Etiket arşivi: jeotermal potansiyel

Bir Hidrojeoloğun Günlüğü -29.11.2012

piattaforma opzioni binarie 60 secondi

Verileri artırmak için kaynakbaşında su örnekleri toplandı ve suların fizikokimyasal (pH, EC/SPC, DO, TDS, sıcaklık) özellikleri ölçüldü. Önemli görülenlerden numune alındı. Bu örnekler, anyon-katyon dengesi ve özellikle Si, Cl gibi elementlerin dağılımını saptamak adına kimyasal analize gitti. Sığ-derin dolaşım ile yaş durumunu tespit etmek için izotop (D, T, O-18) çözümlemesine göz kırptı.

Ardından, odaklanılan alanlarda toprak gazlarının sergilediği farklılıklar (anomaliler) saptandı, bir nevi yapısal unsurların sağlaması yapıldı, hey gidi Rn hey..

Uydu görüntüleriyse her daim yoldaşımız oldu. Ürettiğimiz veriler saha görüntülerinin üzerinde değerlendirildi. Teşekkürler, Gagıl Örth. Yeri gelmişken, topoğrafik haritalar olmasa arazide kafayı yerdim, sağol HGK.

Tabiî ki, jeofizik ekibi de boş durmadı. Yerin altına elektrik verdi, düşey elektrik sondajı (DES; vertical electrical
sounding, VES) yaptı, elde edilen özdirenç (rezistivite) değerleri işlemden geçti. Fakat yetmedi, daha derinleri tanımlamak hatta ısıtıcıyı görmek için manyetotellürik (MT) ölçümler de yapıldı. Veriler iki ters bir düz çözümden geçti. Üretilen görüntülerin üzerine muhtemel litolojik sınırlar (düşünülen stratigrafi) ve olası faylar işlendi.

Elbette, bu çalışma bir takım işi yani jeoloji-jeofizik kavgası, kesinlikle caiz değil. Sonuç olarak, bütün yöntemlerle üretilen, türetilen, oluşturulan tüm veriler ve sonuçlar bir potada eritildi, yorumlandı. Böylece jeotermal araştırmalarımız bir sonraki aşamaya geldi, sondaj..


Mesaj net, anlayana..

Sondajsa bambaşka bir heyecan, neden mi. Çünkü yaptığınız bütün bilimsel çalışmalar sonucu bir nokta belirliyorsunuz ve artık zaman, mahsul alma zamanı.. Bereketli olsun!

İlk önce sondaj yapılacak alanın sahiplerini bulduk. Anlaşmak tahmin ettiğimden de daha kolay oldu ve el sıkıştık. Hasanlar’ın insanı gerçekten de çok iyi ya da bizim şansımıza iyiler denk geldi ve işimiz rast gitti. Yeri gelmişken Mehmet Amca’ya, Serkan Abi’ye, Erkan Abi’ye ve Erdem’e selam olsun, çok kâhrımızı çektiler.

Peşinden, alan yüklenici (taşeron) firmanın sondaj ekipmanlarına göre hazırlandı ve sondaj başladı. Şantiyedeki durumsa çok farklıydı, ilk zamanlar bunlarla bu iş gitmez, bitmez dediğimi net olarak hatırlıyorum. Karşımızdaki ekip bu zaman kadar baret takmamış, sondaj verilerini not etmemiş, sadece delmiş geçmiş bir güruhtu. “Aman Allâhım!” dedim. Zaman geçtikçe, birbirimizi tanıdıkça işler düzeldi. Sanırım, bu zamana kadar o kültürle çalışmayan bir ekibin güvenlik işine gereğinden fazla burnumu soktum. Şu an, o şantiyeye dair hatırlamak istediğim tek şey var, o da odun ateşiyle semaverde pişen demli çay.

İki bayram arası sondaj olmaz derler. Bırakın iki bayramı, az daha zorlasak yeni yılı bile kutlayacaktık. Sondajın tahmin edilen süresi hem bizden hem de taşeron yüzünden uzadı, 109 gün, dilek olay. Süre uzadıkça heyecan yerini sinire, strese ve bunalıma bıraktı. Artık ne kadar bunaldıysam, ne kadar dilime vurduysa, birgün Mehmet Abi’nin “Burada, Emet’te yaşamaz mısınız?” sorusuna tereddüt etmeden, “Hayır!” deyip kendimce açıklama yaptığımı hatırlıyorum, “Ne Emet, ne Hisarcık, ne de Kütahya’da herhangi bir yerde ..”. İşte bu sıkıntılı günlerde kafa dengi arkadaşlarım da olmasa, patlardım, kalpten giderdim. Güvenç, Erdem, Yaşar, Hakan ve Hüseyin, canlar, canınızı yerim. Ne yalan söyleyeyim Güvenç’in canını çok sıktım, o da benimkini; o bana sardı, ben de ona sardım. Erdem, Yaşar ve Hakanla çiğ köftenin (ki normal şartlarda hiç işim olmaz) ve bardak mısırın dibine vurduk, bu arada kahve ve tatlıda unutmamalı. Sağolsun Hüseyin’i de epey bunalttım, kafasını şişirdim. Ara ara şantiyeden kaçıp Emet Çayı’nın dibindeki uyduruk çay bahçesine kanalize olduk, cıbılların yanına, yediğimiz içtiğimiz bizim oldu, hep gördüklerimizi anlattık.

Gördüklerimi anlatayım. Sondajla birlikte bir çok yeni kavramla karşılaştım; matkap, DC (drill collar, ağırlık), DP (drill pipe, boru, Fr. tij), stabilizer, reamer, kelly, swivel, rotary masası, çamur pompası, casing (boru), BOP (blowout preventer) ve diğer ekipmanlar. Bunların adları ve bunlarla ilgili hesaplama yaparken kullanılacak birimler İngiliz sistemi ağırlıklı; inç, galon, libre, paund, fut, sıtrok, BTU vesaire, ne varsa sondaj literatüründe standart olmuş. Bu yüzden bunun Türkçe karşılığı ne demek yerine, neyin ne olduğunu ve ne işe yaradığını hemen kavramak lazım. Bunlar dışında; çimento hesabı, matkap kontrolü, sondaj kurgusu ve hayata dair birçok konu hakkında tüyo veren Mehmet Abi’ye teşekkürü bir borç bilirim; çok yardımcı oldu, ondan çok şey öğrendim.

Bir de mikroskobum vardı, geldiğinde çocuk gibi sevindiğimi hatırlıyorum. Sondaj kırıntılara bakmak, üzerine HCl dökmek, mıknatıs kalemiyle dürtmek ve her zaman yeterli alan olmasada sertlik kalemiyle çizmek ne büyük zevk. Âlâ, böyle abuk subuk şeylerden zevk alan cümleler kurmuşsanız durum kritiktir, valla bak..

Unutmadan, sondaj sonrası bende oluşan bir düşünceyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Zaten, Emet ve Hisarcık’ta yüzeye çıkan, işletme maliyeti düşük ve açık işletmeye olanak sağlayan, yüksek tenörlü Bor içeren birimler var. Emet Çayı (veya Koca Dere) sanki Bor için bir sınır oluşturuyor ve derenin öbür yakasında Bor yok. Tabiî ki ayrıntılı bir çalışma yapmadım, rezervin geometrisi hakkında da bir bilgim yok. Âcizane fikrim, rezerv artırılacaksa Emet-Hisarcık arasında bulunan İğdeköy ve çevresinde yoğunlaşmalı, yoksa öbür taraftaki sondajlar keşif sondajı olarak kalır.

