Etiket arşivi: arsenik

Çin’in Arsenikli Yeraltısuları

Çin’de yapılan bir araştırma, neredeyse 20 milyon kişinin arsenikli su içtiğini gösteriyor. Science dergisinde yayınlanan araştırmada biliminsanları, ülkenin jeolojik yapısına bakarak en tehlikeli olabilecek yerleri belirledi.

Arsenik doğal olarak yerkabuğunda bulunur. Ama yeraltısuyuna karışması, bu suya uzun süre maruz kalanlarda büyük sağlık sorunlarına yol açabilir. Bunlar cilt (deri) hastalıkları ile cilt, akciğer, mesane (idrar kesesi) ve böbrek kanseridir.

Şimdiye kadar, büyük ülkelerde arsenik zehirlenmesinin boyutlarını tahmin etmek kolay değildi. Çin’de, 10 milyondan fazla içme suyu kuyusunun bulunduğu düşünülüyor. Her bir kuyuda zehirli bileşiklerin olup olmadığına saptamak için izlenmesi gereklidir. Bu süreç onlarca yıl alabilir. Araştırmacılar, bu yöntem yerine yüzünü jeolojik haritalara çevirmiş.

Çin’in muhtemelen arsenikle kirlenmiş yeraltısularının dağılımını gösteren harita [yoğunluk 10 µg/L (ya da ppm) üzerinde]. Toplam riskli alan yaklaşık 580.000 kilometre. Harita: Rodriguez-Lado vd., Eawag, 2013
Çin’in muhtemelen arsenikle kirlenmiş yeraltısularının dağılımını gösteren harita [yoğunluk 10 µg/L (ya da ppm) üzerinde]. Toplam riskli alan yaklaşık 580.000 kilometre. Harita: Rodriguez-Lado vd., Eawag, 2013
Çin’in potansiyel nüfus yoğunluğu ile aşırı seviyede arsenikli suyun dağılımını gösteren harita. Özellikle yeraltısularına bağımlı kurak bölgeler (içme suyu kaynağı ve fazla yoğun nüfusa sahip yüksek riskli alanlar) endişeleri artırıyor. Harita: Rodriguez-Lado vd., Eawag, 2013
Çin’in potansiyel nüfus yoğunluğu ile aşırı seviyede arsenikli suyun dağılımını gösteren harita. Özellikle yeraltısularına bağımlı kurak bölgeler (içme suyu kaynağı ve fazla yoğun nüfusa sahip yüksek riskli alanlar) endişeleri artırıyor. Harita: Rodriguez-Lado vd., Eawag, 2013

Annette Johnson (İsviçre Federal Su Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü, EAWAG): “Son yıllarda, kullanabileceğimiz elektronik haritalarda ve coğrafi verilerde büyük artış oldu. Elimizde iklim verileri, toprak kullanımı ve nehre uzaklık ya da rakım gibi bilgiler var.” diyor. Bu bilgilerden yola çıkıp, ülkedeki taşların türlerine ve belirlenmiş yaşlarına bakan araştırmacılar, zehirli elementlerin en yoğun olduğu yerleri kesin olarak belirledi. Sonuçlara göre, 19,6 milyon Çinlinin tehlikeli düzeyde içme suyuna maruz kalmış olabileceği düşünülüyor. Ayrıca daha önce tahmin edilmeyen yaşama alanlarının risk içerdiği düşünülüyor.

Johnson: “Nehir havzaları boyunca sulama ve tarım yapılan yerler var. Bunlara geçmişte de bilinen İç Moğolistan’daki Huhhot havzası da dâhil. Fakat Orta Siçuan Bölgesi ve doğu kıyı şeridi gibi yeni yerler de keşfettik.” diyor. Araştırmacılar, bulguların Çinli yetkililere kuyu izleme programlarında yardımcı olabileceğini söylüyor.

Johnson: “Önemli olan, o bölgelere gidip, en tehlikeli yerlerin gözlenmesi. Büyük ihtimalle, zehirli su içeren kuyu sayısı daha fazla çıkacaktır. Diğer bölgelerde de arsenik izlenmeli ama o bölgelere öncelik verilmeyebilir.” diye açıklıyor. Ayrıca “Kirli kuyular, ya ıslah edilebilir (temizlenebilir) ya da kullanımını yasaklanabilir.” diye ekliyor.

Araştırmacılar, bu yeni tahmin yönteminin dünyanın başka yerlerinde de kullanılabileceğine inanıyor. Orta Avrupa, Güney Afrika, Asya’nın bir bölümü ve ABD’nin bazı yerlerindeki yeraltısularında arsenik kirliliği var. Bu yerlerden biri de Bangladeş. Dünya Sağlık Örgütü, Bangladeş’teki arsenik zehirlenmesini “acil halk sağlık durumu” olarak tanımlıyor. Bangladeş’te 35-77 milyon arasındaki kişinin kirli su kullanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu tahmin ediliyor.

