölgesi ilan edildi.

Durumun idrak edilmesinde zaman kaybedildiğini savunan Anuchida Chinsiraprapa (Royang Ticaret Odası Başkanı), “Ko Samet turistlerin rağbet ettiği bir ada. Sorunun bir an önce üstesinden gelinmediği takdirde, turizm sektörünün uzun vadede kötüye gidecek” dedi.

Petrol hattını işleten PTT Global Chemical şirketi sorumluluğu üstlenerek sızıntı için özür diledi ve hattın onarıldığını bildirdi. Şirket, 50 ton ham petrolün denize boşaldığını ve temizleme çalışmalarının 2 veya 3 günde tamamlanacağını öne sürüyor. Ancak uzmanlar ve çevreci gruplar felaketin boyutunun görünenden çok daha büyük olmasından endişe ediyor.

Şirket, petrol sızıntısı ile ilgili güncel durumu www.pttgc-oilspill.com adresinden bildiriyor.

Ayrıntılar
CNN, Photos: Oil spill blackens Thai beach, 2 Ağustos 2013
Euronews, Tayland’da tonlarca petrol denize sızdı, 2 Ağustos 2013
Euronews, Tayland açıklarındaki petrol sızıntısı Ko Samet adasını vurdu, 2 Ağustos 2013
Euronews, Ruptured pipeline causes oil spill in Thailand, 16 Ağustos 2013
Investvine.com, Thai oil spill: Romantic island is ‘disaster zone’ (video), 2 Ağustos 2013
Youtube, Oil spill spreads along Thai Island – no comment, 2 Ağustos 2013
Youtube, น้ำมันดิบได้รั่วไหลลงทะเล, 2 Ağustos 2013

20 Soruda Türkiye’de Petrol

1. Açılan her kuyudan petrol çıkar mı?

Açılan her kuyuda petrol çıkar diye bir şey söz konusu değildir. Kuyular çok değişik amaçlar için açılabilir. Bazen sadece çalışılan bölgeyi jeolojik olarak daha iyi anlayabilmek için kuyu kazılır. Bu tip kuyular parametre kuyusu olarak isimlendirilir.

Bir kuyuda petrol keşfi yapıldıktan sonra, petrolün yayılımını görmek için tespit kuyuları açılabilir. Bu kuyular muhtemel üretim sahasının kenarına yakın yerlerde açıldığı için, petrol yerine su alma ihtimali de oldukça yüksek olur. Hatta üretim sahasının içinde bile normal şartlarda görünmeyen küçük bir fay veya içinde petrol barındıran jeolojik birimin ani son bulmaları petrol yerine su alınmasına sebep olabilir.

Petrol sisteminin bulunduğu [kaynak kaya, rezervuar (hazne) kaya ve örtü kaya] havzalarda bir yapı tarifi yapılırsa, o yapıyı test etmek için kuyu açılabilir ki bu tip kuyular arama kuyusu olarak isimlendirilir. Ancak burada da göç-yapı ilişkisi iyi kurulamadığı takdirde, boş kuyu açma olasılığı ortaya çıkar. Birçok bilinmeyeni olan bir ortamda boş kuyu açmak şaşılacak bir durum değildir. Günümüzde gelişen arama, sondaj ve bilişim teknolojileri ile artan görüntüleme olanakları, açılan boş kuyu oranlarında dramatik bir düşüşe sebep olmuştur. 20 Soruda Türkiye’de Petrol yazısına devam et

Gene, Sapanca Gölü’ne NATO Boru Hattı’ndan Akaryakıt Karıştı

Sakarya’nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü’nde çevre felaketi yaşandı. TÜPRAŞ’tan Eskişehir’deki hava üssüne yakıt sağlayan NATO boru hattı henüz belirlenemeyen bir nedenle patladı. Hattın geçtiği Ünlüce köyü mevkiindeki patlama sonrası sızan uçak yakıtı, Sarp Deresi’ne aktı. Derenin taşıdığı akaryakıt, Sapanca Gölü’ne karıştı. Vatandaşların ihbarı üzerine hattaki yakıt transferi kesildi. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri, yakıtın yayılmasını önlemek için Sapanca Gölü’ne ve dereye bariyerler çekti. Dereye karışan yakıt ise vidanjörlerle çekiliyor. Boru hattındaki arıza ise ekiplerin çalışması sonucu giderildi.

