Etiket arşivi: metan gazı

ABD’deki Doğal Sızıntıyla Yanan Ateşin Kökeni Şeyl Gazı

seroquel 50 mg tablet

Inderal salu

Requip without prescription

vs_eternal_flames
Chestnut Ridge Park’ındaki alev (üstte) ve Cook Forest State Park’taki alev (altta).

Araştırmacılar, Chestnut Ridge Park’ındaki ateşi ve Pennsylvania eyaletinin kuzeybatısında yer alan Cook Forest State Park’ında yer alan ‘Aralıksız Yanan Çukuru’ karşılaştırdı. Schimmelmann, ateş çukurunun ‘Sonsuz Ateş Şelalesi’ kadar özel olmadığını çünkü eski bir gaz kaynağı tarafından beslendiğini belirtti.

Marine and Petroleum Geology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, elde edilen binaire opties 5 minuten sonuçlar, dünyada atmosfere salınan metan gazının yaklaşık yüzde 30’unun doğal kaynaklardan geldiği bilgisini doğruladı. Biliminsanları, yerin derinliklerinde bulunan gaz kaynaklarını ‘sonsuz ateşlere’ çevirmenin faydalı olabileceğini belirtti.

Ateş, metan gazını karbondioksite çeviriyor. Karbondioksit, metana kıyasla atmosferde 20 kat daha az ısı hapsediyor. Ancak, sonsuz ateş oluşturulabilecek kaynakların son derece az olduğu düşünülüyor. Gaz, metan yiyen bakterilerin gazı karbondioksite çevirdiği çatlaklardan yüzeye ulaşıyor veya gazın alev almasına imkan vermeyen açıklıklardan yüzeye varıyor.

Natural seepage of shale gas and the origin of “eternal flames” in the Northern Appalachian Basin, USA
Natural hydrocarbon gas seeps are surface expressions of Petroleum Seepage Systems, whereby gas is ascending through faults from pressurized reservoirs that are typically associated with sandstones or limestones. A spectacular “eternal flame” in western New York State marks a gas macroseep of dominantly thermogenic origin emanating directly from deep shale source rocks, which makes this a rare case in contrast to most Petroleum Seepage Systems where gas derives from conventional reservoirs.

The main flaming seep releases about 1 kg of methane per day and may feature the highest ethane and propane (C2 + C3) concentration ever reported for a natural gas seep (∼35 vol. %). The same gas is also released to the atmosphere through nearby invisible and diffuse seepages from the ground. The synopsis of our data with available gas-geochemical data of reservoir gases in the region and the stratigraphy of underlying shales suggests that the thermogenic gas originates from Upper Devonian shales without intermediation of a conventional reservoir. A similar investigation on a second “eternal flame” in Pennsylvania suggests that gas is migrating from a conventional sandstone pool and that the seep is probably not natural but results from an undocumented and abandoned gas or oil well. The large flux of the emitted shale gas in New York State implies the existence of a pressurized gas pool at depth. Tectonically fractured shales seem to express “naturally fracked” characteristics and may provide convenient targets for hydrocarbon exploration. Gas production from “tectonically fracked” systems might not require extensive artificial fracking.

bet365 opzioni binarie

Ayrıntılar
NTVMSNBC,
‘Sonsuz Ateş Şelalesi’nin sırrı çözüldü, 25 Haziran 2013
Indiana Üniversitesi, Geologists study mystery of ‘eternal flames’, 25 Haziran 2013

Kuzey Kutbundaki Metan Salınımı Buzulları Eritiyor

Biliminsanları Kuzey Kutbu’nda binlerce yıl biriken metan gazının (CH4) fokurdayarak atmosfere karıştığı pek çok yer keşfetti. Buzların altında hapis kalan metan, bunların erimeye başlamasıyla ortaya çıkmaya başladı. Nature Geoscience Dergisi’nde makaleleri yayınlanan (öz aşağıda) araştırmacılar, çok eski zamanlardan kalma bu gazın atmosfere karışmasının iklim değişimine etkisinin büyük olabileceğini belirtiyor.

