Saturday, June 14th, 2008
Japonya’nın kuzeyinde meydana gelen Richter ölçeğine göre 7,2 büyüklüğündeki depremde 6 kişi öldü, 100 kişi yaralandı ve 12 kişi kayıp. (AA, 2008)

Şekil 1. Bölgede meydana gelen deprem ve artçı şokları (USGS, 2008)
Japon yayın ajansı NHK, yerel saatle 08.43′te (TSİ 02.43) meydana gelen depremin merkez üssünün İwate eyaletinde, başkent Tokyo’nun 450 kilometre kuzeyinde, yerin 10 kilometre altı olduğunu duyurdu. Deprem nedeniyle binaların şiddetle sallandığı, elektriklerin kesildiği yüksek hızlı tren seferlerinin durduğu bildirildi.
Japon basınında yer alan haberlerde deprem nedeniyle bir köprünün çöktüğü bazı kişilerin cam kırıklarıyla yaralandıkları belirtilirken, NHK’nın yetkililere dayanarak verdiği haberde, bölgede bulunan 2 nükleer tesiste hasar meydana gelmediği ve tesislerin normal şekilde çalışmaya devam ettiği kaydedildi.
Depremden sonra 10 kişinin kayıp olduğu bildirildi. Yerel medya kanalları, çoğunluğu toprak altında kalan bir kaplıcada olmak üzere en az 10 kişinin kayıp olduğunu duyurdu. Merkez üssü, Tokyo’nun yaklaşık 300 kilometre kuzeyindeki İwate bölgesi olan depremde, 2 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda yaralı olduğu bildirilmişti. İlk açıklamalarda depremin büyüklüğü 7 olarak verilmişti.
Kaynakça:
AA, 2008. Japonya’da 7.2′lik Deprem Oldu, Tokyo, Japonya, Anadolu Ajansı, aa.com.tr, 14 Haziran 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
USGS, 2008. Magnitude 6.8 - Eastern Honshu Japan, earthquake.usgs.gov, Deprem Risk Programı, Amerikan Yerbilimsel Kurumu, ABD, 14 Haziran 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Posted in Deprem (Yersarsıntısı) | No Comments »
Sunday, June 8th, 2008
Yunanistan’ın Mora yarımadasının kuzeybatısında yer alan Andravida kenti yakınlarında Richter ölçeğine göre 6.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem, 2 kişinin yaşamını yitirmesine ve çok sayıda kişinin yaralanmasına yol açtı. (AA, 2008)

Şekil 1. Bölgede meydana gelen deprem ve artçı şokları (USGS, 2008)
Yunanistan Devlet Televizyonu NET, 1 kişinin Kato Ahaia bölgesinde enkaz altında kalarak yaşamını yitirdiğini, 31′i Ilia kentinde olmak üzere çok sayıda kişinin yaralandığını duyurdu. Ayrıca hastaneye kaldırılan yaralılardan birinin de kalp krizi geçirerek öldüğü kaydedildi.
NET, bölgeden ulaşan bilgilerin, akşamüstü saatleri itibarıyla enkaz altında hiç kimsenin kalmadığı yolunda olduğunu da duyurdu.
Tüm Yunanistan’da hissedilen, ancak Mora’daki Amaliada, Pirgos, Patra ve Bartolomio kentlerinde özellikle etkili olan sarsıntının Pirgos kentinde bir kilisenin yıkılmasına ve bir diğerinde de ciddi maddi hasara yol açtığı , Patras kentinde eski bir binanın çöktüğü ve bölgedeki köylerde özellikle eski yapıların ciddi hasar gördüğüne ilişkin bilgiler geldiği belirtildi.
Kaynakça:
AA, 2008. Yunanistan’da 6.5′lik Deprem, Atina, Yunanistan, Anadolu Ajansı, aa.com.tr, 8 Haziran 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
USGS, 2008. Magnitude 6.1 - Greece, earthquake.usgs.gov, Deprem Risk Programı, Amerikan Yerbilimsel Kurumu, ABD, 8 Haziran 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Posted in Deprem (Yersarsıntısı) | No Comments »
Monday, May 19th, 2008

Burma’daki büyük kasırgadan sonra Çin’de korkunç bir deprem oldu. Herhalde bunların doğrudan bağlantısı yok ama insan gene de ne oluyor diye soruyor kendine. Niye arka arkaya böyle büyük felaketler yaşanıyor?
Bunların arka arkaya yaşanması bir tesadüf. İnsanoğlu gördüğü felaketlerin sadece kendi başına geldiğini zannediyor. Hâlbuki biz jeologlar milyonlarca yıla bakıyoruz ve bu felaketlerin istatistikî dağılımının bir tesadüften ibaret olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla Burma’daki büyük fırtınayla Çin’deki depremin arasında hiçbir ilişki yok.
Çin’deki gibi 7,9 ölçeğinde bir deprem tam olarak nasıl bir şiddeti ifade ediyor?
Şiddet ile büyüklük ayrı şeyler. Sen bana, “7,9 büyüklüğünde bir deprem oldu, bunun şiddeti nedir?” diye soruyorsun. Şiddeti 10-11 olabilir. Şiddet, depremin yaptığı zarar demektir. Bu zarar iki şeye bağlıdır. Bir, altta ne olduğuna, depremin ne tür bir zeminde olduğuna bağlıdır. Yumuşak, alüvyonlu bir zeminde olan deprem çok daha fazla zarar verir. İkincisi, depremin şiddeti bu zeminin üstündeki yapının türüne bağlıdır. Çin’de depremin olduğu yerdeki evleri görsen, bir felaket.
Siz gördünüz mü?
Ben 1982-1984 yılları arasında buralarda çalıştım. Depremin olduğu Siçuan’la ilgili yayınlarım var. Bütün bölgeyi dolaştım. Evler çok kötüydü, çok özensizdi. Deprem tehlikesi düşünülerek yapılmamıştı. Köylülerin evleri bunlar. O evlerden sağ çıkmak kolay değil. Burada çok büyük ölümün, yıkımın olması ve depremin şiddetinin artması normaldir. Bakın… Bir deprem ‘1 ila 12’ arasında bir şiddete sahip oluyor. Depremin şiddeti 1 olduğunda, insanlar hissetmiyor bile.
