Etiket arşivi: okyanus

Tayland Açıklarında Petrol Sızıntısı

Tayland’ın Ko Samet Adası açıklarında meydana gelen petrol sızıntısında, yaklaşık 50 ton (50.000 litre) ham petrol denize saçıldı.

Petrol sızıntısından en çok çevreye ve deniz canlılarına zarar verdi. Felaket sonrasında deniz kuvvetlerine ait gemiler, 600 kadar görevli ve gönüllü ada halkı sahilleri temizlemek için seferber oldu.

Bangkok’un 230 kilometre güneydoğusunda bulunan adanın en büyük geçim kaynağı olan turizm ve balıkçılık büyük ölçüde darbe aldı. iq optio recensione bonus Rengi maviden griye dönen sahiller felaket bölgesi ilan edildi.

Durumun idrak edilmesinde zaman kaybedildiğini savunan Anuchida Chinsiraprapa (Royang Ticaret Odası Başkanı), “Ko Samet turistlerin rağbet ettiği bir ada. Sorunun bir an önce üstesinden gelinmediği takdirde, turizm sektörünün uzun vadede kötüye gidecek” dedi.

Petrol hattını işleten PTT Global Chemical şirketi sorumluluğu üstlenerek sızıntı için özür diledi ve hattın onarıldığını bildirdi. Şirket, 50 ton ham petrolün denize boşaldığını ve temizleme çalışmalarının 2 veya 3 günde tamamlanacağını öne sürüyor. Ancak uzmanlar ve çevreci gruplar felaketin boyutunun görünenden çok daha büyük olmasından endişe ediyor.

Şirket, petrol sızıntısı ile ilgili güncel durumu www.pttgc-oilspill.com adresinden bildiriyor.

opcje binarne da się zarobić Ayrıntılar
CNN, Photos: Oil spill blackens Thai beach, 2 Ağustos 2013
Euronews, Tayland’da tonlarca petrol denize sızdı, 2 Ağustos 2013
Euronews, Tayland açıklarındaki petrol sızıntısı Ko Samet adasını vurdu, 2 Ağustos 2013
Euronews, Ruptured pipeline causes oil spill in Thailand, 16 Ağustos 2013
Investvine.com, Thai oil spill: Romantic island is ‘disaster zone’ (video), 2 Ağustos 2013
Youtube, Oil spill spreads along Thai Island – no comment, 2 Ağustos 2013
Youtube, น้ำมันดิบได้รั่วไหลลงทะเล, 2 Ağustos 2013

NASA Sürekli Hareket Eden Okyanus Akıntılarını Modelledi

Denize bakınca dipsiz bir kuyu görenler için okyanus devasa bir sonsuzluğu ifade eder. Ufuk çizgisiyse bu duyguyu perçinler. Hiç bitmeyecekmiş, sonu gelmeyecekmiş gibi gelir insana, yüzmeden korksa bile.. Pekâlâ, okyanus veya denizlerdeki akıntılar nasıl oluşur?

Eşitsizlik yüzünden, termodinamik.. Doğada eşitsizlik vardır ve herşey eşit olmaya çalışır; ana ilke budur. Akıntılar: sıcaklık farkı, seviye farkı veya yoğunluk farkı yüzünden oluşur. Bir de bunu açık bir sistem kabul edersek, bu sisteme rüzgâr ya da gel-git müdahalesi olur. Bu dış çabalarda sistemin istikrarını bozar. Sonuçta içten veya dıştan kaynaklı etmenler yüzünden sisteme dengesiz duruma gelir. Böylece sistemi bir dengeye getirmeye çalışan akıntılar oluşur.

***

Bizi ilgilendiren kısımdan bir kare vererek habere girelim.


Ege Denizi ve Akdeniz’deki akıntılar. Görüntü: NASA

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), okyanusların nasıl hareket ettiğini gösteren görüntülerden bir canlandırma hazırlamış. Sürekli Hareket Eden Okyanus (İng. Perpetual Ocean) adı verilen videonun oluşturulması için, biliminsanları okyanusların hareketine dayanan sayısal modeller (örneklemeler) kullanmış. Haziran 2005 ile Aralık 2007 arasındaki 2,5 yıllık süreyi kapsayan görüntüler, kimilerine göre Vincent van Gogh’un meşhur Yıldızlı Gece tablosuna benzetilmiş.Bu videoda, okyanus akıntılarının nasıl kıvrıldığı, döndüğü, girdap oluşturduğu açıkça görülüyor.

