Aralık 2007 Ankara Depremleri

20-27 Aralık tarihlerinde, sağ yönlü doğrultu atımlı faylanma sonucu, Bala ( “Bâlâ” şeklinde okunur) ilçesini vuran depremler, Ankara’nın depremselliğini tekrar gündeme getirdi. Gerilmelerin arttığı ve azaldığı bölgelerin veri çözümlemeleri devam ediyor. Can kaybının olmadığı depremde, bölgedeki birçok yapı zarar gördü.

Depremlerin dağılımı. Görüntü: Kandilli
Depremlerin dağılımı. Görüntü: Kandilli

20 Aralık 2007 saat 11.48’de M=5.7 büyüklüğünde depremle başlayan etkinlik, Enstitümüz Deprem İzleme Merkezi (Kandilli) tarafından sürekli izlenmektedir. 27 Aralık, 01.47’de M=5.5 ve 27 Aralık 15.47’de M=4.8 büyüklüğündeki depremlere ilaveten büyüklüğü 2.7 ile 4.2 arasında olan yüzü aşkın deprem kaydedilmiştir.

Yörenin bilinen fay geometrisi gözönüne alındığında, son depremler gerilimin yerel olarak artmasının beklendiği bir bölgede meydana gelmiştir. Etkinliğin birbiriyle ilişkili zayıflık alanlarını içeren bir sistem içerisinde yer aldığı ancak büyük deprem üretecek faylarla doğrudan ilişkili olmadığı düşünülmektedir.

Devam etmekte olan etkinlik içerisinde dikkati çeken büyüklükteki M=4.8 ve daha büyük birkaç depremin, birbirine komşu farklı zayıflık bölgelerinde meydana gelmiş olmaları ihtimali yüksektir. Bu özellikleri nedeniyle orta büyüklükteki bu depremlerin kendi aralarında artçı –öncü- olarak sınıflandırmak doğru olmayacaktır. Etkinliğin kısaca özetlenen bu özelliği nedeniyle bir süre daha devam etmesi beklenebilir. (Kandilli, 2007)

2006 yılında başlayan DEPAR projesi kapsamında, bölgede, artçı çalışmalar için gerekli hazırlıkların yanı sıra, yüzey kırığı oluşturan depremlerin çalışılması ve deformasyonların –yamulmaların- tanımlanması için Dr. Fuat Şaroğlu (emekli, MTA), Prof. Ali Koçyiğit (ODTÜ) ve Prof. Dr. Erhan Altunel (Osmangazi Üniversitesi) tarafından oluşan bir aktif tektonik grubu ile işbirliği yapmıştır.

Bu ekip, deprem sonrası durumlarda deprem merkez üssünde çok parametreli deprem bilgilerini “yoruma dayalı değil” aletsel olarak toplamakta ve değerlendirmektedir. Bu bilgileri de en kısa zamanda kamuoyunun bilgisine ve meslektaşlarımızın kullanımına açmaktadır. Yönetsel ve toplumsal fayda odaklı bu çalışmalar esnasında sağlıklı değerlendirmeler için bilgiler toplanmakta ve yetkililerimize ve kamuoyuna ulaştırılmaktadır. (MAM, 2007)

Deprem, Türkiye neotektoniğinin önemli yapılarından olan Tuz Gölü fayının kuzeybatı ucuna yakın bir bölgeden kaynaklanmıştır. Yaklaşık 180 km uzunluğunda sağ yönlü doğrultu atımlı olan Tuz Gölü fayı KB-GD genel uzanımlıdır. Bu fay Kulu yakınlarında sonlanır. MTA Genel Müdürlüğü tarafından üretilmiş olan Türkiye Diri Fay Haritasında (MTA, 1992) fayın sonlandığı bu bölgede Kulu ile Bala arasında KD-GB ve KB-GD uzanımında biribirine çapraz uzanan ve uzunlukları 5-10 km arasında değişen bir fay sistemi yer alır.