Ayrıntılar
BBC, Çin’de 20 milyon kişiye arsenikli su tehdidi, 24 Ağustos 2013
BBC, China’s arsenic contamination risk is assessed, 24 Ağustos 2013
EAWAGNew Risk Model Sheds Light on Arsenic Risk in China’s Groundwater, 24 Ağustos 2013
Science, Groundwater Arsenic Contamination Throughout China, 24 Ağustos 2013

Dünyada ve Türkiye’de (Kütahya Özelinde) Arsenik Sorunu

İçme sularında bulunan arsenik, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından kanserojen madde olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, yapılan araştırmalara dayanarak, içme sularındaki arsenik miktarını 1993 yılında 50 µ/litre’den 10 µ/litre’ye indirmiş ve arsenik konsantrasyonu 10 µ/litre’nin üzerinde olan suları toksik olarak belirlemiştir (1). Tavsiye edilen arsenik düzeyi her ne kadar litrede 50 µ’dan 10 µ’a indirilmişse de endüstride kullanılan kimyasal madde standartları uygulandığında, belirlenen rakamın daha da aşağıya çekilmesi gerekir. Arsenik, içme sularında bilinen en toksik madde olarak bütün dünyada liste başıdır.

Kütahya ili civarında kronik arsenik zehirlenmeleri saptanmıştır (2, 3). Doğan et al., (2005) yayınlarında suda bulunan arsenik miktarı ile dermatolojik etkileri karşılaştırmış ve doz faktörünün önemi, hastalık türü ve sayısına etkilerini incelemiştir. Arseniğin kaynağı bölgede büyük ölçüde jeojeniktir.

DÜNYADA VE KÜTAHYA’DA ARSENİK
Pek çok ülkede içme sularında arsenik konsantrasyonu toksik düzeydedir. Yeraltısularında As (arsenik) problemi olan başlıca ülkeler olarak Arjantin, Bangladeş, Şili, Çin, Macaristan, Hindistan, Meksika, Tayvan, Vietnam ve ABD’nin özellikle güneybatı eyaletleri sayılabilir. Aşağıdaki tabloda (Tablo 1) içme sularındaki arsenik konsantrasyonu (µg /litre) yüksek olarak bilinen bazı ülkelerden örnekler verilmistir (4-15).

Tablo 1

Şili 190-21800 Caceres et al. (1992)
Arjantin < 1-7500 Nicolettiet al. (1989), Sancha and Castro (2001), Smedley et al., (2002)
Gana < 2-7900 Smedley et al. (1996)
Ontario, Kanada 35-100 Azcue and Nriagu (1995)
Bangladeş 10-5000 Das et al. (1995)
Tayvan 10-1820 Kuo (1968)
Urallar 400000 Gelova (1977)
Kaliforniya, ABD < 243000 White et al. (1963)
Fairbanks, Alaska, ABD < 10000 Wilson and Hawkins (1978), Welch et al. (1988)

Doğan ve Doğan (basımda) tarafından Kütahya ilinde 40 ayrı içme suyundan örnek alınmıştır. Arsenik miktarı 0-10,7 mg/litre olarak farklılık göstermektedir. Su örneklerinden birinde bulunan 10,7 mg/litre arsenik miktarı dünyadaki diğer sularla karşılaştırıldığında literatüre geçen en yüksek arsenik arasında bulunduğu görülür.

Bangladeş’teki içme sularındaki arsenik ise en yaygın ve fazla popülasyonu etkilediği bilinen örnektir. Özellikle Bangladeş ve içme sularındaki arsenik konsantrasyonu yüksek olan diğer ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmalar, arsenik limitlerinin belirlenmesinde öncü olmuştur.

DÜNYADA ARSENİK SORUNU
Arsenik etkileri popülasyonlara hatta kişilere ve coğrafik bölgelere göre değişebilmektedir. İnsandan insana neden farklı hastalıklar yaptığı ile ilgili basit ve bilinen bir açıklama yoktur. Dolayısıyla arsenik toksikasyonu ile ilgili veriler popülasyona göre değişir ve sonuca ulaşmak için yapılan çalışmaları zorlaştırır.

Uzun süre arsenikçe zengin suları tüketen topluluklarda arsenik toksikasyonu gözlenmiştir (15-21). Arseniğin neden olduğu dermatolojik hastalıklar pek çok kanser türlerine neden olur. Cilt, akciğer kanseri, mesane kanseri, yemek borusu kanseri, tiroid kanseri gibi hastalıklar ve arsenik arasında pek çok araştırmacı tarafından ilişki kurulmuştur.


Arsenikzede Bangladeşli kadın.

Çevre etkisi ile oluşan arsenik kontaminasyonu genellikle cilt lezyonlarına sebep olur. Cilt lezyonlarının olduğu endemik bölgelerdeki içme sularında çok yüksek dozda arsenik bulunduğu saptanmıştır. Çok uzun süre yüksek dozda arseniğe maruz kalan kişilerde epidermal keratinosit farklılaşması ve proliferasyonu gözlenmiştir. Belirtilen bu in-vitro bulgular keratosis patojenezinin arsenikle ilişkili olduğunu gösterir. Arsenikle ilgili kanserlerin onkojenezi hâlâ tartışmalıdır. Arsenik onkojenezi ile ilgili birkaç moleküler açıklama öne sürülmüştür. Bazı ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmalar cilt lezyonu ile arsenik arasında pozitif bir korelasyon olduğunu saptamıştır (15-20). Fakat, cilt lezyonları farklı ırklar arasında değişimler gösterir (18, 21). Bazı araştırmalarda doz faktörü göz önüne alınmıştır.