Şantiyeden ilginç kareler..


Komşu şantiyede yaşamdan zevk almayı bilenler var. O zaman problem sende arkadaş..


Sondaj, 24 saat devam eder. Bazen şantiye, uykusuz gecelerin sebebidir. Bazense gecenin bir körü menemen yemektir.


MTA’nın log kamyonu; nötron, gama vs. ölçünce etrafada korku salıyor, hâliyle..


Epey bekledik, onu iyi hatırlıyorum. Sanırım Hisarcık-Gediz yolundaki Dereköy girişi. Tek yol kazılmış ve ne öncesinde ne de sonrasında bir uyarı levhası var. “This is madness. This is Kütahya.”


Eğrigöz Dağı’ndan Hisarcık’a bakış. Bu kareyi sırf graniti delen kuru ağaç için çektim.


Eğrigöz Dağı’nın zirvesinden bor işletmelerine bakış. Emet (solda, bayrağın altında) ve Hisarcık (sağda) Açık Bor Ocakları’nı çekmek için çok zorladım.


Yenice Göleti’nin setinden Eğrigöz’ün granitlerine bakış. Bu karenin adı “Hâlet-î Rûhiye”.

Tüm ilkbahar, yaz ve sonbahar süresince ‘arazi’. İşte 2012 sezonu, bir yerbilimci olduğumu anladığım yıl oldu, sanki kaç senedir bu işi yapıyorsam, hacı. Zaten bu kafayla gidersem bir ömür boyu yerbilimci olarak kalacağım, arkadaş. İnsan arazide, bir yerden sonra kafayı sıyırıyor, bilader. Kesinlikle, psikolojik destek gerekiyor; moral, motivasyon çok önemli. Kaç kere kendi kendime “Hafız, benim ne işim var burada!” dediğimi hatırlıyorum. Pek tabiî, bu cümle en nazik şekli, küfürsüz hâli..

Bu uzun mu uzun süre zarfında Kütahya’nın sadece 3 ilçesini görmedim, daha doğrusu hiç yolum düşmedi; Altıntaş, Aslanapa ve Dumlupınar. Ankara’yı bu kadar iyi tanımıyorum valla, artık siz hesap edin.

Çavdarhisar, turistik açıdan ilginç örneklere sahip, Aizonoi.

Domaniç’in, girişinde “Osmanlı’nın doğduğu yere oşgeldiniz” tabelası var, o kadar.

Gediz, nispeten büyük bir yerleşim yeri, herhalde Kütahya-Uşak yolu üzerinde olmasa diğer ilçelerden farksız olurmuş. Gördüğüm kadarıyla jeotermal potansiyeli açığa çıkarılmayı bekliyor.

Pazarlarlıların, keselerine bereket kirazlarını çok yedim, göz hakkı şimdi. İlk kez Radon’un dibine burada vurdum, keza ilk kez sarı renkli kirazın tadına burada baktım.

Simav, büyük bir yerleşim yeri, şu sıralar depremden sonra tekrar kuruluyor, canlanıyor. Bir spekülasyonda benden olsun, yıkıcı (örneğin 7 büyüklüğünde) bir deprem her an olabilir. Bence, Küyahya’nın en yüksek jeotermal potansiyeli burada barınıyor, çünkü elektrik üretimine uygun akışkan yüzeye çok yakın (sığ derinlikte) fakat bu kaynak sera ya da termal turizm derken, göz göre göre boşa harcanıyor.

Şaphane, derin ve sıcak bir jeotermal sondaj kuyusuna sahip, MTA sondajı KŞÜ http://cobracartech.co.uk/?sivoxo=chat-de-opciones-binarias&c00=ca chat de opciones binarias -3, 2550 metre (!?), 181,2 °C (!?) sıcaklık ve kompresörle 50 litre/saniye (!?) debi. Bir de efsanevi Dağardı melanjı, olmadı Bornova filişi.

Tavşanlı, 43,5. Kütahya-Balıkesir yolu üzerinde olması, kömür işletmelerinin varlığı buranın büyümesini sağlamış. Halkı zengin, bu yüzden esnafı da küstâh ve tok satıcı. Bu diyarda büyük bir pazar kurulur ve leblebi millî meseledir.

Gelelim Hisarcık ve Emet’e.. Bu iki ilçe birbirine çok yakın, 8-10 kilometre. Bu kadar yakın olmalarına rağmen aslında aralarındaki mesafe çok uzak, sanki iki düşman gibi birbirlerinden hiç haz etmezler. İkisininde ilçe olmasının tek nedeni var, o da B. Şimdiyse ekonomilerini döndüren tek şey var, meslek yüksekokulu, öğrenci girdisi çıktısı. Ev kiralarını duysanız, kendinizi Bahçeli’de, Kolej’de ev kiralıyor sanırsınız. Emet’te geceleri pis, kesif ve ağır bir asit kokusu olur, bu koku bor işletmesinden kaynaklanır. Hisarcık’taki bor sahasındaysa gündüz gözüyle patlatma yapılır. Önce toz bulutu görülür sonra ses gelir, güm. Emet iki yamaç arasına sıkışmıştır, Hisarcık ise düz bir alana kurulmuştur. Emet Çayı, su, Hisarcık’ı Emet’ten azda olsa farklı kılar.

Gümüş, bor, kömür gibi birçok yeraltı kaynağı olan Kütahya, genel anlamda ilçelerinden farksızdır. Batı’da, Ege’de olmasına rağmen diğer şehirlere kıyasla gelişmemiştir. Bence, Kütahya’nın ve ilçelerinin geri kalmasındaki en önemli neden yoldur. Şehir için en önemli gelir kaynağı öğrencidir. Esasen gelenek, görenek, örf, adet, ananesi farklı olan öğrenciler birçok kişiyi dellendirmektedir; ama işin ucunda para olduğu için bu durum sineye çekilmektedir. Bu da bir değişimin, etkileşimin göstergesidir. Esnafı, “Abi burası Kütahya, kör tuttuğunu ..” diyecek kadar ileriye gitmiştir, görende İstanbul’dayız zanneder, hay maâşallah.

Aktif Tektoniğin İkramı Sıfır Zararlı Jeotermal Enerji

Jeotermal enerji yerin derinliklerindeki sıcak bölgeden yeryüzüne doğru yayılan yerküre iç ısısı olarak tariflenir. Jeotermal model üç önemli unsur ile açıklanır. Birincisi ısı kaynağı; ikincisi ısıyı yeraltından yüzeye taşıyan akışkan; üçüncüsü ise bu akışkanın dolaşımını sağlayacak ölçüde geçirimli kayaçlardır. Toplam 6370 kilometre yarıçapında olan yerkürede kalın mantoya göre oldukça ince gelişmiş katı kabuk vardır (Şekil 1). Kabuğun hemen altında gelişen mağma sokulum alanları potansiyel jeotermal bölgeleri oluşturabilir. Yerkürenin içine doğru ilerledikçe sıcaklığın zaten arttığı biliniyor. Ancak jeotermal alanlarda sıcak kayaç ve yüksek sıcaklıktaki yeraltısuyu diğer yerlere göre daha sığ kesimlerde bulunursa bu bölge jeotermal alan olarak adlandırılır. Yerkabuğunun inceldiği bölgelerde sıcaklık taşıyan mağmanın kabuğa sokulması jeotermal alanların oluşumunu sağlar (Şekil 2). Meteorik kökenli yeraltısuyunun birkaç kilometre derine inip ısındıktan sonra yüzeye doğru yükselmesi ise bu sahanın jeotermal saha olarak nitelendirilmesine olanak verir.


