İstanbul ve Çevresinde Meydana Gelen Sel ile İlgili 9-10 Eylül 2009 Tarihli Resmî Açıklamalar
Sel; doğal afet mi, felaket mi ya da afet doğal olur mu. Büyütmek için görüntünün üstüne tıklayın. Bu kare, Silivri Belediyesi’nin sayfasından.. Yorumsuz arşivlik sözler, daha fazla bilgi için kaynakçadan yararlanılabilir. Bütün açıklamalar İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) yapıldı. Biri dışında, en kısa ve öz açıklama 09.09.2009 günü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den geldi.
Görüntüyü göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=_qVj4Awkf58
Abdullah Gül: İstanbul’da maalesef büyük bir sıkıntı var. Biraz önce İstanbul Valisi’yle konuşup, son bilgileri de aldım kendisinden. 6 ayda yağan yağmur birkaç saat içerisinde yoğunlaşıp yağınca, o kadar yoğunlukta su düşünce maalesef böyle bir felaket ortaya çıkmış oldu. Şimdiye kadar İstanbul’un karşılaştığı en büyük sel felaketi bu. Devletin tüm kurumları elinden geleni tabii ki yapıyorlar. Başta belediyeler olmak üzere; Büyükşehir Belediyesi, diğer belediyeler, Vilayet, Türk Silahlı Kuvvetleri bütün gayretler tabii gösteriliyor. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, bütün alilelerine de başsağlığı diliyorum. Bu sayının da tabii artmamasını temenni ediyoıuz. Bütün imkanlarıyla İstanbul, çevre iller, herkes yaraları sarmak için uğraşıyor.
Görüntüyü göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=hdvrL6Vh8_8
Görüntüyü göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=4tvwXSrnxcU
İlk resmî açıklama 09.09.2009 günü geldi. İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul’da 20 kişinin, 3 kişinin de dün (08.09.2009) Silivri ve Çatalca’da hayatını kaybettiğini, 8 kişinin de kayıp olduğunu açıkladı. Selin ardından bazı iş yerlerinde yağmalamanın olmadığını vurguladı. Ekiplerin teyakkuz halinde olduğunu söyledi.
Açıklamadan satır araları..
Bir gazeteci: “Servis içindeki 7 kişi boğularak mı hayatını kaybetti?”
Muammer Güler: “Maalesef. Minibüs fabrikanın hemen önündeymiş. Bir anda iki taraftan gelen su, minibüs seviyesini aşarak sıkıntı yarattı. Öndekiler kapıyı açarak kurtulmuş ama arkadakilerin maalesef böyle bir şansı olmamış. Çünkü minibüsün yandan kapıları ve pencereleri yok. Sadece arka tarafta tek bir kapı var. Onu da suyun basıncıyla açmayı başaramamışlar. Oradaki sıkıntı, servis aracı standardına uymayan bir araçla bu kadar insanın taşınmasından kaynaklanan bir büyük ihmaldir. Yoksa o bölgede çok sayıda araç var. Hiç bir vatandaşımız böyle bir sonuçla karşılaşmadı”.
Bir gazeteci: “Dere yataklarının önü açılamaz mıydı?”
Muammer Güler: “Dere yataklarının önü açık zaten. Selin sebep olduğu birikimden dolayı ve beraberinde getirdiği tertibattan dolayı kapandı. Daha önceden tıkalı iken açılmamış değil.”
Muammer Güler: “Şu an için bölge boşaltmayı gerektiren bir durum olmadı. Dün Çatalca ve Silivri bölgelerinde kırsal alanda, köylerde ve merkeze yakın mahallelerde vatandaşlar zaten tahliye edildiler. Onlar, sular çekilmeden riskli bölgelere girmemeleri, özellikle sele maruz kalmış yolları kullanmamaları konusunda uyarıldı. Sevgili İstanbullulardan şunları rica ediyorum; özellikle zorunlu olmadan yağışlı havalarda yola çıkmasınlar ve toplu taşıma araçlarını kullansınlar. Zorunlu olarak yola çıkanlar, TEM’i tercih etsinler. Çünkü E-5′te zaman zaman sıkıntı oluyor. Basın Ekspres Yolu trafiği zaten kontrollü olarak sağlanıyor. Sular çekilse bile kapatmaya devam edeceğiz. 37 yıllık bir idareci olarak şunu ifade ediyorum; böylesine bir felaket daha büyük acılarla, daha büyük felaketlerle sonuçlanabilirdi. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Böylesine aşırı bir yağışın meydana getireceği tehlike, gerçekten de her zaman yaşanabilecek bir tehlike değil.”