KÜTAHYA’DA ARSENİK SORUNU
Doğan ve diğ., (2005) ve Doğan ve Doğan (basımda) araştırmalarında arsenik konsantrasyonu, kaynakları ve cilt lezyonları arasında ilişkileri karşılaştırmışlardır. İlk çalışmada Kütahya, Emet’te iki ayrı köyde içme sularındaki arsenik konsantrasyonu ve çeşitli cilt hastalıkları belirlenmiştir. Kronik arsenik toksikasyonu ve advers sağlık etkileri arasındaki ilişkiler Tablo 2’de sunulmuştur. Bölgede bulunan ve arsenik zehirlenmelerini gösteren belirtiler şunlardır: “Palmo-plantar keratoz”, “basal hücreli karsinom”, ”plantar keratodermi”, “plantar hiperkeratoz”, “pigmente noduler lezyon”, “mycosis fungicides”, “keratik papüller”, “Bowenoid lezyonlar”, “hiperhidrozis”, “verru plantaris”, ve “verru plantaris et Palmaris”. Kronik arseniğin toksikasyonunun neden olduğu karsinomlar için on belirtiler arasında “Bowenoid lezyonlar, “hiper-pigmentasyon” ve “keratoz” bulunur. Emet ve civarındaki sularda 40 ayrı içme suyundan örnek alınmıştır. Arsenik miktarı 0-10,7 mg/litre olarak çok geniş değişiklikler göstermektedir. Arsenik dozunun yüksek olduğu köy %30,9’u bulan arsenik zehirlenmesi vak’aları gözlenmiştir. Tablo 2’de Doğan et al., 2005’ten alınan dermatolojik veriler sunulmuştur.

Tablo 2 . Arsenik toksikasyonunu gösteren Emet (Kütahya) civarında iki ayrı köyden dermatolojik bulgular (Doğan et al., 2005)

Semptom ve Bulgular Köy1
N (E/K)
Köy2
N (E/K)
Toplam
N (E/K)
Palmo plantar keratoz 17 (9/8) 1 (1/0) 18 (10/8)
Basal hücreli karsinom 2 (1/1) 0 2 (1/1)
Verru plantaris 3 (3/0) 0 3 (3/0)
Verru plantaris et palmaris 1 (0/1) 0 1 (0/1)
Plantar keratodermi 1 (0/1) 0 1 (0/1)
Plantar hiperkerato 1 (0/1) 0 1 (0/1)
Pigmente nodüler lezyon 0 1 (0/1) 1 (0/1)
Mycosis fungicides 1 (1/0) 0 1 (1/0)
Hiperhidrozis 0 1 (0/1) 1 (0/1)
Keratik papüller 3 (0/3) 0 3 (0/3)
Bowenoid lezyonlar 1 (0/1) 0 1 (0/1)
Arsenikle ilgili bulgular toplamı 30 (14/16) 3 (1/2) 33 (15/18)

Tablo 2’ye bakıldığında kronik arsenik toksikasyonu ile ilgili cilt lezyonları ve sudaki arsenik dozu arasında ilişki kurulabilir. Sudaki arsenik konsantrasyonun 8,9-9,3 milligram/litreye kadar ulaştığı Köy1’de arsenikle ilgili zehirlenmeleri gösteren 30 vaka gözlenmiştir. Sudaki arsenik miktarını 0,3-0,5 arasında değişen 2 numaralı köyde ise 3 vaka gözlenmiştir. 1 numaralı köyde bu araştırmaya katılanların % 30,9’unda; 2 numaralı köyde ise %5,4’unda arseniğin neden olduğu cilt değişimleri gözlenmiştir. Palmoplantar keratoz, 1 numaralı Köy’de 17 kişide (çalışmaya katılanların %17,5’i) görüldüğü halde 2 numaralı köyde sadece 1 kişide (çalışmaya katılanların %1,8’i) kişide bulunması bu ilişkiyi destekler.

Kronik olarak yüksek dozda arseniğe maruz kalmış kişilerde görülen cilt lezyonları arasında keratoz ve hiperpigmentasyon arsenik toksikasyonunu erken teşhis için önemli bir göstergedir (18-20).

SONUÇ
Uzun süre arseniğe maruz kalmış (long-term exposure) kanser vak’alarında görülebilecek ilk bulgular pigment değişikliği ve hiperkeratozdur (24-25). Kanseri oluşturacak değişikler yıllar hatta on yıllarca sürebilir. Örneğin, Japonya’da yapılan bir araştırma arsenik zehirlenmesine 10 yıl maruz kalındığında Bowen hastalığını, 20 yıl sonra
skuamoz hücreli karsinomu ve 30 yıl sonra akciğer kanseri oluşturduğunu belirtmiştir. Cilt kanseri latans dönemi 3-40 yıl, ortalama 18 yıl olarak belirtilmiştir (24-25).