Şekil 1. Yerkürenin iç yapısı ve kabuk. Görüntü: IGA


Şekil 2. Tipik bir jeotermal sistem ve unsurları. Görüntü: IGA

Jeotermal saha aslında bu özellikteki yeri tanımlayan coğrafik bir kavramdır. Bu sahada meteorik yağmurun oluşturduğu beslenme alanı, yerin içine giren soğuk suların ısınarak bunların yeryüzünde çıkış yaptıkları yerler (yani hidrolik düzen) ise jeotermal sistem olarak adlandırılır. Isınan suların yer içinde barındıkları geçirimli kayaç kesimi ise jeotermal rezervuar olarak tanımlanır. Jeotermal rezervuarda 1 kilometre derinlikteki sıcaklığa bağlı olarak sistemleri iki gruba ayırmak olasıdır. a) Rezervuar sıcaklığının 150 °C’den düşük olduğu, düşük sıcaklıklı sistemler: Bu tür sistemler genelde yeryüzüne ulaşmış doğal sıcak su veya kaynar su çıkışları gösterirler. b) Rezervuar sıcaklığının 200 °C’den yüksek olduğu yüksek sıcaklıklı sistemler: Bu tür sistemler ise doğal buhar çıkışları (fumeroller), kaynayan çamur göletleri ile kendini gösterir.

Jeotermal sistemlerin fiziksel durumlarına bağlı olarak sınıflandırılmaları durumunda, üç farklı rezervuar durumu tanımlanabilir. 1) Sıvının etken olduğu jeotermal rezervuarlar: Rezervuardaki basınç koşullarında su sıcaklığının buharlaşma sıcaklığından daha düşük olduğu rezervuarları tanımlamakta kullanılır. Rezervuar basıncını sıvı su fazı kontrol etmektedir. 2) İki fazlı jeotermal rezervuarlar: Rezervuarda sıvı su ve su buharı birlikte bulunmaktadır ve rezervuar basıncı ve sıcaklığı suyun buhar basıncı eğrisini izler. 3) Buharın etken olduğu jeotermal rezervuarlar: Rezervuar basıncındaki akışkan sıcaklığının suyun buhar basıncı eğrisi sıcaklığından daha yüksek olması durumunda bu tür rezervuarlar oluşurlar. Rezervuardaki basıncı su buharı fazı kontrol etmektedir. Bir jeotermal sistemde volkanik kökenli jeolojik birimler en iyi ısıtıcı kayaç olarak gözlenirken, rezervuar kayaç olarak da çatlak, kırık, boşluk gibi petrofizik özelliklerin egemen olduğu yüksek geçirimli jeolojik birimler varolur (Şekil 3). Yüzeyden yer içine giren soğuk sular derinlerde aynı bir ısınmış tencere dibi gibi işlev gören sıcak volkanik-mağmatik kayaçları yalayarak ısınırlar ve yeryüzüne doğru hareket edip yerlerini daha soğuk sulara bırakırlar. Süregelen bu döngü içerisinde yüzeye yaklaşan sıcak suların fay, çatlak gibi zayıf yerlerden yeryüzüne yaptıkları su-buhar çıkışları ise kaplıca olarak tanımlanır.


Şekil 3. Jeotermal model ve geçirimli katmanlar.

http://steinbierkeller.com/?veselo=trading-online-bancoposta-come-funziona trading online bancoposta come funziona Jeotermal Alanların Araştırılması
Jeotermal enerjinin doğası ve dağılımı ile ilgili üç temel terim vardır; jeotermal gradyan, ısı akışı ve jeotermal anomali. Jeotermal gradyan dünya yüzeyinden derinlere doğru inildikçe sıcaklığın artmasından kaynaklanır. Normal olarak yerin altına doğru inildiğinde her 33 metrede sıcaklık 1 °C yükselir. Fakat jeotermal sahalarda, jeolojik yapının ve kayaç tiplerinin farklı olmalarından dolayı sıcaklık artışı çok daha fazla, örneğin 33 metrede 5°C olabilir. Isı enerjisi dünya yüzeyine, kayalardan iletim yoluyla geçerek, mağmanın hareketi ile veya jeotermal suyun hareketi ile ulaşır. Isı enerjisinin iletim yoluyla düşey olarak hareket etmesine ısı akısı denir.

Bazı jeotermal alanlarda, bazı derinliklerde sıcaklıklar, komşu alandaki sıcaklıklardan farklılıklar gösterirler. Bu düzensizliğe jeotermal anomali denir. Jeotermal anomali küçük bir alan ile sınırlı olabilir ve sadece küçük bir sıcak su kaynağı anomaliyi gösterebilir. Öte yandan anomali binlerce kilometrakarelik bir alanda da oluşabilir. Jeotermal kuyuların sondajı, geliştirilmesi ve işletmesi çok pahalı işlemler oldukları için jeotermal aramalarda pozitif jeotermal anomalilerin (yüzeye yakın ve yüksek sıcaklıklı) yerleri tespit edilmeye çalışılır. Farklı jeolojik yapılarda, jeotermal anomalilere sebep olan başlıca ana etken jeotermal alanların aranmasını yönlendirir. Tabakalar arasına giren genç mağmatik kayaçların (Genç mağmatik sokulumlar) varlığı jeotermal aramada öne çıkan bir özelliktir.

Levha tektoniği teorisi (yerkabuğunun, geniş düz parçalarının hareketi) genç mağma aktivitelerinin oluşumunu açıklamaktadır. Mağma, levhaların ayrılma zonları boyunca ve levhalar arasına girerek, sırtlar oluşturur. Kabuğa doğru sokulan mağma yerkabuğuna ısı transfer eder ve bu da yüksek jeotermal gradyanlar yaratabilir. Sonuç olarak ortaya çıkan jeotermal anomaliler değerli jeotermal kaynaklar yaratabilirler. Böyle yer içi yapılarının araştırılması için günümüzde Jeofizik (özellikle elektrik-elektromanyetik) yöntemler tüm dünyada başarıyla uygulanmaktadır. Yer içinde sıcak suyun Hidrotermal sirkülasyonu jeolojik kayaçların yapısını önemli şekilde bozarak hidrotermal alterasyonlar oluşturur. Geçirgen kayaçlardan, kırık veya çatlak sistemlerinden geçen sular, ısıyı kayaçlardan daha hızlı taşırlar. Genç magmatik sokulum tarafından ısıtılan sular konveksiyon akımları sonucu jeotermal sistemde dolaşır veya dolaşımdaki soğuk su mağmatik bir sokulama yaklaşarak ısınır ve hareketine devam eder.

