Tetiklenmiş Depremler

opcje binarne sygnały .. domino taşları gibi dökülmeye başladığın anlar… bir anın diğer anı takip ettiği… opções binárias é legal her biri devrilirken diğerini tetiklediği… git gide ağırlaşan ses ve tozlar içinde… bir kere daha yapayalnız olduğunu anımsamanın keskin kokusunun iç burkan mide bulantısı… —Mehmet Ali Çetinkaya

binary options demo account south africa (Genel Bilgilendirme)

grafica 60 secondi opzioni binarie

http://www.hopeforthewearymom.com/?strazu=0pzini-binarie-demo&02f=f1 0pzini binarie demo Son güncelleştirme: Nisan, 2006

köp Viagra på nätet med visum Depremlerin çok büyük bir çoğunluğunun, fayların çevresinde, uzun bir sürede birikmiş olan elastik yamulmanın (elastic deformation, elastic strain) bir bölümünün, ani olarak rahatlamasının ürünü olduğu bilinmektedir. Bu rahatlama sırasında, deprem öncesinde söz konusu yamulmanın yamulan kütleye uygulamakta olduğu durağan gerilim (static stress) alanı önemli ölçüde değişmektedir. Bu değişim bazı bölgelerde gerilimin azalması, bazı bölgelerde ise gerilimin artması şeklinde olmaktadır. Bu azalma ve artmanın yerel dağılımı ve büyüklüğü, depremin meydana gelmesine yol açmış olan fay düzleminin geometrisi, ve deprem sırasında fay boyunca meydana gelmiş olan yerdeğiştirmenin yönü ve miktarı ile bağlantılı olarak, ana çizgileri ile, hesaplanabilmektedir (King vd., 1994). Deprem üretmiş olan fayın kendisinin veya yakın çevresinde bulunan çeşitli büyüklüklerdeki diğer fayların gerilim alanları da söz konusu değişiklikten etkilenmekte, bu alanlarda meydana gelen değişmeler, söz konusu fayları, bu fayların yön ve hareket özelliklerine bağlı olarak, kendilerine özgü ayrı bir deprem üretme noktasına yakınlaştırmakta veya o noktadan uzaklaştırmaktadır. Yakınlaştırma yönünde bir etkileme durumunda, depremi üretmiş olan ana fayın sınırlı kesimlerinden ve yakın çevredeki faylardan, deprem öncesinde kritik düzeyde yamulmuş olanlar veya stres tarihçeleri nedeniyle o an sahip oldukları sürtünme özellikleri bakımından, elverişli konumda olanlar varsa, onlar da yenilerek (failing) deprem üretmektedirler. Bu mekanizma ile meydana gelen depremlere artçı-depremler denilmektedir. Artçı-depremlerin büyüklüklerinin, sayılarının ve meydana geldikleri bölgenin genişliğinin çevredeki fayların stres tarihçelerinin yanı sıra, genel olarak, ana depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olduğu, bu konuda bazı önemli ayrıcalıklar ile karşılaşılmakta olmasına karşın, bilinmektedir ve bu değerler sayısal olarak, kabaca, öngörülebilmektedir.

binära optioner nordea

www tradesmarter com

http://vajh.net/?arabinaar=%D8%A7%D9%84%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A%D8%A9-%D8%A8%D9%88%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%AB%D8%B1%D9%88%D8%A9&845=2a الخيارات الثنائية بوت الثروة

