Mars’ta Eski Bir Nehir Yatağı Keşfedildi

Altı tekerli nükleer laboratuvar Curiosity (Meraklı), Mars’ta gözlem yaptığı bir alanda eski bir nehir yatağının kalıntılarına ulaştı. Amerikan Uzay ve Havacılık Yönetimi NASA, daha önce Mars Reconnaissance Orbiter (Mars Yörünge Kaşifi, MRO) adlı uzay aracıyla bir nehir yatağının oluşumuna dair görüntüler elde etmişti. Curiosity ise, Dünya’ya gönderdiği en son fotoğraflarda, içinde bulunduğu Gale Krateri’nde bir nehir yatağının kalıntıları olduğunu ortaya koydu. Bu fotoğraflar, biliminsanları tarafından “akan suyun şekil verdiği taş* ve tortular” şeklinde yorumlanıyor.

Hem MRO hem de Curiosity tarafından keşfedilen jeolojik (yerbilimsel) yapının, “alüvyon yelpazesine” benzediği belirtiliyor. Söz konusu yapı, Gale Krateri’nin kenarından aşağıya doğru ilerleyen bir düzene sahip. Gökbilimciler, ilk kez Mars’ın yüzeyinde çok yakın mesafeden elde edilen bulgulara değinerek, bir zamanlar Kızıl Gezegen’de su veya bir çeşit sıvının oluşturduğu bir akıntı bulunduğunu ifade ettiler.


This set of images compares the Link outcrop of rocks on Mars (left) with similar rocks seen on Earth (right). Image credit: NASA/JPL-Caltech/MSSS and PSI

Mars keşif aracı Curiosity başka gözlem ve deney için, Gale Krateri’nde bulunan Sharp Dağı’nın eteklerindeki bir taşa* ilk kez robot koluyla temas ederek ölçümler yaptı. Curiosity’nin fotoğrafladığı yer, çimentolaşmış çakıltaşının** hâkim olduğu bir birimi gösteriyor. Çakıltaşlarının genelde yuvarlak, yassı ve köşeli şekilde ve çeşitli büyüklüklerde olduğu görülüyor. Yuvarlaklık ve tane boyutu, ana kaynağından kopan parçaların çok yol kat ettiğini gösteriyor. Eldeki verilere göre, suyun akış hızının 0,91 metre/saniye, derinliğinin de 1 metreyi bulduğu tahmin ediliyor.

Curiosity’nin bugüne kadar uydularla elde edilen verileri ilk kez yakın mesadefen gözlemlemiş ve doğrulamış olmasının, çok büyük bir keşif olduğunu belirtiyor. Suyun Mars’ın jeolojik yapısında değişikliğe neden olan temel etkenlerden biri olabileceği düşüncesi güçlenirken, keşif aracının şu an üzerinde bulunduğu, çakıl ve kum benzeri çümentolaşmış yüzeyin oluşumunda da suyun etkisi olduğu yüksek bir ihtimal.

Bugün Dünya’daki en kurak çölden bile daha kuru olduğu tahmin edilen Gale Krateri’nde, bir zamanlar su akıntısının sesi mevcut olduğu düşünülüyor. Elde edilen son bulguların, kutup bölgelerinde katı halde sıvı bulunan gezegenin, eskiden sanıldığı kadar sulak olmadığını öne süren yeni bir raporu gölgeye düşürme ihtimali de var.

Araştırmacılar bulunan çakıltaşının kimyasal yapısını da incelemek için sabırsızlanıyor çünkü bu inceleme geçmişte Mars’ta bulunan suyun pH değerini gösterecek. Böylece, Mars’ın geçmişteki doğal yaşamının neye benzediğini tahmin etmek daha kolay hale gelecek.

Dipnot:
* Jeoloji’de taşa taş denmez. Bu konuda hassas olanlar dellenmesin, kayaç demek isterdik..
** Matriksli konglomera demedik, diyebilirdik.. Evet, joolojik terimlerin hastasıyım..

Kaynak
BBC, Mars’ta antik su yatağı bulundu, 30.9.2012
DW, Mars’ta nehir yatağı, 30.9.2012
NASA, NASA Rover Finds Old Streambed on Martian Surface, 28.9.2012
NTVMSNBC, Mars’ta antik nehir yatağı bulundu, 28.9.2012

Mühendislik: Tanımı, Tarihi, Felsefesi ve Etiği (Ahlâkı)

Ne zamandır, “Jooloji; bir mühendislik dalı mıdır, kolu mudur?” sorusu içimi kemiriyor. Aslında, 2 senelik meslek yaşamım bunun net yanıtını verdi. Amacım, bu soruyu bir de size sordurmak. Okuyucu yönlendirmek doğru olmasada, bu konuda birkaç cümle hakkım olmalı.. Hâlen yüksek öğrenimde jeoloji mühendisliği diye bir bölümün eğitim vermesine bir anlam veremiyorum. Çünkü, Dünya üzerinde bizden başka bir yerde jeoloji/hidrojeoloji/jeofizik mühendisliği bölümü yok. Bu yüzden, günümüzde çağdaşlığa ve gelişmişliğe öncülük edenlere bakıp, “Acaba, bu Amerikalılar ya da Avrupalılar neyin peşinde..” demeden edemiyor insan.. Hele hele Türkiye çapında 30 küsür bölümün yaklaşık 2500 jooloji/hidrojooloji öğrencisi barındırması, yer yer ikinci öğretim adı altında da sadece para toplanması ve kalbur üstü üniversiteler dışındakilerin herkesi işsizliğe mezun etmesi kanıma dokunuyor. Bunu göre göre üniversiteye, bu bölüme gidenlere de bir anlam veremiyorum.

Aşağıdaki yazı mühendislik hakkında birçok soruya yanıt verirken, mühendislik açısından kendi ile çelişen bir üniveristenin, İstanbul Teknik Üniversitesi‘nin kaleminden çıkmış; ama olsun.. Özetle, jooloji bir bilim dalı, ne daha fazlası ne de daha azı..

Mühendislik nedir?
Mühendislik bilim ve matematiksel prensipleri, tecrübe ve yaratıcılığı kullanarak doğal kaynaklardan insana faydalı ürünler ortaya koyma eylemidir.

Daha kapsamlı bir tanım ile şöyle de diyebiliriz.

Mühendislik, bilimi kullanarak, etik değerleri mutlaka gözeterek, müşteri taleplerini karşılayacak şeyler tasarlamak ve imal/inşa etmektir; bilimsel verileri gündelik hususlar için kullanabilmektir; teknolojiyi insanlık yararına uygulamaktır; aklı ve bilimsel yöntemleri doğal kaynakların insanlık yararına en uygun kullanılması için uygulama sanatıdır; hatta belki bilim ile sanat arasındaki köprüdür.

Mühendisliğin tarihi nasıl başladı?
Bizim dilimizde Arapça hendese kökünden türetilmiş Mühendis kelimesi ile anlam bulan meslek bu açıdan bakıldığında “hesabı, matematiği kullanan, ölçen biçen kişi” anlamı taşır. Oysa Latin kökenli dillerde Engineer olarak adlandırılan bu mesleğin etimolojik geçmişi tarih öncesi çağlara ve başka anlamlara uzanır. Latince “ingignere” yaratan icat eden anlamındaki kökten türeyen sözcük 11. yüzyılda bugünkü anlamında “ingeniator” olarak kullanılmış “ingenium”u (yaratıcılığı) olan “ingenius” yaratan, zeki, mucit anlamlarında kullanılmıştır. Buharın icadından sonra makinaya “engine! Adının verilmesi ile bugünkü yapısı olan Engineer tanımına kavuşmuş olan sözcük bir anlamda vücut bulurken makine nın da isminin oluşmasına sebep olmuştur. “Engine” bu bakımdan dahice şey, işe yarar buluş anlamında kullanılmıştır.