İki durumda da jeotermal enerji kabuktaki sığ derinliklere transfer edilir ve belirgin jeotermal anomalilere neden olabilir. Termal suların yeryüzüne çıktığı noktalarda doğal sıcak su kaynakları oluşur. Bu gibi yerler ilk insanlardan günümüze değin sağlık ve diğer amaçlar için kullanılmaktadır. Bu su çıkışlarının olmadığı başka yerlerde termal sulara ulaşmak için kuyu sondajları yapmak gerekir. Bu pahalı bir işlem olduğundan sondaj yerinin mutlaka çok iyi belirlenmesi gerekir. İşte gerek sıcaklık ve gerekse sıcak su dolaşımının kayaçların elektriksel özelliğini değiştirmesi nedeniyle jeotermal aramalarda ve sondaj yerlerinin belirlenmesinde Jeofiziğin elektrik-elektromanyetik yöntemleri başarılı ve isabetli sonuçları ortaya koyar.

Bilecik civarındaki Göynük bölgesinde yapılan bir Manyetotellürik araştırmada yer içinde sıcak suyun dolaşım gösterdiği ortam ve jeotermal model elde edildi (Şekil 4). Yer içi kesidinde mavi olan kısımlardaki kayaçların elektriksel özdirenci sıcak suların dolaşımı nedeniyle düşük olarak elde edilmiştir.


Şekil 4. Jeofizik yöntemler kullanılarak elde edilen jeotermal yapı.

opcje binarne w polsce Sıfır Zararlı Jeotermal Enerji Kaynağı
Jeotermal enerji çevre dostu ve sıfır zararlı olup tüm dünyada artarak çok amaçlı olarak kullanılıyor. Hazne sıcaklığı (yer içindeki rezervuar sıcaklığı) 150 °C’den fazla olan jeotermal sahalarda konvansiyonel elektrik üretimi gerçekleştirilmektedir. Son yıllarda geliştirilen ve ikili (binary) çevrim olarak adlandırılan bir sistemle, buharlaşma noktaları düşük gazlar (freon, izobütan vb.) kullanılarak 70 °C < T < 80 °C’ye kadar sıcaklıktaki sulardan elektrik üretilebilmektedir. Ülkemizde Denizli Kızıldere jeotermal elektrik santralı (20,4 MWe kapasiteli) halen üretim faaliyetini sürdürüyor. Jeotermal kaynakların doğrudan kullanılması ise daha yaygındır. Orta ve düşük sıcaklıklı jeotermal kaynaklar (T < 150 °C), konutlara ve endüstriye doğrudan ısı enerjisi sağlamada kullanılabilir. Bölgesel ısıtma projeleri ile evleri ve işyerlerini ısıtmada, ticari seracılıkta, balık çiftliklerinde ve endüstriyel proseslerde kullanılabilirler. Jeotermal enerjiden sağlanan ısı enerjisi, fosil yakıtlardan sağlanan ısı enerjisine göre çok daha ucuzdur. Jeotermal enerji kullanımı sayesinde ısı enerjisi kullanımının %80 daha ekonomik hale getirilmesi mümkündür. Jeotermal enerji kullanımı sayesinde fosil yakıtlara (petrol, kömür gibi) daha az gereksinim duyularak bunların çevreye yayılan zararlı atık miktarı büyük ölçüde ya da tamamen azaltılabilir. Jeotermal bölgesel ısıtma sistemleri, doğal gaz sistemleri ile karşılaştırıldıklarında %30-50 civarında ekonomi sağlarlar.

خيارات السماسرة الثنائية مع الصفقات 5 دقائق Tarihte Jeotermal Enerji
Milattan önce 1500 yıllarında Romalılar ve Çinlilerin doğal jeotermal kaynaklarını banyo, ısınma ve pişirme amaçlı olarak kullandıkları bilinir. 630 yıllarında ise Japon İmparatorluğu’nda kaplıca geleneği yaygınlaştı. 1200 yıllarında da Jeotermal enerji ile mekân ve su ısıtması yapılabileceği Avrupalılar tarafından keşfedildi. 1818 yılında başka bir keşif yapılarak F. Larderel ilk defa jeotermal buhar kullanarak Borik Asit elde etti. 1943’te İtalya (Larderello) jeotermal sahasından elektrik üretimi 132 MWe kapasiteye erişti ve 1945’te ise süt pastörizasyonunda ilk kez jeotermal akışkandan yararlanıldı. 1968 yılında bu kez Türkiye’de elektrik üretimi amaçlı ilk jeotermal kuyu Denizli (Kızıldere)’de açılarak, Denizli (Kızıldere) jeotermal alanı keşfedildi. Antik çağdan günümüze değin jeotermal enerjinin insanoğlu tarafından kullanılması yollarının araştırılması onun zararsız ve yenilenebilir olmasından kaynaklanır. Tüm Dünya’da bu çevre dostu enerjiden yararlanma çalışmaları halen giderek artmaktadır. Konum olarak Türkiye dünyanın genç tektonik kuşağı içinde yer aldığından doğal olarak daha çok miktarda jeotermal enerji kaynaklarına sahiptir.

http://stmarysvancouver.ca/?victor=operazioni-binarie-senza-deposito-bonus operazioni binarie senza deposito bonus Türkiye Jeotermal Potansiyeli
Konum olarak Türkiye dünyanın genç tektonik kuşağı içinde yer aldığından doğal olarak daha çok miktarda jeotermal enerji kaynaklarını bulunduruyor. Ülkemizde bilinen 1500 adet kuyu ve doğal su (sıcaksu ve mineralli su) çıkışları var. Türkiye’nin sahip olduğu aktif tektonik özelliğinin ürünü olarak bu enerji kaynağı olarak çoğunlukla Ege bölgesinde kümelenmiş görünüyor (Şekil 5).


Şekil 5. Türkiye’nin batısındaki deprem odakları ve sıcak su dağılımları.

Depremlerin yoğunlaştığı alanların aynı zamanda jeotermal kaynak bakımından zengin oluşu doğanın bir ikramı diye tanımlanabilir. Günümüzde Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü* (MTA) Türkiye’deki sıcak suların kimyasal analizlerini tamamlayarak sonuçları “Türkiye Jeotermal Envanteri” isimli bir kitapta (1996 yılı**) topladı. Jeotermal sahalarımız büyük bir çoğunlukla orta ve düşük sıcaklıklı sahalar olup bilinen jeotermal sahaların %95’i hacim (konut-sera) ısıtma uygulamalarına uygun görünüyor. Jeotermal enerji ile günün 24 saati kesintisiz ısıtma yapılabilir. Jeotermal sahalardan 5 tanesinin elektrik üretimine elverişli olduğu ülkemizin jeotermal potansiyeli 31.500 MWt (5 milyon konut ısıtma eşdeğeri) olup toplam konut miktarının %30 olarak tahmin ediliyor. Jeotermal potansiyelimizin yalnızca %3,5 miktarı kullanılabilmektedir. Bu miktarın 1177 MWt kısmı direkt kullanımda, 20,4 Mwe kısmı elektrik enerji üretiminde tüketilmektedir. Jeotermal kaynaklarımızdan 195 adet ılıca ise (327 MWt) balneoloji*** (banyo-sağlık) amaçlı kullanılıyor. Bu alan aynı zamanda termal turizm olarak bilinir.

