Etiket arşivi: eğitim

En Popüler (!) Mühendislik “Jeoloji”

Yapı sektörünün sanayiden daha hızlı büyümesiyle son dört yılda makine mühendisliği tercihlerdeki liderliği inşaat mühendisliğine kaptırdı. Elektrik-elektronik tercih edenlerin sayısı ise ikiye katlandı.

opzioni binarie dichiarazione redditi Tıp ve sağlık bilimleri gibi diğer sayısal alanlarda iş imkanları, program ve kontenjan sayıları artsa da mühendislik sayısal bilimlerin en büyük alanı olmaya devam ediyor. Son 4 yılda mühendislik tercihleri % 25 artarak 1.471.000 sayısına ulaştı. options binaires lire le graphique Değişik branşlarda mühendislik tercihlerinin artması veya azalması daha çok bu alanlardaki sektörel gelişimin bir yansıması oluyor. Hızla gelişen bir sektöre insan kaynağı sağlamak için üniversiteler programlarını hızlıca oluşturup öğrenci almaya başlayabiliyorlar. Diğer taraftan da mezunlarının çoğu işsiz kalan branşlarda ise önce tercihler düşüyor sonra da programlar kapatılıyor.

Tercih ve Kariyer Dergisi’nin ÖSYM’nin 2008-2012 arası verileri üzerinden hazırladığı analize göre son dört yılda popüler mühendislik dallarının ilk sıralarında sektörel gelişime de paralel bir hareketlilik görülüyor. Diğer birçok sektörden daha hızlı bir büyüme sergileyen yapı sektörüne en önemli insan kaynağını sağlayan inşaat mühendisliği programlarında tercihlerin arttığını görüyoruz. Bu artış en popüler listesinde ikinci sırada olan branşı ilk sıraya çıkaracak kadar güçlü… Bunun yanında ikinci sıraya düşse de makine mühendisliği branşında da ciddi bir artış görülüyor. Üst sıralarda büyüme gösteren diğer branşlar ise elektrik-elektronik, bilgisayar, gıda ve endüstri mühendislikleri oldu.

http://paginas-web.mx/?yoga=opinioni-su-auto-binary&756=d6 opinioni su auto binary Bunlarında yanında bazı branşların ise tercihlerinin hızla eridiği gözleniyor. Örneğin 5. sıradan 14. sıraya gerileyen jeoloji mühendisliği gibi… Tercihleri gerileyen diğer büyük branşlar ise çevre, kimya, tekstil, maden, orman ve ağaç işleri, http://sensuousmuse.com/?tormozok=dettaglio-opzioni-binarie&451=d7 dettaglio opzioni binarie jeofizik ile su ürünleri oldu.

Birkaç yazı..
Jeofizik Mühendisliği Bölümü ve Boş Kalan Kontenjanlar
Genç Joologlar Rahatsız!?.. Ya siz..
Türkiye’deki Jeoloji Mühendisliği Bölümlerinin Nesnel Bir Karşılaştırılması
Son 10 Yılda (2002-2012) Türkiye’de Jeoloji Eğitiminin Değişimi

populer_muhendislik_dallari

buy discount tastylia (tadalafil) online Ayrıntılar
NTVMSNBC, En popüler mühendislik inşaat mühendisliği, 4 Temmuz 2013
Tercih ve Kariyer Dergisi, En popüler mühendislik dalları, 4 Temmuz 2013

Son 10 Yılda (2002-2012) Türkiye’de Jeoloji Eğitiminin Değişimi

2002 yılında düzenlenen 55. Türkiye Jeoloji Kurultayı‘nda “Kurultay Düzenleme Kurulu Başkanı” olarak yapmış olduğum açılış konuşmasında ülkemizdeki jeoloji eğitimi konusuna değinerek o tarihteki durumu ortaya koymaya çalışmıştım. Aradan tam 10 yıl geçti ve ülkemizdeki “Jeoloji Mühendisliği” bölümlerinin sayısı 33’e yükseldi. Ben sabırla, gençlerin yardımı ile internet üzerinden ve görevde olan eski tanıdık ve dostlardan bölümlerindeki öğretim üyesi ve yardımcılarının sayısını, 2011-2012 öğretim yılında örgün ve ikinci öğretimler için bölümlere kayıt yaptıran öğrenci sayısı ile ikinci öğretimin yapılıp yapılmadığını öğrenmeye çalıştım. Böylece ekte sunulan çizelge ortaya çıktı. Bu bağlamda internet ortamındaki bilgiler ile bölüm yetkilisinden elde edilen bilgilerin çok farklı olduğu saptandı. İnternetteki bilgilerin güncelleştirilmemiş olduğu anlaşılmaktadır. Bunun sadece Jeoloji Mühendisliği Bölümleri için geçerli olmadığını düşünüyorum. Tahmin ederim ki, tüm üniversite, fakülte ve bölümlerdeki bilgiler güncel durumu yansıtmıyor. Bunlara ek olarak değinmek istediğim ikinci bir konu var: “Yerbilimleri Fakültesi”. Bu yıl Erzurum Oltu İlçesi’nde Atatürk Üniversitesi’ne bağlı bir Yerbilimleri Fakültesi’nin kurulmuş olduğunu öğrenince geçmişe dönerek 1970’li yıllarda üç üniversitede kurulmuş olan Yerbilimleri Fakültesi konusunu hatırladım.

Söz konusu fakülte ilk olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde 1973 yılında kurulmuştu. Bunu Ege Üniversitesi’nde 1978 yılında kurulan ikincisi izledi. Üçüncüsü ise aynı yıl İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleşti. Sonuçta adı geçen üç üniversitede var olan Yerbilimleri fakülteleri 1983 yılı Mart ayında Resmi Gazete’de çıkan bir kararname ile YÖK tarafından kapatılarak, bunların içermiş oldukları bölümler Mühendislik fakültelerine katıldı. Bunun dışında Jeoloji Mühendisliği Bölümü ile ilgili çok çarpıcı bir diğer olay ise Ankara Üniversitesi’nde yaşandı. Tüm Türkiye’de var olan Jeoloji Mühendisliği bölümleri Mühendislik Fakülteleri bünyesine alındığı halde, nedense Ankara Üniversitesi’nde yıllarca Fen Fakültesi bünyesinde eğitim verdi. YÖK’ün eseri olan bu akıl almaz durum 2001 tarihinde Ankara Üniversitesi’nde de bir Mühendislik Fakültesi kurulana kadar yıllarca devam etti.

Buna karşın çok yakın bir zamanda, 2009 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne bağlı olarak Oltu İlçesi’nde Jeoloji, Jeofizik, Maden, Harita ile Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği bölümlerini kapsayan bir “Yerbilimleri Fakültesi” kuruldu. Bu fakültenin Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nde halen 1 doçent, 2 yardımcı doçent ve 4 araştırma görevlisinden oluşan 7 kişilik bir kadro bulunmaktadır. Acaba diğer bölümlerde kaç öğretim üyesi var ve özellikle bir profesör var mı? merak ediyorum. Düşünün bu kadroya/kadrolara karşın, bununla kıyaslanmayacak derecede öğretim elemanlarına sahip Trabzon, Ege ve İstanbul üniversitelerindeki yerbilimleri fakülteleri kapatılıyor ve yıllar sonra çok cılız bir kadro ile akıl almaz bir şekilde ve bir ilçede “Yerbilimleri Fakültesi” mantar gibi birden bitiveriyor. Açıkçası bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu demekten başka bir şey elden gelmiyor. Acaba kimin/kimlerin telkin ve yardımıyla Doğu Anadolu’da ve bir ilde değil, ilçede 26 yıl sonra söz konusu “Yerbilimleri Fakültesi” kuruldu? YÖK Başkanlığı buna nasıl izin verdi? Bu fakültenin açılışını onaylarken yetkililer hiç geçmişteki durumu kontrol etmediler mi? Türkiye Cumhuriyeti üniversitelerini idare eden zihniyet gerçeklerden bu kadar habersiz mi?

