Evren’in ve Dünya’nın Yaşı

Yerbilim ile ilgili tartışmalar, Evrim Teorisi ortaya konduğundan beri bu teori ile bir arada yürümektedir.

Yerbilimsel bulguların, Kutsal Kitaplar’ın (özellikle Tevrat’ın) bazı yorumları ile çelişmesi, yerbilim ile din arasında bir gerilimin doğmasına sebep olmuştur. Bu gerilimin en önemli sebebi, bazı din adamlarının, Dünya’nın yaşını yerbilimsel bulguların tersine, çok genç olarak tahayyül etmeleriydi (/hayal etmeleriydi). Bu tahayyüllerin, özellikle Tevrat’a dayandırılmış olması sorunun kaynağıydı. Birçok ateist, yaratılışçıların evrimcilerden farkını ortaya koyarken, yaratılışçıların genç bir dünya öngörmelerine karşı evrimcilerin yaşlı bir dünya öngördüğünü söylerler.[1] Bunu yaparken de özellikle Henry M. Morris gibi genç bir dünya öngören yaratılışçıların izahlarını ön plana çıkarırlar. Böylece dünyanın yaşının dört-beş milyar yıl arasında olduğunu gösteren tüm deliller, Evrim Teorisi’ni de destekliyormuş gibi bir tarzda sunulur. Dünya’nın yaşı ile ilgili tartışmaların Evrim Teorisi ile birleştirilmesi ve Dünya’nın yaşının dört-beş milyar yıl olduğunun gösterilmesi, Evrim Teorisi’nin doğrulanması veya yaratılışın yanlışlanması olarak gösterilemez. Her şeyden önce yeryüzünün yaşlı olduğunun gösterilmesi Evrim Teorisi’nden farklıdır, ayrıca günümüzde tek Tanrı’lı dinlerin Kutsal kitaplarına bağlılarının çoğu, Dünya’nın dört-beş milyarlık yaşının, kutsal kitaplarıyla çelişmediği kanaatindedirler.[2]


The universe’s timeline, from inflation to the WMAP (Wilkinson Microwave Anisotropy Probe). Source: NASA/WMAP Science Team. Ayrıca daha ayrıntılı ve Türkçe’ye Uzay Sezen tarafından uyarlanmış “Büyük Patlama”dan günümüze: evrimsel zaman çizelgesi; evrenin tarihi, güneş sistemi ve yaşamın Dünya üzerindeki gelişimi için tıklayın!

Özellikle İslam dünyasında Dünya’nın uzun zaman dilimlerinde yaratılmış olduğu fikri hiçbir zaman ciddi bir problem oluşturmamıştır. Hristiyanlarda ise Dünya’nın 6000 yıl kadar önce yaratıldığı görüşü özellikle 17. yüzyılda İrlanda başpiskoposu James Usher’in yaptığı hesaba dayanmaktadır.[3] Birçok Yahudi ve Hristiyan din bilimci Usher’in Tevrat’ta “oğlu” olarak aldığı ifadelerin “soyundan olan” anlamına da geldiğini ve onun hesaplarının güvenilir olmadığını söylemişlerdir. Zaten bu tarih Tevrat’ta apaçık çıksaydı, Usher’den binlerce yıl önce vahyedilen Tevrat’taki bu tarihin bulunmasının Usher’in dönemine kalmaması beklenirdi.

Evren’in ve Dünya’nın yaşı ile ilgili tartışmalarda Tevrat’ta ve Kuran’da geçen “altı gün” ifadesi gündeme gelmiştir. Bu ifade Tevrat ve Kuran’da şu şekilde geçer:

Ve Allah yaptığı her şeyi gördü, ve işte, çok iyi idi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, altıncı gün.[4]

O, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahmandır. Bunu haberi olana sor.[5]

Tevrat’ta geçen “gün” kelimesinin İbranicesi “yovm” dur. Bu kelimenin İbranicesinin, 24 saatlik bir günü ifade ettiği gibi, “bir dönemi” de ifade ettiğini; Tevrat’ın Tekvin bölümünde geçen “altı gün” ibaresinin “uzun zaman dönemleri” anlamında anlaşılması gerektiğini hem Yahudi, hem de Hristiyan teologlardan söyleyenler olmuştur.[6] 2005 yılını takvimlerinde 5765. yıl olarak gösteren Yahudiler, takvimlerini Hz. Adem’in yaratılışıyla başlatırlar, ama Dünya’nın ve Evren’in yaratılışını Hz. Adem’in yaratılışından ayıran birçok Yahudi, Evren’in onbeşmilyarlık ve Dünya’nın beşmilyarlık yaşını, Tevrat’ın anlatımlarına ters görmemişlerdir. Adem’den önce insanımsı maymunların olabileceğini, Tevrat’ın dilinde, ancak Adem’in nesline insan dendiğini söylemişlerdir.[7] Tevrat’taki “günler” ifadesinin Dünya ve Güneş arasında ilişkiye dayanan 24 saatlik dönemleri kastetmediğini, çünkü Tevrat’ta Güneş’in ancak dördüncü gün yaratıldığının geçtiğini söyleyerek de bunu desteklemişlerdir. [8]
İlgili Tevrat ifadeleri şöyledir:

16- Ve Allah, daha büyük olan ışık gündüze hükmetmek için ve küçüğünü geceye hükmetmek için, iki büyük ışık yaptı; yıldızları da yaptı.

