11.30:17 - 8.09.2010 Wednesday

5. Dünya Su Forumu: Katılımcı Liderler Çağrı Metni Yayımladı

Ekleyen: Bahadır GÜLER @ 23.58:08 - 16.03.2009 Monday
Bu yazı 5. Dünya Su Forumu kategorisinde ve 0 tane yorum yapılmış.
Facebook'ta Paylaş

5. Dünya Su Forumu‘na katılan liderler, suyun toplumların ve ülkelerin yaşamlarındaki önemine dikkat çekerek, dünyaya su kaynaklarının yönetimi konusunda acil önlemler alınması çağrısında bulundular. Forum çerçevesinde düzenlenen liderler zirvesi sonunda yayımlanan çağrı metninde, suyun toplumların ve ülkelerin yaşamlarındaki önemine dikkat çekilerek, suyun insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağladığını, tüm ekonomik ve toplumsal kalkınma, gıda güvenliği, açlık ve yoksulluğun sona erdirilmesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.

Milenyum kalkınma hedeflerine varılmasının önemine işaret edilen metinde, dünyanın hızlı nüfus artışı, göç, kontrolsüz ve sağlıksız kentleşme, ticari eğilimlerdeki değişiklikler ve iklim değişiklikleri gibi önemli küresel değişimlerle karşı karşıya bulunduğu ve tüm bunların su kaynakları üzerinde olumsuz etkileri olduğu hatırlatıldı. Tüm bu olumsuz gelişmelerin suya erişimi ve suyun kalitesini ciddi biçimde tehdit ettiğinin belirtildiği metinde, son ekonomik ve mali küresel krizin de dikkate alınmasının zorunlu olduğu ve bu krizin sonuçlarının su kaynaklarının yönetimi ve hizmete verilmesi üzerindeki sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

Çağrı metninde suyun, seller, kasırgalar, kuraklık ve iklim değişikliği yoluyla yaşamlara zarar verebildiği ifade edilerek, su kaynaklarının uygun kapasite ve düzgün altyapı olmadan yönetilemeyeceğine işaret edildi. Metinde ayrıca, hükümetlerin tüm düzeylerinde alınan kararların su üzerinde etkili olduğuna dikkat çekilerek, bu bağlantıya genelde az önem verildiği bildirildi. Bu nedenle yeni politikalar, uyum stratejileri ve kurumsal reformlara acil olarak ihtiyaç olduğu vurgulandı ve bu çerçevede uluslararası taahhütler, mali mekanizmalar, teknoloji ve yeni su yönetim stratejilerine daha çok önem verilmesi gerektiği kaydedildi.

Çağrı metninin bir diğer paragrafında, katılımcı ülkelerin “dayanışma, güvenlik, uyum ve sınır aşan sular konusunda komşular arasında yararlı diyalog ve işbirliği” konularında siyasal irade gösterecekleri belirtilerek, dünyanın suyun yararlarını paylaşarak daha çok refah ve artan bir istikrar kazanabileceği ifade edildi. Metinde, bu çerçevede dünyaya şu çağrı yapıldı:

“Bunu başarabilmek için bütün ülkeleri, dünyanın su sorunlarına küresel bir çerçeve geliştirilmesi ve dayanışma, güvenlik ve uyumun sağlanmasına yardımcı olunması için ortak olarak çaba göstermeye çağırıyoruz”.

Çağrı metninin son paragrafında ise, 5. Dünya Su Forumu’na katılan devlet ve hükümet başkanları ile uluslararası örgüt temsilcilerinin, 21. yüzyılda daha sürdürülebilir ve su konusunda daha güvenilir bir dünya için İstanbul’da biraraya geldikleri belirtildi. Bu arada diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, çağrı metninde sınır aşan sulara ilişkin yapılan atıf, Irak tarafının isteği üzerine kondu. Diplomatik kaynaklar, çağrı metninin Türkiye’yi tatmin ettiğini belirterek, suyun Türkiye için bir ihtilaf konusu değil, işbirliği konusu olduğunu ve komşu ülkelerle bu konuda türlü düzeylerde toplantılar yapılmakta olduğunu kaydettiler.

Zirve sonunda yayımlanan bu çağrı metninin, gerek G8 ülkelerine (Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rusya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri), gerekse hala bir su konvansiyonu bulunmayan Birlemiş Milletler’e (UN) gönderileceği de ifade edilerek, bu metnin daha kapsamlı uluslararası belgeler için bir temel oluşturacağı belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL, sınır aşan sular konusunun kavga değil, ülkeler arasında işbirliğini artıran bir unsur olmasını gözettiklerini söyledi. GÜL, Çırağan Sarayı’ndaki basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Sınır aşan sular konusunda Türkiye, Irak ve Suriye arasında ne gibi gelişmeler olacağına” yönelik soru üzerine GÜL, “Bütün bunlar olumlu olacaktır” yanıtını verdi.

Suyla ilgili konuların yalnızca Türkiye, Suriye ve Irak arasında değil, dünyanın her yerinde bulunduğunu, bu tip konuların dünyanın genelini ilgilendirdiğini ifade eden GÜL, bunların birleştirici unsur olması, bunlarla ilgili işbirliği yapılması, diyalog kurulması ve suyun yararlarını tüm bölgeye yayma konularının çok önemli olduğunu bildirdi ve bu konuda çok güzel bir anlayış bulunduğunu anlattı. Toplantıya, Irak ve Suriye’den temsilcilerin katıldığını hatırlatan GÜL, “Suriye ve Irak ile gayet iyi bir işbirliği anlayışının söz konusu olduğunu” kaydetti.

