Archive for the ‘Maden’ Category
Sunday, April 20th, 2008 |
Maden Tetkik Arama (MTA), son üç (2005-2008) yıldır, beş kömür sahasında yürüttüğü arama çalışmalarının sonucunda, 2 milyar 300 milyon tonluk linyit rezervi buldu. (AA, 2008; NTVMSNBC, 2008; TRT, 2008)

Şekil 1. Kömür (TRT, 2008)
Kömürün tonu en düşük fiyat olan 30 Amerikan dolarından hesaplandığında ekonomik değeri yaklaşık 70 milyar Amerikan dolarını buluyor. Ayrıca bulunan rezerv, Türkiye’nin bugünkü tüketim seviyesiyle 38 yıllık kömür ihtiyacını karşılayacak düzeyde olduğu belirtiliyor.
Orta kalori düzeyine sahip rezervlerdeki kömürün özellikle termik santraller için uygun olduğu belirtiliyor. Son bulunan yataklarla birlikte Türkiye’nin kömür rezervi 10 milyar tonu aştı.
Arama çalışmalarının 2013 yılına kadar devam etmesi planlanıyor. Çalışma hakkında daha geniş bilgi için, MTA Enerji ve Hammadde Etüt ve Arama Dairesi Kömür Birimi‘nin ağ kümesine bakabilirsiniz.
Kaynakça:
AA, 2008. Kömürde 2,3 Milyar Tonluk Yeni Rezerv, Anadolu Ajansı, Ankara, aa.com.tr, 20 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2008. MTA 38 Yıllık Yeni Linyit Rezervi Buldu, Ankara, ntvmsnbc.com, 20 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
TRT, 2008. Yeni Kömür Rezervi Bulundu, Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, trt.net.tr, 20 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. MTA Harıl Harıl Kömür Arıyor, yerbilimleri.com
Posted in Araştırma, Enerji, Fosil, Maden | No Comments »
Thursday, April 17th, 2008 |
Nanepınarı köyündeki (Cide/Kastamonu) kömür ocağında göçük meydana geldi. Göçükte mahsur kalan iki işçiden, birinin cesedine ulaşıldı. Diğer işçinin kurtarılması için, ekipler çalışmalara devam ediyor. (AA, 2008; CNNTÜRK, 2008a; Zaman, 2008a)

Şekil 1. Bölgedeki kurtarma çalışması devam ediyor. (CNNTÜRK, 2008b)
Nanepınarı köyünde (Cide/Kastamonu), Üçeller Madencilik’e ait kömür ocağında, 150-200 metre arasında derinlikte meydana gelene göçükte, işçiler Şaban Mutlu (42) ve Kadir Akpınar (22) mahsur kaldı. Şaban Mutlu’nun cesedine ulaşıldı. Bir doktor ve jandarma ekibi gözetiminde göçük altındaki Kadir Akpınar’a ulaşabilmek için çalışmalar sürüyor.
Son gelişmelere göre bölgeye Çorum’daki özel bir maden ocağından kurtarma ekibi gelmiş ve TTK Zonguldak işletmesinden de bir ekibin, Cide’ye gelmek üzere yola çıktığı biliniyor.
Göçük altında mahsur kalan Kadir Akpınar, Amasra’dan gelen Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı, kurtarma ekiplerinin çalışmaları sonucunda, 80 metre derinlikte bulundu. (CNNTÜRK, 2008b; Zaman, 2008b) Hayatını kaybettiği açıklanan Akpınar’ın cesedini göçük altından çıkarma çalışmalarının yeni bir göçüğün oluşmaması için kontrollü bir şekilde devam ettiği bildirildi. (Öztürk, 2008)
Kaynakça:
AA, 2008, Cide’de Kömür Ocağında Göçük: 1 ölü, Anadolu Ajansı, aa.com.tr, 17 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
CNNTÜRK, 2008a. Kastamonu’da kömür ocağında göçük, cnnturk.com, 17 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
CNNTÜRK, 2008b. 80 metre derinlikte, göçük altında…, cnnturk.com, 18 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Özürk, S. 2008. Maden göçüğünde bir işçinin daha cesedine ulaşıldı, Kastamonu, İhlas Haber Ajansı, iha.com.tr, 18 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Zaman, 2008a. Kastamonu’da kömür ocağında göçük, zaman.com.tr, 17 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Zaman, 2008b. Cide’de kömür ocağında göçük, zaman.com.tr, 17 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Kastamonu’daki Kömür Ocağında Göçük, yerbilimleri.com
Posted in Güncel Haberler, Maden | No Comments »
Tuesday, April 15th, 2008 |
Son gelişmelere göre, uluslararası piyasalarda petrol fiyatları rekor kırmaya devam ediyor. ABD tipi petrolün varil fiyatı 118 doları aştı. Londra Brent tipi ham petrol de 115 doları aştı. (CNNTURK, 2008c; TRT, 2008c) Nev York borsasında petrolün varil fiyatı 117 dolara çıktı. Londra borsasında ise, petrolün varil fiyatı, 114 doları geçti. (TRT, 2008b)
Dünya genelinde ABD dolarının değerinin düşmesi ve ABD’de, Ortadoğu’da ve Çin’de artacak olan ham petrol ihtiyacının karşılanması konusundaki kaygılar nedeniyle, uluslararası piyasalarda ham petrolün varil fiyatı rekor üstüne rekor kırıyor. (CNNTURK, 2008a; NTVMSNBC, 2008a)

Karikatür: David Horsey, cagle.com
Yılbaşından bu yana % 17 artış gösteren petrol varil fiyatı, ortalama 100 dolardan işlem görüyor. (TRT, 2008a)
Birleşik Devletler’de Mayıs ayı ham petrol varil fiyatı 113.66 (114.95!) dolara kadar yükseldi ve 113,40 (114.22!) dolardan işlem görmeye başladı. Londra Brent tipi ham petrolün varil fiyatı ise 111.85 (112.73!) doları gördükten ve 111.54 dolara indi. (CNNTURK, 2008b; NTVMSNBC, 2008b)
Petrol fiyatlarının bu derece yükselmesi en büyük etken olarak, Meksika’daki kötü hava koşulları ve Meksika Körfezi’ndeki limanlardan yapılamayan petrol taşımacılığı gösteriliyor. Nijerya’daki bir boru hattına saldırı düzenlendiği yolundaki haberler üzerine, petrolün varili Nev York (New York ~ Nüv York) borsasında 117 doları buldu. Ayrıca yaz aylarında ABD’de de benzine isteğinin artması ve doların değerinin düşük olmasının diğer etkenlerden… (NTVMSNBC, 2008c)
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ise, petrol ihtiyacının mevcut stoklarla karşılanabileceğini söylüyor. OPEC, petrol fiyatlarının yükselmesinde, mevcut petrol stoklarının yeterli olduğunu; ama ABD dolarının değerinin düşük olmasının, spekülatif (~vurguncu) ticaret anlayışının ve siyasi gerginliklerin bu artışa sebep olduğunu söylüyor.
İngiltere ve Birleşik Devletler ise, küresel ekonominin yavaşlamasında önemli bir role sahip yüksek petrol fiyatlarından, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nü (OPEC) sorumlu tutuyor.
Zincirleme bir tepkime gibi, petrol fiyatlarındaki artış, dizel yakıt fiyatlarındaki bir artışı da sebep olurken; bu da gıda fiyatlarındaki bir artışa sebep oluyor.
Günümüzde, en büyük petrol tüketicisi ABD, bunu Çin ve Japonya takip ediyor. İlk 15′teki diğer ülkelerse Rusya, Almanya, Hindistan, Kanada, Brezilya, Güney Kore, Suudi Arabistan, Meksika, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya ve İran şeklinde sıralanıyor. (EIA, 2008) Bu fiyat artışından en çok etkilenecekler arasında da en başta bu ülkeler geliyor.
