Etiket arşivi: mühendis

En Popüler (!) Mühendislik “Jeoloji”

Yapı sektörünün sanayiden daha hızlı büyümesiyle son dört yılda makine mühendisliği tercihlerdeki liderliği inşaat mühendisliğine kaptırdı. Elektrik-elektronik tercih edenlerin sayısı ise ikiye katlandı.

binära optioner charts Tıp ve sağlık bilimleri gibi diğer sayısal alanlarda iş imkanları, program ve kontenjan sayıları artsa da mühendislik sayısal bilimlerin en büyük alanı olmaya devam ediyor. Son 4 yılda mühendislik tercihleri % 25 artarak 1.471.000 sayısına ulaştı. http://www.brabantgroen.nl/?kvochka=migliore-tecnica-opzioni-binarie-60-secondi&677=6c migliore tecnica opzioni binarie 60 secondi Değişik branşlarda mühendislik tercihlerinin artması veya azalması daha çok bu alanlardaki sektörel gelişimin bir yansıması oluyor. Hızla gelişen bir sektöre insan kaynağı sağlamak için üniversiteler programlarını hızlıca oluşturup öğrenci almaya başlayabiliyorlar. Diğer taraftan da mezunlarının çoğu işsiz kalan branşlarda ise önce tercihler düşüyor sonra da programlar kapatılıyor.

Tercih ve Kariyer Dergisi’nin ÖSYM’nin 2008-2012 arası verileri üzerinden hazırladığı analize göre son dört yılda popüler mühendislik dallarının ilk sıralarında sektörel gelişime de paralel bir hareketlilik görülüyor. Diğer birçok sektörden daha hızlı bir büyüme sergileyen yapı sektörüne en önemli insan kaynağını sağlayan inşaat mühendisliği programlarında tercihlerin arttığını görüyoruz. Bu artış en popüler listesinde ikinci sırada olan branşı ilk sıraya çıkaracak kadar güçlü… Bunun yanında ikinci sıraya düşse de makine mühendisliği branşında da ciddi bir artış görülüyor. Üst sıralarda büyüme gösteren diğer branşlar ise elektrik-elektronik, bilgisayar, gıda ve endüstri mühendislikleri oldu.

autoppuzioni binarie com Bunlarında yanında bazı branşların ise tercihlerinin hızla eridiği gözleniyor. Örneğin 5. sıradan 14. sıraya gerileyen jeoloji mühendisliği gibi… Tercihleri gerileyen diğer büyük branşlar ise çevre, kimya, tekstil, maden, orman ve ağaç işleri, Köp Inderal Sverige jeofizik ile su ürünleri oldu.

Birkaç yazı..
Jeofizik Mühendisliği Bölümü ve Boş Kalan Kontenjanlar
Genç Joologlar Rahatsız!?.. Ya siz..
Türkiye’deki Jeoloji Mühendisliği Bölümlerinin Nesnel Bir Karşılaştırılması
Son 10 Yılda (2002-2012) Türkiye’de Jeoloji Eğitiminin Değişimi

populer_muhendislik_dallari

trading online guida Ayrıntılar
NTVMSNBC, En popüler mühendislik inşaat mühendisliği, 4 Temmuz 2013
Tercih ve Kariyer Dergisi, En popüler mühendislik dalları, 4 Temmuz 2013

Mühendislik: Tanımı, Tarihi, Felsefesi ve Etiği (Ahlâkı)

Ne zamandır, “Jooloji; bir mühendislik dalı mıdır, kolu mudur?” sorusu içimi kemiriyor. Aslında, 2 senelik meslek yaşamım bunun net yanıtını verdi. Amacım, bu soruyu bir de size sordurmak. Okuyucu yönlendirmek doğru olmasada, bu konuda birkaç cümle hakkım olmalı.. Hâlen yüksek öğrenimde jeoloji mühendisliği diye bir bölümün eğitim vermesine bir anlam veremiyorum. Çünkü, Dünya üzerinde bizden başka bir yerde jeoloji/hidrojeoloji/jeofizik mühendisliği bölümü yok. Bu yüzden, günümüzde çağdaşlığa ve gelişmişliğe öncülük edenlere bakıp, “Acaba, bu Amerikalılar ya da Avrupalılar neyin peşinde..” demeden edemiyor insan.. Hele hele Türkiye çapında 30 küsür bölümün yaklaşık 2500 jooloji/hidrojooloji öğrencisi barındırması, yer yer ikinci öğretim adı altında da sadece para toplanması ve kalbur üstü üniversiteler dışındakilerin herkesi işsizliğe mezun etmesi kanıma dokunuyor. Bunu göre göre üniversiteye, bu bölüme gidenlere de bir anlam veremiyorum.

