27 Şubat 2010 Şili Depremi

opcje binarne czy da się zarobić Şili‘nin orta kesiminde http://teen-spanking.com/?popka=opciones-binarias-como-invertir opciones binarias como invertir 8,8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. USGS’ye göre deprem yerin 35 kilometre altında meydana geldi. Aynı kuruma göre, depremin merkez üssünün, Concepcion’un 115 kilometre kuzeydoğusunda ve başkent Santiago’nun 325 kilometre güneybatısında olduğu belirtildi. Şili Cumhurbaşkanı Verónica Michelle Bachelet Jeria depremden etkilenen çevreleri “felaket bölgesi” ilan etti ve serin kanlı olma çağrısı yaptı.


Dünya tarihinin kayıtlara geçen en şiddetli 7. depremi
Ölü sayısı şimdilik 700
İki milyon kişi etkilendi
Çoğu eski 1,5 milyon ev hasar gördü
ABD’li bir şirkete göre afetin bilançosu 15-30 milyar dolar
Bu rakam Şili’nin gayrısafi yurtiçi hasılasının %10-20’si

Depremin Arjantin’den de hissedildiği bildirildi. USGS, binära optioner stockpair 90 saniye süren depremin ardından geçen 2,5 saatlik süre içinde, 5 tanesi 6’nın üzerinde olmak üzere 11 artçı şok kaydedildiğini duyurdu.

Elektrik-telefon hatlarının çökmesi ve depremin gece olması nedeniyle hasarla ilgili hızlı bir değerlendirme yapmanın zor olduğu belirtiliyor. Bölgeden gelen haberlerde, binaların yandığı ve köprülerin yıkıldığı da bildiriliyor. Yerel televizyonlar başkent Santiago’nun merkezindeki tarihi binaların zarar gördüğünü ve binaların الخيارات الثنائية سيصرف 1,5 dakika sallandığı bildiriyor. Yetkililer, Şili’nin orta kesimlerine çok büyük zarar verme kapasitesine sahip depremden sonra binaların yıkıldığını, elektrik ve telefon hatlarının kesildiğini söyleyerek, depremin verdiği hasarın boyutunu tahmin etmenin zor olduğunu ifade etti.

Deprem bölgesinde kurtarma ekipleri de hayatta kalan insan bulma umuduyla enkazı kazmayı sürdürüyor. Şili’de deprem ve tsunami sonrası yağmalama olaylarını durdurmakta yetersiz kalan hükümet, afet bölgesinde olağanüstü önlemler aldı. Askerlerin su, yiyecek ve yatak dolu kamyonları sokağa çıkma yasağı kalkana dek kent dışında beklettiği söyleniyor.


Tsunami tehlikesini gösteren harita. Büyütmek için tıklayın!

ABD tarafından Şili, Peru ve Ekvator için tsunami uyarısı yapıldı. Bu uyarının kapsamı daha sonra Kolombiya, Antarktika ve Orta Amerika’yı kapsayacak şekilde genişletildi. Japonya meteoroloji merkezi de Pasifik bölgesinin bir çok kesiminde potansiyel tsunami uyarısında bulurdu. Depremden sonra verilen tsunami alarmı Güney Amerika, Havai, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Filipinler, Rusya ve bazı Pasifik adalarını kapsayacak biçimde genişletildi.

Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi’nden yapılan açıklamada, kıyı kenti Talcahuano’ya vuran dalgaların 2,34 metre büyüklüğünde olduğu belirtildi. Açıklamada, dalgaların depremden 20 dakika kadar sonra kenti vurduğu, Talcahuano’nun dışında kıyıdaki 10 yerleşim yerine de dev dalgaların ulaştığı duyuruldu.

http://www.youngasianescorts.co.uk/?baletos=%D9%88%D8%B3%D9%8A%D8%B7-%D8%A7%D9%84%D8%AE%D9%8A%D8%A7%D8%B1%D8%A7%D8%AA-%D8%A7%D9%84%D8%AB%D9%86%D8%A7%D8%A6%D9%8A%D8%A9-%D9%84%D9%84%D8%A7%D9%86%D8%B3%D8%AD%D8%A7%D8%A8&74e=cd وسيط الخيارات الثنائية للانسحاب Şili‘de welcher broker für binäre optionen 22 Mayıs 1960‘da aynı bölgede meydana gelen come tradare con opzioni binarie 9,5 büyüklüğündeki depremde 1655 kişi ölmüş, 2 milyon kişi evsiz kalmıştı. Depremden sonra çıkan tsunamide (~ kıyı dalgasında veya dev dalgada) Havai, Japonya ve Filipinler’de ölenler olmuş, ABD’nin batı kıyıları zarar görmüştü.

Google’de boş durmadı. Şili’de yaşanan büyük deprem sonrası yeni duyurduğu bir servis ile kayıplarını bulmayan çalışan Şili vatandaşlarına yardım eli uzatıyor. Google Person Finder adını verdiği yeni bir servisi ile depremde kaybolan yakınlarını arayan depremzedeler için bir nevi kriz masası oluşturdu. Yapılan kayıp kayıtları harita üzerinde işaretlenerek bölge aramalarının daha da kolay hale gelmesi planlıyor.


8,8 büyüklüğündeki Şili Depremi’nin oluşturduğu hasarın şiddeti, Okan Tüysüz (İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği) tarafından değerlendiriliyor. Burada görüntü var göremiyorsanız, http://www.youtube.com/watch?v=sTKPtCA9L6k

sito web dove poter effettuare operazioni con le opzioni binarie Tectonic Summary
This earthquake occurred at the boundary between the Nazca and South American tectonic plates. The two plates are converging at a rate of 80 mm per year. The earthquake occurred as thrust-faulting on the interface between the two plates, with the Nazca plate moving down and landward below the South American plate.

Coastal Chile has a history of very large earthquakes. Since 1973, there have been 13 events of magnitude 7.0 or greater. The February 27 shock originated about 230 km north of the source region of the magnitude 9.5 earthquake of May, 1960 – the largest instrumentally recorded earthquake in the world. This magnitude 9.5 earthquake killed 1655 people in southern Chile and unleashed a tsunami that crossed the Pacific, killing 61 people in Hawaii, Japan, and the Philippines. Approximately 870 km to the north of the February 27 earthquake is the source region of the magnitude 8.5 earthquake of November, 1922. This great quake significantly impacted central Chile, killing several hundred people and causing severe property damage. The 1922 quake generated a 9-meter local tsunami that inundated the Chile coast near the town of Coquimbo; the tsunami also crossed the Pacific, washing away boats in Hilo harbor, Hawaii. The magnitude 8.8 earthquake of February 27, 2010 ruptured the portion of the South American subduction zone separating these two massive historical earthquakes.

A large vigorous aftershock sequence can be expected from this earthquake.