Şiddet 12 olduğunda ne oluyor peki?
Depremin şiddeti 12 olduğunda hiçbir şey ayakta kalmıyor. Siçuan eyaletindeki depremin şiddeti 11’e çıkmıştır ve her yer dümdüz olmuştur. 1999’daki İzmit depreminde yanılmıyorsam depremin şiddeti 10’a çıkmıştı. İstanbul’da olması beklenen büyük deprem için de modellemeler yapıldı. Son modellemelere göre, bu depremin şiddeti sadece bir yerde 10’a çıkıyor.
Depremin şiddeti nerede 10 oluyor?
Yeşilköy ve civarında 10 oluyor. Diğer sahillerde ise dokuz ve sekize düşüyor. İkinci Köprü’den itibaren, Karadeniz’e doğru depremin şiddeti altıya iniyor. İstanbul Lazlara kalacak derken bunu kastediyorum. Buralarda sağlam evlere bir şey olmayacak, sadece sallanacaklar.
İstanbul’da en tehlikeli yerler nereleri?
Anadolu yakasında Moda, Fenerbahçe, Üsküdar. Avrupa yakasında Haliç’in güneyi, klasik İstanbul, Eminönü, Yeşilköy ve civarı…
İzmit depreminde İstanbul ne kadarlık bir şiddet yaşadı?
Benim tahminime göre, o depremin İstanbul’daki şiddeti beş-altı oldu. Mesela Ambarlı’da altı oldu. Binan iyiyse, beş-altı şiddet hiç önemli değildir.
Çin’deki 7,9’luk son depremin yedi dakika sürdüğü söyleniyor. Yedi dakika sürebilir mi bir deprem gerçekten?
Sürebilir ama Siçuan’daki deprem yedi değil, iki dakika sürdü. Alaska’daki deprem yedi dakikaydı. Anchorage dümdüz oldu. Şehrin birkaç kilometre dışında park edilmiş bir tankeri depremden sonra şehrin merkezinde buldular. Tsunamiyle dalganın üzerinde gelmiş. 1999’daki İzmit depremi ise 45 saniye sürmüştü. İki dakika çok uzun bir süredir. İki dakikalık 7,9 büyüklüğündeki bir deprem de bayağı büyükler sınıfındadır. Zaten depremler yediden itibaren büyükler sınıfına giriyor. 1939’daki Erzincan depremi 7,9 tahmin ediliyor. İstanbul depremi de bize göre iki dakika sürecek. Bunu ilk söylediğimizde iki dakikalık depreme inanmamışlardı, işte alın buyurun, bal gibi oluyor işte.
Her fay sisteminin farklı olduğu, bir depremin diğerini etkilemediği söyleniyor ama, yer kürenin bir bütün olduğunu düşündüğümüzde de her hareket bir diğerini etkiler duygusuna kapılıyor insan. Gerçekten depremler birbirlerini hiç etkilemez mi?
Etkiler. İki tür etki var. Bir, ‘kısa zaman etkisi’. İki, ‘uzun zaman etkisi’. Diyelim ki, İstanbul’da deprem oldu ve birkaç saat ya da birkaç gün sonra Atina’da deprem oldu. İşte bu ‘kısa zaman’ etkisidir. Bu konuda son dönemde ciddi yayınlar yapıldı. Çünkü bizim depremden sonra “bir depremin diğer bir depremi tetikleyebileceği” istatistikî olarak ispat edildi. 99’daki deprem Ege’de ciddi hareketliliğe sebep oldu. İzmit depreminin Yunanistan’daki depremi tetiklediği istatistikî olarak gösterildi. Uzun zaman etkisine gelince… Burada önemli olan levhalardır. Çin’deki, İstanbul’u etkilemez ama Hindistan’ı ve Rusya’yı etkileyebilir.
Rusya bizi etkilemez mi peki?
Rusya’da nerede olduğuna bağlı… Herhalde bizi de Afrika’da, Kızıldeniz’de olan depremler tetikliyor. Kafkaslar’daki depremler de tetikleyebilir. Çünkü biz bir tane dünya üzerinde yaşıyoruz ve levhalar birbirlerini tetikleyebiliyor. Mesela Rusya, Avrasya levhasının üzerinde. Anadolu ise Avrasya levhasıyla Afrika levhasının sınır bölgesinde. Sınır bölgesinde olmak, “bol depremli” bir yerde olmak demektir. Yunanistan da bizim gibi sınır bölgesinde. Portekiz’in güneyi de öyle. Avrasya ile Afrika levhasını birbirinden ayıran sınır bölgesi oradan geçiyor. Meşhur 1755 Portekiz depremi bunun üzerinde oldu. Dokuza yakın büyüklükteki o depremde St. Petersburg’da sarayın avizeleri sallanmış.
1999’daki İzmit depremi de Çin’deki gibi 7,9 büyüklüğündeydi. 7,9 büyüklüğündeki depremler ne kadar sürelerle tekrarlar?
Orta Asya’da, beş yüz yılda bir sekiz büyüklüğünde depremler oluyor. Bursa’da 300-400 yılda bir yedi virgüllüler yaşanıyor. İstanbul’da ise 250 yılda bir 7,6 ya da 7,7 büyüklüğünde depremler oluyor. En son 1766’da yedilik bir deprem yaşandı. Demek ki aradan 242 yıl geçmiş. İstanbul depreminin eli kulağında. Zaten bu depremin tüm ihtimal hesapları da yapıldı. 1999’daki depremden sonra 30-50 yıl içinde İstanbul’da büyük bir depremin olma ihtimali yüzde 70 denildi.
İstanbul’da depremin çok uzun bir süre olmama ihtimali yok mu?
Var. Yüzde bir-iki ihtimal bu. Bekler, bekler kırılmaz ama ondan sonra kırılma korkunç olur. Orta Anadolu’da 500 sene hiçbir hareket olmuyor. Ama sonra 1668’de Erzincan’dan Bolu’ya kadar öyle bir yırtılma yaşanıyor ki, rahatlıkla sekizlik korkunç bir deprem yaşanıyor. İstanbul depremi de 500 sene bekleyebilir ama çok çok küçük bir ihtimal bu.