Mesleğin kendi doğuşu da bir anlamda sözcüğün doğuşu ile koşuttur. İlk çağlarda insanoğlu barınmak, korunmak, yemek, avlanmak kısacası hayatta kalabilmek için doğanın çetin koşuları ile dahice mücadele etmek ve kazanmak zorundaydı. Bu nedenle daha ilkçağlardan itibaren gerçekte mühendisler vardı. Bu buluşçular bugünkü mühendislik dallarına benzer faaliyetler göstermiyorlardı elbette ama ekme, biçme, alet yapma, avlanma, balık avlama, yük taşıma gibi eylemleri kolaylaştıracak hatta mümkün kılacak araçlar ve basit aparatlar icat ediyorlardı.

Milattan önce 3000’li yıllarda bu basit araçlar yerini daha komplike aygıtlara, tekerlek, hayvan ile tahrik edilen arabalar, basit tekneler gibi vasıtalara bıraktı. Sulama kanalları açık havza madenciliği, piramitlerin inşası gibi ciddi mühendislik denemeleri yapılmaya başlandı. Milattan önce 2500 yılına gelindiğinde Mısırlılar 25 metre boyunda gemiler yapmaya başlamış hatta bunun için kuru inşa havuzları inşa etmişlerdi. Milattan önce 1000’li yıllarda artık vida, su değirmeni, Hero Türbini denilen basit pompa yapılmış şehirlerde su dağıtımı fikri oluşmuştu.

Önce Grek (Eski Yunan) uygarlıkları ardından Romalılar mühendislik dalında iyice geliştiler kağıt, silahlar, mancınıklar yapıldı öte yandan Çin’de barut bulunmuş ve yeni bir çığır açılmıştı. Milattan önce 5. yüzyıl ila milattan sonra 15. yüzyıl arası kara bir dönemdi. Bir yandan saat, matbaa gibi çok yararlı icatlar yapılırken öte yandan barut ve ağır demir döküm teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak silah sanayindeki icatlar gelişti. Bu silahlarla desteklenen savaş ve politikalar dünyaya 20 asırlık bir karanlık yaşattı.


Leonardo da Vinci’nin 1502 tarihli tek kemerli ve ayakları arasındaki açıklığın yaklaşık 220 metre olduğu Haliç Köprüsü çizimi. Bu mühendislik projesi, 2. Beyazıt döneminin İstanbul’u için hazırlamıştı.

Bundan sonra sanatçı, mucit, mühendis Leonardo da Vinci’nin bütün ağırlığı ile etkilediği Rönesans dönemi geldi. Büyük binalar görkemli katedrallerin inşası ile geçen bir dönemin ardından, 1750-1850 yılları arasında geçen yüzyıllık süre mühendisliğin modern anlamda doğuşu oldu. Savery, Newcomen, Watt ve Trevitnick’in buharlı makinaları, Whitworth’un cıvata sanayi makinaları ile gelişme hızlandı seri imalat makinaları ve fabrikaları kurulmaya başlandı. Brunel, Stephenson gibi öncü mühendislerin bilimi kullanmaktaki ısrarları ile nihayet Fransa’dan başlayarak formal üniversite eğitimli (sadece pratiğe dayanmayan) mühendislik mesleği doğmuş oldu.

Bu bilgiler ışığında modern mühendislik tarihini 4 bölüme ayırabiliriz.

Bilim devrimi öncesi – İlk çağ mucitlerinden Leonardo da Vinci ye kadar geçen dönem
Endüstri devrimi ve öncesi dönem – 16. yüzyıl sonundan 19. yüzyıla kadar geçen becerikli zanaatkârlardan modern bilim kullanan uzmanlara kavuşulduğu dönem
İkinci sanayi devrimi – İkinci dünya savaşı öncesine kadar geçen kimya, elektrik, elektronik gibi türlü mühendislik dallarının bilimi tam anlamı ile kullanmaya başladığı dönem
Bilişim devrimi – Savaştan sonra başlayarak bu günlere gele bilgisayar dönemi

Bugün mühendislik dalları 6 ana üst gurupta değerlendirilmektedir.

– Uçak Uzay Mühendisliği
– Kimya Mühendisliği
– İnşaat Mühendisliği
– Elektrik Mühendisliği
– Bilgisayar Mühendisliği
– Makine Mühendisliği

Diğer bütün mühendislik disiplinlerinin bu altı ana dalın alt disiplinleri olduğu kabul edilmektedir. Oysa gemi mühendisliği gerek tarihsel gelişimi gerekse tasarlayarak inşa ettiği ürünlerin doğanın yıkıcı etkilerinin tümüne aynı anda maruz oluyor olması nedeni ile bu altı mühendislik disiplininin neredeyse tamamından yararlanan bir özel mühendislik alanıdır. Gemi Mühendisliği’nin temelinin 17. yüzyılda yaşamış ünlü Fransız matematikçi, jeofizikçi ve astronom Pierre Bouger’in yazdığı (Gemi Üzerinde Tez) isimli eser ile başladığı kabul edilir.

Mühendisin felsefe ile ilgisi ne zaman ve nasıl başladı?
Yukarıda da anlatıldığı gibi tarih boyunca insanoğluna hizmet etmek için yapılmış buluşları yapanların felsefenin temel sorularına duyarsız kalması beklenemezdi. Neydi bu sorular? Nereden geldik? Ruh ve maddenin ilişkisi nedir? Beyin ile düşünce arasındaki ilişki nedir? Örneğin somutlaştırarak irade (düşünce beyin) ile güç (madde) arasındaki ilişki nedir. Bu sorulara cevap arayan mucit dahiler bir yandan da bu gelişi daha anlamlı kılmaya çalışan buluşları yapanlar oluyordu. Bu soruların ancak iki türlü yanıtı olabilirdi bilimsel ve bilimsel olmayan. Bilimsel olmayan yani metafizikle teoloji ve teologlar ilgilenirken mühendisler bilimsel olanla, somut olanla uğraşmaya başladılar. Miletli Tales insanların binlerce yıldır aklını kurcalayan “Evren nedir?” sorusuna ilk kez teolojinin dışında yanıt aramıştı. Tam olarak ne zaman başladığı konusunda kesin bir veri olmasa da Tales’in bu ünlü sorusu felsefenin başlangıcı olarak kabul edilir.

Felsefe sözcüğünü ilk kez Samoslu (Sisam Adası) matematikçi Pisagor kullanmıştır. Filos (sevgi) ve sophia (bilgi) sözcüklerinin bir araya getirilmesi ile oluşturduğu bu sözcük “bilgeliği sevmek” anlamındadır. Bütün bir varlık alanını her yönüyle araştırma, kuşku duyma, anlama gibi edimlere odaklanan düşünme etkinliği olarak tanımlanabilir. Filozof  ise, bilgiyi arayan ve ona ulaşmak isteyen kişidir. Bu noktadan bakıldığında daha ilk çağlardan beri buluşçuların bilginin dehanın (ingenius) peşinde olduğu ve bu yönleri ile de felsefenin tam içinde olduğu söylenebilir. Birçok evreden geçen mühendislik mesleği ve felsefesi nihayet 17. yüzyılda otomasyon teknolojisinin başlamasıyla sanayileşmenin gereği olarak, toplumsal bir kategori biçiminde ortaya çıktı. Sanayi devriminin ilerlemesiyle buluşların endüstriye uygulanması; bu yolla üretimin hızla artması, mühendislerin üretimindeki rolünü de arttırdı. Önceleri büyüyen ölçekte ve seri üretime zorlayan bir üretim modeli olan Ford sisteminin benzer teknoloji ile diğer sektörlere uygulanması, ardından büyük kriz ve savaş sonrası finansal baskıların sonucunda verimliliğin ana unsur haline gelmesi üzerine ortaya çıkan Toyota modeli ve onun türevi olan Yalın Üretim Modeli ile birlikte mühendislere olan ihtiyaç da arttı. Bu gelişmeler mühendislik mesleğinde felsefi duruşun önemini de arttırmaktadır.