17- Ve yer üzerine ışık vermek ve gündüze ve geceye hükmetmek ve ışığı karanlıktan ayırmak için.

18- Allah onları göklerin kubbesine koydu ve Allah iyi olduğunu gördü.

19- Ve akşam oldu ve sabah oldu, dördüncü gün.[9]

Yahudi bilginler gibi, Hristiyan teologlar da Dünya gününün kaynağı Güneş’in, yaratılış günlerinden dördüncü günde yaratıldığına, bu yüzden gün kavramının Dünya günleri anlamında anlaşılmaması gerektiğini söylemişlerdir.[10] Günümüzdeki Hristiyan teologların birçoğu, Usher’in kronolojisini ve Yahudi takvimini reddedip, Hz. Adem’in daha önce yaratılmış olabileceğini savunmakta ve türlerin özel yaratılışını yaşlı bir dünya görüşüyle birleştirmektedirler.[11] Bu görüşü ayırdetmek için “Yaşlı Dünya Yaratılışçılığı” (Old Earth Creationism) ismi sıkça kullanılmaktadır.

Yahudi ve Hristiyan düşünürler arasında “Yaşlı Dünya Yaratılışçılığı” daha yaygın olsa da, buna karşın türlerin özel yaratılışını genç bir dünya görüşüyle birleştirenler de vardır ki bu görüşe “Genç Dünya Yaratılışçılığı” (Young Earth Creationism) denmektedir. Bu görüşte olanlar Evren’in ve Dünya’nın “altı-günde” yaratılmasını dünyevi 24 saat anlamında gün olarak algılamaktadırlar.[12] Bu görüşü savunanların çoğu, bilim ile dinin ayrı alanlar olduğunu, bunları birbirine karıştırmamız gerektiğini söylememektedirler. Fakat bilimsel delillerin genç bir Dünya’nın ve Evren’in varlığını desteklediğini savunmaktadırlar. Dinazor kemiklerinde bulunan hemoglobinin, bu canlıların birkaç bin yıl önce yaşadığını gösterdiği, çünkü hemoglobinin birkaç bin yıldan fazla dayanamayacağını, Ay’ın Dünya’dan yılda 4 cm uzaklaştığını, milyarlarca yıllık Dünya ömrüne bunun aykırı olduğunu söylemektedirler.[13] Kayaların radyometrik ölçümü gibi bilimsel metotları ele alıp, bunların güvenilmez olduğunu göstermeye çalışmaktadırlar.[14] Yerbilimsel olayların hiçbirinin tekdüzenlilik (ya da tekdüzelilik, İng. uniformatism) ilkesine göre açıklanamayacağını; günümüzün yerbilimsel olaylarının geçmişe anahtar olamayacağını ve yaş tahmini ile ilgili yanılgıların kaynağının yanlış tekdüzenlilik ilkesinin apriori* kabulü olduğunu, yer katmanlarının hızlı oluşumla açıklanabileceğini savunmaktadırlar.[15] Tekdüzenlilik ile ani-yıkımcılığın (İng. catastrophism) arasındaki tartışmaların yerbiliminde önemli bir yeri vardır. Yakın dönemlerde de birçok yerbilimci, ani-yıkımcı olayların tek-düzenlikli olaylardan yerbilimi açısından daha önemli etkilerde bulunduğunu kabul etse de, ani-yıkımcı yaklaşımı ön plana çıkaran bilim adamları yine Dünya’nın yaşını milyarlarca yıl olarak tahmin etmektedirler.

*Hiçbir denemeye dayanmayan ve akıl yordamıyla bulunup ortaya konan, önsel. Kaynak: TDK.

Kutsal Metinlerin birçok yorumu, Dünya’nın ve Evren’in yaşlı olarak algılanmasına imkan tanımıştır. Birçok bilim adamı ve teolog gibi Darwin de, Tevrat’taki altı günde yaratılış ile ilgili ifadenin, uzun zaman dilimlerinde yaratılışı kastettiğini savundu.[16] Darwin’den sonraki tüm “Hristiyan-evrimciler” de bu yorumu benimsedi ve özel yaratılışı savunan “Yaşlı Dünya Yaratılışçıları” ile Tevrat’ın bu yorumunda aynı fikri paylaştılar.[17] Bu yorumu savunanların bir kısmı gün (yovm) kelimesinin zaman dilimlerini de doğrudan ifade ettiğini söylerken, bir kısmı “altı gün” ifadesinin kastının Tanrı’nın yaratılış emirleri olduğunu, bu günlerin arasına uzun zaman dilimleri girdiğini, böylece altı ayrı günde verilen yaratılış emirlerinin uzun zaman diliminde yerine geldiğini savunurlar; bu ikinci görüşe “aralıklı-günler görüşü” (intermittent-day view) ismi verilmiştir.[18]

Kuran’da geçen “altı gün” ifadesindeki “gün kelimesinin Arapçası “yevm”dir ve hemen fark edileceği gibi aynı dil ailesinden gelen Arapça ve İbranicede, gün kavramı, aynı kökten gelen bir kelimeyle ifade edilmektedir. “Yevm” kelimesinin 24 saatlik gün gibi, zaman dilimlerini de ifade ettiği belirtilmiştir.[19] Kuran’da ellibin yıllık bir süreç için de, bin yıllık bir süreç için de “yevm” kelimesinin kullanılması, “altı gün” kavramıyla “altı uzun devir” kastedilebileceğine dair bir anlayışı oluşturmuştu.[20]