Geologic methane seeps along boundaries of Arctic permafrost thaw and melting glaciers
Methane, a potent greenhouse gas, accumulates in subsurface hydrocarbon reservoirs, such as coal beds and natural gas deposits. In the Arctic, permafrost and glaciers form a ‘cryosphere cap’ that traps gas leaking from these reservoirs, restricting flow to the atmosphere. With a carbon store of over 1,200 Pg, the Arctic geologic methane reservoir is large when compared with the global atmospheric methane pool of around 5 Pg. As such, the Earth’s climate is sensitive to the escape of even a small fraction of this methane. Here, we document the release of 14C-depleted methane to the atmosphere from abundant gas seeps concentrated along boundaries of permafrost thaw and receding glaciers in Alaska and Greenland, using aerial and ground surface survey data and in situ measurements of methane isotopes and flux. We mapped over 150,000 seeps, which we identified as bubble-induced open holes in lake ice. These seeps were characterized by anomalously high methane fluxes, and in Alaska by ancient radiocarbon ages and stable isotope values that matched those of coal bed and thermogenic methane accumulations. Younger seeps in Greenland were associated with zones of ice-sheet retreat since the Little Ice Age. Our findings imply that in a warming climate, disintegration of permafrost, glaciers and parts of the polar ice sheets could facilitate the transient expulsion of 14C-depleted methane trapped by the cryosphere cap.

Karbondioksitten sonra en önemli sera gazı olan metanın seviyeleri, istikrarlı bir dönemden sonra, son zamanlarda yeniden yükselmeye başladı. Metan, doğal ve suni yöntemlerle havaya karışabiliyor. http://allafrugs.com/?kirwe=oprazioni-binarie&360=f5 oprazioni binarie Çöplükler ve çiftlik hayvanları bu gazın kaynakları arasında. Metanın hangi kaynaktan geldiğini takip etmek oldukça zor.

Ancak Kuzey Kutbu üzerine araştırmalar yapan bir ekip, uzun süre saklanmış metanı, moleküllerdeki değişik karbon izotoplarının oranı sayesinde keşfetti. Katey Walter Anthony (Fairbanks Alaska Üniversitesi) başkanlığındaki ekip, hava ve karadan yapılan araştırmalar aracılığıyla, Alaska ve Grönland’daki buz örtüsünün etrafındaki göllerde 150.000 civarında metan kaçağı buldu.

Bölgeden alınan örnekler, bu kaçaklardan bazılarının göllerin altındaki kömür veya doğalgaz yataklarından kaynaklanan eski zamanlardan kalma metan gazı salımı olabileceğine işaret ediyor. Diğerlerinin de daha yakın dönemde göllerdeki bitkilerin ölüp, çürümesi yoluyla oluşan metan gazı olduğu düşünülüyor. Araştırmacılar, göllerdeki bu kriyosfer* sızıntılarının çoğunun tiyalin (permofrost) çözülme sınırları ve çekilen buzulların moren ve fiyortları boyunca gözlemlendiğini belirtiyor. Uzun süre hapsedilmiş karbonu açığa çıkaran unsurun da, Kuzey Kutbu’ndaki ısınma olduğunun altını çiziyorlar.


The effect on lake ice formation of subcap and superficial seeps. a–c, Photographs showing examples of the largest superficial seeps (a) and small (b) and large (c) subcap macroseeps. Even the strongest superficial seeps are ice-covered in late winter. Further, ebullition does not occur simultaneously among superficial seeps (a). In contrast, bubbles breaking the surface of all open holes indicate high, simultaneous ebullition among subcap seeps (b). d, Clustering of subcap seeps is apparent in the aerial photograph. Photographs were taken near Fairbanks, interior Alaska (a), Cook Inlet, southcentral Alaska (b) and Atqasuk, northern Alaska (c,d) one, eight and three weeks, respectively, following freeze-up. Figure: NGeo

Araştırmacılara göre, tiyal ve buz tabakası veya buzulla kaplı doğalgaz zengini tortul havzalarda benzer gelişmelerin olması durumunda, metan gazı çok kuvvetli bir oranda yükselebilir. Bunun da iklim ısınması üzerinde geri besleme etkisi olacak. Araştırmacılar, zengin doğalgaz kaynaklarına sahip ve kısmen ince bir tiyal tabakasıyla kaplı olan, Batı Sibirya’nın kuzey kesiminin bu tür bir gelişmeye sahne olabileceği kanısında. Bu bölgedeki ince tiyal tabakasının 2100 yılına kadar önemli ölçüde erimesi bekleniyor. Kuzey Kutbu’ndaki metan sızıntısının miktarının belirlenmesi için yoğun çalışmalar yapılıyor. Bunun için pek çok ülke bölgede kara ve deniz ekipleri görevlendirmekte.