Ahmet ÖncüPara, Mühendislik ve “Bizim Mühendislerimiz”” adlı makalesinde, mühendisleri iki uç konumda tanımlıyor. Birinci konumdaki mühendis “bilimsel yönetim” ilkelerinin kurucusu ve savunucusu olan Frederick W. Taylor’ın görüşlerinde şekillenmiştir. Taylor’a göre her şeyden önce bir “yönetici” olan mühendisin temel görevi “tüm çalışanların tek tek en yüksek refahını sağlamaya bağlı olarak işverenin en yüksek refahını sağlamaktır.” Kısaca, Taylor’a göre mühendislik, “herkese herkesin çok istediği “parayı” verecek tılsımlı bir güce sahiptir.”

İkinci konumdaki mühendis ise Throstein Veblen tarafından tanımlanmıştır. Veblen için mühendis, Taylor’un aksine işletme düzeyinde bir yönetim işlevine değil, sanayinin koşullarında sürekli iyileştirmelerle üretkenliği artırıp, insani var oluşunu geliştirebilme gücüne sahiptir. Veblen, Taylor’un aksine mühendisi tüm çalışanların önderi konumunda ve servet sahibi, kapitalist sınıfların karşısında görür.

Bu iki uç arasında farklı renk ve fikirlerde olan mühendisler bir uçta topumun değişiminde aktif rol almayı kendilerine görev bilirlerken öteki uçta tamamen bireyci bir anlayışla doğayı ve çevreyi umursamaz ve bu uğurda insana tahakkümü de mubah sayan bir konumda  olacaklardır.

İşte mühendise bu noktada dört unsur yol gösterir.

– Doğuştan gelen vicdan
– Varolan bilinç
– Kazanılmış ahlâk
– Öğretilmiş etik

Doğuştan gelen vicdan yani bulunç. İnsanın görgü ve bilgileri ile kendini yargılama yetisi. Vicdan metafizik penceresinden bakıldığında insana doğuştan verilmiş bağımsız bir güçtür, diyalektikte ise bulunç, bireyin, içinde bulunduğu toplumun koşulları ile belirlenen görgü ve bilgisinin sonucu oluşur. Bu noktada bilinç ve bulunç (vicdan) sözcüklerinin yabancı dillerde aynı sözcük ile (conscience) ifade edildiğini de belirtmekte fayda var. Ayrı bir yazı konusu olabilecek bu olgu üzerinde fazlası ile durmak istemiyorum ancak vicdan ve şuurun ayrı kavramlar olarak kabulünün toplumun metafizik / diyalektik yapılanmasını / ayrışmasını ne ölçüde etkilediği düşünülmelidir.

Varlığı tartışılmaz şuur yani bilinç. İnsanın kendisini ve çevresini anlamasını sağlayan anlık süreçlerin bütünü.

Belletilmiş ahlak yani moral.  Belli bir toplumun belli bir döneminde bireysel ve toplumsal davranış kurallarını saptayan ve inceleyen bilim dalı.

Oluşturulmuş törebilim yani etik. Belli yer ve belli zamana özgü olarak iyi ve kötü davranışların kurallarını saptayan bilim dalı.

Mühendisler için hem yurdumuzda hem de dünyada kabul görmüş farlı meslek disiplinlerine göre ufak tefek farklılıklar da gösteren temel mühendislik etik kodu (kuralları) vardır. Bu kurallar her an akılda tutulabilecek veya sık sık bakılabilecek yapıda değildir ancak varılmak istenen sonucun ne olduğu ve bunun için ne tür davranış kalıpları geliştirmek gerektiğini anlamak ve özümsemek mümkündür.

Bu özümsemeyi yapabilmek yukarıdaki kavramlar ile mühendislik mesleğini birleştirbilmek mümkündür. Bu noktada aslında kökleri modernlik öncesi uygarlıklara ve din düşünürlerine kadar dayanan ve modern bilimsel yönetim anlayışında yeniden şekillenen “ahlaki tasavvur” moral imgelem (moral imagination) kavramı önem kazanıyor. Yukarıdaki dört öğeyi de kapsayan ve aslında bunların birleşiminden doğan bir canlandırma bilinci karar vermemize yardımcı olabilir.

Yani karar ve yargılarımızda bize öğretilen kanunlar ve usullerle saptanan hem teknik hem etik değerlerin matrisinden bir sonuç çıkartmaya uğraşacağımıza bütün bunları benimseyen bir ruh hali ve hayat görüşü edinebilir ve bunu bir yaşam standardı haline getirebiliriz. Dahası bu duruştan da haz duymaya başlayabiliriz.

Diğer bir deyiş ile etik anlamda doğru, bilincin farkında olduğu gerçek, stratejik işlevi veya kamusal faydasından önce kendi başına doğru olduğu için güzel ve makbuldür ve bize huzur verir.  Buradaki güzellik estetiği de ilgilendirir ve bir insani duruş biçimini alır. Moral imgelem etik, estetik, ahlak ve vicdan arasında kurduğu dengeli ve yakın ilişki ile insan ilişkilerimizden nesneler ile ilintimize kadar yaşamın bütün alanlarını kapsar ve yönetir.

Bilim kadını Patricia Werhane Moral imgelemin iş hayatında en az dört durum ile ilişkilendirilebileceğini söylüyor.

– Kişinin kendisini, üstlendiği rolden, içinde bulunduğu özel durumdan veya çevreden ayrıştırması- soyutlaması…
– Kişinin içinde bulunduğu – düştüğü/düşürüldüğü düzeni fark etmesi ve/veya içinde bulunduğu durumun hangi şartları içerdiğini anlaması
– Kişinin yaratıcı bir şekilde, deneyimlerinden taze çıkartımlar sağlayarak yeni problemlere tamamen güncel çözümler bulacağı yeni ve yenilikçi olasılıklar tasarlaması…
– Kişinin içinde bulunduğu iş ortamında mevcut olan şartları veya var olacak entrika veya düzenlerin kapsam ve etki alanlarını iyi değerlendirmesi…

Yaşamdaki gerçek roller beyaz perdedekiler gibi etkisiz değildir yaptıklarımızın yaratabileceği etkileri aklımızda canlandırabilmeliyiz. Moral imgelem de işte budur. Sadece teknik alanda değil ahlaki alanda da yenilikçi olmak özgün olmak ve yukarıda anlattığım Moral imgelem‘e sahip olmak önemli.

Önünüze gelen teknik veya idari karar ne olursa olsun bunu size belletilmiş kalıpların dışında düşünmeye bakın çünkü o kalıplar hep doğru olmayabilir. Dahası gizli bazı gündemlere sahip olabilir. Size yönteminizin veya buluşunuzun işe yaramayacağını söyleyen meslektaşınız veya yabancı patron başka gerekçelere veya niyetlere sahip olabilir. Öyleyse kendinizi ve dünyayı daha iyi anlayacak fikri yapıyı edinin. Yaptıklarınızın insani boyutunu, etik yönünü bilinç ve bulunç ile ilişkisini irdeleyin.

Felsefe bütünün ayrılmaz bir parçasıdır. Mühendis içinde bulunduğu yaratım sürecinden ahlâki, vicdani ve etik açıdan soyutlanamaz.

Tüm hakları Şebnem Helvacıoğlu‘na ait olan metnin özüne zarar vermeden Leonardo’ya ekleme ve şeklen değişiklikler yapılmıştır.

Dağların Sonunu Getiren Aşınma (Erozyon) Ne Kadar Etkindir!

Dinamik doğanın iç ve dış kuvvetlerini konu alan aşağıdaki yazı, yıllardır süregelen bir dengenin hikayesini anlatmaktadır.