Şu anda bu konuyla ilgili bir sıkıntı da yaşanmadığını aktaran GÜL, “Bunların bir kavga unsuru değil, tam tersine ülkeleri birleştiren ve ülkelerin arasında işbirliğini artıran unsur olmasını gözetiyoruz” dedi. GÜL, “petrol zengini ülkelerin petrollerini pazarlaması gibi Türkiye’nin de su pazarlaması konusundaki düşüncelerinin sorulması” üzerine, bu konuyla ilgili çok tartışmalar olduğunu dile getirerek, “bazılarının su satılamaz, bazılarının su satılır, bazılarının ise suya erişimin bir insan hakkı olduğunu belirttiklerini” söyledi. Önemli olan noktanın suya herkesin erişebilmesini sağlamak olduğunu belirten GÜL, bununla ilgili iyi diyalogların ve ilişkilerin bulunmasının önemine değindi.

Türkiye’nin su açısından çok zengin olmadığını vurgulayan GÜL, suyun Türkiye’ye bile zor yettiğini kaydetti.
GÜL, ancak kimi nehirlerin denizlere boşuna aktığını ifade ederek, bunların taşınması ya da satılmasının düşünülebileceğini ve konuşulabileceğini bildirdi. “Türkiye’de, susuzluğa karşı alınan önlemlerin yeterli olup olmadığına” ilişkin bir soru üzerine de GÜL, dünyada su konusunda kaygısı bulunmayan çok az ülke olduğunu belirterek, Türkiye’nin de bu konuyla ilgili çok erken başlayan bir önlem anlayışı taşıdığını söyledi. Gül, şöyle konuştu:

“Birçok barajlarımız yapılmıştır. Yeni barajlar da yapılması gerekecektir, yapılacaktır. Suların taşınması önemlidir. Suların israfının önlenmesi gerekir. Kullanılan suların tekrar kullanılabilecek hale getirilmesi önemlidir. Bütün bunlar tedbirlerdir aslında ve suyun yönetimi olarak tarif edilmektedir. Bu konuda Türkiye’nin de yapması gerekenler var. Söylediğim gibi, Türkiye su konusunda çok zengin bir ülke diye bilinir ama bilindiği gibi değildir”.

GÜL, artık herkesin çevreci olmak zorunda olduğunu belirterek, “Bu Türkiye’nin, dünyanın geleceği için bir mecburiyettir” diye konuştu. Forum çerçevesinde bir ilki gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten GÜL, ilk kez su konusunda mini bir zirvenin toplandığını, tüm devlet başkanlarının davet edilmediğini, ancak suyla çok yakın ilgisi olan ülkelerin dahil edildiğini anlattı.

GÜL, zirve sonunda tüm dünyaya bir çağrı yapıldığını da ifade ederek, bu çağrıda, suyla ilgili temel ilkeler, temel siyasal iradeler ve suyun geleceğiyle ilgili dünyanın dikkatini çekecek ve su yüzünden ortaya çıkacak büyük sorunların şimdiden bilinmesiyle ilgili bilinci artıracak ifadelerin yer aldığını kaydetti. “5. Dünya Su Forumu’nun önümüzdeki yıllarda gerek dünya için, gerekse Türkiye için önemli bir dönüm noktası, farklılıklarımızı birleştiren ve buluşturan bir toplantı olarak hatırlanacağı kanaatindeyim” diyen GÜL, suyun, birçok yerde kavga ve sorunların kaynağı olabildiğini kaydetti. GÜL, bu nedenle, suyun yararlarının konuşulmasının da önemli olduğuna dikkati çekerek, “Sudan dolayı kavga değil, sudan dolayı işbirliği ve ortak çalışma noktaları üzerinde durduk. Çünkü çatışmaların sonu gelmemektedir. Konuşarak, diyalogla ve işbirliğiyle su konusunda insanlığa nasıl daha yararlı olunur diye düşündük” diye konuştu.

GÜL, Türkiye’nin Kyoto Protokolü‘nü onaylamış bir ülke olduğunu da hatırlatarak, bu çerçevede çevre bilincinin Türkiye’de giderek daha çok arttığını dile getirdi. GÜL, “Artık herkes çevreci olmak zorundadır. Bu bir mecburiyettir, çocuklarımız için, torunlarımız için, Türkiye’nin, dünyanın geleceği için bir mecburiyettir. Onun için bu bilincin uyanması, bu bilincin bütün nesillere yayılması dünyanın geleceği açısından çok önemli bir olaydır” diye konuştu.

Su Forumu’nun bu nedenle çok yararlı olduğuna inandığını belirten GÜL, Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘nin geçici üyesi olduğunu hatırlattı ve bu süre zarfında bu sorunlarla yakından ilgileneceğini anlattı. Gül, şöyle konuştu:

“Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sadece savaşlarla, sadece siyasi olaylarla değil, aynı zamanda insanlığın bu tip sorunlarıyla da ilgilenen bir konsey olduğu için Türkiye de ilgisini giderek artıracak ve insanlığın faydasına olan her konuya daha çok ilgi gösterecektir. Türkiye, sadece kendi sınırları içindeki olaylarla ilgilenen bir ülke olmaktan çıkmıştır. Kendisini ilgilendirmese bile insanlığı ilgilendiriyorsa bu konulara yakın ilgi göstermektedir ve bu sorunların çözümlenmesi için kendi kapasitesi çerçevesinde katkı sağlamaya çalışmaktadır”.

Bu haber, AA sitesinden derlenmiştir.

Bunu okuyan, bunları da okudu..

You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorumunuz mu var?