Kaynakça
AA. 2010. ŞİLİ’DE 8.8 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM, Anadolu Ajansı, Santiago, Şili, http://www.aa.com.tr/tr/silide-8-3-buyuklugunde-deprem.html, 27 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
BBCTürkçe, 2010. Şili’de 8.8 büyüklüğünde deprem, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/02/100227_chile_3update.shtml, 27 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
BBCTürkçe, 2010. Şili’de depremzedelere ev hapsi, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/03/100302_chile_quake.shtml, 3 Mart 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2010. Şili sallandı, dünyayı tsunami korkusu sardı, Genel, Dünya, NTVMSNBC, Santiago, Şili, http://www.ntv.com.tr/id/25062925, 27 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
USGS, 2010. Magnitude 8.8 – OFFSHORE MAULE, CHILE, United States Geological Survey, Reston, Virginia, United States of America, http://earthquake.usgs.gov/earthquakes/eqinthenews/2010/us2010tfan, accessed at February 27th 2010.
Yener, M. E., 2010. Google’dan Depremzedelere Yardım, ShiftDelete, http://www.shiftdelete.net/googledan-depremzedelere-yardim-18684.html, 3 Mart 2010 tarihinde ulaşılmıştır.

Balıkesir’deki Maden Ocağında Grizu Patlaması Oldu

23 Şubat 2010 akşamı 18.00 sularında, Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’deki bir maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 13 kişi hayatını kaybetti ve 6’sı ağır 18 kişi yaralandı. Yaralanan 18 işçi, Dursunbey Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Balıkesir’deki hastanelere sevk edilmiş. Durumu ağır olan 6 yaralı, daha sonra İzmir ve Bursa’daki hastanelere gönderilmiş. Şen Madencilik (ŞENTAŞ) şirketine ait Odaköy kömür ocağında 1 Haziran 2006’da da grizu patlaması yaşanmış ve 17 işçi hayatını kaybetmiş, 7 işçi de yaralanmıştı.

Meydana gelen kazada ölen işçilerin Engin Tanrıkulu, İbrahim Saygılı, Muammer Karaca, Mustafa Demirel, Ali Yaran, Önder Kartefe, Celal Karakafa, Serkan Aydın, İsmail Görlen, Bünyamin Tuncay, Süleyman Duman, Mehmet Özel ve maden mühendisi Özgür Seçkin olduğu açıklandı. Allah gani gani rahmet eylesin, ailelerine sabır diliyorum.


Linyit çıkarılmış, paketlenmiş ve sadece satışı bekliyor. ŞenTAŞ kömürden mutlu bir kare.

Olaydan bir gün sonra 5 kişilik bilirkişi heyetinin yaptığı inceleme sonucunda, maden ocağında havalandırmanın yeterli olmadığı ve patlamaya antigrizu özelliği taşımayan elektrik kablolarının neden olduğu bildirilmişti.

Zonguldak’taki Türkiye Taşkömürü Kurumu’ndan 24 kişilik bir kurtarma ekibi bölgeye ulaştı. Kütahya Sivil Savunma ile Tavşanlı ilçesindeki Tunçbilek İşletmesi Arama Kurtarma ekipleri de çalışmalara destek verdi. Ayrıca Türk Kızılayı, göçük bölgesine 2 haberleşme aracı, 5 afet uzmanı, çadır, battaniye, çay, kahve, su ve kumanya göndermiş.

Grizu patlamasının yaşandığı maden ocağının sahibi Erhan Ortaköylü, maden alanında gazetecilere yaptığı açıklamada, göçük öncesi 49 kişilik vardiyada 46 işçinin işbaşı yaptığını, 3 işçinin ise işe gelmediğini söyledi. Gaz yanmasının, 500 metre derinliğindeki madenin 250’nci metresi civarında meydana geldiğini belirten Ortaköylü, yanmanın meydana geldiği bölgeden kapıya doğru bölümdeki işçilerin kendi imkanlarıyla ocaktan çıktığını, ilk müdahalesi maden alanında yapılan yaralıların, ambulansla Dursunbey Devlet Hastanesine gönderildiğini anlattı.

Burada BBCTürkçe’nin röportajı var dinliyemiyorsanız http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2010/02/100225_audiogrizu.shtml

Henüz 2 ay önce, 19 işçi yine aynı nedenle can vermişti. Kürşat Akyol, bu röportajda neden Türkiye’deki madenlerde bu kadar sıklıkla ölümlü kazalar yaşandığını araştırmış. Süleyman Girgin (Maden-İş Sendikası), Taner Yıldız (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı) ve Mehmet Torun (TMMOB Maden Mühendsileri Odası) yaşanan son olay hakkında bilgi veriyor. Ayrıca Avrupa Birliği’nin (AB) madencilik emniyeti konularından sorumlu İstihdam Genel Müdürlüğü’nün sözcüsü Cristina Arigho, Türkiye’nin AB üyesi olabilmesi için madencilik alanında neler yapması gerektiğini söylüyor.

Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’deki kömür ocağında önceki gün 13 işçinin ölümüne neden olan grizu patlaması nedeniyle, ocağın ortak 3 sahibi ile bir mühendis 24 Şubat 2010 gecesi tutuklandı. TBMM Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, grizu patlamasının yaşandığı Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’de incelemelerde bulunacak.

ficar rico com opções binarias 1941-2008 yılları arasında, Türkiye’deki maden ocaklarında meydana gelen kazalara ait veriler için tıklayın! (.pdf – 0,7 mb)

Kaynakça
BBCTürkçe, 2010. Balıkesir’de grizu: 13 madenci öldü, Diğer Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/02/100224_miners_update.shtml, 25 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
BBCTürkçe, 2010. Türkiye’de madencilik güvenliği, Diğer Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/multimedya/2010/02/100225_audiogrizu.shtml, 25 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
MH, 2010. DURSUNBEY’DEKİ GRİZU FACİASI…, TBMM Başkanı Basın Açıklamaları, Meclis Haber, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, Türkiye, http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=97866, 16 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.

Petrol ve Doğalgaz Aramalarında Yeni Bir Çözüm: Çok Yüksek Çözünürlüğe Sahip Sismik Algılayıcı

Çok uluslu petrol şirketi Shell ile uluslararası bilgi teknolojileri şirketi Hewlett-Packard (HP), İngiltere’deki 2010 Uluslararası Petrol Haftası‘nda, petrol ve doğalgaz aramalarında kullanıalcak olan çok yüksek çözünürlüklü sismik veriler elde edebilen kablosuz bir sismograf sistemi geliştireceklerini duyurdu. Bu sistem sayesinde, araştırma yapan firmalar daha rahat bir şekilde yeraltı kaynaklarına ulaşabileceği belirtiliyor.

Peki sistem nasıl çalışacak? Petrol ve doğalgaz endüstrisinin en verimli yataklara erişebilmesi için üretilen yüksek kaliteli sismograflarla (ivmeölçerlerle) yeraltındaki kaynaklar hakkında ayrıntılı veriler elde edilecek ve depolanacak. Böylece yeni petrol ve doğalgaz yataklarının ekonomik değer taşıyıp taşımadığı belirlenebilicek, daha verimli fizibilite çalışmaları yapılabilecek ve işletilen yatakların rezervleri daha doğru bir şekilde izlenecek.

