Etiket arşivi: deprem nedir

Deprem Öncesi, Esnası ve Sonrasında Yapılacaklar

strike_slip_fault

Doğanın en korkutucu ve en yıkıcı fenomenlerinden birisi şiddetli depremler ve dehşet verici olan yıkıcı etkisidir. Bir deprem gezegenimizin toprağın altındaki tabakaların kırılması ve kaymasıyla uzun bir süredir biriktirdiği yükün serbest bırakılması ile aniden yaşanılan bir sallantıdır. Yüz milyonlarca yıl boyunca tektonik levhaların gücü gezegenimize şekil vermiştir. Gezegenimizin yüzeyini oluşturan büyük tabakalar birbirlerinin üzerinden, altından ya da yanlarından geçmektedir. Bazen bu hareket ağır adımlarla gerçekleşir. Başka zamanlarda tabakalar kilitlenir ve böylece biriktirdikleri enerjiyi serbest bırakamamaktadırlar. Birikilen enerji yeterince büyüdüğü zaman bu tabakalar kilitten kurtulur. Eğer bir deprem nüfusun fazla olduğu bir yerde yaşanırsa, bir sürü ölüme, yaraya ve eşya ve/veya yapıların zarara uğramasına sebep olabilmektedir. Depremler bir sene içerisinde herhangi bir zamanda gerçekleşebilir. Bir depremin tam olarak ne zaman yaşanılacağını tahmin edebilmek oldukça zor bir şey olduğundan sizin ve sevdiklerinizin bir deprem gerçekleşmeden evvel bir ön hazırlık yapması oldukça önemli bir şeydir.

Deprem Öncesi Yapılması Gerekenler
(1) İlk olarak bir acil durum kiti hazırlamanız ve bir de yakınlarınızla iletişime geçebilmeniz için bir plan kurmanız gerekir. Deprem çantalarında neler olması gerektiği alttaki resme bakarak görebilirsiniz, ya da isteğinize bağlı olarak hazır deprem çantalarını sipariş edebilirsiniz.

deprem_cantasi

(2) Rafların duvarlara sıkı bir şekilde bağlı olduğundan emin olunuz.

(3) Büyük ya da ağır objeleri rafların en alt kısımlarına yerleştiriniz. Böylece deprem esnasında bu objeler üzerinize düşmez.

(4) Cam gibi kırılabilecek objeleri dolapların en altına yerleştiriniz.

(5) Duvara asılan resimlerinizin ve aynalarınızın sağlam bir şekilde yerleştirildiğinden ve yatak, kanepe ya da insanların oturabileceği yerlerden uzak olduğundan emin olunuz.

(6) Yanma riski taşıyan elektrik kabloların ve gaz bağlantıların düzgün olduğundan emin olunuz. Tamir şart ise için tek başınıza çalışmaya kalkışmayınız ve gerekirse bir uzman çağrınız.

(7) Olası gaz ya da su sızıntısı için esnek boruları tercih ediniz, çünkü bunlar kırılmaya daha dayanıklıdırlar.

(8) Su ısıtıcının, buzdolabın, ocağın ve gaz bağlantısı olan cihazların duvara ve yere bağlı ve sabit olduğundan emin olunuz.

(9) Tavanda ve temelde derin çatlaklar varsa tamir ettiriniz. Bir uzmandan yapıyla ilgili strüktürel (yapısal) kusurların olup olmadığı konusunda bilgiler alınız.

(10) Yanabilme özelliğine sahip ürünleri kilitleri olan dolapların içerisinde tutunuz.

(11) Kaldığınız yerde güvenli yerleri belirleyin. Bunları iç duvarlar ya da dayanıklı masalar olabilir. Bu yerleri aklınızda daima bulundurunuz.

(12) Gerekirse yakınlarınızla antrenmanlar yapabilirsiniz. Masaların altına girdiğiniz zaman tutunun. Bu “Çök, Kapan ve Tutun” tekniği olarak bilinir (Drop, Cover & Hold On).

