04.57:48 - 3.09.2010 Friday

5. Dünya Su Forumu’nun 2. Gününden..

Ekleyen: Bahadır GÜLER @ 21.23:55 - 17.03.2009 Tuesday
Bu yazı 5. Dünya Su Forumu kategorisinde ve 0 tane yorum yapılmış.
Facebook'ta Paylaş

Japonya Veliaht Prensi Narutiho KATOİSHİ, yerel inisiyatiflerin, insanların suyla olan etkileşimini görmek açısından önemli olduğunu söyledi. KATOİSHİ, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi’nde devam eden 5. Dünya Su Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Su ve Felaketlerle İlgili Üst Düzey Uzman Paneli”nde yaptığı konuşmada, suyun yönetiminin organize bir iş gücünü gerektirdiğini ve pek çok araç kullanımını gerekli kıldığını belirtti. “Su konularının çözümü için suyun bizim için ne anlama geldiğini anlamak gerek” diyen KATOİSHİ, “Yerel inisiyatifler, insanların suyla olan etkileşimini görmek açısından önemli” dedi.

KATOİSHİ, zaman zaman suyun hayatları tehdit edebildiğini ve bu tip örneklerin yaşandığını kaydederek, bu konuda nehir yataklarını kontrol etmenin çok önemli olduğunu vurguladı. Dünyaya bakıldığında farklı su krizlerinin ortaya çıktığının görüldüğünü, insanların, su kıtlığı, yükselen deniz yüzeyleri gibi deneyimlerle karşı karşıya kaldığını anlatan KATOİSHİ, geçmişte yaşanan zorluklara ve bunlara ilişkin neler yapıldığına değindi. KATOİSHİ, “Günümüzdeki zorlukların üstesinden gelebilmek için tarihten örnek alabiliriz” diye konuştu.

Güney Kore Başbakanı Han SEUNG-SOO, 21. yüzyılda küresel su talebinin arttığını, aynı zamanda suyun yanlış yönetiminin insan medeniyetini yanlış yönde etkilediğini söyledi. SEUNG-SOO, insanların su olmadan yaşayamayacağını ve gelişemeyeceğini ancak suyun bazı felaketlere de yol açtığını vurgulayarak, “1980-2000 yılları arasında kuraklık 830 bin can alırken, taşkınlar 1,7 milyon can aldı” dedi.Deniz seviyesinin yükselmesinin küçük ada uluslarını ciddi biçimde tehdit ettiğini anlatan SEUNG-SOO, temiz su eksikliği nedeniyle ortaya çıkan çatışmaların dünyanın her yerinde yaşandığını belirtti.

SEUNG-SOO, suyla ilgili afetlerin çözümü için hızlı tepki gösterilmesi gerektiğine işaret ederek, bu konudaki “su afetleriyle ilgili risklerin ciddiyetini anlamak” ve “afetleri engellemek için ortak bir anlayış geliştirmek” gerektiğini söyledi. Suyla ilgili doğal afetlerin dünya barışı ve güvenliğine karşı da risk oluşturduğuna dikkati çeken SEUNG-SOO, “Küresel olarak artan su talebiyle baş edebilecek durumda değiliz. Halihazırdaki su yönetim uygulamaları yeterli değil” diye konuştu. SEUNG-SOO, afetlerin sınır ayrımı yapmadığını ve yarattıkları olumsuzlukların herkesin bir araya gelip işbirliği içinde olmaya işaret ettiğini, etkin bir küresel tepkinin her yönde olması gerektiğini anlattı. SEUNG-SOO, suyla ilgili afetlerin önlenmesi için altyapı çalışmaları ile bunların sürdürülebilir kalkınma programlarına dahil edilmesi gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Miletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Sha ZUKANG, kalkınmış ülkeler, altyapıları sağlam olduğu için doğal afetlere daha hazırlıklı iken, yoksul ülkelerin çok daha hassas ve kırılgan olduklarını bildirdi. ZUKANG, BM olarak, bu konularla ilgili, yoksul ülkelere yardım ettiklerini kaydetti.