İlgili Kuran ayetleri şöyledir:

Gökten yere her işi çekip çevirir. Sonra O, sizin saymakta olduğunuz bin yıla denk bir günde O’na yükselir.[21]

Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde O’na yükselirler.[22]

Benzer bir ifade Eski Ahit’in Mezmurlarında geçer:[23]

Çünkü senin gözünde bin yıl, geçen dünkü gün ve bir gece nöbeti gibidir.[24]

Kutsal Metinlerdeki “gün” kelimesinin bu kullanılışı, bu kelimenin uzun zaman dilimlerini ifade etmesinin yanında, modern bilimin önemli kabullerinden olan zamanın izafiliğine de bir işaret olarak algılanmıştır.[25] Zamanın izafiliği, bizim zaman algımızın mutlak bir zaman kavramına işaret etmediğini, zaman ile ilgili yanılgılarımızın kaynağında; zamanı, herkes için, her yerde, her şartta aynı ontolojik mutlaklığa sahip zannetmemizin yattığını öğretmiştir.

Usher’in kronolojisine ve Hz. Adem’in yaşadığı dönemi gösteren bir takvime sahip olmayan İslam aleminde, yerbiliminin Dünya’nın yaşlı olduğuna dair verileri ve fosil bilimin bunu destekleyen delilleri, ciddi bir bilim-din çatışmasına sebep olmamıştır. “Yaşlı Dünya Yaratılışçılığı” ve “Genç Dünya Yaratılışçılığı” şeklinde Hristiyan alemindekine benzer bir tartışmanın İslam aleminde yapıldığına dair bir bilgiye rastlamadık. Gerçi Hristiyan aleminde, Kitabı Mukaddes’e ve İbranice dilinin özelliklerine de dayanılarak bu gerilim önemli anlamda aşılmıştır, ama bu gerilimin tamamen giderildiğini söyleyemeyiz.

Dünya’nın ve Evren’in yaşı ile ilgili tespitler birçok ayrı hesaplama yönteminin neticesinde elde edilmiştir. Evrenin genişleme hızına ve uzaydaki madde yoğunluğuna bağlı ölçümlerde elde edilen sonuçlar arasında farklılıklar olsa da, sonuçlar 15 milyar yıl civarında bir tarihi vermektedir.[26] Big Bang Teorisi’nin doğruluğunu ispat eden ve Evren’in çok sıcak ve çok yoğun başlangıçtan sürekli genişleyerek bu hale geldiğini gösteren aşamalar için milyarlarca yıl geçmesi gerektiği anlaşılmıştır.[27]

Modern bilimin verileri ile Evren’in ve Dünya’nın yaşının milyarlarca yıl ile ifade edilmesi gerektiğinin ortaya konması, Evren’in ve Dünya’nın yaşını binlerle ifade eden “Genç Dünya Yaratılışçılığı”nı savunmanın imkanının kalmadığını göstermektedir. Özel yaratılışı savunanların önemli bir kısmı da zaten Kutsal metinler açısından Dünya’nın yaşlı olmasının bir sorun teşkil etmediğini söylemişlerdir. Durum böyleyken Evren’in ve Dünya’nın yaşlı olduğuna dair verileri özel yaratılışa karşı bir delilmiş gibi sunmak hatalı olacaktır. Dünya’nın ve Evren’in yaşı ile ilgili tartışmalar, tezimizin başından beri gördüğümüz şekilde Evrim Teorisi ile iç içe geçmiştir. Başta özel yaratılışı Usher’in kronolojisiyle birleştiren yaklaşım ile Evrim Teorisi’ne karşı çıkıldığı için; yaşlı bir Dünya’nın ispatının, Evrim Teorisi’nin ispatıymış gibi sunulması yanlışı yapılmıştır. Bunun sebebinin, Evrim Teorisi’nden çok daha sağlam argümanlara ve matematiksel verilere dayalı yerbiliminin milyarlarca yıllık Dünya öğretisinin, özel yaratılışı yanlışlamak için kullanılmasının istenmesi olduğunu söylemek mümkündür. Oysa görüldüğü gibi yaşlı Dünya fikri, özel yaratılışın alternatifi değildir; fakat sadece bazı özel yaratılışçıların kabul ettiği genç Dünya öğretisinin tersidir.

Evren’in ve Dünya’nın yaşı ile ilgili tartışmaların, Kutsal Metinler’e uygunluk dışında da önemli bir boyutu vardır. Ateist-evrimciler, canlıların tasarımlı gibi göründüğünü, bunun bir yanılsamadan ibaret bulunduğunu, bunun sebebinin ise uzun zaman diliminde birbirine eklenen tesadüfler olduğunu söylemektedirler. Tesadüflerin mutasyon olarak açığa çıktığı ve doğal seleksiyon ile korunduğu söylenir. Bizi yanıltanın ise zaman olduğu, uzun zaman diliminin mevcut canlıları oluşturmaya yeterli olacağı söylenir. Bu iddia açısından, Evren’in hesaplanan yaklaşık 15 milyar yıllık ömrünün ve Dünya’nın hesaplanan yaklaşık 5 milyar yıllık ömrünün tesadüfen canlıları oluşturmaya yeterli olup olmadığı önemlidir.

