Archive for the ‘Tektonik (/Kaymaoluşum)’ Category
Tuesday, May 6th, 2008 |
Şili’nin güneyindeki, Chaiten (İsp. Chaitén, Tr. Çeiten, Çeyten) Yanardağı, 2 Mayıs 2008 tarihinden itibaren yoğun bir şekilde kül püskürüyor. (Seach, 2008) Yanardağın yaklaşık 20 km üzerinde beyaz ve gri tonların bir bulut oluştuğu ve dom oluştuğu belirtiliyor.
6 Mayıs 2008 tarihinden itibaren dom oluşumu hızla büyüyerek devam ediyor. İgnimbirit oluşturacak, piroklastik akıntı (volkanik kül, gaz ve lav) meydana gelmedi; ama bölgede sülfür dioksit gazı yoğunlaşıyor. 8 Mayıs 2008 tarihi itibariyle atmosfere yayılan küllerin, Buenos Aires’e (Arjantin) kadar ulaştığı belirtiliyor. (bkz. Şekil 1)

Şekil 1. Volkanik duman (İng. Volcanic plume) (earthobservatory.nasa.gov)
Bölgede sık sık sığ (yüzeye yakın) depremler meydana geliyor. Ayrıca lahar tehlikesinin olmadığı belirtiliyor. Yaklaşık 95 asırdır uykuda olan yanardağ, radyokarbon (14C) yaşlandırma yöntemiyle yapılan ölçümlere göre en son milattan önce 7420 (±75 yıl) yılında patlamış.
Bölgeden gelen son haberlere göre, bölge halkı güvenli yerlere taşınıyor. Külün etkilediği bölgelerde içme suyu ile ilgili önemli sıkıntılar var.
Kaynakça:
Seach, J. 2008. 3-8 May 2008 Bearking News, volcanolive.com, 6 Mayıs 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Chaiten Yanardağı Patladı, yerbilimleri.com
Posted in Tektonik (/Kaymaoluşum), Yanardağ (Volkan) | No Comments »
Tuesday, April 22nd, 2008 |
Avrupa Yerbilimleri Birliği’nin (EGU) yıllık toplantısında, deprem ve tsunami (dev dalga) oluşturan en etkin bölgelerden biri olan, Nankai Çukuru’nda (bkz. Şekil 1) yürütülen çalışmanın ilk aşaması sunuldu. (Black, 2008)

Şekil 1. Tectonics Around Japan
1. Philippine Sea Plate, 2. Pacific Plate, 3. North American Plate, 4. Eurasian Plate. The drilling (red dot) will cut to the interface of the Eurasian and Philippine plates. (bcc.co.uk, 2008)
Projenin (NanTroSEIZE) hedefi, 6 kilometre derinliğe sensör (alıcı) yerleştirerek, bölgedeki sarsıntıları önceden haber veren bir uyarı sistemi kurmak. Bu kapsamda şimdilik 1.4 kilometre uzunluğunda sondaj yapılmış durumda. 6 kilometreye ise 2010-2012 yıllarında ulaşılması hedefleniyor. (NanTroSEIZE, 2008; Sakai, 2007)
Masataka Kinoshita, (JAMSTEC) “Sondajla elde edilen örnekler sanki bir insanmış gibi, bilgisayarlı tomografi ile taranarak 3 boyutlu görüntüleri çıkarılıyor” diyor. Bu yöntemle, dalma-batma bölgelerinin anlaşılması ya da stratigrafik olarak birim değişikliklerinin anlaşılması amaçlanıyor. Verileri daha doğru yorumlamak için, örneklerin özellikle stres (~basınç, yamulma) altındaki bölgeleri gözlemleniyor.
Nankai Çukuru daha önce, 1944 yılında Tonankai’de 8.1 büyüklüğünde ve 1946 yılında Nankaido’da 8.1 büyüklüğünde meydana gelen depremlerin merkez üssünü oluşturmuştu. 2004 yılında Sumatra Adasında meydana gelen 9.1 büyüklüğündeki deprem ve ardından meydana gelen tsunami felaketinin kaynaklandığı Sunda Çukuru’nunda benzer mekanizmaya sahip olduğu belirtiliyor.
