Etiket arşivi: İspanya

Avrupa 2012’de Kara Kışa Teslim Oldu

Avrupa’yı baştan başa etkisi altına alan Sibirya soğukları günlük yaşamı felç etti. Özellikle Doğu Avrupa’da hava sıfırın altında 35 dereceye kadar indi. Avrupa genelinde ise soğuktan hayatını kaybedenlerin sayısının 400’den fazla olduğu tahmin ediliyor. Zorlu kış koşullarının önümüzdeki günlerde de etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Nehirler ve kanalların tamamına yakınının buz örtüsüyle kaplandığı Balkanlar dahil Orta Avrupa’da, enerji nakil hatlarının da hava koşulları yüzünden zarar görmesi nedeniyle binlerce haneye elektrik verilemiyor. Onyıllardır görülmemiş şekilde uzun süre etkili olan yüksek basınç sistemi yüzünden, birçok ülkede elektrik ve doğalgaz sarfiyatı en üst düzeye ulaşmış durumda.


Sırbistan, Bosna Hersek, Polonya, Romanya ve Bulgaristan’da sıcaklık -30’a düşerken, Ukrayna’da termometreler 6 yıldır ilk kez -33’ü gördü. Avrupa genelinde pek çok kentte okullar tatil edildi, pek çok ülkenin karayollarında önemli aksamalar yaşanıyor.

***


İzleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=6T_HGWi5UZc

Avrupa’da kötü hava koşulları nedeniyle yaşamını yitirenlerin olduğu belirtilirken, en büyük kaybı can i get fincar without rx Ukrayna yaşadı. Ülkede termometreler gündüz -20’yi gece ise -40’ı gösteriyor. Ukraynalı yetkililer, 1.500’den fazla barınma evine 24.000’den fazla kişinin sığındığını ve 150 civarında sığınma merkezi kurmayı planladıklarını söylüyor. Bunun yanında okulların hava koşulları sebebiyle tatil edildi. Acil Durumlar Bakanlığı, 3.000 kadar ısıtıcılı sığınağın devreye sokulduğunu açıkladı. Elde edilen bilgilere göre, 600 kişinin vücut ısısı kaybı (hipotermia) ve soğuk ısırması (vücudun bazı bölgelerindeki dokuların maruz kalınan aşırı soğuklar nedeniyle donması) teşhisiyle tedavi edildikleri bildirildi. Ülkeden gelen son açıklamalara göre, en az 135 kişi soğuklar yüzünden hayatını kaybetti, 1.600 kişi ise hastaneye kaldırıldı. Ukrayna’da aşırı soğuklar Karadeniz’in donmasına neden olurken, bu durum ilginç görüntüler meydana getirdi. Son olarak, Ukrayna Başbakanı Mikola Azarov 3 gün boyunca toplam 1 milyar metreküp doğalgaz tüketildiğini açıkladı. Ukrayna’nın Rusya’dan 2012 boyunca satın almayı öngördüğü doğalgaz miktarıysa 27 milyar metreküptü. Soğuk nedeniyle elektrik santrallerinde de arızalar oluşan Ukrayna, Rusya’dan elektrik desteği almak zorunda kaldı.

http://onodenje.com/?strydor=bin%C3%A4re-optionen-vs-cfd binäre optionen vs cfd Polonya’da da durum farklı değil. Ülkenin doğusunda sıcaklık -28’lere kadar düştü. Aşırı soğuklar nedeniyle ülkede hayatını kaybedenlerin sayısı 37’e ulaştı. Öte yandan İçişleri Bakanlığı, ölümlere soğukların yanısıra düzgün çalışmayan sobalar, tıkanmış bacalar ve yeterli havalandırılmayan odalar nedeniyle 11 kişinin karbonmonoksit zehirlenmesi sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı. Yetkililer, hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün yaşlılar ve evsizler olduğunu söylüyor.

Gün içerisinde -20’lerde seyreden binär optionen broker Rusya’da gece hava sıcaklığı -30’ları buluyor. Rus yetkililer, halkı gerekli olmadıkça dışarı çıkmamaları konusunda uyarıyor. Yakutistan bölgesinde ise hava sıcaklığı -50 dereceyi buluyor. Soğuk havanın adını aldığı Sibirya’da ise durum giderek kötüleşiyor. Bölgede sıcaklık -52 olarak ölçülürken yetkililer 11.000 köyle ulaşımın kesildiğini kaydetti. Bir istisna ise Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki Soçi şehri, çünkü Soçililer uzun zamandır görmediği karın tadını çıkarıyor. Fakat Avrupa’nın büyük kesminde de etkisini sürdüren dondurucu soğuklar, Rusya’da 215 can aldı. Binlerce kişi donma tehlikesi ile hastanye kaldırıldı.

binaire opties top 10 Estonya‘da da hava sıcaklığı -29,4 dereceye kadar düştü.

24option einzahlungsmethoden Litvanya‘da en az 3 kişinin öldüğü belirtildi.

opcje binarne jaki broker Çek Cumhuriyeti‘nde 1 genç bir tarlada donmuş vaziyette bulundu.


İzleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=Wc5IJ0p_Wi8

segreti su trade binario Romanya, Doğu Avrupa’yı etkisi altına alan akıl almaz soğuk hava dalgasından payına düşeni aldı ve Karadeniz sahil kesiminde deniz suyu yer yer buz tuttu. Termometrelerin -32 dereceyi gösterdiği Romanya’da yollarda mahsur kalanları kurtarmak üzere bazı bölgelere askeri birlikler sevkedildi. Romanya Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Romanya’da soğuğa 74 kurban verdi. Bükreş’te gaz basıncının düşmesi nedeniyle birçok binanın ısıtma sistemi bir süre çalışmadı.


