TBMM’de “Maden Mühendislerinin İstihdamına İlişkin Soru Önergesi” Verildi

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA

Aşağıdaki sorularımın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Taner YILDIZ tarafından sözlü yazılı olarak yanıtlanması için gereğini saygılarımla arz ederim.

13.10.2011

Faik TUNAY
CHP İstanbul Milletvekili

Kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan alımlarda Maden Mühendisliği bölümü mezunlarından yeterince alım yapılmadığı konusu ilgili bölüm mezunları, aileleri ve meslek odaları tarafından ifade edilmektedir. Birçok mühendislik disiplini ile yakından ilişkili olan Maden Mühendisliği bölümü, üretimin azaldığı bir coğrafya’da, enerji kaynaklarının araştırılması ve hayata geçirilmesi noktasında çok önemlidir. Fakat ülkemizde ilgili bölüm mezunlarının yeterli miktarda istihdam* edilmediği, işsiz Maden Mühendisi sayısının verilen mezun miktarına bağlı olarak oldukça çok fazla olduğu iddia edilmektedir. Bu iddiayla ilgili olarak,

1-Kamuda halen istihdam* edilen toplam mühendis sayıları nedir ve branşları hangileridir?

2-İstihdam* edilen mühendislerin ne kadarı Maden Mühendisidir?

3-Mevcut hükümetleriniz dönemlerinde üniversitelerden mezun olan Maden Mühendisi sayısı nedir ve ilgili kamu kurum kuruluşlarına yerleştirmesi yapılan Maden Mühendisi sayısı nedir?

4-Yakın mühendislik dallarında da yaşandığı ifade edilen işsizlik problemi konusunda herhangi bir çalışmanız varmıdır?

* İstihdam (Ar.), bir görevde, bir işte kullanma.

Bu haber, MadMO‘nun sayfasından alınmıştır. Önergenin TBMM’deki durumu için tıklayın!..

Jeofizik Mühendisliği Bölümü ve Boş Kalan Kontenjanlar

Küreselleşme, teknolojide yeni aşamalar, iletişim araçlarındaki hızlı gelişim, ekonomik, toplumsal ve kültürel değişimler, eğitim politikalarındaki değişiklikler ve 1999 Marmara Depremi Ülkemizdeki Jeofizik Mühendisliği alanının önemini arttırmıştır.

Yükseköğretimde okullaşmanın arttırılması önemli bir stratejik hedeftir. Ancak uygulamada nitelik ve verimlilikten ziyade niceliğin öncelik aldığı görülmektedir. Öğretim kadrosu olanakları ve altyapısı yetersiz bulunan birçok bölüm kontenjanları artan öğrenci sayısı ile öğretim gerçekleştirmeye çabalamaktadır. Bunlara ilave olarak işsizlik oranı ve mezunlara iş imkanı olup olmadığı değerlendirmeden, istihdam planlaması yapılmadan üniversitelerin kurulması ve Jeofizik Mühendisliği Bölümlerinin açılması, sorunların artmasına ve mesleğimizin birçok yönüyle olumsuz etkilenmesine neden olmuştur.

Ülkemizde jeofizik eğitim ve öğretimine, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesine kurulan Jeofizik Enstitüsü’nde 1953-1954 yılında başlanmış olup ilk mezunlarını 1957-1958 eğitim ve öğretim döneminde vermiştir.

Bugün, 12 Üniversitemizde Jeofizik Mühendisliği Bölümü bulunmaktadır. İlk olarak İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’ne 1953, son olarak Nevşehir Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’ne 2011 yılında öğrenci kabulü yapılmıştır.

Çizelge 1. Jeofizik Mühendisliği Bulunan Üniversiteler ve Öğrenci Kabul Etme Yılı

Sıra No Üniversite Kuruluş
(Öğrenci Kabul Etme Yılı)
1 İstanbul Üniversitesi 1953
2 İstanbul Teknik Üniversitesi 1957
3 Dokuz Eylül Üniversitesi 1973
4 Karadeniz Teknik Üniversitesi 1977
5 Kocaeli Üniversitesi 1980
6 Ankara Üniversitesi 1989
7 Süleyman Demirel Üniversitesi 1990
8 Sakarya Üniversitesi 2000
9 Cumhuriyet Üniversitesi 2001
10 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2001
11 Gümüşhane Üniversitesi 2010
12 Nevşehir Üniversitesi 2011

Jeofizik Mühendisliği Hizmet Alanları; petrol, doğalgaz, maden ve endüstriyel hammaddelerin aranması, yeraltısuyu, jeotermal enerji, çevre ve arkeolojik araştırmaları, yapıların zemin ve temel etütleri, deprem ile ilgili konularda eğitim ve araştırma etkinliklerinin yürütüldüğü geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Ülkemiz sanayisine katkı koyacak yeraltı kaynaklarının aranması, bulunması ve işletilmesinde, depreme dayanıklı yapı tasarımında hizmet üretecek nitelikli Jeofizik Mühendisi’ne gereksinim yadsınamaz.