Deprem Sırasında Yapılması Gerekenler
Eğilin, saklanın ve tutunun. Fazla hareket etmeyiniz ve eğer kapalı bir alandaysanız, sallanma geçene kadar orada durunuz, böylece ne zaman çıkmanın güvenilir olduğunu öğrenebilirsiniz.

Eğer Bir Yapının İçindeyseniz;
(1) Demin de söylediğimiz gibi eğilin, saklanın ve tutunun. Eğer yakınınızda bir masa yoksa o zaman yapının kenarına gidin, eğilin ve kollarınızla yüzünüzü ve başınızı koruyun.

(2) Camdan, pencerelerden, dış kapılardan, duvarlardan ve düşebilecek her şeyden uzak durunuz.

(3) Eğer bir yataktaysanız, orada kalın ve başınızı bir yastıkla koruyun. Eğer üzerinize düşebilecek ağır bir şey varsa [mesela tepenizde bulunan aydınlatma fikstürü (tesisatı)] o zaman daha güvenilir bir alana gidiniz.

(4) Dayanıklı olup olmadığından emin olmadığınız kapılardan geçmeyiniz. Kapıların olduğu alanlar genellikle dayanıklı değildir ve korunmak için ideal yerler değildir.

(5) Dışarı çıkmanın güvenilir olduğu bir zamana kadar içeride kalınız ve sallantının bitmesini bekleyiniz. Yapı sallanırken dışarıya çıkmayınız. Araştırmalar gösteriyor ki birçok insanın yaralanmasının sebebi yapıda farklı bölgelere yöneldikleri ya da çıktıkları içindir.

(6) Asansörleri kullanmayınız. Olası bir elektrik kesintisiyle içeride hapsolabilir ya da sert bir düşüş yaşayabilirsiniz.

(7) Elektrik kesintisinin yaşanabileceğini ve yangın alarmının da devreye girebileceğini unutmayınız.

Eğer Dışarıdaysanız;
(1) Yapılar (binalr vs.), sokak lambaları ve elektrik kablolarından uzak duracak şekilde yerinizden kıpırdamayınız ve korunmak için bir yapıya girmeyiniz.

(2) Sanılanın aksine en büyük tehlike yapının dışarısında bulunmaktadır. Tehlikeli olan alanlar yapıların girişleri ve dış duvarına yakın olan yerlerdir. 1933 Long Beach depreminde hayatını kaybeden insanların birçoğu yapının dışarısına koşmalarıyla beraber üzerlerine devrilen duvarlardan ve yapıdan düşen parçalardan (pencere, duvar, eşya vs.) dolayı öldüler. Deprem sırasında yerin hareketinden dolayı yaşanılan ölüm ve yaralanma olayları ise nadirdir.

Eğer Hareket Eden Bir Aracın İçindeyseniz;
(1) Yapılardan, ağaçlardan ve elektrik kablolarından uzak duracak bir şekilde aracınızın içerisinde kalınız.

(2) Deprem durunca dikkatli bir şekilde yolunuza devam ediniz. Deprem sırasında hasar gören yollardan, köprülerden ve rampalardan uzak durunuz.

Eğer Enkaz Altındaysanız;
(1) Etrafı görebilmek için kibrit yakmayınız. Yanlışlıkla kendinizi yakabilirsiniz.

(2) Fazla hareket etmemeye çalışın ve tozun yükselmesine sebep olmayın. Bu şekilde üzerinize daha fazla ağırlık katacak şeylerin düşmesini ve nefesinizin tutulmasını engellemiş olursunuz.

(3) Ağzınızı bir şeyler örtünüz.

(4) Kurtarma ekibin sizi tespit edebilmesi için bir boruya ya da ses çıkarabilecek bir şeye vurun. Yanınızda bir ıslık varsa onu kullanınız. Başka şansınız kalmadığı sürece bağırınız, çünkü bağırdıkça size tehlikeli gelebilecek derecede toz yutabilirsiniz.