Büyütmek için tıkla! Şekil 1. Himalaya topoğrafyasının erozyon etkisiyle zaman içinde nasıl yok olduğunu gösteren iki boyutlu bir yayılım modelinin sonucu. Ma milyon yıl, Ga ise milyar yılın kısaltmasıdır. Model GNU Octave ile kodlanmış ve görseleştirilmiştir. Görüntü: Dağdelisi

Dağlar ovaya, ovalar sulara .. Yeryüzünde canlı cansız herşey suya ulaşmak ister. Dağlar da bu eğilimden nasibini er ya da geç alır. Bir dağ sırası artık tektonik etkenler tarafından yükseltilemiyorsa, erozyon yavaş yavaş dağları törpüleyerek eğimi ortadan kaldırmaktadır. Mesela yaklaşık 500 milyon yıl önce (500 Ma) meydana gelen ve gençken Himalayalar kadar yüksek olan Kaledonya dağ kuşağı* günümüzde 2000 metre yüksekliklere ancak ulaşmaktadır.

Matematiksel yöntemlerle erozyonla ortadan kalkıp, başka yerlerde biriken taş ve toprağın zaman içinde ortamdan uzaklaştırımasını da dikkate alarak topoğrafyanın geçireceği evrimi hesaplayabiliriz. Kütle hareketi maksimum topoğrafik eğim yönünde yüksekten alçağa doğru gerçekleşir (J=-Dnablaphi). Eşitlikte J kütle akısı, phi yükseklik, D erozyon hızı, nabla ise en fazla eğimin olduğu yönü bulma operatörünü temsil eder. Amacımız zamana bağlı değişimi gözlemlemek olduğunda, kütle akısını zamana bağlı bir denklemde koymaya çalışalım. Bunun için kütle korunum yasasını kullanacağız. Bir dağın yüksekliğini, onu yükselten ve törpüleyen etmenlerin arasındaki yarı-denge hali olarak tanımlayabiliriz [1]. Dağdan aşınan veya ona eklenen malzeme miktarı, dağın yüksekliğinde zamanla değişime sebep olur. Dağa eklenen malzeme bu problemde söz konusu olmadığından, aşınmayı net hacim akısı olarak adlandırabiliriz. Böylece vektörel dilde net akı değişimini ifade eden diverjans (nablacdot ) operatörünü kullanabileceğim. Tüm cümleyi matematik dilinde yazarsak: {partial phi}/{partial t} + nablacdot J = 0. Yukarıda yazdığımız kütle akısı ifadesini de denklemde yerine koyarsak {partial phi}/{partial t} = -D nabla^2 phi. Bu denklem ısı yayılımı denklemiyle tıpatıp aynıdır. Basit geometriler ve iğrenç olmayan sınır koşulları altında standart çözüm yöntemlerini kullanılarak kolayca çözülebilir**.

Bu denklemi Hint Okyanusunda Tibet platosuna doğru, Himalayalardan geçen bir topografik profile uyguladım – yani başlangıç koşulum günümüz topografyası. Difüzyon sabitini kabul edilebilir aralıkta keyfi olarak seçtim. Denklemin sınır koşullarına burada girmiyorum. Denklemi GNU Octave ile yazdığım bir kod ile çözdüm. Farklı zaman değerleri için topografyanın alacağı hali Şekil 1′de görüyorsunuz. Nasıl kademe kademe topoğrafya eriyor ve yumuşuyor! Zaten Laplace (nabla^2) operatörü uygulandığı fonksiyonları yumuşatır. Daha ileri model çıktılarını burada göstermiyorum, çünkü şekil iyice kalabalıklaşacak. Ancak tahmin edeceğiniz üzere en sonunda herşey dümdüz oluyor. Difüzyon katsayısının aşağı yukarı doğru olduğunu açık mavi eğri ile gösterilmiş 0,5 Ga’da oluşmuş Kaledonyen dağ kuşağının günümüz topoğrafik yüksekliğiyle mukayese ederek anlayabiliriz.

Notlar:
*Bu kuşak günümüzde Apalaş, İskoç, Grönland ve İskandinavya dağlarını içerir.
** Denklemin nasıl çözüldüğünü burada anlatmayacağım. Denklemi de önemine vurgu yapmak amacıyla gösteriyorum. Analitik ya da sayısal çözümünü merak edenlere değişkenleri ayırma ve Fourier metodlarını işleyen standart bir ders kitabına bakabilir.

Dipnot:
1 Platoların yükseliğinin (yatay) tektonik kuvvetler ile yerçekimsel potansiyel enerjiden doğan kuvvetler (-nabla U) arasındaki denge hali olduğunu anlatan nefis bir makale için bkz. H. Lyon-Caen ve P. Molnar (1988). Some simple physical aspects of the support, structure, and evolution of mountain belts. Geological Society of America Special Paper, 288, ss. 179-207.

Bu metin, küçük bir ekleme ve ufak dokunuşlar dışında Dağ Delisi‘nin sayfasından değiştirilmeden alınmıştır.

Erken Dönemde Mars Nemli Değilmiş

Biliminsanları, Büyük Okyanus’ta yapılan bir deneyin ardından Mars’ın geçmişte iddia edildiği gibi sıcak ve sulak olmadığı sonucuna vardılar. Söz konusu araştırmayı Alain Meunier (Poitiers Üniversitesi) yürüttü. Meunier’in ekibi, bu bölgedeki killerin uzun süre su ile temas halinde bulunmaktan dolayı oluşmadığını ortaya koydu.


Satellite observations: A three-dimensional image of the Nili Fossae region of Mars showing the presence of abundant clay minerals (in magenta and blue hues)

Araştırmalar sonucunda Fransız Polinezyası’ndaki Mururoa Mercan adası bölgesinde bulunan kil minerallerinin Mars’ta bulunanlara benzer olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak Mars’taki killerin, kayaların sıvılarla karşılaşmasından oluştuğu tahmin edilirken, mercan adalarındaki kilin kaynağının ise farklı olduğu ortaya çıktı. Bu killer, su düzeyi zengin olan kayaların eridikten sonra kuruması sonucunda oluşmuş.

Bu araştırma, Mars’taki kil oluşumlarını açıklamak için, gezegenin yüzeyinde 3,75 milyar yıl önce su olduğunu iddia edenlerin tezini zayıflatacak. Muroroa bölgesindeki kil oluşumu, büyük miktarda kil oluşumu için yüksek miktarda suya gereksinim olacağını düşüncesini geçersiz kılıyor.

Mars’ın önceki dönemlerinde, bu gezegende su olduğu iddiası, gezegende yaşam bulunmuş olabileceği tahminlerini de gündeme getirmişti. Meunier, Muroroa’nın oluşum sürecinin Mars’ın ilk dönemindeki kil oluşumlarını açıkladığını, ancak gezegende sonraki dönemlerde su olduğunun kesin görüldüğünü söyledi.

Fransız Polinezyası’ndaki mercan kayalıkları 1960’lardan 1990’lara kadar süren nükleer denemelerin yapıldığı yer olmuştu. Bu denemeler nedeniyle toplanan kayalar son dönemlerde incelemeye alınmıştı.

Kaynak
BBC, Mars’taki kil oluşumuna Pasifik’ten ipucu, 12.9.2012

Red Dog’da Madencilik ve Sürdürülebilir Gelişme

Red Dog madeni, dünyanın en büyük çinko madenidir. Alaska’nın kuzey batısında, kutup dairesinin 145 km kuzeyinde NANA (North West Alaskan Native Association Development Corp) denilen Eskimo organizasyonunun sahip olduğu topraklarda yer alır. NANA, 1982 de Cominco ile bir sözleşme imzalar.

Cominco, faaliyetleri çinko üzerinde odaklanmış uluslararası bir şirkettir. Red Dog madenini çalıştırır. Nana’nın, madenin geliştirilmesindeki prensibi, yerlilerin geleneksel bölgelerinde sürdürülebilir bir kalkınmaya katkıda bulunmaktır. Bu, modern ekonomik iş fırsatları yaratırken ve geleneksel sürdürülebilir hayat tarzlarının korunmasıyla gerçekleştirilmektedir. NANA insanları için kültürlerini, dillerini ve geleneklerini korumak, eskiden olduğu gibi bugün de önemidir.