Harold J. Tobin (University of Wisconsin-Madison), “Büyüklüğü sekiz ya da dokuzun üzerinde olan depremlerin hemen hepsi, denizde oluyor. Bu yüzden depremlere yol açan plaka sınırlarını; gerçek fay hatlarını incelemek için denizde çalışmamız gerekiyor” diyor. (BBCTürkçe, 2008)
Araştırma, Çikyu (Chikyu) adlı gemi ile yapılıyor. Nankai Çukuru’nda gelecek otuz yıl içinde büyük bir depremin meydana gelme olasılığının yüzde 50′den fazla olduğu belirtiliyor.

Şekil 2. Çalışmanın Yol Haritası. Nankai Çukuru, Japonya. (NanTroSEIZE, 2008)
İlk ağızdan haber ve video için news.wisc.edu/14202 (İngilizce)
Nankai Çukuru Deprem Üreten Bölge Deneyi (NanTroSEIZE) ile ilgili daha fazla bilgi için. (İngilizce)
Kaynakça:
BBCTürkçe, 2008, Depremin merkezine yolculuk, bbcturkish.com, 22 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Black, R. 2008. First contact to earthquake zone, Britanya Radyo Televizyon Kurumu, bbc.co.uk, 22 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
NanTroSEIZE, 2008. First Access to the Megathrust Earthquake Zone, Çikyu Seferleri, Japon Deniz, Yerbilimleri ve Teknoloji Ajansı, Japonya, jamstec.go.jp/chikyu/eng/expedition/nantroseize, 22 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Sakai, J. 2007. Deep-sea drilling expedition off Japan seeks earthquake, tsunami causes, Viskansın-Medisın Üniversitesi Haber Sayfası, ABD, news.wisc.edu, 22 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Nankai Çukuru: Hedef Depremin Merkezi, yerbilimleri.com
Posted in Araştırma, Deprem (Yersarsıntısı), Jeofizik (/Yerdoğabilimi), Mühendis, Sondaj (/Delme), Tektonik (/Kaymaoluşum), Yerbilimi (Jeoloji) | No Comments »
Friday, December 28th, 2007 |
20-27 Aralık tarihlerinde, sağ yönlü doğrultu atımlı faylanma sonucu, Bala ( “Bâlâ” şeklinde okunur) ilçesini vuran depremler, Ankara’nın depremselliğini tekrar gündeme getirdi. Gerilmelerin arttığı ve azaldığı bölgelerin veri çözümlemeleri devam ediyor. Can kaybının olmadığı depremde, bölgedeki birçok yapı zarar gördü.

20 Aralık 2007 saat 11.48′de M=5.7 büyüklüğünde depremle başlayan etkinlik, Enstitümüz Deprem İzleme Merkezi (Kandilli) tarafından sürekli izlenmektedir. 27 Aralık, 01.47′de M=5.5 ve 27 Aralık 15.47′de M=4.8 büyüklüğündeki depremlere ilaveten büyüklüğü 2.7 ile 4.2 arasında olan yüzü aşkın deprem kaydedilmiştir.
Yörenin bilinen fay geometrisi gözönüne alındığında, son depremler gerilimin yerel olarak artmasının beklendiği bir bölgede meydana gelmiştir. Etkinliğin birbiriyle ilişkili zayıflık alanlarını içeren bir sistem içerisinde yer aldığı ancak büyük deprem üretecek faylarla doğrudan ilişkili olmadığı düşünülmektedir.
Devam etmekte olan etkinlik içerisinde dikkati çeken büyüklükteki M=4.8 ve daha büyük birkaç depremin, birbirine komşu farklı zayıflık bölgelerinde meydana gelmiş olmaları ihtimali yüksektir. Bu özellikleri nedeniyle orta büyüklükteki bu depremlerin kendi aralarında artçı –öncü- olarak sınıflandırmak doğru olmayacaktır. Etkinliğin kısaca özetlenen bu özelliği nedeniyle bir süre daha devam etmesi beklenebilir. (Kandilli, 2007)
2006 yılında başlayan DEPAR projesi kapsamında, bölgede, artçı çalışmalar için gerekli hazırlıkların yanı sıra, yüzey kırığı oluşturan depremlerin çalışılması ve deformasyonların –yamulmaların- tanımlanması için Dr. Fuat Şaroğlu (emekli, MTA), Prof. Ali Koçyiğit (ODTÜ) ve Prof. Dr. Erhan Altunel (Osmangazi Üniversitesi) tarafından oluşan bir aktif tektonik grubu ile işbirliği yapmıştır.