[1] Philip Kitcher, Abusing Science The Case Against Creationism, MIT Press, Cambridge, (1982), s. 41.

[2] Pattle P.T. Pun, Evolution: Nature And Scripture in Conflicts. Zondervan, Grand Rapids (1982), s. 52.; Mustafa Mlivo, Quran Ispred Nauke I Civilizacije, Medzliz Islamske Zajednice, Bugojno, Sarajevo (2001), s. 110.

[3] Bertrand Russell, Bilim ve Din, s. 35.

[4] Tevrat, Tekvin, Bap 1, 31.

[5] Kur’an-ı Kerim, Furkan Suresi, 25/59.

[6] R. Laird Harris ve diğerleri, Theological Wordbook of The Old Testament, Volume 2, Moody Press, Chicago (1980), s. 672-673; Aktaran: Hugh Ross, The Fingerprint of God, Whitaker House, 2. Baskı, New Kensington (1989), s. 146-147.

[7] Gerald L. Schroeder, Genesis And The Big Bang, Bantom Books, New York (1990), s. 21.

[8] Rabi Benjamin Blech, Nedenleri ve Niçinleriyle Yahudilik, çev: Estreya Seval Veli, Gözlem Yayın, İstanbul (2003), s. 165.

[9] Tevrat, Tekvin, Bap 1,16-19.

[10] David Sterchi, Does Genesis I Provide A Chronological Sequence, (‘Journal of The Evengelical Theological Society 39′ içinde) (1996), s. 429-536; Aktaran: Vern s. Poythress, Response to Paul Nelson and John Mark Reynolds, s. 93.

[11] Robert C. Newman, Progressive Creationism, s. 105-152.

[12] Paul Nelson ve John Mark Reynolds, Young Earth Creationism, (ed: J. P. Moreland ve John Mork Reynolds ‘Three Views On Creation And Evolution’ içinde) Zondervan, Publishing House, Michigan (1999), s. 41-75.

[13] Jonathan Sarfeti, Refuting Evolution, 10. Baskı, Master Books, Green Forest (2000), s. 112-114.

[14] Henry M. Morris, Scientific Creationism, s. 131-160.

[15] Henry M. Morris, Scientific Creationism, s. 101.

[16] Charles Darwin, Voyage Of The Beegle, s. 404-405.

[17] Howard J. Van Till, The Fully Gifted Creation, (ed: J. P. Moreland ve John Mark Reynolds, ‘Three Views On Creation And Evolution’ içinde) Zondervan, Publishing House, Michigan (1999), s. 161-225.

[18] Robert C. Newman, Progressive Creationism, (ed: J. P. Moreland ve John Mork Reynolds ‘Three Views On Creation And Evolution’ içinde) Zondervan, Publishing House, Michigan (1999), s. 155.

[19] Maurice Bucaille, Tevrat, İnciller ve Kuran, çev: Mehmet Ali Sönmez, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara (1998), s. 214-216 ; Şakir Kocabaş, Kuran’da Yaratılış, Pınar Yayınları, İstanbul (2004), s. 92.

[20] Kuran Araştırmaları Gurubu, Kur’an Hiç Tükenmeyen Mucize, 7. Baskı, İstanbul Yayınevi, İstanbul (2004), s. 73-76.

[21] Kur’an-ı Kerim, Secde Suresi, 32/5.

[22] Kur’an-ı Kerim, Mearic Suresi, 70/4.

[23] Mezmurlar Hz. Davud’a verilen kitabı ifade eder ve Tanrı’ya övgü, şükran, nedamet gibi duyguları dile getiren ilahileri içerir; Thomas Michel, Hristiyan Tanrı Bilimine Giriş, Ohen Basımevi, İstanbul (1992), s. 28.

[24] Eski Ahit, Mezmurlar, 90-4.

[25] Gerald L. Schroeder, Genesis And The Big Bang, s. 50-54 ; Kuran Araştırmaları Gurubu, Kur’an Hiç Tükenmeyen Mucize, s. 73.

[26] William B. Drees, Beyond The Big Bang, Open Court Publishing, Illionis (1993), s. 219. ; Ralph A. Alpher, Robert Herman, Genesis Of The Big Bang, Oxford University Press, New York (2000). s. 18-19.

[27] Caner Taslaman, Big Bang ve Tanrı, s. 30-84.

Taslaman, C. 2007. Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı, İstanbul Yayınevi, s. 472, canertaslaman.com, 26 Haziran 2009 tarihinde ulaşılmıştır.

Leave a Reply

  1. Caner Taslamanın bu makalesi ve bu makalenin alıntılandığı kitap bilim-din-felsefe ilişkisiyle ilgili Türkçe yazılmış en kaliteli kitaptır diyebilirim.

  2. dünyanın yaşını allahtan iyi kimse bilemez bazı bilim adamları bildiklerini savunsalarda onlar önce
    kuranı kerime baksınlar

  3. Önümüzdeki 1000 yıl daha dünyanın yaşı ile ilgili kimse net bir rakam’a ulaşamayacaktır.