Ancak izlenen yanlış politikalar sonucunda, gerekli araştırmalar yapılmadan yeni üniversiteler ve yeni Jeofizik Mühendisliği Bölümleri açılmaktadır. Yetersiz eğitim alarak mezun olan öğrenciler işsizlikle karşı karşıya kalmakta, üniversite mezunu işsizler ordusuna katılmaktadırlar.

2011 yılında Jeofizik Mühendisliği Bölümlerinde öğrenci kontenjanı birinci öğretim ve ikinci öğretim olmak üzere toplam 1059 kişidir.

Çizelge 2. 2010-2011 Yılı Jeofizik Mühendisliği Kontenjanı ve 1. Yerleştirmede Yerleşen Aday Sayısı

Üniversite 2010
Kontenjanı
2010’da Yerleşen
Aday Sayısı
2011
Kontenjanı
2011’de Yerleşen
Aday Sayısı
Ankara Üni. 47 47 47 47
Cumhuriyet Üni. 57 57 57 21
Cumhuriyet Üni. (İ. Ö.) 57 21 57 2
Çanakkale 18 Mart Üni. 47 47 47 47
Dokuz Eylül Üni. 57 57 57 57
İstanbul Tek. Üni. 26 26 26 26
İstanbul Tek. Üni. (İng.) 26 26 26 26
İstanbul Üni. 93 93 93 93
Karadeniz Tek. Üni. 67 67 67 67
Karadeniz Tek. Üni. (İ. Ö.) 67 67 67 17
Kocaeli Üni. 77 77 77 77
Kocaeli Üni. (İ. Ö.) 77 77 77 77
Sakarya Üni. 77 77 77 77
Sakarya Üni. (İ. Ö.) 77 77 77 48
Süleyman Demirel Üni. 57 57 57 41
Süleyman Demirel Üni. (İ. Ö.) 57 57 57 5
Gümüşhane Üni. 41 2
Nevşehir Üni. 52 11
Toplam 966 930 1059 741

*Kısaltmalar; Üni.:Üniversitesi, Tek.:Teknik, İ. Ö.:İkinci Öğretim ve İng.:İngilizce

2010 Yılında 10 Üniversitedeki Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nde kontenjan 966 iken, yerleşen aday sayısı 930 olmuştur. 36 kontenjan boş kalmıştır.

2011 yılında 12 Üniversitedeki Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nde kontenjan 1059 iken, yerleşen aday sayısı 741 olmuştur. 318 kontenjan boş kalmıştır.

2010 yılında; Cumhuriyet Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü ikinci öğretimde 36 kişilik kontenjana aday yerleşmemiştir.

2011 yılında; Cumhuriyet Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü birinci öğretimde 36 kişilik kontenjana, ikinci öğretimde 55 kişilik kontenjana aday yerleşmemiştir.

Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü ikinci öğretimde 50 kişilik kontenjana, aday yerleşmemiştir.

Sakarya Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü ikinci öğretimde 29 kişilik kontenjana aday yerleşmemiştir.

Süleyman Demirel Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü birinci öğretimde 16 kişilik kontenjana, ikinci öğretimde 52 kişilik kontenjana aday yerleşmemiştir.

Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü birinci öğretimde 41 kişilik kontenjana 2 kişi, Nevşehir Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü birinci öğretimde 52 kişilik kontenjana 11 kişi kaydını yaptırmıştır.

Bugün Jeofizik Mühendisliği eğitiminde önemli sorunların olduğu yadsınamaz. Kontenjanların boş kalmasında çok yönlü nitelik, kalite ve verimlilik irdelenmesini yapmamız gerekmektedir. 2 milyon öğrencinin üniversiteye girmek için yarıştığı bir ortamda yeni açılan ve alt yapısı yetersiz olan üniversitelerimizin kontenjanlarının boş kalması öğrencilerin mezun olup işsizler ordusuna katılma korkusudur. Odamız kayıtlarına göre işsizlik oranı %35’dir.