Ünlüce köyü muhtarı Adnan Adıyaman, hattın geçtiği alanın heyelan bölgesi olduğunu belirterek, “Yağışlarla birlikte zeminde oynama olmuş olabilir. Hattın ek yerinde bir sızıntı olmuş. Sızan yakıt dereye karışmış, oradan da göle akmış. Duyarlı vatandaşlarımız görerek yetkililere haber vermiş.” dedi. SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş ise yakıtın yayılmasını önlemek amacıyla göle 2,5 kilometrekarelik bariyerler çektiklerini söyledi. İçme suyu için bir risk bulunmadığını kaydeden Keleş, “Yakıtın göle yayılması engellendi. Bu konuda hazırlıklarımız vardı. Derede bariyerlere toplanan yakıtı vidanjörlerle çekerek İZAYDAŞ’a gönderiyoruz. Gölün içine çektiğimiz bariyerler özel bariyer. Suyun yüzeyindeki yakıtı topluyor.” diye konuştu. Sapanca Gölü’nün bu tür risklere açık olduğunu vurgulayan Keleş, göle ne kadar yakıt karıştığının henüz tespit edilemediğini söyledi.

İşte resmî açıklama..

Sakarya Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ), NATO Petrol Boru Hattı’nda meydana gelen patlama sonucu Sarp Deresi’ne sızan atığın yayılmadan toplanılarak çekildiğini açıkladı. SASKİ’den yapılan açıklamada, “TÜPRAŞ’tan Eskişehir’deki hava üssüne yakıt sağlayan NATO boru hattında henüz belirlenemeyen bir nedenle sabah saat 8.30’da patlama meydana gelmiştir. Patlama sonrası sızan yakıt Sarp Deresi’ne akmaya başlamış, konu üzerine gelen ihbarla ekiplerimiz sızıntıya hızla müdahale etmiştir. Bariyer kurularak yayılması engellenen akaryakıt, vidanjörlerle çekilerek İZAYDAŞ‘a gönderilmektedir. Sapanca gölü bu tür risklere açıktır. SASKİ olası risklere karşı hazırlıklıdır. Teknik ekipman ve uzmanların titiz çalışmaları sonucu yaşanan olumsuzluklar bertaraf edilmiştir. İdaremiz, bu tür olumsuzlukların yaşanma ihtimalini öngörerek tedbirlerini önceden almıştır. Bu tedbirlerin başında da gerekli teknik ekipmanların hazır bulundurulması gelmektedir. Bu teknik ekipmanlar olası bir kaza durumunda hemen müdahale edebilmek için gölün her iki yakasında hazır bekletilmektedir. Yaşanan bu olumsuzlukların hızla bertaraf edilmiş olması sayesinde içme suyumuza herhangi bir risk oluşmamıştır” denildi.

Kaynakça
SASKİ, İçme Suyunda Risk Yok, 23 Mayıs 2012
Zaman, NATO boru hattı patladı, sızan yakıt Sapanca Gölü’ne karıştı, 23 Mayıs 2012

Akdeniz’de Kızışan Petrol ve Doğalgaz Aramaları

Atatürk, Büyük Taarruz’u başlatmak için “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emrini vermişti. Peki, yıllar sonra yeniden Büyük Taarruz mu olacak..