Başkent Sofya’dan bir kare. Kaynak: tengizman veya Snowlover.

tel 3917483 banc de binary opzioni binarie Bulgaristan‘da ise 5 kişi öldü. Bazı köylerin dünya ile iletişiminin tamamen koptuğu ve insanların herhangi bir ısıtma olmaksızın yaşamaya çalıştığı belirtiliyor.

bot para opções binarias Bosna Hersek’te yolların karla kaplanması sonucu ulaşımın kesildiği bazı köylere helikopterle gıda ve ilaç yardımı yapılıyor. Kar kalınlığının 1 metreyi bulduğu Saraybosna’da ise olağanüstü hal ilan edildi. Dağlık Jahorina bölgesinde Bosna hükümeti yetkilileriyle bir araya gelen Hırvatistan ve Sırbistan devlet başkanları otelde mahsur kaldı.

fibonacci opções binárias Sırbistan’da da etkili olan kar yağışı ve soğuk hava bir çok belediyenin olağanüstü durum ilan etmesine neden olurken, 4 kişi donarak hayatını kaybetti. Polis, 2 yaşlı kişiden haber alınamadığı bildirildi. Ayrıca, kar altında olan köylere ulaşılamaması sebebiyle 11.000 kişiden endişe ediliyor. Belgrad Hayvanat Bahçesi yetkilileri, hayvanları korumak için bazı önlemler aldı.

Sağnak kar yağışı maybank2u الفوركس İngiltere’yi de vurdu. Kimi yerlerde -12 dereceye kadar düşen hava sıcaklıklarının -2 dereceden yukarıya çıkması beklenmiyor. Başkent Londra’da kar kalınlığının 15 santimetreyi bulması bekleniyor. Avrupa’nın en büyük havaalanlarında Heathrow’dan yapılan uçuşların % 30’u ertelendi.


İzleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=IweRjE-w4Co

Almanya, bdswiss com test İsviçre ve Fransa’nın bazı yerlerinde aşırı buzlanma özellikle ulaşımı durma noktasına getirdi. Yakıt depoları donan araçlar yola çıkamadı. Soğuklar Cenevre Gölü’nü de etkiledi.

Yoğun kar yağışı ve soğuk havanın teslim aldığı bir diğer ülke de بيان المشكلة أطروحة Almanya’ydı. Almanya, son 26 yılın en soğuk kışını yaşıyor. Bu kışın en soğuk gecesi ülkenin güneyindeki Allgäu kentinde yaşandı. Kentte hava sıcaklığı -27,3 derece olarak ölçüldü. Bremen kentinde ise evsizlerin Şubat ayı sonuna kadar ısınmak için ücret ödemeden otobüs ve tramvaylardan yararlanmasına izin verildi. Hamburg limanının buz kırıcılarla temizlendiği ülkede hava sıcaklıkları -12 dereceye kadar düştü. Almanya’nın Wendelstein bölgesinde deniz seviyesinden 1700 metre yüksekte yer alan ve dışı neredeyse tamamen buzla kaplanan kilise turistlerin ilgi odağı oldu. Görlitz’de sıcaklık -10 dereceye ve Berlin’de sıfırın altında 9’a düştü.

Fransa’nın güneydoğusundaki Korsika adasında binlerce hane enerji nakil hatlarının buz tutması yüzünden elektriksiz kaldı.

Beyaza bürünen bir diğer ülke ise corsi di treding on line İtalya. İtalya son 27 yılın en soğuk kışını geçiriyor. Ölenlerin sayısı 5’e yükseldi. İtalya’da yaklaşık 120.000 kişinin de kötü hava koşulları nedeniyle elektriksiz kaldığı kaydedildi. Ülkede bazı kentlerde hava soğukluğu -30 dereceyi buluyor. Ana yollarda biriken kar adeta trafiği felç etti. Deniz otobüsü ve şehir hatlarında bir süre seferler yapılamadı. Özellikle Bolonya’da kar kalınlığı 60 santimetreye vardı. Sibirya soğukları İtalya’nın kuzeyindeki hava ulaşımını durdurdu. Aşırı kar yağışı nedeniyle Bolonya’nın Guglielmo Marconi Havaalanı’ndan uçaklar park alanından hareket edemedi. Ilıman ikliminden dolayı kar yağışının çok nadir görüldüğü Roma beyaza bürünürken, tüm sivil savunma ve güvenlik güçleri alarm durumuna geçirildi. Roma’da kar kalınlığı yer yer 50 santimetreyi bulurken meşhur Kolezyum, Forum ve antik Roma şehri (Foro Romano) gibi birçok tarihi eser turistlerin ziyaretine kapatıldı. Mağazalar ve iş yerleri tüm gün kapalı kalırken, trafikte de çok az sayıda araç gözlendi. İtalya Sivil Savunma Kurumu, Roma’da vatandaşlara 2.000 kürek dağıtırken, kent sakinlerinden yol açma çalışmalarına destek vermeleri istendi. Olağanüstü hava şartları melhor estrategia opçőes binarias Papa’nın günlük programını da aksattı. Yoğun kar yağışı ve caddelerin karla kaplı olması nedeniyle Papa 16. Benedikt’in yöneteceği ve 7.000 kişinin katılması beklenen ayin iptal edildi.

Daha önce kuraklık ve çöl sıcakları ile kavrulan iqopttion İspanya’da kar yağışı ve soğuk hava halkın alışık olmadığı manzaralar ortaya çıkardı. Madrid de sıcaklık -13 dereceye kadar inerken, Akdeniz kıyısında bulunan şehirlerde kar yağışı görüldü.

Ayrıca ajanslar, Bosna Hersek ve Slovakya’da aşırı soğuklara bağlı ölüm olayları yaşandığını duyurdu.

***


İzleyemeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=WNaxSjK23D0

top 10 binäre optionen İsveç‘te bir mucize yaşandı.. 2 ay süresince kar altında arabasının içerisinde mahsur kalan 1 kişi sağ olarak kurtarıldı. 45 yaşındaki İsveçli 19 Aralık’tan beri arabasıyla dağda kısılıp kaldığını ifade etmiş. Tükenen yiyeceklerin ardından yaşlı İsveçlinin tek besin kaynağı da kar olmuş.

***

Karakış Avrupa’nın ardından Afrika’nın kuzeyinde de etkili oluyor. Cezayir’de kar yağışı sonucu meydana gelen trafik kazaları ya da soba zehirlenmelerinden en az 25 kişi yaşamını yitirdi. Tunus ve Libya’da da kar yağışı nedeniyle köy yolları kapandı.

