Çin’de Bilinen İlk Kuş Türü Bulundu: Aurornis xui

Çin’deki kazılarda yapılan keşif, dünyanın en eski kuşu olarak kabul edilen Archaeopteryx’i ikinci sıraya itti. Paleontologlar, Aurornis xui adı verilen yeni bir kuş türünün Archaeopteryx’ten 10 milyon yıl önce yaşadığını belirtti.

Çin’in Liaoning eyatindeki Yaoluguo kentinde yapılan kazılarda buluanan Aurornis xui adı verilen kuş, tarihin bilinen ilk kuş türü unvanını elde etti. Aurornis xui, aynı zamanda ‘kuş mu yoksa tüylü dinozor mu’ tartışması yapılan Archaeopteryx’in de tekrar kuş haritasına eklenmesini sağladı.

İlk olarak 1861 yılında keşfedilen Archaeopteryx, biliminsanlarında dünyanın en eski kuşu olarak kabul edilmişti. Ancak 2011’de yapılan filogenetik analizler, Archaeopteryx’in kuş değil, tüylü dinozor olduğuna işaret etti.

aurornis_xui
Aurornis xui fosili. Görüntü: Thierry Hubin/IRSNB.

Analizlerin doğru olması halinde, uçabilme özelliğinin omurgalılarda en az dört kez evrim geçirdiği ortaya konmuş olacaktı. Ancak yeni bir tüylü hayvanı ortaya çıkaracak fosil keşfinin bu düşünceyi çürütebileceği belirtilmişti. Aurornis xui, tahminleri doğruladı.

Bir sülün büyüklüğünde olan Aurornis xui, uzun pençelere ve kuyruğa sahipti. Kuyruğundan gagasına olan uzunluğu 50 santimetre olan kuşun ön ve arka ayakları Archaeopteryx ile benzerlik gösterirken, ilkel bir kemik yapısı ortaya koyduğu belirtildi.

Yaoluguo’nun tortul kayalıklarında 153-165 milyon yıl önce oluştuğu düşünülen fosil, Yizhou Fosil ve Jeoloji Park’ında görevli biliminsanları tarafından bir fosil tüccarından satın alındı.

Hakkındaki araştırma Nature dergisinde yayımlanan Aurornis xui, 10 milyon yıl farkla Archaeopteryx’ten daha yaşlı bir kuş olarak belirlenirken, takipçisini de yeniden kuş alemine kazandırdı.

A Jurassic avialan dinosaur from China resolves the early phylogenetic history of birds
The recent discovery of small paravian theropod dinosaurs with well-preserved feathers in the Middle–Late Jurassic Tiaojishan Formation of Liaoning Province (northeastern China) has challenged the pivotal position of Archaeopteryx, regarded from its discovery to be the most basal bird. Removing Archaeopteryx from the base of Avialae to nest within Deinonychosauria implies that typical bird flight, powered by the forelimbs only, either evolved at least twice, or was subsequently lost or modified in some deinonychosaurians. Here we describe the complete skeleton of a new paravian from the Tiaojishan Formation of Liaoning Province, China. Including this new taxon in a comprehensive phylogenetic analysis for basal Paraves does the following: it recovers it as the basal-most avialan; it confirms the avialan status of Archaeopteryx; it places Troodontidae as the sister-group to Avialae; it supports a single origin of powered flight within Paraves; and it implies that the early diversification of Paraves and Avialae took place in the Middle–Late Jurassic period.

‘Şafak kuşu’ anlamına gelen Aurornis’in fosili, kuşun kuyruğu, boynu ve göğsüne ait izleri barındırıyor. Fosili inceleyen araştırma ekibinde yer alan paleontolog Gareth Dyke (Southampton Üniversitesi), “Çok önemli bir fosil elde ettik… Aurornis, dünyanın en eski kuşu olarak bilinen Archaeopteryx’i arkasına itti” dedi.

Her ne kadar yeniden kuş olduğu belirtilse de, Archaeopteryx’in tüylü dinozorlardan Troodontidae’ye olan benzerliği de gözardı edilmiyor. Paul Barrett (Londra Doğal Tarih Müzesi), “Anatominin çok küçük, ezoterik özelliklerini tartışıyoruz… Kuş orijinin etrafında yer alan bu canlılar kuşa benzeyen ama aslında kuş olmayan dinozorlar” dedi ve “vücuttaki sadece bir veya iki değişimin, canlının ait olduğu türü değiştirebileceğine” dikkat çekti. Ayrıca Barrett, “Kuşların sınıfına giren canlılar kanatları, kalçaları, göğüs kasları ve omuz yapıları gibi uçmalarını sağlayan anatomik özelliklere sahip olmalı” ifadesini kullandı.

Ayrıntılar
BBC, Archaeopteryx restored in fossil reshuffle, 30 Mayıs 2013
Guardian, Early bird beat Archaeopteryx to worm by 10m years, 30 Mayıs 2013
Nature, New contender for first bird, 30 Mayıs 2013
NTVMSNBC, Dünyanın en eski kuşu bulundu, 30 Mayıs 2013

ABD’deki Bir Nükleer Depoda Sızıntı Olduğu Saptandı

Amerika’nın kuzeybatısındaki Vaşington eyaletinde bulunan eski bir plütonyum işleme tesisinde yıllardır sızıntı olduğu tespit edildi.

