21 Şubat 2011 Yeni Zellanda Depremi

http://www.ancoats-coffee.co.uk/?tramvay=opzioni-binarie-100-euro-minimo&a36=25 opzioni binarie 100 euro minimo

binäre optionen konto kündigen Kentin simgelerinden biri olan ve hemen merkezde yer alan Christchurch Katedrali de kısmen tahrip oldu.

http://synergydance.co.uk/events/2015-08-27/?country=UK buy motilium online australia

http://shepline.com/?soba=qi-option&ede=87 qi option

no deposit bonus binäre optionen

celebrex generic release date

http://gokombucha.co.uk/blog/42-poiminta-oleskella-toimittaja-internet-kasino binäre optionen handeln mit system

Köpa Cialis Växjö Lyttelton limanı, eşsiz bir güzelliğin içinde huzur saçarak ışıldıyor. Ama bu, yanıltıcı bir sessizlik. Zira yerin beş kilometre altı, Salı günkü (yerel zamana göre 22 Şubat 2011, Türkiye için 21 Şubat 2011 Pazartesi) depremin merkez üssüydü. Normalde limana Christchurch kentinden, bir tünelle ulaşılıyor. Ama tünel dağlardan yuvarlanan kayalar yüzünden kapalıydı. Biz de Lyttelton’a vadilerden kıvrılan ve kıyıları izleyen başka bir yoldan geldik. Limanın hemen girişinde depremin en çarpıcı manzalarından biriyle karşılaştık; sanki bir füzeyle vurulmuş gibi tam ortasından yarılmış bir ev gördük. İlk bakışta eve ne olduğunu anlayamıyorsunuz. Ancak yokuştan 50 metre kadar aşağıya bakınca evin ortasında dev bir kaya parçasının düştüğünü fark ediyorsunuz.

‘Çığ gibi’
Depremin büyüklüğü, yüzeye yakınlığı ve merkez üssü olmasını dikkate alınca, Lyttelton limanının nasıl böyle ayakta kalabildiğine şaşıyorsunuz. Daha da şaşırtıcı olan Lyttelton’da hiç kimsenin ölmemiş olması. Richter ölçeğine göre, 6,3 büyüklüğündeki deprem öğle vakti vurdu. Yıkılmış, ortalığa kahve çekirdeklerinin saçıldığı cafelerde enkazın altında yarım kalan sandviçler vardı.

Dave adlı bir Lytteltonlu “Saat 12.51’di. Sonra büyük bir patlama sesi duyduk. Sonra da çığlıklar. Her yer sallanıyordu.
Cafeden ilk dışarı çıkan ben oldum. Çocuklarım 100 metre uzaklıktak okuldaydı. İkisini de kapıp eve götürdüm” diyor. Harabeye dönen cafede sadece bir kişi yaralanmış. Garsonun üzerine sıcak su dökülmüş.

Yolumuzun üzerinde Alex Herbert ile konuşuyorum. Eylül ayındaki depremde hasar gören evinin tamirini yeni bitirmiş. 105 bin dolar harcamış. Ama duvarlar yine yıkılmış. Depremin meydana geldiği sırada denizdeymiş. Sörf yapıyormuş. Bir köpekbalığı sörf tahtasını ısırdı sanmış; “Arkama baktım. Köpekbalığı yoktu. Suda garip halkalar vardı. Hava değişmişti. Kıyıya baktım, uçurumdan kayalar yuvarlanıyordu. Bir çığ gibiydi. Heryerden kayalar iniyordu.”


View Larger Map / Büyütmek için tıkla!

buy Tastylia american express Tectonic Summary
The February 21, 2011 South Island, New Zealand earthquake occurred as part of the aftershock sequence of the M 7.0 September 3, 2010 Darfield, NZ earthquake. The February 21st earthquake involved oblique-thrust faulting at the easternmost limit of previous aftershocks, and like the mainshock itself is broadly associated with regional plate boundary deformation as the Pacific and Australia plates interact in the central South Island, New Zealand.