İstanbul’da 7,9 büyüklüğünde bir deprem olabilir mi?
Bizim tahminimiz İstanbul depremi maksimum 7,6 büyüklüğünde olur. 7,9’luk depremle 7,6’lık deprem arasında büyük bir fark var. İstanbul depremi, Çin’deki son depremin beş, altı kat daha küçüğü olacak demektir bu. Ama çok çok küçüğü de değil. İstanbul depreminin şiddetine gelince… Bu depremde zeminin ve evlerin durumunu, depremin yıkımını belirleyecek olan bir şiddet dağılımı İstanbul için yapıldı aslında.
Sonuç ne çıktı?
Diyelim ki Marmara Denizi’nin içindeki fay parçalı kırıldı. Yani doğu bölümü, Üsküdar’la Tuzla arası kırıldı. O zaman oralarda ve Yeşilköy’le civarında depremin şiddeti dokuza çıkıyor. Bu bölgenin hemen sırtında yer alan Büyükçekmece’den Küçükçekmece Gölü’nün kuzeyine ve oradan da Haliç’e uzanan bölgede depremin şiddeti sekiz olabiliyor. Anadolu yakasında ise sekiz şiddetindeki yerler Avrupa yakasına göre daha dağınık ve daha az. Anadolu yakasında yedi şiddetindeki yerler çok geniş bir yer kaplıyor. Avrupa yakasında ise Birinci ve İkinci Köprü arasındaki yay çizen bir alan yedi şiddetini yaşıyor. Altı şiddetinde ise her iki yakada da tek bir yer var. O da Anadoluhisarı, Maslak vb. İkinci Köprü’nün kuzeyi. Yani Karadeniz’e uzanan bölge…
Prof. Naci Görür ve Kandilli Rasathanesi’nin yöneticisi Marmara’da hareketlilik olduğunu söyledi. Şu anda ne oluyor Marmara’da?
Marmara’da çok küçük depremler oluyor. Bu da fayların aktif olduğunu, burada deprem faaliyetinin sürdüğünü gösteriyor. Bu faylar, beklenen büyük İstanbul depreminin hizasında diziliyor ama bu hareketlilik İstanbul depreminin habercisi değil. Marmara’daki hareketlilik bizi başka türlü endişelendiriyor. Mesela Büyükada’yla Silivri arasında hiç deprem olmuyor. Ben buranın kilitlendiğini hissediyorum. Fay kırılırsa oradan kırılacak diye düşünüyorum.
Naci Görür’ün denizin dibinde izlediği gaz çıkışları özellikle bir şeyin işareti mi peki?
O çok enteresan! Bu gaz çıkışının teorisi henüz yok. Gazın nereden çıktığını biliyoruz ama bize deprem hakkında ne söylüyor onu bilmiyoruz. Gaz, çökel tabakalarının içinden geliyor. Sen, ben ölüyoruz, gömülüyoruz ve gaz, metan oluyoruz… Karbon veriyoruz, petrol oluyoruz… Bu gaz birikiyor ve bir çatlak olduğu zaman yukarıya çıkıyor. Peki, bu çatlak fayla mı ilgili? Bilmiyoruz. Olabilir de, olmayabilir de. Gazların depremle ilgili olup olmadığını bilmiyoruz.
Yakın bir zamanda İstanbul’da deprem bekliyor musunuz?
Ben bekliyorum. 1999’daki depremin üstünden dokuz yıl geçti. Ben o tarihte, İstanbul’da da 10-12 yıl içinde büyük bir deprem olacağını söylemiştim. Bunun bilimsel bir dayanağı yok ama, geçmişte olan iki, üç depreme bakıyorum, hep 10-12 yıl aralıklarla olduğunu görüyorum. Dolayısıyla İstanbul’da deprem olmasını birkaç yıl içinde bekliyorum ben. Ama istatistikî olarak yüzde 70 İstanbul depremi İzmit depreminden sonraki ilk 30-50 yıl arasındaki bir tarihte bekleniyor.
İstanbul Çin’deki gibi bir 7,9’luk depreme dayanabilir mi?
Dayanamaz. Biz İstanbul’da maksimum 7,6 büyüklüğünde bir deprem bekliyoruz. Böyle bir depremde, 50-100 bin arasında bir ölüm rakamı tahmin ediliyor ki bence bu tahmin çok iyimser. Toplam 800 bin binanın yüzde beşinin yani 40 bininin dümdüz olacağı da öngörülüyor. Yüzde 7,9’luk depremde ise ölü sayısı ve yıkım çok daha büyük olur. Ayrıca İstanbul’da sekizden büyük deprem de olmaz. Burada o kadar büyük bir birikim yok. Yanal atımlı faylar da o kadar büyük deprem üretmiyorlar. 500 yıl sonra da olsa deprem gene sekizden büyük olmaz.
Marmara’nın hangi bölgesindeki faylarda kırılma bekliyorsunuz?
İzmit Körfezi’nin ağzından başla, Tuzla’nın ve Adalar’ın güneyinden geç. Sonra İstanbul Boğazı’nın güneyinden Yeşilköy’ün sekiz kilometre güneyine gel ve Kumburgaz’a uzan. Oradan Şarköy’e dümdüz bir çizgi çek. Burası 160 kilometre uzunluğunda bir alan. Bu alanın hepsi bir seferde iki dakikalık 7,6 büyüklüğünde bir depremle kırılacak benim tahminime göre. Eğer fay parçalı kırılırsa, depremler daha kısa ve daha küçük olacak ama hiçbiri yedinin altına inmeyecek. Fayın parçalı kırılması iyi değil.
Niye iyi değil?
Çünkü arka arkaya iki büyük deprem yaşanır bu durumda. Üstelik bir üçüncüsü de gelebilir. Çınarcık’ta yedi büyüklüğünde bir deprem üretecek olan fayların da İstanbul depreminden sonra kırılma ihtimali var. Çınarcık’taki fay kuzey güney atımlı bir fay. Bu yüzden etkisi İstanbul’un içine kadar uzanabilir. İstanbul depremi sahilleri çok kötü etkileyecekken, Çınarcık depremi İstanbul’un içlerine kadar yayılabilir. Bu deprem 1894’tekine benzer ki, çok tatsız bir manzarayla karşı karşıyayız demektir o zaman.