Sürdürülebilir gelişmenin prensiplerine, etkili ve verimli faaliyetler ve sürekli karşılıklı görüşerek ekonomik, çevresel ve sosyal hedeflerin dengelenmesi dahildir. Bunlar Red Dog madeninin,başlangıçtan beri en önemli değerleridir.

Fakirlik, çevre bozulmasının en önemli nedenlerindendir. Zira temel ihtiyaçlarını karşılamak için parasal kaynağı olmayan insanlara, yerli doğal kaynakların tüketilmesinden başka seçenek bırakılmamaktadır. Su kalitesinin bozukluğu, türlerin yok olması çölleşme, ve çoğu zaman ahlaki ve sosyal bozulma, geçinmek için sınırlı kaynaklara bağlı artan nüfusun neden olduğu kaçınılmaz sonuçlardır.

Basit çözüm yoktur. Tecrübeler, çevre kirliliğinin ve fakirliğin dış müdahale ile düzeltilemeyeceğini gösterir.

Çevre koruma ve sosyal adalet olmadan yaratılan ekonomik gelişmeyle oluşan zenginlik, uzun dönemde sürdürülememektedir. Sürdürülebilir gelişme, ekonomik kalkınma için alternatif bir yaklaşımdır. Ekonomik iyileşme, sosyal adalet ve çevre kavramlarını somutlaştırıyor. Sürdürülebilir gelişme, bir çok bölge ve ülke de fakirlik için de uzun dönemde çözüm sunuyor. Topluluklar, kendi ayakları üzerinde kalarak sürdürülebilirliklerini başarıyorlar. Bu, toplumun sosyal kapasitesini geliştirerek ve çevreyi gerektiği gibi koruyarak zenginlik yaratmakla olur. Kabiliyetlerin ortaya çıkartılması gereği anlaşılırken, gelişmekte olan ülkelerde zenginlik için çoğu zaman doğru yolda olmalarına yardımcı olacak bir çeşit yabancı kaynağa ihtiyacı vardır. Gelişmekte olan ülkeler yabancı sermayeyi çekmeye çalışırlar, çünkü sermayeye ve bir çok durumda, doğal kaynakların bölge ekonomilerini ateşlemek için gerekli enerjiye dönüştürecek teknolojiye ihtiyaç duyarlar. Cominco, Teck, Rio Algom, Noranda, Doe Run ve diğerleri gibi yenilikçi ve ilerici şirketler, kaynakların sosyal ve çevre sorumluluğuyla geliştirilebilmesi için gerekli kabiliyeti ve kararlılığı gösterdiler.


Red Dog maden sahasını tanıtan broşürden bir kare.

Sürdürülebilir Kalkınma-Madencilik ve Metaller
Gelişmiş ekonomilere sahip ülkeler, daha temiz çevreden hoşlanırlar. Buralardaki insanlar temiz su ve barınaklara kolaylıkla sahip olur. Daha uzun ve sağlıklı yaşarlar ve daha eğitimlidirler. Teknolojik ve ekonomik ilerlemeler sosyal ve politik gelişmeyle olduğu kadar artan çevre koruma duyarlılığıyla da bağlantılıdır. Gelişmiş ülkelerde büyüyen çocuklar, teknolojik ve sosyal olarak ileri bir dünyaya daha üretken bir nesil olarak geçmektedirler.

Bu nedenle ekonomik gelişme, şimdiki ve gelecek nesillerin ihtiyaçlarını karşılama açısından hayatidir. Ama, ekonomik gelişme aynı zamanda yeryüzünde etki bırakır. İnsanoğlu, bu doğal kaynakların bir kısmını kullanmadan ve tüketmeden bu dünyada yaşamını sürdüremez. Ancak bu kaynakların doğal servetten diğer sosyal ve ekonomik şekillere nasıl dönüştürülebileceği yanında kaynakların akıllıca kullanılıp kullanılmaması da gelişmenin sürdürülebilir olup olmadığını belirler.

Sürdürülebilir kalkınma, desteklenen veya belirsiz olarak devam eden sosyal ve ekonomik gelişim işlemidir. Sürdürülebilir kalkınma, sosyal, çevre ve ekonomik bağlamda gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme ihtimalini de tehlikeye atmadan, bugünkü nesillerin ihtiyaçlarını karşılayan gelişmedir. Sürdürülebilir gelişme prensipleri çevreye olduğu kadar insanlara da odaklanır. Modern toplumun, geniş sosyal ve çevre istekleri aşağıdakileri içerir;

– Temel insan ihtiyaçlarını karşılama garantisi
– İnsan haklarına saygılı olma
– Temiz ve güvenli çalışma koşulları sağlama
– Gelecek nesillere seçme hakkı bırakma
– Sınırlı doğal kaynakları etkili ve dikkatli kullanma

Madencilik faaliyetlerinden arda kalanlar, madenciliğin sürdürülebilir yanlarından biridir. Bu bağlamda madencilik hayat standardımızı geliştiren malzemelerin yapımı için gereken önemli hammaddeleri üretir. İnşaat, ulaşım, tarım ve insanlığın diğer önemli ihtiyaçları, madencilikten gelen doğal maddelerin kullanılmasıyla karşılanır. Aslında, modern yaşam, maden olmadan olmaz. Ayrıca madenden çıkarılan metaller dayanıklı ve geri kazanımlıdır. Böylece insanların kaynakları kullanım etkinliği de test edilmiş olur. Ancak, madenler sürdürülebilir değildir, çünkü gelişimleri devamlı değildir. Maden, cevher gövdesi tükenince biter. Teknolojik ilerlemelerle daha düşük konsantrasyonlarda cevher çıkarılması madenlerin ömrünü uzatır. Fakat madenler kaçınılmaz olarak kapanır.

Eğer uygun olarak yönetilmezse madencilik işlemleri sırasında ekonomik seviye yerli halk için tahrip edicidir ve ekonomilerini geçici olarak değiştirir. Ancak diğer sürdürülebilir aktiviteleri için katalizörde olabilir ve topluluklara uzun süreli faydalı olmaya katkıda bulunur. Bu tür gelişmeler, yetersiz teknolojiler nedeniyle kaynakları az gelişen ve ekonomileri ulusal borç altında kalan gelişmekte olan ülkelere gerekir.

Madencilik, hayat kalitesini geliştiren sürdürülebilir faydalar sağlarken, kültür ve geleneksel ekonomideki bozucu etkileri azaltabilir. Maden sahipleri ve madenden etkilenen yerli halk madenden ortak olarak faydalanmak için birlikte çalışabilirler. Halkın katılımı madenden etkilenenler ve maden sahibinin ortak paylaştıkları şeyleri fark etmeye yardım eder ve böylece faaliyetlerdeki olası başarıyı sağlar.

Sürdürülebilir Gelişme ve Cominco Tecrübeleri
Cominco, Kanada kökenli doğal kaynak şirketidir. Esas faaliyetleri maden arama ve işletme, fırın ve rafine işleridir. 1906’da kurulan Cominco dünyanın en büyük konsantre çinko üreticilerinden biri ve dünyanın 4. çinko üreticisidir. Her ne kadar çinko üretim ve rafinerisi Cominco’nun esas işi ise de, faaliyetleri kurşun ve bakırı içeren diğer metal üretimlerini de kapsar. Cominco, sorumlu katılımcı vatandaşlık bilinciyle ünlü, dünya çapında madencilik faaliyeti sürdüren yenilikçi ve başarılı bir tarihe sahiptir. Şirketin, Amerika ve Grönland’ın kuzeyindeki uzak yerlerde 60 yıldan uzun zamandır üretim tecrübesi vardır. Buralar, sert iklim koşullarına sahip, geniş, ıssız ve çoğunluğu fakir topluluklardan oluşan dağınık nüfusa sahip yerlerdir. Bu yerlerde, ekonomik gelişme doğal kaynaklara bağlıdır ve gelişme nadiren görülür. Neticede, bir çok yerli temel ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun olarak avcılığa bağlıdır. Hayatlarını geçindirme şekli bu insanların kültürel ve kutsal değerlerinin önemli bir kısmını kapsar. Cominco’nun faaliyetlerine, Little Cornwallis adasındaki Polaris madeni ve Alaska’da ki Red Dog madeni dahildir.