Daha fazla sinyal kanalını daha geniş bir frekans aralığında kullanan yeni sistem sismik veri kalitesini büyük ölçüde artırıyor. Yüksek çözünürlüklü sismograf sistemi mevcut donanımlardan çok daha güvenli bir şekilde kullanılabiliyor ve işletim maliyetlerini düşürüyor. HP Labs ile Görüntüleme ve Baskı Grubu tarafından geliştirilen yüksek performanslı algılama teknolojisini içeren yeni sistemin verilerini saklamak, için bilgi işlem ve yazılım ürünleriyle birlikte HP ProCurve network hizmetleri kullanılacak.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=qMGyQGTpMFs

“HP and Shell are collaborating to develop a wireless sensing system to acquire extremely high-resolution seismic data on land. HP and Shell will use their complementary knowledge and experience to produce a groundbreaking solution that can sense, collect and store geophysical data.

HP Sensing Solutions
HP has developed an inertial sensing technology that enables a new class of ultrasensitive, low-power MEMS accelerometers that are up to 1,000 times more sensitive than high-volume, commercial products.

Integrating the devices within a complete system that encompasses numerous sensor types, networks, storage capabilities, and computation and analysis tools that monitor the environment, assets, and health and safety, enables a new level of awareness, revolutionizing communication between objects and people.

The new sensing technology represents a breakthrough in nano sensing research and uses the fluidic MEMS technology codeveloped over the past 25 years by HP Labs – the company’s central research arm – and the company’s Imaging and Print Group. The technology is a key enabler of HP’s vision for a new information ecosystem, the Central Nervous System for the Earth (CeNSE).”

Daha fazla ayrıntı için http://www.hpl.hp.com/news/2009/oct-dec/cense.html


HP Labs senior researcher Peter Hartwell holds a prototype of a sensor network node incorporating the new MEMS accelerometer from HP. The first to be deployed as part of HP Labs’ Central Nervous System for Earth (CeNSE), it is about 1,000 times more sensitive than today’s mass-produced devices. Photo: Margie Wylie.

www optionfair com Shell and HP to Develop Ultrahigh-resolution Seismic Sensing Solution
A leap forward in oil and gas exploration

At International Petroleum Week 2010, HP and Shell today announced a collaboration to develop a wireless sensing system to acquire extremely high-resolution seismic data on land.

The oil and gas industry requires high-quality seismic data to accurately assess exploration prospects for commercial viability and to effectively monitor producing reservoirs. By delivering a much higher channel count and a broader sensor frequency range than are currently available, the new system promises to vastly improve the quality of seismic data.

HP and Shell will use their complementary knowledge and experience to produce a groundbreaking solution to sense, collect and store geophysical data. The system is designed to integrate seamlessly with Shell’s high-performance computing and seismic imaging environment and to be deployed safely and more cost-effectively than current systems.

“We think this will represent a leap forward in seismic data quality that will provide Shell with a competitive advantage in exploring difficult oil and gas reservoirs, such as sub-salt plays in the Middle East or unconventional gas in North America,” said Gerald Schotman, executive vice president, Innovation/Research and Development, Shell. “As a result of this exciting collaboration, we expect to fully realize the potential of Shell’s processing and imaging technology on land.”

The new system reflects the breadth of HP’s portfolio. It will be delivered by HP Enterprise Services and includes a recent breakthrough in high-performance sensing technology from HP Labs – the company’s central research arm – and the company’s Imaging and Printing Group. Additionally, the system uses HP ProCurve networking products along with HP storage, computation and software products.

“These advances in technology to discover energy resources could transform the ability to pinpoint abundant new oil and gas reserves,” said Joe Eazor, senior vice president and general manager, HP Enterprise Services. “HP is uniquely positioned to offer Shell a complete sensor system that delivers innovation to address key technical seismic challenges.”

This strategic relationship with Shell is a cornerstone in HP’s blueprint for an information ecosystem that empowers people to make better, faster decisions to improve safety, security and environmental sustainability while transforming business economics. Sensing solutions are positioned to provide a new level of awareness through a network of sensors, data storage, and analysis tools that monitor the environment, assets, and health and safety.

Additional information about the sensing system from HP and Shell is available in an online press kit at www.hp.com/go/sensingsolutions.

Kaynakça
HP, 2010. Shell and HP to Develop Ultrahigh-resolution Seismic Sensing Solution, News releases, HP Newsroom, Hewlett-Packard, London, England, http://www.hp.com/hpinfo/newsroom/press/2010/100215xa.html, accessed at February 7th 2010.
Shell, 2010. Shell and HP to Develop Ultrahigh-resolution Seismic Sensing Solution, News, News & publications, Innovation, Royal Dutch Shell, London, England, http://www.shell.com/home/content/innovation/news/news_publications/2010/shell_hp_150210.html, accessed at February 7th 2010.
Süer, C. 2010. Shell Ve HP Ortaklaşa Doğal Gaz Arayacak, http://www.shiftdelete.net/shell-ve-hp-ortaklasa-dogal-gaz-arayacak-18369.html, 17 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.

Olası Deprem Bölgelerini Tampon Alanlarla Korumak Yeterli Mi?

Deprem ne zaman olacak, ölecek miyiz, kalacak mıyız; günümüz teknolojisi ve teknikleri kullanılarak bu soruların yanıtı kesin ve net bir şekilde verilemiyor. Gelecekte bu sorular yanıtlanırsa işte o zaman köklü bir değişim olacak. İşte “o” herşeyin önceden bilindiği geleceği hedeflerken, günümüze dönmeli, ayaklarımız yere basmalı ve eşşeği sağlam kazığa bağlayıp tevekkül etmeliyiz. Yani önlemimizi alıp, olası yıkım sonuçlarını en aza indirmeliyiz.

“5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un geçici 2 nci maddesine istinaden, Afet ve Acil Durum Yüksek Kurulunun 16.12.2009 tarih ve 1 sayılı Kararı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın 17 Aralık 2009 tarihi itibariyle faaliyete geçmesi kararlaştırılmıştır. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının faaliyete geçmesiyle birlikte; Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü, Afet İşleri Genel Müdürlüğü ile birlikte Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’ de kapatılmıştır.”

Başlıkta önerilen yönteme geçmeden önce uzun bir hatırlatma yapmak lazım. Belki duydunuz belki duymadınız. Devlet, 2010 yılına afet ve felaket işlerini tek bir çatı altında corso forex gratis Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi adı altında toplayarak girdi; ama bir görüldüğü kadarıyla bir karmaşa ve koordinasyon sorunu başgösterdi. Bu kadar kurumun birden kapatılması ve mevcut kanunlardaki görev dağılımı göz önünde bulundurulunca, normal bir durum aslında.

“TBMM Deprem Araştırma Komisyonun 16 üyesi arasında yapılan seçimde, komisyon başkanlığına AK Parti İstanbul Milletvekili İdris Güllüce, Başkan Vekilliğine AK Parti Düzce Milletvekili Metin Kaşıkoğlu getirildi. AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Çağla Aktemur Özyavuz sözcü, AK Parti Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek de katip üye seçildi.”

