Bu seçenek ile ana sayfada kaldırmış olduğunuz nesneler geri gelir. Özetle; sayfa ilk durumuna döner.

Hadi sıfırla da görelim!

Darwinius Masillae (Ida) ve Soru İşaretleri

Almanya’nın Messel Oyuğu’nda 1983′te keşfedilen ve geçtiğimiz günlerde Nev York Doğal Tarih Müzesi’nde ziyarete açılan 47 milyon yıllık fosil kendi türü içinde şu ana kadar bulunanlar arasında en az eksiğe sahip fosil. 1983′te keşfedilen fosili güzel göründüğü için duvarına asan fosil koleksiyoncusu bu fosilin ne kadar değerli olduğunun farkında olmadığını belirtiyor. 2006 yılında bir tacir, fosili Oslo Doğal Tarih Müzesi görevlilerinden Dr. Jorn Hurum’a gösterdiğinde fosilin ne kadar değerli olduğu fark ediliyor.


Darwinius masillae, new genus and species, from Messel in Germany. (A)- Plate A (PMO 214.214) showing holotype skeleton in right lateral view. (B)- Plate B (WDC-MG-210) left side of holotype (reversed for comparison with plate A). Plates show part and counterpart of the same skeleton. Plates have different museum numbers because they are in different museum collections. Note the exceptional completeness of the articulated skeleton in plate A, with left and right hands and the right foot complete, including distal phalanges, and the tail complete to the tip. Stained matrix shows the soft-tissue body outline. Abdomen contains organic remains of food in the digestive tract. All of plate A and parts 1 and 2 on plate B (enclosed in dashed lines) are genuine; remainder of plate B was fabricated during preparation. Source: PLoS ONE.

Ida takma adlı Darwinius masillae fosili inceleyen ve araştırmalarını PLoS ONE’de yayınlayan ekibe göre, fosil insan ve maymunların en eski ataları ile aralarındaki kayıp halkalardan biri olabilir. Daha önce fosil primatların dişlerinden yola çıkmak zorunda kalan araştırmacılar, Ida sayesinde bir primatın vücudundaki tüm kemikleri inceleyebiliyorlar. Hatta araştırmacılar, Ida’nın yediği son yemeğin böğürtlen olduğunu bile tespit edebiliyor.

Ortalama bir kedi büyüklüğündeki fosili inceleyen biliminsanlarının Ida’yı kayıp halka olarak görmelerine neden olan şey, genellikle daha gelişmiş primatlarla özdeşleştirilen bazı özelliklerin Ida’da görülmesi. Almanya’da bulunan Seckenberg Müzesi çalışanlarından Yens Franzen, Ida’nın insan ve maymunları kendisinden bir önceki primatlara bağlayan tür olduğunu öne sürüyor.

Dr. Franzen’e göre Ida’nın başparmağı sayesinde kavrayabilen elleri var, tırnakları insanlarınki gibi düz ve ilk bakışta bile insanlardan uzak bir canlı olmadığı görülebiliyor. Fosil şimdiye kadar genel incelemeye açılmadığı için, bu alanda çalışan çok fazla uzmanın henüz yorum yapacak kadar inceleme yapma fırsatı olmadığı belirtiliyor. Gelen diğer haberlere göre, bazıları, açıklanan tezlere de kuşkuyla bakıyor. Bu araştırmacılar, Ida’nın çok erken dönemde yaşamış bir primat olduğunu ama insanın oluşumundaki halkalardan biri olmadığını düşünüyor.

Dünyanın önde gelen primat uzmanları, bir belgesele ve bir kitaba konu olan ortaya yeni çıkan fosil etrafında dönen kampanyanın kendilerini şaşkına uğrattığını söylüyor..

Ida olarak adlandırılan fosil, Darwinius massillae adı verilen yeni bir tür adapiform primatın ilk temsilcisi olarak nitelendiriliyor. Adapiler, günümüzün modern Lemurları ile ortak bir atadan geliyor. Ida’nın iskelet kalıntıları neredeyse tam, bu durum onu şimdiye kadar bulunmuş oldukça az sayıda bulunan yüksek kaliteli fosiller arasına koyuyor. Bu fosiller arasında 55 ile 34 milyon yıllık olduğu tahmin edilen Eosen yaşlı ve kuzey amerikalı kuzeni Notharctus bulunuyor.

Ida’nın midesinde bulunan kalıntılar (böğürtlen), fosili kendi yaşıtları arasında oldukça özel bir yere koyuyor. Diğer adapiformların aksine Ida’nın da alt çenesinde taraklı dişleri bulunmuyor. Bu dişleri günümüzde yaşayan lemurlar kürklerini temizlemek için kullanıyorlar. Ida, ayrıca güncel lemurlarda bulunan “temizlik pençesi”nden de mahrum. Bunun dışında, Ida’nın diğer anatomik yapısı günümüzdeki lemurlara benzediği gibi, diğer adapiform primatlara da benziyor.

Ida’nın anatomisinde var olan primitif özellikler, genelde ilk dönem primatlarında bulunuyor. Keskin taraklı yapı yerine daha basit yapıdaki ön dişler, Ida’nın günümüzde yaşayan lemurlar yerine, daha ilkel basamaklarda yer aldığını gösteriyor. Ancak bu durum, Ida’yı yapı olarak insana benzeyen kuyruksuz maymun ailesini ifade eden andropidlerle yakın akraba yapmak zorunda değil. Böylesi bir bağlantıyı kurabilmek için, Ida’nın lemur ve daha önceki erken primatlarla, andropoidlerin birbirinden ayrılmadan önce sahip olduğu andropoidimsi özelliklere sahip olması gerekiyor. Ancak Ida, burada başarısız kalıyor.

Bu yüzden, Ida’nın en azından andropoidler ve daha ilkel primatlar arasındaki “kayıp halka” olduğu düşüncesi bir yanılgıdan ibaret. Daha geniş araştırmalar belki Ida’nın Eosen türü diğer adapiformlar arasında bulunan başka bir kayıp halka oluduğunu gösterebilir ancak, bu onun “dünyanın sekizinci harikası” ünvanını kazanmasına olanak tanımıyor.

Kayıp halka olmak yerine, Ida’nın neredeyse tamamen korunmuş olan yapısı geçmişteki biyolojik değişimler ve diğer canlıların evrimsel sürecini açıklamak namına büyük bir önem arz ediyor. Kayıp halka olmasa da, Ida’nın keşfi bilim adına çok büyük bir gelişme..

İlk rüzgarın ardından, araştırmacılar fosilin ayrıntılarını açıklayan ilk yazıyı yayınladılar ve fosilin dev tanıtım kampanyasının ardında kalan gerçek öneminin irdelenme süreci başlamış oldu..

Makaleyi okumak için tıklayın! (.pdf – 14 mb)


Ayrıca Google’den günün logosu..

Bu haber NTVMSNBC ve PLoS ONE sitelerinden derlenmiştir.

2

  1. exhorder says:

    makilerle lemurların atasıdır bu, insanın ve insansı maymunların (apes) ataları başka bir tür.

  2. exhorder says:

    güzel..

Yorum yaz!