Görüntüyü göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=pGIccLY4yS0
Görüntüyü göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=LoTCrPfXnIA
İkinci resmî açıklama aynı gün içinde geldi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul’a son 80 yılın en büyük yağışının birkaç saat içinde düştüğünü söyledi. Amerika’da, Avrupa’da, Uzakdoğu’da benzer durumların yaşandığını belirtti ve doğal afetlerle başa çıkmak zor dedi.
Açıklamadan satır araları..
Kadir Topbaş: “Milletimize baş sağlığı diliyorum. Şunu üzülerek ifade etmek istiyorum, Türkiye’de acılar üzerine dahi siyaset yapabilenler var. Bunları kınıyorum ve milletime havale ediyorum. Dün Ankara’ya gittim, Bosna’ya maça gittiğim tamamen yalandır, bu acılı günde bir fikriniz varsa gelin yardımcı olun”.
Kadir Topbaş: “Gezegenimizi çok kötü kullandık teknolojik gelişmelerin karşılığında doğayı tahrip ettik”.
Kadir Topbaş: “Son 80 yılın en büyük yağışı bir kaç saat içinde İstanbul’a düştü. Bu doğal afetler karşısında insanların yapacağı bir şey kalmıyor. Bunlar bir olağanüstü hal, bu gibi hallerde insanoğlu çaresiz kalıyor”.
Kadir Topbaş: “İstanbul büyük bir kent topografyası da malumunuz. Bir yönetici olarak burada kalkıp kimseyi itham etmek istemiyorum, böyle bir hakkım olduğunu da düşünmüyorum. Biz de olmak üzere bugüne kadara olan bütün yönetimlerin hataları var. Daha dikkatli olmalıyız, çok acı tablolar gördük bunun karşısında el ele vereceğiz. Tabi ki ölüleri geri getiremeyeceğiz inşallah çok daha sıkıntılı günler bizi beklemez”
Bir gazeteci: “Tedbir alınabilir miydi?”
Kadir Topbaş: “Yağış ortalamalarına bakıldığında 205 kilogram yağış bir iki saat içinde düşüyorsa, 10 dakikada 3 metre dere yatakları yükseliyorsa insanoğlu olarak bunun karşısında ne kadar durabilirsiniz. Tabi ki, yerleşim alanları tercih edilirken ona göre adım atmak gerekiyor. Alibeyköy Deresi her yağışta taşardı ama bu sefer incelemelerde gördük hiçbir sorun yoktu. Orayı ıslah ederken vatandaşlar kendilerini evlerinden ediyoruz diye bize kızdı. Ama bugün onlarda bize teşekkür ediyorlardır. Aniden bastıran bu yağış sizi araçta olsanız dahi bir yerde yakalayabilir ve hayatınıza mal olabilir. Tabi burada meteorolojinin verdiği uyarıya dikkat ederek bu sıkıntılı günleri inşallah geride bırakırız diyorum”.
Kadir Topbaş: “Basın Expres Yolu’nu dere halinde bıraksanız, ancak kurtarabilirsiniz böyle bir yağışı. Sahildeki alanı vadi şeklinde tamamen boş bırakmanız gerekiyor, ama yıllardan beri yapılan bir sürü bina ve iş yeri var. Bilinçsizce kaçak yapılan binalarla insanlar maddi ihtiraslarına esir oluyor. Hepsini takip etmeye çalışıyoruz ama hangisine yetişelim. Gezegenimiz ciddi bir sıkıntı yaşıyor yönetimdeki bizler bundan sorumluyuz üzerimizi düşen yapıyoruz yapmalıyız”.
Kadir Topbaş: “İnsanoğlu olara dünyayı kullanırken çok daha dikkatli olmak zorundayız. Teknoloji uğruna çok fazla ihtiraslı davrandık ve doğayı tahrip ettik. Dünya ciddi sinyaller veriyor bunlar onun göstergeleri. Daha dikkatli olmamız gerekiyor”.