    Kutsal kitaplarda geçen 6 gün gibi kısa günler zamanın farklı yaşandığı mekanlardan bahsedildiği için neye göre ve hangi hız ve zaman denklemine göre 6 bilinmez…

  4. Dünya oluşumundan bu yana geçen süre içerisinde gerçekleşen bir evren olayı ile zaman mefhumunun değiştiğini düşünüyorum. Zaman kavramı , Allah (c.c) ‘ nin bizi yaptığımız işlerde disipline etme ve birçok olayı planlayabilme amacıyla yarattığı bir kavram bir değişkendir. Yani Zaman sabit olarak ilerlemez. Bilim adamlarının yaptığı araştırmalara saygı duymak ve reddetmemek gerekir. Çünkü Allah (c.c)’ nin verdiği ilim sayesinde araştırmalarını yapmaktalar. Çoğu kişinin bildiği üzere basit bir c14 karbon testiyle hangi parçacığın bize göre kaç sene önce oluştuğu tespit edilebiliyor. İbrahimi dinlerin hepsinde bahsedildiği üzere İnsanlık tarihinin ilk yaratılıştan bu yana 6000 sene geçtiğini biliyoruz. Bundan önce de hiçbir İnsanın yaşamadığı bir devir var. Kutsal kitaplarda bahsi geçen 6 gün Dünyanın kendi ekseni etrafında ne kadar hızlı dönmesiyle alakalı bir kavram. O anki hızın şimdiki hız ile bir alakası olmayabilir. Bu da 6 gün süresinin farklı yorumlanabilecği anlamına gelir. Dünyada yaşanan olayları Nuh tufanı öncesi ve sonrası diye 2 kısımda inceleyebiliriz. Nuh tufanı sonrası elde edilen bulgular ve İbrahimi dinlerin bu döneme ilişkin söylevleri zaman açısından birbiriyle fazla çelişmez. Ancak Nuh tufanı öncesi elde edilen bulgular ve İbrahimi dinlerin zamansal söylevleri birbirinden çok farklıdır. Benim görüşüme görev Nuh tufanı veya bu yakın bir zaman diliminde. Zamanın “ivme” si, şuana göre 0 (sıfır) değildi. Bu dönemden günümüze kadar ivme bize göre 0 kalmaya devam etti. Ancak bu dönemden önce geriye doğru gidecek olursak sürekli artan bir ivme olduğunu düşünüyorum. Yani Dünyanın Yaratılışından bu yana ivme giderek azaldı veya ivme sürekli değişiklik gösterdi. Zamanı bildiğimiz gibi yorumlayamayız. Zamanı bir sabit olarak görürsek, sürekli yanılgıya düşeriz. Bu yüzden örnek olarak m,ö. 100.000 diye verilen bir sene aslında m.ö. 2500 ile m.ö. 4000 senesi arasında olan bir yere karşılık gelir. Bu bilimsel kanıtlara dayanarak ilk insan Adem (a.s.)’ ın m.ö. 4000 senesinde yaratılmadığın düşünemeyiz.

  5. 4.508.228.571, 428571 =dünyanın tam yaşı
    15.778.800.000 =evrenin yaşı
    31.557.600.000 =tüm zamanların genişliği
    evren çift katmanlı ve sonlu.ispatının nasıl yapılacağı çok kolay.

  6. vay anasınıya yıldızlara bakınca geçmişe baktıgım aklımın ucundan gecmezdi hiç:D

  7.                            YARADILIŞ VE SON                              BİLİM1-Evren genişlememektedir, tüm yıldızlar 365250 km/sn hızla yörüngesinde kendi ışığına doğru yol almaktadır.2-Saniyede 365250 km hızla giden tüm yıldızlar bize evreni  genişliyor zannettirmektedir. Arkalarından kendi ışıkları takip etmektedir ve kütleleri tekrar ışıklarını yakalamak üzeredir.3-Karadelik diye adlandırılan ; görevini tamamlamış yıldızlardır.4-Yıldızlar sadece geçiş kapılarıdır.5-Cern de yapılan deneyde elde edilecek olan yapay bir yıldızdır(karadelik).6-İnsan 3 yerde yaşamaktadır.7-DECCAL dünyaya diğer 2 yerden istediği andan (oradaki hayatlar tek bir andan ibarettir) yeniden getirebilecektir.8-Yani deccal zamanı geri çeviremeyeceğini ve asla önüne geçemeyeceğini, kıyameti önleyemeyeceğini anlayıp çıldırmış bir insan olacaktır.9-Big-Bang yalandan ibarettir.tüm yıldızların aynı hızda hareket etmesi bize evreni sabitmiş ve genişliyormuş gibi göstermektedir.Saten doğru olsaydı evrendeki tüm gezegenler vs aynı yaşta olurdu.10-Zaman Allah’ ın bir anlık gözleminden bizimkine kadar bükülen bir olgudur.(ben gözlemimi saniye cinsinden alıyorum altını gözlemleyemiyor üzeri içinde beklemek zorundayım.Oysa Allah hiç beklemez her şey ol dediği anda oluverir).11-Allah’ın varlığı kesindir.Aksi halde tüm bu düzendekiler yörüngelerinden farklı yere giderler.Çifte yarık deneyine bakınız gözlemcinin gerekliliğini görürüz.12-Güneş tekrar kendi ışığına kavuştuğunda (buzullar erimektedir yaklaşmıştır) korunmayan her göz kör olacaktır.(7 kat güçlü bir ışıktır.).Son bir hamleylede (aşırı hızlı döngü) dağ taş dümdüz olacakır.(kıyamettir).                                                                              KUR’AN1-O ol dediğinde her şey oluverir.2-Kur’an bizlere ahirette 1 günün 1000 yıla eşit olduğunu söyler.Dünyanın yıllık gözlemi                                     365,25 * 1000= 365250 yıl=1 gün
    3-Kur’an bizlere güneş ve ay ,yörüngelerinde akıp giderler der.4-Kıyamet günündeki çığlıktan bahseder.(7 kat güçlü bir ışık ve aşırı hızlı döngü)5-Oluşum sürecini Allah gizli tutmuştur.Elif, Lam, Mim, Sad.6-Elif: Ol demesi ve aynı anda gözetlemesidir.   Lam: Diğer 2 hayatlarımızdan sözleşmelerin imzalandığı yer.Uzunluğu Mimle aynıdır.   Mim: Dünyada yaptıklarımızın (seçim ve tercihlerimizin) bulunduğu yerdir.Lam la aynı uzunluktadır.Saten aynı olmak zorundadır.Oradaki hayatlar tek bir andan ibarettir.   Sad: Bizler için sözleşmenin bittiği yer.Dünya.Dönüş yine Allah’ adır.7-Biz dünyayı 6 günde yarattık diye bahseder.7-Geriye kalan şeyler meallerde mevcuttur.Elmalılı Hamdi Yazır şahsi tavsiyemdir.   