Bölgedeki tiyal tabakasının içinde ve altında, deniz yatağının üstünde ve altında, ve ayrıca son araştırmalara göre jeolojik (yerbilimsel) tabakalarda metan gazı rezervleri bulunmakta. Konu üzerinde araştırma yapan bir başka bilim adamı olan Euan Nisbet (Londra Üniversitesi), Kuzey Kutbu’nun gezegenin en hızlı ısınan bölgesi olduğunu ve bu bölgede sızıntıların artabileceği bir çok metan yatağı bulunduğunu belirtiyor. Nisbet, “Bu, küresel ısınmanın ısınmayı daha da arttırdığı, ciddi endişe duyulması gereken olayların yeni bir örneği” diyor.

cephalexin 250 mg uses Bu geri beslemenin ne kadar ciddi veya ne kadar acil bir tehdit olduğu ise tartışmalı bir konu. Bir grup biliminsanı bu olayın etkilerinin on yıllar boyunca hissedilmeyeceğine inanırken, diğerleri ise bir anda ortaya çıkabilecek yüksek bir sızıntının sera etkisini hızlandırabileceğini belirtiyor.

بلدي الرياضيات تسجيل الدخول المنزلية Dipnot
* Kriyosfer, yeryüzündeki suyun katı halde bulunduğu yerleri yanımlar. Bunlar deniz buzulu, buzul gölü, buzul nehri, kar örtüsü, buzulları, buz örtüsü, buz tabakası ve donmuş zemini (kalıcı buz tabakası tiyal dâhil) şeklinde sıralanabilir.

opzioni binari sono buoni oe una presaingiro Kaynakça
BBC, Kuzey Kutbu’nda metan sızıntısı, 27 Mayıs 2012

Donmuş Toprağın İçindeki Metan ve Karbondioksit Global Harareti Etkiler Mi?

Donmuş göldeki bir delikten bir kabarcık yükselip patladı. Bu kabarcığı bir yenisi, onu da bir başkası izledi. Buzlu suyun derinliklerinde bir kazan kaynıyormuş gibi görünüyordu. Her kabarcık bir miktar metan gazını (CH4) serbest bırakıyor. Gölün dibindeki çürüyen bitki çöküntülerinin ürettiği bu gazın sera etkisi büyük. Dipteki bitkiler en son 30.000 yıl önce gün ışığını görmüş, ardından bir derin dondurucuya hapsolmuştu. Ancak artık serbest kalıyorlar. Metan gazının serbest kalmasını inceleyen önde gelen biliminsanlarından Katey M. Walter Anthony, “Bu çok can alıcı bir konu” diyor. Birkaç dakika sonra buzun kenarından eğilerek suya bir şişe indiriyor ve gaz örneği alıyor. Yeryüzünü bekleyen akıbetle ilgili en büyük gizemlerden birini anlamaya uğraşan biliminsanları için küçük bir ipucu daha çıkarıyor.

Dünyanın kuzey bölgelerinin donmuş bir karbon deposu olduğu uzun süredir biliniyor. Bu karbonun kaynağı, buzlu topraklarda hapsolmuş yapraklar, kökler ve benzeri organik maddeler. Buzları çözülen bu karışım, metan ve karbondioksit (CO2) gibi ısıyı tutan ve gezegenin hararet yapmasına yol açan gazları ortaya çıkarıyor.

