Günlük
Günlük, günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce, andıç. Taştan, topraktan, sudan bahsetmekte bir yere kadar, sıkılmadık mı.. Az iki deneyimlerimizi aktaralım hatta yer yer içimizi dökelim, değil mi..
Günlük, günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser, günce, andıç. Taştan, topraktan, sudan bahsetmekte bir yere kadar, sıkılmadık mı.. Az iki deneyimlerimizi aktaralım hatta yer yer içimizi dökelim, değil mi..
Hangi deprem kapımızı çaldı ki bu çalsın. Aynı diğer depremler gibi Van Depremi de beklenmedik bir anda vurdu, 2011 yılı Ekim’inin 23’ü öğle suları. Bakmayın siz, “Ben depremi söyledim” deyip laf kalabalığı yapanlara, adının önünde prof. apoleti olsa bile, gülün... (devamı..)
Uzmanlık alanı deprem olmayan yerbilimcileri bırakın, gökyüzünde cereyan eden olaylarla ilgilenmesi gereken Mikdat Kadıoğlu gibi meteorologların* (meteorolojistlerin, gökolaybilimcilerin, havaolaybilimcilerin ve benzeri) bile deprem hakkında atıp tuttuğu bir memlekette yaşıyoruz. Aşağıdaki yazı, bu durumu birçok açıdan ele alıyor; medya, şöhret, reyting... (devamı..)
Hepimizin bildiği gibi internetteki denetimin arttırılmasına yönelik girişimler giderek hızlanıyor. Aslında bu teşebbüsler, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre aykırı bir durum. Aynı zamanda, bu girişimlerin kanunsuz olduğu söylemek de yersiz oluyor. Ne menem çelişki, değil mi..[1] Çünkü, Anayasa’nın 25. Maddesi internette... (devamı..)
Yazıp yazmamak arasında gittim geldim; sonuçta yazayım dedim, yazayım da içimde kalmasın.. Yerbilimleri câmiası o kadar küçük ki bu haberi duymama ihtimâliniz yok.. Evet, Mtalı yerbilimciler, jooloji mühendisleri: Mehmet Duru, Taylan Hakan ve Selma Ceylan Yıldız.. Onlar, 2 Haziran 2011... (devamı..)
Finali en başında yapalım: “Ankara Ankara olalı böyle zulüm görmedi!?”.. Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır derler hani, 8-9 Mart 2011 tarihleri arasında Ankara, kelimenin tam anlamıyla kara teslim oldu. Hatta hayat durdu desek yeridir. Ben ömrü hayatım boyunca böyle... (devamı..)
2010′un Sombahar‘ında yapılan son ALES’e (Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı’na) girdim. Ee..e bize ne dediğinizi duyar gibiyim.. Kızmadan önce, bir dinleyin hele.. Sınava girdiğim yerse şu sıralar ülkenin en meşhur yeri, yumurtanın başkenti, Siyasal (eskiler Mülkiye’de der).. Laf... (devamı..)
Kısaca hatırlatmak gerekirse, 2010 Haziran’ında mezun oldum, şanslıydım, hemen iş buldum; jootermalci oldum. Bir hidrojoolog daha ne ister, değil mi.. Kısa çalışma hayatımda da arazide dere tepe demeden toprak gazlarını ölçtük, biçtik, tarttık ve o köy senin bu köy benim... (devamı..)
Yaz bitmeden bir saha çalışmasının daha hakkından geldik. Bu sefer hidrojeokimyasal çözümleme için kaynakbaşından su örnekleri topladık. Aslında yaptığımız işten çok, ülkenin batısında olmama rağmen yaşadığım kültürel şaşkınlık beni benden aldı.. Emet ve Simav (Kütahya); Akhisar ve Kırkağaç (Manisa) ile... (devamı..)
Radon ölçümleri son gaz devam ediyor. Bir haftadan fazla bir süredir, meslekteki ilkleri yaşadım ve anlaşılan o ki yaşamaya da devam edeceğim. Üniversitede “Birader, bunu öğrenicez de n’olcak” dediğimiz her şey, kendini hissettirmeden yavaş yavaş karşıma çıkıyor. Aynı MythBusters (Efsane... (devamı..)
Hacettepe Üniversitesi.. Beytepe Yerleşkesi.. Hidrojeoloji Mühendisliği.. EGO 230 Beytepe-Hacettepe.. Oo..oh be!.. En sonunda üniversite eğitimi bitti. Jooloji’den (jeoloji bölümünden) sövdüğüm hocalar var; ama bir arıza dışında kendi bölümümdeki hocalarıma teşekkürü bir borç bilirim. Hatta benim için Levent Hoca ile Mehmet... (devamı..)