Bu arada TBMM’de boş durmadı ve yeni bir süreç başladı. fare trading on line 28 Ocak 2010 tarihinde Deprem Riskinin Araştırılarak Deprem Yönetiminde Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırması komisyonunda görev dağılımı yapılmış. bd schwiss 3 Şubat 2010 tarihinde depremin etkilerini en aza indirmek için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan meclis araştırma komisyonunda, yol haritası belirlenmiş. Aynı amaçla 1999 yılında kurulan araştırma komisyonunun raporundan faydalanılacağı ve çalışmalarını deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası olmak üzere 3 aşamada inceleneceği belirtilmiş. sito opzioni binarie con monor versamento 10 Şubat 2010 tarihinde komisyon, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi, Türk Silahlı Kuvvetleri Doğal Afet Arama ve Kurtarma Tabur Komutanlığı ile Kızılay yetkililerinden bilgi almış. http://www.ancoats-coffee.co.uk/?tramvay=traiding-demo&b93=ce traiding demo 17 Şubat 2010 tarihinde komisyon, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü yetkililerinden bilgi almış. opcje binarne forum opinie 24 Şubat 2010 tarihinde komisyon, ODTÜ Jeoloji ve Jeofizik Araştırma Merkezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi, Ankara Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi, Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü ve TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası yetkililerinden bilgi almış.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Deprem Daire Başkanı Vekili Murat Nurlu, Türkiye’nin yüzde 96’sının deprem tehlikesi içinde bulunduğunu bildirdi, 2009’a kadar meydana gelen 223 depremde 86 bin kişinin öldüğünü, 549 bin konutun ise hasar gördüğünü kaydetti. Deprem haritalarının güncellenmesi ve bölgesel deprem haritalarının çıkarılması için çalışma yapıldığını anlatan Nurlu, deprem bölgesinde yapılacak binalarla ilgili yönetmeliğin çok iyi olduğunu, ancak uygulamada bazı sorunların yaşandığına dikkati çekti. Nurlu, uygulamadaki sorunların gidermek amacıyla düzenlenen toplantılarda, 30 ilde 3 bine yakın mühendise bilgi verildiğini kaydetti. Nurlu, 5,5 milyon kişinin ise sivil savunma konusunda bilgilendirildiğini söyledi.

Doğal Afetler Arama Kurtarma Taburu Komutanlığı‘ndan Yarbay Ali Ülker, arama ve kurtarmaya yönelik 160 kişilik uzman ekipten oluşan 18 birliklerinin bulunduğunu ifade ederek, ekiplerin doğal afetlerdeki arama ve kurtarma kabiliyetlerini anlattı. Olası bir deprem sonrasında, bölgeye 2 saat içinde ulaşabileceklerini, kurtarma ekiplerinin ihtiyaç duyacağı her araç ve gerece sahip olduklarını bildiren Ülker, ekiplerin aynı anda 3 ilde görev yapabilecek durumda olduğunu kaydetti.

Türk Kızılayı Afet Yönetimi Koordinatörü Zafer Karakuş, Türk Kızılayı’nın, dünyanın en güçlü kuruluşlarından biri olduğunu, 24 ilde kurdukları yerel afet merkezlerini, 81 ile yaymayı planladıklarını bildirdi. ”Depremde binaların yıkılmasını önleyemedikçe sadece yaraları sararız” diyen Karakuş, küçük şiddetli depremlerde veya sel felaketlerinde dahi evlerin yıkıldığını söyledi.

Yeni kurulan, Başbakanlık Afet ve Acil Yönetimi‘nin başkanı Mehmet Ersoy, afetlerde koordinasyon ve organizasyonu sağlayacak birim olmayı hedeflediklerini belirterek, krizin yerinden yönetimi için her ilde müdürlük oluşturduklarını bildirdi. Afet riskinin doğru algılanarak, daha etkin ve daha hızlı müdahale edilebileceğine değinen Ersoy, ”Kriz yönetiminde ve müdahalede çok iyi bir yerdeyiz” dedi. Eski yönetmeliklerin bir kısmını değiştirmeye çalıştıklarını ve bu çalışmanın 3 ayda tamamlanmasının planlandığını anlatan Ersoy, ”Erken uyarı, veri toplama çalışmalarını biz yürüteceğiz. Türkiye’yi, risklerin farkında bir ülke haline getirerek, alınacak tedbirlerle hasar ve kaybı en aza indirmeye çalışacağız. Olaydan sonra afete müdahale etmekte ne kadar başarılı olursak olalım, kayıpların ve hasarın önlenmesinde fayda sağlamıyor. Ne kadar fazla ekip olursa, ne kadar süratle olaya müdahale ederse etsin, sadece şansı olan enkaz altındaki canlı insanları kurtarabiliyor” diye konuştu. Ersoy, Afet İşleri Genel Müdürlüğünden 2 bin 500’ün üzerinde hak sahipliğiyle ilgili dava devraldıklarını belirterek, 1960’lı yıllardan beri süren hak sahipliği davası bulunduğunu bildirdi. Türkiye’deki bir çok binanın projesinin bulunmadığına dikkati çeken Ersoy, ”En büyük sıkıntımız proje. Binaların bir çoğunun projesi yok. İl il risk haritasının çıkarılması için projemiz var. Binalarla ilgili bilgilerin toplanması için binalar tek tek taranıp, verileri toplanacak” dedi.

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mahmut Küçük, deprem öncesinde güvenli yapıların önemine dikkati çekti. Mevcut yapı sayısının dahi net olarak bilinemediğini, 16-17 milyon civarında yapı bulunduğunun tahmin edildiğini belirten Küçük, yapı envanterinin çıkarılması için çalışmaların sürdüğünü söyledi. ”Mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi gerekir, aksi halde olası depremde can ve mal kaybı yüksek olur” diyen Küçük, ıslak zemin üzerinde bulunan binaların da güvenli yerlere taşınması gerektiğini söyledi. Küçük, ”Türkiye’de yapı ile ilgili kanun yok. İmar kanununda bazı düzenlemeler var ama eksik kalıyor. Yapı müteahhitleri, yapı denetimi, kontrolü gibi konularda kanun çıkarılması gerekir. Yönetmeliklerle yapı konusu düzenleniyor ama yönetmeliklerin yaptırımı veya cezai müeyyide uygulaması söz konusu değil. Yönetmeliğe aykırı yapılar yapılabiliyor. Kanun çıkarılması halinde kanuna aykırı yapı yapılamaz” diye konuştu.

MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etütleri Dairesi Başkanı Erol Timur da deprem zararlarının azaltılması stratejisi ve MTA’nın depreme ilişkin faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Diri fay hatlarına ilişkin çalışmaların 2011’de tamamlanacağını belirten Timur, bu çalışma tamamlandıktan sonra Türkiye’nin deprem tehlike haritasının
çıkarılacağını bildirdi. Timur, 1999 Marmara depreminden sonra Türkiye Diri Fay Haritası’nın güncellenmesi, büyük fay zonları boyunca kuşak jeoloji haritalarının hazırlanması, Türkiye ve Japonya’nın ortak projeleri doğrultusunda paleosismoloji araştırmaları ve faylarla ilgili deniz araştırmalarının sürdürüldüğünü kaydetti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) çalışmaları hakkında sunum yapan Mahmut Baş ise İstanbul’un en riskli 10 ilçesi için farklı şiddetlerde deprem senaryoları ile 5,5 metrelik tsunami senaryosunun hazırlandığını, bu senaryolar doğrultusunda tedbirlerin alındığını söyledi. Baş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından depreme yönelik 100 helikopter pisti yaptırıldığını, hastanelerdeki pistlerin de afetlerden sonra kullanılabilecek duruma getirildiğini bildirdi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi (EERC) başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan, her insanın girdiği binanın mutlaka bir kalite süzgecinden geçmesi gerektiğini söyledi ve deprem nerede olursa olsun binalarda zafiyet varsa, zarar meydana geldiğini ekledi. Yapı denetimi ile ilgili mevzuatın 19 ilde uygulandığını anımsatan Gülkan, bunun tüm illere yaygınlaştırılmasının şart olduğunu dile getirdi. ”Büyük İstanbul depreminin” faturasının çok yüksek olacağını, Türkiye’nin bunu kaldıramayacak durumda olduğunu belirten Gülkan, ”DASK zorunlu hale getirilmeli ve kanunla düzenlenmelidir” diye konuştu. Gülkan, İstanbul dışında da bir çok ilde deprem riskinin bulunduğunu ancak bu illerin çok gündeme gelmediğini söyledi.

ODTÜ Jeoloji ve Jeofizik Araştırma Merkezi adına konuşan Yrd. Doç. Dr. Arda Özacar, aktif fay haritasının güncellenmesi gerektiğini anlattı. Bu güncellemenin üniversitelerin katkısıyla hızlı ve güvenilir bir şekilde yapılabileceğini belirten Özacar, İstanbul dışında metropol sayılan bir çok ilde deprem riskinin bulunduğunu yineledi. Özacar, akademisyenlerin araştırma için ekipmanlara ulaşabilmesinin son derece önemli olduğunun altını çizdi.

Ankara Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (ADAUM) müdürü Prof. Dr. Ahmet Tuğrul Başokur, deprem araştırmalarıyla ilgili aletlerin son derece pahalı olduğunu söyledi. TÜBİTAK’ın bu konuda alet parkının olması gerektiğini ve akademisyenleri bu aletlerden yararlandırması gerektiğini dile getiren Başokur, deprem tehlikesi altındaki bölgelerde parametrelerin saptanması konusunda AB standartlarının getirilmesini istedi.

Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi (DEPAR) adına konuşan Yük. Müh. Bülent Özmen, Türkiye’nin ortalama 5 yılda bir 7 üzerinde depreme maruz kaldığını kaydederek, ”Türkiye’nin depremi beklediğini” ifade etti.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü müdürü Doç. Dr. Sedat İnan, kurumun yürüttüğü ”Türkiye’nin Deprem Riski Yüksek Jeo-Stratejik Bölgelerinde Deprem Davranışının Çok Disiplinli Yaklaşımlarla Araştırılması (TÜRDEP) Projesiyle” ilgili bilgi verdi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası temsilcileri de 1938 yılında çıkan mühendis ve mimarlar yasasının değişmesi gerektiğini ifade ettiler.

Bu gelişmeler ajanslara şu şekilde yansıdı. TBMM Deprem Komisyonu’na bilgi veren Başbakanlık Deprem Araştırma Dairesi Başkanı Murat Nurlu, “Kentsel Planlamaya Esas Diri Faylar Etrafında Tampon Bölge Oluşturulması Hakkında Yönetmelik” taslağı hazırlandığını söyledi. Yönetmeliğe göre tampon bölgenin genişliği, fay hattının yapısına göre 75, 150 ve 250 metre olarak belirlenecek. Yan doğrultulu faylarda fay hattının her iki yanında 75 metre, düşey doğrultulu faylarda 150 metre, derin faylarda ise 250 metrelik alan tampon bölge olarak belirlenecek.

‘Fay Denetim Komisyonu’ tarafından belirlenecek tampon bölgenin mesafesi gerekli görülmesi halinde arttırılacak. Yapılaşmaya izin verilmeyecek tampon bölgelerde mevcut yapı ve konutlar güçlendirilmek kaydıyla ekonomik ömrü tamamlanıncaya kadar kullanılabilecek. Ayrıca tampon bölge içinde kalan alanlarda tesis ve altyapı çalışmalarına izin vermeyecek. Bu tip yatırım kararları, Bakanlık Fay Denetim Komisyonu’nca incelenecek. Tehlike arzedenler taşınacak.

Yazının devamında Türkiye Deprem Vakfı‘nın yönetim kurulunda bulunan iki jeofizik (~ yerdoğabilim) hocasından iki farklı görüşü okuyacaksınız. Bu ikilem, haberin en başında da belirtildiği gibi günümüz teknolojisinin ve tekniklerinin deprem mekanizmasını anlamak için yeterli olmadığının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Yönetmeliği değerlendiren Prof. Dr. Oğuz Gündoğdu’ya (İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği) göre uygulama pratikte kolay değil. Bu konuşmanın görüntüsü için http://www.facebook.com/video/video.php?v=104306036265098

“Bu konu 1999 depreminden beri sorun. Çeşitli belediyeler, teknik bilgilere fazla dayanmadan kendilerince benzer uygulamalar yapmaya çalıştı, ancak böyle bir uygulamanın teknik izahı yapılamadı.

Bazı depremlerde faya yakın olan yapıların, uzak olanlara göre depremden daha az hasar gördüğü de tespit edildi. Bu konuda da araştırmalar yapılıyor. Yani, eğer yapılaşmaya kapatılacak bir tampon alan tespit edilecekse bunun için detaylı incelemelerin yapılması gerekiyor. Bir fayın ne kadar tehlikeli olduğunu belirleyen farklı kriterler var. Bu kriterlerin dikkatlice ele alınması şart.

Klasik deprem haritalarında faylar ana hatlarıyla belirtiliyor. Ama bu fayların dışında ya da devamında ikincil faylar da var. Bazıları birkaç hat halinde ilerliyor. Bunların yerinin ve etkilerinin tespiti kolay değil. İstanbulla ilgili olarak hazırlanan bazı haritalarda, Avcılar gibi yerlerde karada devam eden ikincil faylar gösteriliyor. Bununla ilgili çalışmalar devam ediyor. Eğer yönetmelik geçerli olursa, örneğin bizim üniversitemizin kurulu olduğu yer, bu alanlar içinde kalabilir. İstanbul’da boş alan yok. Bu yüzden de yönetmeliğin uygulanması zor olacak.

Bir fay yakınında güvenli konut yapmak için bugün için teknoloji var ama konut yapımı için bu maliyete değer mi, bu tartışılır. Tünel, demiryolu ya da viyadük gibi daha büyük ölçekli yapılarda ise maliyet göze alınabilir. Zaten geçmişte de buna benzer örnekler yaşandı, teknik ve yapısal gereklilikler yerine getirildiğinde viyadüklerin ya da tünellerin ayakta kaldığı görüldü. Bizde büyük yapılarda dayanıklılığı sağlayacak teknik imkanlar var ama maliyet sorun.”

Prof. Dr. Haluk Eyidoğan’a (İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği) göreyse fayların tespit edilmesi halinde tampon bölge uygulaması yararlı olacak.

