Fosil Depremlerin Gizemi

Kolorado Eyalet Üniversitesindeki araştırmacılar, günümüzde meydana gelen ve gelecekte de meydana gelecek depremlerin, nasıl ve neden meydana geldiğini daha iyi anlayabilmek için, antik (/eski) zamanlarda meydana gelen antik depremler (/fosil depremler) üstünde çalışma yürütüyor.

Kolorado Eyalet Üniversitesinden, yerbilimci Doç. Dr. Jerry Magloughlin, [çn. eşsiz] fosil depremlerin meydana geldiği kayaçların üzerinde çalışıyor. Bu çalışma sonucu, günümüzdeki depremlerin oluşum süreçleri ve depremlerden sonra meydana gelen atımların, kısacası deprem mekanizması (/deprem sistemi ya da düzeneği) üzerindeki sır perdesinin, az da olsa kalkması amaçlanıyor.

“Kuzey Kolorado’da, yüz milyonlarca yıl korunmuş, yumuşak kayaçlarda fosil depremlere ait kanıtlar bulunuyor. Bunlar diğer kayaçlara göre küçük ve gösterişsiz; ama bulduğum olağanüstü örnekler…” diyor Magloughlin.

Magloughlin, fosil depremlerden sonra zarar görmüş kayaçların bir bölümünün Poudre Kanyonu’nda (Kolorado/ABD) olduğunu ve çalışmalarının bu bölgede yoğunlaştığını belirtiyor.

“Daha ilginç olansa bu örneklerin diğer kayaçlara göre aşırı derecede ince ya da aşırı derece kalın olması. Ontario’da (Kanada) çok ufak bir örnek buldum, muhtemelen nanodepremlerle (/çok çok küçük depremlerle) ilişkisi olabilir. Başka bir örneğiyse İskoçya’da buldum, 5 metre kalınlığa sahip, yaklaşık bir milyar yıldır şeklini koruyan kayacın, megadepremle (/devasa bir depremle) meydana gelmiş olabileceğini düşündüyorum…” diyor Magloughlin.

Şekil 1. (a) Norveç'ten fosil deprem. Siyah bantlı ve alev şeklinde saçılan görüntünün altında yatan sebep, yaklaşık 400 milyon yıl önceki bir depremdeki suya doygun camın sürtünme sonucu erimiş olması. Suya doymuş eriyik mineral yapı, en az 50 kilometre derinliği gösteren eklojiti işaret etmektedir. Ana kayası granülit kayasıdır. (b) Norveç'ten granülit-eklojit mekaniksel ayrımı. Ölçek çubuğu 10 santimetre. Sünümlü makaslama zonundaki eklojit (altta) akışkan durum sergilerken, önceki deformasyondan kendi içinde bantlaşmaları olan bantlı granülit (üstteki) herşeye rağmen katı davranmış. Su, granülitin eklojite transformasyonunu sağlayan katalizördür, susuz granülit metastabıl kalacaktır.
Şekil 1. (a) Norveç’ten fosil deprem. Siyah bantlı ve alev şeklinde saçılan görüntünün altında yatan sebep, yaklaşık 400 milyon yıl önceki bir depremdeki suya doygun camın sürtünme sonucu erimiş olması. Suya doymuş eriyik mineral yapı, en az 50 kilometre derinliği gösteren eklojiti işaret etmektedir. Ana kayası granülit kayasıdır. (b) Norveç’ten granülit-eklojit mekaniksel ayrımı. Ölçek çubuğu 10 santimetre. Sünümlü makaslama zonundaki eklojit (altta) akışkan durum sergilerken, önceki deformasyondan kendi içinde bantlaşmaları olan bantlı granülit (üstteki) herşeye rağmen katı davranmış. Su, granülitin eklojite transformasyonunu sağlayan katalizördür, susuz granülit metastabıl kalacaktır.

Faylar ya da çatlaklar, yerkabuğunu kestiği zaman, kayaç üzerinde çeşitli hasarlar meydana getirir. Fayın iki tarafı ne kadar hızlı kaymışsa hasarın büyüklüğü o derece fazla olur. Dolayısıyla çok yavaş bir süreç sonucunda sessiz depremler oluşur ki bunlar genelde fark edilmez. Bazen de fay, saniyeler içinde birkaç metre ya da daha fazla kayar ve ciddi yıkımlara sebep olan depremler meydana gelir.

Bu kayma hareketine (/atıma) ek olarak, kayaçların hangi derinlikte kaydığıda önemlidir. Eğer atım yerkabuğuna yakın yerlerde olmuşsa, kayaç ezilmiş ve çamur gibi davranış sergilemiş olmalıdır. Bu yapıya fay kili (/fay çentiği, ing. fault gouge) diyoruz. Deprem sırasında -mutlak koşullar altında- taban ve tavanın yerdeğiştirmesi yeterli hıza sahipse, oluşan sürtünme ısısı, kayacın erimesine bile yol açar. 1800 oF’den (~982 oC) daha fazla sıcaklığa ulaşan eriyik kayaç, yeniden katılaştığında, kolaylıkla ayırt edilebilen bir çeşit fosil deprem meydana gelmiş olur.

Bilim insanları, bu nadir doğal kayaçlar ve onların zaman için kendilerini koruma yetenekleri sayesinde, fayların nasıl çalıştığı ve depremlerin nasıl oluştuğuna dair mekanizmayı, depremler olduğu zaman daha iyi anlayabilecek [çn. yorumlayabilecek].

Not
Şekil 1’in aldındığı fosil depremlerle ilgili açıklayıcı bir kaynak

Jackson, J. 2005. Mountain roots and the survival of cratons, Astronomy & Geophysics, Volume 46, Issue 2, pp. 2.33-2.36, bullard.esc.cam.ac.uk/~jackson, access at 25 October 2007.

Kaynakça
Sorensen, K. 2007. Colorado State Scientist Studies Fossil Earthquqkes – Possible Key To Understanding Future Quakes, Kolorado, ABD, Kolorado Eyalet Üniversitesi Haber Sayfası, newsinfo.colostate.edu, 25 Ekim 2007 tarihinde ulaşılmıştır.

Yazar adı ve yayın adı kaynak belirtilerek özgürce kullanılabilir.
Güler, B. 2007. Fosil Depremlerin Gizemi, yerbilimleri.com