(5) Arama-Kurtarma konusunda uzman kişiler gelene kadar sevdiklerinizi arayıp çıkarmak isteyebilirsiniz, ancak unutmayınız ki bastığınız yerlerin altında başka insanlar da olabileceği için ağırlık oluşturup birisinin hayatını kurtarırken bir başkasının ölümüne sebep olabilirsiniz.

Deprem Sonrasında Yapılması Gerekenler
(1) Deprem durunca, çevrenizi kontrol edin ve hareket etmenin güvenilir olup olmadığından emin olun. Fırsatınız varsa da yapıdan çıkın.

(2) Deprem sonrasında gelecek dalgalanmaları unutmayınız. Bunlar ana depremden daha az şiddete sahiptir ama yine de ana depremin oluşturduğu zayıflıkları yıkabilecek kadar güçlü olabilirler. Bunlar ana depremden sonra ilk saatler, günler, haftalar ve hatta aylar içerisinde bile yaşanabilir.

(3) Yaralı insanlara yardım etmeye çalışınız. Ağır yaralı insanları yerinden fazla oynatmamaya çalışınız ve yardım için bekleyiniz, fakat acil bir durum söz konusuysa onları kurtarabilirsiniz (örneğin, o esna bir çökme yaşanabilir ve kişiyi kurtarmanız gerekebilir).

(4) Bir deprem sonrasında en tehlikeli şeylerden birisi de yangının olmasıdır. Mümkünse küçük boyutta ateşleri söndürmeye çalışınız.

(5) En son durumlar hakkında önemli bilgiler edinebilmek için bir radyo ya da televizyon arayınız.

(6) Denize yakın yerlerde yaşıyorsanız, olası tsunamilere dikkat ediniz ve buradan uzaklaşınız.

(7) Telefonu sadece acil durumlar için kullanınız.

(8) Eviniz artık güvenli değilse ve yakınlarda insanların kalabileceği güvenli bir barınak ya da yapı varsa oraya gidiniz.

(9) Yardımınıza ihtiyaç duyulmadığı zamanlarda zarar görmüş yapılardan uzak durmaya çalışınız. Otoriteler güvenli olduğunu söyledikleri zaman evinize dönebilirsiniz.

(10) Aracınızı kullanırken dikkat ediniz ve eğer geceyse sokak ışıkların sönme olasılığını göz önünde bulundurunuz.

(11) Evinizde döndüğünüz zaman dolapları açınca dikkatli olunuz.

(12) Kırılmış objelerin size zarar vermemesi için uzun bir pantolon, uzun kollu bir üstlük, sağlam ayakkabılar ve mümkünse eldivenler giymeye çalışınız.

(13) Eğer yere ilaçlar ya da yanabilecek sıvılar dökülmüşse onları hemen temizleyiniz. Gaz sızıntısının ya da bir tür kimyasalın kokusunu alıyorsanız o zaman alanı terk ediniz.

(14) Şömineniz varsa orayı da inceleyiniz. Fark edilmeyen hasarlar bir yangına sebep olabilir.

(15) Beyaz eşyalarınızı da kontrol ediniz.

(16) Gaz sızıntısı tespit ettiyseniz, camınızı açık bırakıp binayı terk ediniz. Ana gazı kapatabiliyorsanız kapatın ve telefonla uzman kimselere ulaşmaya çalışınız. Eğer gazı kapattıysanız, o zaman ancak bir uzman tarafından geri açılması gerekir.

(17) Elektrikle çalışan sistemlerde hasar olup olmadığını kontrol ediniz. Eğer bir hasar tespit ettiyseniz o zaman elektriği ana yerden kapatınız. Eğer şalterleri kapatabilmek için sulu bir alandan geçmeniz gerekiyorsa o zaman birkaç tavsiye için önce bir elektrikçiyi arayınız.

(18) Su tesisatında bir sorun var mı kontrol ediniz. Eğer bir sorun tespit ederseniz o zaman su firmasını arayınız. Su sorunu nerede mevcut ise ona bağlı olan şeyleri kullanmayınız (örneğin, tuvalet ya da musluk).