Kaynakça:
CNNTÜRK, 2008a. Petrol tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı, cnnturk.com, 15 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
CNNTÜRK, 2008b. Petrolün varil fiyatı 115 dolara yaklaştı, cnnturk.com, 16 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
CNNTÜRK, 2008c. Petrol fiyatları 118 doları aşarak rekor kırdı, cnnturk.com, 16 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
EIA, 2008. Top World Oil Consumers - Thousand barrels per day at 2006, Energy Information Administration, tonto.eia.doe.gov, 16 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2008a. Petrol fiyatlarında yeni rekor, ntvmsnbc.com, 15 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2008b. Petrol fiyatları 114 doları aştı, ntvmsnbc.com, 16 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2008c. Petrol 120 dolara doğru, ntvmsnbc.com, 22 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
TRT, 2008a. Petrol Fiyatlarında Yeni Rekor, trt.net.tr, 15 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
TRT, 2008b. Petrol Fiyatları Rekora Doymuyor, trt.net.tr, 18 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
TRT, 2008c. Petrol Fiyatları Rekora Doymuyor, trt.net.tr, 22 Nisan 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Tüm Zamanların En Yüksek Varil Başı Ham Petrol Fiyatı, yerbilimleri.com
Posted in Enerji, Güncel Haberler, Maden | No Comments »
Thursday, March 27th, 2008 |
Türkmenlerin “Cehenneme Açılan Kapı” adını verdiği, 35 yıldır için için yanan doğalgaz rezervi (/birikintisi, yığını), sondaj yapan yerbilimciler tarafından bulundu. (bkz. Şekil 1, 2) Bu rezerv, kamp alanındaki sondaj malzemelerinin yerin dibine gitmesi sonucu bulundu. Yeraltındaysa, büyük bir mağaranın olduğunu düşünülüyor. Ne kadar doğalgazın yandığıysa bilinmiyor.

Şekil 1. İçten içe yanan doğalgaz (Daşoğuz - Türkmenistan) Fotoğraf: John H. Bradley

Şekil 2. Google Earth kullananlar, 40 15′ 10″ N, 58 26′ 28″ E koordinatlarında yanan bölgeyi görebilir. Fotoğraf: John H. Bradley
Dünyada çapında da benzer olaylar yaşanmış. Çin, Hindistan, Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Endonezya, Venezüella, Avustralya, Güney Afrika, Almanya, Romanya ve Çek Cumhuriyeti’nde büyük ya da küçük çapta yeraltında kömür yangınları meydana gelmiş. (bkz. Şekil 3)

Şekil 3. Dünya çapında yeraltında çıkan kömür yangınları
İçten içe yanan kömür madenlerindeki yangınlar, kömür damarlarında ya da kömür yataklarında yüzeyden veya etraftan emilen oksijenle (oksidasyon) başlıyor. Tepkime sonucu kömürün sıcaklığı giderek artıyor ve yaklaşık 80 °C’ye ulaşan kömür yanmaya başlıyor.
Bu yangınlar, etrafa ölümcül gazlar da salıyor. Hatta yeraltında boşluklar oluşturup, ani çökmelere neden oluyor. Önlem alınmazsa, ciddi yaralanmaların ve ölümcül olayların olmaması içten bile değil. (bkz. Şekil 4)

Şekil 4. Uyarı tabelası (Centralia/Pensilvanya/ABD)
Bunun dışında bu yangınlar, insanlar, kömürün bulunduğu yer, kömürün yaşı, karbondioksit (CO2), metan (CH4), nitrojen oksitler (NOx), nitro oksit (N2O), karbonmonoksit (CO), sülfür dioksit (SO2) gibi gazlar ve diğer tetikleyici etkenlere bağlı olarak da çıkabiliyor.
Kaynakça:
Englishrussia.com, 2008. Darvaz: The Door to Hell, englishrussia.com, 27 Mart 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Kuenzer, Claudia (Lead Author); Galal Hassan Galal Hussein (Topic Editor). 2008. “Coal fires.” In: Encyclopedia of Earth. Eds. Cutler J. Cleveland (Washington, D.C.: Environmental Information Coalition, National Council for Science and the Environment). [First published in the Encyclopedia of Earth March 16, 2007; Last revised January 8, 2008; Retrieved March 27, 2008], www.eoearth.org, 27 Mart 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Cehenneme Açılan Kapı, yerbilimleri.com
Posted in Afet, Enerji, Felaket (Yıkım), Maden, Sondaj (/Delme) | No Comments »
Monday, February 18th, 2008 |
ODTÜ’lü biliminsanları, madenlerin bulunduğu alanların belirlenmesinde, uydu görüntülerinin kullanıldığı, yeni bir uzaktan algılama yöntemi üzerinde çalışıyor. Bu sistem sayesinde, önce doğal kaynaklar haritalanıyor; daha sonra jeolojik modellere (/yerbilimsel örneklemeye) uygunlukları araştırılıyor. (CNNTÜRK, 2008)
Uzaktan algılama, sadece yeryüzeyindeki farklı fiziksel ve kimyasal bileşime sahip nesnelerin, ışık kaynaklarından gelen ışınları, farklı dalga boylarında yansıtması ya da soğurması sonucu, alıcılar tarafından alınan bilgilerin oluşturduğu bir sistemdir. Uzaktan algılama teknolojisi, şu an için yeraltı ile ilgili bilgi akışına olanak sağlamıyor. (Gürçay, 2007)
Bu sayede, uzaktan algılamayı kullanmanın sonucu olarak, çalışılacak bölgeye gidilmeden önce, hem iş gücü, hem zaman, hem de maliyet açısından büyük bir tasarruf sağlanıyor.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Doç. Dr. Nuretdin Kaymakçı ve Doç. Dr. Mehmet Lütfi Süzen, Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Laboratvarlarında geliştirdikleri, yanılma payının çok az olduğu yeni sistem, uydu aracılığıyla maden bulmuyor; minerallerin nerelerde yoğunlaştığını saptayıp, yerbilimsel süreçler ve örneklemeler ışığında coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanarak üretilen haritalar (bkz. Şekil 1), maden arama uzmanlarına (maden yatakları uzmanlarına, saha yerbilimcilerine) güvenilir veriler sağlıyor.

Şekil 1. Yerbilimsel Örneklendirme
Proje kapsamında, bu sistemi kullanan şirketler arasında Odyssey Resources-BHP Billiton Konsorsiyumu, Teck Cominco, Europen Nickel, TPAO, TPIC, Shell bulunuyor.
Sistemin geliştiricileri, yöntemin afetler ile ilgili çalışmalarda da kullanılacağını belirtiyor. Örneğin enerji biriken bölgeler saptanarak, olası deprem alanlarının tahmini yapılabilecek ve heyelan riski olan bölgelerinde tahmini yapılabilecek.
Son olarak, proje kapsamında, gemilerden denize sızan ve çevre kirliliğine neden olan petrolün belirlenmesi için, ODTÜ Havacılık Mühendisliği, Havelsan, Denizcilik Müsteşarlığı, TÜBİTAK ile sistem geliştiricileri Kaymakçı ve Süzer, yeni bir projeyi hayata geçirmeyi planlıyor.
Kaynakça:
CNNTÜRK, 2008. Maden araştırmalarında uydu teknolojisi, cnnturk.com, 18 Şubat 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Gürçay, B. 2007. Maden Aramalarında Uzaktan Algılama Yöntemleri, 19-24 Haziran 2007 JeoGenç Ankara Staj Çalışması, Uzaktan Algılama ve CBS Koordinatörlüğü, MTA, Ankara, s. 8.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. ODTÜ’nün Geliştirdiği Uzaktan Algılama Yöntemi, yerbilimleri.com
Posted in Afet, Araştırma, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Güncel Haberler, Harita, Maden, Uzaktan Algılama | No Comments »
Wednesday, January 2nd, 2008 |
Petrol (kaya yağı) ve türevlerini hızla emen, kauçuk esaslı bir sünger (sorbent) geliştirildi. Boğazlardan, yılda yaklaşık 150 milyon ton petrol geçerken, dünya denizlerinde yılda yaklaşık 2 milyar ton petrol taşınıyor. Deniz kazaları ve kaza çevresindeki canlıların yaşamı göz önüne alınınca, buluşun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.
Prof. Dr. Oğuz Okay ile doktora öğrencisi Deniz Ceylan’ın, İstanbul Teknik Üniversitesi, Polimerik Jeller Araştırma Laboratuvarı’nda geliştirdiği süper emici madde, batmadan su yüzeyinde durarak gözenekleri ve moleküler yapısı nedeniyle sadece petrolü emiyor. (bkz. Şekil 1)

Şekil 1. Makrogözenekli Polimer Ağ Yapısı (İTÜ-PGRG, 2008, kimya.itu.edu.tr)
Denize yayılan petrol ve türevlerinin daha önce de mekanik olarak suyun yüzeyinden alınabildiğini belirten Prof. Dr. Okay, “Talaşı bile koysanız petrolü tutabilir. Ama petrolün tamamen sudan ayrılmasını sağlamaz. Yeni ürettiğimiz sorbent, petrolü emiyor ancak deniz suyunu emmiyor. Altyapı çalışmalarımız 2000′de başlamıştı. 2001′de TÜBİTAK, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sabancı Üniversitesi ortak çalışmasıyla kauçuk esaslı emici bir sorbent üretip uluslararası patentini almıştık. Ancak emişi çok yavaştı. Petrol ve türevlerini 1 haftada emebiliyor ve tekrar kullanılamıyordu. Geliştirdiğimiz yeni sorbentin ise 1 gramı 25 gram petrolü 1 dakika içinde emiyor. Bu ürünün patent başvurusunu da 2007 Mart ayında yaptık” dedi.