Halen eğitim yapan ve yapmayan üniversiteleri alfabetik düzende sıralarsak:

Afyon Üniversitesi (0+1+2+1=4) (0+0),
Akdeniz Üniversitesi (3+2+6+6=17) (50+0),
Aksaray Üniversitesi (2+1+6+3=12) (57+45),
Ankara Üniversitesi (15+5+1+19=40) (106+0),
Atatürk Üniversitesi Oltu Yerbilimleri Fakültesi (0+1+2+4=7) (37+0),
Balıkesir Üniversitesi (2+2+6+2=12) (55+55),
Batman Üniversitesi (2+1+5+4=12) (45+37),
Bozok Üniversitesi (0+0+7+5=12) (27+10),
Cumhuriyet Üniversitesi (12+1+9+2=24) (71+17),
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (5+3+5+9=22) (62+0),
Çukurova Üniversitesi (9+4+2+8=23) (66+77),
Dokuz Eylül Üniversitesi (14+2+1+11=28) (85+60),
Dumlupınar Üniversitesi (1+1+5+6=13) (50+50),
Fırat Üniversitesi (5+1+12+10=28) (72+50) ,
Gümüşhane Üniversitesi (0+1+9+7=17) (28+0),
Hacettepe Üniversitesi (19+10+2+21=52) (80+60+0)*,
İstanbul Üniversitesi (14+3+12+8=37) (94+0),
İstanbul Teknik Üniversitesi (20+10+5+23=58) (50+0)**,
Karadeniz Teknik Üniversitesi (12+5+11+11=39) (95+95),
Karaelmas Üniversitesi*** (0+0+3+2=5) (0+0),
Kocaeli Üniversitesi (1+3+5+9=18) (113+72),
Mersin Üniversitesi (5+3+6+6=20) (65+0),
Muğla Üniversitesi (3+3+2+5=13) (47+0),
Nevşehir Üniversitesi (0+0+4+0=4) (0+0),
Niğde Üniversitesi (2+1+11+3=17) (67+10),
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (12+4+3+21=40) (52+0),
Osmangazi Üniversitesi (5+2+2+8=17) (57+0),
Pamukkale Üniversitesi (4+4+8+6=22) (55+50),
Selçuk Üniversitesi (5+3+13+8=29) (80+80),
Süleyman Demirel Üniversitesi (5+3+9+8=25) (77+70),
Sütçü İmam Üniversitesi (0+0+5+1=6) (28+0),
Tunceli Üniversitesi (2+1+2+3=8) (0+0)****,
Yüzüncüyıl Üniversitesi (1+1+7+10=29) (55+0)

gibi öğretim üyesi ve yardımcıları ile örgün ve ikinci öğretim öğrenci sayılarını***** ortaya koymuş oluruz.

Gözlendiği üzere bunlardan Afyon, Karaelmas, Nevşehir ve Tunceli üniversitelerinde birinci sınıfa öğrenci alınmamıştır. Durumu ikinci öğrenim, yani gece eğitimi açısından değerlendirirsek Akdeniz, Ankara, Atatürk Oltu Yerbilimleri, Çanakkale Onsekiz Mart, Gümüşhane, Hacettepe, İstanbul, İstanbul Teknik, Mersin, Muğla, Osmangazi, Sütçü İmam, Tunceli ve Yüzüncü Yıl üniversitelerinde ikinci eğitim bulunmamaktadır. Toplam öğrenci sayılarını dikkate alırsak örgün öğretimde 1826 ve ikinci öğretimde 778, toplamda 2604 öğrencinin değinilen üniversitelerin bölümlerinde birinci sınıf öğrencisi olarak eğitim aldıkları ortaya çıkmaktadır. Bir diğer konu ise Hacettepe Üniversitesi’nde 60 kişilik bir “Hidrojeoloji Mühendisliği” bölümünün bulunuşudur. Yani toplam sayı 2664‘e ulaşmaktadır.

Burada dikkati çeken durum kalabalık bir öğretim kadrosuna sahip İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerin ikinci eğitime yer vermemelerine karşın çoğunlukla dar bir kadroyu barındıran Anadolu üniversitelerinin büyük bir kısmında ikinci eğitimin yapılmasıdır. Bunun nedeninin düşünülmesi gerekmektedir. Halen birinci sınıf olarak Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde 95, Selçuk Üniversitesi’nde 80, Çukurova Üniversitesi’nde 77, Kocaeli Üniversitesi’nde 72 ve Süleyman Demirel Üniversitesi’nde 70 öğrenci ikinci eğitime devam etmektedir. Ülkemizin bir yılda 2664 Jeoloji Mühendisi’ne ihtiyacı olup olmadığı düşünülmelidir. 33 Jeoloji Mühendisliği Bölümünde 180 profesör, 82 doçent ve 188 yardımcı doçent olarak toplam 450 öğretim üyesi ülkemizdeki jeoloji eğitime katkı vermektedir. Üç büyük şehirdeki 6 üniversitede 94 profesör, 34 doçent ve 24 yardımcı doçent bulunmaktadır. 27 Anadolu üniversitelerinde ise 86 profesör, 48 doçent ve 164 yardımcı doçent mevcuttur. Görüldüğü gibi son derece dengesiz bir dağılım söz konusudur.

Eldeki sayısal verileri 2002 yılı ile karşılaştırırsak; o dönemde var olan 118 profesör, 92 doçent ve 132 yardımcı doçent sayısı ile günümüzdeki durum bir paralellik sunmaktadır. Profesör 118/180, doçent 92/82 ve yardımcı doçent sayısı ise 132/188 gibi sayısal değerleri ortaya koymaktadır. Yani, profesör ve yardımcı doçent sayısındaki artışa karşılık doçent sayısında bir azalma söz konusudur. Geçen 10 yıllık sürede çok sayıda öğretim üyesinin emekli olduğu ve bazılarının vefat ettiği düşünülürse de, profesör ve yardımcı doçent sayısı devamlı olarak artmakta, fakat buna karşın doçent sayısı daima düşük kalmaktadır. 2002 tarihinde mevcut durumu bir kum saatine benzettiğimiz bu özellik, on yıl sonrasında da değişmemiştir. 2012 yılında da tabanda 188 yardımcı doçent, arada 82 doçent ve üstte 180 profesör olarak kum saati görüntüsü değişmemiştir. “Sonuç olarak ilk YÖK Başkanı Prof. Dr. Ihsan DOĞRAMACI tarafından ortaya konulan 1 profesör, 2 doçent ve 4 yardımcı doçentten oluşan piramit yapısına geçen 10 yıl gibi uzun bir sürede de yaklaşılamamıştır”. Çünkü bu durumda jeoloji eğitimi yapan üniversitelerde 180 profesöre karşılık 360 doçent, 720 yardımcı doçent ve 1440 araştırma görevlisi bulunması gerekmektedir. Alternatif bir değerlendirme ise profesör sayısının azaltılmasının gerektiği olabilirse de, Bölüm başına 5,6 olan profesör öğretim üyesi sayısının çok yetersiz olduğu gözetildiğinde, bunun anlamlı olmadığı görülecektir.

Dikkate alınması gereken bir diğer konu ise Anadolu’daki üniversitelerden çoğunda doktora eğitimi yapılmadığından, bunlarda görev almış araştırma görevlilerinin bir kısmının büyük şehirlerdeki üniversitelerde çalışmalarını sürdürmeleridir. Bu açıdan gerek büyük şehir ve gerekse Anadolu üniversitelerinde halen çalışmasını sürdüren araştırma görevlisi sayısı farklı çıkabilir. Tabloda belirtilen bu konu ile ilgili veriler bağlı oldukları Anadolu üniversitelerindeki kadro durumları dikkate alınarak belirtilmiştir. Sonuç olarak, Anadolu’daki üniversitelere baş vuran profesör veya doçent yok mudur?. Aslında cevap basit, vardır ama… Özellikle başvuruda bulunan doçentler için yetkili makam tarafından kadro talep edilmemekte veya kadro gelse de, türlü bahaneler ile bu gibi kişilerin ataması yapılmamaktadır. Bunun başlıca iki nedeni mevcuttur: birincisi çoğunlukla yardımcı doçentlerden oluşan mevcut kadro önce ben diyerek, ileride doçent olduğumda tekrar kadro nasıl bulunur düşüncesiyle yeni eleman atanmasını engellemektedir. Keza bölüm başkanının yardımcı doçent olduğu bir birimde başkanlık elden gider düşüncesi de etkilidir. İkinci önemli konu ise ek ders pastasındaki dilimin küçüleceği ve daha düşük ücret alınacağıdır. İşte bu nedenlerle Anadolu’daki üniversitelerde dolması gereken kadrolar konularında yetkili öğretim üyelerince doldurulamamaktadır. Gayet açık bir şekilde düşünüyorum ki, yazdıklarım birçok kişi tarafından tepki ile karşılanacaktır. Ancak durum ne olursa olsun gerçek ortadadır.

