11.36:06 - 8.09.2010 Wednesday

5. Dünya Su Forumu’nda Türkiye’nin Su Sektörü Açılımı

Ekleyen: Bahadır GÜLER @ 21.01:55 - 17.03.2009 Tuesday
Bu yazı 5. Dünya Su Forumu kategorisinde ve 0 tane yorum yapılmış.
Facebook'ta Paylaş

Devlet Bakanı Mehmet ŞİMŞEK, merkez bankalarının garanti vermesi durumunda yerel yönetimlerin daha iyi kaynaklara erişebileceğini belirterek, “Eğer merkezi hükümet tahvil ihracı için de garanti verecek olursa tahvillerin hem yerel hem de uluslararası düzeyde ihraç edilmesi imkanı doğmuş olur” dedi.

ŞİMŞEK, Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezi’nde devam eden 5. Dünya Su Forumu kapsamında su sektörüne yönelik finansman imkanlarına ilişkin olarak düzenlenen oturumda yaptığı konuşmada, 2000 yılında her türlü fakirlikle mücadele etme esasına dayanan ve en önemli unsurları arasında “suya ve hijyene erişim”in de yer aldığı milenyum kalkınma hedeflerinin saptandığını hatırlatarak, bu konuda ilerleme kaydedilmiş olsa da bölgeler arasında dengesiz bir görüntü bulunduğunu kaydetti. ŞİMŞEK, halen 1 milyar insanın güvenli içme suyuna erişiminin bulunmadığını, dünya nüfusunun neredeyse yarısının kıt su kaynaklarıyla yetinmek zorunda olduğunu ifade ederek, küresel finans krizinin de soruna olumsuz etki ettiğini söyledi.

Küresel krizle bağlantılı olarak devlet gelirlerinin azalacağına, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışının yavaşlayacağına ve kredi maliyetlerinin artacağına işaret eden ŞİMŞEK, 2003 yılında yayınlanan bir raporda, milenyum hedeflerine ulaşılması için su sektörüne yönelik yatırımların 2 katına çıkarılması gerektiğinin belirtildiğini, 2006 yılındaki bir başka raporun ise finansman zorluğu yaşanan bu alanda fonlara olan talebin de fazla olması nedeniyle bu yatırımların ikiye katlanmadığını iddia ettiğini dile getirdi. Bu noktada yerel yönetimler reformunun ve yerel yönetimlerin finansman güçlerinin geliştirilmesi meselesinin devreye girdiğini ifade eden ŞİMŞEK, “Önümüzdeki birkaç yıl içinde yerel finansman açısından baktığımızda, reform güdümlü bazı fonların ortaya çıkması beklenebilir” dedi. ŞİMŞEK, Türkiye’de merkezi Hükümetin nüfusu 100 bini aşan kentlere yatırım için doğrudan yardım ettiğini, ancak daha küçük kentler için belediyelerin kaynaklarının çok önem taşıdığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Bu açıdan bakıldığında suyun fiyatlandırılması son derece önemli bir olgu. Eğer suyun fiyatı doğru tespit edilirse, sadece suyun daha etkin ve güvenli bir şekilde kullanılması sağlanmayacak, aynı zamanda hizmet de sağlanabilecek, fakir halka hizmet artacak. Dolayısıyla her kamu hizmeti gören kurum mümkünse doğru fiyatlandırılmalı, en azından maliyetini geri kazanacak şekilde fiyatlandırılmalı. Bir hizmetin yaratılmasının ve devam ettirilebilmesinin belli bir maliyeti var. Bu fiyatın doğru saptanması gerekir. Kullanıma göre bu fiyatta bir ayarlama yapılabilir”.

Su yönetimi konusunda AB standartlarını uygulaması gereken Türkiye’nin, 2007-2023 yılları arasında bu amaca yönelik olarak 18 milyar dolar yatırıma ihtiyaç duyduğunu bildiren ŞİMŞEK, bu konuda oldukça yol alınmış olsa da hiçbir eksiklik olmadığı anlamına gelmediğini söyledi. ŞİMŞEK, “Hizmet etkinliğini ve atık su arıtma tesislerini iyileştirmemiz, sürdürülebilir finansmanı sağlayabilmemiz, aynı zamanda kamu sektörüyle özel sektör arasındaki ortaklığı teşvik etmemiz gerekiyor. İleriye doğru baktığımızda özel sektör sermayesini, kamu sektörüyle partnerlik halinde bu hizmetlere çekebilir miyiz? Tabii ki bunun için bazı garantilerin verilmesi ve belli bir gelir garantisinin olması gerekiyor. Ancak bunu sağladığınız takdirde acil ihtiyaçlara cevap verebiliyorsunuz” diye konuştu.