Prof. Dr. Oğuz Okay, TÜBİTAK’ın 459 bin YTL ile destek verdiği projenin, İstanbul Boğazı’nda petrol bakımından tehlikeli bölgelerin saptanmasının ardından buralarda kullanılacağını söyledi. Büyük sorbentlerin bir geminin arkasına takılarak riskli bölgelerdeki petrol ve türevlerini toplayabileceğini belirten Okay, şunları söyledi: “Sorbent petrole doyduktan sonra denizden çekilerek bir makine yardımıyla sıkılabilir. Geri verdiği petrol ve türevleri de bir depoda toplanır. Sorbent tekrar tekrar kullanılabildiği için çalışmalar hızlı bir şekilde tamamlanır”.
Buluşla ilgili makale, Amerikan Kimya Derneği’nin, Macromolecules[1] dergisinde de yayımlandı.
Daha fazla ayrıntı ve video görüntüleri için www.kimya.itu.edu.tr/ookay
Notlar:
Makrogözenekli Polimerik Jel Sentezleri’nin, Temel Bilimler Araştırma Grubu’nda, AR-GE çalışmaları yürütülmektedir. (Proje No: 197T011)
[1] Ceylan, D., Oktay, O., 2007. Macroporous Polyisobutylene Gels: A Novel Tough Organogel with Superfast Responsivity, Macromolecules, V. 40, No. 24, pp. 8742 - 8749.
Kaynakça:
Yaşar, S. 2008. Petrol kirliliğine karşı Türk süngeri, Hürriyet, İstanbul, hurriyet.com.tr, 2 Ocak 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Posted in Araştırma, Güncel Haberler, Maden, Çevre | No Comments »
Wednesday, March 28th, 2007 |
Günümüz dünyasının, birçok gereksinimi var. Bunlardan en önemlisi ise enerji gereksinimidir. Sıkıntının ne kadar büyük olduğunu, etrafımıza bakarak, daha açık söylemek gerekirse Ortadoğu’ya (belki de lanetli topraklara) bakarak rahatça görebiliriz.
Enerji üretebilmek için birçok yöntem kullanılmaktadır. Bunların başında fosil yakıtlardan üretilen enerji gelmektedir. Milyonlarca ya da milyarlarca yıl önce çürümüş canlı kalıntılarından (bitkiler ve hayvanlar) oluşan kömür, petrol (kaya yağı), doğalgaz gibi maddeler fosil yakıtları oluşturur. Ama mevcut rezervlerin (/birikintilerin, yığınların) azalması sonucu her geçen gün enerji üretmek için gerekli olan hammadde fiyatları artmaktadır. Bu yüzden insanoğlu gerekli enerji gereksinimini sağlamak için yeni yöntemler aramaktadır. Bu yöntemler yel, güneş, dalga, jeotermal gibi yenilenebilir enerji türleri ve nükleer (çekirdeksel) enerjidir.
Yaşamın kaynağı olan Güneş, nükleer bir santraldir ve enerjisinin kaynağını atom çekirdeklerinde meydana gelen füzyon (çekirdek birleşmesi) tepkimeleri oluşturur. Kontrol altına alınabilecek füzyon tepkimelerinin, sonsuz enerjinin anahtarı olduğu düşünülmektedir. Kontrol edilemeyen füzyon tepkimeleri ise hidrojen bombasının temelini oluşturur. Güneş’te meydana gelen bu tepkimler, kontrol altında olmadığı için ileride, gerçekleşen tepkimelerin son bulmasıyla birlikte Dünya’daki yaşamın da sona ereceği düşünülmektedir.
İsterseniz atom çekirdeklerinden elde edilen enerji biraz açalım. Fosil yakıtlarla üretilen enerji ile nükleer enerji arasındaki en büyük fark fisyon (çekirdek parçalanması) tepkimesiyle daha az malzeme harcanmasına rağmen daha fazla enerji üretilebilmesidir. Daha net fotoğraf çekmek için bir örnek vermek gerekirse, yaklaşık üç ton kömürün yanmasıyla açığa çıkan enerjinin, bir gram uranyumdan elde edilen enerjiye eşit olduğunu söyleyebiliriz. (Petrucci vd. 2002) Yalnız nükleer enerji üretiminde kullanılan uranyumun da dünya üzerinde bir miktar rezervi bulunmaktadır. Hammadde fiyatlarındaki artış, uranyum içinde geçerlidir. Ayrıca günümüzde herkesin ağzına dolanan ve insanların sebep olduğu düşünülen; ama doğal bir süreç olan küresel ısınmayı (en doğru cevabı ikimbilimciler verecektir), hızlandıran (tam anlamıyla bir katalizör işlevindeki) fosil yakıtlara göre nükleer enerji, atmosfere daha az miktarda karbondioksit salıverir.
İlk bölüm gerek teknik, gerek ayrıntı bilgiler, gerekse terim çokluğu nedeniyle sizleri sıkmış olabilir; ama yazının devamı için ön açıcı olacağını düşünüyorum. Şimdi bunları cebimize koyup, yola koyulalım.
Neden nükleer enerjiye karşı çıkılıyor derseniz, bence en büyük neden, bu enerjinin kontrol edilmesinin çok büyük bir sorun olması ve kontrol dışına çıkan enerjinin, bir bomba olarak geri dönmesidir. İnsanın olduğu hiçbir işin yüzde yüz güvenilirliğe sahip olmadığı başka bir değişle mutlaka bir hatanın olacağı göz önünde bulundurulursa ve hata kabul etmeyen bu enerji türünün ne kadar tehlikeli olabileceği düşünülürse ve son olarak geçmişte yaşanan örneklere de bakılırsa bu soru işaretinin yerini bir ünlem işareti almaktadır. Burada demek istenen, sadece nükleer enerji sistemleri değildir; insan yapımı bütün işlerde hata payı mutlaka vardır ve olacaktır.
Diğer önemli bir nedense, santralde enerji üretimi sonucu meydana gelen tepkimelerin bir ürünü olarak elde edilen atıkların, ayrı bir sorun olmasıdır. Neden sorun oluşturuyor derseniz, radyoaktif (ışınetkin) atıklar, radyasyon (ışınım) yaymaktadır ve tüm canlılar için zararsız radyasyon miktarının sıfır olduğu bilinen bir gerçektir. (Erdoğan, 2005) Günümüz teknolojisiyle nükleer atıkları güvenli bir şekilde yok etmenin imkânsız olduğu gerçekliğiyle denklem tamamlanınca, sonucunu görmek zor olmayacaktır. Tabi ki canlılar belli bir miktar radyasyona sahip; ama burada kastedilen sıfır, mevcut doğal dengedeki değer.
Peki, nükleer enerjinin tarihte ki yeri ne derseniz, ilk göze çarpan sonsuz enerjinin umudu olarak ortaya çıkışı, süreç içinde uygulamalı bir şekilde hayata geçirildiği ve daha sonraları nükleer silahlanma için kullanıldığı görülmektedir. Ukrayna’da yaşanan ve büyük bir coğrafyayı etkileyen Çernobil felaketinden sonra çöküş dönemine girmektedir. Bu olaydan sonra kimi ülkeler nükleer programını askıya almış, kimileriyse nükleer santrallerinin çalışmalarını askıya almış veya kapatmış. Günümüzde ise güçlü olanın güçsüz olanın yürüttüğü çalışmaları engellemeye çalıştığı; ama gözünü açan maymunun, ağzının suları akarak baktığı bir teknoloji belki de bir silahlanma aracı.
Kurduğum cümleler kafanızı karıştırdıysa, kendime göre kısaca özetlemeye çalışayım. Dünya üzerinde bu teknolojiye sahip olsun ya da olmasın kimi ülkeler enerji gücü, kimi ülkeler silah gücü olarak kullanmaya çalışırken, kimileri ise kurtulabilmek için bir yol aramaktadır. Dünya’da nükleer enerjiye sahip olmak isteyen ülkelere bakıldığında, aslında istenilen şeyin gerçekten enerji olmadığı ve nükleer silah gücüne sahip olma arzusu olduğu açık bir şekilde de görülmektedir.
Bu kadar attın, tuttun da kimlerde var bu teknoloji derseniz. Ülkesinde nükleer santral olanların teknolojinin bütün nimetlerinden yararlandığını ve ilk önce gözümüzü onlara çevirmemizi tavsiye ederim. Altı ülke -Almanya, Birleşik Devletler, Fransa, Güney Kore, Japonya, Rusya- dünyadaki nükleer enerjinin yaklaşık %75’ini üretmektedir. Bildiğim kadarıyla füzyon tepkimelerini gerçekleştiren üç ülke -Birleşik Devletler, Fransa ve Çin- vardır. Kısaca nükleer santrali olan ülkelerin görebildiğimiz yönlerine değinelim. (bkz. Tablo 1)

*Bu değerler değişkendir.
