Charles Lyell, Yerbilim ve Tekdüzencilik
Charles Lyell (1791-1875) pek çok açıdan Darwin’in hayatında ve Evrim Teorisi’nin ortaya konmasında etkili bir kişidir. Lyell’in “Yerbilimin Prensipleri” (İng. Principles of Geology) kitabını, Darwin, “Beagle” yolculuğunda yanına almış, bu kitaptan çok etkilenmiş ve ileride kendisinin de bir yerbilim kitabı yazabileceğini düşünmüştür.[1] “Darwin’in buldoğu” diye anılan Huxley, Lyell’in yerbiliminde savunduğu ilkelerin biyolojiye uygulanmasının Evrim Teorisi’ni doğurduğunu söylemiştir. Birçok biliminsanı ise, tam tersine, Lyell’in görüşlerinin Evrim Teorisi’nin kabulünü zorlaştırdığını ileri sürmüştür. Lyell’in yerbilimsel görüşünün Evrim Teorisi’nin kabulünü kolaylaştırdığı mı, zorlaştırdığı mı tartışılabilir. Fakat Darwin’i “Türlerin Kökeni”ni yazmaya en çok teşvik eden kişinin Lyell olduğunu, bizzat Darwin’in sözlerinden öğreniyoruz.[2]
Georges Cuvier (1769-1832) gibi ünlü biliminsanları, fosil ve yerbilim incelemelerinin sonucunda yeryüzünün ani-yıkımlar (İng. catastrophe) geçirdiğini savunmaya başladılar. Cuvier, fosillerdeki büyük kesikliklerin sel gibi büyük afetlerle açıklanabileceğini düşündü. Bunun Kitabı Mukaddes’teki anlatımlara da uygun olduğunu benimsedi; yalnız, Kitabı Mukaddes’teki altı günde yaratılışın, altı uzun zaman diliminde yaratılış olduğunun anlaşılması gerektiğini söyledi.[3] Kitabı Mukaddes’in bu şekilde yorumuna, uzun zaman diliminde yaratılışı kabul eden Cuvier’in muhalifi Lyell’in de bir itirazı yoktu, Darwin de bu yorumun aynısını “Beagle Yolculuğunda” isimli kitabında savundu.[4] Fakat Lyell, Cuvier’in yeryüzünün geçmişinde günümüzdekine benzemeyen süreçlerin yaşandığı fikrine ve ani yıkımların meydana geldiğine katılmıyordu.[5]

.. Thus, for example, in the Swiss Jura, that lofty chain of mountains has been proved to consist of many parallel ridges, with intervening longitudinal valleys, as in Fig. 63, the ridges being formed by curved fossiliferous strata, of which the nature and dip are occasionally displayed in deep transverse gorges, called “cluses,” caused by fractures at right angles to the direction of the chain.* Now let us suppose these ridges and parallel valleys to run north and south, we should then say that the strike of the beds is north and south, and the dip east and west. Lines drawn along the summits of the ridges, A, B, would be anticlinal lines, and one following the bottom of the adjoining valleys a synclinal line.
* Thurmann, “Essai sur les Soulèvemens Jurassiques de Porrentruy,” Paris, 1832. (Lyell, C. 1871. Elements of Geology, The Student’s Series, s.83-84)
Lyell’in tekdüzenlilik (ya da tekdüzelilik, üniformitaryanizm; İng. uniformitarianism) kuramı birbirinde çok farklı dört ana başlıkta toplanabilir:
1. Doğal yasalar uzam ve zamanda sabittir (tekdüzenlidir). Aslında “ani-yıkımcıların” çoğu bu konuda Lyell ile farklı düşünmüyordu.
2. Geçmişin olaylarını açıklamak için, şu anda işleyen ve Dünya’nın yüzeyini biçimlendiren süreçlere başvurulmalıdır (sürecin tekdüzenliliği). Bu yine, Dünya’ya ilişkin bir sav değil, bilimsel metot ile ilgili bir yargıdır. “Ani-yıkımcıların” çoğu bu konuda da aynı fikirde olmakla beraber, geçmişteki bazı olayların, artık etkili olmayan, ya da çok yavaş biçimde işleyen nedenlerin de çıkarsanmasını zorunlu kıldığını düşünüyorlardı.
3. Yerbilimsel değişim afet sonucu ya da aniden değil; yavaş, aşamalı ve düzenli olarak gerçekleşir (hızın tekdüzenliliği). Bu “ani-yıkımcılar” ile “tek-düzenciler” arasındaki gerçek bir farktır.