Hava sıcaklıkları dünyanın bazı bölgelerinde inanılmaz derecede düşüş kaydetti. Alaska‘nın Tanana kentinde sıcaklık -61 dereceye düştü.

Çin’in kuzeyinde her yıl düzenlenen Işık Festivali sırasında -40 dereceyi bulan aşırı soğuklar rekor kırdı.

Japonya soğuk hava ve yoğun kar yağışının etkisi altında. Japonya Meteoroloji Dairesi, Niigata bölgesinde kimi kentlerde kar kalınlığının 3 metreyi geçtiğini bildirdi. Yamagata bölgesindeki Ohkura kasabasında rekor seviyeye ulaşan yağış kar kalınlığının 4 metreyi aşmasına neden oldu. Kasım ayından bu yana ağır kış koşulları nedeniyle 82 kişi yaşamını yitirdi. Yetkililer mümkün olan durumlarda çalışanların izin almasını ve yerel yönetim çalışanlarının kar temizleme çalışmalarına yardımcı olmasını istiyor. Meteoroloji yetkilileri yoğun kar yağışının devam edeceği uyarısında bulunuyor.

***

Unutmadan trajikomik bir anekdot aktaralım.. Almanya, ABD dışında hava cephelerine isim verme geleneği olan tek ülke. Böylece şirketler yüksek ve alçak basınç cephelerine diledikleri ismi verip sponsor olabiliyor. Otomotiv devi BMW de, Mini Cooper Roadster’in adını duyurmak için, sıradaki bir hava cephesine Cooper adını vermeyi kararlaştırmış. Alman meteoroloji yetkilileri de, Avrupa’nın büyük bölümünü etkileyen soğuk dalgasını Cooper olarak adlandırıyor.

Peki bir şirket neden bir hava olayına sponsor olur.. Çünkü, Mini Cooper’in internet sitesinde ziyaretçiler aracın “güzel havasına kapılmaya” çağırılıyor. Şirket bu yüzden otomobilin “rüzgâr ve her türlü hava koşuluna dayanıklı” olduğu fikrini vurgulamak için Avrupa’da kaos yaratan hava sistemine sponsor olmuş. Sonuç olarak, BMW yöneticilerinin yaptığı sponsorluk anlaşması, aracın son yılların en ciddi ve ölümlere yol açan soğuk hava dalgası ile özdeşleşti. Şirketin sözcüsünün; “Tabii ki üzgünüz. Ama ortada kasti bir şey yok. Bir hava sisteminin nasıl gelişeceğini baştan bilemezsiniz” demiş. Aynı şirket, önümüzdeki bir alçak basınç cephesine Minnie adını vermeyi planlıyor.

***

Hem Avrupa da hem de Türkiye de durum; kar kış kıyamet.. Yurdun dört bir yanı karla kaplandı ve ülkedeki son durum TV ekranlarına taştı. Bu yüzden aşağıda sadece üç şehre değinmek utanç verici..

Başkent Ankara da en soğuk gecelerinden birini yaşadı, termometreler -19 dereceyi gösterdi.

İstanbul’da yarım asırdır böyle bir kış yaşanmadı. İstanbul dondurucu soğuklara ve kara yenik düştü. İstanbullular karla birlikte yine alışıldık trafik çilesiyle başbaşa kaldı. Örneğin Tem Otoyolu’nda trafik durma noktasına geldi. Yoğun tuzlama ve kar süpürme çalışmalarına rağmen sürücüler uzun süre yollarda mahsur kaldı. Kar yağışı nedeniyle okullar tatil oldu, engelli ve hamile kamu personeline 2 gün izin verildi.

Yoğun kar yağışı nedeniyle İzmir-Ankara karayolu ulaşıma kapanırken yıllar sonra ilk defa İzmir’e kar düştü.


İstanbul’un efsane olmuş 1987 yılının Mart ayında (4 Mart-14 Mart) yaşanmış uzun soluklu kar fırtınasıdır. Kar kalınlığı şehrin bir çok noktasında 1 metreye ulaşmıştır. Daha fazlasını merak edenler tıklayın!
Göremeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=-zNU8GbqBS8


Fotoğraf söze gerek bırakmıyor; Kuşadası, Aydın. Kaynak: yağmurcu


Kar kalınlığı 36 cm; Halkalı, Küçükçekmece, istanbul. Kaynak: mtngrnlr


Bir tekerlek boyu kar; Başakşehir, İstanbul. Kaynak: Yalın(Başakşehir-4.Etap)


50-52 cm kar kalınlığı; Beşyüzevler, Bayrampaşa, İstanbul. Kaynak: Commandouz


1 Şubat 2012, öğle suları ve iki görüntü arasında 5 dakika fark var; Beşiktaş, İstanbul. Kaynak: Uğur Bektaş veya Havadelisi


25 Ocak ile 1 Şubat 2012 süresince, Avrupa’yı saran soğuk hava dalgası yüzünden yeryüzünde meydana gelen sıcaklık değişimleri. Kaynak: NASA Earth Observatory, görüntüyü üreten Jesse Allen, görüntüyü oluşturan veriler Land Processes Data Active Archive Center (LPDAAC), görüntüyü çeken cihaz Terra-MODIS. Aynı tarihlerde tüm Dünya’daki değişim için tıklayın, Google Earth dosyası (.kml)!