Seroquel without prescription Dipnot
* Bunlardan 80’i Jeoloji Mühendisliği ve 60’ı Hidrojeoloji Mühendisliği bölümlerine alınan öğrencilerdir.
** Öğrencilerin % 50’si İngilizce eğitim görmektedir.
*** 11 Nisan 2012’den itibaren adı Bülent Ecevit Üniversitesi.
**** 2011-2012 döneminde öğrenci alınmadı, halen kayıtlı olan öğrenciler mezun olduktan sonra bölüm kapatılacaktır.
***** Üniversite Adı (Prof.+Doç.+Yrd.Doç.+Ar.Gör.=Bölüm Kadrosu) (Örgün Öğretim Öğrenci+2. Öğretim Öğrenci)

Bu metnin, bütün hakları Engin Meriç’e aittir. Yazının ilk şeklinde küçük değişiklikler yapılmıştır. Ayrıca makale Son 10 Yılda (2002-2012) Türkiye’de Jeoloji Eğitiminin Değişimi başlığıyla JMO Haber Bülteni’nin Nisan 2012 sayısında yayımlanmıştır.

Türkiye’deki Jeoloji Mühendisliği Bölümlerinin Nesnel Bir Karşılaştırılması

Dünyada en iyi 500 üniversitesi arasında Türkiye’den hiç bir üniversitenin yer almaması basında üzüntü ve eleştiri konusu oldu. Bu konuda çıkan yazılarda sıralamanın hangi kriterlere göre yapıldığına ise pek değinilmedi. Çin’de Jiao Tong Üniversitesi tarafından yapılan bu değerlendirmede beş kriter kullanılmış (bkz. ed.sjtu.edu.cn/ranking.htm)*. Bu kriterler arasında Türkiye’deki üniversiteleri ilgilendiren şunlar: öğretim üyelerinin SCI (Bilimsel Atıf İndeksi) tarafından taranan dergilerde yaptıkları yayınların sayısı, bu yayınların aldıkları atıflar ve bu değerlerin o üniversitede çalışan öğretim üyelerine olan oranı. Sözgelimi senede 500 makalesi bulunan 600 öğretim üyeli bir üniversitenin sıralamadaki yeri aynı sayıda makaleye sahip 800 öğretim üyeli bir üniversiteden daha yüksek oluyor. Üniversiteden çıkan bilimsel makale sayısının üniversiteyi değerlendirmekte kullanılan en önemli ölçütlerden biri olması ilk başta şaşırtıcı gelebilir. Fakat üniversitelerde eğitim ile araştırma birbirinden ayrılamayan bir bütün olduğu için, makale sayısı ve niteliği aynı zamanda eğitim kalitesinin de bir göstergesi. Nitekim, Harvard, Cambridge gibi dünyanın en iyi araştırma üniversiteleri aynı zamanda öğrencilerin en çok tercih ettiği, üst düzeyde eğitimin verildiği yerler.

Değişik üniversitelerin aynı bölümleri arasında sıralama bazı ülkelerde, örneğin İngiltere’de uzun süredir yapılıyor (bkz. www.hero.ac.uk/rae)*. Türkiye’de bu tür değerlendirmeleri sistematik olarak yapan bir kuruluş yok, bireysel olarak yapılan bazı değerlendirmeler ise veri bazı açık olarak verilmediği için önemli hatalar içerebiliyor. Örneğin Sayın Nusret Aras ve Rıdvan Berber tarafından hazırlanan ve Cumhuriyet Bilim Teknik’te yayınlanan (12 Mart 2005, Sayı 938) beş üniversitedeki bazı bölümleri karşılaştıran bir değerlendirmede, Boğaziçi Üniversitesi’nde mevcut olmayan bir Jeoloji Mühendisliği Bölümü gösterilmiş, ve diğer jeoloji bölümlerinin makale ve öğretim üyesi sayılarında önemli hatalar yapılmıştır.

Değişik üniversitelerin aynı bölümleri arasında yapılacak bir değerlendirmeye örnek oluşturması amacı ile verilerin saydam ve erişilebilir olduğu bir değerlendirmeyi Türkiye’deki bazı jeoloji bölümleri için yaptık.  trading senza leva finanziaria Türkiye’de 2003 senesinde lisans eğitimi veren 23 Jeoloji Mühendisliği Bölümü mevcut**. Bunlar arasında kadrosu ve bilimsel potansiyeli ile öne çıkan sekiz jeoloji bölümü değerlendirmeye alındı: İstanbul Üniversitesi (İÜ), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), Ankara Üniversitesi (AÜ), Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ), Hacettepe Üniversitesi (HÜ), Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ).

pareri sulle opzioni binarie Yöntem
Türkiye’deki jeoloji bölümlerinin araştırma nitelikleri saptanırken 2000-2005 seneleri arasında yayınlanan SCI makaleleri ve bu makalelere verilen atıflar değerlendirildi. Öğretim elemanlarının 2000 senesi öncesi makalelerine verilen atıflar göz önüne alınmadı, çünkü amaç bölümlerin geçmişteki başarılarını değil bugünkü ve yakın gelecekteki güçlerini saptamak.

Sekiz jeoloji bölümünde görev yapan öğretim üyelerinin (Prof, Doç, Yrd. Doç., Öğretim Görevlisi Dr.) isimleri bölümlerin web sitelerinden tespit edildi. Bu listelerin doğruluğu ve güncelliği o bölümde görev yapan bir öğretim üyesi tarafından kontrol edildi. Daha sonra her bir öğretim üyesinin ismi ve soyadı altında Web of Science – Science Citation Index-expanded kapsamında tarama yapılıp, öğretim üyesinin 2000-2005 Mart ayı arasında yayınladığı makaleler ve bu makalelere verilen atıflar saptandı.  Bu kapsamda 214 öğretim elemanına ait 550’nin üzerinde makale listelendi. Tarama sırasında soyadı benzerliğinden kaynaklanan sorunlar çıktı. Bu durumlarda makalelerin gerçekten taranan kişiye ait olup olmadığı, derginin konusundan ve yazar adresinden kontrol edildi. Bazı durumlarda Web of Science tarafından taranan bildiri özetleri, giriş yazıları, düzeltmeler, vefat yazıları listenin dışında tutuldu. Bölümde çalışan doktoralı araştırma görevlilerinin yayınları da bölüm hanesine geçirildi.

köp Viagra 100 mg på nätet Makale Bazında Jeoloji Bölümlerinin Sıralaması
2000-2005 seneleri arasında Türkiye’deki sekiz üniversitenin jeoloji bölümünden SCI tarafından taranan dergilerde çıkan 550’yi aşkın makalenin bölüm bazında sayıları ve bölümlerin öğretim elemanı rakamları Çizelge 1’de verilmiştir. Değişik üniversitelerin jeoloji bölümleri karşılaştırılırken toplam makale sayısından çok, öğretim elemanı başına düşen makale sayısı, bölümün bilimsel etkinliğini göstermesi bakımından anlamlıdır. Bu kritere göre ODTÜ jeoloji bölümü beş senede öğretim elemanı başına düşen 4,5 makale ile birinci gelmekte, ve bunu benzer değerlere sahip İTÜ ve  takip etmektedir. Daha sonra sırası ile DEÜİÜ ve KTÜ gelmektedir.