Farklı ülkelerde, büyük ölçekte arseniğe maruz kalmış kişilerde yapılan araştırmalarda cilt kanseri ile palmar ve plantar keratoz arasındaki ilişkiler saptanarak yayınlanmıştır (16-17, 24-26). Fakat, yukarıda da belirtildiği gibi arseniğin kanserojen mekanizması tam olarak anlaşılmamış ve oluşturduğu kanserlerin onkojenezi hala açıklama beklemektedir. Çalışmalar, önümüzdeki yıllarda Emet ve civarında, uzun süre arsenik içeren sulara maruz kalan kişilerde cilt ve internal kanser vakalarının artabileceğini gösterir. Bölgede ileride olabilecek kanser vakalarının artmasını önlemek için çok acil önlem alınması gerekmektedir.

Teşekkür
Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığına, TC Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ve Timur Doğan’a katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Kaynaklar
1. WHO: Air quality guidelines for Europe. WHO European Series No 23, Copenhagen (1987), p. 173.
2. Doğan M, Doğan AU, Çelebi C, and Barış YI, 2005, Geogenic Arsenic and the Dose response of Skin Lesions in the Emet Region of Kütahya, Turkey, Indoor and Built Environment, 14(6), 533-536.
3. Col M, Col C, Soran A, Sayli BS, Ozturk S: Arsenic-related Bowen’s disease, palmerkeratosis, and skin cancer. Environmental Health Perspectives 1999; 107(8):687-689.
4. Azcue JM and Nriagu JO: Impact of abandoned mine tailings on the arsenic concentrations in Moira Lake, Ontorio. J. Geochem. Explor. 1995; 52, 81-89.
6. Caceres L, Grutttnur, E, Contreras R: Water recycling in arid regions-Chilean case.
Ambio1992; 21, 138-144.
7. Das D, Chatterjee A, Mandal BK, Samanta G, Chakraborti D, Chanda B: Arsenic in ground-water in 6 districts of West Bengal, India-the biggest arsenic calamity in the world. Analyst 1995; 120, 917-924. 230
8. Gelova GA: Hydrogeochemistry of ore elements. Nedra, Moscow, 1977.
9. Kuo TL: arsenic content of artesian well water in endemic area of chronic arsenic poisoning. Rep. Inst. Pathol. National Taiwan Univ. 1968; 20, 7-13.
10. Nicolli HB, Suriano JM, Peral Peral MAG, Ferpozzi LH, Becani, OA: Groundwater contamination with arsenic and other trace-elements in an area of pampa, province of 20 Cordoba, Argentina. Environ. Geol. Water Sci. 1989; 14, 3-16.
11. Sancha AM and Castro ML: Arsenic in Latin America: occurrence, exposure, health effects and remediation. In: Chapell WR, Abernathy CO, Calderon RL (Eds.), Arsenic Exposure and Health Effects IV. Elsevier, Amsterdam, 2001;87-96.
12. Smedley PL . Arsenic in rural groundwater in Ghana. J. Afr. Earth Sci.1996; 22, 459-470.
13. Smedley PL, Nicolli, HB, Macdonald DM, Barros AJ, inorganic constitutents in groundwaters from La Pampa, Argentina. Appl. Geochemistry, 2002; 17, 259-284.
15. Welch AH, Lico MS: Factors controlling As and U in shallow groundwaters, Nevada: Ground Water 1988; 26, 333-347
16. White DE, Hem JD, Waring GA: Data of chemistry, 6th ed. M. Fleisher (Ed). Chapter F.: chemical composition of sub-surface waters. US Geol. Sur. Prof. Paper 440-F: (1963)
17. Wilson FH and Hawkins DB: Arsenic in streams, stream sediments and ground water, Fairbanks area, Alaska. Environ. Geol. 1978; 2, 195-202
18. Smith AH, Hopenhayn-Rich C, Bate MN: Cancer risks from arsenic drinking water. Environmental Health Perspectives 1992; 97:259-267.
19. Jaafar B, Omar I., Jidon AJ: Skin cancer caused by chronic arsenical poisoning – A report of three cases. Med J Malays 1993; 48 (1): 86-92
20. Plesko I, Vlasak V, Kramarova E, Obsitnikova A: The role of the registry in the study of relation between cancer and environment experiences from Slovakia. Cent Eur J Public Health 1993; 1(1):19-24.
21. Guha Mazumder DN, Haque R, Gosh N, De BK, Santra A, Chakraborty D, Smith AH: Arsenic levels in drinking water and prevalence of skin lesions in West Bengal, India. Int J Epidomiol 1998; 27:871-77.
22. Tondel M, Rahman M, Magnusson A, Chwodhury IA, Faquee MH, Ahmad SA: The relationship of arsenic levels in drinking water and the prevalence rate of skin lesions in Bangladesh. Environmental Health Perspectives 1999; 107:727-729.
23. Smith AH, Arroyo AP, Guha Mazumder DN, et al: Arsenic-induced skin lesions among Atacameno people in Northern Chile despite good nutrition andcenturies of exposure. Environmental Health Perspectives 2000; 108(7):617-621.
24. Hopenhayn-Rich C, Biggs ML, Smith AH: Lung and kidney cancer mortality associated with arsenic in drinking water in Cordoba, Argentina, Int J Epidemiology 1998; 27:561-69.
26. Lever WF, Schaumberg-Lever G, editors: Eruptions due to drugs. In: Histopathology of the Skin. 7th ed. Philadelphia: J.B. Lippincott. 1990; 293-294.
27. Maloney ME. Arsenic in dermatology. Dermatol Surg. 1996; 22: 301-304.
28. Hsueh YM, Cheng GS, Wu MM, Yu HS, Kuo TL, Chen CJ: Multiple risk factors associated with arsenic-induced skin cancer. Effect of chronic liver diseases and malnutritional status. Br J Cancer 1995; 71(1):109-114.
29. Hsueh YM, Chiou HY, Huang YL, et al: Serum beta-carotene level, arsenic methylation capability, and incidence of skin cancer. Cancer Epidemiology, Biomarkers and Prevention 1997; 6(8):589-596.
31. Gür, S., Doğan, A. U., Doğan, M., Karahan, S. T., Can, B., Hafez, G., Özgüneş, O.,and Kendirci, M., 2005, Short-Term Effects of Arsenic Sulfur in Deficits of Contractile and Relaxant Responses on Urinary Bladder: Pharmacological and Structural Changes, Urologia Internationalis, 74, 272-275.