Aşağıdaki yazı mühendislik hakkında birçok soruya yanıt verirken, mühendislik açısından kendi ile çelişen bir üniveristenin, İstanbul Teknik Üniversitesi‘nin kaleminden çıkmış; ama olsun.. Özetle, jooloji bir bilim dalı, ne daha fazlası ne de daha azı..

http://brickwickprojects.co.uk/viagra-ce simulatore di opzioni binarie Mühendislik nedir?
Mühendislik bilim ve matematiksel prensipleri, tecrübe ve yaratıcılığı kullanarak doğal kaynaklardan insana faydalı ürünler ortaya koyma eylemidir.

Daha kapsamlı bir tanım ile şöyle de diyebiliriz.

Mühendislik, bilimi kullanarak, etik değerleri mutlaka gözeterek, müşteri taleplerini karşılayacak şeyler tasarlamak ve imal/inşa etmektir; bilimsel verileri gündelik hususlar için kullanabilmektir; teknolojiyi insanlık yararına uygulamaktır; aklı ve bilimsel yöntemleri doğal kaynakların insanlık yararına en uygun kullanılması için uygulama sanatıdır; hatta belki bilim ile sanat arasındaki köprüdür.

http://suleibnitz.at/?opyre=trade4-me&cd5=69 trade4 me Mühendisliğin tarihi nasıl başladı?
Bizim dilimizde Arapça anna sante autopzionibinarie hendese kökünden türetilmiş Mühendis kelimesi ile anlam bulan meslek bu açıdan bakıldığında “ opcje binarne algorytm hesabı, matematiği kullanan, ölçen biçen kişi” anlamı taşır. Oysa Latin kökenli dillerde puo binary option Engineer olarak adlandırılan bu mesleğin etimolojik geçmişi tarih öncesi çağlara ve başka anlamlara uzanır. Latince “ingignere” yaratan icat eden anlamındaki kökten türeyen sözcük 11. yüzyılda bugünkü anlamında “ingeniator” olarak kullanılmış “ingenium”u (yaratıcılığı) olan “ingenius” opzioni binarie alfio bardolla yaratan, zeki, mucit anlamlarında kullanılmıştır. Buharın icadından sonra makinaya “engine! Adının verilmesi ile bugünkü yapısı olan Engineer tanımına kavuşmuş olan sözcük bir anlamda vücut bulurken makine nın da isminin oluşmasına sebep olmuştur. “Engine” bu bakımdan dahice şey, işe yarar buluş anlamında kullanılmıştır.

Mesleğin kendi doğuşu da bir anlamda sözcüğün doğuşu ile koşuttur. İlk çağlarda insanoğlu barınmak, korunmak, yemek, avlanmak kısacası hayatta kalabilmek için doğanın çetin koşuları ile dahice mücadele etmek ve kazanmak zorundaydı. Bu nedenle daha ilkçağlardan itibaren gerçekte mühendisler vardı. Bu buluşçular bugünkü mühendislik dallarına benzer faaliyetler göstermiyorlardı elbette ama ekme, biçme, alet yapma, avlanma, balık avlama, yük taşıma gibi eylemleri kolaylaştıracak hatta mümkün kılacak araçlar ve basit aparatlar binary options demo account uk icat ediyorlardı.

Milattan önce 3000’li yıllarda bu basit araçlar yerini daha komplike aygıtlara, tekerlek, hayvan ile tahrik edilen arabalar, basit tekneler gibi vasıtalara bıraktı. Sulama kanalları açık havza madenciliği, piramitlerin inşası gibi ciddi mühendislik denemeleri yapılmaya başlandı. Milattan önce 2500 yılına gelindiğinde Mısırlılar 25 metre boyunda gemiler yapmaya başlamış hatta bunun için kuru inşa havuzları inşa etmişlerdi. Milattan önce 1000’li yıllarda artık vida, su değirmeni, Hero Türbini denilen basit pompa yapılmış şehirlerde su dağıtımı fikri oluşmuştu.

Önce Grek (Eski Yunan) uygarlıkları ardından Romalılar mühendislik dalında iyice geliştiler kağıt, silahlar, mancınıklar yapıldı öte yandan Çin’de barut bulunmuş ve yeni bir çığır açılmıştı. Milattan önce 5. yüzyıl ila milattan sonra 15. yüzyıl arası kara bir dönemdi. Bir yandan saat, matbaa gibi çok yararlı icatlar yapılırken öte yandan barut ve ağır demir döküm teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak silah sanayindeki icatlar gelişti. Bu silahlarla desteklenen savaş ve politikalar dünyaya 20 asırlık bir karanlık yaşattı.