Ayrıca okumanız tavsiye edilir..
Sibirya Genişliyor: Kış Yeniden Sertleşecek
Üç Dört Gün Kar Ve Soğuk
Amatör, Profesyonel, DEK
Cold Snap Across Europe

Kaynakça
BBC, Soğuk dalgası Avrupa’yı titretiyor, 31 Ocak 2012
BBC, Avrupa kara teslim, 1 Şubat 2012
BBC, Avrupa’da Mini afet: Soğuk havanın sponsoru BMW, 2 Şubat 2012
BBC, Aşırı soğuk evsizleri vurdu, 3 Şubat 2012
BBC, Japonya’da 82 kişi soğuktan öldü, 10 Şubat 2012
BBC, Romanya’da kar evleri gömdü, 15 Şubat 2012
DW, Dünya kara kışa teslim, 30 Ocak 2012
DW, Avrupa’nın doğusu kara kışa teslim, 2 Şubat 2012
DW, Avrupa’da buz çağı, 5 Şubat 2012
DW, Avrupa’da can alıcı soğuk sürüyor, 10 Şubat 2012
DW, Soğuklar Rusya’da 215 can aldı, 13 Şubat 2012
EN, Aşırı soğuklar Doğu Avrupa’yı vurdu, 31 Ocak 2012
EN, Doğu Avrupa kar altında, 1 Şubat 2012
EN, Karadeniz bile buz tuttu, 2 Şubat 2012
EN, Aşırı soğuklar Avrupa’da can almaya devam ediyor, 2 Şubat 2012
EN, Romanya’da soğuk denizi dondurdu, 2 Şubat 2012
EN, Avrupa’da dondurucu soğuklar, 3 Şubat 2012
EN, Avrupa “Buzul Çağı” yeniden yaşıyor, 4 Şubat 2012
EN, Kara kış Avrupa’da hayatı durdurdu, 5 Şubat 2012
EN, İtalya: Roma kara karşı mücadele ediyor, 5 Şubat 2012
EN, Belgrad’daki hayvanat bahçelerinde soğukla mücadele, 6 Şubat 2012
EN, Cenevre Gölü buzların içinde, 8 Şubat 2012
EN, Çin’de aşırı soğuklar rekor kırdı, 9 Şubat 2012
EN, Avrupa ay sonuna kadar buz tutacak, 10 Şubat 2012
EN, -30° soğukta kış uykusuyla hayatta kaldı, 21 Şubat 2012

El Hierro Adası Açıklarındaki Sualtı Yanardağı Faaliyete Geçti

Fas’ın batısında ve Atlas Okyanusu’nda bulunan Kanarya Adaları’nda, 40 yıl aradan sonra yeniden faaliyete geçen sualtı yanardağı nedeniyle, bölgede alarm seviyesi arttırıldı ve kırmızı alarm verildi. Yetkililer, denizaltı yanardağının çevresindeki adalarda oturan 600 kişinin tahliye edilmesine başlandığını belirtti. Tahliye edilenlerin bir kısmı adanın en büyük kenti Valverde’deki okul yurtları ve stadyumlara yerleştirildi.

İspanya’nın özerk bölgesi Kanarya Adaları’nın bir parçası olan El Hierro Adası’nın 5 kilometre açığında bulunan volkan, suyun 900 metre altında lav püskürdü. Art arda gelen 4,4 ve 3,9 büyüklüğündeki depremlerin ardından anayol üzerinde bulunan tünel kapatıldı. Uzmanlar, El Hierro Adası’nda, temmuz ayından bu yana 10.000’den fazla deprem yaşandığını belirtiyor. Denizden sülfürik gaz ve duman çıkışı kesilmedi. Şu ana kadar onlarca ev boşaltıldı. Halk, yanına alabildiği birkaç parça eşyayla evini terketti.

—Toparlanacak zamanımız olmadı. Sadece gerekenleri aldık.
—Kıyafet, ilaç, evin tapusu. Bize söylenenler bunlardı.


A small explosion (possibly 20 meters tall) at El Hierro on Nov. 8, 2011. Image courtesy of St. Thomas Productions. The triangular island of Hierro is the SW-most and least studied of the Canary Islands. The massive Hierro shield volcano is truncated by a large NW-facing escarpment formed as a result of gravitational collapse of El Golfo volcano about 130,000 years ago. The steep-sided 1500-m-high scarp towers above a low lava platform bordering 12-km-wide El Golfo Bay, and three other large submarine landslide deposits occur to the SW and SE. Three prominent rifts oriented NW, NE, and south at 120 degree angles form prominent topographic ridges. The subaerial portion of the volcano consists of flat-lying Quaternary basaltic and trachybasaltic lava flows and tuffs capped by numerous young cinder cones and lava flows. Holocene cones and flows are found both on the outer flanks and in the El Golfo depression. Hierro contains the greatest concentration of young vents in the Canary Islands. Uncertainty surrounds the report of an historical eruption in 1793.

Püskürmenin su yüzeyinden 50-100 metre altında bulunan yanardağ ağzından geldiği düşünülüyor. Patlama sonucu oluşan bazalt akıntısının, 1100-1200 C sıcaklığında olduğu ve bunun suyu 10 C kadar ısıttığı belirtiliyor. 11.000 nüfusa sahip El Hierro, volkanik faaliyetler sonucu oluşmuş bir ada. Kalkan tipi bir volkan olan El Hierro’nun en son milattan önce 550’de (± 75 yıl) patladığı biliniyor. İspanya’daki en son volkanik patlama ise 1971 yılında olmuş.

Patlamaya dair birkaç görsel için tıklayın. Bu da NASA’nın özeti ve son gelişme, buysa EuronewsTürkçe‘den..


Longer range El Hierro 4D quake plot. July through September. Quakes are shown with the island’s topology for visual reference. Two rotations; one flat profile view, one perspective view. 4D, color denotes the date of quake. Göremeyenler için http://www.youtube.com/watch?v=WTv8Axvwijs

Kaynakça
EuronewsTürkçe, Kanarya Adaları’nda volkan paniği, 20 Kasım 2011
EuronewsTürkçe, Kanarya Adaları’nda volkanik tehlike alarmı, 20 Kasım 2011
EuronewsTürkçe, Kanarya Adaları’nda volkanik hareketlilik, 20 Kasım 2011
Global Volcanism Program, Hierro, 20 Kasım 2011
Erik Klemetti, El Hierro Eruption: Quite the Jacuzzi, 20 Kasım 2011

Dünyanın İlk Ticari Dalga Enerjisi Santrali İspanya’da Kuruldu

Rüzgâr, güneş ve biyokütleden enerji üretimi bir ütopya olmaktan çıkalı çok zaman oldu. Deniz dalgalarından enerji üretimi ise henüz emekleme aşamasında. Ancak İspanya’da bir köy dalga enerjisini kullanmaya başladı bile.