Çizelge 1. Sekiz Üniversitenin Jeoloji Mühendisliği Bölümünde SCI Yayın ve Atıf Sayıları

Kuruluş

http://www.selectservices.co.uk/?propeler=trucchi-per-trading-binario&d4c=fc trucchi per trading binario Öğretim üyesi sayısı

2000-2005 SCI makale sayısı

opciones binarias y forex Beş yılda öğretim elemanı başına yayın sayısı

2000-2003 arası SCI yayın sayısı

http://statusme.com/wp-json/oembed/1.0/embed?url=http://statusme.com/ si fa soldi a traider 2000-2003 arası SCI yayınlarına verilen atıflar

Öğretim üyesi başına atıf 2000-2003

Tastylia Online Without Prescription Yayın başına atıf 2000-2003

Bölümlerin 2003 ÖSY sınavı taban puanları

İTÜ

32

115

3,6

94

482

15,1

5,1

322.3

ODTÜ

20

89

4,5

61

213

10,7

3,5

337.4

34

122

3,6

84

169

5,0

2,0

307.4

24

71

3,0

60

116

4,8

1,9

298.0

DEÜ

32

69

2,2

46

201

6,3

4,4

293.9

İÜ

27

49

1,8

33

74

2,7

2,2

301.8

25

47

1,9

30

40

1,8

1,3

266.8

KTÜ

20

14

0,7

7

4

0,2

0,6

282.3

nichtselbständiger handel binäre optionen Atıf Bazında Jeoloji Bölümlerinin Sıralaması
Bir makalenin niteliği ile ilgili en nesnel gösterge makalenin aldığı atıf sayısıdır. Yayınlanan bir makalenin sonuçları diğer araştırıcılar tarafından önemseniyor ve kullanılıyorsa, makale atıf almaya başlar. Yüksek sayıda atıf alan bir makale, popüler ve güncel bir konuda önemli veri veya görüş getiren bir çalışmanın ürünüdür. Buna karşın bir makalenin çok az atıf almasının iki nedeni olabilir: Birincisi çok dar bir bilim camiasına hitap eden makaleler çok değerli olsalar bile, bu konularda fazla araştırma yapılmadığı için atıf alamazlar. Örneğin matematik konusunda veya jeolojinin paleontoloji konusunda yapılan çalışmaların atıf sayıları düşüktür.  cytotec where can i buy in Norman Oklahoma İkinci ve daha çok rastlanan neden çalışmanın bilimsel açıdan güçsüz veya anlamsız olmasıdır. Bu tip makaleler düşük etki sayısına sahip dergilerde, gözden ırak yerlerde sadece akademik yükselme ve atanma amacı ile yayınlanır. Bu iki tür çalışmayı ayırt etmek meslek erbabı için kolaydır.

Günümüzde bilimsel bir dergiye yollanan bir makalenin yayınlanması altı ayı aşmaktadır. Bu nedenle atıf sayıları değerlendirilirken sadece 2000-2003 seneleri arasında çıkan makaleler göz önüne alınmıştır. Bu makalelerin aldıkları atıflar, bölüm, öğretim üyesi ve makale bazında Çizelge 1’de gösterilmiştir. Toplam atıf, öğretim üyesine başına düşen atıf ve yayın başına atıf kriterlerinde İTÜ jeoloji bölümü açık bir fark ile öndedir. Bunu sırası ile ODTÜ, HÜ, DEÜ, AÜ, İÜ, CU, KTÜ takip eder (Çizelge 1).

Araştırmaları değerlendirirken göz önüne alınması gereken önemli bir husus çok yazarlı makalelerde, araştırıcıların katkı payını belirlemektir. Bu durum bilhassa yüksek atıf alan makaleler için önemlidir. Üçten fazla yazarı olan makalelerde genelde birinci yazarın katkısı en çoktur. Şanghay Jiao Tong Üniversitesi dünyadaki üniversiteleri değerlendirirken çok atıflı makaleler için birinci yazara makale ve atıfların % 50’sini, ikinci yazara % 25’ini ayırmış ve kalan % 25’i ise diğer yazarlar arasında bölüştürmüştür. Bu çalışmada böyle bir ayırıma gidilmemiş ve çok yazarlı makaleler ve aldıkları atıflar her bir araştırıcının hanesinde ayrı ayrı gösterilmiştir. Böyle bir ayırım yapıldığı takdirde yabancı yerbilimciler birinci yazar olduğu yüksek atıflı makaleler nedeni ile İTÜ ve DEÜ jeoloji bölümlerinin atıf sayısı biraz düşecektir. Atıf sıralamasında Ankara Üniversitesi DEÜ’nin önüne geçecek, İTÜ’nün yeri değişmeyecektir.

binary options kraken review Yüksek Atıflı Makaleler
2000-2003 senelerinde çıkan 400 makalenin atıf dağılımı Şekil 1’deki histogramda gösterilmiştir. Makalelerin %58’i sıfır veya bir atıf almıştır. Yediden fazla atıf alan makalelerin sayısı toplamın ancak % 11’ini oluşturur, buna karşın bu makaleler toplam atıfların % 59’unu almıştır. 2000-2003 senelerinde yayınlanan ve en yüksek sayıda atıf alan on makalenin künyesi Çizelge 2’de verilmiştir. Bu on makalenin yedisi İTÜ, ikisi ODTÜ ve biri DEÜ adreslidir. Bu seneler arasında yayınlanan 400 makalenin % 2,5’ini teşkil eden bu on makale alınan atıfların % 24’ünü oluşturur. Yüksek atıflı makalelerin konularına bakıldığında Marmara Denizi’nin aktif tektoniği ve oşinografisi, Batı Anadolu’nun genç tektoniği ve germe rejimi, Menderes Masifi’nin yapısı gibi güncel konular üzerinde oldukları görülmektedir.


Şekil 1. 2000-2003 yılları arasıda yayınlanan 400 yerbilimi makalesine verilen atıf sayıları. Görüntü: Aral İbrahim Okay.

Cheap 20 MG Tastylia Tadalafil Oral StripsBuy Tadalafil Tastylia 20mg without prescription Jeoloji Bölümlerinin Değerlendirilmesi
Türkiye’deki jeoloji bölümleri on sene öncesine göre SCI’ye giren makale sayısında önemli bir gelişim göstermiştir; buna karşın makalelerin niteliğinin bir göstergesi olan atıf sayısında kat edilecek epey yol bulunmaktadır. Öğretim üyesi başına makale sayısı ve atıf sayısı açısından değerlendirildiğinde Türkiye’nin en başarılı jeoloji bölümleri olarak İTÜ ve ODTÜ ön plana çıkmaktadır. Öğretim üyesi başına makale sayısında ODTÜ birinci gelmekte, İTÜ ise makalelere verilen atıflar açısından önde yer almaktadır. Bu bölümleri sırası ile HÜ, AÜ, DEÜ, İÜ, CÜ ve KTÜ takip etmektedir. Jeolojini alt dallarına bakıldığında, mühendislik jeolojisinde HÜ en önde yer almakta onu ODTÜ, AÜ, DEÜ takip etmektedir. İTÜ ise tektonik ve deniz jeolojisinde başarılıdır.

Bölüm başarı sıralaması ile jeoloji bölümlerin 2003 taban puanı ile tanımlanan öğrenci tercihleri arasında yakın bir paralellik, fakat ilginç bazı farklılıklar göze çarpar (Çizelge 1). ODTÜ, muhtemelen üniversite prestijinin daha yüksek olması ve İngilizce eğitim nedeni ile öğrenci tercihinde açık farkla İTÜ’nün önünde yer almaktadır (Çizelge 1). Öğrenci tercihlerinde İTÜ’yü sırası ile HÜ, İÜ, AÜ, DEÜ, KTÜ, ve CÜ takip etmektedir. İÜ ve KTÜ’ye olan öğrenci tercihi bu bölümlerin başarı sıralamasındaki yerlerinin üzerindedir.

Çizelge 2. Yüksek Atıflı Jeoloji Makaleleri 2000-2002
1) Okay AI, Kaşlılar-Özcan A, İmren C, Boztepe-Güney, A., Demirbağ, E., Kuşçu, İ., 2000, Active faults and evolving strike-slip basins in the Marmara Sea, northwest Turkey: a multichannel seismic reflection study. Tectonophysics, 321,  189-218. Atıf sayısı:  46.

2) Bozkurt E, 2001, Neotectonics of Turkey – a synthesis. Geodinamica Acta 14, 3-30. Atıf sayısı: 42.

3) Le Pichon X, Sengor AMC, Demirbag E, Rangin C,İmren C, Armijo R, Görür N, Cagatay N, de Lepinay BM, Meyer B, Saatcilar R, Tok B., 2001, The active Main Marmara Fault. Earth And Planetary Science Letters 192, 595-616. Atıf sayısı: 31

4) Imren C, Le Pichon X, Rangin C, Demirbag E, Ecevitoglu B, Gorur N , 2001, The North Anatolian Fault within the Sea of Marmara: a new interpretation based on multi-channel seismic and multi-beam bathymetry data. Earth And Planetary Science Letters, 186, 143-158. Atıf sayısı: 29.