Leonardo da Vinci’nin 1502 tarihli tek kemerli ve ayakları arasındaki açıklığın yaklaşık 220 metre olduğu Haliç Köprüsü çizimi. Bu mühendislik projesi, 2. Beyazıt döneminin İstanbul’u için hazırlamıştı.

Bundan sonra sanatçı, mucit, mühendis Leonardo da Vinci’nin bütün ağırlığı ile etkilediği Rönesans dönemi geldi. Büyük binalar görkemli katedrallerin inşası ile geçen bir dönemin ardından, 1750-1850 yılları arasında geçen yüzyıllık süre mühendisliğin modern anlamda doğuşu oldu. Savery, Newcomen, Watt ve Trevitnick’in buharlı makinaları, Whitworth’un cıvata sanayi makinaları ile gelişme hızlandı seri imalat makinaları ve fabrikaları kurulmaya başlandı. Brunel, Stephenson gibi öncü mühendislerin bilimi kullanmaktaki ısrarları ile nihayet Fransa’dan başlayarak formal üniversite eğitimli (sadece pratiğe dayanmayan) mühendislik mesleği doğmuş oldu.

Bu bilgiler ışığında modern mühendislik tarihini 4 bölüme ayırabiliriz.

desktop di bdswiss com Bilim devrimi öncesi – İlk çağ mucitlerinden Leonardo da Vinci ye kadar geçen dönem
supporti e resistenze per opzioni binarie Endüstri devrimi ve öncesi dönem – 16. yüzyıl sonundan 19. yüzyıla kadar geçen becerikli zanaatkârlardan modern bilim kullanan uzmanlara kavuşulduğu dönem
binära optioner nybörjare İkinci sanayi devrimi – İkinci dünya savaşı öncesine kadar geçen kimya, elektrik, elektronik gibi türlü mühendislik dallarının bilimi tam anlamı ile kullanmaya başladığı dönem
guide binary optin it Bilişim devrimi – Savaştan sonra başlayarak bu günlere gele bilgisayar dönemi

Bugün mühendislik dalları 6 ana üst gurupta değerlendirilmektedir.

– Uçak Uzay Mühendisliği
– Kimya Mühendisliği
– İnşaat Mühendisliği
– Elektrik Mühendisliği
– Bilgisayar Mühendisliği
– Makine Mühendisliği

Diğer bütün mühendislik disiplinlerinin bu altı ana dalın alt disiplinleri olduğu kabul edilmektedir. Oysa gemi mühendisliği gerek tarihsel gelişimi gerekse tasarlayarak inşa ettiği ürünlerin doğanın yıkıcı etkilerinin tümüne aynı anda maruz oluyor olması nedeni ile bu altı mühendislik disiplininin neredeyse tamamından yararlanan bir özel mühendislik alanıdır. Gemi Mühendisliği’nin temelinin 17. yüzyılda yaşamış ünlü Fransız matematikçi, jeofizikçi ve astronom Pierre Bouger’in yazdığı (Gemi Üzerinde Tez) isimli eser ile başladığı kabul edilir.

fare tranding binario Mühendisin felsefe ile ilgisi ne zaman ve nasıl başladı?
Yukarıda da anlatıldığı gibi tarih boyunca insanoğluna hizmet etmek için yapılmış buluşları yapanların felsefenin temel sorularına duyarsız kalması beklenemezdi. Neydi bu sorular? libri on line gratuiti sul trading Nereden geldik? Ruh ve maddenin ilişkisi nedir? Beyin ile düşünce arasındaki ilişki nedir? Örneğin somutlaştırarak irade (düşünce beyin) ile güç (madde) arasındaki ilişki nedir. Bu sorulara cevap arayan mucit dahiler bir yandan da bu gelişi daha anlamlı kılmaya çalışan buluşları yapanlar oluyordu. Bu soruların ancak iki türlü yanıtı olabilirdi bilimsel ve bilimsel olmayan. Bilimsel olmayan yani metafizikle teoloji ve teologlar ilgilenirken mühendisler bilimsel olanla, somut olanla uğraşmaya başladılar. Miletli Tales insanların binlerce yıldır aklını kurcalayan “ Evren nedir?” sorusuna ilk kez teolojinin dışında yanıt aramıştı. Tam olarak ne zaman başladığı konusunda kesin bir veri olmasa da Tales’in bu ünlü sorusu felsefenin başlangıcı olarak kabul edilir.

