Sunday, April 1st, 2007
Günümüzden yaklaşık 77–78 milyon yıl[1] önceki zaman diliminde yaşamış, yeni bir boynuzlu dinozor cinsi bulundu. Kanada’nın Güney Alberta bölgesinde bulunan kafatası fosiliyle (bkz. Şekil 1) birlikte bu esrarengiz hayvanların evrimsel tarihi tekrar yazılıyor.
Yeni cinsin kafatası örneği, Kanada’nın Güney Alberta yakınlarındaki Badland[2] bölgesinde bulunan Milk nehri[3] boyunca uzanan ve Montana sınırına yakın bir bölgede bulundu. 6 metre genişliğe ve neredeyse 1 ton ağırlığı sahip olduğu tahmin edilen yeni cinse, Albertaceratops nesmoi[5] adı verildi. Yeni cins, meşhur Triceratops[4] cinsi gibi ot-yiyen dinozor grubunun üyesi; ama onlardan daha önce -10 milyon yıl belki daha fazla- yaşadığı düşünülüyor.
Ceratopsidae ailesinin üyesi olan Chasmosaurines[6] ve Triceratops cinsleri gözleri üzerinde uzun boynuzlara, burnunda kısa bir boynuza[7] ve çok az da olsa boynunda saçaklı [çn. yaka] boynuzlara sahip olduğu biliniyordu. Yeni cins, yapılan bilimsel sınıflandırmaya göre, Centrosaurine alt ailesine dâhil edildi. Albertaceratops cinsinin alnından boynuzlu dinozorlara ilk örnek olduğu düşünülüyor.

Şekil 1. The skull of the new horned dinosaur, Albertaceratops nesmoi, in the collections of the Royal Tyrrell Museum, Alberta, Canada. Reconstruction by Donna Sloan/RTMP. Courtesy of Michael. J Ryan and the RTMP.
Cleveland Doğa Tarihi Müzesi Müdürü ve Omurgalı Fosilbilim (Paleontoloji ya da Eskivarlıkbilimi) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Michael J. Ryan, örnekleri bulduğu zamanı “Centrosaurine kafatası meydana çıktığı zaman, alnından çıkan uzun boynuzları gördüğümüzde şaşkınlığımızı gizleyemedik” diyerek ifade ediyor. “Bu örnek Triceratops gibi sadece boynuzlu bir dinozor anlamına gelmiyordu. Infra takımı Centrosaurs gibi devasa boynuzları vardı. Daha önce görülmemiş bir şey olduğunu hemen anlamıştık” diye ekliyor Ryan.
Bu yeni örnekle boynuzlu dinozorların evrimsel tarihini etraflıca araştıran -düşünen ve çizimlerini oluşturan- Ryan, ilk olarak eldeki verilerin çözümlemelerini bitirdi. Bu örnek Centrosaurs infra takımının en ilkel üyesi olmalıydı ve Triceratops cinsi ile aynı olmadığı ortadaydı. Filogenez (soyoluş, canlıların evrimi) oluşuma göre Centrosaurine hakkında gözleri üzerinde kısa boynuzlara, burnuna doğru kıvrılan uzun bir boynuza ve son olarak boynunda ucu sivri saçaklı [çn. yaka] kemiklere sahip oldukları biliniyordu. Sonuç olarak bu örneğin, yeni bir cinse ait olduğu ortaya çıktı. (bkz. Şekil 2)
Örneğin sergilendiği, Alberta, Drumheller’daki Royal Tyrrell Müzesi müdürü Don Brinkman “Bu haber beklenmedik değil” diyor. “New Mexico’nun (ABD) yaşlı tortulları -sediments- altında bulunan alnında uzun boynuza sahip Zuniceratops[8] cinsi Ceratopsidae ailesinin en yakın akrabasıdır. Infra takımı Ceratopsian, uzun boynuzu sahip olabilir; ama alt aile Centrosaur’un sahip olması beklenmedik bir durum” diye ekliyor Brinkman.
Bulunan yeni dinozor cinsi ile ilgili haber Journal of Paleontology‘de yayımlandı.
Notlar:
[1] Geç Kretase devrindeki Kampaniyen evresi.
[2] Yel ve su yüzünden çok geniş aşınmalara uğramış, geniş ve derin dere çukurlarının (kanyon), sel yataklarının, hoodoosların (çn. Ege’de de şeytan sofrası da denilen yapı) meydana geldiği ve kil zengini toprağın egemen olduğu kurak bir bölge.
[3] Mississippi nehrinin bir kolu olan Missouri nehrinin Kanada’daki kolu.
[4] Triceratops, günümüzden 65–68 milyon yıl önce (Maastrihtiyen/Geç Kreatse) yaşamış gözleri üzerinde ve burnunda boynuzu olan bir dinozor cinsi. Yaklaşık 6 ton ağırlığı yerden yüksekliği 3 metre, genişliği 8 metre olduğu tahmin ediliyor.