Daima hazırlıklı olmaya çalışın. Amacımız sizleri korkutmak değildir ama gezegenimizde hayatımızı tehdit eden bir sürü şey bulunmaktadır (orman yangınları, tsunami, sel, toprak kayması vs.). Japonya bile mimaride önde gelen ülkelerden birisi olsa da, depremler ve tsunamiler her zaman tehlikelidir. Buradan Japonya’da yaşanılan facianın öncesi ve sonrasını gösteren görüntülere farenizi görüntünün üzerine getirerek bakabilirsiniz.

Fotoğraf: Marco Di Lauro/Getty Images
Fotoğraf: Marco Di Lauro/Getty Images

Milattan önce 1. yüzyılda yaşamış olan Romalı yazar, mimar ve mühendis olan Vitruvius’a göre mimari bir eseri oluşturan üç ana bileşen bulunmaktadır, bunlar “Utilitas, Venustas, Firmitas” yani “İşlevsellik, Estetik, Sağlamlık”. Mimaride yapıların önemi açısından önem sırası şu şekildedir: Sağlamlık, İşlevsellik, Estetik. Bu önem sırası hiçbir zaman tam tersi olmamalıdır, bu yüzden oturacağınız binaları da sırf güzel göründükleri için değil, sağlam oldukları için seçiniz.

Bu metin, Deprem Öncesi, Esnası ve Sonrasında Yapılacaklar başlığı altında yayınlanmıştır. Bütün hakları Arsel Acar’a (Evrim Ağacı) aittir. Makalenin orijinal hâline dokunulmadan ufak dokunuşlar yapılmıştır. Sadece girizgâh bölümü olduğu yerden çıkarılmış ve en sona eklenmiştir.

Evrim Ağacı ekibi olarak sizlere biyoloji, fizik, arkeoloji, skeptisizm gibi birçok konuda bilgi verebilmek için uğraşıyoruz, ancak bu bilgilerin yanında bir de doğayı ve hayvanları korumakla ilgili bilgiler de paylaşmaya çalışıyoruz. Bu seferki yazıda korumak istediğimiz asıl şey sizsiniz. Bu yazıyı 17 Ağustos tarihinde hazırladık ve 1999 Gölcük Depreminde ölenleri anmakla ve bugün hayatta olan yakınlarına başsağlığı dilemekle beraber gelecekte yaşanılacak olan depremler için de sizler için deprem öncesi, esnası ve sonrasında yapılacaklar konusunda kısa ve anlaşılır bir yazı hazırlamak istedik. Buradaki bilgilerin çoğunu bu siteden çevirdik.

Yazıya farklı kaynaklardan birkaç bilgi de ekledik ve araştırabileceğiniz yerli ve yabancı kaynakları da yazının en altında paylaştık. Depremler doğanın bir parçasıdır ve her ne kadar sağlam yapılar inşa etmeye çalışsak da, her zaman onun kurallarıyla oynamak zorundayız, bu sebeple kendimiz için ve çevremizde sevdiklerimizin güvenliği için burada yer alan adımları iyi bilmemiz önemlidir. Birçok kaynakta depremlerde yapılması gerekenler konusunda uzun bilgiler yer almaktadır. Bunların birçoğu geçmişte yaşanılan olaylardan ve tecrübelerden elde edilmiş bilgilerdir, fakat her ne kadar bu uzun yazılara da vakit ayırıp okumaya çalışsak da, deprem sırasında panikleyip bildiğimiz her şeyi unutabiliriz, tıpkı arabayı yıllarca kullanan bir insanın sokağın ortasına birden çıkan bir çocuğu görüp de paniklemesiyle firene basmayı unutması gibi. Bu sebeple uzun detaylar yerine sizlere basit bir “Yapılması Gerekenler” şeklinde bir yazı hazırladık.