                                                                    AKIL 

    Görüldüğü üzere insan 3 yerde yaşamaktadır.Döngüyle oluşan içe ve dışa gelen dalgaların oluşturduğu evrenlerdir.Bunlar artık bilimdede Kur’anda da olduğu için açıklama geregi duymuyorum.Dünya dönmeden önce aynı uzunluğa sahip 6 kat varken tüm zamanları kendi etrafında dönerek toplayan dünya 7. katı(içe-dışa) oluşturmaktadır.Saten şekil büyük ölçüde her şeyi anlatıyor.bu 3 üde aynı anda olmaktadır.İnsan kendisine şahitlik etsin diye Sad’a gönderilmiştir.Zaman sadece dünya (sad) için bükülmektedir.Yani herhangi bir intihar yada adam öldürmek insanın kendi kendine şahitlik edemeyişidir.en büyük inkardır.cinayetin 2. kötü tarafı ölenin geriye kalan tüm vebalini üstlenmektir.henüz dünya (kendi etrafında gece ve gündüz oluşmazken) dönmezken Lamdaki ve Mimdeki yaşamlara bir bakalım.      Ben kısa bir hesap yapıyorum siz dilediğinizce yapabilirsiniz.1 günüm 1000 yıla eşit olduğuna göre 1 saniyelik gözlemim 365250 yıla ve an’ a (oradaki hayatlar anlık)eşittir. (dünya zamanını günlük haftaık aylık yıllık vs dilimler halinde yemektedir).(24 saat alıyorum) 86400*365250 yıl =31557600000 yıldır.lam ve mim (geliş ve gidiş yönlü oluşan eşit dalgalar) 31557600000/2= 15778800000  yıldır.bu 2 evrenin yaşı.Hadi birde ortadaki sada gidip bakalım.dünya kendi etrafında döndüğünde 7. katı oluşturduğuna göre 31557600000/7= 4508228571, 428571……(aynı şekilde devam eder yaşanmış 6 gün olduğu için) buda dünya döndüğünden beri kaç yıl geçtiğini gösterir.sabittir tüm bükülüp genişleme Allah ın gözleminden bizimkine yıllık olarak alındığı için yılı verir.işte dünya için yıl ;virgülden sonraki kısımsa aylık, haftalık, günlük,saatlik, dakikalık, saniyelik gözlemime kadar küçülür.  Nisan ayının 2. haftasının 8. gününü İslam alemi iyi bilirler.3. haftanın ilk günü demektir.fakat devrettirilmemiş, son gün uzatılmıştır.6 gün geçmiş 7. günde bitmek üzeredir.işte kutlu doğum haftasının verilmeyişi, 6gün gelişini kutlayıp 7 gün dünyanın dönmesidir.Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Nisan ayının 3. pazartesi sabahı saat 05:07:01 de dünyaya teşrif etmişlerdir.güneşin O’nun  için doğmasıdır.dünya O’nun hürmetine dönmektedir.bunun 572 olduğunu yada 570 e düşeceğini iddia edebilen iddiasını ispat edebilen delikanlı karşıma çıkabilir.7. katın mesafeside tüm zamanları toplayan dünya için 5 katlı evreni geçmesi kadardır.31557600000*7=157778000000 km.(kütle için hız birimi alacaksanız km zaman için alınacaksa an.) yukarıdaki şeklin alanını gözlemleyeek mesafeyi geometricilerde hesaplayabilirler. gelelim insanlığın yaşına:1 saniyem 365250 yıla bedel.yani geçen her yıl ;günlerimizi saniyenin  365250 de biri kadar kısaltıyor.gelinen noktada 24 saat- 23 saat 56 dk 57 sn=183 sn     183*365250 yıl=66.840.750 yıl insanlık tarihidir.ben detaysız ve basit olduğu için 24 saat aldım.üzerindede olsa sadece rakam büyür.bence Darvin halt etmiş.insan maymundan değilde görünen o  ki maymunlar bazı insanlardan gelmiş.E nasa falan bilim genel görelilikte zamanın büküldüğünü onayladıklarına göre benimde bunları yayınlamamın zamanı gelmiştir.yok efendim deprem oldu günler saniyenin binlerce biri kadar kısaldı.bunlar yalan dolandır.aslında günler kısaldığı için depremler vs olmaktadır.ipe bağlı bir top gibi düşünün gerildiğinde tüm hepsi sarsılacaktır.yani ileriki tarihlerde daha büyük depremler bekleyin.          Görevi itibariyle zamanı yenen Süleyman Peygamber de aslında ömrü bizimki kadardır.Fakat çok hızlı olduğu için anlarını şu şekilde yaşamaktadır. ……..       .      .Normal insan iki saniye arasını 365250 anla yaşar.                        Süleyman Peygamber Görüldüğü üzere Allah bahaneye hiç yer vermemiş.Süleyman Peygamber dende onun gibilerdende hak iddia edemeyeceğiz.         Sonuçta dünyanın sonu gelmiş, Allah bize süre tanımaktadır.son günü devrettirmemiştir.saten cenevredeki deneyede baktığınızda zamanda geriye etki yaratarak parçacık kendini engellemektedir.Hawking kendiside naptığını bilmiyor.kıyameti getirdiklerinden kendilerininde haberi yok.big-bang miş falan filan yalan dolan..niye hiçbiri aynı yaşta değil?deneyini tamamladığında sende görürsün.ben kendisine neyin genişlediğini göstereyim.güneş yörüngesinde ilerledikçe enerjisi azalıyor.çekim gücü düştüğü için etrafındaki gezegenler uzaklaşıyor.ve kendi ışığına yaklaştı.senin karadelik zannettiğin söndürülmüş bir yıldız!…kıyametin geldiğini gördükçe kaçacak delik arıyor…Durun, düşünün, silkelenin, kendinize gelin!!!          ALLAH’ın bize tanıdığı süreyi iyi değerlendirmemiz gerekir.İmanlarımızın peşine düşmeliyiz, (ölçü) nefsimizinkine düştüğümüz kadar.Titanların şavaşı yakındır…Allah’tan geldik; O’na döneceğiz.                                                                                                                                                                                                             SAYGILARIMLA                                                                   RUMUZ:ŞEYYAS                                                                                                                                                                                                                                                  