Bu nedenle gerekli istihdam planlaması yapılarak ülkenin ihtiyacı kadar Jeofizik Mühendisi kontenjanı açılmalıdır. Nitelikli olarak öğrenci mezun olması için üniversiteler arasında eğitim farklılıklarını ortadan kaldıracak çalışmalar yapılmalıdır. Programsız yeni bölümler açılmamalı politik baskılarla kontenjanlar arttırılmamalı, mevcut bölümlerin eğitim kalitesi arttırılmalıdır.

Sonuç olarak;

Yeterli alt yapı ve öğretim elemanına sahip olmadan açılan mühendislik-mimarlık fakülteleri ve ülkenin ihtiyaçları dikkate alınmadan mühendis ve mimar yetiştirmeye yönelik olarak uygulanan eğitim politikaları, mesleki eğitim alanındaki en önemli alt yapı sorunlarının başında gelmektedir.

Mühendislik bölüm ve fakültelerinin gerçek bir gereksinime dayanmayan hızlı artışı, işsiz mühendis sayısını artırırken, aynı zamanda meslektaşlarımızı meslek dışı alanlarda; düşük ücretle ve güvencesiz çalışmaya zorlamaktadır. Ancak eğitime ayrılan ödenekler, öğretim görevlisi sayısı ve üniversite koşulları gibi göstergelerde eşdeğer bir artış söz konusu değildir.

Üniversitelerimizin Jeofizik Mühendisliği Bölümlerinin bir kısmı yerleşen aday sayısını korurken, bir kısmında ciddi derecede azalmalar görülmektedir. Yeni açılan üniversitelerde durum daha da vahimdir. Ülke genelinde 2011 yılında yapılan Jeofizik Mühendisliği yerleştirmelerinde 318 kontenjan boş kalmıştır.

Ayrıca yeni açılan üniversitelerin akademisyen sayılarına bakacak olursak 2008 yılında kurulan Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’nde 6 öğretim üyesi ve 5 Araştırma Görevlisi bulunmaktadır. Bölümde Profesör bulunmamaktadır. Bölümde bu yıl lisans eğitimi verilmekte, yüksek lisans eğitim-öğretimi ise yapılamamaktadır. Nevşehir Üniversitesinde ise 4 öğretim üyesi ve 3 Araştırma Görevlisi bulunmaktadır. Bu bölümde de Profesör bulunmamaktadır. Yeni açılan üniversiteler dışında mevcut üniversitelerde de Akademisyen kadrosunda ciddi boşluklar yer almaktadır.

Plansız ve programsız her ile bir üniversite açılması, İşsiz mezunların sayısını daha da arttırırken, üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin eğitim kalitelerinin düşmesine yol açmaktadır.

Ülkemizin yeni işsizlere değil, kaliteli mühendislere ihtiyacı vardır. Ülkemizde yeni Jeofizik Mühendisliği Bölümleri açmak yerine, mevcuttaki bölümleri eğitim kalitesi yönünden iyileştirmek temel amaç olmalıdır. Üniversitelerimiz ve Yüksek Öğretim Kurumu bu yönde çaba sarf etmelidir.

TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası
13. Dönem Yönetim Kurulu

JFMO‘nun sayfasından alınan bu metin, önemsiz değişiklikler dışında değiştirilmeden sunulmuştur.

Yakın Geçmişte Türkiye’de Meydana Gelen Önemli Depremler ve Ölü Sayıları

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün verilerine göre, 7 Mayıs 1930’da Hakkari’de, İran sınırına yakın bir noktada meydana geldi. 7,2 büyüklüğündeki bu depremde kayıtlara göre 2.514 kişi hayatını kaybetti.

Cumhuriyet tarihinin en büyük depremiyse 27 Aralık 1939’da Erzincan’da meydana geldi. 7,9 büyüklüğündeki bu depremde 32.968 kişi öldü, yaklaşık 100.000 kişi yaralandı. Kışın en şiddetli günlerinde meydana gelen bu felaketin ardından ülke çapında yas ilan edildi. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak 2 gün sonra ulaşabildi.

20 Aralık 1942’de Tokat’ın Niksar ve Erbaa ilçelerini etkileyen 7 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 3.000 kişi yaşamını yitirdi, 6.300 kişi yaralandı.

26 Kasım 1943’te Samsun’un Ladik ilçesinde meydana gelen 4.000 kişinin hayatını kaybettiği depremin büyüklüğü de 7,2 olarak ölçüldü.

1 Şubat 1944’te Bolu’nun Gerede ilçesinde meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 3.959 kişi öldü, çok sayıda insan evsiz kaldı.