Kaynaklar ve İleri Okuma:
Ready
Ready Checklist
Thomson Reuters
Food Safety
Amazon AWS
FEMA
ShakeOut
USGS
Earthquake Country
AFAD
Ankara AFAD
Sağlık Vakfı
ABC
Kocaeli Üniversitesi
DEÜ

Deprem Hakkında Bilgiler

Yerkabuğunun derin katmanlarının kırılıp yerdeğiştirmesine ya da yanardağların püskürmesi sırasında olan sarsıntıya, deprem (yersarsıntısı ya da zelzele) denir. Depremin olduğu yerde yer titreşim yapar ve sallanır. Deprem bir doğa olayıdır ve yapay olarak oluşturulan sarsıntılara deprem denmez.

Depremler, yerkabuğunun yeni kıvrılmış veya kırılmış bölgelerde, çok engebeli bölgelerde, genç kıvrımlarla vadilerin birleştiği bölgelerde, dağ yamaçlarının denizin derinliklerine kadar indiği bölgelerde meydana gelir.

Depremler, volkanik bölgelerde yerkabuğunun altındaki erimiş kayaçların hareket etmesiyle de oluşur. Ancak bu tür depremler yerkabuğundaki kırıklıkların oluşturduğu kırık kuşakları boyunca görülürler. Büyük kütleler halindeki yerkabuğu katmanlarının birbirinden farklı hareketleri, kırık kuşağı boyunca büyük bir gerilim oluşturur: kırık kuşağının her iki yanındaki kayaçlar bir yay gibi gerilir. Sonra aniden kayaçların direnci kırılır ve büyük kütleler halindeki yerkabuğu katmanları harekete geçer; gergin kayalar serbest bırakılmış bir yay gibi titreşir. Aslında yerkabuğunun kırık kuşağı boyunca hareketi en şiddetli depremlerde bile yalnızca birkaç metredir. Ama bu hareket bir dakika kadar bir süreyle yerkabuğunu ileri-geri, aşağı-yukarı şiddetle sarsar. Yeraltında odak denen depremin başlangıç noktasında meydana gelen sarsıntı dalgalar halinde yayılarak yeryüzünde merkez denen bir noktada deprem şoku olarak ortaya çıkar. Burası depremin merkezidir ve buradan uzaklaştıkça şiddet azalır.

Deprem merkezinden çevreye doğru muntazaman dalgalar halinde yayılır. Bunlara deprem dalgaları denir. Başlıca üç dalga çeşidi vardır:

1) Boylamasına Dalgalar: P dalgaları da denir. Sismografların ilk kaydettikleri dalgalardır. Bu dalgalar katı, sıvı ve gaz halindeki bütün maddeler içinde yayılır. Bu dalgaların hızı saniyede 8 km kadardır. İnsanın kulağına ulaştığında boğuk bir gürleme halindedir.

2) Enlemesine Dalgalar: S dalgaları da denir. Hızı 4.8 km kadardır. Katı maddeler içinde yayılan bu tip dalgalar daha yavaş hareket ederler. Yayılma yönüne dik titreşimler meydana getirirler.

3) Uzun Dalgalar: L dalgaları da denilen bu tip dalgalar sismografların en son kaydettikleri dalgalardır. Yıkıcı sarsıntıları meydana getirirler. Bu dalgaların yayılma şekli, suya atılan bir taşın meydana getirdiği dalgaların yayılma şekli gibidir.

sismograf

Depremler çeşitli derecede olur; özel gözlemevlerindeki sismograflarla tespit edilebilecek zayıf depremler bulunduğu gibi, yerin yarılmasına ve kalabalık bölgelerde büyük felaketlere yol açabilecek derecede şiddetli depremler görülür. Aynı şiddetteki depremler her yerde aynı etkiyi göstermez. Depremlerin yaptıkları hasarların derecesi o yerin coğrafi özelliğine ve toprağın yapısına bağlıdır. Kırık bölgelerde, alüvyonlu ovalarda ve kum, çakıl gibi gevşek topraklı yerlerde meydana gelen depremler daha çok zarar verir. Kayalık alanlarda ve eski kütlelerin bulunduğu sahalarda meydana gelen sarsıntılar ise daha az hasar meydana getirir. Bu durumda, depremin meydana getirdiği zararları en düşük seviyeye indirmek mümkündür. Sert kayalık alanlar üzerine depreme dayanıklı evler yapmak bu önlemlerin ilkidir. Depremin zararlarını en aza indirmek için alınacak diğer tedbirler:

– İlk 2-3 saniye içinde depremin şiddetlenip şiddetlenmemesine göre tedbir almalıyız. Eğer şoklar hafif ise deprem uzaktadır ve asıl şok gelmeden tehlikeli yerden uzaklaşmalıyız.