Son yıllarda ortaya çıkan ve büyük şaşkınlık yaratan gerçek ise, aşağılarda saklı olan organik çöküntülerin çokluğu. Permafrost (~kalıcı don, kalıcı buz, aslında donmuş toprağın alt katmanları) olarak bilinen donmuş topraklar kuzey yarıkürenin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Ve yeni bir araştırmaya göre buradaki karbon miktarı tüm atmosferin iki katı kadar. Bu coğrafyanın büyük bir bölümünde ısı artıyor ve uzmanlar bunu esas olarak insan kaynaklı sera gazlarına bağlıyor. Fakat bu arada donmuş topraklar da ısınıyor. Bazı yerlerde bu topraklar çözülmeye başladı bile. Ve donmuş karbonun istikrarsızlaştığına dair belirtiler ortaya çıkıyor. Araştırmacı Kevin Schaefer (ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi), “Buzluğunuzdaki sebzeye benziyor bu. Orada olduğu sürece bozulmayacağını bilirsiniz. Ama çıkarıp buzdolabına koyduğunuzda çözülecek ve eninde sonunda çürüyecektir” diyor. Topraktaki karbon atmosfere karışırsa gezegenin ısınması hızlanacaktır. Asıl kaygı verici olasılıksa, bu maddenin önemli bir bölümünün karbondioksit değil, metan olarak serbest kalması. Çünkü karbondioksit genelde organik maddelerin çözülmesiyle ortaya çıkarken, güneş ısısını çok etkili bir şekilde hapseden metan, çözülmenin göl ve sulak arazilerde gerçekleşmesiyle belirir.

ABD Enerji Bakanlığı ve Avrupa Birliği sorunun anlaşılmasına dönük projeler için destek verirken NASA’nın da benzer bir stratejisi var. Fakat araştırmacılar tahsis edilen para ve insan kaynağının risklere kıyasla çok yetersiz olduğuna dikkat çekiyor. Bilgisayarlarda yapılan ön analizler, Arktik ve yarı Arktik bölgelerden bir yılda sızabilecek karbonun bugün insan faaliyetlerinden kaynaklanan yıllık emisyonun yaklaşık % 15’ine ulaşabileceğini gösteriyor. Yakınlarda yapılan bir araştırmadaysa permafrost uzmanları, dünyanın hızla ısınması halinde donmuş topraklardan çıkacak gazların bugünkü emisyonun % 35’ini bulabileceğini hesaplıyor. Aynı uzmanlar, toplumların kendi emisyonlarını kısa sürede kontrol altına alması halinde donmuş topraklardan çıkan sera gazlarının çok daha düşük düzeyde, belki de insan kaynaklı emisyonların yüzde 10’una eşdeğer kalabileceğini aktarıyor. Dünya çapında sera gazlarını takip eden araştırmacı Josep G. Canadell, “Bugünkü emisyonların % 5 ile 10’u bile aslında çok büyük bir oran. Yüzde 30 ise facia boyutunda. Yüzlerce yıl sürecek kronik bir emisyon kaynağı demektir” diyor.

A. David McGuire (Alaska Üniversitesi), Kuzey Amerika’nın batısının ve doğu Sibirya’nın farklı bir jeolojiye sahip olduğunu ve orada bu yüzden bu kadar bitki çöküntüsünün buzlar içinde kaldığını belirtiyor. Bu bölgeler son buzul çağında buzullarla kaplı değil ama iklim yine de dondurucu ve fırtınalıydı. Toprağın ince üst tabakası yazları çözülüyor, yetişen otlar da karbondioksiti emiyordu. Sert kışlardaysa otların kökleri, yapraklar, hatta hayvan leşleri çürümeye başlamadan donuyordu. İşte bu donmuş toprak katmanları yıllarca birbirinin üstüne bindi. Buzul çağının doruğa ulaştığı 20.000 yıl önce ABD’nin güneyindeki eyaletlerde bile toprak donmuştu. Bazıları bu gerçeğe dikkat çekmeyi seviyor ve donmuş toprağın mevcut erimesini buzul çağının son evresi olarak yorumluyor. Fakat biliminsanlarının geneli bu teze karşı. Onlara göre iklim son 10.000 yıldır gayet istikrarlı. Şimdiyse, insanların muazzam miktarda fosil yakıt (yani karbon) tüketmesiyle yeryüzünde sıcaklık artıyor ve Arktik bölge iki kat daha hızlı ısınıyor. Biliminsanlarına göre donmuş topraklar bu yüzden bir tehdit oluşturuyor.


Büyütmek için tıkla! Permafrost. Asıl Kaynaklar: National Snow and Ice Data Center, BioScience, National Research Council Canada ve NASA.

Toprağın çözülmesi özellikle don bölgesinin güney sınırlarında dikkat çekici. Orta Alaska’nın büyük bir bölümü de dâhil, geniş alanlardaki topraklar sıfır derecenin hemen altında seyrediyor ve bu gidişle 2020’lerde çözülmeye başlayabilir. Biliminsanlarının tarih öncesi karbon stoklarına ait daha iyi verilere ihtiyacı var. 2009’da araştırmacı Charles Tarnocai, kutup bölgesinde 1,5 trilyon ton kadar karbon bulunduğunu ve bunun % 88 civarının donmuş toprakta hapsolduğunu hesaplamıştı.