İstanbul’daki son büyük deprem ne zaman olmuştu?
1766’da oldu. Fatih Camii olduğu gibi aşağıya inmiş. Ama İstanbul’da en büyük deprem felaketi 1509’da yaşanmış. Tsunami olmuş, surlar yıkılmış. Ben yine 1509’daki gibi olacağı kanaatindeyim. Bazı jeologlar Marmara’nın altında aslında o kadar büyük bir fay olmadığını söylüyor.
Siz bu görüşü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu adamların diploması iptal edilmelidir. Çünkü bu, dünya düzdür demeye benziyor. Marmara denizinin altındaki fay, Kuzey Anadolu Fayı’nın bir bölümüdür. Dünyanın en iyi tespit edilmiş faylarından biridir bu. Eğer bir jeolog, bir fay tespitini değerlendiremiyorsa, onun elinden diploması alınmalıdır. Cehalet bu.
Doğu Anadolu da fay hattının üzerinde. Doğu’da deprem tehlikesinin boyutları nedir?
Doğu Anadolu’da da, Kuzey Anadolu fayının uzantısı var ve halen orada da Batı Anadolu’dakine benzer çok ciddi bir hareketlilik var. Mesela Bingöl-Karlıova’yla Erzincan arasındaki bölüm aynı İstanbul gibi depremini bekliyor. Orada İstanbul’daki kadar çok insan yaşamıyor ama orası da aynı büyüklükte bir kırılma bekliyor. O deprem de eli kulağında.
Ege’de deprem tehlikesi var mı?
Dünyanın en çok sallanan, kıtalar üzerindeki en aktif sismik bölgesi Ege’dir. Sadece okyanuslarda Ege’den daha aktif yerler var. Ege sürekli sallanır ve maksimum 6,5-yedi büyüklüğünde depremler üretir. Ege denizi senede tahminen 1,5-üç santimetre uzuyor. Girit, Selanik’ten senede aşağı yukarı üç santimetre uzaklaşıyor. Mesela Balıkesir’in kuzeyindeki faylardan birinde 900 senedir deprem olmamış. Oradaki fay kırılırsa, herhalde altının üzerinde bir deprem üretir. MTA’daki arkadaşların çalışmaları bütün bunlar.
Peki, Ankara’da da sık sık küçük ölçekli depremler oluyor? Ankara’yı ne bekliyor?
Yavaş hareket eden faylar var burada. Bunlar altı civarında deprem üretiyorlar. Konya çok ilginç. Son bir milyon yıldır Konya yılda bir santim oynamamış. Hiçbir şey olmamış Konya havzasında. Konya’ya taşınmanızı tavsiye ederim. Su bulunursa, nükleer santral de Konya’da kurulmalı. Ülkede bu kadar sağlam başka bir yer yok. Çünkü Türkiye deprem bölgesi.
Son zamanlarda hem doğuda hem batıda küçük ölçekli depremler meydana geliyor. Bunlar herhangi bir şeyin işareti mi?
Eminim bunlar bir şeyi işaret ediyor ama henüz yorumlayamıyoruz. Çünkü bilmiyoruz! Ben ‘bilmemeyi’ üstüne basa basa söylüyorum çünkü hâlâ o kadar az şeyi biliyoruz ki… Hareketlilikten, fayların canlı olduğunu anlıyoruz ama İstanbul depreminde merkez üssü neresi olacak ve büyüklüğü ne olacak tam bilmiyoruz. Bunları tahmin ediyoruz. Fay şu kadar kırılırsa deprem şu büyüklükte olacak diye tahmin ediyoruz. Bu depremlerin aralıkları ne olacak onu da bilmiyoruz.
İstanbul depreminin mutlaka olacağını nereden biliyoruz peki?
İstatistikî olarak deprem olacak diyoruz. Çünkü fayı adım adım biliyoruz. Bildiklerimiz bize depremin mutlaka olacağını gösteriyor. Ama fay uzun süre de kilitli kalabilir tabii. Çok çok düşük de olsa böyle bir ihtimal var. Düşünebiliyor musun, çok az şey biliyoruz. Bu durumda yapılacak en akıllı şey de bildiğinin en kötüsüne hazırlanmaktır. Bildiğimizin en kötüsü de İstanbul’da 7,6 büyüklüğünde bir deprem olacak ve iki dakika sürecek.
Anadolu’da hem doğuda hem batıda aynı anda deprem olabilir mi?
Olabilir tabii. O zaman seyreyle gümbürtüyü. Erzincan ve İstanbul aynı anda deprem yaşayabilir. Çünkü Kuzey Anadolu fayının iki ucu çok tehlikeli şimdi.
İstanbul’da tsunami olur mu?
Olur. Sinan Özeren’le Nazmi Postacıoğlu Hava Kuvvetleri’nin bir projesini yaptılar. Dünyada ilk kez çok detaylı üç boyutlu bir tsunami modeli çıktı. Yeşilköy’de bir tsunami ihtimalinin olduğu, tsunami olduğu takdirde dalga yüksekliğinin altı-yedi metreye varabileceği neticesi çıktı. Altı-yedi metre ne demek? Sahil düzse, tek katlı evin tamamı gitti demektir. Deniz gelir, istila eder. Tsunami, Boğaz’ın içine girdiğinde dalga yüksekliği giderek düşer, Boğaz girintili olduğu için tsunami kuzeye doğru ufalır ama sahilleri bol bol ıslatır, insanları da sürükler. Evler bu su kütlesine dayanabilir mi bilinmez. Unutmayın, Boğaz’da çarpışan kayalar mitolojisi var. Büyük ihtimalle Boğaz’ın içine tsunami girmiş.
İstanbul’un deprem tehlikesini hafif bir depremle atlatma ihtimali var mı?
Yok. Tarihte hiç olmadı öyle bir şey.
Siz bütün bunlardan emin misiniz?