Bu ekip, deprem sonrası durumlarda deprem merkez üssünde çok parametreli deprem bilgilerini “yoruma dayalı değil” aletsel olarak toplamakta ve değerlendirmektedir. Bu bilgileri de en kısa zamanda kamuoyunun bilgisine ve meslektaşlarımızın kullanımına açmaktadır. Yönetsel ve toplumsal fayda odaklı bu çalışmalar esnasında sağlıklı değerlendirmeler için bilgiler toplanmakta ve yetkililerimize ve kamuoyuna ulaştırılmaktadır. (MAM, 2007)
Deprem, Türkiye neotektoniğinin önemli yapılarından olan Tuz Gölü fayının kuzeybatı ucuna yakın bir bölgeden kaynaklanmıştır. Yaklaşık 180 km uzunluğunda sağ yönlü doğrultu atımlı olan Tuz Gölü fayı KB-GD genel uzanımlıdır. Bu fay Kulu yakınlarında sonlanır. MTA Genel Müdürlüğü tarafından üretilmiş olan Türkiye Diri Fay Haritasında (MTA, 1992) fayın sonlandığı bu bölgede Kulu ile Bala arasında KD-GB ve KB-GD uzanımında biribirine çapraz uzanan ve uzunlukları 5-10 km arasında değişen bir fay sistemi yer alır.
Çapraz fay sisteminde her iki doğrultuda da uzanan faylar sağ yönlü doğrultu atımlıdır. 27 Aralık 2007 Bala (Ankara) depreminin ana şoku bu çapraz fay sisteminin kesiştiği alana rastlamaktadır. Sismolojik ve yapısal veriler karşılaştırıldığında depreminin Bala güneyindeki biribirine çapraz uzanan bu diri fay sisteminden kaynaklandığı söylenebilmektedir. (MTA, 2007)
Ayrıca, depremin ardından, Bala’da kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan fayın geçtiği Yanacak Vadisi’nde inceleme yaptı. İncelemeye katılan Doçent Doktor R. Kadir Dirik (Hacettepe Üniversitesi), İsmet Cengiz (MTA) ve Sami Ercan (Afet İşleri) yöredeki son depremlerin, yüzey kırığı oluşturacak büyüklükte olmadığını ve 3 depremin zemin odaklarının da, Yanacak Vadisi’ndeki fay üzerinde göründüğünü söyledi. Yanacak Vadisi’nin kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan faydan kaynaklandığını belirten Dirik, vadinin Tuz Gölü fayı ile aynı konumda olduğuna dikkat çekti ve 2 fay arasında bir çakışma olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyledi.
İncelemeye katılan uzmanlardan JMO Genel Başkanı İsmet Cengiz’de, Bala’nın güneyindeki aktif faylarla Tuz Gölü fayı arasında irtibat bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Tuz Gölü fayının 200–300 yıldır suskun olduğunu, bunun da ciddi bir risk olduğunu söyledi. Cengiz, bununla birlikte, bu fayların üreteceği depremin maksimum büyüklüğünün 6’dan fazla olamayacağını da söyledi. (JMO, 2007)
* Kandilli’nin “Basın Duyurusu”ndan, MTA’nın ve MAM’ın “Güncel Haberleri”nden değiştirilmeden –aynen- alınmış ve derlenmiştir.
Daha fazla bilgi için JMO’nun konuyla ilgili basın açıklaması
www.jmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=2002
Kaynakça:
JMO, 2007. Ankara Depremleri Ülkemizin Çağdaş Afet Yönetimine Duyduğu İhtiyacı Bir Kez Daha Göstermiştir, Jeoloji Mühendisleri Odası, jmo.org.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Kandilli, 2007. Bala Depremleri İle İlgili Basın Duyurursu, Ulusal Deprem İzleme Merkezi, Kandilli Rasathanesi (Gözlemevi) ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesi, koeri.boun.edu.tr/sismo, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
MAM, 2007. 20.12.2007 Bala (Ankara) ML=5.6 Depremi ve Artçı Sarsıntı Çalışmaları, Marmara Araştırma Merkezi, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), mam.gov.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
MTA, 2007. 20 Aralık 2007 Bala (Ankara) Depremi’nden Bilgi Notu, Aktif Tektonik Araştırmaları Birimi, Yer Dinamikleri Araştırma ve Değerlendirme Koordinatörlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), mta.gov.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Posted in Afet, Araştırma, Deprem (Yersarsıntısı), Güncel Haberler, Jeofizik (/Yerdoğabilimi), Tektonik (/Kaymaoluşum), Yerbilimi (Jeoloji) | No Comments »
Tuesday, November 13th, 2007 |
Ankara çevresinde bir araya gelen fay sistemlerinin, birbirleri ile nasıl etkileşime girdiği, 3 yıl (2007–2010) sürecek, Ankara Deprem İzleme Ağı (AnkNET) projesi ile araştırılacak. Bu projeyle, Ankara civarındaki Anadolu levhasında meydana gelen iç deformasyonlar (/yamulmalar), jeolojik (/yerbilimsel) ve sismolojik yöntemlerle daha da yakından incelenecek.