Yukardaki yazı Ulusal Kanser Danışma Kurulu’nun sayfasında yayınlanan bir kitapçıktan alınmıştır ve metnin tüm hakları Meral Doğan’a (Hacettepe Üni. Jeoloji Müh.) aittir.

Batı, Bangladeş’i Nasıl Zehirledi?

Bangladeş’te Birleşmiş Milletler (BM) milyonlarca insana su sağlayacak bir proje ile yardım etmek isterken onlara arsenikle kirlenmiş içme suyu getirdi. Yani BM, kaş yapayım derken göz çıkardı. Bu olay tam anlamıyla bir cinayet. İnanılır gibi değil, sanki BM’nin elinde bir akiferin hidrolojik, hidrojeolojik ve jeolojik modelini yapacak bir uzmanı yok?

Bangladeş’teki akifer sistemini etkileyen en önemli kirlenme nedenleri deniz ve muson yağmurlarıdır. Akiferin denizden beslenmesi sonucu, akiferdeki tuzluluk oranı artar. Diğer yandan akiferin muson yağmurlarıyla beslenmesi de akiferdeki arsenik içeriğini arttırır. Bu etkinin temel nedeniyse, Bangladeş’in jeolojisidir. Kayaçların içeriğinde arsenik bulunması yüzünden, yağış sonrası yeraltına süzülen su, arseniği de beraberinde taşıyarak akiferi kirletir. Bu yüzden, sular doğal olarak arsenik içerir.
-Levent Pekcan (Hacettepe Üniveritesi Hidrojeoloji Mühendisliği)


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=wrMqf8Eolrg

Bangladeş’te 20 milyondan fazla insan arsenik zehirlenmesi nedeniyle ağrılı ve acı içinde erken ölüm riski taşıyor. Bu sonuç, iyi niyetli ama kötü planlanmış bir su projesinin mirası, tam anlamıyla bir sağlık felaketi.

Uluslararası destekli bir hareketle ülke çapında açılan derin kuyuların 40 yıl sonraki zararlı etkileri ortaya çıktı. Bölgede yaşayan çok sayıda insanın kanser ve kalp hastalıklarına yakalanma riski taşıyor ve bu risk oranı çok yüksek. İçme suyundaki kirlilik, tahmin edilemeyecek sayıdaki çocuğun zihinsel gelişimini engelliyor. Yetersiz beslenme de bu durumu içinden çıkılmaz bir hale sokuyor.

Bangladeş’te yaşanan arsenik sorunu 1970’lere kadar uzanıyor. O zamanlar, dünyanın en çok çocuk ölümlerinin görüldüğü bu ülkede, içme suyunun kalitesinin arttırmak ve ishale karşı çözüm bulmak için uluslararası çok büyük yatırımlarla derin kuyular açıldı. Bu kuyuların ailelerin güvenli su içmesini sağlayacağına inanılıyordu. Bu kuyular açılmadığı takdirde kirli yüzey suyundan dolayı her yıl 250.000’den fazla çocuk yaşamını yitirecekti.
BM ve Dünya Bankası’nın (DB) başını çektiği yardım hareketi en başından ölümcül bir hataydı. Yeni su kaynağından alınan örneklerde kirlilik denetlemesi yapılmasına rağmen Ganj ve Brahmaputra deltalarının doğal olarak içerdiği arsenik gözden kaçmış ve arsenik içeriğini saptamak için deney de yapılmamıştı. 1990’ların başında 10 milyondan fazla derin kuyuda arseniğe bağlı kirlilik saptanmış ve Bangladeş bu devasa sorunla uğraşmak zorunda kalmıştı. Dünya Sağlık Örgütü bu durumu “1984 Bhopal Felaketi ve 1986 Çernobil Felaketi‘nin ötesinde, tarihte bir nüfusu etkileyen en geniş zehirlenme olarak tanımlamış ve bu çapta bir çevre felaketinin daha önce görülmediğini” belirtti. (Daha fazlası için http://www.who.int/inf-pr-2000/en/pr2000-55.html)