  8. şeyyas ne kadar bilgiliisn MAŞALLAH senin gibi insanlar zor bulunur çevremde senin gibi bilgili bi arkadaşım olmasını çok isterdim paylaşm için sagol..

  9. şeyyas herşeyi biliyor hakkatten. madde madde veriyor bizlere gerçeği. bizde üçüncü göz açılmadan kendisinde on beşinci göz açılmış belliki. aslansın şeyyas, kalansın da…

  10. şu yeryüzü bilimcileri toplansa tartışsa ve en azından 50 -60 ortak konu bulamazlar mı?kimimiz dünya aslında bir hayaldir diye ölüyoruz,kimimiz tanrı yoktur diye ölüyor,kimi toteme inanarak ölüyor.ortak akıl yürütenler bir yerde toplanıyor.en azından bazı küçük parçaları kümeleştirebiliriz.

  11. Şeyyas arkadaşım devrenin dinle ilişkisini çok güzel detaylarıyla açıklamışsın fakat big bangin yalan olduğunu söylemişsin. Fakat evrenin oluşumunu açıklayan başka bir mantıklı teori var mı? Yok!! Ve yazında Evrenin genişlemediğini savunmuşsun. Peki neden galaksiler birbirinden 22km/saniye yani ışık hızına yakın bir hızla uzaklaşıyor? Ve evren genişlemese eninde sonunda bir ışık demeti evrenin sonunu aydınlatır!! Evreni düşünürken sadece bilim ve dini değil azıcıkta mantığınızı kullanın! Big bang olduktan sonra parçacıklar burbirlerinden uzaklaşmaya başladı. Bunu hepimiz biliyoruz. Ve parçacikların hızınıda 22km/saniye olarak alalım. İşte size evrenin en az yaşı ile ilgili bir örnek:
    Örneğin bizden 1 milyon ışık yılı uzaklıktaki galaksiye bakıp hızını 22km/sn olarak ölçtüğümüzde; aramızdaki mesafeyi bu hızla ne kadar sürede aldığına bakarsak :
    t=d/V = 1 milyon ışık yılı/ (22km/s) = 13.5 milyar yıl 
    olarak buluruz. Buna tH, Hubble Zamanı deniyor.
    Evrenin yaşını 15 milyar yıl olarak alalım ve evrenin genişliğini big bange göre hesaplamak istersek şu formülü kullanabiliriz: zaman.hız=15 milyar yıl.22km/sn’dir ki buda aklın alamayacağı bir sayı!! Ve bu sayı her geçen gün artıyor. Evrenin karanlık görünmesinin sebebide budur: yıldızlardan gelen ışığın evrenin genişleme hızına yetişememesidir. Dünyanın yaşı ise en az 2 milyar yıldır çünkü yapılan karbon testine göre yer yüzündeki en eski kayalar 2 milyar yaşında. Ve eğer dünyanın merkezine inebilirsek ki bu imkansız:) yine testlerle dünyanın yaşını öğrenebiliriz fakat bu yüzlerce yıl sonra gerçekleşebilir. Fakat bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin yine açıklayamayacağı bazı şeyler yar:
    •kara delikler
    •zamanda yolculuk gibi şeyler.