This latest shock is significantly closer to the main population center of Christchurch, NZ, than is the September 2010 mainshock, in the vicinity of several other moderate (M 4 to 5) sized aftershocks located east of the main rupture zone of the 2010 event. There is no specific structure directly linking this event to the main fault of the 2010 mainshock, although there have been numerous aftershocks along generally east-west linear trends extending east from the end of the previous rupture. The north or north-east trends to the possible fault planes and the oblique thrust faulting mechanism as seen in the focal mechanism solution may reflect an association with similarly-trending faults previously mapped in the Port Hills region, just to the south of Christchurch.

Since the September 3, 2010 mainshock, there have been approximately 6 M>=5.0 aftershocks in the Christchurch region. The February 21st earthquake represents the largest aftershock to date, more that half a magnitude unit larger than the previous largest aftershock.


Darfield – Christchurch earthquake aftershocks animation | 2010-2011
http://www.youtube.com/watch?v=Hot7DPPpuk0 (http://www.facebook.com/video/video.php?v=199356353426732)
The sequence of many thousands of aftershocks that followed the magnitude 7.1 Mw Darfield earthquake of 3 September 2010. The aftershocks line up along a 100 kilometre fault zone that runs from west to east and extends into Christchurch itself. The magnitude 6.3 Mw earthquake, that devastated Christchurch on 21 February 2011, is seen late in the sequence and occurred on a fault segment slightly further to the east. Before the Darfield earthquake there was little indication that this fault system existed and could result in large earthquakes.


http://www.youtube.com/watch?v=EtWO3UG1_PE


http://www.youtube.com/watch?v=OXHz2EAxJr4

etoro opzioni binarie Kaynakça
BBCTürkçe, 2011. ‘Yeni Zelanda’nın kara günü’, Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, 25 Şubat 2011 tarihinde ulaşıldı.
BBCTürkçe, 2011. Yeni Zelanda’da 300 kişi enkaz altında, Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, 25 Şubat 2011 tarihinde ulaşıldı.
BBCTürkçe, 2011. Yeni Zelanda’da umutlar azalıyor, Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, 25 Şubat 2011 tarihinde ulaşıldı.
BBCTürkçe, 2011. Depremin merkez üssü, Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, 25 Şubat 2011 tarihinde ulaşıldı.
BBCTürkçe, 2011. Fotoğraflarla: Yeni Zelanda’da deprem, Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, 25 Şubat 2011 tarihinde ulaşıldı.
USGS, 2010. Magnitude 6.3 – SOUTH ISLAND OF NEW ZEALAND, United States Geological Survey, Reston, Virginia, United States of America, accessed at February 25th 2011.

Bir Yerbilimsel Yıkımın Hikâyesi: Aral Gölü’nün Ölümü, Aralkum Çölü’nün Doğuşu

Anlaşılan o ki Aral Gölü bir damla suya muhtaç durumda.. Aral Gölü denilince aklıma hep ilkokuldaki tarih dersi gelir.. Sonra da sırasıyla Maveraünnehir ve o bölgeyi besleyen Amuderya (Ceyhun) ve Siriderya (Seyhun) ırmakları.. Hey gidi günler hey, hey gidi ezberci eğitim.. Ezber mezber, bazen işe yarıyor..

Yerbilimsel zamanlar boyunca, yeryüzündeki her yerşekli gibi bir gölün kaderinde de doğmak, büyümek olduğu gibi ölmekte vardır. Bu geçişler kimi zaman tedricî olur, kimi zaman da keskin bir bıçak yardımıyla aniden meydana gelir. Sonuçta ortada devingen bir durum söz konusu ve karşı koyulamaz güçler mevcut.. Yazının devamında hem doğa koşullarına yenik düşen hem de hunharca katledilen bir gölün biyografisini okuyacaksınız, kimbilir belki de o gölü anatomisi demek daha doğru olur..

studio dei grafici opzioni binarie Dünyanın 4. büyük gölü olarak bilinen Aral Gölü, son 50 yılda yüzde 90 küçülerek, yerini suların çekildiği bölümde oluşan, “dünyanın en genç çölü” Aralkum’a bırakıyor.