Kadir Topbaş: “Belediye olarak biz dün bütün ekiplerimizle oradaydık. 26 tane 6×6 ve 2 metre suya girebilen lastik botları da bulanan araçlarımız Silivri ve Çatalca bölgesinde çok ciddi anlamda kurtarmalar yaptı. Sel sularına kapılan insanları aldılar. Bu ekipmanları getirmekle çok doğru karar aldığımızı düşünüyorum. Yönetim olarak bizi düşen bu yaraları sarmak, gerekli tedbirleri almak ve bu çalışmalara katılmak.”
Bir gazeteci: “Bölge afet bölgesi ilan edilecek mi?”
Kadir Topbaş: “Tabi onu Başbakanımız ve ilgili bakanımız karar verir, olağanüstü bir hal var onu görüyoruz”.
Bir gazeteci:”Büyükçekmece’de baraj kapakları açılmış o yüzden etraftaki iş yerlerini su basmış böyle bir şey söz konusu mu?”.
Kadir Topbaş: “Barajla ilgili kapak açışları doğru daha büyük afetlere sebebiyet verilebilirdi. O bir tedbirdir yapmak zorundasınız”.
Üçüncü resmî açıklama da aynı gün içinde geldi. İlk iki açıklamayı yapan İstanbul Valisi Muammer Güler ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ikilisinin yanına, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ve Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir katıldı. Beşir Atalay, her türlü maddi zarar ödenecek dedi. Veysel Eroğlu; Düzce, Sakarya, Kocaeli, İstanbul ve Tekirdağ’da yaşayanları yağışlar devam edecek diye uyardı.
Açıklamadan satır araları..
Beşir Atalay: “İnsanımızın can kaybı buradaki en önemli boyut. Maddi hasar da var ama tüm kurumlarımız, tüm imkanları ile seferber oldu. Acil ihtiyaçların karşılanması için Başbakanlıktan gerekli kaynak gönderildi. Vatandaşlarımız hiçbir sıkıntı çekmeyecek”.
Beşir Atalay: “Vatandaşlarımız rahat olsun. Bizi üzen can kayıpları, onları geri getiremiyoruz. Hayatını kaybedenlerin ailelerine de belli ödemeler yapılacak. Olay olup bittikten sonra vatandaşlarımızın tekrar düzene kavuşması, hayatın normale dönmesi için elimizden gelen her şeyi kısa sürede yapacağız. Bütün kurumlarımız işbaşında ve çalışıyoruz. Özellikle dileğimiz inşallah daha fazla can kaybı haberi alınmaz, daha fazla kayıp haberi alınmaz. Halen de o konuda endişemiz var. Umarız o konuda yeni haberler olmaz. Milletimize başsağlığı diliyoruz. Bizlere düşen, felaket gelip geçtikten sonra bunun acısını bir an önce dindirmek, zararları telafi etmektir. O konuda da hepimiz büyük bir kararlılıkla işin başındayız”.
Bir gazeteci: İstanbul’un ‘afet bölgesi’ ilan edilip edilmeyeceğini öğrenebilir miyiz?
Beşir Atalay: “Biz şu anda fiilen bir afet yaşıyoruz. Afet bölgesi ilanı resmen bakanlar kurulunun kararını gerektiriyor. Bizim algılamamız, afet bölgesi ilanının daha ötesinde bir şey. Her tür tespiti yapacağız, her tür zararı ödeyeceğiz”.
Veysel Eroğlu: “Bu gerçekten büyük bir afet. Dere yatakları tamamen daraltılmış ve hatta gecekondu şeklinde binalar yapılmış. Dere yatağı olmayınca etrafı sularla doluyor. Bunun için mutlak suretle gerekli tedbirleri alması lazım. Tekirdağ’da 5 kişilik bir aile hayatını kaybetti. Vatandaş dere yatağına briketlerden gecekondu şeklinde ev yapmış. Su gelince ev yıkılmış. Dere yataklarının mutlaka boşaltılması lazım. Dere yataklarını kullananlar mutlaka men edilmeli ve cezalandırılmalıdır.”
Veysel Eroğlu: “Biz de vatandaşlarımızın yanındayız. 400 tane elemanımız vatandaşlarımızın yaralarını sarmaya çalışıyor. 2 helikopterimiz de kurtarma çalışmalarına katıldı”.
Görüntüyü göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=IyUctjaeioM
Dördüncü resmî açıklama bir gün (10.09.2009) sonra geldi. İlk üç açıklamayı yapan İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ve Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir beşlisinin yanına Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan katıldı.
Açıklamadan satır araları..