binära optioner hur gör man

binaire opties valkuilen

esercitazione azioni binarie

http://onodenje.com/?strydor=optionen-handeln-beispiel optionen handeln beispiel

Yeni çalışmalar tetiklemenin sadece bazı faylara bağlı, özel bir olay olmadığını göstermektedir. Denali, Alaska 2002 (M=7,9) depremini incelemiş olan Gomberg vd. (2004) kaynaktan 3385 kilometre uzaklığa kadar olan bir kuşak boyunca tetiklenmiş depremsellik gözlemişlerdir. Kuşak, yönelim (directivity) güçlenmesine işaret edecek şekilde, kabaca, kaynağı oluşturan Denali fayının doğrultusunda yer almaktadır. Bu kuşağın önemli bir bölümünün yüksek gerilim yükleme bölgeleri veya volkanizma ve jeotermal oluşumların bulunduğu, olası yüksek gözenek basıncı bölgeleri ile bağlantılı olmadığı görülmektedir. Bu durum, kritik düzeyde gerilmiş fayların her ortamda bulunabilecekleri şeklindeki bir yoruma yol açmaktadır.

Rydelek ve Sacks (2001) Güney Kaliforniya’da San Andreas Fayı’nın devamı niteliğindeki San Jacinto Fayı’nda 1899 ile 1987 arasında meydana gelmiş olan depremleri büyük 1857 Fort Tejon depreminin tetiklediğini düşünmektedirler. Bu araştırmacılara göre 1857 depreminin neden olduğu yamulma alanı değişimi alt kabuk ve üst mantoda, viskoelastik ortamda yayılarak uzun bir zaman aralığında San Jacinto fayı üzerindeki deprem göçüne yol açmış olabilir. Bu mekanizma aracılığı ile 200 kilometreden uzaklarda bile durağan gerilim alanı, ana depremden onlarca yıl sonra, önemli ölçüde etkilenmiş olabilir. Yazarlar bu göç için 1,72 km/yıl gibi bir hız hesaplamışlardır. Yazarlar, ayrıca, hesaplanan gerilim artışının, düşük olmasına karşın, tüm fay parçasında yaygın ve eşit olarak meydana gelmesinin, yenilme düzeyine ulaşmamış olsa bile, bir fayda depreme yol açabileceğini de savunmaktadırlar.

Zeng (2001) 1999 Hector Mine depreminin 1992 Landers depremi tarafından tetiklenmiş olabileceğini savunmaktadır. Landers depreminin Hector Mine bölgesinde neden olabileceği durağan gerilim değişimi, elastik ortam için hesaplandığında, negatifdir. Buna karşın, Zeng alt kabukta viskoelastik akmanın, Hector Mine depreminin kaynak bölgesinde, iki deprem arasında geçmiş olan yedi yıl sonunda, 1 barlık bir gerilim artmasına yol açmış olabileceğini hesaplamakta ve Hector Mine depreminin bu yoldan tetiklenmiş olabileceğini savunmaktadır.

1999 Kocaeli depreminden hemen sonra, Yunanistan anakarasında, bu depremin kaynağından 400 ile 1000 kilometre arasında değişen uzaklıklarda meydana gelen yoğun sismisite artışını inceleyen Brodsky vd. (2000) bu sismisiteyi Kocaeli depreminin tetiklemiş olduğu sonucuna varmışlardır. Bu araştırmacılara göre Kocaeli depreminin yüzey dalgalarının geçişinden hemen sonra başlamış olan bu deprem etkinliğinin Kocaeli depreminden bağımsız, rastlantısal olma olasılığı %5’den fazla değildir. Bu olay gurubunda, gerek gelip-geçici (transient), gerilimin genliği (bu genlik, hızın genliği ile orantılı bir değerdir), gerekse enerji yoğunluğu olarak ifade edilebilen tetikleyici dalganın gücü (strength of the triggering wave) Kaliforniya Imperial Valley’de incelenmiş olan tetikleme olaylarına göre en az üç kat daha azdır. Tetikleme buna karşın meydana gelebilmiştir. Bu yazarlara göre de, kaynaktan bir fay boyu uzaklıkta bile, durağan gerilimin, bu depreme bağlı değişme miktarı, günlük gel-git olaylarının neden olacağı miktardan bile az olduğu için, tetikleme dinamik gerilim geçişi ile meydana gelmiş olmalıdır. Bu araştırmacılar, tetiklenmenin sismik bakımdan en etkin olan yerlerde değil de, bilinen jeotermal alanlarda veya sıcak sıvıların derinlerde varlığının olası olduğu yerlerde meydana gelmiş olduğunu belirlemişler, buradan hareket ile tetikleme için gerekli fiziksel mekanizmanın da bu özellikler ile ilgili olma olasılığının yüksek olduğu kanısına varmışlardır. Brodsky vd.’lerine göre gelip-geçici gerilimlerin, saatler, günler sonra deprem üretebilecek kalıcı gerilimlere dönüşme mekanizmasının temelinde, ıslak kayalardaki kırıkların uçlarındaki yüksek gerilim bölgelerindeki kimyasal etkileşimin hızlandırılması bulunabilir. Bu kimyasal etkileşimler, kırıkların giderek, ve kısmen spontane olarak, büyümesine ve gerilim korozyonunun ivme kazanmasına yol açabilir, ve eğer kırıklar dinamik gerilim geçişi öncesinde kritik konumda bulunmaktaysalar, bu süreç bir deprem ile sonuçlanabilir.