Sovyetler Birliği döneminde, Aral Gölü’nü besleyen Amuderya ve Siriderya ırmaklarının sularının pamuk tarlalarına akıtılması sonucu 1960’lı yıllardan bu yana kurumaya başlayan Aral Gölü, yüzde 90 oranda küçülerek ikiye bölünmüş ve eski kıyılarından 170 kilometreye kadar geri çekilmiş durumda bulunuyor. 1960 yılında 68.900 kilometrekare yüzölçümü ve 1083 kilometreküp su hacmine sahip Aral Gölü’nün uzunluğu 426 kilometreyi, eni 284 kilometreyi, en derin noktası 68 metreyken, 2010’da gölün yüzölçümü 12.100 kilometrekareye, su hacmi 110 kilometrekübe, en derin noktası ise 24 metreye düştü.

Eski Sovyetler Birliği’nin, 1960-1990 yıllarında Orta Asya’da pamuk üretimini artırmak amacıyla sulanan tarım arazilerini 4,5 milyon hektardan 7 milyon hektara çıkarması ve böylece göle dökülen ırmak sularının azalması sonucu, 2010 yılına gelindiğinde gölün çekildiği 54.000 kilometrekarelik alanda, tuzlu kum tabakalarıyla kaplı “dünyanın en genç çölü” Aralkum oluştu. Uzmanlar, Aral Gölü çevresinden her sene rüzgarla birlikte uçan yaklaşık 100 milyon ton tuzlu kum tozları da bölgeyi büyük bir çevre felaketiyle karşı karşıya bıraktı.

Kazakistan ve Özbekistan’da yaklaşık 2 milyonluk nüfusun yaşadığı Aral Gölü havzasındaki çevre felaketiyle, halk arasında çeşitli hastalıklar yaygınlaştı, bebek ölümlerinde de artış oldu. 1960’lı yıllarda Aral Gölü’ünün kıyısındaki balıkçı kasabası Moynak’ta, tarım arazilerinin büyük oranda tuzlanması ve gölün kıyılarının yüzlerce kilometre geri çekilmesi yüzünden tarım ve balıkçılık zarar gördü, halkın bir bölümü ülkenin diğer bölgelerine göç etti.

Aral Gölü havzasında 1960’lı yıllarda 300’den fazla bitki, 35 kuş, 23 diğer hayvan türü, Özbekistan’da ender görülen bitki ve hayvan türlerinin yer aldığı “Kırmızı Kitap”ta kayıt altına alınmıştı. 1960’ta 34 balık türünün bulunduğu gölde o dönemde yılda ortalama 60 bin ton balık avlanırken, bugün balıkların hemen hemen tamamı yok oldu. Moynak’taki balık konservesi fabrikası ise terk edildi ve harabeye döndü. Gölün eski kıyısında kalan balıkçı tekneleri buraları gemi hurdalığına çevirdi. Suyun geri çekildiği alanlarda oluşan Aralkum Çölü’nde artık develer geziyor.

Gölün ortasında bulunan ve 1954-1990 yıllarında Sovyetler Birliği tarafından 40’a yakın biyolojik silahın denendiği Vozrojdenie (Diriliş) Adası, suların çekilmesiyle karayla tamamen birleşti.


Aral özünde göldür; ama orada yaşayanlar için denizdir de.. Şimdilerde kanser olmuş bir hasta gibi yavaş yavaş erimektedir.. Daha fazla fotoğraf için tıklayın! Aynı görüntü http://www.facebook.com/video/video.php?v=193949277300773

ez trade Kaynakça
Abdukerimov, B., 2011. ARAL GÖLÜ YERİNE ARALKUM ÇÖLÜ, Bilim Teknoloji, Anadolu Ajansı, Moynak/Taşkent, Özbekistan, 20 Şubat 2011 tarihinde ulaşılmıştır.

Yeryüzeyinin Geçirgenlik Haritası

Hidrojeoloji açısından geçirgenlik önemli bir değişkendir. Haliyle hidrojeolojinin üst konusu olan ve daha kapsamlı bir alana hükmeden hidrolojide (subilimde) de önemlidir.