5) Çağatay MN, Görür N, Algan O, Eastoe C, Tchapalyga A, Ongan D, Kuhn T, Kuscu I, 2000, Late Glacial-Holocene palaeoceanography of the Sea of Marmara: timing of connections with the Mediterranean and theBlack Seas. Marine Geology, 167, 191-206, Atıf sayısı: 28.

6) Lips ALW, Cassard D, Sözbilir H, Yilmaz H, Wijbrans JR., 2001, Multistage exhumation of the Menderes Massif, western Anatolia (Turkey). International Journal Of Earth Sciences, 89, 781-792. Atıf sayısı: 26.

7) Bozkurt E, Oberhansli R, 2001, Menderes Massif (Western Turkey): structural, metamorphic and magmatic evolution – a synthesis. Internatıonal Journal Of Earth Scıences, 89, 679-708. Atıf sayısı: 23.

8) Okay AI, Satir M, 2000, Coeval plutonism and metamorphism in a latest Oligocene metamorphic core complex in northwest Turkey. Geological Magazine, 137, 495-516, Atıf sayısı: 23.

9) Yaltirak C, Alpar B, Sakinc M, Yuce H., 2000, Origin of the Strait of Canakkale (Dardanelles): regional tectonics and the Mediterranean-Marmara incursion. Marıne Geology, 164, 139-156. Atıf sayısı: 22

10) Barka A, Akyuz HS, Altunel E, Sunal G, Cakir Z, Dikbas A, Yerli B, Armijo R, Meyer B, de Chabalier JB, Rockwell T, Dolan JR, Hartleb R, Dawson T, Christofferson S, Tucker A, Fumal T, Langridge R, Stenner H, Lettis W, Bachhuber J, Page W., 2002, The surface rupture and slip distribution of the 17 August 1999 Izmit earthquake (M 7.4), North Anatolian fault. Bulletin of the Seismological Society of America, 92, 43-60, Atıf Sayısı: 21

11) Gessner K, Ring U, Johnson C, Hetzel, R., Passchier, CW, Gungor, T.,  2001, An active bivergent rolling-hinge detachment system: Central Menderes metamorphic core complex in western Turkey. Geology, 29, 611-614. Atıf sayısı: 21.

12) Görür N, Çağatay MN, Emre O, Sakinc M, Islamoglu Y, Algan O, Erkal T, Kecer M, Akkok R, Karlik G., 2001, Is the abrupt drowning of the Black Sea shelf at 7150 yr BP a myth? Marine Geology, 176, 65-73. Atıf sayısı: 20.

13) Gessner K, Piazolo S, Gungor T, Ring, U., Kröner, A., Passchier, CW., 2001, Tectonic significance of deformation patterns in granitoid rocks of the Menderes nappes, Anatolide belt, southwest Turkey. International Journal Of Earth Sciences, 89, 766-780. Atıf sayısı: 20.

14) Okay AI, 2001, Stratigraphic and metamorphic inversions in the central Menderes Massif: a new structural model. International Journal Of Earth Sciences, 89, 709-727. Atıf sayısı: 18.

15) Okay AI, Tansel I, Tuysuz O, 2001, Obduction, subduction and collision as reflected in the Upper Cretaceous-Lower Eocene sedimentary record of western Turkey. Geological Magazine, 138, 117-142.  Atıf sayısı: 18.

16) Seyitoglu G, Çemen İ, Tekeli O., 2000, Extensional folding in the Alasehir (Gediz) graben, western Turkey. Journal Of The Geological Society, 157, 1097-1100.  Atıf sayısı: 16.

17) Candan O, Dora OO, Oberhansli R, et al., 2001, Pan-African high-pressure metamorphism in the Precambrian basement of the Menderes Massif, western Anatolia, Turkey . Internatıonal Journal Of Earth Scıences 89 (4): 793-811 APR 2001, Atıf sayısı: 16

18) Bozkurt E, 2001, Late Alpine evolution of the central Menderes Massif, western Turkey. Internatıonal Journal Of Earth Scıences 89 (4): 728-744 APR 2001, Atıf sayısı: 15

19) Seyitoglu G, Tekeli O, Cemen I, et al., 2002, The role of the flexural rotation/rolling hinge model in the tectonic evolution of the Alasehir graben, western Turkey. Geologıcal Magazıne 139 (1): 15-26 JAN 2002, Atıf sayısı: 14

20) Bozkurt E, Satir M, 2000, The southern Menderes Massif (western Turkey): geochronology and exhumation history. Geologıcal Journal 35 (3-4): 285-296 JUL-DEC 2000, Atıf sayısı: 14

21) Okay AI, Monod O, Monie P, 2002, Triassic blueschists and eclogites from northwest Turkey: vestiges of the Paleo-Tethyan subduction. Lithos 64 (3-4): 155-178 OCT 2002, Atıf sayısı: 13

22) Yaltirak C, Sakinc M, Oktay FY, 2000, Westward propagation of North Anatolian fault into the northern Aegean: Timing and kinematics: Comment. Geology 28 (2): 187-188 FEB 2000, Atıf sayısı: 13

Temenniler
Doçentlik sınavlarında SCI’e giren dergilerde yayın zorunluluğu getirilmesi üniversite bölümlerini yurtdışına açmış ve bir makale patlaması yaratmıştır. Şimdi ikinci aşama olarak doçentlik sınavları için makalelerin TÜBİTAK tarafından A ve B sınıfı olarak değerlendirilen dergilerinde yayınlanması zorunluluğu getirilmelidir. Böyle bir kural yükseltme ve atama amaçlı yapılan yayınların önünü önemli ölçüde kesecek, Türkiye adresli makalelerin niteliğini artıracaktır.

Bölümlerin başarılarını irdelerken makale ve atıf dışında diğer bazı kriterlerin de göz önüne alınması gerekir. Bu kriterler arasında bölümün laboratuvar imkanları, alınan bilimsel proje sayısı, parasal girdi, mezunların iş bulma durumu ve elde ettikleri ulusal ve uluslararası başarılar sayılabilir. Bu işlemin bugüne kadar YÖK, TÜBİTAK veya TÜBA tarafından yapılmamış olması önemli bir eksikliktir. Böyle bir çalışma lisans ve lisansüstü eğitim için bölüm seçiminde öğrencilere yol gösterici olacak, ve bölümler arasındaki rekabeti artıracağı için, Türkiye’de genel bilim seviyesinin yükselmesine yardımcı olacaktır. Ancak bu tür sistematik ve bilinçli bir denetim ile Türkiye üniversiteleri dünyanın en iyi üniversiteleri arasındaki yerini alabilir.

Aral Okay
İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü
2005

Çizelge 3. 2000-2005 Yıllarında Türkiye Adresli Yayınlanan SCI Makalelerinin Çıktığı Dergiler***

Dergi Adı Makale Sayısı
Environmental Geology

39

International Geology Review

36

Engineering Geology

34

Marine Geology

21

International Journal of Earth Sciences

20

Energy Sources

20

Tectonophysics

16

Geodinamica Acta

14

International Journal of Rock Mechanics

12

Journal of Volcanology and Geothermal Research

11

Turkish Journal of Earth Sciences

10

Geological Magazine

10

Journal of Asian earth Sciences

10

Neues Jahrbuch für..