Sonuç olarak Jeotermal potansiyelimizin yalnızca ancak % 3,5**** miktarından yararlanılıyor. Bu oranın artması için hiçbir neden bulunmuyor. Bugünün enerji kaynakları yenilenemeyen enerji kaynakları (kömür, petrol, doğalgaz ve nükleer enerji) ve yenilenebilen enerji kaynakları (odun, bitki atıkları, tezek, jeotermal enerji, güneş, rüzgar, hidrojen, hidrolik, gelgit ve dalga enerjisi) şeklinde sınıflandırılıyor. Örneğin nükleer enerji aksine ve diğer tüm enerji kaynaklarına göre de ekonomik, çevre dostu olan jeotermalden daha çok yararlanılması gelecekte önemli yararlar sağlayacak.

Dipnot
* Yazıyı ele alanlar MTA’nın Enstitü olarak kalmasını temenni etmiş olmalı.
** MTA, 2005 yılında bir envanter yayımlandı.
*** İngilizce kalmasına gönlüm el vermedi.
**** Bunun gibi verilen değerler çok iddialı, hele hele potansiyel hesapları, neyse..

Bu metin, Temmuz 2006’da 464 sayılı Bilim Teknik Dergisi’nde Aktif Tektoniğin İkramı Sıfır Zararlı Jeotermal Enerji başlığı altında yayımlanmıştır. Metnin birkaç yerinde ufak tefek değişiklik yapılmıştır. Yazının ve kaynak belirtilmeyen görüntülerin tüm hakları İlyas Çağlar, Tuncay Taymaz, Seda Yolsal ve Ümit Avşar’a aittir.

Ege Bölgesindeki Derin Sondaj Uygulamaları ve Alınan Dersler

Ege’deki derin sondajlarda önemli veriler elde edilmiştir. Sondaj derinlikleri 3000 metrelere, kuyu dibi sıcaklıkları 288 °C derecelere ulaşmıştır. Bu derinlik ve sıcaklıklarda daha önce karşılaşılmayan sorunlar meydana gelmiş ve sorunlar tam olarak çözümlenmediği için kuyuların üretim kalitesini etkilemiştir. Muhtemelen kuyuların ömrünü de etkileyecektir.


Tipik (!) sondaj kulesi. Görüntü: CA


Göremeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=AH80_jJGxa0


Göremeyenler için http://www.trthaber.com/videolar/jeotermal-patlamalara-cozum-bulunamiyor-7525.html


Göremeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=1rDvsWa-FN0

رسالة طلب وظيفة حكومية GİRİŞ
Sondajların düşük maliyetli ve kaliteli olmasınıetkileyen bir çok husus vardır, en önemlileri şöyledir;
– Sondaj sıvısı
– Casing design ve çimentolama
– Sapma kontrolu
– Kuyu bitirme testleri
– Sondaj takibi

opcje binarne strategia 60 sekund SONDAJ SIVISI
Açılan derin sondaj kuyularının üst kısımlarda uygulanan sondaj sıvı programları genelde başarılıdır. Rezervuar bölümde ise sorunlarla karşılaşılmıştır. Genellikle kaçaklı olan bu bölümde klasik yöntemlerle çalışılmıştır. Kısmi kaçaklı ve tam kaçaklı seviyelerde rezervuara oldukça fazla çamur kaçırılmıştır. Bu çamurla birlikte kesilen kırıntıların bir kısmıda çatlaklara gönderilmiştir. Oysa bu seviyelerde UBD veya NBD (under, near balance drilling) çalışılması gereklidir. Dünyada gittikçe yaygınlaşan bu sistemde rezervuar minimum kirletilmektedir. Under balance drilling ile kısaca bilgi vermek gerekirse;

Jeotermal kuyularda su seviyesinin yüzeyden yüzlerce metre derinlerde olduğu durumlara sık rastlanmaktadır. Buralarda su seviyelerin üstündeki formasyon pore pressure (gözenek basıncı) sıfırdır. Su seviyelerinin altında ise bu basınç derinlikle, formasyon sıcaklığına bağlı olarak artar. Kuyudaki sondaj akışkanı ile formasyon basıncı arasındaki dengesizlik kaçağa neden olur.

Kaçak, sondaj akışkanına kaçak önleyici katarak veya çimento yaparak önlenmeye çalışılır. Ancak bu durum, sondajın üst seviyelerinde iken yapılabilir. Rezervuarlarda LCM (lost circulation material) veya çimento kullanımı kirlilik yaratacağı ve üretimde ciddi düşüşlere neden olacağı için kullanılmaz. Bu konu batı ülkelerinde özellikle yeni jeotermal yasalarında ve yönetmeliklerinde net olarak belirtilir.

Rezervuarın delinmesi sırasında çamur kullanımı çatlakların tıkanmasına ve sonrasında kuyu inkişafında yeterli temizliğinin neredeyse imkansız hale gelmesine neden olmaktadır (Yüksek basınçlı rezervuara sahip jeotermal alanların bazı kısımlarında kuyu kendini temizleyebilmekte ama burada da kuyudaki transmissivite (kh, iletimlilik) değerinin uygun delinmesi ve inkişafının yapılabilmesi halinde daha yüksek olacağı literatürde takip edilmektedir).

Rezervuarın delinmesi sırasında çamur kullanılmasa ve su ile delinse bile yine denge sağlanamayıp kaçakların olması söz konusudur. Bu durumlarda devri daim olmadan kör ilerlenmekte ve kesilen kırıntıların çatlaklara gitmesine neden olunmaktadır. Özellikle derinlerdeki (>2000 metre) rezervuarların delinmesi sırasında kesilen kırıntılar WOB (weight on bit, matkap üzerindeki ağırlık) değerlerinin belirsizliği ve yetersizliği nedeniyle daha ince olmaktadır. Kaçakların kısmi olması halinde kırıntıların bir kısmı dışarı alınabilmektedir ama geri kalan çatlaklara dolmaktadır. Devridaimin hiç olmaması durumunda ise bütün kırıntılar çatlaklara gitmektedir.

Böyle bir durumdaki olumsuzluklar şöyle sıralanabilmektedir.

– Kırıntı hiç gelmemesi durumunda kuyudan bilgi alınamamaktadır (formasyon, rezervuar, sıcaklık vs.).

– Zaman zaman bu kırıntılar kuyuya akmakta ve takım sıkışıklığına neden olmaktadır.

– Çatlaklar, kırıntıların kaçak önleyici gibi görev yapması nedeniyle tıkanmaktadır.

– Kuyunun inkişafında özellikle güçlü, yeterli tahriklere ihtiyaç duyulmakta ve çoğu zaman bu durum
hava paketi (compressor+booster, sıkıştırıcı+güçlendirici) olmadığı için sağlanamamaktadır.

Bu nedenle kuyuların bu bölümünde son zamanlarda havalı su (aerated water) kullanılmaktadır. Son yıllarda HGS (hollow glass sphere, cam baloncuk) da kullanılmaya başlanmıştır. Bu şekilde, kullanılan akışkanın yoğunluğu düşürülmekte ve sirkülasyon sağlanmaktadır. Böylece kuyu problemleri ve rezervuar kirliliği engellenmektedir ve kuyu üretime açıldığında kuyu temizliği problemleri yaşanmamaktadır.

