Bor Fabrikasındaki 200 İşçiye Kısırlık Testi Yapılacak

Avrupa Birliği bor madenini kısırlık yaptığı iddiasıyla “üremeye olumsuz etkili kimyasal madde” statüsüne aldı. Eti Maden Genel Müdürlüğü şimdi bu iddiayı çürütmeye çalışıyor. Balıkesir’in Bandırma ilçesindeki bor fabrikasında çalışan 200 işçiden sperm, kan ve idrar örnekleri alınacak. Sperm sayısı fazla çıksın diye işçilere tahlillerden önce 3 gün seks yasağı getirilecek.

Bor Fabrikasındaki 200 İşçiye Kısırlık Testi Yapılacak yazısına devam et

Marmara’da Deprem Kendisini Hatırlatıyor

Kuzey Marmara Fay Hattı üzerinde son iki yılda 3’ten büyük 45 deprem kaydedildi. Marmara Denizi’nde olan deprem sayısı ise 2 bin 500’e ulaştı. Uzmanlara göre bunun anlamı şu: “Deprem kendisini hatırlatıyor, bölgede büyük deprem olma potansiyeli var.”

Olası Marmara Depremi ve alınması gereken önlemlerin gündemden düşmeye başladığı bir dönemde, deprem gerçeği kendisini yeniden hatırlatıyor. Son olarak haftasonu meydana gelen 4,2 büyüklüğündeki deprem buna bir örnek. Uzmanlara göre; bu tür depremlerin öncü ya da daha büyük bir depremin tetikleyicisi olarak algılanması yanlış, ancak fay hattı bu depremlerle varlığını hatırlatıyor ve karakteri hakkında önemli ipuçları veriyor.

Prof. Dr. Haluk Eyidoğan (İstanbul Teknik Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü)
“Bölgenin genel karakterine baktığımız zaman, o hat üzerinde son iki yılda 3’ten büyük 45 deprem kaydedildi. Son iki yılda Marmara Denizi’nde kaydettiğimiz deprem sayısı ise 2 bin 500 civarında. Sıklıkta bir artış ya da azalma söz konusu değil. Marmara Bölgesi’nde son iki yılda 5,6-5,7 büyüklüğünde deprem de oldu. Dolayısıyla Marmara’nın genel karakterine uygun bir şey. Kaldı ki, depremin genel karakterine, Kuzey Marmara Fayı dediğimiz ve uzun yıllardır oldukça aktif olan, üzerinde onlarca deprem olan bir faydan bahsediyoruz ve son sarsıntılar bizim için çok sürpriz değil. Bunlar bölgenin karakterine uygun olan, ama genel anlamda bize o fayın gelecekte büyük deprem oluşturma potansiyeline sahip olduğunu gösteren hareketlerdir. Bunları öncü şok gibi algılamak yerine, fayın normal hareketinin bir göstergesi olarak algılamalıyız. Bugüne kadar yapılan jeolojik ve jeofizik çalışmalar da zaten bunu söylüyor.

Deprem bilimde öncü depremi tespit etmek çok çok zordur. ‘Bu öncü şoktur, bunun arkasında büyük şok gelecektir’ diyebileceğimiz bir cetvel ya da şablonu yoktur. Biz şu andaki bilgilerimize, teknik bilgilere göre ancak arkasından büyük bir deprem geldiğinde, bu öncü şokmuş diyebilecek durumdayız hâlâ. Ama bu konuda dünyada çok sayıda bilimsel çalışma devam ediyor. Önümüzdeki yüz yıl içinde öncü işaretleri umarım daha iyi tanıyabiliriz. Ancak bugünkü bilgilerimize göre bunu söylemek durumunda değiliz.”

Prof. Dr. Gülay Altay (Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü)
“Depremin merkezi Marmara Denizi’nin batı kısmında Tekirdağ ve Marmara Adası arasındaki Batı Marmara çukuru. Bu, 2002’den bugüne bu bölgede tespit edilen en büyük deprem olarak ölçüldü, ancak bu olağandışı bir duruma işaret etmiyor. Yaşanan 4,2 büyüklüğündeki depremden sonra 17 tane daha artçı deprem kaydedildi. Bu büyüklükteki bir deprem için bu sayıdaki artçı deprem olağandır. 2000 yılından bu yana kadar genelde Marmara Bölgesi’ndeki fay hattının devamında bir hareketlilik yaşandığını söyleyebilir, bunlar düzenli olarak kayıt altına alınıyor.