Biliminsanı Philippe Ciais de, önceki hesaplamaların revize edilen sonuçları karşısında “dehşete düştüğünü” dile getirmişti. “Isınan bir dünyada bakteriler topraktaki organik maddeleri daha hızlı çürüterek karbondioksiti serbest bırakacaksa” diye yazmıştı, “bu pozitif bir geribesleme döngüsü yaratacak ve küresel ısınmayı hızlandıracaktır”.

Donmuş topraklar çözülmeye başladığında bazen yüzey çöker ve termokarst denen çukur alanlar oluşur. Burada meydana gelebilecek göllerin koyu renkli yüzeyleri güneş ısısını daha fazla tutarak toprağın çözülmesini hızlandırır. Termokarst alanlarının yakınlarında ağaçlar sık sık tuhaf bir açıyla, hatta “sarhoş ormanlar” dedirtecek şekilde, yan yatabilmekte. Bunun nedeni köklerinin yeraltındaki hızlı değişimlerden etkilenmesidir. Döngüye giren çözülmeyse giderek daha çok bitki çökeltisini serbest bırakır. Guido Grosse (Alaska Üniversitesi), “Termokarst faaliyetindeki artışın güçlü etkileri olmasını bekliyoruz” diyor.

Yangınlar da toprağın çözülmesini hızlandırabilecek bir başka etken. Liken, yosun ve narin bitkileriyle tundralar nemli ve yanması zor alanlardı. Fakat iklimin ısınması ve kurumasıyla buralarda da artık yangınlar görülüyor. 2007’deki bir yangın Alaska’da 1.035 kilometrekarelik bir tundra alanını etkilemişti. Göl çökeltilerine bakılırsa o bölgede en az 5.000 yıldır o çapta bir yangın çıkmamıştı. Biliminsanları bu yangınla toprağın üst katmanlarının çözüldüğünü, bunun da coğrafyada temelli değişiklikler yaratmış olabileceğini belirtiyor. Tundra yangınını araştıran Michelle C. Mack (Florida Üniversitesi), “Bana göre donmuş toprağı çözmenin ve atmosfere karbon salmanın en hızlı yolu yangınların sıklığını artırmaktır” diyor.

Fakat uzmanların henüz bilmediği başka etkenler de var ve onlardan bazıları bu süreci yavaşlatabilir. Örneğin, çözülmeyle ortaya çıkan besin Arktik bölgede gür bir yeşilliğe neden olursa bu bitkiler karbondioksitin bir bölümünü emebilir. Alaska’da saha çalışması yapan Edward A. Schuur, eski çağlardan beri toprakta depolanan karbonun serbest kalmasından endişe ediyor. Schuur, “Büyük bir değişimin başlangıcına tanık oluyoruz. Başladıktan sonra bu süreci bir anda sonlandırmamız mümkün olmayacak” diyor.

Dipnot: Yanlış hatırlamıyorsam, 62. Türkiye Jeoloji Kurultayı’nın açılış konuşması ve salon tıklım tıklım, Celâl Hoca’nın kulakları çınlasın, sunumunun başlığı Global Hararet’ti.. Hatta sunumdan bir anekdot aktarayım, soluk benizlinin soyunu kuruttuğu Kızılderililer var ya, işte onlarda özünde bir camış türü olan bufalo tüketimini abartmış, bu itlâf yüzünden hararet epey artmış.. Hey gidi metan, etan, propan; hey..

binÃÆ\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\'¤re optionen bÃÆ\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\'¼cher Kaynakça
Sabah, Donmuş Toprakta Saklı Tehlikeler, 4 Ocak 2012, İngilizce

Balıkesir’deki Maden Ocağında Grizu Patlaması Oldu

23 Şubat 2010 akşamı 18.00 sularında, Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’deki bir maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 13 kişi hayatını kaybetti ve 6’sı ağır 18 kişi yaralandı. Yaralanan 18 işçi, Dursunbey Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Balıkesir’deki hastanelere sevk edilmiş. Durumu ağır olan 6 yaralı, daha sonra İzmir ve Bursa’daki hastanelere gönderilmiş. Şen Madencilik (ŞENTAŞ) şirketine ait Odaköy kömür ocağında 1 Haziran 2006’da da grizu patlaması yaşanmış ve 17 işçi hayatını kaybetmiş, 7 işçi de yaralanmıştı.