Özetle söylemek gerekirse yerin altında mevcut olan çatlak sistemindeki suyu çıkarmak için yapılan delme işleminde rezervuara verilen kirlilik kalıcı olmakta ve örneğin 800 T/H (ton/saat) üretim yapacak kuyu yerine sadece 100-200 T/H debi elde edebilirsiniz (hatta 0 üretim). Yani bir jeotermal sahada daha az maliyetle aynı akışkan elde edilebilir, veya aynı maliyete daha fazla akışkan sağlanabilir. Mevcut durumda ise, firmalar, hedefledikleri enerji için daha fazla harcama yapmaları söz konusudur. ÇOK DAHA ÖNEMLİSİ ARAŞTIRMA VEYA İŞLETME RUHSATINI ALDIKLARI YERALTI KAYNAKLARININ MİNİMUM KAPASİTEDE KULLANIMLARINA NEDEN OLMAKTADIRLAR VE ONBİNLECE YILDIR SUYUN DOLAŞTIĞI ÇATLAKLARIN ÇOĞU ARTIK KALICI OLARAK TIKANMAKTADIR VE YENİLENEBİLİR KAYNAK ARTIK YENİLENEMEZ HALE GELMEKTEDİR.

buy cytotec and mifeprex CASING DESIGN VE ÇİMENTOLAMA
Casing tasarımlarında bölgede birçok sahada hatalı olarak 20″ casing iptal edilmektedir. Bu konuda literatür taraması yapılırsa dünyada böyle uygulamaların yapılmaması için bazı ülkelerde yasa ve yönetmeliklerde bile ilgili maddelerin olduğu görülebilir. Örneğin USA (ABD) ve Kanada’nın birçok eyalet yasasında böyle maddeler vardır.

USA da bu maddeler “ten percent” diye adlandırılmaktadır zira çoğu yasada “yüzey borusunun toplam kuyu derinliğinin %10’dan daha az olamaz” diye maddeler mevcuttur. Açılan kuyular uzun vadede daha ekonomik, güvenli, verimli ve çevreyle barışık olacaktır.

Çimentolama konusundaki problemler nedeniyle casing’lerin uzun yıllar dayanıp hizmet verebilmesi son derece kuşkuludur. Nedenleri şöyledir;

– Master valfın bağlı olduğu 13 3/8” casing çimentolamalarının çoğunda yüzeyde çimento yoktur ve top-job işlemi yapılmıştır. Top-job işleminde indirilen 1” lik su borusu çimento yüzeyine kadar indiği varsayımıyla buradan çimento basılmaktadır. Ancak su borusunun çimento yüzeyine oturmasının hiçbir garantisi yoktur. Casing manşonu veya kendi manşonu takılabilir. Çimento bazı kuyularda boru içinden yapılmadan önce casing kesilmekte ve anülüse su kaçırılmaktadır. Ayrıca 1” lik su borusunda basılan debi çok düşük olup çimentolama tekniğine uygun değildir. Anülüste çimentosuz kalan kısımlar daha sonra üretim halinde borunun çeşitli deformasyonlarına neden olabilmektedir. Ayrıca burada kalan akışkanın buhar basıncı çok yüksek değerlere çıkıp casing’i içe doğru patlatmaya yetmektedir. casing’in daha fazla gerilimine neden olmaktadır.

– 9 5/8” üretim casing çimentolamalarında boruların yine büyük çoğunluğunda yüzeyde çimento eksiktir. Su borusuyla olmak yapılmaya çalışılan çimentoların yüzeye kadar yapıldığı kuşkuludur.

– Dünyadaki uygulamalarda, kuyu bitiminde, casing çimentosu ve casing çeşitli ölçümlerle kontrol
edilmektedir. Bunlar örneğin;

– Hot hole corrosion instrument(HHCC)
– Casing inspection caliper survey (CIC)
– Cement bond log (CBL)
– Down hole video camera
– Casing collar locator
– Electro magnetic casing corrosion detection
– Multifinger caliper tool
– Acoustic tool
– Casing potential profile tool
– Cement evaluation log

Bölgede hiçbir kuyuda casing ve çimento için ölçüm yapılmamaktadır.

http://jonmcculloch.com/?svil=trading-di-opzioni-binarie-Franco&ebf=95 trading di opzioni binarie Franco SAPMA KONTROLU
Bölgede kullanılan sondaj makineleri petrol ve gaz sondajlarında kullanıldıklarından genellikle sedimanter formasyonlarda çalışan ve özellikle düşük çaplardaki stabilizasyon ekipmanları sert formasyona uygun değildir. Örneğin sleeve tipli stabilizerların 120 °C üzerinde kullanılmaması önerilmektedir (Drillco, Smith). Kulelerde her an eğim ölçümü yapacak wireline vinçleri de çoğunda olmayıp ancak çıkışlarda totco atarak eğim öğrenilebilmektedir. Ama sert ve aşındırıcı formasyon nedeniyle hızla çaptan düşebilen stabilizerin kuyuda eğimin artmasına neden olduğu çok geç anlaşılmaktadır. Aynı yöne sabit açıyla delmeye devam edilmeyip WOB değerini azaltarak açıyı hızla düşürmeye yönelince de dogleg (köpek ayağı) oluşturulmakta ve aşırı sürtünme ve torklara neden olmaktadır. Sürtünme artınca matkaba verilen ağırlık doğru dürüst bilinememekte ve genelde uygun WOB verilememektedir. Bu ise ilerleme hızlarının aşırı yavaşlamasına neden olurken öğütülen kırıntılar adeta un gibi olup zaten kaçaklı ilerlenirken bu kırıntıların çatlaklara girmesine neden olunmaktadır. Özellikle sürtünme ve tork değerleri kuyuların erken bitirilmesine neden olmaktadır.

http://thegobblersknob.com/?savikshyster=opciones-binarias-a-60-segundos&549=6c opciones binarias a 60 segundos KUYU BİTİRME TESTLERİ
Sondaj biter bitmez akış temizliği, kuyu temizlenene kadar yapılması gerekirken kuyular kirli kapatılmaktadır. Daha sonraları ise asitleme ile üretim artışları sağlanmaya çalışılmakta ancak ilerleme sırasında oluşan kirlilikler genellikle kalıcı olmaktadır.

Kuyular tam açık ve dikey üretime açılması ideal iken genelde temizlik testinde ilk 100-200 metreden, genellikle 5” lik DP’ler (Drill colar, tij) indirilerek içinden hava basılmaktadır. Bunların tool jointleri 6 3/8” çapındadır. Bu şekilde üretimden sonra kuyu kapatılmaktadır. 9 5/8″ üretim casing’in iç çapı 8,681″ (47 ppf) olmasına rağmen DP’lerin yüzey alanı %33, tool jointler dikkate alındığında %54 daralttığı görülmektedir.

optionen handeln SONDAJ TAKİBİ
Bu konu en kritik konulardan biri olup öncelikle ele alınması gereken husustur. Derin sondajların takibi, dünyada genelde 2+1 mühendis tarafından yapılmaktadır. 2 mühendis işte iken üçüncüsü izinde olarak çalışılmakta ve sahada 12+12 saat üzerinden sondaj firmasını yönlendirilmektedir. Bizde ise çoğu firmada mühendis 1 tanedir.

Bazılarında ise hiç yoktur ve işler tamamen sondaj firmasının insafına bırakılmaktadır.

Bazı firmalar işleri sondör seviyesinde elemanlarla sürdürmeye çalışmaktadırlar.

Bu konular genellikle ilgili devlet kurumları tarafından kontrol edilememektedir. Yasa ve yönetmeliklere göre yeni mezun bir mühendis imzasının bile yeterli olması, daha sonra yatırımcıların kayıplarına ve yeraltı kaynaklarının heba olmasına neden olacaktır.