[5] Manyberries yakınlarındaki bölgede yaşayan bir çifti olan ve örnekleri bulan Cecil Nesmo’yu onurlandırmak için yeni dinozora Albertaceratops nesmoi verildi.
[6] Chasmosaurines, Geç Kretase devrinde yaşamış 5-6 metre genişliğe ve 3.6 ton ağırlığa sahip olduğu düşünülen sadece otla beslenen bir dinozor cinsi.
[7] Bu dinozorların yüzlerinindeki ortak nokta ağız yapılarının papağana benzemesidir. (bkz. Temsilî resim ~ Fr: illüstrasyon)
[8] Zuniceratops, Geç Kretase devrinde yaşamış, 3-3.5 metre genişliğe, 3 metre uzunluğa ve yaklaşık 100-150 kg ağırlığa sahip bir dinozor cinsi.

Şekil 2. Reconstruction of Albertaceratops nesmoi, a new centrosaurine horned dinosaur from the Late Cretaceous of southernmost Alberta, Canada. © 2007 Michael Skrepnick.
Âlem: Hayvanlar
Şube: Omurgalılar
Sınıf: Sürüngenler
Üst takım: Dinozorlar
Takım: Kuş kalçalılar
Alt takım: Saçak [çn. yaka] kafalılar
Infra takım: Boynuz yüzlüler
Aile: Ceratopsidae
Alt aile: Centrosaurinae
Cins: Albertaceratops
Tür: A. nesmoi
Kaynakça:
Ryan, M. J. 2007. A New Basal Centrosaurine Ceratopsid From The Oldman Formation, Southeastern Alberta, Journal of Paleontology, S. 81, No. 2, s. 376–396, digitaldreammachine.com, 1 Nisan 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2007. Yeni Dinozor Cinsi: Albertaceratops nesmoi, yerbilimleri.com
Posted in Araştırma, Fosil, Güncel Haberler, Paleontoloji (Eskivarlıkbilimi) | No Comments »
Monday, September 25th, 2006
Bilim insanları şimdiye dek bulunmuş olan en yaşlı çocuğu, günümüzden 3.3 milyon yıl öncesine tarihlenen bir kız çocuğu olduğu görülen fosil kalıntılarını günyüzüne çıkardılar.
Üç yaşından büyük olmayan bir çocuğun kayda değer ölçüde tam olan iskeleti, insanların ilk atalarının insanlar ile diğer büyük insanımsı maymunlar arasındaki [evrimsel-çn] çizgiyi nasıl bulanıklaştırdığının ipuçlarını da taşımakta. Bulunan fosilin belden aşağısı insanlar gibi ayağa kalkmış olarak yürüyenleri andırmakta iken, gövdenin üst bölümü insanımsı maymunlara şaşırtıcı ölçüde benzemekte ve neredeyse şempanzelerin, ağaçlara tırmanmak için özelleşmiş parmak kemikleri kadar uzun olan bükülü parmak kemikleri sergilemekte.

Şekil 1. Image of juvenile Australopithecus afarensis, the oldest known fossil of a girl. Credit: Zeresenay Alemseged and Copyright Authority for Research and Conservation of Cultrual Heritages (ARCCH).
Kız çocuğunun fosili, Homo cinsinin atası olduğuna yaygın olarak inanılan Australopithecus afarensis türüne aittir. [Bilindiği gibi-çn] Homo cinsi bizim dahil olduğumuz türü, Homo sapiens’ı da kapsamakta.
Aralıktan Gözetleyen Yüz
İskelet KD Etyopya bölgesinde, Afar Çöküntüsü’nün çorak topraklarında bulundu. Bu bölge, Max Planck Enstitüsü Evrimsel Antropoloji Bölümü’nden paleoantropolog Zeresenay Alemseged’in ilk kez 1999 yılında meslektaşlarını yönlendirmiş olduğu bölgedir. Aşırı sıcak, ansız sellenmeler, sıtma, yırtıcı hayvanlar ile karakteristik olan bölge, insan fosil bulguları açısından zengin bir tarihçeye sahiptir.
Araştırma grubu üyesi Tilahun Gebreselassie, 2000 yılı Aralık ayında yakıcı güneş altında tozlu bir yamaçta dışarı bakan minik bebeğin yüzünü ilk gören olmuştu. Kazılar, bir kantalop kavunundan daha büyük olmayan kemiklerden oluşan bir yığını günışığına çıkardı.
İnce ve minik kemiklerin içine gömülü olduğu kumtaşını -neredeyse tane tane- kazımak, günümüze değin beş yıllık bir süreyi kapsamıştır.