Bu konuda uluslararası finans kurumlarına da önemli bir rol düştüğüne işaret eden Şimşek, G 20 toplantısında Uluslararası Para Fonu kaynaklarını iki katına çıkarma kararı alındığını anımsattı. ŞİMŞEK, “Kaynaklar iki katına çıkarılsın, diye bir karar var ama bu kaynakların nasıl kullanılacağı konusunda da bir iyileştirmeye veya esnekliğe ihtiyaç olacak” diyerek, aynı hususun Dünya Bankası için de geçerli olduğunu söyledi. Yenilikçi yöntemlerle yerel düzeyde finansman sağlama konusunda ise merkez bankalarının bir rol oynayabileceğini dile getiren ŞİMŞEK, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mesela yerel tahvil piyasasından bahsedebiliriz. Oldukça gelişmiş yeni gelişen piyasalarda yerel yönetimlerle ilgili bir tahvil piyasası var. Bunun teşvik edilmesi mümkün. Pek çok yeni gelişmekte olan piyasa ve kalkınmakta olan ülkede gördüğümüz şu: Genelde bu ülkelerde açıklar ve eksiklikler var. Bunlarla ilgili olarak merkezi hükümetin müthiş bir iştahı var. Eğer merkez bankaları bir garanti verebilirse yerel yönetimler daha iyi kaynaklara erişebilirler. Ve eğer merkezi hükümet tahvil ihracı için de garanti verecek olursa, tahvillerin hem yerel hem de uluslararası düzeyde ihraç edilmesi imkanı doğmuş olur ki bu da önemli bir kaynak olabilir”.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel EROĞLU, suyun satılmasının söz konusu olmadığını belirterek, “Su devlete aittir, ancak suyun değerlendirilmesi söz konusu olabilir” dedi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan EROĞLU, suyun finansmanı ve özelleştirmesine ilişkin soru üzerine de içme ve kullanma suyunun bütün vatandaşlara yeterli miktarda ve uygun kalitede temininin, devletin en önemli görevi olduğunu düşündüklerini ifade ederek, entegre su yönetim planları hazırladıklarını anımsattı. Suyun satılacağına, özelleşeceğine yönelik yorumların “yanlış” olduğunu dile getiren EROĞLU, “Bizim buradaki gayemiz başkadır. Hidroelektrik santrallerin kurulmasında, boş akan suları değerlendirmek için özel sektör de devreye girsin, dedik. Suyun satılması söz konusu değil. Su devlete aittir, ancak suyun değerlendirilmesi söz konusu olabilir” diye konuştu. EROĞLU, sınırı aşan sular konusuna ilişkin olarak da “Biz kendi aramızda bu meseleyi çözeriz. Türkiye, Irak, Suriye bütün dünyada sınırı aşan sular var. Sınırı aşan sularla ilgili ülkeler kendi meselelerini kendileri çözerler” dedi.

EROĞLU, forumun ilk günü yapılan protestoların hatırlatılması üzerine de her toplantıda protesto olabileceğini kaydetti. EROĞLU, “(Riskli barajlara hayır) pankartı açan bir Amerikalı, bir Alman sınır dışı edildi. Bunu demokratik buluyor musunuz?” diye soran gazeteciye, “Burada değişik fikirler sergilenir, ama bu fikirlerin gelip efendince burada söylenmesi gerekir. Nümayiş veya insanlara eziyet ederek, rahatsız ederek olmaz. Burası fikirlerin tartışılacağı bir merkez. Burada değişik fikirler tartışılıyor” yanıtını verdi.

Bu haber, AA sitesinden derlenmiştir.

Bunu okuyan, bunları da okudu..

You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorumunuz mu var?