Kayaların gözeneklerindeki akışkanların tetikleme mekanizmasında genellikle çok etkili bir rol oynadıkları anlaşılmaktadır. Elastik kabuğun, büyük ölçüde, geçirimli olduğu görüşü, açılmış olan derin sondaj kuyularından elde edilen bilgilerle de doğrulanmaktadır (Huenges vd., 1997). Bu özelliği nedeniyle, Bosl ve Nur (2000) üst kabuğun  elastik değil, poroelastik bir ortam olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Bu yazarlar yeryuvarının kabuğunun oluşturduğu kritik sistemde akışkanların, hiç değilse bazı bölgelerde, depremsellikte çok önemli bir etmen olarak hesaba katılmalarının doğru olacağını ileri sürmektedirler.

Miller vd. (2004) yaptıkları bir araştırmada, kabuğun derinliklerinde yüksek basınç altında hapsedilmiş olarak bulunabilen karbondioksitin, büyük bir deprem sırasında başlayan hızlı göçünün, tetikleme mekanizmasındaki önemini vurgulamaktadırlar.

Vidale ve Li (2003) Nature dergisinde yayımlanan bildirilerinde tetikleme mekanizmasının varlığını kesinleştirecek bazı gözlemlere yer vermektedirler. Vidale ve Li bu çalışmalarında 1992 Landers depreminde yenilmiş olan ana fay parçalarından birisinde (Johnson Valley segment) dönemsel olarak ölçmekte oldukları sismik hızlarda 1999 Hector Mine depremi sırasında önemli değişimlerin meydana geldiğini gözlemişlerdir. Bu araştırmacılar Landers depremi sonrasında fay zonunda, bu zonda deprem sırasında meydana gelmiş olan tahribatın onarılmakta olduğu anlamına gelen P ve S hızlarındaki artışın, Hector Mine depremi ile birdenbire onarım öncesi değerlere düştüğünü saptamışlardır. Hector Mine depreminin sarsıntılarının Johnson Valley Fayı’nda meydana getirdikleri hasarı, bu zonda kayaç parçaları arasındaki bağlantıların kuvvetli sarsıntılar sırasında kopmasına bağlayan bu araştırmacılar, bu olayda dinamik gerilimin temel rol oynamış olduğunu düşünmektedirler. Vidale ve Ni’nin hesaplarına göre, Johnson Valley Fayı’nda Hector Mine depremine bağlı olarak meydana gelen durağan gerilim artması yarım megapaskal, gelip-geçici dianamik gerilim ise birkaç megapaskal düzeyinde olmuştur. Düşük dirençteki fay zonları sarsıntılardan hasar görmeye çok duyarlı bir konumdadır. Bu özellikleri, kırıklı olmalarının yanı sıra, düşük empedansları nedeniyle sismik dalgaların genliklerini büyütme eğiliminde olmalarından da kaynaklanmaktadır.