Teknik altyapının gelişmesiyle küresel enerji ihtiyacının her gün daha büyük bir kısmı yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanıyor. Şimdi ise sırada deniz dalgaları var. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin verilerine göre küresel enerji ihtiyacının yüzde 30’nun deniz dalgalarının hareket enerjisinden karşılanması mümkün.

Ancak bunun gerçekleşmesi için daha uzun bir yol kat edilmesi gerekiyor. Bu yaz dünyanın ilk ticari dalga enerjisi santrali İspanya’nın Bask bölgesinde üretime başladı. Bu santral, Atlas Okyanusu’nun kıyısında bulunan Mutriku köyünün enerji ihtiyacını karşılıyor.


The Mutriku wave power plant. (Picture: Voith)

İspanya’nın Bask bölgesinin kıyı şeridindeki Mutriku kasabası âdeta bir yağlı boya tabloyu andırıyor. Tepelerin yamaçlarında birbiri ardına sıralanan rengârenk evler… Çevresi doğal taşlarla örülmüş liman havuzunu paylaşan balıkçı tekneleri ve yelkenliler… San Sebastian’ın yaklaşık 30 kilometre batısında yer alan 5 bin nüfuslu bu şirin kasabada ileri teknoloji bir enerji santrali olduğuna inanmak çok güç. Ama bu bir gerçek. Temmuz ayında üretime başlayan santral 600 kişinin enerji ihtiyacını karşılıyor. Bask Bölgesi Enerji Ajansı Genel Müdürü José Ignacio Hormaetxe santral ile gurur duyuyor.

Hormaetxe, “Mutriku, bugünden itibaren dalga enerjisi alanında bir referans durumundadır. Deniz dalgasından elde edilen elektrik enerjisini tüketiciye ulaştıran ilk tesis budur” diyor.

Limanı döven muazzam dalgalardan yeni inşa edilmiş dalgakıran ile elektrik elde ediliyor. Mühendis Yago Torre, büyük bir demir kapıyı açıyor ve beton yapının içini gezdiriyor. Dalgakıranın içinde denize açılan toplam 16 bölme bulunuyor. Mühendis Torre santralin çalışma prensiplerini şöyle anlatıyor.

“Dalgalar içeriye dolduğunda bu boş bölmelerdeki havayı itiyor. Hava yükseliyor ve jeneratöre bağlı türbinlere doğru sıkışıyor. Türbinler hareket ediyor ve onlar hareket ettikçe elektrik enerjisi üretiliyor.”

Aynı teknikle çalışan deneme amaçlı tesisler daha önce de vardı. Ancak Mutriku’daki enerji santrali bu yöntemin ticari olarak kullanıldığı ilk örnek oluyor. Türbinler Alman bir imalatçının İskoç kızından alınmış. Ancak tesisin geri kalanı Basklı bir şirket tarafından inşa edilmiş.

Proje 7 milyon euroya mal olmuş. Bask Bölgesi yönetimi, liman duvarlarının inşasını yenilenebilir enerji için ayrılan farklı kaynaklardan finanse etmiş. Bask bölgesinin enerji dağıtım kuruluşu EVE‘nin yenilenebilir enerjiler bölüm başkanı Javier Marqués, deniz dalgasından enerji üretiminin Mutriku’yla sınırlı kalmayacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bask bölgesi için öncelikle bir dalga haritası çıkardık ve dalgaların potansiyel enerjisini hesapladık. Yaptığımız araştırmada elimizdeki teknolojiyle teorik olarak Bask bölgesinin enerji ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayabileceğimiz sonucuna vardık.”

Teknik altyapı kusursuz değil. Bu yüzden Mutriku’daki tesis planlandığından iki yıl geç devreye girmiş. Uzmanlar, yılda sadece 600 megavat/saatlik bir üretim kapasitesine sahip olduğu düşünülürse santral için yapılan harcamaların bir hayli yüksek olduğunu söylüyor. José Ignacio Hormaetxe ise bu eleştirilere karşı çıkıyor ve bu tip santrallerin çevreye zarar veren enerji üretimini ve ithalatını düşürdüğünü belirtiyor. Buna karşılık endüstriye yeni teknikler geliştirme ve yeni pazarlar açma imkânı sunduğunu da sözlerine ekliyor.

Kaynakça
DWTürkçe, Dalga enerjisi geliyor, 29 Eylül 2011’de erişildi. Haber: Reinhard Spiegelhauer, Çeviri: Ercan Coşkun, Editör: Murat Çelikkafa

Radyoaktif Sıçramalar

Günümüz dünyasının, birçok gereksinimi var. Bunlardan en önemlisi ise enerji gereksinimidir. Sıkıntının ne kadar büyük olduğunu, etrafımıza bakarak, daha açık söylemek gerekirse Ortadoğu’ya (belki de lanetli topraklara) bakarak rahatça görebiliriz.

Enerji üretebilmek için birçok yöntem kullanılmaktadır. Bunların başında fosil yakıtlardan üretilen enerji gelmektedir. Milyonlarca ya da milyarlarca yıl önce çürümüş canlı kalıntılarından (bitkiler ve hayvanlar) oluşan kömür, petrol (kaya yağı), doğalgaz gibi maddeler fosil yakıtları oluşturur. Ama mevcut rezervlerin (/birikintilerin, yığınların) azalması sonucu her geçen gün enerji üretmek için gerekli olan hammadde fiyatları artmaktadır. Bu yüzden insanoğlu gerekli enerji gereksinimini sağlamak için yeni yöntemler aramaktadır. Bu yöntemler yel, güneş, dalga, jeotermal gibi yenilenebilir enerji türleri ve nükleer (çekirdeksel) enerjidir.

Yaşamın kaynağı olan Güneş, nükleer bir santraldir ve enerjisinin kaynağını atom çekirdeklerinde meydana gelen füzyon (çekirdek birleşmesi) tepkimeleri oluşturur. Kontrol altına alınabilecek füzyon tepkimelerinin, sonsuz enerjinin anahtarı olduğu düşünülmektedir. Kontrol edilemeyen füzyon tepkimeleri ise hidrojen bombasının temelini oluşturur. Güneş’te meydana gelen bu tepkimler, kontrol altında olmadığı için ileride, gerçekleşen tepkimelerin son bulmasıyla birlikte Dünya’daki yaşamın da sona ereceği düşünülmektedir.