18 Mart 1953 yılında Çanakkale Yenice’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 265 kişi yaşamını yitirdi.

25 Nisan 1957’de Fethiye açıklarında, aynı yıl Mayıs ayında ise Bolu Abant’ta 7,1 büyüklüğünde depremler oldu. Fethiye’de 67, Abant’ta ise 52 kişi öldü.

19 Ağustos 1966’da Muş Varto’da meydana gelen depremde 2.396 kişi öldü, 1.489 kişi yaralandı. Varto’nun karşılaştığı bu en şiddetli depremin büyüklüğü 6,9 olarak ölçüldü.

Bir yıl sonra 22 Temmuz 1967’de Adapazarı Mudurnu’da meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki depremde de 89 kişi yaşamını yitirdi.

28 Mart 1970’de Kütahya Gediz’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 1.086 kişi öldü, 1.260 kişi yaralandı.

6 Eylül 1975 yılında Diyarbakır Lice’de 2.385 kişinin öldüğü depremin büyüklüğü ise 6,6 olarak ölçüldü.

24 Kasım 1976 Van’ın Muradiye ilçesinde meydana gelen depremin büyüklüğü 7,5 olarak ölçüldü. Bu depremde 3.840 kişi yaşamını yitirdi, birçok kişi yaralandı.

30 Kasım 1983’te ise Erzurum ve Kars’ı etkileyen 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde 1.155 kişi öldü, 1.142 kişi yaralandı.

13 Mart 1992’deki Erzincan depremi bu ille birlikte Tunceli’yi de vurdu. 6,8 büyüklüğündeki bu depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3.850 olarak belirlendi.

Dinar’da 1 Ekim 1995’te meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremde 90 öldü.

27 Haziran 1998’de Ceyhan’da meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremde ise 146 kişi yaşamını yitirdi.

17 Ağustos 1999’da Gölcük’te meydana gelen depremin büyüklüğü 7,8 olarak ölçüldü. Felakette resmi rakamlara göre 17.480 kişi yaşamını yitirdi. Onbinlerce kişinin yaralandığı bu depremde 73.342 ev hasar gördü.

12 Kasım 1999’da deprem bu kez Düzce’yi vurdu. 7,5 büyüklüğündeki bu depremde 763 kişi hayatını kaybetti.

3 Şubat 2002’de Afyon-Sultandağı’nda meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde ise 44 kişi yaşamını yitirdi.

1 Mayıs 2003’te Bingöl’de meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde de 176 kişi hayatını kaybetti.


Van’da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki deprem Cumhuriyet tarihi boyunca Anadolu’da meydana gelen en büyük depremlerden biri olarak kayıtlara geçti. Görüntü: BBCTürkçe

23 Ekim 2011’de Van’da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremde 604 kişi hayatını kaybetti ve 1.650 kişi yaralandı.. Bu deprem hakkında daha fazla bilgi için tıkayın! Aynı depremin görsel malzemeler için tıklayın!


Büyütmek için tıklayın! 1900 ile 2009 yılları arasında Türkiye’de meydana gelen ve hasara neden olan depremlerin dağılımı. Görüntü: AFAD.


Büyütmek için tıklayın! 1900 ile 2010 yılları arasında Türkiye ve çevresinde 5 ve daha fazla büyüklükte meydana gelen depremlerin dağılımı. Görüntü: AFAD.

Kaynakça
AA, En büyük depremlerden biri, 25 Ekim 2011
BBCTürkçe, Türkiye’nin deprem tarihi, 25 Ekim 2011
NTVMSNBC, Van depremi en büyük depremlerden, 25 Ekim 2011

Görüntülerle 23 Ekim 2011 Van Depremi


Acı ve isyan sarar dört bir yanını, yutkunursun; ama boğazın düğümlenir.. Bazen hayat durur ve o an, vücut dili sadece çaresizliği anlatır.

Van’da moment büyüklüğü Mw=7,2 olan şiddetli bir deprem meydana geldi. Deprem dış merkezine 116 km uzaklıktaki Bitlis-Merkez’de en yüksek ivme değeri doğu-batı yönünde 102 gal olarak ölçüldü. Bu sayfada yıkıcı depreme ait sadece görsel malzemeler sunulmuştur.