Meydana gelen kazada ölen işçilerin Engin Tanrıkulu, İbrahim Saygılı, Muammer Karaca, Mustafa Demirel, Ali Yaran, Önder Kartefe, Celal Karakafa, Serkan Aydın, İsmail Görlen, Bünyamin Tuncay, Süleyman Duman, Mehmet Özel ve maden mühendisi Özgür Seçkin olduğu açıklandı. Allah gani gani rahmet eylesin, ailelerine sabır diliyorum.


Linyit çıkarılmış, paketlenmiş ve sadece satışı bekliyor. ŞenTAŞ kömürden mutlu bir kare.

Olaydan bir gün sonra 5 kişilik bilirkişi heyetinin yaptığı inceleme sonucunda, maden ocağında havalandırmanın yeterli olmadığı ve patlamaya antigrizu özelliği taşımayan elektrik kablolarının neden olduğu bildirilmişti.

Zonguldak’taki Türkiye Taşkömürü Kurumu’ndan 24 kişilik bir kurtarma ekibi bölgeye ulaştı. Kütahya Sivil Savunma ile Tavşanlı ilçesindeki Tunçbilek İşletmesi Arama Kurtarma ekipleri de çalışmalara destek verdi. Ayrıca Türk Kızılayı, göçük bölgesine 2 haberleşme aracı, 5 afet uzmanı, çadır, battaniye, çay, kahve, su ve kumanya göndermiş.

Grizu patlamasının yaşandığı maden ocağının sahibi Erhan Ortaköylü, maden alanında gazetecilere yaptığı açıklamada, göçük öncesi 49 kişilik vardiyada 46 işçinin işbaşı yaptığını, 3 işçinin ise işe gelmediğini söyledi. Gaz yanmasının, 500 metre derinliğindeki madenin 250’nci metresi civarında meydana geldiğini belirten Ortaköylü, yanmanın meydana geldiği bölgeden kapıya doğru bölümdeki işçilerin kendi imkanlarıyla ocaktan çıktığını, ilk müdahalesi maden alanında yapılan yaralıların, ambulansla Dursunbey Devlet Hastanesine gönderildiğini anlattı.

Burada BBCTürkçe’nin röportajı var dinliyemiyorsanız http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2010/02/100225_audiogrizu.shtml

Henüz 2 ay önce, 19 işçi yine aynı nedenle can vermişti. Kürşat Akyol, bu röportajda neden Türkiye’deki madenlerde bu kadar sıklıkla ölümlü kazalar yaşandığını araştırmış. Süleyman Girgin (Maden-İş Sendikası), Taner Yıldız (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı) ve Mehmet Torun (TMMOB Maden Mühendsileri Odası) yaşanan son olay hakkında bilgi veriyor. Ayrıca Avrupa Birliği’nin (AB) madencilik emniyeti konularından sorumlu İstihdam Genel Müdürlüğü’nün sözcüsü Cristina Arigho, Türkiye’nin AB üyesi olabilmesi için madencilik alanında neler yapması gerektiğini söylüyor.

Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’deki kömür ocağında önceki gün 13 işçinin ölümüne neden olan grizu patlaması nedeniyle, ocağın ortak 3 sahibi ile bir mühendis 24 Şubat 2010 gecesi tutuklandı. TBMM Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, grizu patlamasının yaşandığı Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’de incelemelerde bulunacak.

ikili opsiyon haberleri 1941-2008 yılları arasında, Türkiye’deki maden ocaklarında meydana gelen kazalara ait veriler için tıklayın! (.pdf – 0,7 mb)

Kaynakça
BBCTürkçe, 2010. Balıkesir’de grizu: 13 madenci öldü, Diğer Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/02/100224_miners_update.shtml, 25 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
BBCTürkçe, 2010. Türkiye’de madencilik güvenliği, Diğer Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2010/02/100225_audiogrizu.shtml, 25 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
MH, 2010. DURSUNBEY’DEKİ GRİZU FACİASI…, TBMM Başkanı Basın Açıklamaları, Meclis Haber, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, Türkiye, http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=97866, 16 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.