Tablo 1. Dünya’daki Nükleer Santraller (Schneider vd. 2004)
Almanya Federal Cumhuriyeti, 32 yaşındaki nükleer santralleri kapatma kararını aldı. Bu teknolojiye sahip diğer ülkelerden farklı bir yol izliyor ve görüntü itibariyle kurtulmaya çalışıyor.
Arjantin Cumhuriyeti, 1979’dan beri felce uğrayan bir nükleer santral inşaatının sahibidir.
Amerika Birleşik Devletleri, mevcut enerji gereksinimi göz önüne alındığında ayrı bir kefeye koyulmalıdır. Bu açıdan bakınca mevcut reaktörlerde yapılan iyileştirmeler sonucu elde ettiği nükleer enerjiyi üçe katlamıştır ve Ekim 1973’den beri yeni bir nükleer santral siparişi yoktur. Ama mevcut nükleer santrallerin kapatılma süresini 60 yıla çıkarmak için girişimleri vardır; fakat atık sorununun giderek artması en büyük engeli oluşturmaktadır. Ayrıca sürdürdüğü program içeriğinde hidrojen zenginleştirilmesi yani kontrol altındaki füzyon tepkimeleriyle birlikte sonsuz enerjinin anahtarını aramaktadır.
Belçika Krallığı, 40 yaşını doldurduğu için mevcut santrallerini 2014–2025 yılları arasında kapatacaktır. Bilinen herhangi bir yatırımı da bulunmamaktadır.
Brezilya Federal Cumhuriyeti, hüsranla sonuçlanan bir santral inşaatı geçirmiştir.
Bulgaristan Cumhuriyeti, mevcut reaktörler aşamalı bir şekilde kapatmaktadır ve iki tane yeni nükleer santral siparişi ya da planı bulunmaktadır.
Büyük Britanya Krallığı, bir çoğu 30 yaşın üzerinde olan reaktöre sahip (teknolojiye sahip diğer ülkelere göre) verimsiz santralleri bulunmaktadır. Geri kazanılan atıkların (plütonyum gibi) tekrar yakıt olarak kullanılması ve yürüttüğü diğer çalışmalarla bu teknolojiye kapılarını kapatmamıştır.
Çek Cumhuriyeti, ileriki günlerde nükleer santral sipariş verme olasılığının çok yüksek göründüğü ve planları devamlı değişen; kısaca kararsız bir ülkedir.
Çin Halk Cumhuriyeti, ucuz iş gücü sayesinde üretimin yeni merkezi olmuştur. Nükleer enerji kullanımının çok düşük olduğu görülmektedir ve yeni nükleer santral siparişi veya siparişleri olsa bile enerji gereksiniminin büyük bir bölümünü elindeki mevcut kömür ve doğalgaz kaynaklarından sağlayacağı görülmektedir. Ayrıca 2006 yılında füzyon tepkimeleri denemeleri yaptığını ve başarıyla geçekleştirdiği açıklamıştır.
Ermenistan Cumhuriyeti, 1988’de yaşadığı deprem sonucu nükleer santralini kapatmıştır. 1993 yılındaki ekonomik kriz sonucu santralin bazı üniteleri tekrar devreye girmiştir.
Finlandiya Cumhuriyeti, kişi başına düşen elektrik tüketimi oranıyla dünya beşincisidir. Bunun ana nedeni ısınmak için elektrik kullanılmasıdır. Nükleer santral siparişi olacağı tahmin edilmektedir.
Fransa Cumhuriyeti, nükleer çalışmalara en fazla önem veren ülkelerden biridir. Elektrik enerjisinin büyük bir bölümü nükleer enerjiden sağladığı gibi, üretim fazlası elektriği ise komşu ülkelere satmaktadır. Hatta kimi zaman enerji fazlalığından dolayı santralleri geçici süre kapatmaktadır. Ayrıca yakıt üretimi ve plütonyum tesisleri ile uranyumun dönüştürülmesi ve zenginleştirilmesi gibi nükleer bir programa sahiptir. Füzyonun sırrını ulaşmayı amaçlamaktadır.
Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasındaki tek nükleer reaktörün olduğu yerdir. Bu santral 4. nesil (bilinen son teknoloji) reaktöre sahiptir. Herhangi bir arızanın, insansız çözümlenmesi ve kazalara yol açmasını önlemek için deneme amaçlı kurulmuştur. Kötü bir biçimde tanımlarsak kobay görüntüsündedir.
Hindistan Cumhuriyeti, nükleer enerjiyi askeri amaçlarında kullanmıştır. Şu anda sekiz santral yapım aşamasındadır.
Hollanda Krallığı, nükleere sıcak bakmayan bir ülke görüntüsündedir.
İran İslam Cumhuriyeti, yeni bir nükleer santral siparişi verme olasılığından çok mevcut nükleer programıyla dünya gündemindeki yerini korumaktadır. Başta Birleşmiş Miletler Güvenlik Konseyi olmak üzere bir çok uluslararası konsey, ajans, kurum ve kuruluş İran’ın uranyum zenginleştirmesi programını durdurmadığı zaman kendisine yaptırımlar uygulayacağını söylemektedir. Tabi ki bu programı sürdüren tek ülke burası değildir.
İspanya Krallığı, gelen son hükümetle birlikte nükleer programını bırakma kararı almıştır. Kyoto Protokolü’ne uyarak, sera gazı salınımını azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına geçeceğini açıklanmıştır.
İsveç Krallığı, Avrupa’nın en çok enerji tüketen, Dünya’da ise dördüncü sıradaki ülkedir. Ülkenin bu kadar enerjiye gereksiniminin olmasındaki en büyük etken ısınmada elektrik kullanılmasıdır. Buna rağmen mevcut santrallerini kademeli bir şekilde kapatma kararı almıştır ve santral siparişi yoktur.
İsviçre Konfederasyonu, nükleer enerji konusunda defalarca referanduma gitmiştir. Bu referandumlarda kademeli kapatma ile ilgili bir gelişme olmamasına rağmen yeni bir nükleer santral siparişi yakın gelecekte zor görünmektedir.
İtalya Cumhuriyeti, 1986 yılında Ukrayna’da yaşanan Çernobil kazasından sonra mevcut bütün santrallerini kapatmıştır.
Japonya Krallığı, radyasyonun tehlikesini en iyi bilenlerdendir. 2. Dünya Savaşı sırasında Birleşik Devletler tarafından Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atılmıştı ve savaş Japonlar için bitmişti. 1995′te Monju hızlı üreticisinde sodyum sızıntısı meydana gelmiştir. Mart 1997′de Tokai’de yeniden işlenen atıkların patlaması ile Eylül 1999’da yakıt işletme tesisinde meydana tehlikeli bir kaza yaşanmıştır. 9 Ağustos 2004’de Mihama-3′de meydana gelen gaz sızıntısından sonra 5 işçinin ölmesiyle sonuçlanan vahim olayları, Tokyo Elektrik Enerji Şirketi’nin reaktörlerdeki çatlakları gizleyerek yaptığı sahtekârlık süslemektedir. 17 Temmuz 2007 tarihli depremle dünyanın şu an en büyük nükleer enerji santrali olarak kabul edilen Kaşivazaki Kariva’da sızıntı meydana gelmiştir. Yapılan plütonyum ayrıştırma santrali, yeni nükleer santral siparişleri ve nükleer program faaliyetlerin giderek artacağını göstermektedir.
Kanada Dominyonu, dünyadaki uranyum rezervinin büyük bir kısmına sahiptir ve nükleer enerjiye yatırım yapan ilk ülkelerdendir. Bu yüzden ağır sulu reaktörlerinde enerji üretmek için doğal uranyum (işlenmemiş) kullanılmaktadır. Bu teknolojiyi Arjantin, Çin, Güney Kore, Hindistan, Pakistan ve Romanya’ya da satmıştır. Nükleer programlarının devam edeceği düşünülmektedir.
Kazakistan Cumhuriyeti, ülkedeki tek santrali kapatmıştır.
Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, şu günlerde dünyanın gözünü çevirdiği başka bir ülkedir. 2002’de Birleşik Devletler bu ülkeyi “Kore Yarımadası ve Çevresinde Barış ve İstikrar Taahhütü”nü (KEDO) bozmakla suçladı. Böyle olmadığı ortaya çıkınca “Nükleer Silahsızlaşma Antlaşması”ndan (NPT) ayrılan Kuzey Kore, açıkça nükleer silah üretimine geçtiğini belirtti ve nükleer santral projesini askıya aldı.
Litvanya Cumhuriyeti, dünyadaki elektrik üretiminde nükleer enerjinin en büyük paya sahip olduğu ülkedir. %250 elektrik fazlası bulunmaktadır.