Deprem anı amatör kamerada. Görüntüyü izlemek için http://www.youtube.com/watch?v=mnFjvi-9-Dw veya http://www.iha.com.tr/NewsDetail.aspx?nid=198479&cid=8


Deprem sonrası ilk görüntüler. Görüntüyü izlemek için http://www.youtube.com/watch?v=EVU5uiDx_NQ veya http://tr.euronews.net/nocomment/2011/10/23/turkiye


Deprem sonrası arama-kurtarma çalışmalarından bir kare. Görüntüyü izlemek için http://www.youtube.com/watch?v=NtuHE3Q1mYw veya http://video.ntvmsnbc.com/kurtarma-ani-kamerada.html


Deprem sonrası ilk durum. Görüntüyü izlemek için http://www.youtube.com/watch?v=3nNVroHaImE veya http://tr.euronews.net/2011/10/24/van-da-kurtarma-seferberligi


Deprem sonrası ilk durum. Görüntüyü izlemek için http://www.youtube.com/watch?v=12XKGvVtUPI veya http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2011/10/111024_vid_turkey_quake.shtml


Deprem sonrası.. Görüntüyü izlemek için http://www.youtube.com/watch?v=MIn36ZrUE-8 veya http://www.voanews.com/turkish/news/Olu-Sayisi366ya-Tirmandi-132520448.html


Bazen takatin kesilir ve diz çökersin..


Bazen umutsuz olursun..


Bazen utangaç olursun..


Bazen bir tebessüm yeter..


Bazen de bir bakış seni senden alır, içinde kaybolursun, uçsuz bucaksız..

Fotoğraflar Ntvmsnbc’nin galerisinden alınmıştır.

23 Ekim 2011 Van Depremi

Kandilli’ye göre, yerel saat ile 13.41’de, 5 kilometre derinlikte, merkez üssü 38,758° Kuzey – 43,360° Doğu koordinatlarında, Van ilinin kuzeyinde Erçek Gölü’nün kuzeybatısında çok şiddetli yerel büyüklüğü Ml=6,6, moment büyüklüğü Mw=7,2 olan şiddetli bir deprem meydana gelmiştir. AFAD’a göre, Ml=6,7 büyüklüğünde, 19,02 kilometre derinlikte, merkez üssü 38,68° Kuzey – 43,47° Doğu koordinatlarında Van merkezli büyük şiddette bir deprem meydana gelmiştir. Deprem dış merkezine 116 km uzaklıktaki Bitlis-Merkez’de en yüksek ivme değeri doğu-batı yönünde 102 gal olarak ölçülmüştür. Amerikalı USGS’ye göre, 7,2 büyüklüğünde, 20 kilometre derinlikte, merkez üssü 38,628° Kuzey – 43,486° Doğu koordinatı olan Türkiye’nin doğusunda bir deprem meydana gelmiştir. Avrupalı EMSC’ye göre, 7,3 büyüklüğünde, 10 kilometre derinlikte, merkez üssü 38,86° Kuzey – 43,48° Doğu koordinatlarında, Van’da bir deprem meydana gelmiştir.


Aletsel dönem sonrası Van’da saptanan deprem etkinliği. Görüntü: Kandilli.

Kandilli: “Depremin dış merkezi doğusunda Özkaymak ve Kumluca yerleşim yerlerinin ortasında Ocaklı-Gedikbulak köyleri yakınlarıdır. Deprem özellikle Van, Bitlis, Muş, Batman, Ağrı, Diyarbakır, Mardin, Erzurum, Siirt, Şırnak, İskenderun, Hatay ve İran-Türkiye sınırında kuvvetlice hissedilmiştir. Bilindiği gibi Van ili ve ilçeleri 1. ve 2. Derece Deprem Bölgesi içindedir. Depremin ardından büyüklüğü 5,0’ten büyük olan 3 adet orta şiddette artçı deprem meydana gelmiştir. Deprem yıkıma ve can kaybına neden olabilecek niteliktedir. Depremin özellikle dış merkeze yakın köylerde, Erciş’te ve yakın çevresinde hasara ve can kaybına neden olması beklenmektedir.” AFAD: “Van, Erciş, Muradiye ve diğer ilçelerde çok kuvvetli hissedilmiş olup ilk belirlemelere göre hasar ve can kaybı meydana getirmiştir. Deprem Erzurum, Ağrı, Mardin, Diyarbakır, Muş, Bitlis, Iğdır, Kars, Batman, Siirt illeri ve ilçelerinde hissedilmiştir. Depremde hayatını kaybeden ve yaralı kişi sayısı henüz kesinleşmemiştir.


Depremin kaynak mekanizması. Görüntü:EMSC.

