Bu seçenek ile ana sayfada kaldırmış olduğunuz nesneler geri gelir. Özetle; sayfa ilk durumuna döner.

Hadi sıfırla da görelim!

Bir Hidrojeoloğun Günlüğü -26.7.2010

Radon ölçümleri son gaz devam ediyor. Bir haftadan fazla bir süredir, meslekteki ilkleri yaşadım ve anlaşılan o ki yaşamaya da devam edeceğim. Üniversitede “Birader, bunu öğrenicez de n’olcak” dediğimiz her şey, kendini hissettirmeden yavaş yavaş karşıma çıkıyor. Aynı MythBusters (Efsane Avcıları) programındaki gibi okula dair bütün efsaneler bir bir yıkılıyor. Sözün özü şu, okulda (/üniversitede) gördüğünüz her şey meslek hayatınızda bir şekilde karşınıza çıkıyor. Lüzumsuz gibi görünen birçok ders çok; ama çok gerekliymiş aslında..

Ee..ee insan çalıştığı işten zevkte almalı. Arazinin en güzel yanı ne derseniz; bağ, bahçe, bostan ve bilumum ekin alanına uğraması derim. Yıllık manav ihtiyacınızı karşılamasa bile yıllık meyve ihtiyacınızı karşılayacak kadar malzeme mevcut; kiraz, sarı kiraz (ilk kez yedim kesinlikle süper bir şeymiş), vişne, yeşil elma, armut, şeftali.. Valla ne yalan söyleyeyim, en çok vişne yedim. Herhalde ömrü hayatım boyunca, bu kadar vişne (yerel dilinde fişne) yememişimdir. Tabiî ki bütün yemişleri sahibinden izinsiz hopur hopur götürmüyoruz. Kimi zaman fişne toplayanlar “Yiyin gari” diyor. İzinsiz aldıklarımız da göz hakkı hani.. Afiyet bal şeker olsun!..


Ölçüm yaparken yanımıza gelen altın sarısı, şirin mi şirin, 3 kardeş..

Ellerindeki ilginç alet edevatla gaz ölçen bizleri, meraklı gözlerle dikizleyenler de işin diğer ilginç yanı.. O bakışların ardından bazen korka korka yanımıza gelenler, bazen de gözünü karartıp yıldırım gibi yanımızda bitenler hemen o meşhur soruya geçiyor; “Ne arıyosunuz” yanıt kısa ve öz “ısçak su”. Ondan sonraki sohbetse, bize soruyu yöneltenin ne kadar meraklı olup olmadığına bağlı olarak şekilleniyor.. Yanımıza gelip hiçbir şey yapmadan, sessizce izleyen de olmadı desem yalan olur şimdi. Öylesi de çıktı..

Gene de evinden uzaklara gitmiş biri olarak rahatlıkla “İnsanın evi gibi yok” derim. Hayatı evinden uzakta bir yerde, yeni yeni tecrübe eden biri için belki çok erken; ama olsun. Hani meşhur bir deyiş vardır; “Ankara’nın neyini seviyorsun” diye sorulur, yanıtsa manidardır “İstanbul’a dönüşünü” denir. O hesap, ben de yukarıda yazdığım her şeye rağmen, Simav’ın en çok Ankara’ya dönüşünü sevdim. Şu an Ankara’dayım; ama kısa bir aradan sonra tekrar Simav bizi bekliyor..

1

  1. [...] Bir hidrojoolog daha ne ister, değil mi.. Kısa çalışma hayatımda da arazide dere tepe demeden toprak gazlarını ölçtük, biçtik, tarttık ve o köy senin bu köy benim su örnekleri topladık.. Ofis çalışmasında da [...]

Yorum yaz!