Bursa’daki Maden Ocağının 220 Metre Derinliğinde Grizu Patlaması Oldu

10 Aralık 2009 Perşembe günü, akşam 19.30 sıralarında patlamanın meydana geldiği Bükköy Madencilik İşletmesi’ne ait kömür ocağı, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesine 30 kilometre uzaklıktaki Alpagut Köyü yakınlarında bulunuyor. Yerin 220 metre altında meydana gelen patlamanın ardından, bölgeye çevre il ve ilçelerden çok sayıda ekip, olay yerine gönderilmiş durumda. Kömür madeninde metan gazı sıkışması sonucu meydana gelen grizu patlaması yüzünden 19 madenci yaşamını yitirdi. Patlama sırasında madende 32 işçi çalışıyormuş.

Gelen ekipler, olayın gerçekleştiği noktaya ilerleyebilmek için destekleyici kütük ile galeride tekrardan güçlendirme yapıyor. Fakat kurtarma çalışmaları için hazırlanan uzman ekip, hava şartlarının elverişli olmaması nedeniyle helikopter yerine karayoluyla Zonguldak’tan Bursa’ya doğru harekete geçebilmiş.

Maden ocağında ölen 19 işçinin isimleri şöyle: Şenol Kurt, Ali Kazan, İzzet Kuşoğlu, Murat Aydın, Emir Ali Turhan, Murat Hanay, Mehmet Banbal, Seyit Ali Akduman, Mehmet Kuşoğlu, Yusuf Karaca, Erol Boran, Yunis Arçiçek, Ramazan Baştepe, Ertuğrul Demiray, Yahya Arabozan, Erol İkiz, Muammer Aktaş, Ahmet Çetin ve Mehmet Çetin. Allah gani gani rahmet eylesin, ailelerine sabır diliyorum.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=QPkV3IxNov8

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, göçük sonrası mahsur kalan işçilerin tümünün öldüğünü söyledi. Dinçer, patlamanın etkisiyle ocaktaki tahkimatın (desteğin) tamamen çöktüğünü belirterek, o nedenle çalışmaların temkinli bir şekilde sürdürüldüğünü bildirdi. Dinçer, “Sanıyorum işçi arkadaşlarımızın bulundukları yerden çıkartılması geç zamanlara kadar sürecek. Uzman ekipler çalışmalarını sürdürüyor. Zonguldak’tan gelen ekip de çalışmalarını sürdürüyor dedi. Ayrıca bilirkişi raporu sonrası patlamanın neden kaynaklandığını daha iyi anlayacaklarını da belirtti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, konuyla ilgili açıklamasında, “Bu tip olayların tekrarlanmaması için ne gerekiyorsa; kurallar, teknik yöntemler gözden geçirilecektir” dedi.

Bursa Valisi Şahabettin Harput, maden ocağındaki göçüğün, bir dinamit patlatılmasının arkasından meydana geldiğini söyledi. Harput, saat 19.30 sıralarında meydana gelen olaya ilk olarak firmanın kendi kurtarma ekiplerinin müdahale ettiğini, sonrasında Sivil Savunma Müdürlüğü, AKUT, Kütahya, Balıkesir Dursunbey ve Manisa Soma’dan gelen ekiplerin kurtarma çalışmalarına dahil olduğunu bildirdi.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=EX0ZRQ-n8gI

Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şube Başkanı Erdoğan Kaymakçı, Mustafakemalpaşa’da 19 kişinin öldüğü maden ocağında gaz izleme istasyonunun olmadığını tahmin ettiklerini söyledi. Bilgisayarlı gaz izleme ve kontrol sistemleri yoluyla, ani gaz boşalmaları dışında patlamaların önüne geçilebiliyor. Sistem, gazları erken izleme imkanı tanıyor. Grizu patlaması sırasında ortamın genişliğine göre sıcaklık 2650 santigrat dereceye kadar ulaşabiliyor.

19 işçinin yaşamını yitirdiği iş kazasının en büyükleri, Zonguldak’taki Türkiye Taşkömürü Kurumunda (TTK) yaşandı. TTK Genel Müdürlüğü istatistik verilerinden aldığı bilgiye göre, kömür ocaklarında 1955-2009 yıllarındaki iş kazalarında 2.687 işçi öldü, 326.321 işçi yaralandı. Söz konusu yıllarda kuruma bağlı müessese müdürlüklerinden Kozlu, Armutçuk, Amasra, Karadon ve Üzülmez kömür ocaklarında “göçük, grizu ve kömür patlaması, karbonmonoksit zehirlenmesi ile metan gazı ve karbondioksit boğulmaları” gibi kazalar oldu.