AFAD, depremin meydana geldiği bölgeye en yakın tektonik yapılar doğrultu atım karakterlidir ancak yapılan odak mekanizması çözümleri meydana gelen ana şokun, ters bileşenli düşey atımlı bir faydan kaynaklandığını göstermektedir. Deprem aktivitesi bakımından oldukça aktif olan bölgede birçok yıkıcı depremin meydana geldiği bilinmektedir. Çaldıran, Hasan Timur Gölü ve Erciş fayları ile Güneydoğu Anadolu Bindirmesi bu depremleri üreten ana yapılar olup 1945 M=5,8 Çatak, 1972 M=5,2 Van, 1976 M=7,2 Çaldıran ve 1977 M=5,1 Erciş depremleri son yüzyılda meydana gelen en büyük depremlerdir.

Ayrıca, MTA’nın bilgi notu ile Kandilli’nin değerlendirme raporunu okumakta fayda var. Deprem sonrası harekete geçen MTA’nın, deprem sahası ve çevresinde yaptığı gözlemler ile elde edilen bulgular sonucu depreme sebep olan ya da olduğu düşünülen faya ilişkin raporu okumak için tıklayın. İTÜ’de bir rapor yayınlamış ve Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü’de bir derleme yapmış. Son olarak, van depremi, faylar ve yanardağlar hakkında bir görüş.. Takip mekanizması için ATAG..


Büyütmek için tıklayın! Anadolu ve Ege’deki genel depremsellik ve tektonik görünüm. Ufak, renkli daireler son 50 yıllık depremleri göstermektedir. Gri renktekiler kabukta meydana gelen depremleri, diğerleri ise kabuk altı depremleri simgeler. Haritada gösterilen depremler Mw:4,0’ten büyük depremlerdir. Van Gölü civarındaki depremlere dikkat edin, bölge normalde sakin olup da şimdi deprem üreten bir bölge değil. Tam olmamakla birlikte, haritadaki siyah çizgiler aktif fayları göstermektedir. Mor oklar, Anadolu ve çevresinin Avrasya’ya göre hareketini temsil eden, GPS’den elde edilen hız vektörleridir (Bu vektörlerin ucundaki daireler hata elipsleri olup şu anki konumuzla bir ilgileri yoktur). Mavi üçgenler ise yanardağlardır. Van depremi ortası siyah renkli daire ile simgelenmiştir. Depremi karakterize eden bu simge ters fay anlamına gelir. Görüntü: Ali Değer Özbakır.

Aşağıda USGS’nin tektonik yorumu var, haliyle İngilizce. Ayrıca başka İngilizce derlemeler; büyüklük 7,2 ve şiddet 9, bir jooloğun gözüyle van depremi (aynı yazının ham hâli), anadolu ve kafkasların paleosismolojisi üzerine ve Almanlardan uydu görüntüleri!..

Tectonic Summary
Turkey is a tectonically active country that experiences frequent destructive earthquakes. On a broad scale, the seismtectonics of the region near the October 23, 2011 earthquake are controlled by the collision of the Arabian Plate and Eurasian plates; at the latitude of this event, the Arabian plate converges with Eurasia in a northerly direction at a rate of approximately 24 mm/yr. West of the October 23, 2011, earthquake tectonics are dominated by strike-slip faulting on the East (in southern Turkey) and North (in northern Turkey) Anatolian fault zones. These large, translational fault systems extend across much of central and western Turkey and accommodate the western motion of the Anatolian block as it is being squeezed by the converging Arabian and Eurasian plates. In the area of Lake Van and further east, tectonics are dominated by the Bitlis Suture Zone (in eastern Turkey) and Zagros fold and thrust belt (toward Iran). The October 23, 2011 earthquake occurred in a broad region of convergence beyond the eastern extent of Anatolian strike-slip tectonics. The focal mechanism of today’s earthquake is consistent with oblique-thrust faulting similar to mapped faults in the region.

This earthquake is a reminder of the many deadly seismic events that Turkey has suffered in the recent past. The devastating Izmit earthquake of 1999 (M = 7.6) broke a section of the North Anatolian Fault 1000 km to the west of the October 23 event and killed 17,000 people, injured 50,000, and left 500,000 homeless. Approximately 70 km from this earthquake a M7.3 earthquake occurred on November 11, 1976 destroying several villages near the Turkey and Iran border and killing several thousand people. A M7.8 earthquake struck Erzincan in 1939, killing an estimated 33,000 people.