10

Computers & Geosciences

10

Journal of the Geological Society of India

10

Journal of the Geological Society, London

9

International Journal of Coal Geology

9

Clays and Clay Minerals

8

Geologica Carpathica

8

Rivista Italiana Di Paleontologia E Stratigrafia

7

Geological Journal

6

Terra Nova

6

Carbonates and Evaporites

6

Sedimentary Geology

5

Chemical Geology

5

Water Air and Soil Pollution

5

Key Engineering Materials

5

Applied Geochemistry

5

Clay Minerals

4

Bulletin of the Seismological Society America

4

Chemie der Erde

4

Marine and Petroleum Geology

4

Micropaleontology

5

Journal of Petroleum Geology

4

International Journal of Remote Sensing

4

Gondwana Research

3

Materials Letters

4

Tectonics

3

Geology

3

Earth and Planetary Science Letters

3

Journal of Paleontology

3

Geobios

3

Geo-Marine Letters

3

Canadian Mineralogist

3

Journal of Seismology

3

ISIS

3

Fuel

3

Cement and Concrete Research

3

Arabian Journal for Science and Engineering

3

Acta Geologica Sinica

3

Geochemistry International

3

Comptes Rendus…

3

Journal of Geophysical Research

2

Geophysical research Letters

2

Journal of Metamorphic Geology

2

Lithos

2

Economic Geology

2

Hydrogeology Journal

2

Ofioliti

2

Environment International

2

Tunnelling and Underground Space Technology

2

Natural Hazards

2

Geothermics

2

Geological Society of America Bulletin

1

AAPG Bulletin

1

Journal of Petrology

1

Mineralogical Magazine

1

Dipnotlar
*Maalesef verilen adresler uçmuş.
**Şu an yani 2012 itibariyle 32 bölüm var.
*** Aslında orijinal kaynakta Çizelge 4.

Bu metnin bütün hakları Aral İbrahim OKAY’a (İTÜ) aittir. Çok küçük değişiklikler dışında yazının ilk hâline müdahale edilmemiştir. Ayrıca bu yazı, hocanın kendi sayfasında Jeoloji Bölümlerinin bilimsel karşılaştırılması 2000-2005 başlığı ile yayımlanmıştır.

Genç Joologlar Rahatsız!?.. Ya siz..

… Diğer yandan son yıllarda jeoloji mühendisliği üniversiteye girişteki tercih sıralamasında hızla alt sıralara düşmüş, bölümlerimizdeki “öğrenci kalitesi” de bundan etkilenmiştir…

Evet, bu sözler bir dost sohbetinde geçmiyor. JMO öncülüğünde gerçekleştiren bir toplantıda, hem de o toplantının bir sonuca vardığı metinde.. Pekâlâ, bu talihsiz sözlerin altına imza atanlar kim;
– JMO yönetim kurulu üyeleri,
– JMO bilimsel ve teknik kurul başkanı,
– JMO öğrenci üye örgütlülüğü JeoGenç’in temsilcisi,
– ve 27 (28!) üniversitenin jeoloji mühendisliği bölüm başkanı veya bölüm temsilcisi öğretim üyesi.

İşte bu akil insanlar, kanaat önderleri, duayenler (!) jooloji eğitimin sorunlarını tartışmak üzere eşgüdüm toplantısı gerçekleştirmiş. Bu açıklamaya göre, jooloji bölümlerine giren öğrencilerin kalitesi mesleki prestij açısından bir darbe demek.. Jooloji okuyan öğrenciler için kibarca yazılan bu izâhın Türkçe meâli şu: mankafa; mal, malın önde gideni, bayrak tutanı, trampet çalanı; aptal; anlayışsız; anlayışı kıt; gerizekâlı hatta idiyot.. Sanırım İTÜlü, ODTÜlü öğrenciler kalburüsütü kabul edilmiştir. Belki ucundan kenarından Hacettepeli, İstanbullu, Ankaralı ve Dokuz Eylüllü öğrenciler yırtmıştır. Zaten hidrojoologlar kategori dışı sayılmıştır. Lâ havle..

Kendi öğrencisine bu gözle bakanlar, meslektaşının daha doğrusu kendi “potansiyel” üyesinin gözünün yaşına bakmayanlar; ne ekerseniz onu biçersiniz.

O sonuç bildirgesi sansürsüz bir şekilde aşağıda verilmiştir.


Donanımlı (!) bir saha jeoloğunun vazgeçilmez aksesuarları; jeolog çekici ve kılıfı, jeolog pusulası ve kılıfı ve bunları bir arada tutan kemer. Görüntü: Accoutrement of a Field-Geologist, 1876.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Eğitim Eşgüdüm Kurulu 2012 Yılı Toplantısı Sonuç Bildirgesi
TMMOB-Jeoloji Mühendisleri Odası Eğitim Eşgüdüm Kurulu Kuruluş ve Görevlerine İlişkin Yönetmelik gereğince, “TMMOB-Jeoloji Mühendisleri Odası ile Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanlıkları arasında başta eğitim programları olmak üzere Jeoloji Mühendisliği eğitimine yönelik her konuda işbirliğini arttırmak, ulusal ve uluslararası düzeyde araştırma, inceleme, plan ve program hizmetlerine ilişkin çalışmaların verimli ve etkili bir biçimde yürütülmesini sağlamak” amacıyla “Oda Yönetim Kurulu, Bilimsel Teknik Kurul Başkanı ve Oda Merkezindeki Öğrenci Üye Komisyonu’nu temsilen bir üye ile Jeoloji Mühendisliği eğitimi veren Bölüm Başkanlarının katılımı ile Eğitim Eşgüdüm Kurulu oluşturulması ve yılda en az bir kere toplanması kararlaştırılmıştır.

Bu kapsamda Eğitim Eşgüdüm Kurulu, Oda Yönetim Kurulu’nun 21.02.2012 gün ve 1184 sayılı kararı gereğince 17-18 Mart 2012 tarihlerinde Antalya’da toplanmış olup toplantıya Oda Yönetim Kurulu üyeleri, Bilimsel ve Teknik Kurul Başkanı, Oda öğrenci üye örgütlülüğü Jeo-Genç temsilcisi ile değişik üniversitelerin bünyesinde kurulmuş olan 28 Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı veya bölüm temsilcisi öğretim üyesi katılmıştır.

Toplantı, giriş bölümündeki Oda Yönetimi ve Jeo-Genç örgütlülüğümüzün sunumları ile başlamıştır. “Jeoloji Mühendisliği Eğitimi Üzerine Genel Bir Değerlendirme” başlıklı hazırladığımız rapor sunumunda Ülkemizdeki jeoloji mühendisliği eğitimde yaşanan sorunların temel göstergeleri ve Odanın bugüne kadar gerçekleştirdiği faaliyetler ve çözüme yönelik önerileri katılımcılara aktarılmış, Jeo-Genç sunumunda ise eğitimin bir bileşeni olan öğrencilerin eğitime bakışları paylaşılmıştır.

Üç oturum halinde gerçekleştirilen toplantıda jeoloji mühendisliği eğitiminin temel sorunları ve Oda-Üniversite işbirliği konularında üzerinde uzlaşılan aşağıdaki yaklaşımların kamuoyu ile paylaşılması tüm katılımcılar tarafından benimsenmiştir.

Günümüz dünyasında, jeolojik çevremizi oluşturan malzeme, oluşum ve süreçlerin daha iyi anlaşılmasına ve değerlendirilmesine duyulan ihtiyaç her gün artmakta, başta afet, çevre, büyük mühendislik projeleri ve doğal kaynak yönetimi olmak üzere çok sayıdaki sektörde jeoloji uygulamaları hızla yaygınlaşmaktadır.

Öte yandan, gerek 1999 Depremleri sonrasında yerleşimlerin ve mühendislik projelerinin afet güvenliğinin sağlanması süreçlerinde gerekse ekonominin maden ve enerji kaynaklarına artan talep ülkemiz bazında jeoloji mühendisliği çalışmalarına duyulan gereksinimi daha da artmıştır.

Jeoloji mühendisliği eğitim programlarında ülkeler arasında farklılıklar olsa da genel anlamda “geleneksel derslerin” korunduğu ancak ülke özgün koşullarındaki ihtiyaçlara da yanıt verecek şekilde mesleki derinlik derslerine (jeoteknik, çevre, jeotermal vb) yer verildiği görülmektedir. Ayrıca ders programlarının güncellenmesi sürecinde yoğun şekilde bilgisayar programları ve uygulamaları da ders programlarına eklenmiştir.

Bu genel gelişmelere ilave olarak ülke özelinde yaşanan birçok olgu jeoloji mühendisliği eğitimini yakından ilgilendirmektedir. Bu etki faktörlerinden biri artan bölüm ve kontenjan sayılarıdır. Jeoloji mühendisliği arz ve talep dengesini bozan ve işsiz sayımızı arttıran bu sorun ne yazık ki güncelliğini korumaktadır.