Bir bilim adamının emin olabileceği kadar eminim. Bilim adamı şüphecidir. Bizim bütün bu tahminlerimizi test etmemiz lazım. Deprem olduğu zaman göreceğiz. İstanbul depremi insanlık için büyük bir felaket olacak ama bilim açısından bilgi artacak. Bu depremler dünyamızın davranışı hakkında muazzam bilgi veriyor bize. Ben bir yerbilimciyim ve bu bilgiyi istiyorum. Ama kişisel olarak İstanbul depreminden çok korkuyorum. Deprem oldu ve hayatta kaldık diyelim. Depremden sonraki yağmada ne olacak? Tam bir cehennem olacak İstanbul. İşte bunun sorumluluğundan, 1999’dan beri Türkiye’yi yönetenler kurtulamayacaklar. Gereğini yapmayarak hepsi korkunç bir insanlık suçu işliyorlar.
Neşe Düzel’in (Taraf) “İstanbul Depremi, Çin’den Altı Kat Küçük Olacak” başlıklı röportajı, taraf.com.tr adresinden değiştirilmeden alınmıştır. 19 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Posted in Deprem (Yersarsıntısı), Güncel Haberler | No Comments »
Monday, May 12th, 2008
Çin’in Sichuan (Çin. 四川) Eyaletinin doğusunda (31.021°K, 103.367°D) yerin yaklaşık 10 km altında, 7.8 (7.9!) büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. (USGS, 2008) Depremde yirmi binden fazla insanın öldüğü, binlerce kişinin yaralandığı bildirildi. (AA, 2008b)
Sichuan Havzasının kuzeybatıdaki sınırında gerçekleşen depremin oluşum mekanizmasının, kuzeydoğu yönlü doğrultulu bir ters faylanma olduğu belirtiliyor. 25 Ağustos 1933 yılında aynı bölgede meydana gelen 7.5 büyüklüğündeki depremde de 9300′den fazla insan hayatını kaybetti. (USGS, 2008)

Şekil 1. Bölgede meydana gelen deprem ve artçı şokları (USGS, 2008)
Çin Resmi Haber Ajansı (Çin. 中国中央电视台), Çin’in güneybatısında bulunan Sichuan Eyaleti’nde binaların yüzde sekseninin çöktüğünü; okulların ve işyerlerinin dolu olduğu gündüz saatlerinde meydana gelen depremde, en az 6 yerleşim bölgesindeki hastane, okul, yurt ve fabrika binaların yıkıldığını bildirdi. Yeni Çin Haber Ajansı (Çin. 新华通讯社), depremin merkezi olan 112 bin nüfuslu Venchuan ilçesine (Çin. 汶川县) yeni ulaşıldığını; Çin Meteoroloji Birimleri son üç gün içinde Sichuan Eyaleti’ne tahmin edilenin çok üzerinde yağmur yağdığını ve bunun kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığını bildirdi. (AA, 2008a) Deprem nedeniyle Sichuan’daki barajların yıkılma tehlikesi altında olduğu, depremin yol açtığı toprak kayması yüzünden Jialing ırmağının akışının kesildiği bildirildi. (AA, 2008b)

Şekil 2. Deprem bölgesinden bir kare. Fotoğraf: AA.
Daha fazla bilgi için Poster of the Eastern Sichuan, China Earthquake of 12 May 2008 - Magnitude 7.9 (İngilizce)
Sichuan eyaletinde meydana gelen depremden sonra kurtarma çalışmalarına katılan iki yüzden fazla görevli, çamur seli sonucu toprak altında kaldı. (AA, 2008c)
Kaynakça:
AA, 2008a. Çin’de Çok Şiddetli Deprem, Pekin, Çin, Anadolu Ajansı, aa.com.tr, 12 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
AA, 2008b. Ölü Sayısı 20 Bini Aştı, Pekin, Çin, Anadolu Ajansı, aa.com.tr, 14 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
AA, 2008c. Çin’de Yeni Felaket: Çamur Seli, Pekin, Çin, Anadolu Ajansı, aa.com.tr, 19 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
USGS, 2008. Magnitude 7.9 - Eastern Sichuan, China, earthquake.usgs.gov, Deprem Risk Programı, Amerikan Yerbilimsel Kurumu, ABD, 12 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. 12 Mayıs 2008 Çin Depremi, yerbilimleri.com
Posted in Deprem (Yersarsıntısı) | 3 Comments »
Monday, May 5th, 2008
Myanmar’da üçüncü kategori kasırga (saatteki hızı 190 kilometreyi aşan siklon[1]) meydana geldi. (CNNTÜRK, 2008a; NTVMSNBC, 2008; TRT, 2008)
Bölgeden gelen son haberlere göre, yaklaşık seksen bin insanın öldüğü ve yaklaşık kırk üç bin insanın kaybolduğu belirtiliyor. Ayrıca beş bin metrekarelik alanında sular altında kaldığı belirtiliyor. (AA, 2008)

Şekil 1. Nagris Siklonundan etkilenen 5 bölge, Myanmar Birliği (eski adları Burma ve Birmanya). (bbc.co.uk, 2008)
Felaketin ardından beş bölgede (bkz. Şekil 1) yaralananların ve evsiz kalanların sayısı bilinmiyor. Felaketten etkilenenlerin sayısı tam olarak belirlenemiyor. Ülkenin güneyinde meydana gelen Nagris Siklonu (bkz. Şekil 2,3) yüzünden, bazı köylerin, kasabaların ve küçük adaların haritadan neredeyse silindiği belirtiliyor.

Şekil 2. Myanmar’ı vuran Nargis Siklonu’ndan önceki (15 Nisan 2008) ve sonraki (5 Mayıs 2008) görüntüler. (earthobservatory.nasa.gov)
Dünya genelinde son 20 yıldaki en büyük kasırgalar (CNNTÜRK, 2008b),
29 Kasım 1988: Bangladeş’i vuran kasırgada 1500′den fazla kişi öldü. Kasırga, Hindistan’ın Batı Bengal sahillerini de etkiledi.
5-18 Aralık 1990: Filipinler’deki Mike tayfunu 750 kişinin ölümüne neden oldu. Çok sayıda kişi kayboldu.