Münhasır ekonomik bölge hakkına sahip olduğunu belirten Kıbrıs hükümetinin* Eylül 2011’de Akdeniz’de sondaj çalışmalarına başlayacağını açıklaması Türkiye’de gündeme bomba gibi düşmüştü. Lübnan, İsrail ve Kıbrıs adasının arasındaki bölgede 450 milyar metreküp doğalgaz, 4,2 milyar metreküp de petrol bulunduğu tahmin ediliyor. Adanın güneyinde 2010’da keşfedilen zengin doğalgaz yataklarından tek başına faydalanmak isteyen Rumlar Ankara’nın büyük tepkisini çekti. Ankara, bu tepkisini öncelikle bölgede petrol arama çalışmaları başlatarak gösterdi, Piri Reis.. Ardından gerektiği takdirde bölgeye askeri güç göndermekten çekinmeyeceğini bile dile getirdi. Fakat Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, Rumlara açık açık destek verince işin rengi değişti. Ya İsrail’e ne demeli.. Bu sefer hem Ankara hem de Lefkoşa, siz aramayı durdurun, bizde durduralım dedi. Peşinden, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye kıta sahanlığı ve doğalgaz arama çalışmaları ile ilgili bir anlaşma yapmakta gecikmedi. Baktı gene sallayan yok, eğer bir şey bulunursa, öyle tek başına çökmek yok, tüm ada buna ortak olmalı, kardeş payı dendi..

Yüksek desibelle başlayan agresif ve yer yer kontrolsüz çıkışlar, zamanla yerini orta yolcu sözlere bıraktı, etkin yarıçapını bilinen bir kuyu gibi.. Ama bu süreç, oyunun kurallara göre oynanması gerektiğini göstermiş olmalı ki Türkiye’de, Akdeniz’de petrol ve Güneydoğu’da kaya gazı arama ve üretimi için Shell (Kabuk) ile anlaşma imzaladı. TPAO ile Shell arasında imzalanan anlaşma, Kıbrıs hükümeti ile bölgede petrol araması konusunda yaşanan sorunlara yeni bir boyut daha katacak. Zaten Türkiye ile Yunanistan’ın da Akdeniz ve Ege’de petrol aranması konusunda ihtilafları bulunuyordu.


Map of the Eastern Mediterranean region showing the area included in the USGS Levant Basin Province assessment. Photographer: U.S. Geological Survey

Anlaşmaya Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) Genel Müdürü Mehmet Uysal ile Royal Dutch Shell Uluslararası Arama ve Üretim Başkanı Malcolm Brinded imza koydu. Anlaşma uyarınca ortakların payı Akdeniz için yüzde 50-50 oranında olacak ve iki firma Antalya açıklarında önce sismik arama, ardından da sondaj faaliyetlerinde bulunacaklar. Ayrıca Güneydoğu’da da şeyl gazı (kaya gazı) üretiminde faaliyet gösterecekler. Uysal, ortakların 2014 yılına kadar Antalya Körfezi’nde sismik aramalar yapacaklarını ve ardından sondaj çalışmalarının başlayacağını söyledi. TPAO, İskenderun Körfezi’nde petrol aranması ile ilgili olarak Exxon, Chevron, Total, Petrobras, Statoil, RWE ve Shell ile anlaşma konusunda müzakerelere başlanacağının sinyalini verdi.

Bölünmüş adanın uluslararası tanınırlığa sahip hükümetini tanımayan Türkiye, Kıbrıs’ın adanın birleştirilmesine yönelik Birleşmiş Milletler (BM) müzakeresinin sürdüğü bir ortamda petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri yürütmeye hakkı olmadığını savunuyor.

Kıbrıs hükümeti ise arkasına aldığı destekle keşif amaçlı sondaj çalışmaları yapılması için yeni bir ihale turu daha açacağını ilan etti. Hükümet sözcüsü Stefanos Stefanu, “Bu kararla hükümet bir kez daha Kıbrıs Cumhuriyeti’nin münhasır ekonomik bölge içindeki egemenlik haklarını kullanma kararlılığını ortaya koymaktadır” dedi. Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesi 13 alana bölünmüş durumda; Stefanu halen Amerikan Noble şirketinin çalışmalarını sürdürdüğü alan dışındaki tüm alanlar için ihale açacaklarını kaydetti.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile Shell Upstream Turkey BV arasında, 23 Kasım 2011 tarihinde, Akdeniz Bölgesi Antalya deniz alanlarındaki AR/TPO-XVI/4154, AR/TPO-XVI/4319 ve AR/TPO- XVI/4320 no’lu Arama ruhsat alanlarını kapsayan bir Ortak İşletme Anlaşması imzalanmıştır.