Projede, Ankara Üniversitesi’nin, Jeoloji Mühendisliği ve Jeofizik Mühendisliği bölümlerinden, tektonik ve sismoloji konusunda uzman biliminsanları Gürol Seyitoğlu, Bülent Kaypak, Veysel Işık, Korhan Esat, Begüm Çıvgın ve Ediz Kırman yer alıyor.

Şekil 1. Bölgeye kurulmuş olan deprem istasyonlarının konumları üçgenler ile gösterilmektedir. Sismometre ağının yerel ölçekte kapsayacağı alan ise dairesel olarak farklı renkte gösterilmiştir.
Fay hatlarında sürdürülmekte olan yerbilimsel gözlemlerin yanı sıra “AnkNET” kapsamında yerleştirilen 6 adet geniş bant depremölçerlerden elde edilecek sismolojik veriler değerlendirilerek
(a) Ankara çevresinde deprem üreten fayların türünü gösteren güvenilir odak mekanizması çözümleri,
(b) depremlerin tam olarak nerede oluştuğunu gösteren hassas dış merkez dağılımları,
(c) Ankara çevresindeki kabuk yapısı ve bunlara bağlı olarak
(d) Ankara çevresindeki depremselliğin nedenlerini açıklayan güncel tektonik model ortaya konulacak.
İstasyonlar:
— Merkez (Ankara-Hüseyingazi-Başak Mahallesi) Deprem İstasyonu [MRKZ]
— Salihler (Ankara-Güdül) Deprem İstasyonu [SALI]
— Şerefligökgözü (Ankara-Haymana) Deprem İstasyonu [SERE]
— Yeniceli (Kırıkkale-Sulakyurt) Deprem İstasyonu [YENI]
— Kargınselimağa (Kırşehir-Kaman) Deprem İstasyonu [KSLM]
— Özlü (Çankırı-Orta) Deprem İstasyonu [OZLU]

Şekil 2. Kuzeybatı İç Anadolu’nun ana neotektonik hatları. NAFZ: Kuzey Anadolu Fay Hattı, KEFZ: Kırıkkale-Erbaa Fay Hattı, EPCW: Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması
Kuzeybatı İç Anadolu neotektoniği yakın zamana kadar yaygın olarak Geç Miyosen sonrası gelişen “Ova Rejimi” olarak (Şengör 1980, Şengör vd. 1985) veya kıtalararası yakınlaşmanın Pliyosen’e kadar devam ettiğini savunan “Ankara Orojenik (/Dağ-Oluşum) Fazı” kapsamında değerlendirilmiştir (Koçyiğit vd. 1995). Son dönemde ise Ankara ve Çankırı arasında kuzey-kuzeydoğu gidişe sahip batı kenarı normal faylı, doğu kenarı ise bindirmelerle sınırlı Eldivan-Elmadağ tektonik kaması tanımlanmış olup, geç Pliyosen’den günümüze, aktif olduğu belirlenmiştir. Bu tektonik kamanın Kuzey Anadolu Fay Hattı ve onun bir kolu olan Kırıkkale-Erbaa Fay Hattı arasındaki kuzeybatı-güneydoğu yönlü sıkışmanın sonucu neotektonik bir yapı olarak geliştiği savunulmaktadır (Seyitoğlu vd. 1997, 2000, 2004, 2006). Gerek bu yeni neotektonik yapının belirlenmesi gerekse İç Anadolu’da varlığı daha önce bilinen ancak arazi gözlemleri ve yakın dönemdeki depremlerle (örneğin Çemen vd. 1999, Taymaz ve Tan 2001, Gökten vd. 2002, Emre vd. 2003) çalışma mekanizmalarının farklı olduğu ortaya çıkan ana yapıların varlığı, Kuzeybatı İç Anadolu’daki neotektonik çerçevenin yeni bulgular ışığında değerlendirilmesini zorunlu hale getirmiştir.
