Dünyada gıda ve biyoyakıtlara talebin giderek artmasıyla, sulak alanlar tarım alanlarına dönüştürülüyor. Bu durum ise yeryüzünde sünger görevi gören sulak alanların azalmasına yol açıyor; yani çevre için tehdit oluşturuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), sulak alanların tarım alanlarına dönüştürüldüğü ülkeler arasında yer alıyor.
Artan biyoyakıt üretimi ABD’de mısır ekiminde patlama yaşanmasına sebep oldu. ABD’de mısır ekimi için sulak alanlar tarım alanlarına dönüştürüldü. Bu yüzden de sulak alanlar hızla yok olmaya başladı. Bilim insanları tüm ülkelere sulak alanların korunması çalışmalarına ağırlık verilmesini istiyor. Sulak alanlar yeryüzünde aslında bir sünger görevi görüyor.
Su seviyelerinin düzenlenmesini sağlayan sulak alanlar, biyoçeşitliliğin korunmasının yanısıra atmosfere salındığında iklim değişikliğini tetikleyen karbon gazının emilimi açısından da önem taşıyor. Dünyada karasal alanın sadece yüzde 5′ini oluşturan sulak alanlar, karadan oluşan karbonun yüzde 20′sini tutuyor.

Ülkemizde ise.. Samsun’un Bafra ve Alaçam ilçelerinin bulunduğu bölgeyi kapsayan Kızılırmak Deltası’nda bulunan balık göllerindeki kirliliğe dikkat çekmek amacıyla “Göller Yoksa Yaşam da Yok” projesi hazırlandığı bildirildi. Bafra Sivil İnisiyatif 2020 Vizyonu Temsilcisi Hamit Genç, projenin Bafra İlçe Kaymakamlığı, Bafra Ziraat Odası Başkanlığı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Bafra Yüksek Okulu ile Bafra Sivil İnisiyatif 2020 Vizyonunca hazırlandığını söyledi.
Balık göllerindeki kirlenmenin sürekli arttığını ve doğal yaşama zarar verdiğini belirten Genç, bu nedenle çevre bilincinin oluşturulması amacıyla böyle bir proje hazırladıklarını kaydetti. Kızılırmak Deltası’nda canlılar için büyük bir yaşam alanı olduğunu ifade eden Genç, “Proje kapsamında çeşitli etkinlikler düzenleyeceğiz. Amacımız, kirliliğe insanların dikkatini çekmektir. Çünkü kamuoyu oluşmasını ve insanların bilinçlenmesini istiyoruz. Ancak bu şekilde kirlenmenin önüne geçilebilir.” dedi.
Kızılırmak Deltası’ndaki balık göllerinde 1975 yılında yıllık 85 ton kefal, 160 ton sudak, 580 sazan üretimi gerçekleştirildiğini ifade eden Genç, kirlenmeden dolayı son yıllarda sadece sazan üretiminin 20 ton ile sınırlı kaldığını belirtti. Genç, proje kapsamında ilköğretim ve lise öğrencilerinin katılımıyla Bafra ilçesinde yürüyüş, okullar arasında ödüllü kompozisyon ve resim yarışmaları, balık göllerine gezi, tiyatro, müzik ve çeşitli sanatsal etkinliklerinin gerçekleştirileceğini de belirtti. Projenin uygulanmasına 2009′un mayıs ayında başlayacaklarını da belirten Genç, çevreye duyarlı bütün insanların projeye destek vermeleri gerektiğini vurguladı.
Küresel ısınma ve Suşi, Akdeniz’de deniz yaşamını tehdit ediyor. Akdeniz ekosistemi içinde yaşamsal önemdeki deniz çayırları da hızla yok oluyor. İnsan faaliyetlerine koruma eksikliği de eklenirken acil koruma önlemleri alınması çağrısında bulunuluyor. Deniz çayırları sayısız canlıya saklanmak, beslenmek ve yavrulamak için ideal bir yuva görevi üstleniyor. Ayrıca kıyı ekosistemini, yabancı ve yayılımcı türlere karşı savunuyor.
Akdeniz’in biyolojik çeşitliliğinde rol oynayan çayırların filizlenme yoğunluğunun yarı yarıya azaldığı ve geri dönüşü olmayan noktaya geldiği belirtiliyor. Denizin ilk 50 metreye kadar olan derinliklerinde bulunan ve oksijen kaynağı olarak besin zincirinin birinci halkasında yer alan çayırlar, balıkçılık stoklarının devamının sağlanması için yaşamsal önemde. Kıyı şeridindeki 1 metrelik bir çayırlık alan kaybı, kıyı erozyonu sonucu denizin yaklaşık 20 metre içeri çekilmesine de neden oluyor. Trolle avlanma, kıyı doldurma, artan bulanıklık ve kirlenme deniz çayırlarının yok olmasında en büyük etken olarak gösteriliyor.
Aşırı avlanmaya son verilmezse Ton balığının 2012′ye kadar tükenme tehlikesinin bulunduğu bildirildi.
Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) araştırmasına göre, mevcut av kotalarının korunması halinde üreme çağındaki Atlantik ton balığı üç yıl içinden tükenmiş olacak. Vakıf, orkinos olarak da bilinen ton balığının soyunu devam ettirmesini sağlamak için, balıkların üremek için Akdeniz’e yüzdüğü mayıs ve haziran aylarındaki avlanmayı tamamen durdurmak gerektiğini vurguladı.
Japonların ünlü Suşi yemeğinde kullanılan ton balığına Japonya’dan talebin fazlalığı da son 10 yılda Akdeniz’deki avcılığın artmasına yol açtı. WWF, yaklaşık yarım ton gelen olgun bir ton balığının ortalama ağırlığının 1990′lardan beri yarıya indiğini bildirdi. Bunun ton balığının çoğalmasında önemli etkisi var, çünkü büyük balıkların daha çok yavrusu oluyor. Avın, tavsiye edilen kotaları yüzde 47 aştığı belirtiliyor.
Bu haber, TRT sitesinden derlenmiştir.