Anlaşma kapsamında hisse oranları %50 TPAO, %50 Shell şeklinde olacaktır. Minimum İş Programı kapsamında, masrafları %100 Shell firması tarafından karşılanmak üzere yürütülecek sismik çalışma yeralmaktadır. Bu yükümlülük 31 Aralık 2013 tarihine kadar tamamlanacaktır. 1 Ocak 2014 tarihinde başlayıp, 31 Aralık 2016 tarihinde sona erecek “İkinci Arama Dönemi”ne geçildiği takdirde tüm masrafları Shell’e ait olmak üzere 1 kuyu açılacaktır.
Shell, Minimum İş Programı kapsamındaki yükümlülüklerini garanti etmek amacıyla Teminat Mektubu verecek ve imza ikramiyesi ödeyecektir.

Yukarıda bahsedilen Arama Dönemleri süresince, Operatör Shell olacaktır. Ancak, Birinci Arama Dönemi’nde gerçekleşecek sismik program süresince operatörlük görevi TPAO tarafından yürütülecektir.
Anlaşma kapsamındaki üretim paylaşımı taraflarca belirlenen R-faktör mekanizmasına göre yapılacaktır.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı ile Shell Upstream Turkey BV arasında, 23 Kasım 2011 tarihinde, Güney Doğu Anadolu Bölgesi AR/TPO-XI/3211, AR/TPO-X/4925, AR/TPO-X/3829 no’lu arama ve ARİ/TPO-X/4857 no’lu işletme ruhsat alanlarında yürütülmesi planlanan “unconventional” çalışmaları kapsayan bir Ortak İşletme Anlaşması imzalanmıştır.

Başlangıçta katılım hisseleri TPAO %70, Shell %30 şeklinde olup, Shell firmasının taahhütlerini artırmayı seçmesine bağlı olarak, hisseler TPAO %51, Shell %49 olarak değişebilecektir.

Anlaşma çerçevesindeki İş programı, üç kısımdan oluşmaktadır. Minimum İş Programı, Minimum İş Programı’nın Arttırılması ve Opsiyonel İş Programı olarak adlandırılan bu süreçler dahilindeki tüm masraflar %100 Shell firmasına aittir. Minimum İş Programı kapsamında, AR/TPO/3211 no’lu ruhsat alanında 2 dikey kuyu, AR/TPO/4925 no’lu ruhsat alanında ise 3 dikey kuyu açılması taahhüt edilmiştir. Süresi 30.11.2014 tarihinde bitecek olan AR/TPO/3211 no’lu ruhsatta ilave süre uzatımının sağlanması şartıyla, Shell sözkonusu ruhsatta 1 dikey, 1 re-entry kuyusu daha açmayı taahhüt edecek (Minimum İş Programının Arttırılması) ve operasonları gerçekleştirecek ya da ruhsattan çekilecektir. Süresi 20.08.2012 tarihinde bitecek olan AR/TPO/3829 no’lu ruhsatta ek süre uzatımının alınması durumunda, Shell firmasının bu ruhsatı da ilave 2 dikey kuyu mükellefiyeti ile Anlaşma alanına dahil etme opsiyonu bulunmaktadır. Tüm İş Programlarının yürütülmesi durumunda maksimum 8 dikey, 1 re-entry ve ayrıca tüm ruhsatlardaki Shell hissesinin artışı karşılığındaki yatay kuyu tahahütleri ile birlikte 6 yatay kuyu olmak üzere toplamda 15 kuyu açılabilecektir.

Operatörlük görevi Arama ve Tespit Döneminde, Shell; Geliştirme ve Üretim Döneminde TPAO tarafından yürütülecektir.

Shell firmasınca, Minimum İş Programı kapsamındaki yükümlülüklerini garanti etmek amacıyla her ruhsat için Teminat Mektubu verilecektir.