İsterseniz atom çekirdeklerinden elde edilen enerji biraz açalım. Fosil yakıtlarla üretilen enerji ile nükleer enerji arasındaki en büyük fark fisyon (çekirdek parçalanması) tepkimesiyle daha az malzeme harcanmasına rağmen daha fazla enerji üretilebilmesidir. Daha net fotoğraf çekmek için bir örnek vermek gerekirse, yaklaşık üç ton kömürün yanmasıyla açığa çıkan enerjinin, bir gram uranyumdan elde edilen enerjiye eşit olduğunu söyleyebiliriz. (Petrucci vd. 2002) Yalnız nükleer enerji üretiminde kullanılan uranyumun da dünya üzerinde bir miktar rezervi bulunmaktadır. Hammadde fiyatlarındaki artış, uranyum içinde geçerlidir. Ayrıca günümüzde herkesin ağzına dolanan ve insanların sebep olduğu düşünülen; ama doğal bir süreç olan küresel ısınmayı (en doğru cevabı ikimbilimciler verecektir), hızlandıran (tam anlamıyla bir katalizör işlevindeki) fosil yakıtlara göre nükleer enerji, atmosfere daha az miktarda karbondioksit salıverir.

İlk bölüm gerek teknik, gerek ayrıntı bilgiler, gerekse terim çokluğu nedeniyle sizleri sıkmış olabilir; ama yazının devamı için ön açıcı olacağını düşünüyorum. Şimdi bunları cebimize koyup, yola koyulalım.

Neden nükleer enerjiye karşı çıkılıyor derseniz, bence en büyük neden, bu enerjinin kontrol edilmesinin çok büyük bir sorun olması ve kontrol dışına çıkan enerjinin, bir bomba olarak geri dönmesidir. İnsanın olduğu hiçbir işin yüzde yüz güvenilirliğe sahip olmadığı başka bir değişle mutlaka bir hatanın olacağı göz önünde bulundurulursa ve hata kabul etmeyen bu enerji türünün ne kadar tehlikeli olabileceği düşünülürse ve son olarak geçmişte yaşanan örneklere de bakılırsa bu soru işaretinin yerini bir ünlem işareti almaktadır. Burada demek istenen, sadece nükleer enerji sistemleri değildir; insan yapımı bütün işlerde hata payı mutlaka vardır ve olacaktır.

Diğer önemli bir nedense, santralde enerji üretimi sonucu meydana gelen tepkimelerin bir ürünü olarak elde edilen atıkların, ayrı bir sorun olmasıdır. Neden sorun oluşturuyor derseniz, radyoaktif (ışınetkin) atıklar, radyasyon (ışınım) yaymaktadır ve tüm canlılar için zararsız radyasyon miktarının sıfır olduğu bilinen bir gerçektir. (Erdoğan, 2005) Günümüz teknolojisiyle nükleer atıkları güvenli bir şekilde yok etmenin imkânsız olduğu gerçekliğiyle denklem tamamlanınca, sonucunu görmek zor olmayacaktır. Tabi ki canlılar belli bir miktar radyasyona sahip; ama burada kastedilen sıfır, mevcut doğal dengedeki değer.

Peki, nükleer enerjinin tarihte ki yeri ne derseniz, ilk göze çarpan sonsuz enerjinin umudu olarak ortaya çıkışı, süreç içinde uygulamalı bir şekilde hayata geçirildiği ve daha sonraları nükleer silahlanma için kullanıldığı görülmektedir. Ukrayna’da yaşanan ve büyük bir coğrafyayı etkileyen Çernobil felaketinden sonra çöküş dönemine girmektedir. Bu olaydan sonra kimi ülkeler nükleer programını askıya almış, kimileriyse nükleer santrallerinin çalışmalarını askıya almış veya kapatmış. Günümüzde ise güçlü olanın güçsüz olanın yürüttüğü çalışmaları engellemeye çalıştığı; ama gözünü açan maymunun, ağzının suları akarak baktığı bir teknoloji belki de bir silahlanma aracı.

Kurduğum cümleler kafanızı karıştırdıysa, kendime göre kısaca özetlemeye çalışayım. Dünya üzerinde bu teknolojiye sahip olsun ya da olmasın kimi ülkeler enerji gücü, kimi ülkeler silah gücü olarak kullanmaya çalışırken, kimileri ise kurtulabilmek için bir yol aramaktadır. Dünya’da nükleer enerjiye sahip olmak isteyen ülkelere bakıldığında, aslında istenilen şeyin gerçekten enerji olmadığı ve nükleer silah gücüne sahip olma arzusu olduğu açık bir şekilde de görülmektedir.

Bu kadar attın, tuttun da kimlerde var bu teknoloji derseniz. Ülkesinde nükleer santral olanların teknolojinin bütün nimetlerinden yararlandığını ve ilk önce gözümüzü onlara çevirmemizi tavsiye ederim. Altı ülke -Almanya, Birleşik Devletler, Fransa, Güney Kore, Japonya, Rusya- dünyadaki nükleer enerjinin yaklaşık %75’ini üretmektedir. Bildiğim kadarıyla füzyon tepkimelerini gerçekleştiren üç ülke -Birleşik Devletler, Fransa ve Çin- vardır. Kısaca nükleer santrali olan ülkelerin görebildiğimiz yönlerine değinelim. (bkz. Tablo 1)

Tablo 1. Dünya’daki Nükleer Santraller (Schneider vd. 2004) *Bu değerler değişkendir.
*Bu değerler değişkendir.
Tablo 1. Dünya’daki Nükleer Santraller (Schneider vd. 2004)

Almanya Federal Cumhuriyeti, 32 yaşındaki nükleer santralleri kapatma kararını aldı. Bu teknolojiye sahip diğer ülkelerden farklı bir yol izliyor ve görüntü itibariyle kurtulmaya çalışıyor.

Arjantin Cumhuriyeti, 1979’dan beri felce uğrayan bir nükleer santral inşaatının sahibidir.