Son yıllarda yaşanan bölüm ve kontenjan artışları nedeniyle oluşan mezun sayısı talebin çok üstünde artmış ve çok sayıda meslektaşımız işsizlik sorunuyla karşı karşıya kalmıştır.  Yetersiz öğretim ve teknik altyapıya sahip ve yüksek kontenjanlı bölümlerdeki eğitim-öğretimin kalitesi uzun süredir meslek camiamızda tartışılmaktadır

Diğer yandan son yıllarda jeoloji mühendisliği üniversiteye girişteki tercih sıralamasında hızla alt sıralara düşmüş, bölümlerimizdeki “öğrenci kalitesi” de bundan etkilenmiştir.

Kısaca, dünyada ve ülkemizde yaşanan bu gelişmeler 1980’li yıllardan çok farklı bir jeoloji mühendisliği profili ile karşı karşıya olduğumuzu açık olarak göstermektedir. Bu yeni profildeki beklenti ve ihtiyaçlarda geçmişten çok farklıdır ve gerek Oda gerekse Üniversiteler bu gelişmeleri yakından izlemek durumundadır. Hem mesleki alanımızdaki gelişmeleri yeniden tanımlamak hem de mesleki eğitimimizi “yeni bir eğitim projeksiyonu” ekseninde oluşturmak zorundayız.

Ülkemizde jeoloji mühendisliği eğitiminde yaşanan sorunların yükseköğretim alanındaki genel sorunlardan bağımsız olmadığı ve dolaysıyla bir “sistem sorunuyla karşı karşıya olduğumuz” açıktır. Bu bağlamda sorunlarımızın gerçek çözümü neoliberal üniversite politikalarına karşı çıkan “demokratik- özerk üniversite” mücadelesi ile sağlanabilir.

Yükseköğretim alanının sermayenin sömürü arzusuna uygun olarak neoliberal temelde yeniden yapılandırılması politikalarından ivedilikle vazgeçilerek demokratik-özerk üniversite talebi bir an önce hayata geçirilmelidir. Üniversitelerde özelleştirmeye ve “sermayenin arka bahçesi haline getirilmesine” son verilmeden; kamusal amaçlarla planlı bir yaklaşımla üniversiteler yeniden yapılandırılmadan; “eğitimin ücretlendirilmesinden” vazgeçilmedikçe Jeoloji Mühendisliği Eğitiminde yaşanan sorunların yok edilemeyeceğinin bilincindeyiz.

Jeoloji Mühendisliği üstlendiği işlevlerle toplumlar açısından vazgeçilemez niteliktedir. Yaşam çevremizin güvenliğinin sağlanması ve geliştirilmesinden kalkınmanın temel dinamiği olan maden ve enerji kaynaklarının aranmasına ve işletilmesine, dünyamızda yaşamın devamlılığı için çevre yönetim süreçlerinin her aşamasında yer alan Jeoloji Mühendisliği ülkemizde de önemli hizmetleri yerine getirmiştir. En yıkıcı depremleri üreten fay zonlarının belirlenmesinde, petrol, kömür, jeotermal, yeraltısuyu vb ulusal kaynakların araştırılmasında ve önemli mühendislik projelerinde bugüne kadar hep meslektaşlarımızın imzası yeralmıştır.

Jeoloji Mühendisliğinin bugüne ulaşan değerlerinin daha da geliştirilmesi ve mesleğimizin halkımızın çıkarları için daha etkin kullanımının sağlanması yolunda sadece Eğitim Eşgüdüm Kurulunu oluşturan bileşenlerin değil tüm meslektaşlarımızın sorumluluğu ve görevleri olduğu inancındayız.

Bu bağlamda Jeoloji Mühendisliğini bilim ve kamu yararı temelinde daha etkin ve üretken hale getirecek bir perspektif temelinde sürdürülen ve 2 güne yayılan tartışmalar sonucunda Kurulumuzca aşağıdaki kararlar benimsenmiştir;

– Başta jeoloji mühendisliği olmak üzere mühendislik alanı toplumsal gereksinimler, planlı ekonomi ve demokratik yönetim anlayışı temelinde yeniden yapılandırılmalı, üniversite eğitimi ücretsiz hale getirilmelidir.

– Akademik personelin özlük haklarında gerekli iyileştirmeler yapılmalı, “ek ders ücreti” uygulamasından vazgeçilerek bu ücretler maaşa eklenmelidir.

– Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanlıkları arasında eğitim ve mesleki uygulamaalanlarında işbirliği koşulları geliştirilmeli, Bölümlerdeki teknik altyapı olanaklarının ortak kullanımı yönünde adımlar atılmalıdır.

– Artan öğrenci sayısı etkin bir eğitim yapmayı engel teşkil etmekte, bölümler eğitim çalışmalarından araştırmaya yeteri kadar zaman ayıramamakta; öte yandan artan kontenjan sayıları Kalkınma Planlarında da vurgulandığı üzere “arz-talep dengesizliğine” yol açmakta, meslektaşlarımız arasında açık/gizli işsizliği arttırmaktadır. Kurulumuz gerek normal gerekse ikinci öğretimi her boyutuyla tartışmış,  ihtiyaç fazlası jeoloji mühendisi arzı ve mesleki eğitimdeki kalite sorunu göz önüne alarak YÖK tarafından normal ve ikinci öğretimde her yıl arttırılan kontenjan sayılarının azaltılması ve yeni bölüm açılması yönündeki uygulamadan vazgeçilmesi gerekli görülmüştür. Bu bağlamda, Bölüm Başkanlıklarımız mevcut kontenjanların kendi alt yapılarına uyumlu olacak sayılara indirilmesi talebini gündemlerine alarak öngörülen sayılar üzerinden mevcut kontenjanların azaltılması yönünde Oda ile işbirliği içinde YÖK düzeyinde girişimler başlatılmalıdır.

-Jeoloji Mühendisliğini ilgilendiren yasal düzenlemeler konusunda Oda ile Bölüm Başkanlıkları arasında işbirliği geliştirilmeli, bu işbirliği süreci ile iletişim ve ilişkilerin gelişmesinde önemli bir araç olan Oda temsilciliği Bölüm Başkanlıklarında en kısa sürede oluşturulmalı, var olanlar ise  aktif hale getirilmelidir.

– Oda mevzuatının önemli bir parçası olan “Mesleki Uygulama Standartlarının”  belirlenmesi için Oda bünyesinde başlatılan çalışmalara Bölüm Başkanlıklarınca aktif destek verilmeli; ulusal mevzuatta jeoloji mühendisliğinin yetki ve sorumluluğunu ilgilendiren düzenlemelerin hazırlanması ve revizyonu süreçlerinin yanı sıra kamu ve özel sektörde istihdamı geliştirici çalışmalarda işbirliği arttırılmalıdır.

– Mezunlarının memnuniyet durumlarının   (istihdam, mesleklerini uygulama sorunları vb)  izlenmesi amacıyla mezuniyet sonrası dönemlerini takip etmek ve sektörlerin ihtiyaç duyduğu jeoloji mühendisi niteliklerinin belirlenmesi konularında Bölüm Başkanlıklarımızca sistematik bir çalışma başlatılmalı ve bu süreç Oda tarafından desteklenmelidir.

– İlköğretim ikinci kademesinden itibaren dünyanın oluşumu, evrim, yaşam çevremiz, afet tehlikeleri ve afetlerden korunma yöntemlerinin işlendiği jeoloji dersine yer verilmesi yönünde Bölüm Başkanlıklarıyla ortak çalışmalar sürdürülmeli, kamuoyunda jeoloji bilincinin ve ilgisinin arttırılmasına yönelik çalışmalarda birlikte çalışma anlayışı geliştirilmelidr.

Bu kararlara ilave olarak;

Ulusal ve uluslararası örneklerin incelenerek Jeoloji Mühendisliği lisans ve lisansüstü eğitiminde;

– Gerekli altyapı (akademik personel, laboratuvar, öğrenci sayısı vb) kriterleri ile bölüm açmanın asgari koşulları,

– Jeoloji Mühendisliği eğitim modeline,

ilişkin tavsiye ve önerileri belirlemek amacıyla bir komite kurulması; bu komitenin çalışmalarına katkı sunmak amacıyla tüm Bölüm Başkanlıklarımızın nasıl bir jeoloji mühendisliği eğitimi sorusuna ışık tutacak genel ders programlarına ve bölüm açma kriterlerine ilişkin görüşlerini 15 Mayıs 2012 tarihine kadar Oda Yönetim Kuruluna iletmeleri kararlaştırılmıştır.