Bu proje ile, Kuzeybatı İç Anadolu’daki ana yapıların (Eskişehir Fay Hattı, Eldivan-Elmadağ Tektonik Kaması, Kırıkkale-Erbaa Fay Hattı ve Kırşehir, Tuz Gölü Fay Hatlarının) Ankara çevresinde birbirleri ile nasıl etkileşime girdikleri yerbilimsel ve sismolojik yöntemlerle araştırılacaktır. Projenin özgün değeri, Kuzeybatı İç Anadolu için yeni bir neotektonik model ortaya koyma potansiyelinin olmasıdır. Ayrıca bölgenin güncel depremselliğinin kurulacak olan yerel ölçekli bir deprem istasyon ağı ile gözlenmesi ve araştırılmasıdır.
İlk ağızdan bilgi için tag.eng.ankara.edu.tr/anknet
Kaynakça:
AnkNET, 2007. AnkNET İle Ankara Çevresindeki Depremler Gözlem Altında, AnkNET, Tektonik Araştırma Grubu, Ankara Üniversitesi, Ankara, tag.eng.ankara.edu.tr/anknet, 13 Kasım 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Posted in Afet, Araştırma, Deprem (Yersarsıntısı), Felaket (Yıkım), Jeofizik (/Yerdoğabilimi), Mühendis, Tektonik (/Kaymaoluşum), Yerbilimi (Jeoloji) | No Comments »
Thursday, October 25th, 2007 |
Kolorado Eyalet Üniversitesindeki araştırmacılar, günümüzde meydana gelen ve gelecekte de meydana gelecek depremlerin, nasıl ve neden meydana geldiğini daha iyi anlayabilmek için, antik (/eski) zamanlarda meydana gelen antik depremler (/fosil depremler) üstünde çalışma yürütüyor.
Kolorado Eyalet Üniversitesinden, yerbilimci Doç. Dr. Jerry Magloughlin, [çn. eşsiz] fosil depremlerin meydana geldiği kayaçların üzerinde çalışıyor. Bu çalışma sonucu, günümüzdeki depremlerin oluşum süreçleri ve depremlerden sonra meydana gelen atımların, kısacası deprem mekanizması (/deprem sistemi ya da düzeneği) üzerindeki sır perdesinin, az da olsa kalkması amaçlanıyor.
“Kuzey Kolorado’da, yüz milyonlarca yıl korunmuş, yumuşak kayaçlarda fosil depremlere ait kanıtlar bulunuyor. Bunlar diğer kayaçlara göre küçük ve gösterişsiz; ama bulduğum olağanüstü örnekler…” diyor Magloughlin.
Magloughlin, fosil depremlerden sonra zarar görmüş kayaçların bir bölümünün Poudre Kanyonu’nda (Kolorado/ABD) olduğunu ve çalışmalarının bu bölgede yoğunlaştığını belirtiyor.
“Daha ilginç olansa bu örneklerin diğer kayaçlara göre aşırı derecede ince ya da aşırı derece kalın olması. Ontario’da (Kanada) çok ufak bir örnek buldum, muhtemelen nanodepremlerle (/çok çok küçük depremlerle) ilişkisi olabilir. Başka bir örneğiyse İskoçya’da buldum, 5 metre kalınlığa sahip, yaklaşık bir milyar yıldır şeklini koruyan kayacın, megadepremle (/devasa bir depremle) meydana gelmiş olabileceğini düşündüyorum…” diyor Magloughlin.