Macaristan Cumhuriyeti, 10 Nisan 2003’te temizleme tankının içinde 30 yakıt çubuğunun (3 ton civarında uranyum ve çeşitli tehlikeli kütleler) bulunduğu soğutma sisteminde oluşan bir kaza sonucunda Kripton–85 gazında ani bir atış olmuş ve tehlikenin bir patlamaya dönüşmemesi için asal gazlar çevreye salınmıştır. Bu vahim olaydan sonra herhangi bir önlem alınmadığı gibi nükleer programa devam edilmiştir.
Meksika Federal Cumhuriyeti, 1960’larda araştırmalara (fizibilite) başlanmış, 1970’lerde inşaatları başlamış ve 1990’larda nükleer santrallerini tamamlamıştır.
Pakistan İslam Cumhuriyeti, Hindistan’ın askeri amaçla bu işe girmesinden dolayı nükleere bulaşmıştır.
Romanya Cumhuriyeti, finansal sorunlar yüzünden bir santral hâlâ inşaat halindedir.
Rusya Federasyonu, 1954 yılında nükleer santrali elektrik şebekesine bağlayan ilk ülke olmuştur. Dünyadaki işlenmiş uranyumun %8,5’ini üretmektedir. Kullanılan uranyumu tekrar işleyerek zenginleştirme ve yüksek zenginleştirmeyle Avrupa Birliği ülkelerinin %35’lik gereksinimini karşılamaktadır. 1986’dan beri yeni bir nükleer santral siparişi yoktur ve mevcut reaktörlerde iyileştirme çalışmaları devam etmektedir. Yapım aşamasında finansal sorunları olan santralleri de vardır ve yeni bir santral konusunda istekli davranılmaktadır. Ayrıca kullandıkları teknoloji Çin, Hindistan ve İran’a satmıştır.
Slovakya Cumhuriyeti, iki reaktörünü kapatacaktır ve yeni santral için finansal sorunlarını halletmeye çalışmaktadır.
Slovenya Cumhuriyeti, dünyada iki ülkenin (Slovenya-Hırvatistan) bir nükleer santrale sahip olduğu tek örnektir.
Tayvan (Çin Cumhuriyeti), birçok ülke tarafından tanınmamaktadır. Ülkenin tüm enerji santralleri Birleşik Devletler tarafından yapılmıştır ve yapım aşamasında olan kaynar su tipli reaktörler bulunmaktadır.
Ukrayna Cumhuriyeti, altı reaktörlü ilk nükleer santralini Çernobil’de kurdu; ama 4 reaktörü tamamlanabildi. Çünkü 1986’da 4. reaktörde meydana gelen patlama buna izin vermemişti. Daha sonra 4. reaktör dışındaki 3 reaktör işler hale getirildi ve 2 numaralı reaktör Ekim 1990’daki kazaya kadar devredeydi. Bir yandan da Çernobil’i yenileme ve geliştirme çabaları sürüyor başka bir yandan yeni santraller inşaa ediliyor. Sonuç olarak bu ülkenin finansal sıkıntıları altında yeni nükleer santral siparişleri vardır ve nükleer programına devam etmektedir.
Nükleere kesinlikle hayır veya kesinlikle evet demek benim için çok zor. Güneş ile atom bombası aynı; yani nükleer enerji ve nükleer silah arasında çok ince bir çizgi olduğu apaçık ortada, insanoğlu mavi gezegende nefes aldığı sürece, radyoaktif sıçramalar, tepkimenin doğası gereği devam edecektir. Önemli olansa, üstüne sıçratmamak değil kimseye sıçratmamaktır…
Kaynakça:
Erdoğan, L. T. 2005. Türkiye’nin Nükleer Rönesansı, Ankara, jmo.org.tr, 28 Mart 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Petrucci, R. H. Harwood, W. S. Herring, F. G. 2002. General Chemistry Principles and Modern Applications. Prentice Hall. New Jersey.
Schneider, M. Froggatt, A. 2004. Dünya Nükleer Endüstrisinin Durum Raporu, çev. Çeviri Grubu, İstanbul, yesiller.org, 28 Mart 2008 tarihinde ulaşılmıştır.
Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2008. Radyoaktif Sıçramalar, yerbilimleri.com
Posted in Afet, Enerji, Felaket (Yıkım), Maden | 1 Comment »
Friday, October 20th, 2006 |
Johannesburg yakınlarındaki Mponeng altın madeninde radyasyon ve sülfürle beslenen bakteri türüne rastlanıldı. Güney Afrika Cumhuriyeti bu tür bakterilerin bulunduğu ilk yer mi? (bkz. Şekil1)

Şekil 1. About 2 miles below the ground in a South African gold mine stands Duane Moser next to the fracture zone (white area) where the one-of-a-kind bacteria were found (Image: Li-Hung Lin)
Altın Madeni Güneş Etkisinden Uzak Yaşam İçeriyor
Güney Afrika’daki bir altın madeninin derinliklerinde güneş etkisinden tümüyle bağımsız yaşayan bilinen ilk (!-ilk örnek olduğu kuşkulu; Ballard 1990′larda “Oşinografi’de Araştırmalar” adlı yapıtında Güney Amerika açıklarında, Pasifik’teki Galapagos adaları bölgesinde 3000 m derinliğindeki deniz tabanında yer alan sıcak odada/mağma çıkışında sıcak sularda kükürtle beslenen organizmalardan söz etmektedir. Ayrıca, yine 1990′ların sonlarında “Nature” dergisinde yayımlanan bir özet haberde Japonya açıklarında binlerce metre derinlikte kükürtle beslenen organizmaların varlığından sözedilmektedir-çn).
Bakteriler, varlıklarını, kendilerine gereken besini üretmek için doğal radyoaktivite enerjisini kullanarak, fotosentezden yararlanmaksızın sürdürmektedirler. Uzmanlar diğer gezegenlerde de benzer yaşam biçimlerinin var olabileceği yorumunu getirmekteler.
Bakteriler 3-4 km derinlikte bazalttaki bir çatlak içinde kapanlanmış eski suda yaşamaktadırlar. Princeton Üniversitesi‘nden (New Jersey, ABD) bilim insanları ve meslektaşları, Mponeng altın madeninde (Johannesburg yakınları, Güney Afrika) dar bir araştırma kuyusu yardımı ile bu çatlaktan aldıkları suyu analiz etmişler ve ardından da kuyu kapatılmıştır.
Çok sayıda bakteri türü saptanmış, ancak RNA ardıllanmaları bakterilerin çoğunun daha önce bilinmeyen ve Desulfotomaculum adı verilen bir türe ait olduğunu göstermiştir.
Araştırma lideri, Ulusal Tayvan Üniversitesi‘nden Li-Hung Lin, New Scientist’e çok sayıda yüzey altı ortamda benzer türden bakterilerin bulunmuş olduğunu belirtmekte ve eklemektedir: “Bizim bu çalışmamızı eşsiz kılan nokta, bakteri topluluğunun fotosentez ürünlerine bağlı olmayışıdır.”
Alternatif Güç
Tüm canlı organizmalar, doğrudan ya da dolaylı olarak güneş kaynaklı bir enerji kaynağına gerek duyar. Yeşil bitkiler, örneğin şeker moleküllerinde karbon ve hidrojen atomları arasındakiler türünden, enerji-yoğun kimyasal bağlar oluşturmak için, fotosentez adı verilen bir süreçte güneş enerjisinden yararlanırlar. Bu bağlarda depolanan enerjinin bir bölümü, daha sonra, canlı organizma hidrojeni oksijenle değiştirdiğinde, CO2 yayarak açığa çıkar.
Bu bitkiler, güneş enerjisi olmaksızın bu kimyasal bağları oluşturamazlar. Ancak, Mponeng bakterilerinin bir başka enerji kaynağı söz konusudur.
Lin, “Sülfat ve hidrojen gazı jeolojik süreçlerle üretilir” açıklamasını getirmekte ve eklemektedir “Bakteriler yaşamak için bu besini kullanır”.
Radyasyon Enerjisi
Kayaçlardaki uranyum ve diğer radyoaktif elementler, kimyasal bağları parçalama yetisindeki yüksek-enerjili hidrojen gazı üreterek su moleküllerini tahrip eden radyasyon yayarlar. Bu bakteriler bu hidrojen gazını kayaçtaki sülfat (SO4) moleküllerini hidrojen sülfite (H2S) dönüştürmek için kullanmaktadırlar. Bu, fotosentezin enerji kapanlayan eş değeridir. Hidrojen gazının bu bağları oluşturmak için yeterince enerjik olmasını sağlayan radyasyon enerjisi, güneş enerjisinin yerini alır.