Büyük Bir Sellenme
İskeletin bulunduğu kat, eski Awash Irmağı’nın görünürde çocuğun ölümüne neden olan ani bir sellenme sonucunda bebeği çakıl ve kumların arasına hızla gömdüğünü açığa çıkarmıştır. Bebeğin yaşamış olduğu bölge, o dönemde, yayın balığı, tatlısu kabukluları, timsah, suaygırı (hipopotam) ve dev kaplumbağalar açısından zengin ve susamurları ile çalılık domuzlarının daha az bulunduğu bir akarsu deltasıydı. Yakınındaki ağaçlık bölge impalaların, açık otlaklar ise fillerin, gergedanların ve Afrika antiloplarının [gnu-çn] yaşam alanıydı.
Leğen kemiği (pelvis), omurganın alt bölümü ve kol ve bacaklarının bir bölümü bulunamamış olsa da, iskeletin büyük bölümü günyüzüne çıkarılmıştır. Bulunan iskelet tüm kafatasını, neredeyse tüm gövdeyi, sırt alt bölümündeki omurları ve ikisi dışındaki tüm dişleri içermektedir. X-ışınları incelemesi, çenede henüz patlamamış dişlerin de içerildiğini göstermiştir.
Bu iskelet bir Australopithecus afarensis çocuğunun neye benzediğini de ilk gez gözler önüne sermiştir. Londra Üniversitesi Meslek Okulu’ndan (UCL) araştırmacı, Doktor Fred Spoor, bunun “ilk atalarımızın beyinlerinin nasıl geliştiği konusunda ipuçları verdiğini” belirtmektedir.
Çocuğun beyin hacminin 330 cm3 olduğu sanılmaktadır. Bu, aynı yaştaki bir şempanzenin beyin hacminden çok da farklı değildir. Ancak, kendi türünün yetişkinleri ile karşılaştırıldığında, çocuğun beyin hacminin yetişkinin beyin hacminin sadece %63 ile %88’i arasında olduğu görülür. Bu, üç yaşına ulaştığında beyin gelişiminin %90’ını tamamlamış olan şempanze ile karşılaştırıldığında, göreli yavaş beyin gelişimini sergiler. Bu beyin gelişimi hızı gerçekte insanlarınkine bir ölçüde yakındır ve olasılıkla insan evrimi sürecindeki erken bir değişimi işaret etmektedir.
Goril Omuzları
Yine, insanlığın evrimi sürecinin az bilinen ya da bilinmeyen yönlerine ışık tutan iskelet parçaları da bulunmuştur. Bu parçalar, kürek kemikleri ve dil kemiğidir.
İskeletin kürek kemikleri genç bir gorilinkini andırır ve çocuğun ağaçlara tırmanabildiğini düşündürür. Ağaçlar üzerinde yaşadığını destekleyen diğer kanıtlar, iskeletin şempanzeninkine benzeyen parmaklarında ve iç kulağındaki yarı dairesel kanallardan edinilmiştir. [İç kulaktaki-çn] bu kanallar sıvı ile doludur ve dengeyi sağlamakta yaşamsal önem taşır. İnsanlarda bu üç kanaldan ikisi, ayağa kalktığında dengeyi korumaya yardımcı olması için büyümüştür. İskeletteki kanlar ise insanlardakinden çok şempanzedeki kanallar gibidir.
Dil kemiği ise gırtlağın [voice box] nasıl yapılandığını yansıtır ve bu nedenle de konuşmanın evrimi konusunda ipuçları sağlar. Bulunan kız çocuğunun dil kemiği insanlarınkinden farklıdır ve diğer büyük insansı maymunlarınkini andırır.
İskelet, şempanze yavrularının anne şempanzelere elleri ve ayak parmaklarıyla yapışmalarına ve böylece anne şempanzenin bebeği yakından kollamaktayken aynı zamanda besin araması ve toplamasına, tehlikeden kaçmasına ve gezinmesine olanak tanıyan büyük ayak parmaklarından yoksun olması nedeniyle, insanlarınkini andırır. Bilim insanları bunun, bulunan kız çocuğunun taşınması gerektiğini, bu nedenle annesinin kendini koruma yeteneğini kısıtladığını ve olasılıkla da korunmak ve besin sağlamak için erkeğine ve daha büyük ölçekli bir grupla sosyal bağlara bağımlı kıldığı sonucuna varmışlardır.
Araştırmacıların bulguları 21 Eylül tarihli Nature’da yayımlanmıştır.
Daha fazla bilgi için bir kaynak… (İngilizce)
Bütün hakları Dursun BAYRAK’a aittir.
Kaynakça:
Choi, C. Q. 2006. Most Ancient Child Unearthed, livescience.com
Posted in Araştırma, Fosil, Güncel Haberler | No Comments »