“Benzer uygulamalara bazı ülkelerde rastlanıyor. Örneğin Kaliforniya’da deprem üretebilecek fayların sağında ve solunda 25 ila 50 metrelik güvenlik bantları oluşturuluyor. Yapılaşmaya yasak getirilen bu bölgeler yer bilimciler ve yerel yetkililer tarafından ortaklaşa belirleniyor.

1999 depreminden sonra Türkiye’de de benzer çalışmalar yapıldı. Ulusal Deprem Konseyi lağvedilmeden önce bu konu gündeme alınmıştı. Eğer gerçekten canlı bir fayın arazide izi sürülürse bu gibi önlemlerin yararlı olacağını düşünüyorum.

Daha öncede deprem olan bir yerde fayın izi kolaylıkla sürülebilir. Bunun yanı sıra şüphe edilen yerlerde ayrıntılı ölçümler, sondaj ve paleosismolojik çalışmalar yapılarak fayın varolup olmadığı ortaya çıkarılabiliyor. Ancak bunun her zaman geçerli olmadığını da belirtmek gerekiyor. Bazen üzerinin kalın bir toprak tabakasıyla kaplanması ya da çeşitli coğrafi nedenler fayların tespitini zorlaştırabiliyor hatta imkansızlaşabiliyor.

Son 2 yıldır İstanbul’da metropolitan alan içinde detaylı çalışmalar yapıldı. Yaklaşık 8 bin noktada yapılan sondaj ve diğer çalışmalarla 1/2000 ölçekli, yani oldukça detaylı bir sismolojik mikro bölgeleme haritaları çıkartıldı. Bu verilere göre İstanbul’un içinde, büyük deprem yaratacak aktif bir fay yok. Bazı tartışmalı fay uzantıları olsa da son 2 bin yıl içinde kara üzerinde hasar yapıcı bir deprem rapor edilmedi. Beklenen deprem şehrin güneyinde, Marmara Denizi içinde uzanıyor.”

Kaynakça
Aça, F., 2010. Depreme ‘tampon’ çözüm mü?, Genel Bakış, Türkiye, NTVMSNBC, İstanbul, Türkiye, http://www.ntvmsnbc.com/id/25057958, 16 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
MH, 2010. DEPREME KARŞI ALINACAK ÖNLEMLERİN ARAŞTIRILMASI KOMİSYONU…, TBMM Başkanı Basın Açıklamaları, Meclis Haber, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, Türkiye, http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=97230, 16 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
MH, 2010. TBMM DEPREM KOMİSYONU…, TBMM Başkanı Basın Açıklamaları, Meclis Haber, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, Türkiye, http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=97381, 16 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
MH, 2010. TBMM DEPREM ARAŞTIRMA KOMİSYONU…, TBMM Başkanı Basın Açıklamaları, Meclis Haber, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, Türkiye, http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=97538, 16 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
MH, 2010. TBMM DEPREM ARAŞTIRMA KOMİSYONU…, TBMM Başkanı Basın Açıklamaları, Meclis Haber, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, Türkiye, http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=97713, 19 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
MH, 2010. TBMM DEPREM ARAŞTIRMA KOMİSYONU…, TBMM Başkanı Basın Açıklamaları, Meclis Haber, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Ankara, Türkiye, http://www.meclishaber.gov.tr/develop/owa/haber_portal.aciklama?p1=97928, 27 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.

Nord Akım Boru Hattı

Finlandiya’da hükümete bağlı çevre kuruluşu, Baltık Denizi altından Rusya’dan Almanya’ya uzanacak Nord Akım Doğalgaz Boru Hattı’nın inşası için Rusya’ya gereken izni verdi. Ama Finlandiya, boru hattı inşasına verdiği izinde, döküntülerin yaratabileceği sorunları önleyebilmek için, boru hattının parçalarını yerleştirecek gemilere, Finlandiya ekonomik bölgesinde demirleme yasağı getirdi. Nord Akım, daha önce Rusya, İsveç, Danimarka ve Almanya’dan gereken izinleri almıştı. Doğalgaz boru hattı projesinin 7,4 milyar Euroya mal olacağı tahmin ediliyor.

Finlandiya’dan beklenen izin, 2012 yılında tamamlanması beklenen 1220 kilometrelik Nord Akım hattının inşasının gerçekleşmesi için aşılması gereken son resmi engeldi. Nord Akım hattından her yıl Almanya ve diğer Avrupa Birliği üyelerine 55 milyar metreküp doğalgaz sevk edilmesi planlanıyor.

Rus Gazprom, Nord Akım Boru Hattı’ndaki yüzde 51 hissesi ile projede en büyük paya sahip olan şirket konumunda, Alman BASF-Wintershall ve E.ON Ruhrgas şirketleri yüzde 20’şer ve Hollanda’nın Gasunie şirketi yüzde 9 hisseye sahip.

Baltık Denizi bölgesinde, bu projenin, deniz dibinde yatan zehirli maddeleri, özellikle 2. Dünya Savaşı’ndan kalma çok sayıdaki cephanenin içindeki maddeleri hareketlendireceği kaygıları dile getirilmekteydi. Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de 10 Şubat 2010 Çarşamba günü düzenlenen toplantıda Rusya başbakanı Vladimir Putin, Nord Akım’ın çevre üzerindeki etkileri konusunda yoğun araştırma yürütüldüğünü ve boru hattının güvenli olduğunu söylemişti.

Daha fazla bilgi için http://www.nord-stream.com

Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=OrUlHbrxwSE

Nord Stream
Nord Stream is a gas pipeline to link Russia and the European Union via the Baltic Sea. It will carry natural gas to supply both businesses and households. The new pipeline will be an important factor of energy security in Europe.

Nord Stream will transport up to 55 billion cubic metres of gas each year. This is enough to supply more than 26 million households.

Nord Stream is more than just a pipeline. It is a new channel for Russian natural gas exports, and a major infrastructure project which sets a new benchmark in EU-Russia cooperation.

Kaynakça
BBCTürkçe, 2010. Baltık Denizi’nden boru hattına yeşil ışık, Diğer Haberler, BBC Türkçe Servisi, Londra, İngiltere, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2010/02/100212_baltic_pipeline.shtml, 13 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.

Şubat 2010 Akdeniz ve Ege Kuvvetli Yağışın Etkisinde

“6 Şubat 2010 Cumartesi gece yarısından itibaren İzmir, Aydın, Muğla, Çanakkale çevrelerinde sağanak, Edirne’de kar şeklinde yağış bekleniyor.

7 Şubet 2010 Pazar günü; İzmir, Aydın, Muğla ve Çanakkale şiddetli olmak üzere İstanbul, Balıkesir, Yalova, Denizli, Manisa, Uşak, Antalya, Isparta ve Burdur çevrelerinde kuvvetli sağanak, Edirne ve Kırklareli’nde
kuvvetli karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacak. Rüzgar; Marmara, Ege ve Batı Akdeniz’de güney ve güneybatı (Lodos) yönlerden 40-60 km/saat hızla esecek.