29 Nisan 1991: Bangladeş’deki fırtınada 138 binden fazla kişi öldü.
5 Kasım 1991: Thelma fırtınası Filipinler’in Leyte adasını vurdu. 6 binden fazla kişi öldü, çok sayıda kişi kayboldu.
2 Kasım 1995: Filipinler’de Angela kasırgasında bin kadar kişi öldü, çok sayıda kişinin kaybolduğu açıklandı.
9 Haziran 1998: Hindistan’ın Gucarat eyaletinde fırtına nedeniyle binden fazla kişi öldü.
26 Ekim-5 Kasım 1998: Orta Amerika’da, özellikle Honduras ve Nikaragua’yı vuran Mitch kasırgasında 9 binden fazla kişi öldü, 15 bin kişinin kaybolduğu, 2.3 milyon kişinin kasırgadan etkilendiği açıklandı. Nikaragua’da meydana gelen deprem ve Cerro Negro yanardağının patlaması ölü sayısının artmasına neden oldu.
29 Ekim 1999: Hindistan’ın Orissa eyaletini vuran fırtınada en az 10 bin kişi öldü, aynı sayıda kişi kayboldu.
17-19 Eylül 2004: Haiti’yi vuran Jeanne kasırgasında 1890 kişi öldü, yaklaşık 850 kişi kayboldu.
29-30 Ağustos 2005: Katrina kasırgası, ABD’nin güneyinde özellikle Lousiana ve Mississippi’de 1500′den fazla kişinin ölümüne neden oldu.
15 Kasım 2007: Bangladeş’i vuran Sidr kasırgasında en az 4 bin 400 kişi öldü, milyonlarca kişi evsiz kaldı.
Not:
[1]Siklon (Fr. cyclone), atmosferde bir alçak basınç alanı çevresinde hızla dönen rüzgârların oluşturduğu şiddetli fırtına, kiklon. (tdk.gov.tr, 2008) Daha fazla bilgi için.

Şekil 3. Nargis Siklonu (earthobservatory.nasa.gov)
Nagris Siklonu ile ilgili daha fazla bilgi. (İngilizce)
Kaynakça:
AA, 2008. Nergis Kasırgası: Myanmar’da Ölü Sayısı 80 Bin, Labutta, Myanmar, Anadolu Ajansı, aa.com.tr, 8 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
CNNTÜRK, 2008a. Myanmar’ı vuran kasırgada ölü sayısı 4 bin, cnnturk.com.tr, 5 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
CNNTÜRK, 2008b. Myanmar’ı vuran kasırgada ölü sayısı 22 bin 500, cnnturk.com.tr, 6 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2008. Myanmar’da kasırga: Ölü sayısı 10 bine çıkabilir, Yangon (Rangoon), ntvmsnbc.com, 5 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
TRT, 2008. Myanmar’da Kasırga Faciası, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, trt.net.tr, 5 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Myanmar’da Yıkım: Nargis Siklonu, yerbilimleri.com
Posted in Meteoroloji, İklim | No Comments »
Friday, December 28th, 2007
20-27 Aralık tarihlerinde, sağ yönlü doğrultu atımlı faylanma sonucu, Bala ( “Bâlâ” şeklinde okunur) ilçesini vuran depremler, Ankara’nın depremselliğini tekrar gündeme getirdi. Gerilmelerin arttığı ve azaldığı bölgelerin veri çözümlemeleri devam ediyor. Can kaybının olmadığı depremde, bölgedeki birçok yapı zarar gördü.

20 Aralık 2007 saat 11.48′de M=5.7 büyüklüğünde depremle başlayan etkinlik, Enstitümüz Deprem İzleme Merkezi (Kandilli) tarafından sürekli izlenmektedir. 27 Aralık, 01.47′de M=5.5 ve 27 Aralık 15.47′de M=4.8 büyüklüğündeki depremlere ilaveten büyüklüğü 2.7 ile 4.2 arasında olan yüzü aşkın deprem kaydedilmiştir.
Yörenin bilinen fay geometrisi gözönüne alındığında, son depremler gerilimin yerel olarak artmasının beklendiği bir bölgede meydana gelmiştir. Etkinliğin birbiriyle ilişkili zayıflık alanlarını içeren bir sistem içerisinde yer aldığı ancak büyük deprem üretecek faylarla doğrudan ilişkili olmadığı düşünülmektedir.
Devam etmekte olan etkinlik içerisinde dikkati çeken büyüklükteki M=4.8 ve daha büyük birkaç depremin, birbirine komşu farklı zayıflık bölgelerinde meydana gelmiş olmaları ihtimali yüksektir. Bu özellikleri nedeniyle orta büyüklükteki bu depremlerin kendi aralarında artçı –öncü- olarak sınıflandırmak doğru olmayacaktır. Etkinliğin kısaca özetlenen bu özelliği nedeniyle bir süre daha devam etmesi beklenebilir. (Kandilli, 2007)
2006 yılında başlayan DEPAR projesi kapsamında, bölgede, artçı çalışmalar için gerekli hazırlıkların yanı sıra, yüzey kırığı oluşturan depremlerin çalışılması ve deformasyonların –yamulmaların- tanımlanması için Dr. Fuat Şaroğlu (emekli, MTA), Prof. Ali Koçyiğit (ODTÜ) ve Prof. Dr. Erhan Altunel (Osmangazi Üniversitesi) tarafından oluşan bir aktif tektonik grubu ile işbirliği yapmıştır.
Bu ekip, deprem sonrası durumlarda deprem merkez üssünde çok parametreli deprem bilgilerini “yoruma dayalı değil” aletsel olarak toplamakta ve değerlendirmektedir. Bu bilgileri de en kısa zamanda kamuoyunun bilgisine ve meslektaşlarımızın kullanımına açmaktadır. Yönetsel ve toplumsal fayda odaklı bu çalışmalar esnasında sağlıklı değerlendirmeler için bilgiler toplanmakta ve yetkililerimize ve kamuoyuna ulaştırılmaktadır. (MAM, 2007)
Deprem, Türkiye neotektoniğinin önemli yapılarından olan Tuz Gölü fayının kuzeybatı ucuna yakın bir bölgeden kaynaklanmıştır. Yaklaşık 180 km uzunluğunda sağ yönlü doğrultu atımlı olan Tuz Gölü fayı KB-GD genel uzanımlıdır. Bu fay Kulu yakınlarında sonlanır. MTA Genel Müdürlüğü tarafından üretilmiş olan Türkiye Diri Fay Haritasında (MTA, 1992) fayın sonlandığı bu bölgede Kulu ile Bala arasında KD-GB ve KB-GD uzanımında biribirine çapraz uzanan ve uzunlukları 5-10 km arasında değişen bir fay sistemi yer alır.