4. Dünya oluşumundan bu yana temelde aynı kalmıştır (yapılanmanın tekdüzenliliği). Lyell’in açıkça yanlış olan bu görüşü pek az anılır. Modern yerbilimi “tek-düzenciler” ile “ani-yıkımcılar”ın görüşlerinin bir sentezidir.[6]
Lyell’in yaklaşımı (kendi karşı kampındaki birçok kişinin de katıldığı gibi) uzun zaman dönemlerini kabul ettiği için, halk arasında yaygın olarak kabul görmüş olan İrlanda başpiskoposu James Usher’in (1581-1656), Dünya’yı 6000 yıllık bir yer olarak gören yaklaşımına tersti. Ancak bu, Evrim Teorisi’nin muhakkak uzun bir zaman dilimini gerekli gören açıklamaları için gerekliydi. Darwin, Lyell’in izinden gitti ve yerküreye bir yaş tespit etmek için tahminler yaptı; bir vadinin deniz tarafından her yüzyılda yaklaşık iki buçuk santim aşındırıldığı hesabından yola çıkarak üçyüz milyon yıl sonucuna ulaştı.[7] Darwin’in Dünya’nın yaşı hakkındaki tahmini, modern yerbiliminin “beş milyar yıl” tahmininden çok daha az bir süredir; aslında evrimin gerçekleşmesi için ne kadar süre gerektiği kimse tarafından ortaya konulamamıştır. Evrim, Tanrı’nın (bir yaratıcının) yarattığı bir süreç olarak görenler için sorun çözülebilir gözükmektedir; fakat, bilinçli bir müdahalenin olmadığı evrimi savunanlar için, yeryüzündeki zamanın canlı türlerinin ortaya çıkması için ne kadar yetersiz olduğunu, olasılık hesapları çerçevesinde ilerleyen bölümlerde göstereceğiz.
Evrim Teorisi açısından yeryüzünün yaşlı olması avantaj gibi gözükmekle beraber, onun yaşlı bir gezegen olduğunu savunanların çoğu -Cuvier ve Lyell gibi- Evrim Teorisi’ne inanmamışlardır. Örneğin Lyell, “Yerbiliminin Prensipleri” kitabında Lamarck’ın Evrim Teorisi’ni ele almış ve reddetmişti.[8]
Lyell’in, Evrim Teorisi’ni reddetmesine rağmen Darwin’e etkisi büyük oldu. Darwin, zihni yapısının şekillenmesinde büyük rolü olan Beagle yolculuğunun St. Jago’daki ilk durağından itibaren, Lyell’ın “Yerbilimin Prensipleri”nde bahsedilenlerin ne kadar doğru olduğuna kanaat getirdi.[9] Darwin’in Beagle seyahatini yazdığı ilk kitabından hemen sonra yazdığı “Mercan Kayaları” adlı kitapta, bazı adalarda karanın nasıl yükseldiğini, denizden yüksek seviyede ölü mercanlar bularak gözlediğini; başka yerlerdeyse karaların çöktüğü için mercanların çökme ile beraber yukarı doğru büyüdüğünü yazar. Bu sonucun, Lyell’in, yeryüzünün bir kısmının yavaş yavaş batarken, bir kısmının yavaş yavaş yükseldiği izahıyla, tamamen uyumlu olduğunu söyler.[10]
Darwin’in Lyell’in yerbilimsel görüşlerinden etkilendiği Darwin’in kitaplarından açıkça belli olsa da; Huxley’in, Evrim Teorisi’nin, Lyell’in yerbilimdeki izahlarının biyolojiye uygulaması olduğunu söylemesi tamamen yanlış gözükmektedir. Yeryüzünde ve evrendeki oluşumların aşamasal olarak izahı Leibniz’de, Kant’da, Buffon’da ve Lamarck’da da vardı. Lyell’in “tekdüzenci” yaklaşımının en önemli özelliklerinden biri yeryüzündeki oluşumları dönüşümlü bir model içinde durağan bir durumda göstermesidir ki; bu yaklaşımı, Ernst Mayr’ın da dediği gibi Evrim Teorisi ile hiç uzlaşamayacak bir görüştür.[11]
Usher gibi Dünya’nın yaşını 6000 yıldan ibaret görenler, “ani-yıkımcılığın” afetlerle yerbilimsel olayları dar bir aralığa sıkıştırmasına muhtaçtırlar. Ama “ani-yıkımcılığa” inanmak, 6000 yıllık Dünya düşüncesine inanmayı gerektirmez; nitekim “ani-yıkımcılığın” en ünlü isimleri Cuvier, Agassiz, Sedgwick ve Murchison, Dünya tarihinin çok gerilere uzandığını savunmuşlardır.[12] Bu da bizi “tekdüzenlilik” ile “ani-yıkımcılık” karşıtlığının din düşmanlığı ile din savunusu karşıtlığına indirgenmesinin yanlış olduğunu göstermektedir ki böyle bir hata yapılmıştır.