Dimitris Menemenlis (Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü İtiş Gücü Laboratuarı), modele kıvrımlı hareketlerini kazandırmak ve sonuçları geliştirebilmek adına, uydular tarafından elde edilen deniz yüzeyinin yüksekliği verilerini kullandıklarını belirtiyor. Deniz yüzeyinin yüksekliğinin yanı sıra, NASA’nın Dünya yörüngesinde gezinen uyduları tarafından kaydedilen okyanusların sıcaklığı, su yoğunluğunun hareketinden kaynaklanan yerçekimsel güçteki değişimler ve suyun üzerinde dalgalar oluşturan rüzgâr gerilmesi gibi veriler de kullanılmış. Ayrıca, Argo adı verilen ve okyanuslardaki sıcaklık ve tuz oranını tespit eden proje kapsamında, sudaki yoğunluk ve suyun hareket etmesini sağlayan yoğunluk değişkenleri değerlendirilmiş.

Videoda, girdap benzeri oluşumlar Coriolis Kuvveti’nin etkisinden doğuyor. Bu kuvvet, hareket eden yeryüzü üzerindeki havanın kuzey yarım kürede hareket yönünün sağına, güney yarım kürede ise soluna sapmasına sebep oluyor. Havada olduğu gibi, yeryüzünün hareketi suyun yönünü saptırıyor ve akıntılar düz bir çizgi yerine girdap halinde oluşuyor. Ayrıca, Meksika Körfezi’nin sularıyla beslenen ünlü Gulf Stream (Galf sitrim, Tr. Körfez Akıntısı), Kuzey Amerika boyunca kuzeye hareket ediyor ve Avrupa’ya ulaşıyor. Bu esnada, Kuroshio (Kuroşiyo) Akıntısı doğuya yönelmeden önce Japonya’nın kıyısı boyunca yol alıyor.

Araştırmanın temellerini atsa da Sürekli Hareket Eden Okyanus projesinde yer almayan Menemenlis, oluşturulan canlandırmanın biliminsanlarının çalışması için çok önemli olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre, okyanusu tanımlamak için kullandıkları sayısal modellerin içerdiği verilerin altından kalkmak çok zor. Çünkü üretilen modellerin sonuçlarını anlamak adına bu tür canlandırmalar büyük önem taşıyor. Buna ek olarak Menemenlis ve meslektaşları, mevcut okyanus modellerini Kuzey Buz Denizi’ni ve Grönland’ı kaplayan buzların erimesine neden olan akıntıların etkisini ve okyanusların atmosferdeki karbondioksiti ne kadar hızlı emdiğini anlamak için de kullanıyormuş.


Perpetual Ocean. Watch surface currents circulate in this high-resolution, 3D model of the Earth’s oceans. Driven by wind and other forces, currents on the ocean surface cover our planet. Some span hundreds to thousands of miles across vast ocean basins in well-defined flows. Others are confined to particular regions and form slow-moving, circular pools. Seen from space, the circulating waters offer a study in both chaos and order.

http://pro8.nu/?zxcvb=binaire-opties-demo-account&b4e=b9 binaire opties demo account NASA Views Our Perpetual Ocean
The swirling flows of tens of thousands of ocean currents were captured in this scientific visualization created by NASA’s Goddard Space Flight Center in Greenbelt, Md.

“There is also a 20-minute long tour, which shows these global surface currents in more detail,” says Horace Mitchell, the lead of the visualization studio. “We also released a three-minute version on our NASA Visualization Explorer iPad app.”

Both the 20-minute and 3-minute versions are available in high definition here: http://svs.gsfc.nasa.gov/goto?3827

The visualization covers the period June 2005 to December 2007 and is based on a synthesis of a numerical model with observational data, created by a NASA project called Estimating the Circulation and Climate of the Ocean, or ECCO for short. ECCO is a joint project between the Massachusetts Institute of Technology and NASA’s Jet Propulsion Laboratory in Pasadena, Calif. ECCO uses advanced mathematical tools to combine observations with the MIT numerical ocean model to obtain realistic descriptions of how ocean circulation evolves over time.

These model-data syntheses are among the largest computations of their kind ever undertaken. They are made possible by high-end computing resources provided by NASA’s Ames Research Center in Moffett Field, Calif.

ECCO model-data syntheses are being used to quantify the ocean’s role in the global carbon cycle, to understand the recent evolution of the polar oceans, to monitor time-evolving heat, water, and chemical exchanges within and between different components of the Earth system, and for many other science applications.

In the particular model-data synthesis used for this visualization, only the larger, ocean basin-wide scales have been adjusted to fit observations. Smaller-scale ocean currents are free to evolve on their own according to the computer model’s equations. Due to the limited resolution of this particular model, only the larger eddies are represented, and tend to look more ‘perfect’ than they are in real life. Despite these model limitations, the visualization offers a realistic study in both the order and the chaos of the circulating waters that populate Earth’s ocean.