IBM Keşif ve İnovasyon Programları Direktörü Kristopher LİCHTER, asıl sorunun su kıtlığı değil, suyun kötü yönetilmesi olduğunu belirtti. LİCHTER, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi’nde devam eden 5. Dünya Su Formu kapsamında Kasımpaşa Salonu’nda düzenlenen oturumda yaptığı sunumda, IBM tarafından hazırlanan “Su Raporu” hakkında bilgi verdi. Dünya nüfusunun 2050′de 9 milyarı aşmasının beklendiğine dikkati çeken LİCHTER, tüm insanların ihtiyacını karşılayacak kadar su bulunduğunu ifade etti. Dünyada kişi başına 2 trilyon litreye yakın su bulunduğunu belirten LİCHTER, “Asıl sorun su kıtlığı değil, suyun kötü yönetilmesi” görüşünü bildirdi. Bilinçli su yönetimi kararlarının alınması, verimlilik için kritik önem taşıyan fiyatlandırma ve iş modelinin seçilebilmesi için yeterli bilgi olmadığını anlatan LİCHTER, “IBM, bu raporu oluşturmak için dünyanın dört bir yanındaki önde gelen su yönetimi uzmanı biliminsanları, akademisyenler, işletmeler ve devletleri bir araya getirdi. Suyun geleceği ve su sistemlerinin verimliliğinin artırılması konusundaki bilgileri paylaşmalarını ve kaynaklarını birleştirmelerini sağlayan bir dizi beyin fırtınası gerçekleştirdi” diye konuştu.

LİCHTER, daha akıllı bir gezegen oluşturulması için çalıştıklarını belirterek, suyun daha akıllı ve verimli kullanılmasını sağlamak adına çalışmalar yürüttüklerini anlattı. İnsanların tümünün suyla temas halinde olduğunu ifade eden LİCHTER, suyun etken bir şekilde kullanılması için “Akıllı Su Yönetimi Çözümleri” adı altında proje oluşturduklarını ifade etti. Projenin, suyun sürdürülebilirliği, etkili kullanımı, taşınması ve kullanılabilir hale getirilmesine ilişkin veriler içerdiğini belirten LİCHTER, “Örneğin, kurulacak sistem suyun içindeki arsenik ve tuzu tamamen temizleyerek tatlı su haline getirebiliyor. Sistem, daha düşük enerji ile daha az su sarfiyatı ilkesinden hareketle çalışıyor” dedi. Sistemin maliyeti hakkında kesin rakamlar vermenin doğru olmadığını ifade eden LİCHTER, maliyetin ihtiyaca göre değiştiğini söyledi.

IBM Türk Genel Müdürü Eray YÜKSEK, kuruluşun “Akıllı Dünya” vizyonu ile su sorunlarının çözümüne liderlik ettiğini bildirdi. Küresel ekonomi değişmeye devam ederken, büyük, küçük ölçekli tüm işletmeler için çalışma yöntemlerine “Akıllı Dünya” vizyonuyla bakmanın ve teknolojiden yararlanmanın zorunluluk haline geldiğini belirten YÜKSEK, şöyle konuştu:

“Boşa harcadığımız enerji, tedarik zincirlerimizin verimsizliği, problemli trafik sistemlerimiz ve her geçen gün kuruyan su kaynaklarımız göz önünde bulundurulduğunda daha akıllı iş yapış şekillerini benimsemek zorundayız. Akıllı dünya vizyonu, su yönetimi, trafik, enerji ve bankacılık sistemleri gibi birçok alanda çözümler sunuyor”.

OECD Genel Sekreteri Angel GURRİA, destek paketlerinde su sektörüne tahsis edilecek hala belli miktarlar olduğunu belirterek, “Hatta daha fazla fon su sektörüne yatırılmalı” dedi. GURRİA, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi’nde devam eden 5. Dünya Su Forumu kapsamında, su sektörüne yönelik finansman imkanlarına ilişkin düzenlenen “Finans Üst Düzey Paneli”nde yaptığı konuşmada, su azlığının önümüzdeki yıllarda daha vahim hale geleceğini söyledi. Yaşanan krizin paketlerin açıklanmasına yol açtığını ve bu paketlerin büyük altyapı yatırımları gerektirdiğini vurgulayan GURRİA, “O zaman bütün bu yatırımların su boyutu neden olmasın? Destek paketlerinde çevre etkinliği çok önemli. Yeşile önem veriliyor, maviye değil. Dolayısıyla bu mesajı vermek gerekir; suda etkin olmak için daha yüksek profillere ihtiyacımız var. Yeni istihdamlar için elimize küreği alıp hemen başlamamız gerekir” diye konuştu.