Kulakları çınlasın Mehmet Hocamızın, Gözenekli Ortam Hidroliği dersinde bizlere anlattığı kadarıyla şunu söyleyebilirim. Gözenekli bir ortamdaki akışkanın akışı, o ortamın akışkanı geçirebilme yeteneği ile sınırlıdır. Düz bir hidrojeolog açısından geçirgenlik hem akışkana hem de akışkanın içinde olduğu ortama -örneğin zemine- bağlıdır.


Dünya çapında yüzey ve yüzeye yakın geçirgenlik dağılımını gösteren harita. Görüntü: Tom Gleeson/Geophysical Research Letters. Daha büyük görünümü için tıklayın!

Bu kadar sıkıcı bilgiden sonra haberimize dönelim. binaire opties belgie verboden İlk kez Dünya çapında bir geçirgenlik haritası oluşturulmuş. Aslında yukardaki tanımı temel alınca tam anlamıyla bir geçirgenlik haritası demek de doğru olmaz. Aslında bu harita, yeryüzüne düşen yağışın (yağmur, kar vs.), yeryüzeyinde ve yeryüzeyine yakın ortamlarda karşılaştığı direncin dağılımını göstermektedir. Böylece sızıntı dağılımı azdan çoğa (düşükten yükseğe) doğru derecelendirilmiş. Bu harita yardımıyla su döngüsü (ya da su çevrimi) daha kolay ve daha iyi anlaşılabilecek, yorumlanabilecek. Ayrıca, yeraltındaki su kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasında da bir kestirimde olmadı bir öngörüde gene olmazsa bir tahminde bulunmamıza yardım edecek.

En önemli noktaysa, iklim tahminlerinde hesaba katılmayan yeraltındaki donmamış su ve tatlı (ya da içilebilir) su, oluşturulan bilgisayar örneklemelerinde (modellemelerinde) de hesaba katılabilecek ve böylece yeraltındaki suyun hareketi de açığa çıkartılabilecek.

Bahsi geçen geçirgenlik haritası Tom Gleeson (Britanya Kolumbiyası Üniversitesi) ve arkadaşları tarafında üretilmiş. Farklı farklı bölgelerdeki birçok kayaçtan (veya kayadan) veri toplayan takım, herbir kayaç çeşidi için bilinen geçirgenlik özellikleri kullanarak bölgelerdeki (alanlardaki) sızıntıyı hesaplamış.

Yayının özü aşağıda..

Mapping permeability over the surface of the Earth
Permeability, the ease of fluid flow through porous rocks and soils, is a fundamental but often poorly quantified component in the analysis of regional-scale water fluxes. Permeability is difficult to quantify because it varies over more than 13 orders of magnitude and is heterogeneous and dependent on flow direction. Indeed, at the regional scale, maps of permeability only exist for soil to depths of 1–2 m. Here we use an extensive compilation of results from hydrogeologic models to show that regional-scale (>5 km) permeability of consolidated and unconsolidated geologic units below soil horizons (hydrolithologies) can be characterized in a statistically meaningful way. The representative permeabilities of these hydrolithologies are used to map the distribution of near-surface (on the order of 100 m depth) permeability globally and over North America. The distribution of each hydrolithology is generally scale independent. The near-surface mean permeability is of the order of ∼5 × 10−14 m2. The results provide the first global picture of near-surface permeability and will be of particular value for evaluating global water resources and modeling the influence of climate-surface-subsurface interactions on global climate change.

Richard Taylor (Londra Kolej Üniversitesi) bu haritanın çok iyi bir başlangıç olduğu söylüyor söylemesine; ama şunları da eklemeden edemiyor. Ona göre üretilen harita, yoğun bir çalışma yapıldığı için Kuzey Amerika’da çok gerçekçi iken, Dünya’nın geri kalanı içinse çok yetersiz.

trading on line sistema binario Kaynakça
Marshall, M., 2011. First water map of Earth’s leaky surface, Short Sharp Science, Blogs, New Scientist, accessed at February 17th 2011.