Ayrıca, Eğitim Eşgüdüm Kurulu toplantılarının bundan sonra her yıl bir bölüm başkanlığımız ile Odanın ortak organizasyonunda gerçekleştirilmesi konusunda görüş birliğine varılmış ve bir sonraki toplantının Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenmesi karar altına alınmıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Antalya
18 Mart 2012

Kaynakça
JMO, TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI EĞİTİM EŞGÜDÜM KURULU KURULUŞ VE GÖREVLERİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK, 24 Mart 2012
JMO, EĞİTİM EŞGÜDÜM TOPLANTISI BAŞLADI, 24 Mart 2012
JMO, EĞİTİM EŞGÜDÜM TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ YAYIMLANDI, 24 Mart 2012

Cehaletle Üniversite Yönetmenin Takıldığı Taş: ABET

ABET zırvalığı ülkemizdeki tüm fen bilimlerinin ölmesine, üniversite mezunlarımızın ancak uygulamalı meslek öğrenen yaldızlı diplomalı kalfalar olarak çıkmalarına neden olacaktır. —Ali Mehmet Celâl Şengör


Programlama, uygulamalı bilimler, mühendislik ve teknoloji için ABET mühürleri. Kaynak: ABET

Cehaletle Üniversite Yönetmenin Takıldığı Taş: ABET*
Üniversite yönetiminin öğrencisine vermek istediği eğitimin amacı, ona geniş bir kültür temeli üzerinde belirli bir alanda maharet kazandırarak o alanda yaratıcı şeyler yapmasına imkân hazırlamak, böylece öğrencinin uzman olduğu alanı geliştirmesini sağlamaktır. Tek bir üniversitenin bunu yapması kolay değildir. Onun için değişik üniversiteler, değişik öğretmenlerinin marifetiyle öğrenciye aynı bilimsel temel üzerinde değişik vurguları olan programlar sunalar.

Ondokuzuncu yüzyılda bu nedenle bazı istisnalar dışında hiçbir önemli biliminsanı eğitimini tek bir üniversitede tamamlamamıştır. Meselâ büyük Alman coğrafyacısı Alexandwer von Humboldt, sırasıyla Frankfurt-an-der-Oder ve Göttingen üniversiteleri, Hamburg Ticaret Okulu ve Freiberg Madencilik Akademisinde okumuştur. Üniversite değiştirmekten maksat, değişik üniversitelerin güçlü oldukları alanlarda veya bulundurdukları iyi öğretmenlerden ders görme arzusudur.

Yirminci yüzyılın ikinci yarısında, özellikle Amerikan üniversite sisteminin etkisiyle, üniversite öğrenciye meslek kazandıran bir meslek okulu seviyesine düşürülmüştür. Lise sistemi Amerika’da, bilhassa beyazlarla aynı haklara ancak altmışlı yıllarda kavuşabilen zencileri sistemle uyuşturabilmek adına yapılan bazı fedakârlıklar sonucunda tamamen yozlaşmış, bu ülkede üniversite en az iki yılını öğrencisine lisede veremediği bazı genel kültür kavram ve bilgilerini (buna adam gibi okuyup yazmak dâhildir) vermeye ayırmıştır. Bazıları bunu 12. yüzyılın sonrası Orta Çağ üniversitelerinin hümanistik temelli eğitimiyle karşılaştırır ki bu doğru değildir. Amerikan toplumunun yüksek hareketliliği ve toplumun tekdüze karakteri hem lise hem de üniversite düzeyindeki eğitime ülke çapında bir yeknesaklık getirilmesi mecburiyetini de doğurmuştur. Nasıl iki McDonalds restoranı veya iki Neiman Marcus dükkânı birbirinden çok farklı olamazsa, iki üniversitenin de çok farklı olmaması Amerikan toplumunun karakteri gereğidir.

Türkiye’de bilhassa ellili yıllardan sonra gelen beyinsiz bir Amerikan taklitçiliği, bizim üniversitelerimizin de Amerikan üniversitelerine benzemesi gerektiği gibi tamamen saçma bir düşünce doğurmuştur. Amerika’nın savaş içinde (ve sonrasında) hemen tamamen mülteci Alman biliminsanlarına ve onların getirdiği Alman (yani Wilhelm von Humbeldt’un) üniversite sistemine bağlı olan başarısını incelemeden, sadece şimdiki (ve başarı grafiği giderek düşen) eğitim sistemini taklit ederek onun gibi olabileceğimiz sanılmıştır. Bunun son zamanalrda aptalca bir tezahürü de ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology=Mühendsilik ve Teknoloji Muadelet** Kurulu) sistemi denen bir tekdüzeleştirme mekanizmasını düşünmeden üniversite bölümlerimize uygulamaktadır.

ABET, adı üstünde, sadece mühendislik bölümlerini ilgilendirir. Ama Türkiye, altmışlı yıllarda, mühendis unvanı taşıyanların, taşımayan üniversite mensuplarına nazaran daha avantajlı olan maaş durumları nedeniyle teknolojiyle ilgilisi olsun olmasın hemen tüm fen bilimlerini mühendislik adı altında toplamak ahlâksızlığını yapmıştır. Ahlâksızlık, sadece isim değiştirerek aslında sahip olmadığımız bilgi ve beceriye sahipmişsiniz yalanını söylemektedir. Düşünün ki bazı üniversitelerimizde matematik mühendisliği bile vardır. Bu ahlâksızlığı isteyen üniversite öğrencileri, bunu oy uğruna yapan da politikacılardır.

Meselâ Türkiye’deki jeoloji bölümlerinin hepsi jeoloji mühendisliğidir. (Halbuki dünyada jeoloji mühendisliği diye bir meslek yoktur. Mühendislik jeolojisinde uzmanlaşana jeologlar vardır.) Bu jeoloji bölümleri adlarında mühendislik ibaresini taşıdıkları için, üniversiteleri onların ABET muadeleti almalarını istemektedir. Halbuki bu bölümlerin mühendislikle ilgilileri yoktur. ABET muadeleti alırlarsa, yaptıkları jeoloji eğitiminden*** vaz geçerek biraz jeoloji bilen mühendisler yetiştirmeye başlamaları gerekir. Böyle bir adım ülkede jeolojinin ölmesi demektir ki bunun ileride yaratacağı faciâları düşününüz. Benzer şekilde ABET zırvalığı ülkemizdeki tüm fen bilimlerinin ölmesine, üniversite mezunlarımızın ancak uygulamalı meslek öğrenen yaldızlı diplomalı kalfalar olarak çıkmalarına neden olacaktır.

Tüm bunun nedeni, mühendislik nedir düşünmeden tüm fen bilimlerini mühendislik altında toplama ve daha sonra da, fen bilimi nedir düşünmeden hepsine mühendislik muadeleti arama cehaletinin bir sonucudur. Bunu yapanlar sırf cahil değil, aynı zamanda ahlâksızdır, çünkü, meselâ ABD’de bile bu durumun yaratacağı sorunları anlatan yayınlar yapılmıştır. Bunların hiçbiri kaale alınmadan sadece ve sadece oy ve mevki uğruna Türkiye, Osmanlı’dan beri yaptığı ve başarısız olduğunu her seferinde gördüğü beyinsiz bir taklitçişiğe kalışmıştır. Ama hem üniversite hocalarının, hem de politikacılarının ezici ekseriyetinin zır cahil olduğu bir ülkede başka bir davranış tarzı beklenemez.

* Bu yazı 24 Şubat 2012’de Cumhuriyet Bilim Teknik’teki Zümrütten Akisler köşesinde yayımlanmıştır ve bütün hakları Ali Mehmet Celâl Şengör’e aittir.
** Hoca “muadelet” demiş demesine; fakat benim gibi hemen anlamayanların aklına ilk olarak muadil gelsin. Ardında da denk, eşit, benzer gelsin; ama denk, denklik tam karşılığı gibi..
*** Orijinal kaynakta “eğitiminden” yerine “eğiminden” yazmaktadır. Sanırım, baskı hatası..