– Kaçarken yanan ocak gibi şeyleri bırakmamaya dikkat etmeliyiz. Deprem sonrası su ve elektrik sistemlerini kontrol edip, önlem almalıyız.

– İki, üç katlı evlerin üst katları daha emniyetlidir. Merdivenler en tehlikeli yerleri teşkil eder. Duvar, kiriş ve devrilebilecek eşyalardan uzak durup masa, sıra gibi altı emin yerlere sığınmalıyız. Dışarıda binalardan uzak durmalıyız.

– Kıyılarda sismik dalgaların tehlikesine karşı sahilden uzak durmalıyız.

– Heyelanlı alanlarda kaya parçalarının yuvarlanabileceğini göz önüne almalıyız.

– Depremin birinci dakikasından sonra tehlikenin çoğu geçmiştir. Yanan bir yer veya bir şey varsa, yangın söndürülmelidir.

– Asıl depremden sonra hafif sarsıntılar olabilir. Bu şokların sağlam yapıları da yıkabileceği unutulmamalıdır.

– Bu önlemlerle birlikte soğukkanlı olmalı ve yersiz telaşlara kapılarak bazı zararlara sebep olmamalıyız.

Yeryüzünde meydana gelen depremlerin şiddeti Mercalli-Cancani ve Richter ölçeklerine göre tespit edilir. Mercalli ölçeği 12, Richter ölçeği ise 10 derecelidir. Depremler şiddetlerine göre Mercalli Cancani ölçeğinde şu şekilde derecelenir:

1. Derece: Ancak sismograflar kaydeder.

2. Derece: Çok hafif geçer. Binaların üst katlarında oturanlar ve çok hassas kişiler tarafından hissedilir.

3. Derece: Hafif sarsıntılardır.

4. Derece: Orta şiddette sarsıntılardır. Evlerde kolayca hissedilebilir.

5. Derece: Oldukça şiddetlidir. Herkes duyar. Bütün binalar ve eşyalar sallanır.

6. Derece: Şiddetlidir. Herkes duyar. Bazı binaların sıvaları dökülür.

7. Derece: Çok şiddetlidir. Binalarda çatlaklar oluşur. Ev eşyaları devrilir.

8. Derece: Tahripkârdır. Bacalar ve anıtlar yıkılır. Binalarda yarıklar oluşur.

9. Derece: Çok tahripkârdır. Taş binalar çöker.

10. Derece: Yıkıcı sarsıntılardır. Binalar temellerinden yıkılır. Şehirlerdeki su boruları, kanalizasyon ve hava gazı boruları gibi alt yapı hizmetleri büyük hasarlara uğrar. Demir yolları bozulur.

11. Derece: Afettir, bütün yapılar yıkılır. Yerde büyük çatlaklar, çökmeler olur.

12. Derece: Çok büyük afettir. İnsan yapısı olan her şey yıkılır. Yeryüzünün şekli değişir. Yatay yerdeğiştirmeler olur.

Bugüne kadar, Richter ölçeğine göre tespit edilen en şiddetli sarsıntı 1960’da Şili’de 8,5 şiddetinde olmuştur.

Denizin dibinde veya kıyıda meydana gelen depremler, şiddetine göre denizlerde büyük ve hızlı dalgalara sebep olur. Bunların hızları saatte 600-800 km’ye ulaşabilir. Bu tür dalgalara dev dalga (Jap. tsunami) adı verilir.