8 Şubat 2010 Pazartesi günü; Muğla, Aydın, Antalya ve İzmir’in güney ilçelerinde şiddetli olmak üzere, Marmara’nın güney ve doğusu (İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Çanakkale, Yalova, Balıkesir, Bilecik), Ege, Batı Akdeniz (Antalya, Isparta, Burdur), Orta ve Doğu Akdeniz kıyılarında (Mersin, Adana) kuvvetli
sağanak, İç Anadolu’nun kuzeybatısı (Eskişehir, Ankara’nın güney ve batı kesimleri) ile Bolu ve Düzce
çevrelerinde kuvvetli karla karışık yağmur ve yükseklerinde kar şeklinde olması bekleniyor. Rüzgar; Güney Ege, Akdeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu ile Doğu Anadolu’nun batısında güney ve güneybatı (Lodos) yönlerden 40-60 km/saat hızla esecek. Hava sıcaklığı; Lodosla birlikte ülke genelinde 2 ila 4 derece artarak mevsim normalleri civarında seyredecek.

Pazar ve pazartesi günleri özellikle İzmir, Aydın, Muğla ve Antalya illerinde şiddetli olmak üzere, güney ve batı bölgelerde kuvvetli lodosla birlikte etkili olacak yağışların neden olabileceği olumsuz şartlara karşı (su baskını, sel, soba ve doğalgaz kaynaklı baca gazı zehirlenmeleri, çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi vb.) tedbirli olunması gerekmektedir.”

Devlet Meteoroloji İşleri, yukardaki uyarıyı 5 Şubat 2010 tarihinde yaptı ve hem Akdeniz’de hem de Ege’de kuvvetli yağış hayatı olumsuz etkiliyor. Bazı ilçelerde okullar tatil edilirken, evini su basan bir çok vatandaş da mahsur kaldı.


Burada görüntü var, göremiyorsanız http://www.youtube.com/watch?v=TBBbn0uQNHk

Türkiye’den kareler..
Denizli Valiliği de Çameli ve Serinhisar ilçelerinin merkez ve köyleri ile Honaz ilçesi Karaçay beldesi ve Aydınlar köyü, Beyağaç ilçesinin Sazak, Kapız ve Kızılcaağaç köylerinde, ilk ve orta dereceli okulların yoğun kar yağışı ve olumsuz hava şartları nedeniyle bugün 1 gün süreyle tatil edildiğini bildirdi.

Burdur’un Karamanlı ve Yeşilova ilçelerinde, ilköğretim okulları ve liseler tam gün, Tefenni ve Çeltikçi ilçelerindeki okullar ise yarım gün süreyle tatil edildi. Öte yandan, Burdur-Antalya kara yolu Çeltikçibeli mevkisinde de yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşım kontrollü olarak sağlanıyor.

Isparta’nın Eğirdir ve Aksu ilçelerinde yoğun kar yağışı nedeniyle bugün yarım, yarın da tam gün okulların tatil edildiği bildirildi.

Muğla’nın Karabağlar Yaylasında bazı vatandaşlar evlerinde mahsur kaldı. İtfaiye ile afet ve acil durum arama ve kurtarma ekipleri, evlerinde mahsur kalan 3 kişiyi güçlükle kurtardı. Kötekli Mahallesi’ndeki bir sitenin sakinlerinin 35 saattir evlerinden çıkamadığı bildirildi. Karabağlar Yaylası’nda 24 saatir evlerinde mahsur kalan bir anne ve üç çocuğu da arama kurtarma ekiplerince kurtarıldı.

Muğla Valisi Ahmet Altıparmak, etkili yağış nedeniyle evlerinde mahsur kalan vatandaşları kurtarma çalışmalarının sürdüğünü belirterek, son 24 saatte metrekareye 153 kilogram yağış düştüğünü bildirdi. Muğla’da son 8 günde ise 195,8 kilogram yağış düştü. Son 24 saatte Marmaris’te 156, Bodrum’da 37 kilogram, Datça’da 66 kilogram, Fethiye’de 40 kilogram, Milas’da 45 kilogram, Yatağan’da 70 kilogram, Dalaman’da 92 kilogram ve Köyceğiz’de 127 kilogram yağış düştü. Altıparmak, şu bilgileri verdi:

”Muğla merkezde, bazı ev ve iş yerlerini su bastı. Dalaman ilçesinde Kapıkargın köyünde 3 evin zemin katları su altında kalmış, Tersakan Çayının taşması neticesinde ekili alanlar zarar görmüştür. Milas ilçesinde Gökçeler köyünden geçen dere üzerindeki daha önce yıkılan köprünün yerine konulan geçici bakslar ile Karakuyu köyü Ahmetler Mahallesi ile Hisarcık köyünü bağlayan köprü kullanılamaz hale gelmiştir.

Bodrum-Milas karayolu Dörttepeler civarında Mumcular Baraj kapaklarının açılması nedeniyle kara yolu 2–3 saat kapalı kalmış, yapılan çalışmalar neticesinde tek şeritten ulaşım sağlanmaktadır. Meşelik köyü yol kıyısındaki evleri su basmıştır.

Fethiye ilçesinde Karadere ve Kumluca beldelerindeki seralar zarar görmüştür. Köyceğiz İlçesinde Otmanlar Karaçay yolu ve Balcılar mevkisinde heyelan meydana gelmiştir. Kavaklıdere ilçesinde ise Salkımköyü girişinde yol çöktü.”

Aydın‘da geçtiğimiz hafta Kemer Barajı’ndan Akçay Hidroelektrik Santrali’ne su taşımaya başlayan kanalın Kılavuzlar köyü ile Yeniköy arasında kalan kısmı yağışların ardından artan suyun basıncına dayanamayarak patladı. Patlama nedeniyle, Akçay Hidroelektrik Santrali’ne taşınan yaklaşık 1 milyon metreküp su, bölgedeki tarım arazilerine aktı. Pamuk ve biber ekili alanlar sular altında kaldı. Akan sular nedeniyle bölgede oyuklar ve toprak kayıpları meydana gelirken, iş makineleri yardımıyla suların tahliyesine çalışılıyor.

Meteoroloji, Antalyalıları oluşacak fırtına ve su hortumuna karşı da uyardı. Okulların tatil edildiği Antalya’da şiddetli yağışın ardından cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu. Konyaaltı Plajı’nda yükselen dalgalar taşları caddeye savurdu, kent genelinde bazı ağaçlar rüzgarın etkisiyle devrildi.

Yağışlı hava Antalya’nın ilçelerinde de etkili oldu. Demre ilçesinde yağış nedeniyle Noel Baba Müzesi’nin büyük bölümü sular altında kaldı. Demre’yi Köşkerker, Belören ve Çağman köylerine bağlayan Demre Çayı üzerindeki Köşkerler Köprüsü aşırı yağış ve sel nedeniyle çöktü. Kısa süreli dolu, portakal bahçelerine ve seralara zarar verdi. Finike ilçesine bağlı Sahilkent ve Turunçova beldelerinde etkili olan yağış nedeniyle bazı evler, portakal bahçeleri ve seraları su bastı. Antalya’nın Serik ilçesinde enerji nakil hattında çalışan TEDAŞ’a bağlı özel firma çalışanı Sami Demirbaş (27) yıldırım isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti. Kumluca Kaymakamı Salih Işık, Alakır Barajı’nda su seviyesinin yükseldiğini ifade etti. Barajdaki suyun bendin üzerini aşmaya başladığını belirten Kaymakam Işık, barajdaki su seviyesinin düşürülmesi için savaklardan su verilmeye başlandığını kaydetti.