***

Ana şoktan sonra artçı deprem aktivitesi devam etmektedir. Çözülebilen artçı depremlerin sayısı ilk depremin meydana geliş tarihinden itibaren 1 aylık sürede 5.205 adet olarak belirlenmiştir. Bu deprem aktivitesinin sayısının azalarak devam edeceği tahmin edilmektedir. AFAD Deprem Dairesi Başkanlığı’nca çözümü yapılan artçı şoklardan 3.329 adedi 2 ile 3 arasında, 1.670 adedi 3 ile 4 arasında, 152 adedi 4 ile 5 arasında, 11 adedi 5 ile 6 arasında hesaplanmıştır.

AFAD Başkanlığı’nca işletilen Ulusal Kuvvetli Yer Hareketi Gözlem Ağı’ndan elde edilen verilere göre 23 Ekim 2011 tarihinde meydana gelen birinci depremin Muradiye istasyonunda ölçülen en yüksek ivme değeri Kuzey-Güney yönünde 178,5 gal, 9 Kasım 2011 tarihinde meydana gelen ikinci depremin ölçülen en yüksek değeri ise Van Merkez istasyonunda Doğu-Batı yönünde 246,0 gal olarak belirlenmiştir.

Kaynakça
AFAD, 23/10/2011, Van – Merkez Depremi, 24 Ekim 2011, (.doc uzantılı dosya)
AFAD, 23 EKİM VE 9 KASIM 2011 VAN DEPREMLERİ DEPREM AKTİVİTESİ, 8 Aralık 2011 (.doc uzantılı dosya)
EMSC, Mw 7.3 EASTERN TURKEY on October 23rd 2011 at 10:41 UTC, , 24 Ekim 2011
Kandilli, 23 EKİM 2011 VAN DEPREMİ BASIN BÜLTENİ, 24 Ekim 2011
USGS, Magnitude 7.2 – EASTERN TURKEY, 24 Ekim 2011

Avrupa’nın Konum Belirleme Sistemi: Galileo

Avrupa, küresel konum sistemlerinde Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) bağımlılığını kırma yönünde ilk adımını attı. Dünya’dan 23.000 kilometre yukarıda yörüngeye yerleştirilecek olan IOV-1 PFM ve FM2 uydularını taşıyan Rus Soyuz füzesi, Fransız Guyanası’ndaki üsten yola çıktı.

Alternatif uydu yönleyici (konum) sistemi Galileo, Avrupa Birliği ve Avrupa Uzay Araştırmaları Dairesi (ESA) tarafından güncellenip 5 milyar avroya oluşturuldu. Almanya, Galileo projesinin en büyük finansörü ve uydular en fazla sermayenin geldiği Almanya’da üretiliyor.

2005 ve 2008 yıllarında “Giove-A” ile “Giove-B” deneme uyduları fırlatılmıştı. Galileo’nun aslında 2008 yılında devreye girmesi bekleniyordu. Pek çok kez meydana gelen teknik aksaklıklar, sistemin gerekliliğine dair farklı siyasi görüşler ve masrafların beklenenden fazla olması projenin eleştirilmesine yol açtı. Avrupa’nın ilk sivil uydu konumlandırma sistemi projesinin gerçekleştirilmesi konusunda tereddüt yaşanıyordu. Bu yüzden, yapımı yıllardır süren, bürokrasiye takılıp kalan ve özel sektörde finansman bulunamadığı için Avrupalı vergi mükelleflerine yaklaşık 7 milyar dolara mal olan Galileo’nun tamamen bir fiyasko olacağını savunan çevreler de var. Bu çevrelere göre, 30 uydudan oluşacak Galileo sistemini tamamlayıp işletmek yılda 1 milyar dolara, hatta daha fazlasına mal olacak.

Avrupa Birliği, Galileo sisteminin 1 metre yanılma payı ile dünyadaki nesnelerin yerini uzaydan saptayabilmesini umuyor. Amaç, Pentagon’un geliştirip kontrol ettiği ve resmi verilere göre 3-8 metre yanılma payı olan GPS‘ten çok daha hassas bir sistem kurmak. Galileo; denizcilikte, haberleşmede, yer tespitinde, tarlalarda tohum ekiminde, araştırma ve kurtarma operasyonlarında vs. kullanılabilecek, yani rakip olmanın bir gereği olarak GPS nerede ne amaçla kullanılıyorsa oralarda.. Avrupa Birliği, bu tür faaliyetlerden 125 milyar dolar gelir sağlamayı planlıyor.


Europe’s Galileo constellation. Credits: ESA-J. Huart.