Çapraz fay sisteminde her iki doğrultuda da uzanan faylar sağ yönlü doğrultu atımlıdır. 27 Aralık 2007 Bala (Ankara) depreminin ana şoku bu çapraz fay sisteminin kesiştiği alana rastlamaktadır. Sismolojik ve yapısal veriler karşılaştırıldığında depreminin Bala güneyindeki biribirine çapraz uzanan bu diri fay sisteminden kaynaklandığı söylenebilmektedir. (MTA, 2007)

Ayrıca, depremin ardından, Bala’da kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan fayın geçtiği Yanacak Vadisi’nde inceleme yaptı. İncelemeye katılan Doçent Doktor R. Kadir Dirik (Hacettepe Üniversitesi), İsmet Cengiz (MTA) ve Sami Ercan (Afet İşleri) yöredeki son depremlerin, yüzey kırığı oluşturacak büyüklükte olmadığını ve 3 depremin zemin odaklarının da, Yanacak Vadisi’ndeki fay üzerinde göründüğünü söyledi. Yanacak Vadisi’nin kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan faydan kaynaklandığını belirten Dirik, vadinin Tuz Gölü fayı ile aynı konumda olduğuna dikkat çekti ve 2 fay arasında bir çakışma olup olmadığının araştırılması gerektiğini söyledi.

İncelemeye katılan uzmanlardan JMO Genel Başkanı İsmet Cengiz’de, Bala’nın güneyindeki aktif faylarla Tuz Gölü fayı arasında irtibat bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini söyledi. Tuz Gölü fayının 200–300 yıldır suskun olduğunu, bunun da ciddi bir risk olduğunu söyledi. Cengiz, bununla birlikte, bu fayların üreteceği depremin maksimum büyüklüğünün 6’dan fazla olamayacağını da söyledi. (JMO, 2007)

* Kandilli’nin “Basın Duyurusu”ndan, MTA’nın ve MAM’ın “Güncel Haberleri”nden değiştirilmeden –aynen- alınmış ve derlenmiştir.

Daha fazla bilgi için JMO’nun konuyla ilgili basın açıklaması
www.jmo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=2002

Kaynakça:
JMO, 2007. Ankara Depremleri Ülkemizin Çağdaş Afet Yönetimine Duyduğu İhtiyacı Bir Kez Daha Göstermiştir, Jeoloji Mühendisleri Odası, jmo.org.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Kandilli, 2007. Bala Depremleri İle İlgili Basın Duyurursu, Ulusal Deprem İzleme Merkezi, Kandilli Rasathanesi (Gözlemevi) ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesi, koeri.boun.edu.tr/sismo, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
MAM, 2007. 20.12.2007 Bala (Ankara) ML=5.6 Depremi ve Artçı Sarsıntı Çalışmaları, Marmara Araştırma Merkezi, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), mam.gov.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
MTA, 2007. 20 Aralık 2007 Bala (Ankara) Depremi’nden Bilgi Notu, Aktif Tektonik Araştırmaları Birimi, Yer Dinamikleri Araştırma ve Değerlendirme Koordinatörlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), mta.gov.tr, 28 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.

Denizli’de Homo Erectus Fosili Bulundu

Denizli’deki travertenlerde (/pamuktaşlarında), rastlantı sonucu bulunan kafatası örneğinin, bir erkeğe ait, 500 bin yıllık, Homo erectus fosili olduğunu belirlendi. Fosil, insanların dünyaya dağılışı konusunda önemli bilgiler vermenin yanı sıra, bilinen en eski tüberküloz (verem) vakası olarak da tıp tarihinde yerini aldı. (Boyacı, 2007; NTVMSNBC, 2007)

Fosil üzerinde çalışan biliminsanları, Mehmet Cihat Alçiçek (Pamukkale Üniversitesi), Mehmet Özkul (Pamukkale Üniversitesi), Nizamettin Kazancı (Ankara Üniversitesi), John Kappelman (Teksas Üniversitesi), Michael Schultz (Georg-August Üniversitesi) ve Şevket Şen’den (Paris Doğa Tarihi Müzesi) oluşuyor. Çalışma, TÜBİTAK (ÇAYDAG 105Y280) ve Leakey Vakfı tarafından da finanse ediliyor.