Data used by the ECCO project include: sea surface height from NASA’s Topex/Poseidon, Jason-1, and Ocean Surface Topography Mission/Jason-2 satellite altimeters; gravity from the NASA/German Aerospace Center Gravity Recovery and Climate Experiment mission; surface wind stress from NASA’s QuikScat mission; sea surface temperature from the NASA/Japan Aerospace Exploration Agency Advanced Microwave Scanning Radiometer-EOS; sea ice concentration and velocity data from passive microwave radiometers; and temperature and salinity profiles from shipborne casts, moorings and the international Argo ocean observation system.


Twenty minute version of ocean flows at 30 frames per second. This version does not include the ‘speed ups’, labels, narration, or soundtrack from Perpetual Ocean. Credit: NASA/Goddard Space Flight Center Scientific Visualization Studio

Kaynakça
NASA, NASA Views Our Perpetual Ocean, 22 Nisan 2012
NTVMSNBC, ‘Sonu Gelmeyen Okyanus’, 22 Nisan 2012

ESA: Bilinen En İyi Çözünürlükteki Moho Haritası

Moho ya da Moho süreksizliği, yerkabuğu ile manto arasındaki temsili sınırdır. Bu hayalî sınırda, maddenin yoğunluk farkından dolayı sismik dalgaların verdiği tepki değişiklik gösterir. Moho, Yerküre’nin iç hareketliliğini gösterdiği için bunu anlamak, kavramak, çözmek çok önemli, ha, gerçekten önemli mi bilinmez..


Click to enlarge! This map shows the global Mohorovičić discontinuity – known as Moho – based on data from the GOCE satellite. Moho is the boundary between the crust and the mantle, ranging from about 70 km in depth in mountainous areas, like the Himalayas, to 10 km beneath the ocean floor. Credits: GEMMA project

Kıtasal veya okyanusal türde olan kabuk (yerkabuğu), mavi gezegenimizin en dış yüzeyini kaplamaktadır. Biz bunun üzerinde yaşıyoruz. Doğalgaz, petrol ya da mineraller, ekonomik değere sahip yeraltı kaynakları, kısaca bütün yerbilimsel (jeolojik) kaynaklar da burada. Gene de bu kısmın hacmi tüm gezegenin %1’inden daha az.

Kabuk ve üst manto; deprem (yer sarsıntısı, zelzele), volkanizma (yanardağ etkinliği) ve dağ oluşumu gibi muazzam yerbilimsel süreçlerin meydana geldiği yerdir.

1 asır öncesine kadar Dünya’nın bir kabuğa sahip olduğu bilinmiyordu. 1909’da, Hırvat sismolog (deprembilimci, depremci) Andrija Mohorovičić, yeraltında yaklaşık 50 kilometre derinlikte sismik hızın ani bir değişiklik gösterdiğini keşfetti. O günden beri, yerkabuğu ile onun altındaki manto arasındaki bu sınır Moho ya da Moho süreksizliği olarak biliniyor.

Günümüzdeyse, yeryuvarının katmanlarını, sismik (depremsel) dalga hızına ve yerçekimi ölçümüne dayalı yöntemlerle belirleniyor. Sismik yöntem de, kabuk ile manto arasında sismik (depremsel) dalganın yayılma hızındaki değişim gözlenir. Gravimetri (yerçekimi ölçümü, gravimetrik) yöntemi de, kabuk ile manto bileşimindeki yoğunluk farkı yüzünden oluşan yerçekimi etkisine bakar.


Click to enlarge! Comparison between an old global Moho model (left) based on seismic/gravity data and Moho-mapping based on GOCE data (right) in South America. Credits: GEMMA project

Fakat üretilen Moho modelleri, genellikle sınırlı sismik ya da gravimetrik verilerle kuruluyor ki bu kötü veri içerikli ya da sadece tek hat boyunca geçerli oluyor. Avrupa Uzay Kurumu (ESA), GOCE adlı yerçekimi uydusunun verileriyle tüm Dünya’yı kapsayan ve yüksek çözünürlüğe sahip ilk Moho haritasını üretmiş. Projenin adı,  Moho Modelleme ve Uygulamaları için GOCE’den Faydalanma Projesi, İngilizcesi The GOCE Exploitation for Moho Modelling and Applications Project, GEMMA. GEMMA’nın ters çözümü ile üretilen Moho haritası homojen ve iyi dağıtılmış yerçekimsel verilere dayanmaktaymış. Bu sayede, ilk kez eşsiz bir Moho derinliği tahmini yapılmış. Hatta veri olmayan yerlerde bile bu derinliği söylemek mümkünmüş.