Antalya’nın doğu ilçeleri ile Muğla’nın sahil kesimleri ve açıklarında kuvvetli gök gürültülü sağanak yağışla birlikte kısa süreli fırtına ve su hortumu oluşması bekleniyor. Bu arada Antalya-Manavgat karayolu Abdurrahmanlar mevkisinde yol, şiddetli yağıştan Gebiz deresinin taşması sonucu çift yönlü trafiğe kapatıldı.

İzmir‘in son 24 saatte aldığı yağış miktarı, 72 yıllık ortalamasının üzerine çıktı. Kentte son 24 saatte metrekareye 137 kilogram yağış düştü. İnciraltı’ndaki bazı mandalina bahçelerini ve iş yerlerini su bastı. İzmir’in Aliağa Kaymakamı İbrahim Keklik, şiddetli yağış ve Petkim Güzelhisar Barajı’ndan su salınması sonucu Güzelhisar Çayı üzerindeki Karaköy Köprüsü’nün yıkıldığını bildirdi.

Tekirdağ‘ın Şarköy ilçesine bağlı Yeniköy yolunda 30 dekar alanda heyelan meydana geldi.

Manisa‘da son 24 saatte metrekareye 64 kilogram yağış düşerken, kentteki meteoroloji istasyonunu da sel bastı. Suyun, ölçüm cihazlarına zarar vermediği ancak bahçede çamur oluşturduğu belirtildi. Yağmurdan dolayı şehrin cadde ve sokaklarında oluşan çukurlar sürücülere zor anlar yaşatıyor. Spil Dağı Milli Parkı’na Manisa tarafından giden yolda meydana gelen heyelan nedeniyle, yol dün gece yarısından bu yana ulaşıma kapandı. Dağa, İzmir Kemalpaşa yolundan gidiş gelişe izin veriliyor.

Çanakkale‘de, yüzde yüz doluluğa ulaşan Atikhisar Barajı’nda, savaktan dere yatağına su akışı başlayacağı bildirildi. Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde, Menderes Çayı’nın bazı bölgelerinde taşkınlar yaşandı. Bayramiç Barajı’nda biriken fazla sular, barajın otomatik sistemi sayesinde tahliye edilince, Menderes Çayı’nın su debisinde artış yaşandı. Çayın bazı bölgelerinde su taşkınları oldu, Menderes Mahallesi’ndeki hayvan pazarı su altında kaldı. Son 24 saatte metrekareye Çanakkale’de 18 kilogram, Gökçeada’da 78 kilogram, Bozcaada’da 68 kilogram ve Ezine’de 46 kilogram yağış düştü.

Adana‘nın Yumurtalık ilçesinin Kaldırım Beldesinde, Aslantaş Barajının kapaklarının taşkın tehlikesi nedeniyle açılması sonucu tarım alanlarının sular altında kaldığı bildirildi.

Son bir haftadır metrekareye 63,4 kilogram yağışın düştüğü Edirne‘de, son 24 saatte metrekareye 25,8 kilogram yağış düştü. Aşırı yağışlar nedeniyle Edirne-Kırklareli arasındaki D-20 kara yolu üzerindeki Oğulpaşa Deresi’nin taşması sonucu D-20 kara yolu sabah saatlerinde ulaşıma kapandı. Tunca Nehri’nin debisi 128 metreküp/saniye, Meriç Nehri’nin debisi 157 metreküp/saniye ve Arda Nehri’nin debisi ise 150 metreküp/saniye olarak ölçüldü. Ergene Nehri’nin taşması sonucu ise tarım alanları su altında kaldı. Dereköy’de görüş mesafesi de 30 metreye kadar düştü.

Doğu Anadolu Bölgesinde soğuk hava şartları etkisini sürdürüyor. Yetkililer, Erzurum’da 87, Ağrı’da 54, Kars’ta 26, Bingöl’de 20, Ardahan’da 17, Van’da 12, Muş’ta 8, Tunceli’de 4 ve Hakkari’de 1 köy olmak üzere toplam 229 köy yolunda karla mücadele çalışmalarının aralıksız sürdüğünü ifade ettiler.

Van İl Özel İdaresi yetkilileri, kar yağışının durmasıyla başlayan karla mücadele çalışmaları kapsamında kent merkezi ve ilçelere bağlı 109 köy yolundan 97’sinin kısa sürede ulaşıma açıldığını, kar ve tipinin etkisiyle halen kapalı bulunan 12 köy yolunda da çalışmaların devam ettiğini belirttiler.

Kayak ve kış turizminin önemli merkezlerinden olan Uludağ’da kar kalınlığı 2,5 metreye ulaştı. Bursa kent merkezinde yağmur, Uludağ’da ise kar yağışına neden oldu.

Tipi nedeniyle ulaşıma kapanan Kayseri-Erciyes kara yolunda mahsur kalan 8 araca ulaşıldı. Jandarma ekipleri, yapılan çalışmalar sonucu kara yolunda mahsur kalan 8 araca ulaştı. Paletli kar aracına alınan araçlarında mahsur kalan 10 kişi, Erciyes Kayak Merkezi’ne getirildi. Yetkililer, mahsur kaldıktan sonra kurtarılan ve bir süre Erciyes Kayak Merkezi’nde dinlendirilen toplam 35 kişinin, Develi ilçesine gönderildiğini, şu anda yolda mahsur kalan aracın bulunmadığını kaydetti.

Orta Asya’dan gelecek yağışlı havanın etkisi altına girmesi beklenen Marmara’da, hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde olacağı bildirildi. Meteorolojiden alınan bilgiye göre, Bursa, Balıkesir ve Çanakkale civarında bugün etkisini sürdüren yağışlar, yarın itibariyle ara verecek. Bölge, çarşamba gününden itibaren Orta Asya’dan gelecek yağışlı havanın etkisi altına girecek. Hafta sonuna kadar bölgede gök gürültülü sağanak yağış olacak.

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde 14-15 derece civarında olacağı, gece sıcaklığının ise 8-10 derece arasında seyredeceği öğrenildi.

Kaynakça
AA, 2010. AKDENİZ VE EGE’DE KUVVETLİ YAĞIŞ, Ana Sayfa, Anadolu Ajansı, Antalya/Muğla, Türkiye, http://www.aa.com.tr/tr/antalyada-firtina-ve-yagis.html, 8 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
DMİ, 2010, KUVVETLİ YAĞIŞ UYARISI, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara, Türkiye, http://www.meteor.gov.tr/FILES/imgTemp/basin-aciklamasi-05022010.pdf, 8 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2010. Yağışlar tanınmaz hale getirdi, Genel Bakış, Türkiye, NTVMSNBC, İstanbul, Türkiye, http://www.ntvmsnbc.com/id/25054842, 8 Şubat 2010 tarihinde ulaşılmıştır.