Anlaşma kapsamındaki üretim paylaşımı tarafların hisseleri oranında yapılacaktır.

Bakalım, bu savaşı kazanan kim olacak?!.. Konu ile ilgili Özer Balkaş’ın yazdıklarını inceleyin derim..
Doğu Akdeniz’de Petrol ve Doğalgaz Gerginliği ve Hükümranlık Savaşları
İsrail’de (Levant Baseni) Petrol ve Doğalgaz Faaliyetleri, Geliştirilen Doğalgaz Rezervi ve Kıbrıs’ta Sondaj Gerginliği
Doğu Akdeniz Petrol ve Doğalgazı’nda Paylaşım ve Hükümranlık Gerginliği

* Bizim için Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Kıbrıs Rum Kesimi veya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi; ama gerçek dünyada Avrupa Birliği üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti.

Kaynakça
AA, Petrol aramada dev işbirliği, 27 Kasım 2011.
BBCTürkçe, Türkiye Shell ile Akdeniz’de petrol arayacak, 27 Kasım 2011.
EuronewsTürkçe, Kıbrıs meselesinde yeni sorun gaz ve petrol, 27 Kasım 2011.
JMO, Doğu Akdeniz’de Petrol ve Doğalgaz Gerginliği ve Hükümranlık Savaşları
JMO, İsrail’de (Levant Baseni) Petrol ve Doğalgaz Faaliyetleri, Geliştirilen Doğalgaz Rezervi ve Kıbrıs’ta Sondaj Gerginliği
TPAO, TPAO-Shell Akdeniz Deniz Alanları Ortak İşletme Anlaşması, 27 Kasım 2011.
TPJD, ÖZER BALKAŞ SEMİNER SUNUMU, 28 Kasım 2011.

Yeni Zellanda Açıklarında Petrol Sızıntısı Oldu

Yeni Zellanda’da karaya oturan Liberya bandıralı yük gemisinden sızan petrol, ülke tarihinin en büyük çevre felaketine neden oldu. Akaryakıt yüklü gemideki konteynerler denize düşerken, gemi giderek daha fazla yana yattı. Gövdesinde dev bir çatlağın oluştuğu geminin ortadan ikiye bölünme riski de var. Şu ana kadar 350 ton petrol kıyılara vurmuş durumda. Bunun sonucu olarak da kirlenen kumsalların çoğunluğu temizlendi ancak hala yapılacak çok şey var. Şu ana kadar 4200 gönüllü, temizleme çalışmalarına katılmak için başvuruda bulundu.


5 Ekim’de Yeni Zelanda açıklarında karaya oturan 47 tonluk yük gemisi Rena, Tauranga limanı açıklarında yan yatmış bir şekilde beklemeye devam ediyor. Geminin tanklarındaki mazotu boşaltma işlemlerine yeniden başlandı. Foto: Reuters/Svitzer/Handou

Rena adlı yük gemisi, 5 Ekim 2011’de Yeni Zellanda’nın kuzey kesiminde bulunan Tauranga sahilinin 12 deniz mili açıklarında mercan resifine çarparak karaya oturmuştu. Kazanın ardından, büyük miktarda petrol denize sızdı.

Karaya oturan dev yük gemisi, ekolojik yaşamı tehdit ediyor. Onlarca konteynerın denize düştüğü gemiden petrol sızmaya da devam ederken kumsallarda biriken yağ tortularını temizleme çalışmaları da sürüyor. Kıyılara ulaşan petrol kirliliği, turistik Plenty Körfezi’nin sahillerinde çok sayıda deniz kuşunun ölümüne neden oldu. Penguen ve karabatakların temizlenmesi için çalışmalar yürütülüyor. Todd Graham (Yeni Zellanda Sahil Güvenlik Görevlisi), “Eğer rüzgar devam ederse geminin şu an bulunduğu yer değişebilir. Son bir kaç gün içinde geminin olduğu yerlerde petrol sızıntısı vardı ancak şu an temiz görünüyor çünkü deniz suyu çok hareketli. Petrol kıyıya vurmaya da başladı. Bu da suyu temizlemek için bize bir fırsat sunuyor.”