Galileo projesi kapsamında toplam 30 uydu uzaya fırlatılacak. 2014 yılına kadar 18 uydunun yörüngede yerini alması planlanıyor. Çalışmalar için iki merkez belirlendi. İtalya’da Fucino ve Almanya’da Münih kenti. Tasarının 2012 yılında tamamlanması öngörülürken bu tarih öne alındı. Eğer herşey planladığı gibi giderse, uydu sistemi 2014 hayata geçecek ve kısmi kullanıma geçilmesi planlanıyor. İzleyen 6 yılda -2020’de- tamamıyla kullanıma hazır hale gelecek.

Astrofizikçi Dirk Frimout’a göre, tek bir sistemin olması iyi değil: “Elbette ABD’nin GPS sistemini kullanıyoruz, ama tek bir sistemin olması iyi değil, birden fazla seçeneğin olması dayanıklık açısından da iyi. Ayrıca iki sistemin birbirlerini tanımaları da sağlanacak, bu rekabet açısından da iyi olacak.” Belçika Kraliyet Gözlemevi’nden Pascale Defraigne, “Sistemin çalışabilmesi en az 18 uydunun etkin olması gerekiyor. Bu iki uydu ile tam anlamıyla kullanıma hazır hale gelmedi; ama uydudan sinyalleri alabiliyoruz. Şimdi uzun vadeli olması için çalışmalar yapılıyor. Alınan sinyallerin ölçümleri yapılacak ve bundan sonra geçerliliği oluşturulacak.”

Avrupalı Galileo’nun rakipleri, ABD Ordusu’nun denetimindeki GPS, Rus GLONASS ve Çinli BNS. GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi) yoluna tam gaz devam ediyor ve dünyada bir standart; Rusya kendi küresel konum belirleme sistemi Glonass’ı tamamladığını söylüyor; Çin de Pusula (BNS) adlı bir sistemi kurma çalışmalarını sürdürüyor. Yer saptamada kullanılabilecek seçeneklerin artması iyi, tabi ki son kullanıcıya ücretsiz ve herşeyden önemlisi açık bir kaynak olarak sunulacaksa..

Kaynakça
BBCTürkçe, GPS’e Avrupa’dan rakip geliyor: Galileo, 22 Ekim 2011.
DWTürkçe, Galileo’nun ilk uyduları fırlatıldı, 22 Ekim 2011.
ENTürkçe, Galileo hayata geçmeye hazırlanıyor, 22 Ekim 2011.

NASA: Dünya’nın Bilinen En Kapsamlı Topoğrafik Haritası 2. Sürüm

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), dünyanın en kapsamlı sayısal (dijital) topografik haritalarından birini hazırladı. Haritanın en önemli özelliği 3 boyutlu (3D) olması. NASA, 3D harita görüntülerini kızılötesi bir aygıtla çekti. NASA’ya ait Terra uzay aracına yerleştirilen bu kamerayla dünyadaki dağlar, göller, ırmaklar gibi akla gelebilecek her türlü topografik detay 3 boyutlu olarak haritaya döküldü.

Kimileri NASA’nın son yıllarda giderek geliştirdiği 3D haritanın Google Earth’ü geride bırakabileceğini düşünüyor. NASA, haritayı ilk kez 2009’da duyurmuştu. Ancak son yıllarda haritaya 260 bin görüntü daha eklendi. Böylece Dünya yüzeyinin yüzde 99’unun haritaya döküldüğü belirtiliyor. Haritanın hazırlanması için Terra uzay aracı üzerine yerleştirilen aygıtta Japon imzası var. ASTER kısa adıyla anılan bu aygıt, yüzeydeki ısı, yansıma ve rakım bilgilerini kullanarak resim çekiyor. NASA, 3 boyutlu ve kapsamlı bu harita sayesinde, mühendislerin ön araştırmalarında yolların ve köprülerin nereye ve nasıl yapılacağı konusunda daha iyi bir fikre sahip olabileceğine inanıyor. Uzmanlar haritada şimdilik bazı sıkıntılar olduğunu ancak bunların da zamanla giderileceğini söylüyor.

2. sürüm ile 1. sürüm arasındaki kalite farkını görmek için tıklayın!


This flyover of the Hawaiian island of Oahu was made by draping Jan. 13, 2010, image data from the Advanced Spaceborne Thermal Emission and Reflection Radiometer (ASTER) instrument on NASA’s Terra spacecraft over new ASTER Version 2 digital elevation data. Video: NASA.

Kaynakça
VOATürkçe, NASA’nın 3D Dünya Haritası Google Earth’e Rakip Oldu, 20 Ekim 2011.