Büyütmek için tıklayın! Present groundwater arsenic condition of GMB Plain (January 2007)

Bu gelişmelerden sonra yapılan bazı çalışmalar, kuyulardan gelen arsenikli suyu içen her 10 kişiden 1’inin akciğer, mesane ya da deri kanserinden öleceğini öngörüyor. Bu hastalıkların gelişmesi için onlarca yıl gerekse de, 2004’te yılında, yılda yaklaşık 3.000 kişi arseniğe bağlı kanser oluşumundan dolayı öldüğü görüldü.

1990’lardan beri Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) gibi kuruluşlar başka su kaynakları sağlamak amacıyla çaba gösterdi. Bu çalışma doğrultusunda örneğin yağmur suları toplandı ve mevcut yüzey suları süzülme işlemlerinden geçirildi. Bu iyileştirme girişimlerinin sonucu yavaşta olsa kirlenmiş suya maruz kalan ailelerin yüzdesi düştü. Ama UNICEF tarafından geçen sene yapılan bir anket sonucu nüfusun %13’ünün hâlâ kirlenmiş su kullandığı ortaya koydu. Dakka’dan (Bangladeş) UNICEF arsenik uzmanı Yan Zheng, “Bu oranın 20.000.000 insan olduğunu” söylüyor ve ekliyor “Arsenik sağlığı çok değişik şekillerde etkiliyor. Köylülerde arsenik yüzünden deride doku bozukluğunun oluştuğu görüldü. Ama kanser ve kardiyovasküler (kalp ve kan damarları veya dolaşım sistemi) hastalıkları, köylüler ve bazı sağlık uzmanları tarafından hâlâ tam olarak teşhis edilemedi”. Son çalışmaların sonucu, ölüm oranlarının büyük bir bölümü arsenik zehirlenmesine bağlı gerçekleştiğini belirten Zheng “O yüzden karşı karşıya olduğumuz bu durumun etkisi arttıkça, riskinde artmasını bekliyoruz” diye ekledi.

Bangladeş Hükümeti ve BM yetkilileri yarın yeni bir rapor yayınlayacak. Bu raporda devasa kirlilik sorununun çözümü için acil eylem planı açıklanacak. Ayrıca içme suyundaki kirlilik dışında kirlenmiş olan suyla yapılan sulama sonucu üretilen pirinç gibi tarım ürünleri de ele alınacak. Raporada arseniğin nüfusun önemli bir oranının sağlık durumu üzerinden oluşturduğu sorunlar ve özellikle çocukların ilerde karşı karşıya kalacakları kötü tablo, tüm dikkatleri çekmek için Dünya Su Günü’ne rastlayan 22 Mart günü sunulacak.


Dorsal Keratosis (Daha fazla bilgi için http://www.soesju.org)

Uzun süredir çözüm getirilememiş içme suyundan kaynaklı arsenik zehirlenmesi (arsenicosis) olası birçok ölümcül sağlık sorununa neden olduğu gibi insanların derisinde oluşan doku bozukluğu ile belirgin bir şekilde görülüyor. Bu belirti sosyal açıdan da birçok Bangladeşlinin belası olmuş durumda. Çünkü bölgedeki yaygın inanışa göre birçok insan lanetlendiğini düşünüyor.

BM Bangladeş’in en tepesindeki yetkili olan Renata Lok Dessallien, “Acil eylem planında, bütün ulusun dikkatli bir şekilde güvenli arsenik sınırına doğru tekrardan odaklanması gerektiğini” söylüyor. “Bangladeş Hükümeti ve konunun tüm muhatapları ile birlikte ortaya çıkan tehlike üzerinde kapsamlı bir araştırma yapmayı amaçlıyoruz ve bu doğrultuda zararlarını azaltmak için arsenik izleme ağını güçlendirmemiz gerekli” diye ekliyor.

Bangladeş’in sularında zaten doğal bir biçimde arsenik bulunuyor. Bu kirlilik, yüz milyonlarca insanın hayatta kalmasını sağlayan nehirler yardımıyla nehirlerin izlediği yol boyunca da yayılıyor. Dünyadaki birçok yeraltısuyunun kaynağı olan akiferler (suverenler) arsenikle kirleniyor ve bu zehirli sular Arjantin’den Tayvan’a ve oradan da Hindistan’a kadar geniş bir alanda yaşayan insanların sağlıklarında sorun oluyor. Hatta Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bazı alanlarında de kayda değer ölçüde arsenik kirliliği var.