GOCE uydusu, Yerküre’nin içindeki süreçler, deniz seviyesindeki değişimler ve küresel enerji alışverişinde önemli bir rol oynayan okyanus akıntıları hakkında mevcut bilgimizi artırmak için yerçekimi alanını ölçüyor ve benzersiz bir doğrulukta yeryuvarının gerçek geometrik şekli olan geoiti modelliyor.


Click to enlarge! The Moho depth of the European area. Source: Grad, M., Tiira, T., and ESC Working Group, 2009. The Moho depth map of the European Plate, Geophys. J. Int. 176, 279-292. doi: 10.1111/j.1365-246X.2008.03919.x.

Bu da ilave olsun, işin gerçeği biraz araştırma yapınca, köre attım topalı vurdum. Avrupa plakasının Moho derinliğini ele alan bir harita daha var. GEMMA kadar hassas olmasa da, bu çalışma Avrupa sınırlarını aşıyor. Unutmayın, jeotermal çalışan biri için kabuk kalınlığı çok önemlidir.

http://iviti.co.uk/?vera=passa-da-decimal-a-binary&c54=e9 passa da decimal a binary Kaynak
ESA, Mapping the Moho with GOCE, 21 Nisan 2012

Yeni Zellanda Açıklarında Petrol Sızıntısı Oldu

http://ekja.ee/?sekvoya=training-azioni-binarie training azioni binarie Yeni Zellanda’da karaya oturan Liberya bandıralı yük gemisinden sızan petrol, ülke tarihinin en büyük çevre felaketine neden oldu. Akaryakıt yüklü gemideki konteynerler denize düşerken, gemi giderek daha fazla yana yattı. Gövdesinde dev bir çatlağın oluştuğu geminin ortadan ikiye bölünme riski de var. Şu ana kadar 350 ton petrol kıyılara vurmuş durumda. Bunun sonucu olarak da kirlenen kumsalların çoğunluğu temizlendi ancak hala yapılacak çok şey var. Şu ana kadar 4200 gönüllü, temizleme çalışmalarına katılmak için başvuruda bulundu.


5 Ekim’de Yeni Zelanda açıklarında karaya oturan 47 tonluk yük gemisi Rena, Tauranga limanı açıklarında yan yatmış bir şekilde beklemeye devam ediyor. Geminin tanklarındaki mazotu boşaltma işlemlerine yeniden başlandı. Foto: Reuters/Svitzer/Handou

Rena adlı yük gemisi, 5 Ekim 2011’de Yeni Zellanda’nın kuzey kesiminde bulunan Tauranga sahilinin 12 deniz mili açıklarında mercan resifine çarparak karaya oturmuştu. Kazanın ardından, büyük miktarda petrol denize sızdı.

Karaya oturan dev yük gemisi, ekolojik yaşamı tehdit ediyor. Onlarca konteynerın denize düştüğü gemiden petrol sızmaya da devam ederken kumsallarda biriken yağ tortularını temizleme çalışmaları da sürüyor. Kıyılara ulaşan petrol kirliliği, turistik Plenty Körfezi’nin sahillerinde çok sayıda deniz kuşunun ölümüne neden oldu. Penguen ve karabatakların temizlenmesi için çalışmalar yürütülüyor. Todd Graham (Yeni Zellanda Sahil Güvenlik Görevlisi), “Eğer rüzgar devam ederse geminin şu an bulunduğu yer değişebilir. Son bir kaç gün içinde geminin olduğu yerlerde petrol sızıntısı vardı ancak şu an temiz görünüyor çünkü deniz suyu çok hareketli. Petrol kıyıya vurmaya da başladı. Bu da suyu temizlemek için bize bir fırsat sunuyor.”


The oil leak started to spread and authorities prepared themselves for the worst environmental disaster in New Zealand history should the vessel break up and spill 1,700 tonnes of fuel into the Bay of Plenty. Photograph: Ross Brown/Sunlive New Zealand/Getty Images

Bölgedeki elverişsiz hava koşulları nedeniyle gemide bulunan petrolün boşaltılamadığı belirtiliyor. Kurtarma operasyonlarından sorumlu Bruce Anderson, gemideki yakıt tanklarının boşaltılmaya başladığını söyledi: “Ne zaman bir tahminde bulunsak, hep başka şeyler oldu. Bu yüzden de, günübirlik hareket ediyoruz. Aslında hava koşulları nasıl olursa olsun, biz bunu yapmayı planlıyoruz.” Yeni Zellanda denizcilik yetkilileri, gemide 1368 konteynerin bulunduğunu ve bunlardan 11’inin tehlikeli madde taşıdığını açıkladı.