Amerika Birleşik Devletleri, mevcut enerji gereksinimi göz önüne alındığında ayrı bir kefeye koyulmalıdır. Bu açıdan bakınca mevcut reaktörlerde yapılan iyileştirmeler sonucu elde ettiği nükleer enerjiyi üçe katlamıştır ve Ekim 1973’den beri yeni bir nükleer santral siparişi yoktur. Ama mevcut nükleer santrallerin kapatılma süresini 60 yıla çıkarmak için girişimleri vardır; fakat atık sorununun giderek artması en büyük engeli oluşturmaktadır. Ayrıca sürdürdüğü program içeriğinde hidrojen zenginleştirilmesi yani kontrol altındaki füzyon tepkimeleriyle birlikte sonsuz enerjinin anahtarını aramaktadır.

Belçika Krallığı, 40 yaşını doldurduğu için mevcut santrallerini 2014–2025 yılları arasında kapatacaktır. Bilinen herhangi bir yatırımı da bulunmamaktadır.

Brezilya Federal Cumhuriyeti, hüsranla sonuçlanan bir santral inşaatı geçirmiştir.

Bulgaristan Cumhuriyeti, mevcut reaktörler aşamalı bir şekilde kapatmaktadır ve iki tane yeni nükleer santral siparişi ya da planı bulunmaktadır.

Büyük Britanya Krallığı, bir çoğu 30 yaşın üzerinde olan reaktöre sahip (teknolojiye sahip diğer ülkelere göre) verimsiz santralleri bulunmaktadır. Geri kazanılan atıkların (plütonyum gibi) tekrar yakıt olarak kullanılması ve yürüttüğü diğer çalışmalarla bu teknolojiye kapılarını kapatmamıştır.

Çek Cumhuriyeti, ileriki günlerde nükleer santral sipariş verme olasılığının çok yüksek göründüğü ve planları devamlı değişen; kısaca kararsız bir ülkedir.

Çin Halk Cumhuriyeti, ucuz iş gücü sayesinde üretimin yeni merkezi olmuştur. Nükleer enerji kullanımının çok düşük olduğu görülmektedir ve yeni nükleer santral siparişi veya siparişleri olsa bile enerji gereksiniminin büyük bir bölümünü elindeki mevcut kömür ve doğalgaz kaynaklarından sağlayacağı görülmektedir. Ayrıca 2006 yılında füzyon tepkimeleri denemeleri yaptığını ve başarıyla geçekleştirdiği açıklamıştır.

Ermenistan Cumhuriyeti, 1988’de yaşadığı deprem sonucu nükleer santralini kapatmıştır. 1993 yılındaki ekonomik kriz sonucu santralin bazı üniteleri tekrar devreye girmiştir.

Finlandiya Cumhuriyeti, kişi başına düşen elektrik tüketimi oranıyla dünya beşincisidir. Bunun ana nedeni ısınmak için elektrik kullanılmasıdır. Nükleer santral siparişi olacağı tahmin edilmektedir.

Fransa Cumhuriyeti, nükleer çalışmalara en fazla önem veren ülkelerden biridir. Elektrik enerjisinin büyük bir bölümü nükleer enerjiden sağladığı gibi, üretim fazlası elektriği ise komşu ülkelere satmaktadır. Hatta kimi zaman enerji fazlalığından dolayı santralleri geçici süre kapatmaktadır. Ayrıca yakıt üretimi ve plütonyum tesisleri ile uranyumun dönüştürülmesi ve zenginleştirilmesi gibi nükleer bir programa sahiptir. Füzyonun sırrını ulaşmayı amaçlamaktadır.

Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasındaki tek nükleer reaktörün olduğu yerdir. Bu santral 4. nesil (bilinen son teknoloji) reaktöre sahiptir. Herhangi bir arızanın, insansız çözümlenmesi ve kazalara yol açmasını önlemek için deneme amaçlı kurulmuştur. Kötü bir biçimde tanımlarsak kobay görüntüsündedir.

Hindistan Cumhuriyeti, nükleer enerjiyi askeri amaçlarında kullanmıştır. Şu anda sekiz santral yapım aşamasındadır.

Hollanda Krallığı, nükleere sıcak bakmayan bir ülke görüntüsündedir.

İran İslam Cumhuriyeti, yeni bir nükleer santral siparişi verme olasılığından çok mevcut nükleer programıyla dünya gündemindeki yerini korumaktadır. Başta Birleşmiş Miletler Güvenlik Konseyi olmak üzere bir çok uluslararası konsey, ajans, kurum ve kuruluş İran’ın uranyum zenginleştirmesi programını durdurmadığı zaman kendisine yaptırımlar uygulayacağını söylemektedir. Tabi ki bu programı sürdüren tek ülke burası değildir.

İspanya Krallığı, gelen son hükümetle birlikte nükleer programını bırakma kararı almıştır. Kyoto Protokolü’ne uyarak, sera gazı salınımını azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına geçeceğini açıklanmıştır.

İsveç Krallığı, Avrupa’nın en çok enerji tüketen, Dünya’da ise dördüncü sıradaki ülkedir. Ülkenin bu kadar enerjiye gereksiniminin olmasındaki en büyük etken ısınmada elektrik kullanılmasıdır. Buna rağmen mevcut santrallerini kademeli bir şekilde kapatma kararı almıştır ve santral siparişi yoktur.

İsviçre Konfederasyonu, nükleer enerji konusunda defalarca referanduma gitmiştir. Bu referandumlarda kademeli kapatma ile ilgili bir gelişme olmamasına rağmen yeni bir nükleer santral siparişi yakın gelecekte zor görünmektedir.

İtalya Cumhuriyeti, 1986 yılında Ukrayna’da yaşanan Çernobil kazasından sonra mevcut bütün santrallerini kapatmıştır.

