Anlaşılan o ki Aral Gölü bir damla suya muhtaç durumda.. Aral Gölü denilince aklıma hep ilkokuldaki tarih dersi gelir.. Sonra da sırasıyla Maveraünnehir ve o bölgeyi besleyen Amuderya (Ceyhun) ve Siriderya (Seyhun) ırmakları.. Hey gidi günler hey, hey gidi ezberci eğitim.. Ezber mezber, bazen işe yarıyor..

Yerbilimsel zamanlar boyunca, yeryüzündeki her yerşekli gibi bir gölün kaderinde de doğmak, büyümek olduğu gibi ölmekte vardır. Bu geçişler kimi zaman tedricî olur, kimi zaman da keskin bir bıçak yardımıyla aniden meydana gelir. Sonuçta ortada devingen bir durum söz konusu ve karşı koyulamaz güçler mevcut.. Yazının devamında hem doğa koşullarına yenik düşen hem de hunharca katledilen bir gölün biyografisini okuyacaksınız, kimbilir belki de o gölü anatomisi demek daha doğru olur..

Dünyanın 4. büyük gölü olarak bilinen Aral Gölü, son 50 yılda yüzde 90 küçülerek, yerini suların çekildiği bölümde oluşan, “dünyanın en genç çölü” Aralkum’a bırakıyor.

Sovyetler Birliği döneminde, Aral Gölü’nü besleyen Amuderya ve Siriderya ırmaklarının sularının pamuk tarlalarına akıtılması sonucu 1960’lı yıllardan bu yana kurumaya başlayan Aral Gölü, yüzde 90 oranda küçülerek ikiye bölünmüş ve eski kıyılarından 170 kilometreye kadar geri çekilmiş durumda bulunuyor. 1960 yılında 68.900 kilometrekare yüzölçümü ve 1083 kilometreküp su hacmine sahip Aral Gölü’nün uzunluğu 426 kilometreyi, eni 284 kilometreyi, en derin noktası 68 metreyken, 2010’da gölün yüzölçümü 12.100 kilometrekareye, su hacmi 110 kilometrekübe, en derin noktası ise 24 metreye düştü.

Eski Sovyetler Birliği’nin, 1960-1990 yıllarında Orta Asya’da pamuk üretimini artırmak amacıyla sulanan tarım arazilerini 4,5 milyon hektardan 7 milyon hektara çıkarması ve böylece göle dökülen ırmak sularının azalması sonucu, 2010 yılına gelindiğinde gölün çekildiği 54.000 kilometrekarelik alanda, tuzlu kum tabakalarıyla kaplı “dünyanın en genç çölü” Aralkum oluştu. Uzmanlar, Aral Gölü çevresinden her sene rüzgarla birlikte uçan yaklaşık 100 milyon ton tuzlu kum tozları da bölgeyi büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya bıraktı.

Kazakistan ve Özbekistan’da yaklaşık 2 milyonluk nüfusun yaşadığı Aral Gölü havzasındaki çevre felaketiyle, halk arasında çeşitli hastalıklar yaygınlaştı, bebek ölümlerinde de artış oldu. 1960’lı yıllarda Aral Gölü’ünün kıyısındaki balıkçı kasabası Moynak’ta, tarım arazilerinin büyük oranda tuzlanması ve gölün kıyılarının yüzlerce kilometre geri çekilmesi yüzünden tarım ve balıkçılık zarar gördü, halkın bir bölümü ülkenin diğer bölgelerine göç etti.

Aral Gölü havzasında 1960’lı yıllarda 300’den fazla bitki, 35 kuş, 23 diğer hayvan türü, Özbekistan’da ender görülen bitki ve hayvan türlerinin yer aldığı “Kırmızı Kitap”ta kayıt altına alınmıştı. 1960’ta 34 balık türünün bulunduğu gölde o dönemde yılda ortalama 60 bin ton balık avlanırken, bugün balıkların hemen hemen tamamı yok oldu. Moynak’taki balık konservesi fabrikası ise terk edildi ve harabeye döndü. Gölün eski kıyısında kalan balıkçı tekneleri buraları gemi hurdalığına çevirdi. Suyun geri çekildiği alanlarda oluşan Aralkum Çölü’nde artık develer geziyor.

Gölün ortasında bulunan ve 1954-1990 yıllarında Sovyetler Birliği tarafından 40’a yakın biyolojik silahın denendiği Vozrojdenie (Diriliş) Adası, suların çekilmesiyle karayla tamamen birleşti.


Aral özünde göldür; ama orada yaşayanlar için denizdir de.. Şimdilerde kanser olmuş bir hasta gibi yavaş yavaş erimektedir.. Daha fazla fotoğraf için tıklayın! Aynı görüntü http://www.facebook.com/video/video.php?v=193949277300773

Kaynakça
Abdukerimov, B., 2011. ARAL GÖLÜ YERİNE ARALKUM ÇÖLÜ, Bilim Teknoloji, Anadolu Ajansı, Moynak/Taşkent, Özbekistan, 20 Şubat 2011 tarihinde ulaşılmıştır.

yerilimleri.com forumu