Yeni Zellanda Başbakanı John Key, kazanın ülkede denizde meydana gelen en büyük çevre felaketi olduğunu söyledi: “Bu, Yeni Zellanda’nın tarihinde, denizde meydana gelen en büyük çevre felaketi. Bu durum, bölge sakinlerinin geçimini de tehdit ediyor.” Yeni Zellanda halkı ise öfkeli, “Gerçekten çok kızgınım. Burada çok fazla kişi var ve onlar konteynerleri gemiden çıkaramıyorlar. Yeni Zellanda’da onları çıkaracak bir sistem yok. Yani en başından beri, onun ikiye bölüneceğini biliyorlardı.”

Bu arada geminin Filipinli kaptanı, ‘gereksiz riske yol açacak şekilde kargo taşıdığı’ suçlamasıyla tutuklanarak mahkeme önüne çıkarıldı. Suçlu bulunması durumunda 44 yaşındaki kaptan, bir yıl hapis ve yaklaşık 6000 Evro para cezasına çarptırılabilecek.

***

Yeni Zellanda açıklarında karaya oturan Rena adlı yük gemisinin yakıtı boşaltılmış.

***

.. ve korkulan oldu, baş tarafından mercan resifine oturan ve arka tarafı yüzebilir durumda kaldığından hareket eden gemi, şiddetli rüzgârın da etkisiyle ikiye bölündü. 7 Ocak Cumartesi akşamı yaşanan olaya, boyu 6 metreye varan dev dalgaların sebep olduğu bildirildi. Gemide bulunan 385 ton akaryakıtın denize karışması en tehlikeli felaket senaryosu olarak dile getiriliyor. Gemiden şu anda kadar 1.100 ton petrol güvenli bir şekilde taşınırken; konteynerlerin yarıya yakını da tahliye edildi. Yüzlerce ton petrolün denize sızması sonucu bölgede bulunan 20.000’den fazla deniş kuşu öldü. Yük gemisinin kaptanları 16 ayrı suçlamayla yargılanmaktalar.

broker opzioni binarie con conto demo Kaynakça
BBCTürkçe, Karaya oturan geminin yakıtı boşaltıldı, 15 Kasım 2011.
BBCTürkçe, Karaya oturan gemi ikiye bölündü, 8 Ocak 2012.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda, tarihinin en büyük çevre felaketini yaşıyor, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda’da karaya oturan geminin kaptanı tutuklandı, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda’daki gemi kazası ekolojik yaşamı tehdit ediyor, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Yeni Zelanda açıklarında zamana karşı yarış, 18 Ekim 2011.
EuroNewsTürkçe, Dev konteyner Rena ikiye bölündü, 8 Ocak 2012.

Shell: Petrol Sızıntısından Zarar Gören Nijeryalılar Milyoner Olabilir Mi?

Meksika Körfezi’nde yaşayan Amerikalılar zengin oldu mu ki, bu Nijeryalı yerliler zengin olsun..

Petrol devlerinden Shell (Kabuk), Nijerya’nın Delta bölgesinde iki dev petrol sızıntısında sorumluluğu olduğunu kabul etti. Birleşmiş Milletler (BM), 2008 ve 2009’da Nijerya’da yaşanan petrol sızıntılarıyla ilgili beklenen raporunu açıkladı. 4 Ağustos 2011 Perşembe günü açıklanan BM raporunun Shell şirketi tarafından finanse edilmiş olması, raporun güvenilirliğine dair tartışma yaratmıştı. Raporda, bölgede oluşan doğal tahribatın izlerinin silinmesinin 30 yıl alabileceği belirtildi.


Shell’in Nijerya’daki Ogoniland bölgesinde sebep olduğu petrol sızıntısından bir kare.

BM raporunda ayrıca, petrol sızıntılarında bölgede faaliyet sürdüren Shell şirketinin gerekli prosedürleri izlememesinin etkili olduğunun altı çizildi. Shell, 3 Ağustos 2011 Çarşamba günü yaşanan iki dev petrol sızıntısında sorumluluğu olduğunu kabul etmişti.