Felsefe sözcüğünü ilk kez Samoslu (Sisam Adası) matematikçi Pisagor kullanmıştır. Filos (sevgi) ve sophia (bilgi) sözcüklerinin bir araya getirilmesi ile oluşturduğu bu sözcük “bilgeliği sevmek” anlamındadır. Bütün bir varlık alanını her yönüyle araştırma, kuşku duyma, anlama gibi edimlere odaklanan düşünme etkinliği olarak tanımlanabilir. Filozof  ise, bilgiyi arayan ve ona ulaşmak isteyen kişidir. Bu noktadan bakıldığında daha ilk çağlardan beri buluşçuların bilginin dehanın (ingenius) peşinde olduğu ve bu yönleri ile de felsefenin tam içinde olduğu söylenebilir. Birçok evreden geçen mühendislik mesleği ve felsefesi nihayet 17. yüzyılda otomasyon teknolojisinin başlamasıyla sanayileşmenin gereği olarak, toplumsal bir kategori biçiminde ortaya çıktı. Sanayi devriminin ilerlemesiyle buluşların endüstriye uygulanması; bu yolla üretimin hızla artması, mühendislerin üretimindeki rolünü de arttırdı. Önceleri büyüyen ölçekte ve seri üretime zorlayan bir üretim modeli olan Ford sisteminin benzer teknoloji ile diğer sektörlere uygulanması, ardından büyük kriz ve savaş sonrası finansal baskıların sonucunda verimliliğin ana unsur haline gelmesi üzerine ortaya çıkan Toyota modeli ve onun türevi olan Yalın Üretim Modeli ile birlikte mühendislere olan ihtiyaç da arttı. Bu gelişmeler mühendislik mesleğinde felsefi duruşun önemini de arttırmaktadır.

Ahmet ÖncüPara, Mühendislik ve “Bizim Mühendislerimiz”” adlı makalesinde, mühendisleri iki uç konumda tanımlıyor. Birinci konumdaki mühendis “bilimsel yönetim” ilkelerinin kurucusu ve savunucusu olan Frederick W. Taylor’ın görüşlerinde şekillenmiştir. Taylor’a göre her şeyden önce bir “yönetici” olan mühendisin temel görevi “tüm çalışanların tek tek en yüksek refahını sağlamaya bağlı olarak işverenin en yüksek refahını sağlamaktır.” Kısaca, Taylor’a göre mühendislik, “herkese herkesin çok istediği “parayı” verecek tılsımlı bir güce sahiptir.”

İkinci konumdaki mühendis ise Throstein Veblen tarafından tanımlanmıştır. Veblen için mühendis, Taylor’un aksine işletme düzeyinde bir yönetim işlevine değil, sanayinin koşullarında sürekli iyileştirmelerle üretkenliği artırıp, insani var oluşunu geliştirebilme gücüne sahiptir. Veblen, Taylor’un aksine mühendisi tüm çalışanların önderi konumunda ve servet sahibi, kapitalist sınıfların karşısında görür.

Bu iki uç arasında farklı renk ve fikirlerde olan mühendisler bir uçta topumun değişiminde aktif rol almayı kendilerine görev bilirlerken öteki uçta tamamen bireyci bir anlayışla doğayı ve çevreyi umursamaz ve bu uğurda insana tahakkümü de mubah sayan bir konumda  olacaklardır.

İşte mühendise bu noktada dört unsur yol gösterir.

– Doğuştan gelen vicdan
– Varolan bilinç
– Kazanılmış ahlâk
– Öğretilmiş etik

Doğuştan gelen vicdan yani bulunç. İnsanın görgü ve bilgileri ile kendini yargılama yetisi. Vicdan metafizik penceresinden bakıldığında insana doğuştan verilmiş bağımsız bir güçtür, diyalektikte ise bulunç, bireyin, içinde bulunduğu toplumun koşulları ile belirlenen görgü ve bilgisinin sonucu oluşur. Bu noktada bilinç ve bulunç (vicdan) sözcüklerinin yabancı dillerde aynı sözcük ile (conscience) ifade edildiğini de belirtmekte fayda var. Ayrı bir yazı konusu olabilecek bu olgu üzerinde fazlası ile durmak istemiyorum ancak vicdan ve şuurun ayrı kavramlar olarak kabulünün toplumun metafizik / diyalektik yapılanmasını / ayrışmasını ne ölçüde etkilediği düşünülmelidir.

Varlığı tartışılmaz şuur yani bilinç. İnsanın kendisini ve çevresini anlamasını sağlayan anlık süreçlerin bütünü.