Recep Tayyip Erdoğan: “Yüzyılda bir yaşanacak bu acının tekrarını istemiyorsak, dere yataklarındaki yapıları süratle kaldırmamız lazım. Buralarda yaşayan vatandaşlarımıza TOKİ’den 20 yıl vadeyle konut verebiliriz”.
Recep Tayyip Erdoğan: “Son yıllara baktığınız zaman İstanbul’da en fazla yağışın olduğu dönem metrekareye 64 kiloyu bulmuştur ki bir tanesi 1996 yılında benim belediye başkanlığıma rastlar. Şimdiki duruma baktığınızda daha vahim. Metrekareye düşen 185 ila 225 kilogram arasında bir yağış var ortada. Bu tabii bambaşka bir felaket ve bu yüzyılı kapsayan olay. Bu olayın neticesinde 3 gündür süren yağışlarla birlikte İstanbulumuzda 26, Tekirdağ’da 5 vatandaşımızı kaybettik. Şu anda 9 da kaybımız var. Ölenlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabırlar diliyorum”.
Recep Tayyip Erdoğan: “Bunları da çıkarmamız gerekli. Özellikle gerek Ayamama Deresi, Tavukçu Deresi, Papaz Deresi bölgesinde yaşayan ve işyeri bulunan vatandaşlarımız için bir şeyi ısrarla vurgulamak istiyorum. Yıllardır bizim bu dereler üzerinde ıslah çalışması ile ilgili gayretlerimiz var. Bu belediye başkanlığım dönemimde de oldu ve benden sonra da takip edildi. Şimdi yine Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’ın bu derelerle ilgili ciddi ıslah projeleri ve çalışmaları var. Bu çalışmalarda yaşadığımız birçok engeller var. Öyle zannediyorum ki şu yaşanan olay bu engelleri bundan sonra ortadan kaldırır. Eğer İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu derelerle ilgili ıslah projelerini hayata geçirmek istiyorsa ve buralarda bazı kamulaştırma çalışması yapılacaksa, bu çalışmaları engelleme gayreti içine girenler bugünü görmeli. Bugünü görmemenin bedelini bize ağır ödetiyorlar. Bunu ben kendi belediye başkanlığı dönemimde yaşadım, bugün yine yaşadım”.
Recep Tayyip Erdoğan: “Biz üzerimize düşen görevi yapacağız. Örneğin derelerimizin ıslahını gerçekleştireceğiz, dere yatağında yapılanma yapmayacağız, imara ters adımlar atmayacağız. Ama kalkar da dere yatağına binalar yaparsak, dere yatağında bu yapılanmaları yaygınlaştırırsak şunu unutmayalım ki derenin intikamı ağır olur. Bunları hiç unutmayalım. Şu anda olan da budur. Ve atasözündeki gibi dere yatağında akmıştır”.
Recep Tayyip Erdoğan: “Yüzyılın en önemli en ciddi felaketi olan bu hadiseden sonra atacağımız ve atmamız gereken adımlar var. Ben öncelikle valilik, belediye, askeri birlikler, sağlık müdürlüklerimiz, kısaca devletimizi tüm birimlerine teşekkür ediyorum. Çünkü ellerinde gelen gayreti ortaya koydular, imkanlarını seferber ettiler. Bunun neticesinde yaklaşık 1300′e yakın insanı kurtardılar. Tüm bunlar bu yapılanmanın bir neticesidir. Tüm birimlerimizi kutluyorum”.
Recep Tayyip Erdoğan: “Valiliklerimiz hasar tespit çalışmalarını bitirdikten sonra destekler devam edecek. Ben bu destekleri ötesine geçmek istiyorum. Diyorum ki, şu an yaşadığımız bu acının tekrarını istemiyorsak, yeni bir adım atalım. Bir defa bu dere yataklarında ister tır garajı, ister fabrika olsun, bizim bunları süratle kaldırmamız lazım. Valilik ve belediyemizle bu konuda adımımızı atacağız. Eğer biz burada vatandaşla el ele verirsek, bu işi kolay yaparız. Ama vatandaşımız burada önümüze engel teşkil ederse başarmakta zorlanırız. Elele vereceğiz, birbirimizi anlayışla karşılayacağız ve süratle bu işi bitirip fabrikamızı, garajımızı, konutlarımızı güvenli olan bölgelerde, en sağlık şekilde yapacağız. Oralara yerleşeceğiz. Toplu konut için ciddi gayretlerimiz var, belediyelerimizle bu konuda yoğun çalışmalar içindeyiz. İnşallah daha modern, daha huzurlu yapılanmanın adımlarını atacağız. Islah çalışmalarını süratle bitireceğiz ve inanıyorum ki u bölgelerde de sıkıntılar bitecektir. Ben bu bakımdan basın mensuplarına bu sürece vereceğiniz destek sebebiyle teşekkür ediyorum”.