Artık faaliyette olmayan Hanford Nükleer Tesisi‘nde tek bir tanktan her yıl 1.135 litre radyoaktif madde sızmış olabileceği bildiriliyor. Bu durumun ise yeraltısu kaynaklarına yönelik uzun vadeli bir tehdit oluşturabileceği belirtiliyor. Sızıntının yol açtığı kirlenmenin milyarlarca dolara temizlenebileceği, bu temizliğin ise uzun yıllar alabileceği kaydedildi.

Sızıntı yaptığı bildirilen tankta yıllar süren plütonyum üretiminden arta kalan 1 milyon 700 bin litre, radyoaktif madde içeren çamurlu su bulunuyor. Aynı tankta ilk sızıntı 2005 yılında saptanmıştı. Ancak yetkililer sızıntının kontrol altına alındığı güvencesi vermişti.

nukleer_tehlike_isaret_levhasi
Hanford Nükleer Tesisi’ndeki durumu gösteren uyarı levhaları. AP Photo/Ted S. Warren, File

Hanford Nükleer Tesisi, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerika’nın gizli atom bombası projesinde plütonyum işlemek amacıyla kuruldu. Tesisin işlediği plütonyum, 9 Ağustos 1945’te Nagazaki’ye atılan atom bombasının yanı sıra, Amerika’nın ürettiği çok sayıda nükleer bombada kullanıldı. Birçok reaktörü 1960 ve 70’li yıllarda kapatılan tesisin en son reaktörü 1987’de hizmete kapatıldı.

Ayrıntılar
VOA, ABD’de Eski Nükleer Tesiste Sızıntı Tespit Edildi, 29 Mayıs 2013
VOA, US Nuclear Storage Tank Leaking, 29 Mayıs 2013
Huffington Post, Hanford Nuclear Waste Tanks Could Explode, Agency Warns, 29 Mayıs 2013

Buzulların Altından Çıkan Karayosunu Yeniden Filizlendi

Biliminsanları, yüzyıllar önce “Küçük Buzul Çağı” döneminde donan bazı bitkilerin yeniden yeşerdiğini gözlemledi. Araştırmacılar bunun, döngüsel uzun buzul çağlarının ardından ekosistemlerin yeniden nasıl canlandığına dair önemli işaretler içerdiğine inanıyor.

400 yıllık karayosunu örneklerinin laboratuar koşullarında canlandığı görüldü. Kanada’nın kuzey kutup bölgesindeki Teardrop Buzulu civarında araştırma ekibin elde ettiği bulgular, ABD’deki Ulusal Bilimler Akademisi yayın organında yayımlandı.

Regeneration of Little Ice Age bryophytes emerging from a polar glacier with implications of totipotency in extreme environments
Across the Canadian Arctic Archipelago, widespread ice retreat during the 20th century has sharply accelerated since 2004. In Sverdrup Pass, central Ellesmere Island, rapid glacier retreat is exposing intact plant communities whose radiocarbon dates demonstrate entombment during the Little Ice Age (1550–1850 AD). The exhumed bryophyte assemblages have exceptional structural integrity (i.e., setae, stem structures, leaf hair points) and have remarkable species richness (60 of 144 extant taxa in Sverdrup Pass). Although the populations are often discolored (blackened), some have developed green stem apices or lateral branches suggesting in vivo regrowth. To test their biological viability, Little Ice Age populations emerging from the ice margin were collected for in vitro growth experiments. Our results include a unique successful regeneration of subglacial bryophytes following 400 y of ice entombment. This finding demonstrates the totipotent capacity of bryophytes, the ability of a cell to dedifferentiate into a meristematic state (analogous to stem cells) and develop a new plant. In polar ecosystems, regrowth of bryophyte tissue buried by ice for 400 y significantly expands our understanding of their role in recolonization of polar landscapes (past or present). Regeneration of subglacial bryophytes broadens the concept of Ice Age refugia, traditionally confined to survival of land plants to sites above and beyond glacier margins. Our results emphasize the unrecognized resilience of bryophytes, which are commonly overlooked vis-a-vis their contribution to the establishment, colonization, and maintenance of polar terrestrial ecosystems.

Bölgedeki buzullar 2004’ten bu yana artan bir oranda yılda 3-4 metre küçülüyor. Buzulların erimesi nedeniyle bazı topraklar, yaklaşık olarak 1550-1850 yılları arasında yaşanan ve Küçük Buzul Çağı olarak adlandırılan dönemden bu yana ilk kez gün ışığına maruz kalıyor.