Laboratuvar araştırmaları üzerine yoğunlaşan bazı yeni çalışmalar (Johnson ve Jia, 2005; Gomberg ve Johnson, 2005) fay çekirdeğindeki taneli ortamdaki gerecin deprem dalgaları ile dinamik yumuşamasının (dynamic softening) fayın yenilmesi ile sonuçlanabileceğini göstermektedir. Yavaş dinamik (slow dynamics) mekanizması olarak tanımlanan bu davranışın yenilme ile sonuçlanabilmesi için (1) fayın zayıf olmasının (fay çekirdeğindeki etkin gerilimin düşük olması), (2) fayın kritik durumda bulunmasının, (3) dinamik gerinimin genliğinin, kabaca 10−6’dan büyük olmasının gerektiği önerilmektedir.

Pollitz vd. (1998) tetikleme mekanizmasında astenosferdeki viskoelastik gerilim iletimini ele almışlar, kuzey Pasifikte meydana gelmiş olan büyük depremlerin 7000×7000 kilometrelik bir alanda, 30 yıl içinde, levha hızlarında önemli değişikliklere neden olduklarını ileri sürmüşlerdir. Bu araştırmacılar litosferden deprem nedeniyle aktarılan gerilimin litosfer altındaki sünek bir kanal boyunca bir darbe niteliğinde, yaklaşık 150 km/yıl dolayında bir hız ile ilerlediğini, astenosferdeki bu yenilmenin, levha hızlarında, doğu Arktik bölgesinde 1 cm’ye, Kaliforniya’da ise 2,6 mm’ye varan değişimlere neden olabileceğini belirtmişlerdir. Pollitz vd.’ne göre güney Kaliforniya’da 1971 San Fernando ve bunu izleyen, San Andreas dışı, deprem etkinliği, zaman bakımından, öngörmüş oldukları astenosfer iletimi modeli ile uyumludur. Araştırmacılar kıtasal makaslama (shear) kuşaklarına aktarılan gelip-geçici hız artışlarının sismojenik zonda gerilim yoğunlaşmalarına yol açabileceğini düşünmektedirler.

Yukarıda önerilen model ile uyumlu olarak, binlerce kilometre uzaklarda, onlarca yıl sonra meydana gelen depremleri, tetiklenmiş depremlerin özel bir sınıfı olarak nitelemek, ve ayrı bir ad ile belirtmek, düşünülebilir.