Şekil 1.  Denizli'de bulunan homo erectus'a ait kafatasının içini gösteren fotoğraf. Mavi ölçek 2,5 santimetre. 500 bin yıllık fosilin sağ göz boşluğunun arkasındaki kemik boyunca 1-2 milimetre boyutunda doku bozuklukları var. Antik çağlarda insanoğlunu en çok etkileyen hastalık verem ve bu doku bozukluklarını beyni etkileyen bir tür verem oluşturmuş olmalı. Fotoğraf: John Kappelman (Teksas Üniversitesi, 2007)
Şekil 1. Denizli’de bulunan homo erectus’a ait kafatasının içini gösteren fotoğraf. Mavi ölçek 2,5 santimetre. 500 bin yıllık fosilin sağ göz boşluğunun arkasındaki kemik boyunca 1-2 milimetre boyutunda doku bozuklukları var. Antik çağlarda insanoğlunu en çok etkileyen hastalık verem ve bu doku bozukluklarını beyni etkileyen bir tür verem oluşturmuş olmalı. Fotoğraf: John Kappelman (Teksas Üniversitesi, 2007)

Türkiye’de bulunan yaklaşık 500 bin yıllık insan fosili, en eski hastalığın verem olduğunu gözler önüne seriyor. Bu kanıttan önce, birçok biliminsanı veremin birkaç bin yıl önce ortaya çıktığına inanıyordu. İnsan soyuna ait bu yeni örnek, yeterli D vitamini üretemeyen, bu yüzden de bağışıklık sistemi ile iskelet sistemi zarar [çn. hasar] gören (bkz. Şekil 1) siyah derili insanların, tropikal bölgeden [çn. Afrika’dan] kuzeye doğru göç ettiklerini [çn. tezini] de doğrular nitelikte.

Kuzeye göçün ardından, türler değişik mevsimsel iklimlere uyum sağladı. Türkiye’deki, Homo erectus kalıntıları da, ilk insanların büyük ölçüde Afrika’dan göç ettiklerini düşüncesini güçlendiriyor. Daha önce vereme ait en eski bulgular, Mısır’daki ve Peru’daki birkaç bin yıllık mumyalarda bulunmuştu. Denizli’de bulunan yeni örnekle, bu örnekler arasındaki hem zaman boşluğu hem de coğrafik boşluğu [çn. kısaca örnekler arası bağlantı] doldurmada, araştırmacılara büyük yardımda bulunacağa benziyor. (Teksas Üniversitesi, 2007)

Araştırmanın makalesi, American Journal of Physical Anthropology’de (Volume 135, Issue 1, p 110-116) yayımlandı.

İlk ağızdan haber için utexas.edu/news/2007/12/07/anthropology-3 (İngilizce)

Kaynakça:
Boyacı, O. N., 2007. Denizli’de Homo erectus fosili, DHA, Denizli, hurriyet.com.tr, 9 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
NTVMSNBC, 2007. Denizli’de 500 bin yıllık homo erectus, AA, Denizli, ntvmsnbc.com, 9 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.
Teksas Üniversitesi, 2007. Most Ancient Case of Tuberculosis Found In 500,000-Year-Old Human; Evidence Suggests Vitamin D Deficiency Endangers Migrating Populations, Teksas Üniversitesi Haber Sayfası, Austin, Teksas, ABD, www.utexas.edu/news, 9 Aralık 2007 tarihinde ulaşılmıştır.

Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2007. Denizli’de Homo Erectus Fosili Bulundu, yerbilimleri.com