The oil leak started to spread and authorities prepared themselves for the worst environmental disaster in New Zealand history should the vessel break up and spill 1,700 tonnes of fuel into the Bay of Plenty. Photograph: Ross Brown/Sunlive New Zealand/Getty Images

Bölgedeki elverişsiz hava koşulları nedeniyle gemide bulunan petrolün boşaltılamadığı belirtiliyor. Kurtarma operasyonlarından sorumlu Bruce Anderson, gemideki yakıt tanklarının boşaltılmaya başladığını söyledi: “Ne zaman bir tahminde bulunsak, hep başka şeyler oldu. Bu yüzden de, günübirlik hareket ediyoruz. Aslında hava koşulları nasıl olursa olsun, biz bunu yapmayı planlıyoruz.” Yeni Zellanda denizcilik yetkilileri, gemide 1368 konteynerin bulunduğunu ve bunlardan 11’inin tehlikeli madde taşıdığını açıkladı.

Yeni Zellanda Başbakanı John Key, kazanın ülkede denizde meydana gelen en büyük çevre felaketi olduğunu söyledi: “Bu, Yeni Zellanda’nın tarihinde, denizde meydana gelen en büyük çevre felaketi. Bu durum, bölge sakinlerinin geçimini de tehdit ediyor.” Yeni Zellanda halkı ise öfkeli, “Gerçekten çok kızgınım. Burada çok fazla kişi var ve onlar konteynerleri gemiden çıkaramıyorlar. Yeni Zellanda’da onları çıkaracak bir sistem yok. Yani en başından beri, onun ikiye bölüneceğini biliyorlardı.”

Bu arada geminin Filipinli kaptanı, ‘gereksiz riske yol açacak şekilde kargo taşıdığı’ suçlamasıyla tutuklanarak mahkeme önüne çıkarıldı. Suçlu bulunması durumunda 44 yaşındaki kaptan, bir yıl hapis ve yaklaşık 6000 Evro para cezasına çarptırılabilecek.

***

Yeni Zellanda açıklarında karaya oturan Rena adlı yük gemisinin yakıtı boşaltılmış.

***

.. ve korkulan oldu, baş tarafından mercan resifine oturan ve arka tarafı yüzebilir durumda kaldığından hareket eden gemi, şiddetli rüzgârın da etkisiyle ikiye bölündü. 7 Ocak Cumartesi akşamı yaşanan olaya, boyu 6 metreye varan dev dalgaların sebep olduğu bildirildi. Gemide bulunan 385 ton akaryakıtın denize karışması en tehlikeli felaket senaryosu olarak dile getiriliyor. Gemiden şu anda kadar 1.100 ton petrol güvenli bir şekilde taşınırken; konteynerlerin yarıya yakını da tahliye edildi. Yüzlerce ton petrolün denize sızması sonucu bölgede bulunan 20.000’den fazla deniş kuşu öldü. Yük gemisinin kaptanları 16 ayrı suçlamayla yargılanmaktalar.

Kaynakça
BBCTürkçe, Karaya oturan geminin yakıtı boşaltıldı, 15 Kasım 2011.
BBCTürkçe, Karaya oturan gemi ikiye bölündü, 8 Ocak 2012.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda, tarihinin en büyük çevre felaketini yaşıyor, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda’da karaya oturan geminin kaptanı tutuklandı, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda’daki gemi kazası ekolojik yaşamı tehdit ediyor, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda açıklarında zamana karşı yarış, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Dev konteyner Rena ikiye bölündü, 8 Ocak 2012.

Shell: Petrol Sızıntısından Zarar Gören Nijeryalılar Milyoner Olabilir Mi?

Meksika Körfezi’nde yaşayan Amerikalılar zengin oldu mu ki, bu Nijeryalı yerliler zengin olsun..