BM Çevre Programı (UNEP) tarafından hazırlanan raporda petrol sızıntısı sonucunda oluşan hasarın bölgedeki yaşamı ciddi oranda tehdit ettiği belirtildi. Raporun bir bölümünde, Köp Viagra 50 mg visum bölge halkının içme suyu olarak kullandığı bir gölde 8 santim kalınlığında petrol tabakasının bulunduğuna dikkat çekildi. Raporda ayrıca, binaire opties filmpje sızıntının yaşandığı Ogoniland bölgesinde yaşayanların kaza sonrasında stok yapmak için petrol borularına yöneldiği ve sağlıklarını riske attıkları da bildirildi.

Ham petrolle kirlenen mangrov bataklıkları çevresinde yaşayan Bodo halkının avukatları, davanın Shell’e yüz milyonlarca dolara mal olabileceğini söyledi. wie funktioniert bdswiss com Shell, petrol sızıntısına sabotaj ya da petrol çalma girişimlerinin değil, ekipmanlardaki bir arızanın yol açtığını bildirdi. Şirket, Nijerya yasalarına uygun şekilde tazminat ödeyeceğini söylüyor.

Bodo halkının avukatları ise bunun ülkede doğal kaynak çıkaran ve İngiltere merkezli diğer şirketler için de örnek teşkil edebileceğini, bu nedenle davaların İngiliz mahkemelerine de taşınabileceğini bildirdi.

Bölgede 70 bin kişi balıkçılık ve çiftçilikten geçiniyor. Balıkçılıkla geçinen Bodo köylüleri, Shell’in İngiltere örgütlenmesi hakkında 2008 ve 2009 yıllarındaki iki ayrı sızıntının çevreye ve geçim kaynaklarına zarar verdiği gerekçesiyle dava açmıştı.

Sızıntılara ilişkin video kayıtları inceleyen uzmanlar, bunun Alaska’da 1989’daki Exxon Valdez felaketi kadar büyük olabileceği görüşünde. Guardian (Gardiyan) gazetesinin haberine göre 45 milyon metreküp petrol tenha bir bölgedeki kıyı şeridini harap etmişti. Habere göre Shell şimdiye dek 180 bin metreküpten az petrol döküldüğünü iddia ediyor. Tazminatın miktarının henüz belirlenmediği ancak Shell’e bölgeyi temizlemenin ve geçim kaynağını kaybedenlere yapılacak ödemelerin maliyetinin 100 milyon doları aşabileceği belirtiliyor.

http://www.amtechinternational.com/?salsa=%D8%A7%D9%84%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%AA%D8%AF%D8%A7%D9%88%D9%84-%D9%82%D9%86%D8%A7%D8%A9&526=09 الخيارات الثنائية التداول قناة Kaynakça
BBCTürkçe, Nijeryalı köylüler, Shell’den milyonluk tazminat alabilir, 7 Ağustos 2011 tarihinde ulaşılmıştır.
BBCTürkçe, ‘Nijerya’daki petrol felaketinin izleri otuz yılda silinebilir’, 7 Ağustos 2011 tarihinde ulaşılmıştır.

Derin Deniz Sondajları ve Petrolün Geleceği

där för att köpa billig viagra 200 mg ingen rx Petrol şirketleri, dünyada kalan son petrol rezervlerine de ulaşabilmek için açık denizde ve her zamankinden daha derinlerde sondaj yapıyorlar. Derin deniz (derin su) sondajı, eskiden fahiş fiyatlara yapılabiliyordu ama 2007 ve 2008 yıllarında petrol fiyatlarının hayli yüksek olması, açık deniz rezervlerine olan ilginin canlanmasına katkı sağladı.


Büyütmek için tıklayın!

Günümüz Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Burak Hüseyin Obama, Meksika Körfezi’ndeki petrol kirliliğinin, çevre politikaları üzerinde kalıcı bir etkisi olacağını söyledi ama bu derin deniz sondajlarının geleceği açısından acaba ne anlama gelecek? ABD Doğal Kaynaklar Yönetim Dairesi’nin (US MMS) verilerine göre 2008 yılında Meksika Körfezi açıklarında 31 petrol kuyusu vardı. 1992 yılında ise bu rakam, sadece 3’tü. 2008 yılında Körfez’de yedi yeni derin deniz projesi başlatıldı. Bunlar arasında, Thunder Horse Sahası, bölgedeki en büyük petrol üretim yeri olarak öne çıkıyor.

Keşifler, dünyanın diğer yerlerinde de devam ediyor. Bu yılın başlarında petrolün aşırı derinde olduğu düşünülen Falkland Adaları’nda dahi sondaj çalışmalarına başlandı. Ancak http://moo-creative.com/?santas=anna-sante-autopzioni-binarie anna sante autopzioni binarie şimdiye kadar derin deniz petrollerinin büyük bölümü altın üçgen diye de anılan ve Meksika Körfezi, Brezilya ve Batı Afrika’yı kapsayan bölgede bulundu.