Depremleri inceleyen bilim dalına sismoloji, depremle oluşan sismik dalgaların süre ve genlik gibi özelliklerini kaydeden aygıta sismograf denir.

Sismograf bir çerçeve, ona asılı bir ağırlık ve bunların birbiri karşısındaki konumlarında meydana gelen değişikliği kâğıt üzerine aktaran bir düzenekten oluşur. Sismografın içinde bulunan ayna düzeni bir ışık demetini döner bir silindir üzerindeki fotoğraf kâğıdına yansıtır. Sismik dalgalar sismografın bulunduğu yeri sarstığı zaman sismograf bu sarsıntıyla hareket eder; ama içinde asılı durumda bulunan ağırlık hareket etmez. Böylece ağırlık ile üzerinde asılı olduğu çerçevenin birbiri karşısındaki konumu değişir. Buna bağlı olarak aynadan yansıyan ışık demeti döner silindirin yüzeyindeki fotoğraf kâğıdı üzerinde zikzaklar çizer. Böylece sismik dalgaların özelliklerini gösteren çizgiler fotoğraf kâğıdı üzerine işlenmiş olur.

Yeryüzünde ve yeraltında meydana gelen depremlerin etkisi oldukça büyük olabilir. Çoğu zaman toprak kabarmaları, çöküntüler, faylar meydana gelir. 1906’da SanFrancisco depreminde böyle bir fay görülmüştür. Boyu 470 km’yi bulan bu fay önüne çıkan her türlü araziyi hemen hemen doğru bir çizgi üstünde ikiye bölmüştür, yerüstü ve yeraltısularında önemli değişiklikler olmuştur. Bu faylar boyunca birbirinden ayrılan arazilerin dikey veya yatay olarak kaydıkları, eski düzen ve biçiminin kilometrelerce genişliğinde bir alanda değişikliğe uğradığı görülür.

Bir depremde etkilenen bölgelerin genişliği depremin sebebiyle yakından ilgidir. Buna göre depremler şöyle sınıflandırılabilir:

1) Çöküntü Depremler: Yeraltındaki bazı boşlukların birdenbire çökmesinden ileri gelir. Bazen çok şiddetli olan bu çeşit depremler, etkisini özellikle dar alanlarda gösterir. 1879’da İsviçre’nin Glaris kantonunun küçük bir kısmında olan deprem buna örnektir.

2) Volkanik Depremler: Yanardağ püskürmelerinden önce veya püskürmeyle birlikte olur. Bu depremin sebebi kapalı olan yanardağ bacasından çıkmak isteyen gaz veya lavın vuruntusudur. 1883’de İschia adasında meydana gelen deprem bu çeşit bir deprem sayılır. Yalnız birkaç kilometre öteden duyulabilen bu deprem Casamicciola şehrini yıkarak bu küçücük adada 3000 insanın ölümüne yol açmıştır. Oysa eski ağzı adanın ortasında bulunan aynı yanardağ 1302 yılından beri hiçbir faaliyet göstermemiştir.

3) Tektonik Depremler: Depremlerin en önemli olanıdır. Bunların kesin sebebi henüz tartışma konusudur ve sebebinin tek olmadığı da şüphesizdir. Tektonik depremler yerkabuğunun, jeolojik sebeplerle bozulmuş olan izostatik dengesini elde etmesinden doğabileceği gibi, bazı faylar boyunca gelişen ağır ve belirsiz kaymaların sebep olduğu gerilim yığınlarından da ileri gelebilir. Onun için deprem bakımından en tehlikeli bölgeler (deprem bölgeleri) sıradağların ve büyük deniz çökeklerinin yanı başında bulunur (Japonya, Şili, Sonda adaları ve küçük ölçüde Akdeniz’in çevresi).