Şekil 1. (a): Fossil earthquake in Norway. The black band with flame-like injections coming off it is frictional melt (quenched to glass) from an earthquake about 400 Ma ago. The mineralogy of the quenched melt is that of the eclogite assemblage indicating a depth of at least 50 km. The host rock is granulite. (b): Granulite–ecologite mechanical contrasts in Norway. Scale bar is 10 cm. The banded granulite (top) has behaved essentially rigidly (the banding itself is inherited from earlier deformation), while the eclogite (bottom) has flowed in a ductile shear zone. The transformation from granulite to eclogite requires water as a catalyst; without water, the granulite remains metastable. (See Jackson et al. 2004. Figures from Håkon Austrheim [Austrheim and Boundy 1994, Bjornerud et al. 2002])
Faylar ya da çatlaklar, yerkabuğunu kestiği zaman, kayaç üzerinde çeşitli hasarlar meydana getirir. Fayın iki tarafı ne kadar hızlı kaymışsa hasarın büyüklüğü o derece fazla olur. Dolayısıyla çok yavaş bir süreç sonucunda sessiz depremler oluşur ki bunlar genelde fark edilmez. Bazen de fay, saniyeler içinde birkaç metre ya da daha fazla kayar ve ciddi yıkımlara sebep olan depremler meydana gelir.
Bu kayma hareketine (/atıma) ek olarak, kayaçların hangi derinlikte kaydığıda önemlidir. Eğer atım yerkabuğuna yakın yerlerde olmuşsa, kayaç ezilmiş ve çamur gibi davranış sergilemiş olmalıdır. Bu yapıya fay kili (/fay çentiği, ing. fault gouge) diyoruz. Deprem sırasında -mutlak koşullar altında- taban ve tavanın yerdeğiştirmesi yeterli hıza sahipse, oluşan sürtünme ısısı, kayacın erimesine bile yol açar. 1800 oF’den (~982 oC) daha fazla sıcaklığa ulaşan eriyik kayaç, yeniden katılaştığında, kolaylıkla ayırt edilebilen bir çeşit fosil deprem meydana gelmiş olur.
Bilim insanları, bu nadir doğal kayaçlar ve onların zaman için kendilerini koruma yetenekleri sayesinde, fayların nasıl çalıştığı ve depremlerin nasıl oluştuğuna dair mekanizmayı, depremler olduğu zaman daha iyi anlayabilecek [çn. yorumlayabilecek].
Not
Şekil 1′in aldındığı fosil depremlerle ilgili açıklayıcı bir kaynak
Jackson, J. 2005. Mountain roots and the survival of cratons, Astronomy & Geophysics, Volume 46, Issue 2, pp. 2.33-2.36, bullard.esc.cam.ac.uk/~jackson, access at 25 October 2007.
Kaynakça
Sorensen, K. 2007. Colorado State Scientist Studies Fossil Earthquqkes - Possible Key To Understanding Future Quakes, Kolorado, ABD, Kolorado Eyalet Üniversitesi Haber Sayfası, newsinfo.colostate.edu, 25 Ekim 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2007. Fosil Depremlerin Gizemi, yerbilimleri.com
Posted in Araştırma, Deprem (Yersarsıntısı), Fosil, Tektonik (/Kaymaoluşum), Yerbilimi (Jeoloji) | No Comments »
Monday, May 14th, 2007 |
Basit kesme ya da basit makaslama deneyinde kullandığım malzemeler, iki tane A4 kâğıdı, üç yüz gram -ne kadar isterseniz- kuru un ve ayraç. (bkz. Şekil 1) İsterseniz, un yerine kil ya da alçı; kâğıt yerine tahtadan oluşan kaydırmalı bir sistem; ayraç yerine düz çizgi oluşturabileceğiniz herhangi bir nesne kullanabilirsiniz.

Şekil 1. Genel görünüş
Doğada işleyen kuvvetler sonucu oluşan yapıların, mekanizmalarını çözmeyi amaçlıyoruz. Elimizdeki malzemelerle, kuzey-güney yönünde, doğrultu atımlı bir fay oluşturup, oluşan fayı ve fayın etrafında oluşan yapıları gözlemleyeceğiz. (bkz. Şekil 2)
Normal şartlar altında, basit kesme sonucu, Riedel (R ve R´) kırıkları; eklemler; kıvrımlar; normal ve ters faylar; çöküntü (genişleme) ve yükselme (sıkışma) bölgeleri gibi tektonik yapılar oluşur.
Gerek kullandığımız malzeme ve gerekse deneyin yapılış şekli, bunların hepsini görmemize olanak sağlamamaktadır. Çünkü doğal koşulların bir bölümü sağlanabilmiştir. Örneğin kuvvet, sürekli olarak ve aynı büyüklükte uygulanamamıştır. Kuvvet uygulandıktan sonra fotoğraf çekilmiş ve tekrar kuvvet uygulanmıştır.