Araştırmayı kaleme alan Catherine La Farge (Alberta Üniversitesi), buzulların kıyısında yürürken buzların altındaki topraktan çıkan yeşil bitki popülasyonuna rastladıklarını ifade etti. La Farge, “Bu bitkileri laboratuara getirip incelediğimizde yeni filizlerinin olduğunu gördük; onların yeniden canlandığını gösteren bu veriler aklımı başımdan aldı.” dedi.

karayosunu
Ernst Haeckel’den (1904) Karayosunları. Görüntü: Kunstformen der Natur (1904), plate 72: Muscinae

Karayosunu olarak adlandırılan bu bitkiler, bitkinin farklı bölgelerine sıvı aktarımını sağlayan damarlardan yoksun olmaları nedeniyle kara bitkilerinden farklılık gösteriyor. Uzun kutup kışlarında tamamiyle kuruyan karayosunları, havanın ısınmasıyla yeniden canlanıyor. Fakat buz altında yüzyıllarca kaldıktan sonra canlanmaları biliminsanlarını şaşırttı.

Buzulların eridiği Sverdrup Geçidi‘nde siyanobakteri ve karayosunu gibi yeni canlı türlerinin ortaya çıktığı gözlendi. La Farge, “Buzullar hızla eriyor; altlarındaki kara bitkileri ortaya çıkıyor; bunun etkisi büyük olacak.” dedi.

Ayrıntılar
BBC, 400 yıl öncesine ait donmuş bitkiler canlandı, 28 Mayıs 2013
BBC, Centuries-old frozen plants revived, 28 Mayıs 2013

Arktik Buzulların Altında Yaşam Var: Alg ve Tespih Böceği

Artık, Arktik* buzullarının altında ne var sorusuna verilecek bir yanıt var. Buzulun altında hayatın tadını çıkaran organizmalar var.

Alaska’nın buzullarında yapılan sondaj sonrası gönderilen kamera, güçlü renkleri ile kendini açık saçık belli eden bir organizmayı saptadı, algler. Ayrıca, su sıcaklığının -2 °C olduğu ve yaklaşık 8 metre derinliğe sahip buzulların altında başka bir organizma daha tespit edildi, tesbih böceği (İng. isopod; Tr. eşayaklı, eşbacaklı).

Bu keşif, dondurucu koşullar altında bile hayat mücadelesinin devam ettiğini gösteriyor.


Algleri gösteren görüntüler. Görüntü: R. Fowler


Tesbih böceğini gösteren görüntüler. Görüntü: R. Fowler

arktik
sıfat, coğrafya Fransızca arctique
Kuzey Kutbu’yla ilgili, Kuzey Kutbu yakınında olan.
—TDK

alg_buz
Alglerin yaydığı mavi-yeşil ışık. Görüntü: R. Fowler

Ayrıntılar
Fowler, R., What Lies Beneath Arctic Ice?, 20 Mayıs 2013
Yürütülen projenin sayfası http://lifeintheice.wordpress.com

Kanada’da Dünyanın En Yaşlı Suyu Bulundu

Kanada’daki bir kurşun-çinko madeninde tarih öncesi dönemden kalma su bulundu. Suyun 1,5 milyar yıllık olduğu belirtiliyor.

Sülfür cevherlerinde bulunan suyun daha önce yüzeyde olduğu ve zamanla kayaların arasından sızıp yeraltında biriktiği düşünülüyor. Laboratuvar incelemeleri devam eden suyun şimdiye kadar bulunan en yaşlı su olduğu belirtiliyor. Ayrıca suyun içinde mikroorganizma bulunup bulunmadığını belirlemek için test yapılıyor.

Nature (Doğa) dergisinde yayımlanan makaleye göre, Ontario eyaleti kenti yakınlarındaki Timmins bölgesindeki madende çalışma yapan biliminsanları, yerin 2,4 kilometre derinliğinde bulunan suyun hâlâ hidrojen ve metan gibi gazlar açısından zengin olduğunu keşfetti.


Sudaki kabarcık mikrobiyal yaşamın bir göstergesi olabilir. Görüntü: J. Tellling


Eski döneme ait suyun üzerinde yapılan deneylerden bir kare. Görüntü: Manchester Uni.

Daha önce Güney Afrika’da milyonlarca yıl öncesine ait su bulunmuş. Güney Afrika’daki su da bazı mikroplara rastlanmış. Güney Afrika’daki su ile yeni keşfedilen su benzer kimyasal yapıya sahipmiş.

İzotopik içeriği tuhaf olan suyun içinde bulunacak mikroorganizmalar, tarih öncesi dönemde hakkında bilgi verecek.


İzleyemeyenler için http://youtu.be/4R2ZtCHngl8 ya da http://youtu.be/buEANwNuL44?t=2m10s

Makale
Deep fracture fluids isolated in the crust since the Precambrian era

Ayrıntılar
BBC, Deep Canadian mine yields ancient water, 17 Mayıs 2013
Nature, Reservoir deep under Ontario holds billion-year-old water, 17 Mayıs 2013
Manchester Uni., Billion-year-old water could hold clues to life on Earth and Mars, 17 Mayıs 2013
NTVMSNBC, Dünyanın en eski suyu bulundu, 17 Mayıs 2013