Verilere göre, Kozlu üretim bölgesinde 1992’i de 263 madencinin hayatını kaybettiği grizu faciası, Türkiye’de en fazla can kaybı yaşanan iş kazası olarak tarihe geçti. Aynı yıl, grizunun yanı sıra diğer kazalarla birlikte 277 işçi yaşamını yitirdi, 5 bin 214 işçi de yaralandı. Havza madenlerinde saptanabilen en eski ölümlü iş kazası 1875’de Ahmet Ağa adlı kişinin yaşamını yitirdiği kaza olarak kayıtlara geçti. Taşkömürü kurumunda bu yılki kazalarda 5 işçi yaşamını yitirdi, 2 bin 657 işçi yaralandı. Kentteki özel kömür ocaklarında ise 3 işçi öldü, 1118 işçi de yaralandı. Kaçak ocaklarda da 4 kişi hayatını kaybetti.

forex binary options hedging Türkiye’deki Kazalar
Türkiye’de taş kömürü üretiminin başladığı yıl olarak kabul edilen 1848’den bugüne kadar ocaklarda yaşanan kazalarda 4 bini aşkın madenci öldü. Türkiye Taşkömürü Kurumu istatistik verilerine göre, kömür ocaklarında 1955 ile 2009 yılları arasındaki iş kazalarında yaklaşık 2.700 işçi öldü, 326 bini aşkın işçi de yaralandı.

İşçilerin hayatını kaybetmesine en fazla göçük ve grizu neden oluyor. Verilere göre, 1992’de Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı Zonguldak Kozlu maden ocağında 263 işçinin öldüğü grizu patlaması, ülke tarihinde en büyük can kaybı yaşanan iş kazasıydı. 1983 yılındaki grizu patlamasında ise 150’ye yakın maden işçisi ölmüştü. Üç yıl önce Balıkesir’de meydana gelen bir grizu patlamasında da 17 madenci ölmüştü.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=A5pmm6qE8F4

اكتب اسم على الصور Grizu Patlamaları
Kömür madenlerindeki galerilerde bulunabilen metan gazının belirli şartlar oluştuğunda patlaması ve ardından oluşan göçükler, madencilerin ölümlü iş kazaları arasında ilk sırada yer alıyor. Maden ocaklarında meydana gelebilen kömür tozu ve grizu patlaması, göçük, karbonmonoksit zehirlenmesi, metan gazı ve karbondioksit boğulması gibi kazalarda çok sayıda madenci yaşamını yitirebiliyor.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=5pGUa5Ga5A8

Grizu faciasının ardından Büyükköy Madencilik’in yöneticileri Fahrettin Şolpan, Hayrettin Çelik ve Bayram Erdem gözatına alındı. Adliyeye sevk edilen zanlılar tutuklandı. Büyükköy Madencilik’in sahibi Nurullah Ercan’dan haber yok.

opzionebinarieconviene 1941-2008 yılları arasında, Türkiye’deki maden ocaklarında meydana gelen kazalara ait veriler için tıklayın! (.pdf – 0,7 mb)

Kaynakça
AA, 2009. MADENDE FACİA: 19 İŞÇİ ÖLDÜ, Anadolu Ajansı, Bursa, Türkiye, http://www.aa.com.tr/tr/maden-ocaginda-gocuk-3.html, 12 Aralık 2009 tarihinde ulaşılmştır.
BBCTürkçe, 2009. 19 madenciden kurtulan yok, BBCTürkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2009/12/091211_turkey_mine.shtml, 12 Aralık 2009 tarihinde ulaşılmştır.
BBCTürkçe, 2009. Çöken madende çalışmalar sürüyor, BBCTürkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2009/12/091211_mine_blast.shtml, 12 Aralık 2009 tarihinde ulaşılmştır.
NTVMSNBC, 2009. Grizu faciasına 3 tutuklama, NTVMSNBC, Bursa, Türkiye, http://www.ntvmsnbc.com/id/25031696, 14 Aralık 2009 tarihinde ulaşılmştır.