Aggasiz, canlı türlerinin çoğunun yok olduğunu ve yeni yaratılışlar ile yerlerinin doldurulduğunu söylemişti. Lyell da yaratılışta herşeyin mümkün olduğunu ve yok olan türlerin yerine yenilerinin yaratıldığını söylüyordu.[13] Yok olan türler; yaratılışı, Linnaeus gibi yorumlayıp, varlık merdivenlerinde boşluk kabul etmeyenler için sorundu. Fakat hem “ani-yıkımcı”, hem “tek-düzenci” birçok düşünür, yaklaşımlarının “yaratılış” ile uyum içinde olduğu kanaatini taşıyorlardı.
Lyell’in, Evrim Teorisi açısından diğer bir önemi ise, Lamarck’ın Evrim Teorisi’nin yayılmasını, bu yaklaşıma getirdiği eleştirilerle durdurması olmuştur. Diğer bir “tek-düzenci” biliminsanı olan Robert Chambers, 1844 yılında yayınlanan “Yaratılışın Doğal Tarihinin İzleri” isimli kitabıyla büyük etkide bulundu (Başta kitabı isimsiz yayınlamıştı, sonradan ismini açıkladı). Bu kitabında Lamarck’ın aşamalı mükemmele doğru giden evrim anlayışıyla “tek-düzenci” bir yerbilimsel yaklaşımı beraber savundu. Ayrıca embriyonun geçirdiği aşamaların (Tr. bireyoluş; İng. ontogeny) türün tarihini tekrarladığını (Tr. soyoluş; İng. phylogeny) söyledi. Darwin, Chambers’ın kitabına getirilen eleştirileri gözlemleyip, bu eleştirileri gözönünde bulunduran bir Evrim Teorisi geliştirdi. Chambers, Darwin’in dışında Wallace, Herbert Spencer, Arthur Schopenhauer üzerinde de etkili oldu.[14] Evrim Teorisi ile ilgili tartışmalar, bu teorinin ilk ortaya konduğu dönemden beri hep yerbilimsel tartışmalar ile bir arada yürüdü. Zamanla Usher’in ortaya koyduğu kronolojiyi ciddiye alan kalmadı. Modern yerbilimi, hem “tek-düzenci”, hem de “ani-yıkımcı” yaklaşımının sentezinin yapılabileceğini gösterdi. Fakat Dünya’nın bilinen yaşı içerisinde türlerin evriminin açıklanıp açıklanamayacağı sorusu gündemdeki yerini hep korudu.
[1] Alan Moorehead, Darwin ve Beagle Serüveni, çev: Nermin Arık, Yapı ve Kredi Yayınları, İstanbul, (1998), s. 25.
[2] Charles Darwin, Özyaşam, s. 57
[3] David Oldroyd, İnsan Düşüncesinde Yerküre, s. 201.
[4] Charles Darwin, Voyage Of The Beagle, s. 404-405.
[5] David Oldroyd, İnsan Düşüncesinde Yerküre, s. 204.
[6] Stephen Jay Gould, Darwin ve Sonrası, s. 155-157.
[7] David Oldroyd, İnsan Düşüncesinde Yerküre, s. 214-215.
[8] Mark Ridley, The Darwin Reader, W. W. Norton and Company, New York (1982), s. 9-10.
[9] Charles Darwin, Voyage of The Beagle, s. 41-57.
[10] Charles Darwin, The Structure And Distribution Of Coral Reefs, (ed: Mark Ridley, ‘The Darwin
Reader’ içinde) W. W. Norton and Company, New York, (1987), s. 44.
[11] Ernst Mayr, The Growth of Biological Thought, s. 377-379.
[12] Stephen Jay Gould, Darwin ve Sonrası, s. 154.
[13] Ernst Mayr, The Growth of Biological Thought, s. 380-381.
[14] Ernst Mayr, The Growth of Biological Thought, s. 381-385.
Taslaman, C. 2007. Evrim Teorisi, Felsefe ve Tanrı, İstanbul Yayınevi, s. 472, canertaslaman.com, 26 Haziran 2009 tarihinde ulaşılmıştır.












teşekkürler işime yaradı
hocam saolasın ilaç gibi geldi