Araştırma grubu buldukları hidrojen sülfit’in içinde kükürt atomlarını test etmiştir. İzotopların -aynı elementin farklı kimyasal biçimlerinin- oranı, sülfit’in bu canlı organizmalar tarafından yakın dönemlerde üretilmiş olduğunu kanıtlamıştır.
Ölüyorlar Mı, Gelişiyorlar Mı?
Okyanus çökellerinde, volkanlarda ve petrol içeren çökellerde de sülfat-yiyen diğer bakteriler bulunmuştur. Ancak bunların tümü de, ya fotosentez sonucunda üretilen kimyasallardan yararlanmaktadırlar ya da kapanlanıp öldükleri mi yoksa geliştikleri mi açıklığa kavuşturulamamıştır.
Lin, örnekte, ksenon gibi asal gazlara yönelik bir çalışmanın, Mponeng su örneğinin 20 yıl boyunca yüzeyden yalıtılmış olduğunu gösterdiğini belirtmektedir. Bu ise, bakteri topluluğunun “yüzeydeki fotosentez sürecinden tümüyle bağımsız” olmuş olması gerektiğini göstermektedir.
Lin, bu toplulukların dünyada hangi ölçüde yaygın olduklarının bilinmediğini eklemektedir. Ancak, duraylı ve gün ışığından bağımsız yaşam biçimlerinin bulunması diğer gezegenlerde de benzer canlıları bulma umudunu artırmaktadır.
Indiana Üniversitesi‘nden (Bloomington, ABD) araştırma ekibi üyesi Lisa Mary Pratt, NASA tarafından desteklenen ve Mars’ın donmuş yüzey katı altında tam da aynı türden canlı yaşamı varlığını aramak için sondalar tasarlayan ekibin başkanlığını da yürütmektedir.
Araştırmacıların bulguları Science dergisinin 314. sayısının 479. sayfasında yayımlandı.
Bütün hakları Dursun BAYRAK’a aittir.
Kaynakça:
MacKenzie, D. 2006. Gold mine holds life untouched by the Sun, newscientist.com
Posted in Araştırma, Maden | No Comments »
Saturday, March 4th, 2006 |
Maden; yer kabuğunun bazı bölgelerinde çeşitli iç ve dış doğal etkenlerle oluşan, ekonomik yönden değer taşıyan mineraller ve bileşenlerine denir.
Maden Mühendisliği; madenlerin bulunması, çıkarılması ve zenginleştirilmesi konularında eğitim ve araştırma yapan mühendislik dalıdır.
Madenlerin çıkarılması genel olarak Açık ocak madenciliği ve yer altı madenciliği diye ikiye ayrılmştır. Bunun yanında cevher zenginleştirme işlemi de maden mühendislerinin öncelikli çalıştığı alanlar arasındadır. Yeni gelişmekte olan derin deniz madenciliği ve uzay madenciliği gibi konular da ileride maden mühendislerinin çalışma alanları olacaklardır. Türkiye’de maden mühendislerinin Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu, Türkiye Taş Kömürü Kurumu Maden Tetkik Arama (MTA), Devlet Su İşleri (DSİ) gibi kamu kuruluşlarında ve özel maden işletmelerinde çalışma olanakları vardır.
|
21 Eylül 2005 ÇARŞAMBA
|
Resmî Gazete
|
Sayı : 25943
|
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Maden Mühendisleri Odasından:
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Maden Mühendisleri Odası Serbest Maden Mühendisliği Hizmetleri Uygulama, Tescil, Denetim ve Belgelendirme Yönetmeliği
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
Madde 1 — Bu Yönetmeliğin amacı, kişi ve kuruluşlar tarafından verilecek maden mühendisliği hizmetlerinin gelişmesini, üretilen hizmetlerin ülkemizde geçerli standartlara uygunluğunu, meslek içi haksız rekabetin ortadan kaldırılmasını, mesleki değerlendirmeye esas sicillerin tutulmasını ve bu konuların denetim altına alınmasını sağlamak amacıyla yapılacak belgelendirme ve denetimlerin usul ve esaslarını düzenlemektir.
Kapsam
Madde 2 — Bu Yönetmelik, serbest maden mühendisliği hizmetlerinin belirlenmesi, bu hizmetlere ilişkin kayıtların tutulması ve belge düzenlenmesi, verilen belgelerin yenilenmesi ve serbest maden mühendisliği hizmetlerinin denetimine ilişkin hususları kapsar.
Dayanak
Madde 3 — Bu Yönetmelik, 17/6/1938 tarihli ve 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun ile 27/1/1954 tarihli ve 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun 13 üncü ve 39 uncu maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4 — Bu Yönetmelikte geçen;
TMMOB: Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini,
Oda: TMMOB Maden Mühendisleri Odasını,
Şube: Maden Mühendisleri Odası şubelerini,
Maden Mühendisi: Odaya karşı yükümlülüklerini yerine getirerek üyelik sıfatını koruyan ve TMMOB ya da Oda mevzuatı uyarınca çalışması yasaklanmamış maden mühendislerini,
MMH: Maden mühendisinin ifaya ve imzaya yetkili olduğu maden mühendisliği hizmetlerini,
SMMH: Sadece SMM Belgesini haiz maden mühendislerinin ifaya ve imzaya yetkili olduğu serbest maden mühendisliği hizmetlerini,
SMM belgesi: Maden mühendislerinin SMMH ifa ve imza edebilmek için yetkili olduğunu gösteren ve Oda tarafından verilen belgeyi,
SMM: SMMH den birini ya da birkaçını kendi adına ya da ortak sıfatıyla veya ücretli çalışan olarak yürüten SMM belgesi sahibi maden mühendislerini,
Büro tescil belgesi: SMMH icrası için kurulan veya faaliyet konuları arasında SMMH bulunan, bu
Yönetmelikte öngörülen koşulları haiz olan ve gerekli başvuruyu Yönetmelik hükümleriyle uyarlı şekilde yapmış olan kuruluşlara Oda tarafından verilecek belgeyi,
Tescilli SMMH bürosu: Gerçek ya da tüzel üçüncü kişilere serbest maden mühendisliği hizmeti vermek üzere Odaya kayıt ve tescil yaptıran, tescil neticesinde büro tescil belgesi almaya hak kazanıp ilgili sicile kaydı yapılan ve bünyesinde ortak sıfatıyla SMM belgesi sahibi en az bir maden mühendisi bulunduran vergiye tabi kuruluşları,
İşveren: SMMH yaptırmak üzere bir SMM veya tescilli SMMH bürosuyla sözleşme yapan gerçek ve tüzel kişileri,
Denetim: SMM lerin ve tescilli SMMH bürolarının birbirleriyle ve işverenle olan ilişkilerinde dürüstlüğün ve güvenin hakim kılınması, meslek disiplini ve ahlakının korunması ve SMMH nin kanun, yönetmelik ve standartlara uygun olarak ve birbiriyle uyumlu şekilde yürütülmesi için bu Yönetmelik kurallarına ve Oda tarafından belirlenmiş asgari ücret çizelgelerine uyulduğunun Oda merkezi, şubeleri, temsilcilikleri veya bunların görevlendirdiği kişilerce incelenmesini ve inceleme kayıtlarının Oda tarafından tutulmasını ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Hizmetler
Maden mühendisliği hizmetleri
Madde 5 — Maden mühendisliği hizmetleri şunlardır:
a) Proje hizmetleri
1) Maden mühendisliği kapsamına giren etüd, araştırma ve rapor düzenlenmesi,
2) Fizibilite projesi ve raporu hazırlanması,
3) Yapılan çalışmaların niteliğine göre arama faaliyet raporunun hazırlanması,
4) İşletme projesi hazırlanması,
5) İşletme faaliyet raporu hazırlanması,
6) Temdit projesi hazırlanması,
7) Terk raporu hazırlanmasında maden mühendisliği kapsamındaki çalışmalar,
8) Sondaj kuyusu inşa ve tatbik projesi hazırlanması,
9) Kaya mekaniği ve zemin (yer altı yapıları, baraj, metro, tünel, tasman etkileri, imara açılan alanlarda imar planına altlık teşkil edecek çalışmalar, madencilik faaliyetleri ile ilgili her türlü çalışmalar) etüdü raporu hazırlanması kapsamındaki çalışmalar,
10) 16/12/2003 tarihli ve 25318 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamındaki çalışmalar,
11) Patlayıcı madde kulanım ve kapasite raporu hazırlanması,
12) Kamulaştırma ile ilgili konularda hazırlanacak raporlar,
13) Orman izni alınması,
14) Jeotermal kaynakların aranması ve işletilmesinde maden mühendisliği kapsamındaki çalışmalar,
15) Danışmanlık hizmetleri,
16) MMH ile ilgili sair rapor ve proje çalışmaları.