Yatırımcıların daha fazla para kaybetmemeleri için bu konuya önem vermeleri gerekir. İşin anahtar teslimi
şeklinde verilmemesi halinde eleman bulunamıyorsa gerekirse yurt dışından temin edilmesi gerekir.

http://intelligenetics.com/?losd=%D8%B9%D9%85%D9%84%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D9%81%D9%88%D8%B1%D9%83%D8%B3&876=2e عملات الفوركس SONUÇ VE ÖNERİLER
Kuyuların özellikle rezervuar bölümleri uygun açılmalıdır. Kuyu bitirilmesinin ardından temizlik akışları daha uzun sürelerde yapılmalıdır. Sondaj makinesi henüz sahada çalışırken her kuyu için casing ve çimentolamaların kontrolüne yönelik ölçümler yapılmalıdır. Hasarlı bir casing’in başlarda üretimi etkilemeyebileceği ve hasarın anlaşılmasının imkansız olabildiği literatürden takip edilmektedir. Erken tespit edilebilecek bir hasarın tamirat maliyeti düşük olacaktır, aksi halde sahaya daha sonra getirilecek kulenin mob (mobilizasyon) ve demob (demobilizasyon) ücretleri, beklemelerle oluşacak enerji kayıpları, olası çevreye verilebilecek zararlarla maliyetin boyutları tahminlerin çok ötesinde olabilir.

Yasa ve yönetmeliklerin eksiklikleri olabilir ancak dünyadaki uygulamalara bakarak çalışmak hem firma için hem de ülkemiz için çok yararlı olacaktır.

Problemler tartışmaya açılmalı ve firmaların ticari kaygıları nedeniyle gizli tutulan hususlar daha sonra çok daha fazla maliyete neden olacağı için tartışmalardan kaçınılmamalıdır.


İzleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=JFEI48G2FmE


İzleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=FiKclm1a_Mk


İzleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=4iW_AMsZoWg

Metnin bütün hakları Mehmet Tuğran’a (Maden Mühendisi) aittir. Orijinal yazı Derinden E-Dergisi’nin Şubat 2012 tarihli 9. sayısında yer almaktadır. Metnin bir yeri yazarı tarafından değiştirilmiş, birkaç küçük değişiklik yapılmış, birçok görüntü eklenmiştir.

Bir Hidrojeoloğun Günlüğü -14.3.2012

10. Aykut Barka Konferansı izlenimleri aktarayım dedim. Öncelikle Aykut Hocayı tanımıyorum, bu gibi durumlarda bizim oralarda, ölünün arkasında konuşulmaz, Allah gani gani rahmet eylesin denir. Onun hakkında öğrendiğim tek şeyse şu; Kuzey Anadolu Fay Hattı’nda epeyce çalışmış, 1999 Depremi olmadan o bölgedeki potansiyel tehlikeyi dile getirmiş, bunu anlatan bir de makale yayınlamış. Depremden sonra, Aykut Hoca daha bir tanınır olmuş, aynı deprem dede gibi; fakat yılın en seksi erkeği olamamış. Neyse ne, konuyu uzatmadan bu kısa girişten sonra, Aykut Hoca ile ilgili okunası sayfalar; İTÜ, BOÜN, Çankaya, Viki, bir öğrenci, CBT ve TÜBİTAK şeklinde sıralanabilir deyip, işimize bakalım..

Gelelim, Fuat Şaroğlu’nun verdiği konferansın ana konusuna ve söze son söyleyeceğimizi ilk başta söyleyerek başlayalım. Fuat Hoca’ya göre, Batı Anadolu küçük küçük, parça parça plakacıklardan oluşuyor ve bu parçalar saatin ters yönünde dönerek Ege’ye doğru ilerliyor. Pekâla bu yeni modeli önemli kılan nedir.. Şudur; artık neredeyse kimsenin sorgulamadan, ezbere kabul ettiği -tamam, sen kabul etmiyorsan üstüne alınma- atıf şampiyonu Şengör vd., 1985* tarihli makaleye alternatif bir yaklaşımdır, tabii ki salt Batı Anadolu’nın neotektoniği için.. “ copy trading 24 option Batı Anadolu’nun Neotektoniğine Farklı Bir Bakış” başlıklı sunumda söylenenler, o makaledeki, Batı Anadolu bölümü için kurgulanan kuzey-güney yönlü açılma modeline alternatif bir modeldir, yeni bir seçenektir.


Türkiye’nin neoteoktonik bölgeleri. İçi beyaz oklar genişleme, açılma, yayılma ve içi siyah oklar kısalma, daralma, sıkışma yönünü gösteriyor. Şeffaf veya açık kırmızı renkle gösterilen alansa eski modelde yenilik önerilen kısmı belirtiyor. Kaynak: Şengör vd., 1985.

Konuyu biraz daha açalım. Fuat Hoca, özellikle kendi arazi gözlemleri ve eriştiği GPS verileri sonucu bu modeli kurgulamış, tabiî ki yılların deneyimini de eklemek lazım. Benim için önemli olan kısımsa şu, bu model, biraz olsun güncel jeotermal duruma açıklık getiriyor. Çünkü, Batı Anadolu jeotermal potansiyeli ile öne çıkıyor -belki bütün sondajlar bu bölgeye odaklandığı için öyle düşünüyoruz ya, neyse- fakat mevcut jeotermal kaynakların yayılımı horst (yüksek, tepe, yığın) ve graben (çöküntü, hendek) alanlarının dağılımı ile uyuşmuyor. Jeolojiyi, yani yerbilimini, bir kenara bırakın. Biraz fizik bilen insan, jeofizikçiler kızmasın, biraz jeofizik bilen biri, graben gibi yerkabuğunun inceldiği yerlerde yüksek jeotermal potansiyel beklerken, mevcut durumun öyle olmadığını açıkça görüyor. Örneğin; grabenin bir kanadında jeotermal kaynaklar ip gibi dağılırken, diğer kanadında tık yok. Bunun bir sebebi olmalı, bunun bir yanıtı olmalı, bunun bir müsebbibi olmalı, değil mi.. Bu arada, bölgedeki varlığı genel kabul gören detachment (ayrılma, sıyrılma) faysa ayrı bir muamma.. Özellikle de, graben tabanı ile detachment fay arasındaki yaş ilişkisi..

Belki yazdıklarım çok karışık oldu. Şöyle toparlamaya çalışayım. Batı Anadolu’da klasik anlamda kabul göre kuzey-güney yönlü bir açılma yok. Bu açılma sonucu horst ve graben sistemi oluşmuyor. Batı Anadolu kopuk kıta parçaları olan plakacıklardan oluşuyor. Orta Anadolu ile Batı Anadolu arasında, geçiş bölgesi olarak tanımlanan alanda bir itme hareketi gerçekleşiyor. Fakat Orta Anadolu’nun itiş hızından daha fazla bir hızla kımıldayan Batı Anadolu, Ege’ye doğru yol alıyor. Hem de saatin ters yönünde dönerek, yol alıyor. Bu arada, bir açılma çatlağında Pamukkale gibi muazzam bir jeolojik miras oluşuyor. Ya da etkin olduğu kabul edilen Kula bölgesi, Strabon’un gözüyle göremediğim Kula’daki volkanizma, tüm ihtişamıyla gerçekleşiyor. Keşke, Fuat Hoca, bu bilgi yumağını bir makale şeklinde sunsa, sizlerde doğrudan birinci ağızdan haberdar olsanız.