Metinde, adı geçen terimleri bildiğiniz varsayılmaktadır. Örneğin Riedel kırıkları (Riedel, 1929), makaslama kuvvetleri (Anderson, 1951), alt-üst yerkabuğu, doğrultu atımlı fay ve diğerleri…
Deneyin Yapılışı ve Verilerin Çözümlemesi
İlk olarak A4 kâğıtlarımızı pürüzsüz bir masa üzerine yerleştiriyoruz. Daha sonra kuru unumuzu kâğıdımızın üzerine boşaltıyoruz. Ardından, unun üzerinde oluşacak yapılar hakkında daha iyi yorum yapabilmek için, kitap ayracıyla, uygulayacağımız kuvvet yönüne dik yönde ve eşit aralıklarla paralel çizgiler oluşturuyoruz.
Sonuç olarak, kullandığımız malzemelerden, A4 kâğıtları ile alt yerkabuğunu, kuru un ile üst yerkabuğunu temsil eden bir sistem oluşturuyoruz.
Şimdi, batı bloğunu temsil eden kâğıdı sabit tutup, doğu bloğunu temsil eden kâğıda kuvvet uyguluyoruz. (bkz. Şekil 2)

Şekil 2. Doğrultu atımlı fay (Kuzey-Güney) ve etrafında oluşan yapılar
Uygulanan kuvvet sonucu, fay hattı üzerinde bir yükselme bölgesinin (pozitif çiçek yapı) oluştuğunu ve hat boyunca Riedel kırıkları (sadece R, R´ yok) ile eklemlerin meydana geldiğini görüyoruz.
Ayrıca, batı bloğunda kesin olarak tanımlayamadığım, ilk önce örgülü şekilde, daha sonra tek bir dal şeklinde, doğrultu atımlı bir fay meydana gelmiştir. (bkz. Şekil 3)

Şekil 3. Fay hattı üzerinde ve çevresinde tanımlanabilen yapılar
Son aşamada, Riedel kırıklarının bir kısmı, yükselme bölgesinden sonra, bir de çöküntü bölgesi oluşturmuştur. Batısı çökmüş, tam bir pozitif çiçek yapısı oluşmuştur. Batı bloğundaki tam olarak tanımlayamadığım yapıysa, aynı şekilde kalmıştır. (bkz. Şekil 4)

Şekil 4. Genel görünüş (Deneyin son aşaması)
Eleştirileriden ve katkılarından dolayı İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğrencisi, Ercan Süleyman GÜNDEM’e teşekkürü bir borç bilirim.
Kaynakça
Dirik, R.K., 2005. Yerbilimleri Dergisi’nde (2004, S. 30, s. 129-134) yayımlanmış olan “Arazide bir fay yüzeyinin kayma yönünü saptamada kullanılan elle dokunma yönteminin geçerliliği” başlıklı makale (T. Yürür) ile ilgili tartışma. Yerbilimleri, S. 26 (2), s. 79-83. yerbilimleri.hacettepe.edu.tr, 14 Mayıs 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Ketin, İ., Canıtez, N., 1972. Yapısal Jeoloji, İTÜ Matbaası, İstanbul, S. 869, s. 520.
Yürür, M.T., 2004. Arazide bir fay yüzeyinin kayma yönünü saptamada kullanlan “elle dokunma” yönteminin geçerliliği. Yerbilimleri, S. 30, s. 129-134. yerbilimleri.hacettepe.edu.tr, 14 Mayıs 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Yürür, M.T., 2005. Yerbilimleri Dergisi’nde (2004, S. 30, s. 129-134) yayımlanmış olan “Arazide bir fay yüzeyinin kayma yönünü saptamada kullanlan ‘elle dokunma’ yönteminin geçerliliği” başlıklı makale ile ilgili tartışmaya yanıt. Yerbilimleri, S. 26 (1), s. 85. yerbilimleri.hacettepe.edu.tr, 14 Mayıs 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2007. Basit Kesme Deneyi, yerbilimleri.com
Posted in Deprem (Yersarsıntısı), Mühendis, Tektonik (/Kaymaoluşum), Yerbilimi (Jeoloji) | No Comments »