Bangladeş’teki büyük kirliliğin sorumluluğu ile ilgili hararetli kavgalar devam ediyor. Diğer taraftan tartışmalar özellikle bölgenin yerel yerbiliminin (jeolojisinin) ve topoğrafyasının tam olarak anlaşılmadığı üzerinde yoğunlaşırken, hedefteki gruplar ve BM kuyuların açıldığı zamanlarda uluslararası standartlara uygun deneyler yaptığında ısrar ediyor. Bu söylenenler gösterdiği gibi hem BM hem de DB bu trajedi de üstüne düşen sorumluluğu çokta farketmemiş durumda.

Batı Bengal’deki Jadavpur Ünivesitesi’nden başuzman Dipankar Chakraborti, Bangladeş’teki arsenik kirliliğine ait seviyenin Dünya’daki benzerlerinden daha tehlikeli olduğunu söylüyor. Chakraborti’ye göre, uluslararası topluluklar, bu krizdeki sorumluluklarını hiç mi hiç kabul etmiyor. Yıllar sonra bu inkâr politikasının da modası geçecek. Chakraborti “Bu çok büyük bir sorun” diyor ve “15 yıl önce bu konu için görüştüğümüz bölge halkının teninde doku bozukluğu olduğunu gördük ve bu insanların yaklaşık %30 da bir tür kanser hastasıydı” diye ekliyor.

Geçen sene biliminsanları derin kuyulardaki suyun içerdeği arseniğin nereden karıştığını bir sonuca bağladılar. Taşkınlardan korunmak için Bangladeş genelinde kazılan binlerce havuzdan alınan toprak örnekleri bunun fark edilmesini sağladı. Tortul malzemeden süzülerek gelen arseniğin, zemindeki (topraktaki) organik karbon içinde dağılım sergilediği ortaya koyuldu. Boston’da (ABD) bulunan Masaçusets Teknoloji Enstitüsü’nden biliminsanları bu sorunun tek bir çözümü olacağını belirterek “suyun arsenikten etkilenmemesi için havuzlardan aşağıda, daha derinde içme suyu kuyularının açılması gerektiğini” söylediler.

Bu arada, halk arasındaki yaygın inanışlardan zehirlenen kişinin lanetlendiği ya da bu etkinin bulaşıcı olduğu gibi düşüncelerden insanları vazgeçirmek için toplum arsenik zehirlenmesinin tehlikeleri hakkında eğitiliyor. Bangladeş Sağlık Bakanı Dr. A. F. M. Ruhal Haque “İnsanlar arseniğin tehlikeleri hakkında bilinçlendi ve temel tehlikenin farkına varanların oranı giderek artıyor” diyor. Ayrıca Haque, “Bangladeş Hükümeti sağlık taraması ve arsenikten zehirlenen hastaların tedavisi için yatırım yapmaya devam ediyor. Bir yanda da sağlık çalışanları mahallelerde hastalığın etkileri hakkında doğru bilgilendirmelerde bulunuyor” diye ekledi.

İngiltere’de Zehirli Bira
Arsenik, 19 yüzyılda ABD ve Britanya’da yayılan bir kirletici oldu. Arsenik duvar kâğıdında, kumaş boyasında hatta şekerleme imalathanelerinde bile kullanıldı.

İnsan eliyle gerçekleşen en kötü zehirlenme örneği, 1900’lerin sonunda Lancashire’den (İngiltere) yayıldı. Göz yumulan bu durum sonucu, Manchester ve Salford’daki yaşayan çok sayıda insanda bazı belirtiler ortaya çıktı. Ama olayların büyümesi, insanların derilerinde oluşan kararmalar, olasılık dışı diğer işaretler bunun arsenik zehirlenmesi olduğu şüphesini arttırdı. Sonunda arseniğin izi sürüldü ve bir firmada üretilen biranın yapımında kullanılan şekerde arsenik olduğu saptandı.

Zehirlenmeden önce sınırı aşan kullanımdan dolayı 6.000’den fazla insan bu zehirli maddeden etkilendi ve zehirlenenlerden 80’i yaşamını yitirdi. Bu olay, gıda güvenliğinde daha sert kanunların çıkarılmasında etkili oldu.


In the 1970s, up to 250,000 children a year died in the country from drinking dirty water; today water can still be fatal.

How the West poisoned Bangladesh
A UN project aimed to help millions – but it brought them water contaminated with arsenic

Up to 20 million people in Bangladesh are at risk of suffering early deaths because of arsenic poisoning – the legacy of a well-intentioned but ill-planned water project that created a devastating public health catastrophe.

Four decades after an internationally funded move to dig tube wells across the country massively backfired, huge numbers of people still remain at higher risk of contracting cancer and heart disease. The intellectual development of untold numbers of children is also being held back by the contamination of drinking water. Poor diet exacerbates the risk.

Bangladesh’s arsenic crisis dates back to the 1970s when, in an effort to improve the quality of drinking water and counter diarrhoea, which was one of the country’s biggest killers of children, there was large-scale international investment in building tube wells. It was believed the wells would provide safe supplies for families, otherwise dependent on dirty surface water which was killing up to 250,000 children a year.