Herşey jooloji değil, birkaç tane de anekdot aktaralım.. Fakültenin koridorunda yürürken, birinin “Sunuma geliyor musun?” diye bir başkasına sorduğunu işittim, soruya muhatap olanın da “Ha.. Fuat Şaroğlu’nun Fayları’na mı? Tabii ki..” dediğini duydum. Gülsem mi, gülmesem mi bilemedim.. Ayrıca ömrü hayatım boyunca unutmayacağım bir şey yaşadım, esasen tanık oldum; koca, dev, canavar Celâl Hoca, sunum başlamadan önce Fuat Hocanın elini öptü. Bu kare; saygı, sevgi, hürmet adına ne derseniz deyin, kelimelerle açıklanamaz dediklerinden.. O dev adam, sunum bitince de bir ara kürsüye çıktı ve mikrofonun başına geçti ki o tok sesiyle oturduğu yerden de mikrofonsuz bir şekilde, bütün salona kendini dinletebiliyordu. “Özellikle öğrenciler beni dinleyin” dedi; ama bana kalırsa salondaki apoletlileri muhatap alıyordu aslında, kızım sana söylüyorum gelinim sen anla der gibi.. Sözlerine şöyle devam etti, “Ben 3 tane jeolog bilirim; Ozan Sungurlu, Necdet Özgül, Fuat Şaroğlu. Bu adamlar yurtdışında eğitim almadan kendilerini yetiştirdiler.”, ardından vurgulu bir şekilde “Yurtdışına gitmek adam** olmak için yetmez, adamlık içinizde olmalı.” dedi.

Bizi misafir eden ve bizle ilgilenen Serdar Hoca ile Ziyadin Hocaya buradan teşekkürü bir borç bilirim, sağolsunlar. Sunum öncesi, o güzel sohbeti ve verdiği değerli bilgiler için Cenk Hoca’ya da teşekkür ederim. Beni işin stresinden kurtarıp, böyle bir anı yaşattığı için Fuat Hoca’ma ne desem az.. Unutmadan İstanbul yaşanılacak yer değil; ama Allah var, gezilecek tozulacak yer..

http://robertstillman.com/?delimitarizaciya=hat-jemand-erfahrung-mit-bin%C3%A4re-optionen hat jemand erfahrung mit binäre optionen Dipnot
* Şengör, A. M. C., Görür, N. and Şaroğlu, F., 1985. Strike-slip deformation basin formation and sedimentation:
Strike-slip faulting and related basin formation in zones of tectonic escape: Turkey as a case study. In:
Biddle, K.T. and Christie-Blick, N. (Eds.), Strike-slip faulting and basin formation. Society of Economic
Paleontologists and Mineralogist, Special Publication, vol. 37, pp.227-264

** Hatibin sözünü sorgulamak bana düşmez. Feministler dellenmesin. Adamdan kasıt cinsiyet ayrımcılığı değil, sadece ataerkil bir sıfat kayması..

MTA: Jeotermal Kaynaklarımızın Durumu, Arama Politikaları ve Değerlendirilmesi

Jeotermal enerji; çevre dostu, yenilenebilir, meteorolojik koşullardan kısa vadede etkilenmeyen, güvenilir, entegre kullanıma uygun (sırasıyla elektrik, ısıtma, termal turizm vb.) ve yerli bir enerji kaynağıdır.

jeotermal_santral

Ülkemiz 31500 megavat termal (MWt) jeotermal potansiyel ile dünyada ilk 10 ülke arasındadır. İlk jeotermal enerji aramaları Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından 1962 yılında İzmir Balçova’da başlatılmıştır. Balçova’da bugün 25.000 konut eşdeğeri ısıtma yapılmakta olup termal turizmde en iyi durumdadır. MTA, ülkemizde bugüne kadar 459 adet kuyu, 205.000 metre sondajlı arama yaparak 187 adet saha keşfetmiş ve doğal çıkışlar dahil 4000 MWt ısı enerjisi kullanıma hazır hale getirmiştir. MTA ve özel sektör tarafından yaklaşık 250.000 metre jeotermal sondajı yapılmıştır. Bundan sonra en az 1.500.000 metre jeotermal sondaj yapılması gerekmektedir.

1990 yılından bu yana durma noktasına gelen jeotermal enerji arama çalışmaları; 2004 yılından itibaren hızlandırılarak, sondajlı aramalar yılda 2.000 metrelerden 20.000 metreye çıkarılmıştır. Özel sektörle birlikte 40.000 metre olmuştur. Yeniden hızlandırılan “Jeotermal Arama Çalışmaları” neticesinde; ülkemiz jeotermal kaynak görünür ısı kapasitesi 40 yılda 3100 MWt ile çıkarılmışken son dört yılda bu rakam % 30 arttırılarak 4000 MWt’ye çıkarılmıştır. 100 adet toplam 60.000 metre jeotermal sondajı yapılarak 900 MWt ısı enerjisi elde edilmiştir. 1962 yılından beri açılan toplam 459 kuyunun %22 si olan 100 adedi bu dönemde açılmış ve bunun sonucunda: dört tanesi elektrik üretimine uygun olmak üzere 15 adet yeni jeotermal alan keşfedilerek saha sayısı 187’ye çıkartılmıştır.

Arama çalışmalarının yanı sıra yatırım güvenliğini sağlamak amacıyla “Yenilenebilir Enerji Kanunu, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu ve Uygulama Yönetmeliği” çıkarılarak teşvikler getirilmiştir.

Türkiye jeotermal kullanımında dünya beşincisi, Avrupa birincisidir. Zengin jeotermal potansiyelimizin tamamının harekete geçirilmesi halinde, entegre kullanımlarla birlikte;

– 1000 MWe (yılda 8 milyar kilovatsaat (kWh) elektrik, 3.000.000 konutun ihtiyacına denktir, net 800 milyon ABD doları gelir)

– 500.000 konut eşdeğeri ısıtma (yılda 1 milyar m3 doğalgaz ithali önlenmiş olacaktır, yılda 400 milyon ABD doları döviz tasarruf)

– 30.000 dönüm sera ısıtması; (30.000 kişiye istihdam, net 600 milyon ABD Doları gelir)

– 400 adet termal tesis; (1.000.000 yatak kapasitesi, 250.000 kişiye istihdam, net 5 milyar ABD doları gelir)

Yılda toplam 6,8 milyar ABD doları net gelir sağlanacaktır.

opcje binarne ile mozna zarobic MTA’nın Jeotermalde Yeni Açılım ve Hedefleri
– Bilinen mevcut Jeotermal sistemlerin derindeki uzantısı araştırılarak jeotermal potansiyelimizin arttırılması,

– Ülkemiz yerkabuğunun daha derin kısımlarında yüksek sıcaklık içeren ancak yeterli gözenek ve geçirgenliğe sahip olmayan kızgın kayaçların bulunduğu alanların tespiti, haritalanması ve envanterinin hazırlanması,

– Mevcut jeotermal alanların sürdürülebilir üretimini sağlamak ve yenilenebilir özelliğini korumak amacıyla işletmecilere bilimsel ve teknolojik destek sağlamak.

Bu yazı, MTA’nın 18.08.2008 tarihli basın bildirisidir.