b) Uygulama, yönetim ve denetim hizmetleri
1) Teknik nezaret hizmeti,
2) Daimi nezaret hizmetleri,
3) İş güvenliği uzmanlığı kapsamındaki hizmetler,
4) Maden mühendisliği uygulama hizmetleri.
c) Bilirkişilik hizmetleri
ç) Eğitim ve öğretim hizmetleri
Serbest maden mühendisliği hizmetleri
Madde 6 — Maden mühendisliği hizmetlerinden proje hizmetleri başlığı altında sıralananlar ile uygulama, yönetim ve denetim hizmetleri başlığı altında verilen teknik nezaret hizmeti ile iş güvenliği uzmanlığı kapsamındaki hizmetler SMM belgesi ile büro tescil belgesine tabi serbest maden mühendisliği hizmetleridir. Bu hizmetler, anılan belgelere sahip olmayan ya da bu Yönetmelikte belirtilen istisna koşullarını taşımayan maden mühendislerince yürütülemez.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Belgelerin Verilmesi ve Yenilenmesi
Serbest maden mühendisliği belgesinin verilmesi
Madde 7 — Aşağıdaki koşulları taşıyan maden mühendislerine başvuruları halinde SMM belgesi verilir:
a) TMMOB veya Oda tarafından herhangi bir mesleki kısıtlamaya uğramamış olması,
b) Oda üyesi olması ve üyelik borcu bulunmaması,
c) Oda Yönetim Kurulunca belirlenen SMM belgesi tescil harcını ödemiş olması,
ç) Oda tarafından düzenlenen imza sirküleri, taahhütname ve başvuru formunu şahsen doldurup imzalamış olması,
d) Oda tarafından düzenlenen SMMH ile ilgili meslek içi eğitim faaliyetlerine ve bilgi yenileme eğitimlerine katılmış olması,
e) Bunlara ek olarak:
1) Ücretli çalışıyorsa;
İş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son ay bordrosunun bir örneğini sunarak, aldığı ücretin ve çalışma koşullarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığını belgelemesi,
Sosyal Sigortalar Kurumu işe giriş bildirgesi ile hizmet döküm cetvelinin bir örneğini sunması,
2) Kendi adına serbest çalışıyorsa;
Serbest meslek sahiplerine ilişkin vergilendirmeye tabi olduğunu belgelemesi,
Yanında ücretli olarak çalışan maden mühendisi varsa, bununla/bunlarla imzaladığı iş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son ay bordrolarının bir örneğini sunarak, verdiği ücretin ve sunduğu çalışma şartlarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığını belgelemesi,
3) Adi ortaklıkta ortak olarak çalışıyorsa, bu maddenin birinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde yazılı belgelere ek olarak, ortakların tamamı tarafından imzalanmış ortaklık sözleşmesinin noter onaylı suretini vererek kuruluşta ortak olarak çalıştığını ve kuruluşun faaliyet konuları arasında SMMH olduğunu belgelemesi,
4) Sermaye şirketi ortağı olarak faaliyet gösteriyorsa;
Şirket ana sözleşmesinin yayımlandığı Ticaret Sicil Gazetesini veya noter onaylı suretini vererek şirketin faaliyet alanları arasında SMMH bulunduğunu ve kendisinin şirket ortağı olduğunu belgelemesi,
Şirket bünyesinde ücretli olarak çalışan maden mühendisi varsa, bununla/bunlarla imzalanan, iş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son ay bordrolarının bir örneğini sunarak, verilen ücretin ve sunulan çalışma şartlarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığını belgelemesi.
Serbest maden mühendisliği belgesinin yenilenmesi
Madde 8 — SMM belgesinin süresi dolmuş olan ve yenilenmesini isteyen SMM lere ait belgeler, ilgili SMM nin başvurusu üzerine ve aşağıdaki koşulları taşıması halinde yenilenir:
a) TMMOB veya Oda tarafından herhangi bir mesleki kısıtlamaya uğramamış olması,
b) Oda üyeliğini koruyor olması ve üyelik borcu bulunmaması,
c) Oda Yönetim Kurulunca belirlenen yıllık yenileme ücretini ödemiş olması,
ç) Oda tarafından düzenlenen imza sirküleri, taahhütname ve başvuru formunu şahsen doldurup imzalamış olması,
d) Oda tarafından düzenlenen SMMH ile ilgili meslek içi eğitim faaliyetlerine ve bilgi yenileme eğitimlerine katılmış olması,
e) Bunlara ek olarak:
1) Ücretli olarak çalışıyorsa;
İş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son dört (4) ay bordrolarının birer örneğini sunarak, aldığı ücretin ve çalışma koşullarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığını belgelemesi,
Sosyal Sigortalar Kurumu hizmet döküm cetvelinin bir örneğini sunması,
2) Kendi adına serbest çalışıyorsa;
Serbest meslek sahiplerine ilişkin vergilendirmeye tabi olmaya devam ettiğini belgelemesi,
Yanında ücretli olarak çalışan maden mühendisi varsa, bununla/bunlarla imzaladığı, iş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son dört (4) ay bordrolarının birer örneğini sunarak, verdiği ücretin ve sunduğu çalışma şartlarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığını belgelemesi,
3) Adi ortaklıkta ortak olarak çalışıyorsa, bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde istenen belgeleri vermesi ve ortaklık durumunda değişiklik olmuşsa ortakların tamamı tarafından imzalanmış ortaklık sözleşmesinin noter onaylı suretini vererek kuruluşta ortak olarak çalışmaya ve kuruluşun faaliyet konuları arasında SMMH bulunmaya devam ettiğini belgelemesi,
4) Sermaye şirketi ortağı olarak faaliyet gösteriyorsa;
SMMH nin şirketin faaliyet konuları arasında yer almaya ve kendisinin de şirket ortağı olmaya devam ettiğinin sicil memurluğundan belgelenmesi,
Şirket bünyesinde ücretli olarak çalışan maden mühendisi varsa, bununla/bunlarla imzalanan, iş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son dört (4) ay bordrolarının birer örneğini sunarak, verilen ücretin ve sunulan çalışma şartlarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığını belgelemesi.
Büro tescil belgesi verilmesi
Madde 9 — Aşağıdaki koşulları taşıyan kuruluşlara başvurmaları halinde büro tescil belgesi verilir:
a) SMM belgesi sahibi en az bir maden mühendisinin şirket ortağı olması,
b) Yönetim Kurulunca belirlenen tescil harcının yatırılmış olması,
c) Oda tarafından düzenlenen imza sirküleri, taahhütname ve başvuru formunun ilgili maden mühendisi tarafından doldurulup imzalanmış olması,
ç) Bunlara ek olarak;
1) Sermaye şirketi niteliği taşımayan bürolar için:
Ortaklı çalışmayan bürolarda bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde sayılan belgelerin verilmesi,
Adi ortaklık olarak faaliyet gösteren bürolarda, bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (3) numaralı alt bendinde sayılan belgelerin verilmesi suretiyle ortaklar arasında SMM belgesi sahibi maden mühendisi olduğunun belgelenmesi,
2) Sermaye şirketi niteliği taşıyan kuruluşlar için:
Şirket ana sözleşmesinin yayımlandığı Ticaret Sicil Gazetesinin veya noter onaylı suretinin verilmesi suretiyle şirketin faaliyet alanları arasında SMMH bulunduğunun ve şirket ortaklarından en az birinin SMM belgesi sahibi maden mühendisi olduğunun belgelenmesi,
Şirket bünyesinde ücretli olarak çalışan maden mühendisi varsa, bununla/bunlarla imzalanan, iş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son dört (4) ay bordrolarının birer örneği sunularak, verilen ücretin ve sunulan çalışma şartlarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığının belgelenmesi.