Yet the move, spearheaded by the UN and the World Bank, was fatally flawed. Although checks were carried out for certain contaminants in the newly sourced water, it was not tested for arsenic, which occurs naturally in the Ganges and Brahmaputra deltas. By the early 1990s, when it was found that up to half of 10 million tube wells were contaminated with arsenic, Bangladesh was confronting a huge problem. The World Health Organisation called it “the largest mass poisoning of a population in history… The scale of the environmental disaster is greater than any seen before; it is beyond the accidents in Bhopal, India, in 1984, and Chernobyl, Ukraine, in 1986”.

Some subsequent studies predicted that, ultimately, one person in 10 who drinks water from the arsenical wells would go on to die from lung, bladder or skin cancer. Even though some of these conditions take decades to develop, by 2004, about 3,000 people a year were dying from arsenic-related cancers.

Since the 1990s, organisations such as Unicef have led the effort to develop and provide alternative sources of water, such as collecting rainwater and filtering surface water. Slowly, the percentage of families exposed to contaminated water has fallen. But a survey conducted by Unicef last year found that 13 per cent of people are still using contaminated water. “That equates to 20 million people,” says Yan Zheng, a Unicef arsenic specialist based in Dhaka. “The health impacts vary. The skin lesions that arsenic causes are well recognised by the villagers. But the cancer and cardiovascular diseases are still not fully recognised by the villagers and some health professionals.” Ms Zheng says a recent study showed significantly higher death rates for those exposed to arsenic: “It was as you would expect – the higher the exposure, the higher the risk.”.

Government and UN officials will publish a new report tomorrow calling for urgent action to tackle what remains a huge problem of contamination, both from drinking water and from crops such as rice that are irrigated with contaminated water. According to the report, being released to coincide with World Water Day, arsenic poses health risks to a significant proportion of the population, though children are particularly vulnerable.

The skin lesions caused by arsenicosis are just the first sign of many possibly fatal health problems. The lesions still attract widespread social stigma in Bangladesh, with many people until recently believing they were the result of a curse.

“Urgent action is needed to refocus the attention of the nation towards an arsenic-safe environment,” says Renata Lok Dessallien, the UN chief in Bangladesh. “Concerted efforts by the government and all stakeholders are necessary to reinvigorate arsenic monitoring and mitigation efforts, and to conduct comprehensive research on emerging threats.”

The arsenic contaminating so much of Bangladesh’s water occurs naturally in the water courses of the rivers that sustain hundreds of millions of people. Many underground sources around the world suffer from arsenic contamination and there have been health issues in countries ranging from Argentina to Taiwan and India. There is also considerable arsenic contamination in parts of the US.

In Bangladesh, a fierce row continues to rage over the responsibility for the massive contamination. While aid groups and the UN insist their testing at the time met international standards, others have argued that there should have been a more thorough awareness of the local geology and topography. Yet more have said that the UN and the World Bank were slow to acknowledge their role in the tragedy.

Dipankar Chakraborti, of the Jadavpur University in West Bengal and a leading expert, says the level of arsenic contamination in Bangladesh is worse than anywhere else globally. He says the international bodies have never fully acknowledged their role in a crisis that will be played out for years to come. “It is a major problem,” he says. “We have found that when we went back to people with skin lesions whom we interviewed 15 years ago, about 30 per cent of them had developed some sort of cancer.”

Last year scientists concluded that arsenic entered the water in tube wells as a result of thousands of ponds that were dug across Bangladesh to provide soil for flood protection. Disturbing the ground released the organic carbon, which in turn causes arsenic to leach from sediments. The scientists from MIT in Boston concluded that one solution would be to dig “deeper drinking-water wells, below the influence of the ponds”.

Meanwhile, educating the public about the dangers of arsenic poisoning, and disabusing them of the widespread idea that its effects are the result of a curse, or infectious, is essential. “Raising awareness among people on the danger of arsenic is essential,” says Bangladesh’s minister of health, Dr A F M Ruhal Haque. “Health workers can disseminate this message, while the government will continue to invest in screening and treatment of arsenicosis patients in affected districts.”

Britain’s toxic beer
Arsenic was a pervasive contaminant in Britain and the US in the 19th century. It was used in wallpaper, fabric dyes, and even as a colouring in confectionery.

One of the worst instances of man-made arsenical poisoning came in Lancashire in late 1900. Large numbers of people in the Manchester and Salford areas displayed symptoms of what was thought to be simple over-indulgence. But, as the cases mounted, and people began to turn up with blackened skin and other tell-tale signs, arsenic poisoning was suspected. This was confirmed, and eventually traced to the firm that supplied sugar used in brewing.

Before the poisonings had run their course, more than 6,000 people had been affected, and 80 of these died. The episode was instrumental in securing more rigorous legislation on food safety.

Kaynakça
Buncombe, A. 2010. How the West poisoned Bangladesh, Asia, World, News, Independent, London, England, http://www.independent.co.uk/news/world/asia/how-the-west-poisoned-bangladesh-1924631.html, accessed at March 24nd 2010.

Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Buncombe, A. 2010. Batı Bangladeş’i Nasıl Zehirledi?, çev. Güler, B. http://www.yerbilimleri.com/bati-bangladesi-nasil-zehirledi