Çapraz fay sisteminde her iki doğrultuda da uzanan faylar sağ yönlü doğrultu atımlıdır. 27 Aralık 2007 Bala (Ankara) depreminin ana şoku bu çapraz fay sisteminin kesiştiği alana rastlamaktadır. Sismolojik ve yapısal veriler karşılaştırıldığında depreminin Bala güneyindeki biribirine çapraz uzanan bu diri fay sisteminden kaynaklandığı söylenebilmektedir. (MTA, 2007)
Ayrıca, depremin ardından, Bala’da kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan fayın geçtiği Yanacak Vadisi’nde inceleme yaptı. İncelemeye katılan Doçent Doktor R. Kadir Dirik (Hacettepe Üniversitesi), İsmet Cengiz (MTA) ve Sami Ercan (Afet İşleri) yöredeki son depremlerin, yüzey kırığı oluşturacak büyüklükte olmadığını ve 3 depremin zemin odaklarının da, Yanacak Vadisi’ndeki fay üzerinde göründüğünü söyledi. Yanacak Vadisi’nin kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan faydan kaynaklandığını belirten Dirik, vadinin Tuz Gölü fayı ile aynı konumda olduğuna dikkat çekti ve 2 fay arasında bir çakışma olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyledi.
İncelemeye katılan uzmanlardan JMO Genel Başkanı İsmet Cengiz’de, Bala’nın güneyindeki aktif faylarla Tuz Gölü fayı arasında irtibat bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Tuz Gölü fayının 200–300 yıldır suskun olduğunu, bunun da ciddi bir risk olduğunu söyledi. Cengiz, bununla birlikte, bu fayların üreteceği depremin maksimum büyüklüğünün 6’dan fazla olamayacağını da söyledi. (JMO, 2007)
* Kandilli’nin “Basın Duyurusu”ndan, MTA’nın ve MAM’ın “Güncel Haberleri”nden değiştirilmeden –aynen- alınmış ve derlenmiştir.
Daha fazla bilgi için JMO’nun konuyla ilgili basın açıklaması
www.jmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=2002
Kaynakça:
JMO, 2007. Ankara Depremleri Ülkemizin Çağdaş Afet Yönetimine Duyduğu İhtiyacı Bir Kez Daha Göstermiştir, Jeoloji Mühendisleri Odası, jmo.org.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Kandilli, 2007. Bala Depremleri İle İlgili Basın Duyurursu, Ulusal Deprem İzleme Merkezi, Kandilli Rasathanesi (Gözlemevi) ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesi, koeri.boun.edu.tr/sismo, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
MAM, 2007. 20.12.2007 Bala (Ankara) ML=5.6 Depremi ve Artçı Sarsıntı Çalışmaları, Marmara Araştırma Merkezi, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), mam.gov.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
MTA, 2007. 20 Aralık 2007 Bala (Ankara) Depremi’nden Bilgi Notu, Aktif Tektonik Araştırmaları Birimi, Yer Dinamikleri Araştırma ve Değerlendirme Koordinatörlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), mta.gov.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Posted in Araştırma, Deprem (Yersarsıntısı), Güncel Haberler, Jeofizik (/Yerdoğabilimi), Tektonik (/Kaymaoluşum), Yerbilimi (Jeoloji) | No Comments »
Tuesday, July 18th, 2006
17 Haziran 2006 Pazartesi günü, Türkiye saatine göre 11.19:25 sularında merkez üssü Java Adası’nın güneyi olan ve yerin yaklaşık 34 kilometre altında Endonezya’da meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki depremde en az 339 kişinin hayatını kaybettiği ve 600 yaralının olduğu belirtiliyor. Ayrıca, depremden sonra yaklaşık 2 metre yüksekliğinde Dev Dalga (Tsunami) oluştu.
Bölgedeki ölü ve yaralı sayısının fazla olması, dev dalga uyarılarının geç haber verilmesine bağlanıyor.
Depremden sonra Pangandaran’da oluşan yaklaşıkk 2 metre yüksekliğindeki Dev Dalga (Tsunami) bir çok binanın hasar görmesine sebep oldu. Avusturalya’nın Christmas Adası’nda 60 santimetre yüksekliğinde dev dalga görüldüğü bölgeden gelen son bilgiler arasında…
Dev Dalga (Tsunami), sismik bir hareket sonrası deniz tabanında gerçekleşen kayma veya çökmeler sonucu oluşur. Dev Dalga’yı normal dalgadan ayıran en önemli özellik ise dalgalarının sönüm yapmadan yol katetmesi başka bir değişle aynı genlik ve boyu koruyarak ya da büyüterek yoluna devam etmesidir. Örneğin, 26 Aralık 2004 - Hint Okyanusu (İngilizce)
Kaynakça:
USGS, 2006, Magnitude 7.7 - South of Java, Indonesia, earthquake.usgs.gov/eqcenter/eqinthenews/2006/usqgaf/
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2007. 17 Temmuz 2007 Endonezya Depremi, yerbilimleri.com
Posted in Deprem (Yersarsıntısı), Güncel Haberler | No Comments »
Sunday, May 28th, 2006
27 Mayıs 2006 Cumartesi günü, Türkiye saatine göre 13.54:02 sularında merkez üssü Yogyakarta’nın 25 kilometre Güney-Güneybatısındaki bölgede, yerin yaklaşık 35 kilometre altında Endonezya’nın Java Adası’nda 6.3 (6.2) büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Yerel saate göre sabaha karşı 05.53:58 sularındaki deprem bir çok insanı uykuda yakaladı. Son haberlere göre, ölenlerin sayısı 5000′ni aştı. Depremden sonra bölgede 450′den fazla artçı deprem meydana geldi.
Deprem bölgesindeki nüfusun çoğunluğunu, yakın zamanda Merapi Yanardağı’nın faaliyete geçmesiyle birlikte yanardağ bölgesinden gelen insanlar oluşturuyor. Bölgedeki ulaşımı sağlayan havaalanı, köprülerin, yolların hasar görmesi yardım çalışmalarının güçlükle yürütülmesine sebep oluyor. Yıkılan evlerin altında hâlâ binlerce kişinin kaldığı tahmin ediliyor. Ülkede 3 ay boyunca olağanüstü hâl ilan edildiğini bildirdi.