Zamanla, Cominco’nun yerli topluluklarıyla çalışma tecrübeleri, sürdürülebilir gelişme konularının şekillendirilmesini formüle etmeye yaramıştır. Sosyoekonomik sözleşmelerden çevre uygulamalarına Cominco’nun Red Dog tecrübeleri madencilik şirketlerine ışık tutar. Burada, Red Dog madenindeki pratikteki uygulamalar yanında temel hususlar da incelenmiştir.

Red Dog Madeni
Red Dog madeni, Kuzey Batı Alaska’daki Inupiat yerlilerine ait topraklarda yer almaktadır. Yerlilerin bölgesel NANA kuruluşu vardır. Red Dog madeninin bulunduğu topraklar NANA ve ABD hükümeti arasındaki sözleşmeyle belirlenmektedir.

NANA ve Cominco arasında Red Dog yataklarının geliştirilmesini kapsayan kuruluş sözleşmesi uzun toplantı ve görüşmelerden sonra 1982’de imzalandı. Dönüm noktası olan anlaşmada, madenin ömrü ve geliştirilmesi süresince önemli koşul ve taahhütlerin yerine getirilmesi yer almıştır.

Sözleşmeye göre, Cominco konsantre ürünleri pazarlama dahil olmak üzere finansmanı sağlama, madenin ve öğütme tesislerinin inşaatını yapmak ve çalıştırmak işlerini yüklendi. Cominco, NANA hissedarlarını madencilik faaliyetlerinde çalıştırmak için eğitimlerinden ve işe alınmalarından sorumludur. Cominco, amortisman giderlerini karşıladıktan sonra NANA’ya ödeme yapar. Bundan sonra NANA gelişmeden gelen net kazancı paylaşmaya başlar. Sözleşmede diğer önemli bir koşul işsizlikle ilgilidir. Madenin bütün ihtiyaçlarında ilk tercihler NANA bölgesindeki yerliler dikkate alınır.

Dünyanın en zengin çinko yataklarından biri olan madeni geliştirmek ve bölgedeki insanlara kalıcı menfaat sağlamak sözleşmenin amaçlarındandır. Bugünkü üretim hızında madenin 40 yıldan fazla çalıştırılması planlanıyor.

Sürdürülebilir Gelişme Politikasının Hususları
Cominco sürdürülebilir gelişme için 5 ana husus olduğuna inanıyor. Bunlar, insanlara yetki vermek, kültüre, yerlilerin değerlerine ve geleneksel ekonomilerine saygı duymak, kabiliyetlerini ortaya çıkarmak ve geliştirmek, menfaatleri eşit paylaşmak ve çevreyi korumaktır.

İnsanlara Yetki Vermek
Geçmişte madenlerin ruhsatı, madenci ve hükümetle yapılan değerlendirme veya sözleşmeye göre verilirdi. İşletmede halk sınırlı olarak yer alıyordu. Tipik olarak maden sahipleri ve hükümetler arasında ilişki bir çeşit vergi veya harç ödemesi şeklindeydi.

Teoride, etkilenen yerli halkın ihtiyaç ve isteklerini hükümet üstleniyordu. Oysa, hükümete giden gelirlerin geri dönüşü çok ender olmaktaydı.

Yerliler, iş imkanlarından, taşeron hizmetlerinden, maden faaliyetine bağlı gelişmelerden doğrudan öncelikle belki faydalanırlar belki de faydalanamazlar. Ancak bu menfaatler her zaman garanti değildir. Çünkü, madencilik şirketleri, eleman ve malzemeleri çoğunlukla yörenin dışından ithal ederler.
Madenlerin değer ve ruhsat işlemleri konusunda, yerlilerin kontrol altında tutulduğu bir çok gelişmiş ülkede çelişkiler ortaya çıkmaktadır. Bu tesiste, altı çizilen prensip, doğal kaynakların gelişiminin kar ve gider değerlendirmelerinde doğruluk ve saydamlık sağlanmasıdır.

Yerlileri, önemli katılımlar için yetkilendirmek ahlaki sorumluluktur. Bu, maden faaliyetlerinde olası başarıyı sağlar. Madende başarılı bir gelişmeyle, yerlilere iş imkanı, ekonomik ve sosyal faydalar sağladıkça maden karlı olarak çalışabilir.

Yaşam kalitesinin gelişmesi, topluluklarda, bölgede veya ülkede ekonomik ve sosyal faydaların nasıl dağıtılacağının kararlarına yerlilerin katılımıyla sağlanır. Bazı durumlarda bu durum, maden ve yerlilerle yapılan sosyal kontratla sağlanır. Hükümetin işbirliği, vergi veya harçlarla ilgili konularda istenir. Red Dog madenindeki başarının esas faktörü, NANA’nın gelişmeyi erken desteklemesi ve paylaşılanları erken belirlemesidir. NANA / Cominco yönetimine bağlı bir komisyon düzenli olarak madenin faaliyetlerini gözden geçirmek ve uygun olanları onaylamak amacıyla kuruldu. Geçim ve iş bulma gibi diğer komiteler NANA / Cominco sözleşmesinin özel bölümlerini denetler.

Toprak sahibi olarak NANA, madenlerden etkilenen diğer yerlilerle mukayese edildiğinde, yetkili tek kuruluş olduğu görülüyor. Aynı zamanda, işbirliği derecesi, karşılıklı saygı, destek ve faaliyetlerin başarısı belirlenen ortak gayeleri ifade eder.

Topluluğun Değerlerine, Kültürüne ve Geleneksel Ekonomilerine Saygı
Kültüre ve geleneksel ekonomilere saygı duymak madencilik işlemlerinde sürdürülebilirlik için esastır. Kültür bir topluluğun değerlerini gösterirken avcılık ve tarım gibi geleneksel ekonomiler, uzun dönem sürdürülebilirlik için hayatidir. Kültürün ve geleneksel ekonomilerin önemi, madenin planlanmasında göz önüne alınmalıdır. Red Dog ‘da bir çok insan NANA bölgesi İnupiat eskimoları olup ataları bu bölgede 10.000 yıldan uzun zamandır yaşamaktalar. Bu bölgedeki İnupiat’lar geçimlerini avlanma ve balıkçılıktan karşılıyorlar. Bir çok insan için ev geçindirme, avlanma, balıkçılık ve mevsimlik işçiliğe bağlıdır. Avcılık ve balıkçılığa bağlılık sadece geçim için değil güçlü kültür ve toplumsal açıdan önemlidir. İnupiat insanlarının toprağa bağlılıkları geleneksel hayat biçimidir ve kimlik ve değerleri için hayatidir.

NANA ve Cominco sözleşmeleri, İnupiat’ ların topraklarıyla bağlarını koruyarak doğal kaynakların muhafazasını sağlar. Dahası, madende çalışma saatleri, NANA üyelerinin özel ihtiyaçlarını karşılamak üzere yerlilerle birlikte avlanmalarına ve balık tutabilmelerine göre ayarlanır. Bir geçim komisyonu hayatlarını geçindirmenin bağlı olduğu vahşi hayat kaynaklarının korunması için yapılan sözleşmelerin güncelleştirilmesi ve geliştirilmesi için denetim yapar. Geçim komisyonu, NANA ‘nın bölge temsilcilerinden oluşur.

Kabiliyetlerin Ortaya Çıkarılması ve Geliştirilmesi
Eğitim ve yeteneklerin gelişimi, yaşam standardını geliştirir. Eğitim, bireylerde istikballeri için, ekonomik fırsatları yaratacak yeteneklerle donatarak sürdürülebilirliğe katkıda bulunur. Madencilikte kullanılan bir çok yetenek diğer sanayilerde de uygulanır. Ve bu yetenekleri kazanan NANA hissedarları bunları herhangi başka bir yerde uygulayabilirler.