Son depremin, olası Marmara Depremi ile ilgili olarak bir öncül deprem olmasından ya da tetiklemesinden bahsetmek doğru olmaz, bugünkü teknik imkânlarla bunu bilebilmek mümkün değil. Ancak bu deprem gerçeğini göz önünde bulundurmamız gerçeğini de değiştirmez. İçinde bulunduğumuz yüzyılda büyük bir deprem olacağı öngörülebilir, ancak kesin bir tarihten elbette bahsedilemez. Bu yıl da olabilir, yarın da olabilir.

Olası depremle ilgili olarak uzun dönemde bir deprem yaşanmadığını da göz önüne alarak önlemlerin alınmasının daha da acil bir hal kazanıyor. Daha önceki 1766 ve en son da 1894 yılında İstanbul’da büyük deprem meydana gelmişti. Buna ek olarak, 1999 Marmara Depremi de bu bölgedeki depremselliği değiştirdi. 1999 öncesi ile sonrasında fay hatlarındaki durum aynı değildir. İzmit depreminin, ileriki depremleri öncelediği varsayımında bulunulabilir. Elbette bu bir tarih belirleme olarak değerlendirilmemeli, ancak önlem alınması gerektiği hatırlatması için önemlidir.

Önümüzdeki dönemde İstanbul’da 7’den daha büyük bir deprem olasılığını her zaman göz önünde bulundurmalı ve buna göre ciddiyetle önlemler alınmalıdır. Son yaşanan depremleri ise bir öncü ya da tetikleyici olarak değerlendirmek yerine, depremin kendisini ve bu bölgedeki fayların hareketli olduğu gerçeğini hatırlatması olarak değerlendirmeliyiz.”

Prof. Dr. Okan Tüysüz (Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü)
“Olası İstanbul depreminin gerçekleşeceği fay hattı üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. 4,2’lik deprem sonrasında oluşan artçıların sayısı bu büyüklükteki bir deprem için olağandır, doğaldır. Bu deprem ve artçıları, bölgede ciddi bir gerilim birikimi olduğunu gösteriyor. Bu uyarıya rağmen bunun daha büyük bir depremi tetikleyeceği gibi bir varsayım doğru olmaz, çünkü büyük deprem küçüğünü tetikler, küçükler büyüğünü tetiklemez.

Bunu şu şekilde bir uyarı olarak ele almak daha doğru olacaktır; buradaki fay deprem üretme potansiyeline sahiptir ve aktiftir, hareketine devam etmektedir. Çünkü tek bir deprem ve arkasından bir suskunluk olmadı. Bu da belli bir gerilimin var olduğuna ve bunun boşaldığına işaret ediyor.

Bu depremin verdiği uyarının dışında da önlemlerin artırılması konusunda uyarılar vardır. Bunlardan bir tanesi tarihsel deprem kayıtlarıdır. Depremlerde genelde bir tekrarlama aralığı vardır; ama bu aralık biraz şaşar. Bunu net söylemek mümkün değildir. Şu an bu periyot içinde olduğumuzu söyleyebiliriz.

Bunun yanı sıra GPS dediğimiz ölçüm sistemler ile yaptığımız ölçümler de benzer sonuçlar veriyor. Bu cihazlarla yaptığımız ölçümler bize fayın iki tarafındaki bloklar arasındaki boşluklara bakarak fay üzerinde ne kadar boşluk oluşmuşsa periyodun o kadar tekrarlayacağını gösteriyor. Ne kadar çok sıkıştırıyorsanız o kadar sıklıkla deprem ortaya çıkacaktır. Bu GPS ölçümleri de aşağı yukarı tarihsel verilerle ortaklıklar gösteriyor.

Süre olarak aşağı yukarı 5 metrelik bir atımın biriktiğini söyleyebiliriz. Yani GPS’te ölçtüğümüzde son depremden bu yana iki blok birbirine göre faydan yaklaşık 5 metre uzak noktalara hareket etmiş. Dolayısıyla olası bir depremde fayın iki tarafının 5 metre ötelenmesi gerekir. Buna benzer bir durum 17 Ağustos Depremi’nde yaşandı. Fayın bir tarafı diğerine göre 5 metre civarında hareket etti. Bu da olası İstanbul depreminin, 17 Ağustos’ta yaşanan depreme benzeyeceğini gösteriyor.”