Belletilmiş ahlak yani moral.  Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarını saptayan ve inceleyen bilim dalı.

Oluşturulmuş törebilim yani etik. Belli yer ve belli zamana özgü olarak iyi ve kötü davranışların kurallarını saptayan bilim dalı.

Mühendisler için hem yurdumuzda hem de dünyada kabul görmüş farlı meslek disiplinlerine göre ufak tefek farklılıklar da gösteren temel mühendislik etik kodu (kuralları) vardır. Bu kurallar her an akılda tutulabilecek veya sık sık bakılabilecek yapıda değildir ancak varılmak istenen sonucun ne olduğu ve bunun için ne tür davranış kalıpları geliştirmek gerektiğini anlamak ve özümsemek mümkündür.

Bu özümsemeyi yapabilmek yukarıdaki kavramlar ile mühendislik mesleğini birleştirbilmek mümkündür. Bu noktada aslında kökleri modernlik öncesi uygarlıklara ve din düşünürlerine kadar dayanan ve modern bilimsel yönetim anlayışında yeniden şekillenen “ahlaki tasavvur” moral imgelem (moral imagination) kavramı önem kazanıyor. Yukarıdaki dört öğeyi de kapsayan ve aslında bunların birleşiminden doğan bir canlandırma bilinci karar vermemize yardımcı olabilir.

Yani karar ve yargılarımızda bize öğretilen kanunlar ve usullerle saptanan hem teknik hem etik değerlerin matrisinden bir sonuç çıkartmaya uğraşacağımıza bütün bunları benimseyen bir ruh hali ve hayat görüşü edinebilir ve bunu bir yaşam standardı haline getirebiliriz. Dahası bu duruştan da haz duymaya başlayabiliriz.

Diğer bir deyiş ile etik anlamda doğru, bilincin farkında olduğu gerçek, stratejik işlevi veya kamusal faydasından önce kendi başına doğru olduğu için güzel ve makbuldür ve bize huzur verir.  Buradaki güzellik estetiği de ilgilendirir ve bir insani duruş biçimini alır. Moral imgelem etik, estetik, ahlak ve vicdan arasında kurduğu dengeli ve yakın ilişki ile insan ilişkilerimizden nesneler ile ilintimize kadar yaşamın bütün alanlarını kapsar ve yönetir.

Bilim kadını Patricia Werhane Moral imgelemin iş hayatında en az dört durum ile ilişkilendirilebileceğini söylüyor.

– Kişinin kendisini, üstlendiği rolden, içinde bulunduğu özel durumdan veya çevreden ayrıştırması- soyutlaması…
– Kişinin içinde bulunduğu – düştüğü/düşürüldüğü düzeni fark etmesi ve/veya içinde bulunduğu durumun hangi şartları içerdiğini anlaması
– Kişinin yaratıcı bir şekilde, deneyimlerinden taze çıkartımlar sağlayarak yeni problemlere tamamen güncel çözümler bulacağı yeni ve yenilikçi olasılıklar tasarlaması…
– Kişinin içinde bulunduğu iş ortamında mevcut olan şartları veya var olacak entrika veya düzenlerin kapsam ve etki alanlarını iyi değerlendirmesi…

Yaşamdaki gerçek roller beyaz perdedekiler gibi etkisiz değildir yaptıklarımızın yaratabileceği etkileri aklımızda canlandırabilmeliyiz. Moral imgelem de işte budur. Sadece teknik alanda değil ahlaki alanda da yenilikçi olmak özgün olmak ve yukarıda anlattığım Moral imgelem‘e sahip olmak önemli.

Önünüze gelen teknik veya idari karar ne olursa olsun bunu size belletilmiş kalıpların dışında düşünmeye bakın çünkü o kalıplar hep doğru olmayabilir. Dahası gizli bazı gündemlere sahip olabilir. Size yönteminizin veya buluşunuzun işe yaramayacağını söyleyen meslektaşınız veya yabancı patron başka gerekçelere veya niyetlere sahip olabilir. Öyleyse kendinizi ve dünyayı daha iyi anlayacak fikri yapıyı edinin. Yaptıklarınızın insani boyutunu, etik yönünü bilinç ve bulunç ile ilişkisini irdeleyin.

Felsefe bütünün ayrılmaz bir parçasıdır. Mühendis içinde bulunduğu yaratım sürecinden ahlâki, vicdani ve etik açıdan soyutlanamaz.

Tüm hakları Şebnem Helvacıoğlu‘na ait olan metnin özüne zarar vermeden Leonardo’ya ekleme ve şeklen değişiklikler yapılmıştır.