Ancak, yerlilerden işletmeye yapılan eğitim ve bilgi transferi de eşit öneme sahiptir. Madenin başarılı bir şekilde işletilmesinde kritik bir faktör olabilir. Yerli bilgilerinin maden tasarımı ve yönetiminde yer alması için etkili iletişimin başlarda güçlendirilmesi gerekir.

Topluluğun, eğitim, kalifiye eleman yetiştirme ve daha yüksek kalitede iş temini gibi beklentileri, gelişimin zamana bağlı durumu, eğitimli insan kaynakları varlığı ve gerçekte ne yapılabileceğine göre dengelenmelidir. Yerliler ve madenci arasında, eleman yetiştirme ve diğer eğitim faaliyetleri için yapılan erken sözleşme gerçekçi sonuçların ortaya çıkmasına yardım eder. Bir çok şirket fulltime eğitmen çalıştırır veya kalifiye eleman yetiştirmek için çıraklık eğitim programı uygular. Bu ihtiyaçların bir kısmını sağlamak için burslar sağlanabilir. Bazı durumlarda, daha uzun dönem fırsatlar doğrudan öngörülen sonuçları getiriyor. Örneğin, şirket, bir burs programı hazırlayabilir, okul yapabilir veya daha ileri uzmanlık pozisyonlarına kalifiye eleman yetiştirmek için gerekli diğer eğitim araçlarını sağlayabilir.

Cominco-NANA sözleşmesinin amaçlarından biri de NANA hissedarlarının faaliyetlerde tercihen işe alınmasını sağlamaktır. Daha az uzmanlık isteyen pozisyonlarda çalışmak için başlangıçtan beri bir çok fırsat vardır. Ancak, NANA ve Cominco, hissedarlarını daha kalifiye işlerde çalıştırmak için, NANA gençlerinin eğitimlerinde daha istekli yol izlemeleri için teşvik edilmeleri gerektiğini fark ettiler.

NANA, bölgesel eğitim standardını yükseltmek için çabalar. Cominco, madencilik mesleğiyle ilgilenen öğrencilere burs sağlamada ve kurslar tertip etmede yoğunlaşır. Taraflar, doğal kaynakların uzun vadede gelişiminin sadece altyapı ve malzemeye değil ama halen çalışan ve çalışmaya aday olanların üzerinde de dikkatle yatırım yapmak gerektiğine inanırlar. Cominco, sahada eğitim programlarına çok önem veriyor. Sahada eğitim planı, bütün çalışanlara geniş bir eğitim vermeye doğru hız kazanmaktadır. Çalışanlar, kazandıkları deneyimleri, birlikte çalıştıkları kişilere öğreterek paylaşırlar. Şirket, bu şekilde çeşitli dallarda uzman ordusuna sahip oldu.

Saha dışında, Cominco eğitim programına mühendislik bursu ilave etti ve bölge okulu civarında okul – iş imkanı yarattı. İkincisi himayeli iş programıdır. Yüksek okul öğrencilerini gelecekteki işlerine bağlayacak daha uygun öğrenim görmelerine yardımcı olur. Amaç, iş dünyasıyla ortaklık yapmak, yol gösterici ilişki geliştirmek, değişik fırsatların ortaya çıkmasını sağlamak ve ikincil öğrenime ilgisini çekmektir.

Diğer eğitim önceliklerine meslek günleri, çevre eğitimi, çıraklık programı, öğretim yardımı ve çalışanlara ortak öğrenim iş programı dahildir. Öğrenim iş programı, çalışanlara bir sömestre iş ve bir sömestre okul iş-öğrenim takvimi teklif eder.

Cominco Alaska’nın iş verdiği müteahhit ve işçilerin %59’u NANA hissedarlarıdır. Eğitim gören insanların neredeyse %100’ü NANA hissedarlarıdır. NANA ve Cominco gelecek nesiller ve madende mevcut iş imkanları mirası ve geliştirilen eğitime başlangıç hakkında iyimser olmaktadırlar. Madende çalışan NANA hissedarlarının fikirleri ve yetenekleri, NANA ‘ya bölgede ve eyalette ekonomik güç ve liderlik kaynağı olacaktır.

Fayda Paylaşımında Adalet
Madencilik faaliyetlerinin tarihinde bir husus nettir; maden karlı değilse kimse yarar sağlamaz. Bölge hükümetlerinden belirlenen vergi ve /veya telif hakları mekanizması yerli halkla maden gelirinin nasıl paylaşılacağını belirler.

Ancak gelirlerin maden faaliyetlerinden etkilenen yerlilere verildiğinden emin olmak için ulusal ve bölgesel hükümetlerin esnek ve işbirliği içinde olmaları esastır. Yerlilerin altyapı, okul veya yol yatırımına doğrudan yapılan şirket yatırımları nedeniyle vergi indirimleri gibi yenilikçi yaklaşımlar, merkezi otoriteye gelir empoze eden mevcut yönetimlerin paradigmalarına alternatif olarak görülmelidir.

Maden faaliyetlerinden elde edilen diğer faydalar doğrudan iş veya dolaylı olarak ihtiyaçların karşılanması ve müteahhit hizmetleri sağlamakla ilgilidir. Sürdürülebilir gelişim politikasında, istihdam önceliğini ve hizmet ve ihtiyaçlarının yerel olarak karşılanması gereklidir. Aynı zamanda maden faaliyetinin aşırı büyümesi hafifletilme gereği göz önüne alınmalıdır. Yörede ve bölgede hayat kalitesinde kalıcı ilerlemeler sağlayan geleneksel ekonomilerin ve altyapı gelişmelerinin ve eğitimin desteklenmesi ve arttırılması için eşit gayret göstermek gereklidir.

NANA hissedarlarının kiralamalardaki önceliklerine ilaveten NANA müteahhitleri madende bir çok işi ellerinde bulundurmaktadırlar. Bu hizmetlere, mühendislik ve teknik servisler, nakliyat ve yemek servisi ve inşaat desteği dahildir. Gerçekte, maden faaliyetleri için bir çok hizmet yöreden karşılanmaktadır. Örneğin, 1997’de Red Dog’un yerel taşıyıcılara hava charter ödemeleri 1,1 milyon ABD doları bulmuştur. Madenden gelen ilave gelirle, charter hizmetleri uzak köylere daha sık ve daha düşük fiyatla hava seferi düzenlenebiliyor. Madene hizmet sağlayan NANA ortaklığı, sadece hissedarlarına doğrudan iş değil, aynı zamanda kazanç ve kar payı dönüşümü de sağlar. Red Dog‘daki ders, NANA, hizmetleri sağlayarak ve hissedarlarına bu hizmetlerde iş temin ederek fırsat ve çıkarları maksimize eder. Bu tür yaklaşımlar bir çok yerli için ticaret kabiliyetlerinin gelişmesi demektir. Her durum değişiktir ve kabiliyetlerin gelişimi pratik olarak reçeteye uygun değildir. Yerliler, maden şirketi ve muhtemelen hükümetler arasındaki işbirliği ve yaratıcı düşünce, müteahhitlik hizmetleri yararlarını paylaşma fırsatlarını tanımak için gereklidir.

Maden yararları, bölgesel hükümetlerle yapılan yenilikçi düzenlemelerle de paylaşılabilir. Alaska’da bölgesel hükümet, Cominco’nun, vergilerini doğrudan kuzeybatı Arctic Borough’a ödemesine izin verir. Milyonlarca ABD doları, Borough’u yörede yaşayanları destekler. Ödemeler Red Dog varlıklarından ve faaliyetlerin değişik ayrıntılarından gelir. Halen 4 milyon ABD dolarıdır. Bu para, yöredeki yaşayanlara, gelişmiş eğitim ve ekonomik kalkınma fırsatları şeklinde geri akar. Bu fonlar, NANA ortaklıklarından elde edilenlere ilavedir.