Brezilya sahilinin açıklarındaki Tupi ve Jüpiter sahaları, son yıllarda keşfedilen ve en geniş derin deniz rezervlerine sahip sahalar olarak biliniyor. Nijerya ve Angola açıklarındaki büyük sahalardan da istifade ediliyor. Teknoloji ilerledikçe daha derinlerdeki petrol rezervlerine ulaşılabilir oldu.

Petrol şirketleri, artık Deepwater Horizon gibi yüzeyden 500 metre, hatta daha derinlere sondaj yapabilir hale geldiler. Derin denizlerde petrol üretimine ilişkin ayrıntılı bir hesap edinmek ise kolay değil. Bu kısmen derin deniz sondaj çalışmalarının tanımındaki farklılıklardan kaynaklanıyor. US MMS 305 metrenin altındaki kuyuları derin deniz sondaj sahası olarak tanımlıyor. Diğer kuruluşlar, örneğin Petroleum Economist ve Exxonmobil için derin deniz tanımı, 400 metreden başlıyor.

Dünya genelinde petrol tüketimi son iki yılda az da olsa düştü. Bu durum, büyük ölçüde küresel ekonomik krize bağlanıyor. BP’nin enerjiye ilişkin istatistik değerlendirmelerinde 2008’den 2009’a kadar geçen sürede tüketimin yüzde 1,7 oranında düştüğü gözleniyor. Haliyle üretimde de geçen yıl hafif düşüş oldu, günde 2 milyon varil, yani yüzde 2,6’lık bir üretim yapıldı.

ABD Enerji Enformasyon Dairesi, küresel ekonomi düzelmeye başladıkça enerji talebinin de 2010 yılında yeniden artacağını öngörüyor. Dünyada derin deniz sondajı konusunda en büyük şirket olduğunu öne süren Exxonmobil, bilinen derin deniz sahalarının sadece yarısında keşif çalışmaları yapıldığını söylerken, derin deniz petrollerinin önümüzdeki yıllarda, toplam petrol üretiminde gözle görülür bir yer kaplamaya devam edeceğini öngörüyor. Meksika Körfezi’ndeki çevre felaketi yaşanmadan önce US MMS, Körfez’de derin deniz sondaj çalışmaları için umut veren bir gelecekten bahsediyordu. Ancak Başkan Obama, Meksika Körfezi’ndeki felaketten gereken derslerin çıkarılmasının önemli olduğunu ve bunun, petrole alternatif enerji kaynaklarına yönelinmesini de içerdiğinin altını çiziyor.

broker forex opzioni binarie Kaynakça
BBCTürkçe, Derin deniz petrollerinin geleceği, 7 Ağustos 2011 tarihinde ulaşıldı.

Dünya’nın Yamuk Yumuk Bir Şekli Var

Dünyamız küre şeklinde olsaydı. Pekâlâ, Yerküre’nin her yeri aynı yoğunluğa sahip olsaydı. O zaman yerçekimi ayak bastığımız her yerde sabit olurdu, değişmezdi. Ama durum böyle değil. Çünkü okyanusların altına yaklaşık 10 kilometre dalan katı ve sert kabuk, kıtaların olduğu bölgede takriben 32 kilometre kalınlığındadır. Bu yüzden, bazı alanlar hafif malzemeler içerir, bazılarıysa bunlara göre daha ağırdır. Yoğunluktaki bu değişimin nedeniyse mantodaki hareketliliktir. Bütün bu etkilerin bir sonucu olarak, yerçekimi bazı yerlerde diğerlerine kıyasla daha güçlü hissedilir.

Oyuncak hamurdan yapılmış bir küre elinizde olsun. Ardından avucunuzdaki hamuru iyice sıkın. Ve karşınızda dünyamızın gerçek şekli.. Bu olguyu açıklığa kavuşturmak için yürütülen bir çalışmada elde edilen yeni bulgular sunuldu.


Geoit. Kırmızı ve sarı renkler yüksek yerçekimini, mavi renkse düşük yerçekimini simgeliyor.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=PZlj99RL2gM

Avrupa Uzay Servisi’nin GOCE* uydusu uzaktan algılama yöntemiyle yerçekimini haritalamayı başardı. Dünya’nın her noktasındaki yerçekimine ait veriler uydu aracılığıyla toplandı. Bu bilgiler ışığında, Dünya’nın en doğru ve en hassas yerçekimi haritası üretildi. Sonuç olarak elde edilen görüntüde, dünyanın yamru yumru bir şekle sahip olduğu kanıtlandı. Benzeri görülmemiş ayrıntılarıyla sunulan Dünya’nın yerçekimi haritası 4. Uluslararası GOCE Kullanıcıları Çalıştayı’nda açıklandı.