Recep Tayyip Erdoğan: “Bundan sonra İSKİ’nin de sorun yaşanan o belgelerin üzerinde durmasında fayda var. Biliyorsunuz buralar daha önce beldeydi ve sonradan İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırlarına bağlandı. Bu bölgeler üzerinde belki bir altyapı çalışması gerekebilir” diye konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan: “Meteorolojinin verdiği bilgiler çerçevesinde gerekli tedbirler alındı, Duyurular da yapılacak, yapılıyor. Bu konu ile ilgili olarak yarın da İstanbul’da toplantımızı yapacağız. Bu toplantı sonunda da gerekli açıklamaları valiliğimiz yapacak”.
Bir gazeteci: “Vatandaşlar evimizi bırakıp nereye gidelim diyor, bu konuda ne söyleyeceksiniz”.
Recep Tayyip Erdoğan: “Bir, plana uygun yerlerde konutlar yapın ya da oralardan konut alın. Biz KİPTAŞ’ı sosyal konut üretmek için kurduk. O günden bugüne KİPTAŞ ciddi projeler oluşturdu. Ayın şekilde bunu TOKİ’de de uygulamaya koyduk. Şu an Türkiye genelinde yaptığımız konutlar 350 bini aştı. Sorunlu bölgelerde yaşayan vatandaşlarımıza diyoruz ki; biz size TOKİ’den konut verebiliriz. Burada mevcut konutların enkaz bedelini öderiz ve peşinata sayarız. Kendilerine uzun vadede, 20 yıl gibi bir vade tanımak suretiyle oralara taşınmalarını isteriz. Vatandaşımız kira öder gibi taksitini öder, mevcut binasının enkaz bedelini de peşinat sayarız. Bu tür sıkıntılardan kurtulmuş oluruz. Kendileri de daha modern yaşam imkanlarına kavuşurlar.”
Kaynakça
Gül, A. 2009. İstanbul’da Meydana Gelen Sel Felaketiyle İlgili Olarak Basın Mensuplarının Sorusuna Verdikleri Yanıt, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Ankara, Türkiye, http://cankaya.gov.tr/sayfa/konusma_aciklama_mesajlar/aciklama_mesajlar/?id=5051, 10 Eylül 2009 tarihnde ulaşılmıştır.
İBB, 2009. Vali Güler; “Sel felaketinde 23 vatandaşımız hayatını kaybetti”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul, Türkiye, http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=17654, 10 Eylül 2009 tarihnde ulaşılmıştır.
İBB, 2009. Başkan Topbaş; “80 yılın en büyük yağışı birkaç saatte düştü!…”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul, Türkiye, http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=17653, 10 Eylül 2009 tarihnde ulaşılmıştır.
İBB, 2009. Bakan Atalay; “Selle ilgili her türlü zarar ödenecek…”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul, Türkiye, http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=17655, 10 Eylül 2009 tarihnde ulaşılmıştır.
İBB, 2009. Başbakan Erdoğan; “Dere yataklarındaki yapıları acilen kaldırmalıyız”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul, Türkiye, http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/Pages/Haber.aspx?NewsID=17656, 10 Eylül 2009 tarihnde ulaşılmıştır.














[...] Devletten konu ile ilgili birçok açıklama geldi.. Hem devlet hem insanlar suçlu. Devletten kasıt sadece günümüz hükümeti değil. Devlet insanlarını doyuramadığı için; iş olanağı sağlamadığı için; göçü engelleyemediği için; eğitim veremediği için; plansız, programsız ve bilimsel değerlendirme yapmadan yerleşime izin verdiği için hatalı. İnsanlar yaşamlarını bu kadar ucuz harcadığı için hatalı, dere kenarında ev yaptığı ve ev yapmasına izin verenlere oy verdiği için, dere kenarındaki evine elektrik, su vs. hizmetleri getirenlere oy verdiği için hatalı. [...]