Bu haber, NTVMSNBC (Fatih AÇA) sitesinden değiştiirlmeden alınmıştır.

8 Ocak 2009 Kosta Rika Depremi

8 Ocak 2009 perşembe günü, Kosta Rika’da 6.1 (6.2) büyüklüğündeki depremde ölenlerin sayısı 30 olarak açıklandı. Kayıp sayısının da 85 olduğu belirtiliyor.

Depremin ardından Vara Blanca de Alajuela bölgesinde toprak kayması meydana geldi ve 10 km. uzunluğunda bir yol toprak altında kaldı. Olay esnasında yolda bulunan birçok arabanın kaya ve toprak altında kaldığı, bu yüzden ölü ve yaralı sayısının daha da artmasının beklendiği kaydediliyor. Roman, şehirle bağlantısı kesilen 45 kişinin dağlık bölgelerde mahsur kaldığını ve 1378 kişinin de geçici barınaklarda bulunduğunu belirtti.

ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’ne göre 6.1 büyüklüğündeki depremin merkez üssünün başkent San Jose’nin 35 km. kuzeybatısındaki turistik Poas Volkanı Milli Parkı olduğunu belirtti. Yetkililer, depremde milyonlarca dolar maddi zarar meydana geldiğini tahmin ediyor.

Felt Reports
Ten people were killed by a landslide at La Paz waterfall. Three people were killed by landslides in the Fraijanes-Dulce Nombre area and one person died of a heart attack in the San Jose area. Many people were injured, many buildings were damaged and landslides blocked roads in the area. Electricity was knocked out in parts of San Jose. Felt (VI) at Asuncion, Grecia and San Pablo; (V) at Alajuela, Colon, Curridabat, Desamparados, Escazu, Guadalupe, Heredia, Mercedes, Quesada, Sabanilla, San Antonio, San Francisco, San Isidro, San Jose, San Juan, San Pedro, San Rafael, Santa Ana and Santo Domingo; (IV) at Atenas, Cartago, San Ramon, and Tres Rios; (III) at Jacao. Felt throughout Costa Rica and in southern and central Nicaragua.

Tectonic Summary
The Costa Rican earthquake of January 8th, 2009 occurred within the Caribbean plate just east of its surface boundary with the Cocos plate. The earthquake has a strike-slip mechanism and likely resulted from the release of stresses built up within the crust of the Caribbean plate as the Cocos plate subducts beneath it. The plates converge at a rate of about 75 mm/year and the Cocos subducted slab dips to the northeast at around 45° to a depth of 170 km.

Cocos subduction has been responsible for a tremendous amount of historically damaging earthquakes in Central America. In 1776, an earthquake in Santiago, Guatemala, left 20,000 dead, destroyed 3,000 buildings and forced the colonial capital of Central America to be moved. In 1931, a M6.0 earthquake in Managua, Nicaragua, killed 2,000 people. In 1972, another earthquake in Managua with M6.2 left approximately 5,000 dead, 20,000 injured and 250,000 homeless. The 1976 M7.5 Motagua earthquake in Guatemala claimed 23,000 lives and injured 76,000 more. This event took place along the Motagua fault zone, which acts as the active transform boundary between the Caribbean and South America plates. In 1986, a M5.5 earthquake killed 1,000 people in El Salvador. The 1991 M7.6 earthquake in Costa Rica killed 47 people and injured 109 more. In 1992 a M7.6 earthquake in Nicaragua killed at least 116 people. Most damage and casualties were a result of a tsunami triggered by the earthquake. In January of 2001, a M7.7 earthquake southwest of San Miguel, El Salvador killed 852 people and damaged 150,000 buildings. Extensive landsliding was responsible for most of the deaths and damage associated with this event. One month later, to the day, a M6.6 earthquake took 315 lives in the San Juan Tepezontes-San Vicente-Cojutepeque area in El Salvador.

Bu haber, CNNTÜRK, NTVMSNBC ,TRT ve USGS sayfalarından derlenmiştir.