  12. Evrenin genişliğini çok basit bir hesap yaparak yaklaşık olarak 1040688e+19 buluruz ki bu sayı çok büyük ve kısmen sonsuzluktur :) 
    22km/sn ile evrenin yaşını 15 milyar yıl ile çarparsak bu sonucu elde edebiliriz (fakat 22km/sn yi yıla çevirmek gerekir) 
    Evrenin merkezini big bangin olduğu yer olarak düşürsek ve evrenin her yere eşit olarak genişlediğini düşürsek evren yarıçapı 1040688e+19 km olan bir küre elde etmiş oluruz. Düşünün ki bu uzaklığı ışık bile milyonlarca yılda alıyor. Uzayda gözlemlediğimiz tüm yıldızların yıllarca önceki hallerini görürüz yani geçmişi görürüz. Akşam gökte gördüğümüz bir yıldız aslında patlamış ve yok olmuş olabilir. Biz güneşin bile 8dk önceki halini gorüyoruz. Şunu bilmeliyiz ki evren ile ilgili bir şey düşünmek istiyorsak: bilim+din+matematik+mantık!!!!!! Bazı bilimsel açıklamaların altında mantık ve matematik yatar!!! Hepinize evrenin sırları ile ilgili belgesel izlemenizi tavsiye ederim. Özellikle natgeo ve discovery kanallarında çok güzel belgeseller var. Hepinize evren ile ilgili başarılı çalışmalar dilerim. :)

  13. şeyyas ve bahadıra teşekkürler,paylaşımlarından dolayı.Sonuçta gerçek olan şu,bilim adamlarına big bang teorisini bulmaları için gerekli aklı verende Allahdır.Yaratan Allah,bunun bilimsel açıklaması ,big bangin doğru olması,Allahın yaratması gerçeğini değiştirmez.Sebepler ve sebepleri yaratan sonsuz kudret sahibi.Bilim adamı der;Sperm yumurtayla buluştu,insan oldu.Bunun Allahın dilemesiyle olup olmadığına inanmak,zaten bizlerin sonsuz hayattaki yerini belirleyecek tek gerçek değil mi?Kimi din ve bilimi birleştirir,araştırır,imanı daha da artar.Kimide inkarına ve kendini kandırmasına mazeret arar.Sağlıcakla ve hayırla kalın.

  14. Maddenin genlerinde bulunan atomsal çekirdekler  sabit bir şekilde titrerler  bu sabit ve salt titreşimler e gore madde şekil bulur,  buna gore her bir element icinde bulundurduğu atomun titresimindeki frekansa gore şekil alır   . Bir atomda bulunan proton sayısı elementi tanımlar ve atom numarası olarak adlandırılır. Atomda bulunan proton sayısı aynı zamanda, elementin kimyasal karakteri hakkında da bilgi verir.  Zamanı atomların titreşiminden ölçen saat, 1018 saniyede bir saniye şaşıyor. Atom veya moleküllerin titreşimlerini kullanarak zamanı büyük bir hassasiyetle ölçen  yine atomdur,  Sonuç olarak maddeyi ve zamanı belirliyenin atom olduğunu düşünerek formu ve şekli de oluşturanın atom olduğu otomatik olarak ortaya çıktığına gore MADDENİN GENLERİNDE BULUNAN ATOMSAL ÇEKİRDEKLER ZAMANI, MEKANI VE FORMU (şekil) oluşturur diyebiliriz, karbon testi en yaşlı kayalardaki karbon atomu ölçer Buda bize dunyanın 4 milyar yasında olduğunu kesin olarak belirler, evrenin yası ise ışığın kaynağı elektrondur yine elektronun A noktasından B noktasına ulaşmasıda Atomun titreşiminde zaten çekirdeğinde mahiyetini bulunduran elektronun aldığı süredir. Dindar ol veyahut olma bu sonucu sadece anlayamadığn için karsı çıkma sonucda yukarda yazdığıma bir şey daha eklemem gerekecek MADDENİN GENLERİNDE BULUNAN ATOMSAL ÇEKİRDEKLER İLAHİ HİREYARJİYE GORE TİTRERLER VE BU TİTREŞİMLER ZAMANI, MEKANI VE FORMU OLUŞTURUR. Oraya ilahi hireyarjiyi eklememdeki sebep atomların titreşimlerinin bir ahenk icinde ve şaşmaz olmalarıdır.
    SAYGILAR 

  15. Bir tarafta bilimsel veriler:

    Evren 13.4 milyar yaşında. Dünya 4.5 milyar yaşında.

    Diğer tarafta kutsal kitapların verileri:

    Evren 6 günde yaratıldı. Dünya 2 günde yaratıldı.

    Son iki cümleyi ben, ” ” şeklinde düşünüyorum ve bilimsel veriler ile kontrol ediyorum.

    6 gün 13.4 milyar yıl ise 2 gün 4.5 milyar yıldır. Orantı doğru. Her iki kaynak aynı şeyi söylüyor. Ters bir şey yok.

    Buradan Allah’ın bir günü 2 küsür milyar yıldır gibi bir sonuç çıkarmak kesinlikle YANLIŞTIR.

  16. Yukarıdaki yorumumda iki tırnak işareti arasında kalan cümlem :

    Evren 6 günde yaratıldı ise Dünya 2 günde yaratıldı.