Petrol devlerinden Shell (Kabuk), Nijerya’nın Delta bölgesinde iki dev petrol sızıntısında sorumluluğu olduğunu kabul etti. Birleşmiş Milletler (BM), 2008 ve 2009’da Nijerya’da yaşanan petrol sızıntılarıyla ilgili beklenen raporunu açıkladı. 4 Ağustos 2011 Perşembe günü açıklanan BM raporunun Shell şirketi tarafından finanse edilmiş olması, raporun güvenilirliğine dair tartışma yaratmıştı. Raporda, bölgede oluşan doğal tahribatın izlerinin silinmesinin 30 yıl alabileceği belirtildi.


Shell’in Nijerya’daki Ogoniland bölgesinde sebep olduğu petrol sızıntısından bir kare.

BM raporunda ayrıca, petrol sızıntılarında bölgede faaliyet sürdüren Shell şirketinin gerekli prosedürleri izlememesinin etkili olduğunun altı çizildi. Shell, 3 Ağustos 2011 Çarşamba günü yaşanan iki dev petrol sızıntısında sorumluluğu olduğunu kabul etmişti.

BM Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan raporda petrol sızıntısı sonucunda oluşan hasarın bölgedeki yaşamı ciddi oranda tehdit ettiği belirtildi. Raporun bir bölümünde, bölge halkının içme suyu olarak kullandığı bir gölde 8 santim kalınlığında petrol tabakasının bulunduğuna dikkat çekildi. Raporda ayrıca, sızıntının yaşandığı Ogoniland bölgesinde yaşayanların kaza sonrasında stok yapmak için petrol borularına yöneldiği ve sağlıklarını riske attıkları da bildirildi.

Ham petrolle kirlenen mangrov bataklıkları çevresinde yaşayan Bodo halkının avukatları, davanın Shell’e yüz milyonlarca dolara mal olabileceğini söyledi. Shell, petrol sızıntısına sabotaj ya da petrol çalma girişimlerinin değil, ekipmanlardaki bir arızanın yol açtığını bildirdi. Şirket, Nijerya yasalarına uygun şekilde tazminat ödeyeceğini söylüyor.

Bodo halkının avukatları ise bunun ülkede doğal kaynak çıkaran ve İngiltere merkezli diğer şirketler için de örnek teşkil edebileceğini, bu nedenle davaların İngiliz mahkemelerine de taşınabileceğini bildirdi.

Bölgede 70 bin kişi balıkçılık ve çiftçilikten geçiniyor. Balıkçılıkla geçinen Bodo köylüleri, Shell’in İngiltere örgütlenmesi hakkında 2008 ve 2009 yıllarındaki iki ayrı sızıntının çevreye ve geçim kaynaklarına zarar verdiği gerekçesiyle dava açmıştı.

Sızıntılara ilişkin video kayıtları inceleyen uzmanlar, bunun Alaska’da 1989’daki Exxon Valdez felaketi kadar büyük olabileceği görüşünde. Guardian (Gardiyan) gazetesinin haberine göre 45 milyon metreküp petrol tenha bir bölgedeki kıyı şeridini harap etmişti. Habere göre Shell şimdiye dek 180 bin metreküpten az petrol döküldüğünü iddia ediyor. Tazminatın miktarının henüz belirlenmediği ancak Shell’e bölgeyi temizlemenin ve geçim kaynağını kaybedenlere yapılacak ödemelerin maliyetinin 100 milyon doları aşabileceği belirtiliyor.

Kaynakça
BBCTürkçe, Nijeryalı köylüler, Shell’den milyonluk tazminat alabilir, 7 Ağustos 2011 tarihinde ulaşılmıştır.
BBCTürkçe, ‘Nijerya’daki petrol felaketinin izleri otuz yılda silinebilir’, 7 Ağustos 2011 tarihinde ulaşılmıştır.

Derin Deniz Sondajları ve Petrolün Geleceği

Petrol şirketleri, dünyada kalan son petrol rezervlerine de ulaşabilmek için açık denizde ve her zamankinden daha derinlerde sondaj yapıyorlar. Derin deniz (derin su) sondajı, eskiden fahiş fiyatlara yapılabiliyordu ama 2007 ve 2008 yıllarında petrol fiyatlarının hayli yüksek olması, açık deniz rezervlerine olan ilginin canlanmasına katkı sağladı.