GURRİA, sürdürülebilir bir ekonomi için su kaynaklarının daha iyi olması gerektiğine dikkati çekerken, krize çözüm araştırırken su yönetiminin zorluklarını da ele aldıklarını ifade etti. Su arzına yapılan yatırımların giderek daha çok ortaya çıktığını vurgulayan GURRİA, özellikle gelişmekte olan ülkelerde insanların, su ve sanitasyona yapılan yatırımların geriye dönüşünü çok iyi gördüklerini anlattı. GURRİA, “4 ile 12 kez fazla getirisi var suya, sanitasyona yaptığımız yatırımın” dedi. GURRİA, “Destek paketlerinde su sektörüne tahsis edilecek hala belli miktarlar var. Hatta daha fazla fon su sektörüne yatırılmalı” değerlendirmesinde bulundu. Çalışmalarında öğrendiklerinden birinin de su sektörü reformlarının daha kuvvetlendirilmesi olduğunu dile getiren GURRİA, su sektörünün tek başına daha inandırıcı olması gerektiğini söyledi. GURRİA, çevre bakanlarının, su konusunda çalışan kişilerin daima finans bakanlarının ifadelerini dinlemek istediklerini anlatırken, “Ben, maliye bakanı oldum, dolayısıyla biliyorum. Maliye bakanlarını bir kenara bırakın, gidin insanlarla konuşun, insanlardan öğrendiklerinizi gidin maliye bakanına talep olarak bildirin” diye konuştu.

Hollanda Veliaht Prensi Willem ALEXANDER, bugün hükümetlerin odak noktası olan krizin dünya nüfusunun yüzde 40′ını etkilediğini belirterek, yapılacaklarla, zengin ve fakir ile sağlıklı suya erişimi olan ve olmayanlarla erişimi sağlamak gerektiğine işaret etti. Su ve hijyen krizinin en az finansal kriz kadar tehlikeli olduğunu dile getiren ALEXANDER, “Ama bunun çözümü var. Yeter ki gerekli iradeyi gösterip, bir şeyler yapabilelim” dedi. ALEXANDER, finans uzmanları ve maliye bakanlarına, uygun yatırım planları sunmaları konusunda çağrıda bulunarak, “Su ve hijyene yatırım kendini çok kısa zamanda geri öder” dedi. Merkez bankalarının su ve hijyen kaynaklarının finansmanının yüzde 100′ünü karşılayamayacağını, serbest kaynağa ihtiyaç bulunduğunu anlatan ALEXANDER, kredi kıtlığı ve daralma nedeniyle donör kuruluşlar bunu sağlamanın da kolay olmadığının altını çizdi.

Devlet Bakanı Mehmet ŞİMŞEK’in yönettiği panelde, bir katılımcı, “forumun demokratik olmadığı, panelde kadın konuşmacı bulunmadığı” eleştirisini ifade ederek, panelde büyük finansal oyuncuların sunumlar yaptığını, sadece finans konularının konuşulduğu söyledi. Katılımcı, finansal kurumların şart koyduğunu, şart koymanın demokratik olmadığını dile getirerek, “Finansal, ekonomik düşünceyi ortaya koyuyorsunuz” dedi. ŞİMŞEK, bunun üzerine panelin uzmanlar paneli olduğunu belirterek, panelde yerel düzeyde sanitasyon ve su hizmetinin herkese ulaştırılması konusunda nasıl finansman sağlanabileceğinin konuşulduğunu söyledi. Eleştiriyi kabul ettiklerini de belirten ŞİMŞEK, ancak panelde yatırımlara devam için finansman konusunun tartışıldığını ifade etti.

Bir başka katılımcının tepkisi üzerine ise BM Genel Sekreter Yardımcısı Sha ZUKANG, BM’nin şu anda “dünyanın en demokratik kurumu” olduğunu kaydederek, “Sizin görüşünüzü tamamen reddediyorum, BM’nin demokratik olmadığını kabul etmiyorum” diye konuştu. Daha sonra katılımcı, görevlilerce dışarı çıkartıldı. Öte yandan, Çevre ve Orman Bakanı Veysel EROĞLU’na “Hasankeyf Yok Olmasın” broşürü vermek isteyenlere korumalar tarafından engel olunurken, broşürün EROĞLU’na iletilmek üzere katılımcıdan alındığı kaydedildi.

Bu haber, AA sitesinden derlenmiştir.

Bunu okuyan, bunları da okudu..

You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorumunuz mu var?