Yetkililer, depremin ardından bir tsunami tehlikesinin bulunmadığını bildirdi. Ayrıca jeologlar, sarsıntının dünyanın en aktif volkanlarından olan Merapi yanardağında büyük bir patlamaya yol açabileceği uyarısında bulundu. Özellikle artçı şoklardan sonra yanardağın hareketlerinin arttığı belirtildi.
Kaynakça:
NTVMSNBC, 2006, Endonezya 6.2 ile sarsıldı, ntvmsnbc.com/news/374729.asp
USGS, 2006, Magnitude 6.3 - Java, Indonesia, earthquake.usgs.gov/eqcenter/eqinthenews/2006/usneb6
Wikipedia, 2006, 2006 Java earthquake, en.wikipedia.org/wiki/2006_Java_earthquake
Yahoo!, 2006, Powerful Indonesia quake kills over 3,500, news.yahoo.com/s/ap/20060527/ap_on_re_as/indonesia_earthquake
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2007. 27 Mayıs 2006 Endonezya Depremi, yerbilimleri.com
Posted in Deprem (Yersarsıntısı), Güncel Haberler | No Comments »
Tuesday, January 31st, 2006
Dünyamız “Küresel Isınma” adlı bir tehdit altında… Peki bu tehdit ne kadar önemlidir? Herkes bunun kötü bir şey olduğunda hem fikir; fakat kimse olayın ciddiyetinin farkında değil. Bu tehdit kaba tabiri ile bir “saatli bomba” ve kurulmuş, patlamayı bekliyor. Öyle bir bomba ki eğer birşeyler zamanında düzeltilemezse, önümüzdeki yaklaşık 10 yıl gibi kısa bir süre içinde geri dönülmez bir duruma girilecek. Bu durumlara kısaca değinirsek; kuraklıkla birlikte su kıtlığı başlayacak, bunlar dolaylı yoldan tarım alanlarının azalmasına, ormanların yok olamasına sebep olacak; Kutuplar’daki buzullar erimeye başlayacak ve buna bağlı olarak deniz seviyesi yükselecek ki bu durum bir çok ülkenin sular altında kalmasına yol açacak… Dünyanın oluşumundan günümüze kadarki bölümün büyük bir kısmında varlığını sürdürmüş olan bu buzulların erimesiyle, yüzyıllardır buzulların içinde varlığını sürdüren “virüs”ler ve “bakteri”ler ortaya çıkacak ve belki de insanlığın sonunu getirecek. Yani küresel ısınmayı sonun başlangıcı olarak belirtsek yanlış söylemiş olmayız.
Felaketin 100 yıl sonra başlayacak olması günümüz insanoğlunu pek ilgilendirmiyor. Ama 10 yıl sonra kendimizi frenleri patlamış bir otobüsün içinde sonu belirsiz bir yolda giderken bulacağız. Aslında sonucu tahmin etmek hiç de zor değil…
Peki ne gibi önlemler almalıyız? Özellikle atmosferdeki karbondioksit başta olmak üzere diğer sera gazlarının oranını uygun miktarlara çekmek için elimizden geleni yapmalıyız. Sanayiden tarıma her alanda enerji tasarrufu sağlayacak teknolojilere destek vermeli; güneş, jeotermal, biyokütle, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmalıyız. Özellikle meşhur sera gazlarının (atmosferin yapısında var olan bu gazlar başta su buharı olmak üzere karbondioksit, metan, diazot monoksit, ozon, aerosoller vd.) gereğinden fazla oluşmasını engellemeliyiz. Aslında sera gazları iklim sistemi içinde vazgeçilmez bir yere sahiptir. Çünkü güneşten gelen kısa dalga boylu radyasyon atmosferi geçerek yeryüzüne ulaşır. Yer tarafından tutulan güneş radyasyonu daha sonra uzun dalga boylu yer radyasyonu olarak atmosfere bırakılır. Bırakılan uzun dalga boylu radyasyonun bir bölümü atmosferde bulunan sera gazları tarafından tutulur ve tekrar bırakılır. Atmosferin ısınmasında başlıca etkiye sahip olan doğal sera gazlarının bulunmaması durumunda yeryüzünün sıcaklığının bugüne göre ~30 °C daha soğuk olacağı hesaplanmıştır. Bunun yanı sıra atmosferde çeşitli insan kaynaklı nedenlerle miktarı artan bu gazlar yeryüzünün sıcaklığında belirgin artmalara neden olmaktadır. İnsanoğlu atmosferde bulunan gaz oranını arttırdıkça Dünya her geçen gün biraz daha ısınacaktır.
Peki bu gazları hangi ülke atmosfer ne kadar salıyor? Bu gazların yaklaşık %38’ini Amerika Birleşik Devleri, %19’unu Rusya, %16’sını ise diğer G8 ülkeleri olan Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, İngiltere (ABD ve Rusya hariç), %2’sini Avustralya atmosfere salıyor. Bu ülkeler ve diğerleri aslında herkes durumun ciddiyetinin farkında; ama kimse somut bir adım atmıyor. Herşey ortada olmasına rağmen neden insan bile bile ölüme gider? Bu sorunun cevabını bulduğumuz zaman umarım iş işten geçmiş olmaz.
Kaynaklar:
Bilim ve Teknik, Eylül, 1998, Küresel Isınma Rekor Kırıyor
Bilim ve Teknik, Şubat, 2000, Küresel Isınma
Bilim ve Teknik, Eylül, 2001, Küresel Isınma ve Olası Etkileri
Bilim ve Teknik, Ekim, 2002 Buz Örgütlerinin Geleceği (Küresel Isınmanın Sırrı)
Bilim ve Teknik, Ocak, 2003, Küresel Isınmayı Durdurmak
Kandilli Rasathanesi, 2005, Boğaziçi Üniversitesi, koeri.boun.edu.tr/meteoroloji
Bu yazı 12.2.2005 tarihinde, iklimnet.org adresinde yayımlanmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2006. Saatli Bomba!, yerbilimleri.com
Posted in Küresel Isınma, İklim | No Comments »