Çevre Koruma
Herhangi insanoğlu faaliyeti gibi madencilik de toprakta kalıcı iz bırakır. Madencilik şirketleri için öncelikli hedef, maden kapanmasının ardından bu izleri minimumda tutmaktır. Maden kapanmasının ardından toprağın kullanılır hale getirilmesi göz önünde tutulmalıdır. Yerli halkın katılımı sürecin önemli bir kısmıdır. Kuzey Amerika’da bir çok madencilik sektörü, madenlerin kapatılma tasarımı kavramını ele almaktadır. Burada kapatma madenin başında göz önüne alınır. Bu, geçmiş uygulamalarda kapatma ve reklamasyon planlamalarının madenin ömrünün sonlarında gelmesi veya hiç gelmemesi bir tezat teşkil eder. Cominco’nun madencilik faaliyetlerinde çevre yönetiminde geniş tecrübesi vardır. Ve şirket su arıtmaya ve maden kapatmaya yenilikçi yaklaşımlar uyguluyor. Cominco eski teknolojilere göre süper çevre performansı sergileyen metal rafinelerinde yeni teknolojilerin uygulanması ve geliştirilmesinde de başarılı oluyor. Bu teknolojilere bakır/nikel basınçlı liç işlemi ve kivcet kurşun fırını dahildir.

Su, hayat için en önemli kaynak ve madencilik için temel bir bileşendir. Bu nedenle, su kaynaklarını ve su kalitesini korumak Cominco’nun göz önüne aldığı birinci husustur. Red Dog’ta, şirket, su arıtma teknolojilerinde ilerleme kaydetmiştir. Bu yenilikler deşarj edilen kadmiyum limitlerinin düşürülmesi ile yeni endüstri standardı tespit edilmesi ile son bulmuştur. Esas su işlerine ve arıtma projelerine, on bir milyon USD’lik saptırma hendeği ve eriyik metal içeren kirli suyun toplanıp arıtılması sistemi dahildir. Yeniden kazanma da su idaresinin önemli bir parçasıdır. Cevher hazırlamada kullanılan suyun %95’i yeniden kazanılan sudan gelir. Bu, Alaska’da suyun sınırlı bir kaynak olmamasına rağmen yapılıyor. Su kaynaklarına ilave olarak, Red Dog’ta diğer kaynaklarının korunmasını garanti eden programlar vardır. Geçim komitesi madenin çevre hayatında önemli rol oynar. Örneğin, komitenin görevlerinden biri maden sahasından limana kadar olan 83 km’lik yolun rotasını seçmektir. Bu, ren geyikleri göç yollarını, balık yumurtlama alanını, su kuşlarının yuva alanlarını genellikle engelliyen bir yoldur. Komite, geçim için avlanma sahalarına dönük bilgi sağlayan gözlem programlarını yönetir. Göç zamanlarında, maden nakliyat yolu ren geyikleri sürüsüne potansiyel riskleri azaltmak için kapanır. Toprak ve su kaynakları yönetimi, Red Dog’ta çevre ve maden yönetiminin nasıl birleştirilebildiğine örnek olan birçokları arasındadır. Red Dog ISO14000 çerçevesinde daha geniş kapsamlı çevre yönetim sistemi geliştiriyor. Madenin hedefi, madencilik sektöründe bir çevre modeli olmaktır.

Sürdürülebilir Gelişme ve Madenin Sürdürülebilirliği
Çok çalışma ve şans Cominco ve NANA’yı Red Dog’ta gıpta edilecek bir pozisyona getirdi. İlave rezerv keşfiyle birlikte hali hazırda en az 40 yıllık ömrü vardır. Geçmişte, bu ölçekteki kaynağı kullanma şansına sahip olmak, nesillerin başarısı ve zenginliğin pratik olarak garantisi idi. Son 25 yıldır, madencilikte en dikkat çekici değişim madenciliğin sosyal ve ekonomik durumlara yardımcı olması ve çevre sorumluluğu şeklindeki toplum beklentisidir. Toplumun bu özelliği dünyada ve özellikle iletişim medyasında hızla büyümektedir. Köylü topluluk seviyesinden, ulus ötesi topluma yatırım yapan organizasyonlardan oluşan hissedarlar faaliyetlerden iş birliği kurallarına kadar değişen konularla ilgili bilgi talep eder. Sık sık bilgi edinme isteği madenciliğe karşı, uzun süre duyulan güvensizlik ve şüphe hisleri nedeniyledir. Madencilik sektörünün sürmesi madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilir kalkınmaya yardım etmeye devamını gerektirir. Sürdürülebilir gelişmenin başarılması hissedarların karşılıklı bağımlılık ve iş birliği ve desteği fark etmeleri halinde gerçekleştirilebilir. İş birliğini sağlayan ilişkilerin kurulmasında anahtar faktör temel güven ve saygının yanında paylaşılan hedef ve hususların geliştirilmesidir. Açık iletişim ve şeffaflık ilişkilerin tesisinde önemlidir. Başarılı iletişim taraflar arasında kurum yapısının düzenlenmesi ve sözleşme ile kolaylaşır. Fakat bu hikayenin sadece bir kısmıdır. Taraflar birbirlerinin durumlarını anlamak ve dinlemek istemelidirler. Ve çözüme giden tercihlerini açıkça ve dürüstçe tartışmalıdırlar. Bu alanda başarı sürekli bir diyalog içerisinde olmayı gerektirir. Konuşma sözü arkasında ilişkileri geliştirme talebi olmalıdır. Toplum ihtiyaçları ve sürdürülebilir gelişmenin anlaşılabilirliği değiştikçe, maden sanayi adapte olmaya ve yardım etmeye hazır olmalıdır. Cominco tecrübesi göstermiştir ki sürdürülebilirliğin başarılması için faaliyetleri tanımlamak ve odaklaşmak şirket, toplumun zenginliği için kendi arzusuyla ihtiyaçlarına, çevreyle iyi koşullarda entegrasyonuna yardımcı olur. Cominco çalıştığı ülkelerde ve yerli topluluklarla iş birliği içinde çalışarak sürdürülebilir gelişmeyi başaran bir çok maden şirketinden sadece biridir. Birlikte bu kombine gayretler sosyo ekonomik gelişme ve çevre açısından iyi yönde değişikliğe neden olmaktadır. Bu gayretler, sadece son zamanlarda olmasına rağmen toplumun bazı kesimlerinde makul seviyede kabul görmeye başladı. Maden endüstrisi, yatırımcıları teşvik etmede başarılı olurken, madenin maceralı bir iş olduğunu topluma göstermede daha az başarılı oluyor. Maden endüstrisi, oynadığı tarihi rolün ve dünyada sosyal ve ekonomik gelişmeye yaptığı yardımların farkındadır. Endüstri madencilik faaliyetinin çevrede yok edici etkisi olabileceğini de bilir. Bunun için önemli çevre etkilerini hafifletmek ve önlemek için yeni teknolojiler ve uygulamalar geliştirdi. Hala bir çok insan madenciliği düşük teknolojiye sahip kirli ve çevreye zararlı faaliyet olarak görmeye devam eder. Aynı zamanda yüksek teknolojiye odaklanmış toplum, madencilik ve diğer endüstrilerin toplumda ekonomik ve sosyal ilerleme için gerekli zenginliği yaratan rolünü unuturlar. Eğer madencilik endüstrisi sürdürülebilir gelişmenin hakkından gelmesi gereken konularda problem olmayı değil çözmeyi istiyorsa o zaman sürdürülebilir gelişme denklemlerinin bir parçası olmak için gayretlerini ikiye katlaması gerekir. Bu bağlamda sürdürülebilir gelişmeyi başarmada ve gelecekte sürdürülebilirliği yürütmede madenciliğin rolü birlikte gerçekleştirilecektir.

Türkçe metnin bütün hakları yazıyı çeviren Mehmet Tuğran’a (Maden Mühendisi) aittir. Metne bir kaç bağlantı ve görüntü eklenmiştir.

Orijinal kaynak: Horswill, D. H. ve Sandvik, H., Mining and sustainable development at Red Dog, Mining Engineering (November 2000), 52(11):25-31.