Büro tescil belgesinin yenilenmesi
Madde 10 — Büro tescil belgesinin süresi dolmuş olan ve yenilenmesini isteyen tescilli SMM bürolarına ait belgeler, ilgili büronun başvurusu üzerine ve aşağıdaki koşulları taşıması halinde yenilenir:
a) SMM belgesi sahibi en az bir maden mühendisinin şirket ortağı olmaya devam etmesi,
b) Oda Yönetim Kurulunca belirlenen yenileme harcının yatırılmış olması,
c) Oda tarafından düzenlenen imza sirküleri, taahhütname ve başvuru formunun ilgili maden mühendisi tarafından doldurulup imzalanmış olması,
ç) Bunlara ek olarak;
1) Sermaye şirketi niteliği taşımayan bürolar için:
Ortaklı çalışmayan bürolarda bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin (2) numaralı alt bendinde sayılan belgelere ek olarak geçmiş bir yılda yürüttüğü SMMH için aldığı ücret karşılığında kestiği serbest meslek makbuzlarının birer suretini sunarak Oda asgari ücret tarifelerine uygun çalıştığını belgelemesi,
Adi ortaklık olarak faaliyet gösteren bürolarda, bu maddenin birinci fıkrasının (ç) bendinin (1) numaralı alt bendinin birinci satırında sayılan belgelerin verilmesinin yanı sıra ortaklık durumunda bir değişiklik meydana gelmiş ise buna ilişkin belgenin verilmesi,
2) Sermaye şirketi niteliği taşıyan kuruluşlar için:
Şirketin faaliyet konuları arasında SMMH bulunduğunun ve şirket ortaklarından en az birinin SMM belgesi sahibi maden mühendisi olduğunun sicil memurluğundan belgelenmesi,
Geçmiş bir yılda yürütülen SMMH için alınan ücret karşılığında kesilen faturaların birer sureti sunularak Oda asgari ücret tarifelerine uygun çalışıldığının belgelenmesi
Şirket bünyesinde ücretli olarak çalışan maden mühendisi varsa, bununla/bunlarla imzalanan, iş koşullarını ve çalışma şartlarını düzenleyen hizmet sözleşmesinin ve son dört (4) ay bordrolarının birer örneği sunularak, verilen ücretin ve sunulan çalışma şartlarının Oda tarafından belirlenen asgari standartların altında olmadığının belgelenmesi.
Başvuru usulü
Madde 11 — SMM ve büro tescil belgelerine başvuru usulü aşağıdaki gibidir
a) İlk kez belge alacak ya da belgesini yenileyecek kişi veya kuruluş Oda genel merkezi ya da şubelerine gerekli evraklarla başvurur.
b) Başvuru şubeye yapılmışsa şube gerekli incelemeyi yapar, evraklarda eksiklik görürse tamamlatır ve daha sonra dosyayı genel merkeze gönderir.
c) Belgelerin verilmesine, yenilenmesine ya da iptaline ilişkin nihai kararlar Yönetim Kurulu tarafından verilir.
ç) Talebin kabul edilmesi halinde belge, başvuran bir gerçek kişiyse kendisi veya bir dilekçeyle yetkilendireceği üçüncü kişi tarafından, başvuran bir kuruluşsa yetkili temsilcisi veya bir dilekçeyle yetkilendirilecek üçüncü kişi tarafından elden alınır. Belgelerin başvurulan merciden alınması esastır. Ancak, yazılı talep edilmesi halinde belgenin Oda genel merkezinden alınması ya da genel merkez tarafından posta ile iletilmesi mümkündür.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Belgelere İlişkin Esaslar ve Mesleki Denetim
SMM ve büro tescil belgelerine ilişkin esaslar
Madde 12 — SMMH yürütecek gerçek kişilerin ve kuruluşların, SMM ve/veya büro tescil belgesi sahibi olmaları zorunludur. Bu belgelere ilişkin esaslar şu şekildedir:
a) SMM ve büro tescil belgelerine ilişkin kayıtlar ayrı sicillerde tutulur.
b) Tescil ve yenileme sürecinde yazılı ya da sözlü olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen veya belgelerinde izinsiz değişiklik yahut tahrifat yaptıkları anlaşılan ya da tescile esas koşullarda meydana gelen değişiklikleri değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren bir (1) ay içinde Odaya bildirmeyen kişi ve kuruluşların belgeleri iptal edilir, ilgili sicillerden kayıtları silinir ve ilgili mühendis hakkında işlem yapılması için durum Oda Onur Kuruluna intikal ettirilir.
c) Verilecek belgeler bir (1) yıl için geçerli olup, her yılın Ocak ayı içinde yenileme işlemleri yapılır. İlk başvurusunu yılın farklı bir ayında yapanların belgeleri başvuru yaptıkları yıl sonuna kadar geçerlidir. Süresi dolduğu halde belgesini yenilemeyenlerin belgeleri kendiliğinden ve herhangi bir ihtar ya da ihbara gerek olmaksızın geçersiz hale gelir ve ilgili sicillerden kayıtları silinir ancak numaraları başka kişi ya da kuruluşa verilmez. Bu şekilde kaydı silinen belge sahipleri tekrar başvuru yaptığında, gerekli şartları taşımaları halinde, eski numaralarıyla ilgili sicile kayıtları yeni belge kaydı gibi yapılıp kendilerine belgeleri verilir.
ç) Büro tescil belgesi için başvuru yapan sermaye şirketlerinde maden mühendisi ortağın hisse oranı şirket sermayesinin ortaklara bölünmesiyle bulunacak paydan az olamaz. Bu oran her durumda yüzde on (%10) dan az olamaz.
d) Ücretli çalışan sıfatıyla SMMH icra eden SMM ler, çalıştıkları kuruluş üzerine kayıtlı ruhsat sahaları veya ruhsat ilgili kuruluş adına kayıtlı olmasa da kuruluşun üretim sözleşmesi ve benzeri bir sözleşme ile maden üretimi yaptığını belgeleyebildikleri sahalar dışında teknik nezaretçilik görevi üstlenemez.
e) Teknik nezaretçilik yapan SMM ler, Oda tarafından yapılacak bilgi yenileme eğitimlerine belge aldıkları tarihten itibaren her beş (5) yılda bir katılmak zorundadırlar. Bilgi yenileme eğitimine katılmayanların belgeleri iptal edilir.
f) SMM ve büro tescil belgelerini haiz olmak, ilgili kişi ya da kuruluşun yürürlükte olan kanun, tüzük, yönetmelik, şartname ve sair mevzuatın zorunlu kıldığı kurallara uymamaktan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Denetim
Madde 13 — SMMH yürüten SMM lerin ve tescilli SMMH bürolarının aşağıda belirtilen koşullara uymaları zorunludur:
a) Oda, SMMH nin yürütülmesinde meslek mensupları arasındaki haksız rekabeti önlemek, üretilen hizmetlerin üstün nitelikte, şartname ve standartlara uygun ve ülke yararına olmasını sağlamak amacıyla gerekli gördüğü tedbirleri alır.
b) Oda yetkilileri, yapılan hizmetleri ve bu hizmetlerin ürünlerini incelemeye ve yerinde denetlemeye yetkilidir. Denetim yetkililerini ve çalışma koşullarını Oda Yönetim Kurulu belirler.
c) SMM belgesi ve/veya büro tescil belgesi olmayan, belgesini yenilemeyen ya da belgesi Oda tarafından süreli veya süresiz olarak iptal edilen kişi ve kuruluşlar, serbest maden mühendisliği hizmeti veremez.
ç) SMM ve tescilli SMMH bürosu, bu Yönetmelik kapsamına giren tüm işlerinde ve yapacağı sözleşmelerde mesleki esaslar ve meslektaş yararları, ilgili konularda Oda tarafından yürürlüğe konmuş şartnameler ve Oda tarafından belirlenmiş asgari ücret tarifelerine uyacak, mesleki denetim için yaptığı başvurularda Odanın bu hususlarla ilgili olarak talep edeceği belgeleri projesine ekleyecektir.
d) Oda asgari ücret tarifelerinin altında hizmet vererek haksız mesleki rekabet yaptıkları anlaşılanların belgeleri iptal edilir ve haklarında işlem yapılması için durum Oda Onur Kuruluna intikal ettirilir.
e) SMM ler ve tescilli SMMH büroları, bu Yönetmelik kapsamına giren tüm hizmetlerini ilgili işveren, idare ya da onay makamınca istenmese dahi Odanın yapacağı mesleki denetimden geçirecektir. Aksi şekilde davrandığı tespit edilenlerin belgeleri iptal edilir ve haklarında işlem yapılması için durum Oda Onur Kuruluna intikal ettirilir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Hüküm bulunmayan haller
Madde 14 — Oda Yönetim Kurulu, bu Yönetmeliğin uygulanmasında doğabilecek belirsizlikleri ortadan kaldıracak şekilde karar almaya yetkilidir.
Geçici Madde 1 — Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce belge almış veya almak için başvuruda bulunmuş olanlar, 31/12/2005 tarihine kadar bu Yönetmelikte öngörülen koşulları yerine getirerek durumlarını Odaya belgelemek zorundadır. Gerekli şartları haiz olduğunu belgeleyemeyenlere yeni belge verilmez, verilmiş olan belgeler ise iptal edilir.
Yürürlük
Madde 15 — Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 16 — Bu Yönetmelik hükümlerini Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu yürütür.
Kaynakça:
Vikipedi, 2006. Maden Mühendisliği tr.wikipedia.org
TC Resmî Gazete, 2006. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Maden Mühendisleri Odası Serbest Maden Mühendisliği Hizmetleri Uygulama, Tescil, Denetim ve Belgelendirme Yönetmeliği” (http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2005/09/20050921-4.htm)
Posted in Maden, Mühendis | No Comments »