Japonya Krallığı, radyasyonun tehlikesini en iyi bilenlerdendir. 2. Dünya Savaşı sırasında Birleşik Devletler tarafından Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atılmıştı ve savaş Japonlar için bitmişti. 1995’te Monju hızlı üreticisinde sodyum sızıntısı meydana gelmiştir. Mart 1997’de Tokai’de yeniden işlenen atıkların patlaması ile Eylül 1999’da yakıt işletme tesisinde meydana tehlikeli bir kaza yaşanmıştır. 9 Ağustos 2004’de Mihama-3’de meydana gelen gaz sızıntısından sonra 5 işçinin ölmesiyle sonuçlanan vahim olayları, Tokyo Elektrik Enerji Şirketi’nin reaktörlerdeki çatlakları gizleyerek yaptığı sahtekârlık süslemektedir. 17 Temmuz 2007 tarihli depremle dünyanın şu an en büyük nükleer enerji santrali olarak kabul edilen Kaşivazaki Kariva’da sızıntı meydana gelmiştir. Yapılan plütonyum ayrıştırma santrali, yeni nükleer santral siparişleri ve nükleer program faaliyetlerin giderek artacağını göstermektedir.

Kanada Dominyonu, dünyadaki uranyum rezervinin büyük bir kısmına sahiptir ve nükleer enerjiye yatırım yapan ilk ülkelerdendir. Bu yüzden ağır sulu reaktörlerinde enerji üretmek için doğal uranyum (işlenmemiş) kullanılmaktadır. Bu teknolojiyi Arjantin, Çin, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve Romanya’ya da satmıştır. Nükleer programlarının devam edeceği düşünülmektedir.

Kazakistan Cumhuriyeti, ülkedeki tek santrali kapatmıştır.

Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, şu günlerde dünyanın gözünü çevirdiği başka bir ülkedir. 2002’de Birleşik Devletler bu ülkeyi “Kore Yarımadası ve Çevresinde Barış ve İstikrar Taahhütü”nü (KEDO) bozmakla suçladı. Böyle olmadığı ortaya çıkınca “Nükleer Silahsızlaşma Antlaşması”ndan (NPT) ayrılan Kuzey Kore, açıkça nükleer silah üretimine geçtiğini belirtti ve nükleer santral projesini askıya aldı.

Litvanya Cumhuriyeti, dünyadaki elektrik üretiminde nükleer enerjinin en büyük paya sahip olduğu ülkedir. %250 elektrik fazlası bulunmaktadır.

Macaristan Cumhuriyeti, 10 Nisan 2003’te temizleme tankının içinde 30 yakıt çubuğunun (3 ton civarında uranyum ve çeşitli tehlikeli kütleler) bulunduğu soğutma sisteminde oluşan bir kaza sonucunda Kripton–85 gazında ani bir atış olmuş ve tehlikenin bir patlamaya dönüşmemesi için asal gazlar çevreye salınmıştır. Bu vahim olaydan sonra herhangi bir önlem alınmadığı gibi nükleer programa devam edilmiştir.

Meksika Federal Cumhuriyeti, 1960’larda araştırmalara (fizibilite) başlanmış, 1970’lerde inşaatları başlamış ve 1990’larda nükleer santrallerini tamamlamıştır.

Pakistan İslam Cumhuriyeti, Hindistan’ın askeri amaçla bu işe girmesinden dolayı nükleere bulaşmıştır.

Romanya Cumhuriyeti, finansal sorunlar yüzünden bir santral hâlâ inşaat halindedir.

Rusya Federasyonu, 1954 yılında nükleer santrali elektrik şebekesine bağlayan ilk ülke olmuştur. Dünyadaki işlenmiş uranyumun %8,5’ini üretmektedir. Kullanılan uranyumu tekrar işleyerek zenginleştirme ve yüksek zenginleştirmeyle Avrupa Birliği ülkelerinin %35’lik gereksinimini karşılamaktadır. 1986’dan beri yeni bir nükleer santral siparişi yoktur ve mevcut reaktörlerde iyileştirme çalışmaları devam etmektedir. Yapım aşamasında finansal sorunları olan santralleri de vardır ve yeni bir santral konusunda istekli davranılmaktadır. Ayrıca kullandıkları teknoloji Çin, Hindistan ve İran’a satmıştır.

Slovakya Cumhuriyeti, iki reaktörünü kapatacaktır ve yeni santral için finansal sorunlarını halletmeye çalışmaktadır.

Slovenya Cumhuriyeti, dünyada iki ülkenin (Slovenya-Hırvatistan) bir nükleer santrale sahip olduğu tek örnektir.

Tayvan (Çin Cumhuriyeti), birçok ülke tarafından tanınmamaktadır. Ülkenin tüm enerji santralleri Birleşik Devletler tarafından yapılmıştır ve yapım aşamasında olan kaynar su tipli reaktörler bulunmaktadır.

Ukrayna Cumhuriyeti, altı reaktörlü ilk nükleer santralini Çernobil’de kurdu; ama 4 reaktörü tamamlanabildi. Çünkü 1986’da 4. reaktörde meydana gelen patlama buna izin vermemişti. Daha sonra 4. reaktör dışındaki 3 reaktör işler hale getirildi ve 2 numaralı reaktör Ekim 1990’daki kazaya kadar devredeydi. Bir yandan da Çernobil’i yenileme ve geliştirme çabaları sürüyor başka bir yandan yeni santraller inşaa ediliyor. Sonuç olarak bu ülkenin finansal sıkıntıları altında yeni nükleer santral siparişleri vardır ve nükleer programına devam etmektedir.

Nükleere kesinlikle hayır veya kesinlikle evet demek benim için çok zor. Güneş ile atom bombası aynı; yani nükleer enerji ve nükleer silah arasında çok ince bir çizgi olduğu apaçık ortada, insanoğlu mavi gezegende nefes aldığı sürece, radyoaktif sıçramalar, tepkimenin doğası gereği devam edecektir. Önemli olansa, üstüne sıçratmamak değil kimseye sıçratmamaktır…

Kaynakça:
Erdoğan, L. T. 2005. Türkiye’nin Nükleer Rönesansı, Ankara, jmo.org.tr, 28 Mart 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Petrucci, R. H. Harwood, W. S. Herring, F. G. 2002. General Chemistry Principles and Modern Applications. Prentice Hall. New Jersey.
Schneider, M. Froggatt, A. 2004. Dünya Nükleer Endüstrisinin Durum Raporu, çev. Çeviri Grubu, İstanbul, yesiller.org, 28 Mart 2008 tarihinde ulaşılmıştır.

Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Radyoaktif Sıçramalar, yerbilimleri.com