Yeryüzünü gözetleyen diğer uydulara nazaran daha yakın bir yörüngede dönen GOCE uydusu, yerçekimini haritalamış ve gerçek geoiti görüntülenmiş oldu. Örneğin, uydu Alplere yaklaştığı zaman, dağlar uyduyu hafifçe kendilerine doğru çekmiş. Bu gibi yerçekimi alanındaki düzensizliklerin ölçeği uydunun yörüngesinde yapılan çok hassas çözümlemelerle öğrenilmiş. Ek olarak, manyetik alandaki sayısal değişiklikleri ölçen bir gradiyometre taşıyan GOCE uydusu yerkürenin bütüncül resmini ortaya koymuş.

Geoit göreceli olarak sürekli sabitken bile deprem, kutup buzullarının erimesi ve deniz seviyesindeki değişim gibi tüm olgularda göze çarpmayan değişiklere neden olmaktadır. Bu geçici değişiklikler çok küçük olmasına rağmen milimetre düzeyinde ölçülebilir.

Gerçek geoitin haritalanmasıyla birlikte okyanus ve iklim üzerine çalışan biliminsanları daha fazla bilgiye sahip olacak. Geoit, yalnızca yerçekimi tarafından şekillendirilen, gelgit ve akımların olmadığı en uygun küresel okyanusun yüzeyini temsil eder. Bu kabul, iklim değişikliklerinden oldukça etkilenen okyanus akımlarının, deniz seviyesindeki değişimin ve buzullardaki hareketliliğinin ölçülmesinde çok önemli bir kaynaktır.

Gördüğümüz gibi mükemmel GOCE gradiyometre verileri, sürekli geliyor. Sonuç olarak, oluşturulan yerçekimi alan örneği, her iki aylık döngüden sonra daha da iyi hale geliyor. Artık GOCE verileri, bilim ve uygulamalar da kullanılmak için hazır durumda. Bundan dolayı, ilk denizbilimsel (oşinografik) sonuçları heyecanla beklemekteyim. GOCE’nin ürettiği eşi görülmemiş kalite ve çözünürlüğe sahip veriler, hem okyanusların hareketli topoğrafyası hem de okyanuslardaki akıntı örneklemelerini bizlere gösterecektir. Sonuç olarak, okyanuslardaki değişime bakışımızın gelişeceğinden eminim.
—Reiner Rummel (Münih Teknik Üniversitesi)

Geoit bilgileriyle deprembilimi (sismoloji) ve manyetizmanın birleştirilmesi sonucu gezegenimizin iç yapısı ifşa olacak hatta deprem kökenli süreçlerde açıklığa kavuşacaktır. İlke olarak, depremden önce kıtasal ve okyanusal plakalar yanyana gelir ya da dalma-batma gerçekleşir. Depremin cereyan ettiği an yerçekimi için parmak izi kabul edilir. Depremden sonra, plakalarda kayda değer boyutlarda yerdeğiştirir ve bu durum farklı parmak izlerine neden olur. Depremden önce ve sonra alınan yerçekimi ölçümlerin karşılaştırılması, deprembilimcilerin ürettikleri örneklemelerin düzeltmesine yardımcı olacağı gibi deprem mekanizmasının daha iyi kavranmasına olanak sağlayacaktır.

GOCE uydusu, Mart 2009’da fırlatıldı. Ana görevi olan yerkürenin yerçekimi haritasını üretme vazifesini iş takviminin 6 haftasında bitirdi. Fakat, 2012’ye kadar yerçekimi çalışmasını yürütecek ve bu doğrultuda daha hassas ölçümlere devam edecek.

*GOCE
İng. Köp Strattera 25 mg utan recept Gravity Field and Steady-state binaire opties binck Ocean Circulation Explorer
Tr. Yerçekimi Alanı ve Kararlı Okyanus Akımları Kâşifi

Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Tortopoğlu, B. ve Güler, B., 2011. Dünya’nın Yamuk Yumuk Bir Şekli Var, yerbilimleri.com


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=V3WtRfMAR74

Kaynakça
ESA, Earth’s gravity revealed in unprecedented detail, 10 Temmuz 2011 tarihinde ulaşıldı.
Redd, N., T., Best Gravity Map Yet Shows a Lumpy, Bumpy Earth, space.com, 10 Temmuz 2011 tarihinde ulaşıldı.