Büyütmek için tıklayın!

Günümüz Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Burak Hüseyin Obama, Meksika Körfezi’ndeki petrol kirliliğinin, çevre politikaları üzerinde kalıcı bir etkisi olacağını söyledi ama bu derin deniz sondajlarının geleceği açısından acaba ne anlama gelecek? ABD Doğal Kaynaklar Yönetim Dairesi’nin (US MMS) verilerine göre 2008 yılında Meksika Körfezi açıklarında 31 petrol kuyusu vardı. 1992 yılında ise bu rakam, sadece 3’tü. 2008 yılında Körfez’de yedi yeni derin deniz projesi başlatıldı. Bunlar arasında, Thunder Horse Sahası, bölgedeki en büyük petrol üretim yeri olarak öne çıkıyor.

Keşifler, dünyanın diğer yerlerinde de devam ediyor. Bu yılın başlarında petrolün aşırı derinde olduğu düşünülen Falkland Adaları’nda dahi sondaj çalışmalarına başlandı. Ancak şimdiye kadar derin deniz petrollerinin büyük bölümü altın üçgen diye de anılan ve Meksika Körfezi, Brezilya ve Batı Afrika’yı kapsayan bölgede bulundu.

Brezilya sahilinin açıklarındaki Tupi ve Jüpiter sahaları, son yıllarda keşfedilen ve en geniş derin deniz rezervlerine sahip sahalar olarak biliniyor. Nijerya ve Angola açıklarındaki büyük sahalardan da istifade ediliyor. Teknoloji ilerledikçe daha derinlerdeki petrol rezervlerine ulaşılabilir oldu.

Petrol şirketleri, artık Deepwater Horizon gibi yüzeyden 500 metre, hatta daha derinlere sondaj yapabilir hale geldiler. Derin denizlerde petrol üretimine ilişkin ayrıntılı bir hesap edinmek ise kolay değil. Bu kısmen derin deniz sondaj çalışmalarının tanımındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. US MMS 305 metrenin altındaki kuyuları derin deniz sondaj sahası olarak tanımlıyor. Diğer kuruluşlar, örneğin Petroleum Economist ve Exxonmobil için derin deniz tanımı, 400 metreden başlıyor.

Dünya genelinde petrol tüketimi son iki yılda az da olsa düştü. Bu durum, büyük ölçüde küresel ekonomik krize bağlanıyor. BP’nin enerjiye ilişkin istatistik değerlendirmelerinde 2008’den 2009’a kadar geçen sürede tüketimin yüzde 1,7 oranında düştüğü gözleniyor. Haliyle üretimde de geçen yıl hafif düşüş oldu, günde 2 milyon varil, yani yüzde 2,6’lık bir üretim yapıldı.

ABD Enerji Enformasyon Dairesi, küresel ekonomi düzelmeye başladıkça enerji talebinin de 2010 yılında yeniden artacağını öngörüyor. Dünyada derin deniz sondajı konusunda en büyük şirket olduğunu öne süren Exxonmobil, bilinen derin deniz sahalarının sadece yarısında keşif çalışmaları yapıldığını söylerken, derin deniz petrollerinin önümüzdeki yıllarda, toplam petrol üretiminde gözle görülür bir yer kaplamaya devam edeceğini öngörüyor. Meksika Körfezi’ndeki çevre felaketi yaşanmadan önce US MMS, Körfez’de derin deniz sondaj çalışmaları için umut veren bir gelecekten bahsediyordu. Ancak Başkan Obama, Meksika Körfezi’ndeki felaketten gereken derslerin çıkarılmasının önemli olduğunu ve bunun, petrole alternatif enerji kaynaklarına yönelinmesini de içerdiğinin altını çiziyor.

Kaynakça
BBCTürkçe, Derin deniz petrollerinin geleceği, 7 Ağustos 2011 tarihinde ulaşıldı.