Önemli tektonik depremlerde hemen her zaman ilk sarsıntıdan sonra gittikçe daha az şiddette gelen ve günlerce, hatta aylarca sürebilen bir dizi hafif depremler görülür. Bu ikinci derecedeki sarsıntılar, deprem merkezinin bulunduğu bölgede denge ve gerilimin ayarlanmasıyla açıklanır. Bunun tersine olarak şiddetli bir depremden önce hafif öncü depremlerin görüldüğü daha sıktır. Bununla beraber bu konuda yapılan sayısız incelemelere rağmen bu gibi zayıf depremlerin ardından büyük bir sarsıntının gelip gelmeyeceğini kestirmek çok güçtür.

Tektonik depremlerin incelenmesi, yerkabuğunun az veya çok derin tabakalarının fizik ve mekanik yapısı bakımından önemli bir rol oynar. Bu çeşit bir incelemede göz önünde bulundurulacak önlemler şunlardır:

1) Deprem merkezinin derinliği, bilinen depremlerin çoğunda deprem merkezi, yeryüzüyle 50 km’lik bir derinlik arasında bulunur. Fakat yerin 700 km kadar derinliğinde, derin merkezli depremlerin meydana geldiği yakın zamanlarda anlaşılmıştır. Bu gibi depremlerin etkileri coğrafi bakımdan çok yaygın ve geniş olabilir; fakat genellikle hiçbir yerde büyük zarara yol açmıştır.

2) Yayılma Dalgaları: Deprem dalgaları titreşimli dalgalardır. Başlıcaları şunlardır: boylamasına iç dalgalar, enlemesine iç dalgalar ve uzun dalgalar; boylamasına iç dalgalar, uzak bir yerde ilk defa beliren dalgalara denir; enlemesine iç dalgalar ikinci olarak gelen dalgalardır; derin depremler dışında yüzeysel olan çeşitli dalgalara da uzun dalgalar denir; çünkü bunların titreşim devresi ötekilerden daha uzundur.

Bu dalgaların çeşitli sismoloji istasyonlarınca “sismogram” adı verilen grafikler halinde kaydı ve bu kayıtların karşılaştırılmasıyla deprem merkezinin derinliği ve merkez üssü noktası kesinlikle bulunabilir. İç dalgalar geçtikleri çeşitli tabakaların esnekliğiyle belirlenen bir yayılma hızı gösterir; deprem merkezi derinse hız da fazladır. Sürekli kırılma yüzünden bu dalgaların yolağı yukarı doğru hafifçe içbükey biçimdedir, hızları da boylamasına iç dalgalar için 7,5-15 km/s, enlemesine iç dalgalar için 4-7,5 km/s kadardır, yüzeysel dalgalar, 4 km/s’lik bir hızla yayılır. Ayrıca, iç dalgalar, “yerçekirdeği” adı verilen 3000 km derinliğe ulaştıkları zaman gerçek bir kırılma ve yansımaya uğrar; yeryüzüne geri dönen bütün bu dalgaların tespit edilerek inceden inceye gözden geçirilmesiyle Yer’in iç yapısı hakkında bir fikir edinmek mümkün olabilir.

Bazı özel deprem olaylarına da değinecek olursak: Deniz kıyısı yakınında veya denizde olan depremler, hava olaylarından ileri gelen kabarmalardan farklı olarak korkunç deniz kabarmalarına yol açabilir. Öte yandan da insanların hayal gücünü işleten çeşitli belirtiler de deprem olacağına birer işaret sayılmıştır. Fakat bunlar daha çok volkan faaliyetleriyle ilgilidir. Aynı şekilde, deprem sırasında topraktan gelen gürültünün kaynağını bulmak ve bunu belirli bir sebebe bağlamak da pek kolay değildir. Geçmişte, bazı şiddetli hava olayları (kasırga, fırtına, siklon) ile depremler arasındaki az veya çok tesadüfî ilintiler üzerinde durulmuştur. Bu olayların bazı hallerde, önceden var olan gizli gerilimlerin boşanması için bir “tetik” rolü oynama ihtimali tahminen inkâr edilemese de günümüzde bilim adamları buna ancak bir istisna olarak bakabilirler. Fakat gene de insan açısından pratik önemi göz önünde tutularak bu konu üzerinde sürekli çalışmalar yapılmaktadır.

earthquakes