binaire opties aex Değinilen Yayınlar
Anderson, J. G., J.N. Brune, J.N. Louie, Y Zeng, M. Savage, G. Yu, Q. Chen, ve D.dePolo, 1994, Seismicity in the western Great Basin apparently triggered by the Landers, California, earthquake, 28 June 1992, Bull. Seism. Soc. Am., 84, 725-734.
Bodin, P., R. Bilham, J. Behr, Joan Gomberg, ve K.W. Hudnut, 1994, Slip triggered onsouthern California faults by the 1992 Joshua Tree, Landers, and Big Bearearthquakes. Bull. Seism. Soc. Am., 84, 806-816.
Bodin, P., ve J. Gomberg, 1994, Triggered seismicity and deformation between theLanders, California, and Little Skull Mountain, Nevada, earthquakes. Bull. Seism.Soc. Am., 84, 835-843.
Bosl, W.J. ve A. Nur, 2000, Crustal fluides and earthquakes. GeoComplexity and thephysics of earthquakes; J. Rundle, D. Turcotte ve W. Klein eds. Geophysicalmonograph 120, Am. Geophys. Union, s. 267-284.
Brodsky, E., V. Karakostas, ve H. Kanamori, 2000, A new observation of dynamicallytriggered regional seismicity: earthquakes in Greece following the August, 1999Izmit, Turkey earthquake. Geophys. Res. Lett. 27, 741-2744.
Fialko, Y. vd., 2002, Deformation on nearby faults induced by the 1999 Hector Mineearthquake. Science, 297, 1858-1862.
Gomberg, J., ve P. Bodin, 1994, Triggering of the Ms=5.4 Little Skull Mountain, Nevada,earthquake with dynamic strains. Bull. Seism. Soc. Am., 84, 844-853.
Gomberg, J., P. A. Reasenberg, P. Bodin, ve R. A. Harris, 2001, Earthquake triggeringby seismic waves following the Landers and Hector Mine earthquakes. Nature, 411,462-466.
Gomberg, J., P. Bodin, K. Larson, ve H. Dragert, 2004, Earthquake nucleation bytransient deformations caused by the M=7.9 Denali, Alaska, earthquake. Nature, 427, 621-624.
Gomberg, J. ve P. A. Johnson, 2005, Dynamic triggering of earthquakes. Nature, 437, 830.
Helmstetter, A. ve D. Sornette, 2003, Importance of direct and indirect triggeredseismicity in the ETAS model of seismicity. Geophys. Res. Lett., 30(11), 1576,doi:10.1029/ 2003GLO17670.
Hill, D. P. vd., 1993, Seismicity remotely triggered by the magnitude 7.3 Landers, California, earthquake. Science, 260, 1617-1623.
Huenges, E., J. Erzinger, J. Kück, B. Engeser, ve W.Kessels, 1997, The permeable crust:geohydraulic properties down to 9101 m depth. . J. Geophys. Res., 102, 18255-18265.
Johnson, P. A., ve X. Jia, 2005, Nonliner dynamics, granular media and earthquaketriggering. Nature, 437, 871- 874.
Kilb, D., J. Gomberg, ve P. Bodin, 2000, Triggering of earthquake aftershocks bydynamic stresses. Nature, 408, 570-574.
King, G.C.P., R.S. Stein, ve J. Lin, 1994, Static stress change and the triggering ofearthquakes. Bull. Seism. Soc. Am., 84, 935-953.
Miller, S.A., C. Collettini, L. Chiaraluce, M. Cocco, M. Barchi, ve B.J.P. Kaus, 2004,Aftershocks driven by a high-pressure CO2source at depth. Nature, 427, 724-727.
Nalbant, S., A. Hubert, ve G.C.P. King, 1998, Stress coupling between earthquakes innorthwest Turkey and the north Aegean sea. J. Geophys. Res., 103, 24469-24486.
Pollitz, F. F., R. Bürgmann, ve B. Romanowicz, 1998, Viscosity of oceanic asthenosphereinferred from remote triggering of earthquakes. Science, 280, 1245-1249.
Rydelek, P. A., ve I. S. Sacks, 2001, Migration of large earthquakes along the SanJacinto fault; stress diffusion from the 1857 Fort Tejon earthquake. Geophys.Res. Lett. 28, 3079-3082.
Toda, S., R. Stein ve T. Sagiya, 2002, Evidence from the AD 2000 Izu islandearthquake swarm that stressing rate governs seismicity. Nature, 419, 58-61.
Vidale, J. E. ve Y-G. Li, 2003, Damage to the shallow Landers fault from the nearbyHector Mine earthquake. Nature, 421, 524-526.
Zeng, Y., 2001, Viscoelastic stress-triggering of the Hector Mine earthquake by the1992 Landers earthquake. Geophys. Res. Lett.. 28, 3007-3010.

Bu metnin, bütün hakları Esen Arpat’a aittir. Tetiklenmiş Depremler başlıklı yazıda yapılan birkaç düzenleme dışında, ilk şekli korunmuştur. Ayrıca “Bir Deprem Bir Başka Depremi Tatikleyebilir Mi?” yazısına bakmanız tavsiye edilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir