Doğayı Okumuş, Anlamış Gerçek Bir Yenidendoğuş Adamı: Cesare Emiliani (1922-1995) ve Zaman

viagra för män pris İzotop jeokimyası[1] ve paleoklimatoloji[2] topluluğunun en yaratıcı-üretici simalarından biri olan Cesare Emiliani, 1922 yılında İtalya’nın Bologna kentinde doğdu. Bologna Üniversitesi‘nde jeoloji okuduktan sonra aynı üniversitede mikropaleontoloji[3] konusundaki doktora çalışmasını 1945 yılında tamamladı. 1946-1948 yılları arasında Floransa’da mikropaleontolog olarak çalıştı ve bu arada Bolonga yakınlarındaki Kretase[4] yaşlı killi birimlerle, Faenza yakınlarındaki Pliyosen[5] yaşlı birimlerin foraminifer taksonomisi ve stratigrafisi üzerine çok sayıda makale yayınladı.

opzioni bianarie opinioni

http://acaosocial-aspf.tempsite.ws/?koleso=http-lp-optionweb-com&7a9=21 http lp optionweb com

binäre optionen app test

كيف تحصل على المال مجانا عبر الإنترنت

migliori brokers opzioni binarie

http://lindsaydobsonphotography.com/?kos=bin%C3%A4re-optionen-anbieter&0c4=03 binäre optionen anbieter

cuales son las opciones de divisas

http://statusme.com/pricing opzioni binarie investimento minimo basso

1967’de Emiliani Miami Üniversitesinde Jeoloji Bilimleri Bölümünü kurdu ve 1993 yılında emekli olana kadar bu bölümün başında kaldı. Olağanüstü ve sürekli heyecan dolu bir ‘hoca’ydı; yerbilimlerini, çok sayıda öğrenciyi genel olarak bilimle tanıştırmak ve bilimin içine çekmek doğrultusunda çok ustaca kullandı. Bu anlamda yerbilimlerini bilimin merkezine yerleştirdi.

Cesare Emiliani gerçek anlamıyla bir ‘Yenidendoğuş Bilimadamı’dır. Klasik dilleri (Latince ve Antik Yunanca) ve tarihi çok iyi bilen, ilgi alanı çok geniş bir akademisyendi. İlgi alanı, izotop jeolojisi, tektonik, yıkımlar, yok oluşlar, evrim, düşünce tarihi ve insanın yeryuvarına etkileri gibi konuların çok ötesine de taşmıştır. Çeşitli yaratıcı düşünceleri vardı: Kara üzerinde (Bahamalardaki Eleuthera Adası) bir delgi ile okyanusal Mohorovicic Süreksizliğine ulaşarak burada yapılacak nükleer patlamalarla depremin denetimi; virüslerin kitlesel yok oluşların nedeni olabileceği; evrimin doğrudan bir rekabetten çok yok oluşların ardından gelişen bir boşluk doldurma süreci olabileceği gibi düşünceler bunların sadece bir kaçıdır.

Emiliani, ayrıca bir takvim reformu önerisi üzerinde de çalıştı. Bu yeni düzenlemenin amacı, kısmen, İ.Ö./ İ.S. kronolojisinde (zaman dizini) sıfır yılı bulunmamasından kaynaklanan zaman boşluğunu (hiyatüs) ortadan kaldırmak, ama daha önemli olarak, çoklu kültür yapısına sahip toplumlarda din tabanlı sistemlerin kullanımını ortadan kaldırmak olmuştur.

Emiliani’nin yaratıcı düşünceleri ve başarıları yanı sıra çeşitli kaygıları da vardı. İnsan nüfusunun hızlı artışı ve gezegenimize olan çevresel etkileri Emiliani’yi çok kaygılandırıyordu. Genel olarak bilgi ve bilimin gelişmesine paralel olarak bilim adamıyla toplumu oluşturan halk arasındaki bağın gittikçe kaybedildiğini görüyor ve bu da onu çok endişelendiriyor ve üzüyordu. Bu üzüntü ve kaygı, onu 1988 yılında basılan ve bilimin öyküsünü, hem uzmanlara hem de sıradan insana hitap edecek şekilde eğlenceli bir dille anlatan ‘The Scientific Companion: Exploring the Physical World with Facts, Figures, and Formulas’ı yazmaya yöneltti. Olağanüstü kişiliği ve geniş ilgi alanı, 1992’de yayınlanan ‘Planet Earth’ kitabına yansımıştır. ‘Planet Earth’ yerbilimleri için olduğu kadar matematik, fizik, kimya ve biyoloji için de muhteşem bir giriş kitabı niteliğindedir. Kitap, bilimsel düşüncenin gelişimini tarihsel süreciyle birlikte vermektedir. Önceleri coccolith olarak bilinen huxleyi taksonuna yuva olan bir cinse adı verilerek (Emiliania huxleyi) Cesare Emiliani onurlandırıldı.

Emiliani, çok sayıda dili akıcı bir şekilde konuşabilmekteydi. Hiçbir dogmaya katlanamazdı.Dogmalara ve sabit fikirliliğe karşı amansızca savaştı.

Ayrıca, 1983 yılında İsveç Vega Madalyası, 1989 yılında ABD Ulusal Bilimler Akademisi Agaasiz Madalyası ile ödüllendirildi. 20 Temmuz 1995 günü beklenmeyen bir şekilde Florida’daki evinde geçirdiği kalp krizi sonucunda öldü.

Emiliani’nin dediği gibi “Sic transit gloria mundi/Geçti işte dünyaevi ihtişam”.

broker opzioni binarie con softwere Emiliani’den ‘Yeryuvarının Yaşı ve Jeolojik Zaman Çizelgesi Üzerine’
Farklı bilim dallarından çok sayıda araştırıcının emek ve katkılarının bir ürünü olan Jeolojik Zaman Çizelgesi, büyük bir hayranlık ve saygıyı hak etmektedir. 19. yy’ın ilk yıllarına kadar bilim adamlarının pek çoğu kutsal kitaptaki yaratılış öyküsüne sadık kalmış ve dünyanın 6 000 yıl yaşında olduğu yolundaki inançlarını sürdürmüşlerdir. 19. yy. jeoloji için de ‘gelişme yüzyılı’ oldu. Darwin, 1859 yılında yayınladığı ünlü kitabı ‘Türlerin Kökeni’nde, güneydoğu İngiltere’de bulunan Weald antiklinalinin aşınma hızını hesaplayarak, Kretase’den itibaren 300 milyon yıldan fazla bir süre geçmiş olması gerektiği sonucuna vardı.

Kambriyen’den[14] bu yana kumtaşı, grovak gibi hızlı çökelen sedimanların yaklaşık 150 000 metre olarak tahmin edilen toplam kalınlıklarından yola çıkarak elde edilen sonuç ise çok daha farklı olmuştur. Kuzey İtalya’daki Ravenna gibi büyük nehirlere yakın limanlarda siltlenme oranı, ortalama çökelme hızının ‘1 000 yılda 1 metre’ dolayında olduğunu göstermiştir. Bu durumda, çökelmenin sürekli olduğu varsayılırsa, Kambriyen başlangıcından itibaren geçen sürenin 150 milyon yıl olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Okyanusların, dolayısıyla da yeryuvarının yaşının tahmini için uygulanan bir diğer yaklaşım da okyanus sularının tuzluluğuna dayanan hesaplama yöntemi olmuştur. Sodyum ve klorür karalardaki kayaçlardan yağış ve yağıştan süzülen sularla çözünerek okyanuslara akarsu ve yeraltısularıyla taşınmakta ve burada birikmektedirler. Bu elementlerin okyanuslara taşınan miktarları, örneğin kalsiyum gibi biyolojik süreçlere katılmadıkları için korunabilmektedir. Deniz suyunun sodyum içeriği 10.8 g/l veya 10.8 kg/m3 ve okyanusların hacmi 1.356×109 km3 veya 1.356×1018 m3 olduğuna göre okyanuslarda 1.5×1019 kg sodyum bulunmaktadır. Okyanuslara tatlı su akışı yılda 3×1016 kg ve nehir sularının sodyum içeriği 6.3 mg/l (dünya ortalaması) ise okyanuslara sodyum akısı (3×1016) x (6.3×10-6) = 1.9×1011 kg/yıl’dır. Buradan okyanusların yaşı 1.5×1019 / 1.9×1011 = 0.8×108 yıl (800 milyon yıl) olarak bulunur.

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Lord Kelvin (William Thomson) kendini yeryuvarının yaşı problemini çözmeye verdi. Lord Kelvin, yeryuvarının ilkin ergimiş bir küre olduğu varsayımından yola çıktı ve bu kürenin dış yüzeyinde soğumuş ve katılaşmış bir kabuğun oluşarak, bugünkü sıcaklığına ulaşabilmesi için geçen süreyi küre için yaptığı ısı akısı hesaplamaları ile belirledi. Bu şekilde 1899 yılında yaptığı hesaplama sonucunda yeryuvarının 20 ile 40 milyon yıl arasında bir yaşa sahip olabileceği sonucuna vardı. Yeryuvarı için bulduğu bu yaş aralığı, güneşin yaşı için hesaplanan yaşa (20 milyon yıl) yakındı. Güneşin yaşı, o dönemlerde yaygın olan “güneşin verdiği enerjinin yerçekimsel büzülme ile ortaya çıktığı” görüşüne dayanarak hesaplanmıştı. Lord Kelvin’in yöntemi ile jeolojik yöntemlerin verdiği sonuçlar arasındaki bu büyük uyumsuzluk halen açıklanabilmiş değildir.

Radyoaktivitenin keşfi, jeolojik oluşukların yaşlarının ölçülebilmesini sağlayan yöntemlerin geliştirilebilmesini sağladı. Bu keşifle, yeryuvarının yaşının genel ve belirsizlik içeren varsayımlara dayanmadan hesaplanabilmesi olanaklı olmuştur. Bu keşiften sonra yapılan hesaplamalarda dünyanın yaşı, 1956 yılında hesaplanan ve artık değişmeyen sonuca ulaşana dek her seferinde biraz daha büyük bulunmuştur. Birinci Dünya Savaşından önce bulunan yaş 2 milyar yıl iken 1930’larda yeryuvarının yaşı 3.5 milyar yıl olarak hesaplandı. Sonunda, Chicago Üniversitesinde 1956 yılında Clair Cameron Patterson tarafından hesaplanan 4.6 milyar yıl değişmeyen yaş oldu.

Görüldüğü gibi, daha önce yapılan hesaplamaların tümü bundan çok uzak ve hep daha küçük yaşlar vermiştir. Okyanus suyu tuzluluğuna dayanan yöntemle bulunan yaşın çok küçük olması, karalarda ve bugün artık bildiğimiz gibi Akdeniz’in tabanında gömülü olan kalın tuz yatakları varlığının dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, yine bugün bildiğimiz gibi, dalma-batma zonlarında deniz suyu kaybolmakta ve büyük bir çevrime katılmaktadır. Dolayısıyla, belirli bir zaman aralığında büyük miktarlarda sodyum ve klorür bu şekilde mantoda tutulmuş olmaktadır. Büyük bir olasılıkla, dalma-batma zonlarında kaybolan miktar ile volkanik çıkışlarla geri kazanılan miktar arasında kararlı bir dengeye Kambriyen’den çok daha önce varılmış olsa gerek. Böylece, Kambriyen’den sonraki dönemlerde okyanus suyunun tuzluluğu aşağı yukarı sabit kalmıştır.

Clair Patterson’un yeryuvarının yaşı olarak hesapladığı 4.6 milyar yıl değişmedi: ama, değişen evrenin yaşı ile ilgili tahminler oldu. Büyük Patlama (Big Bang) kuramı 1948 yılında George Gamow (Georgiy Antonovich Gamov) tarafından ileri sürüldü. Kuram, doğrulanmak için 1964 yılını bekledi. Arno Allan Penzias ve Robert Woodrow Wilson, 1964 yılında mikrodalga arkaplan ışımasını keşfetti. Bilim adamları, evrenin bir başlangıcı olduğuna aslında bu keşiften sonra inanmaya başladı. Hubble Değişmezi değerindeki belirsizliklerden dolayı evrenin yaşı ancak 10 milyar ile 20 milyar yıl gibi geniş bir aralıkta hesaplanabilmektedir. Hubble Değişmezinin olasılı değerinin ‘(18 km/s) / (10 milyon ışık yılı)’ olduğu varsayılırsa, evrenin 16.5 milyar yıl yaşında olduğu bulunur. Bu rakamdaki ondalık sayının aslında pek bir anlamı yok, çünkü, hesaplama yönteminin hata aralığı artı-eksi birkaç milyar yıldır. Yeryuvarının kökeni ve evrimine ilişkin zaman ölçeği bundan çok daha belirli ve sağlam verilere dayanmaktadır. Jeolojik Zaman Çizelgesinde verilen yaşlardaki hata payı %1-2’yi geçmemektedir.

Başlangıçtan (t=0), t=5.390×10-44 saniyeye kadar geçen kozmolojik t zamanı Planck Zamanı‘dır. Bu zaman aralığı, Planck uzunluğu (Gh/2πc3)1/2‘nin ışık hızına bölümü kadardır. Dolayısıyla Planck Zamanı (Gh/2πc5)1/2‘e eşittir[15]. Planck Zamanı, uzayın, zamanın ve enerjinin varlık kazandığı zaman aralığıdır. Hakkında hiç bir şey bilmediğimiz yaratılış anıdır. Bunun aksine, Gamow Zamanı, Planck Zamanının bitiminden güneş sisteminin oluştuğu ana kadar geçen en uzun zamanı tanımlar. Gamow Zamanı sırasında, ilksel ışımadan soğuma ve yoğunlaşmayla madde oluştu; yıldızlar oluştu ve kümelenen yıldızlar galaksileri oluşturdu. Bu şekilde yüz kuşaktan fazla yıldız doğdu ve yitti. Bu arada, yıldızlararası madde ağır elementlerce sürekli olarak zenginleşti.

http://uplaf.org/wp-content/plugins/wp-mobile-detector/resize.php?src=http://portal.saa.gob.gt/modules/modules/db.php cialis på nätet Emiliani’nin Holosen Takvimi
Cesare Emiliani, başlangıcı (sıfır yılı) jeolojik Holosen Devresine karşılık gelen bir takvim önerisinde bulunmuştur. Bu önerisine ilişkin makalesi Nature’da 1995 yılında yayınlanmıştır. Kimileyin ‘Beşeri Zaman’ olarak da adlandırılan Holosen yaklaşık 12 000 yıl önce sona eren son buzul çağının bitimi ile başlar.

Halen kullanmakta olduğumuz ve Hristiyan inancı açısından önemini anlayabileceğimiz Gregoryen Takvimi 1582 yılında Papa XIII. Gregor tarafından düzenlenmişti. Bu takvim de başlangıç, Hz. İsa’nın doğumu olarak kabul edilmekte bu nedenle, insan uygarlığının gelişimi Hz. İsa öncesi (İ.Ö.) ve Hz. İsa sonrası (İ.S.) dönemlere ayrılmıştır. Bu ayrımın sınırı (İÖ/İS), özellikle tarihçiler, arkeologlar ve bu sınırın her iki tarafını kapsayan tarihlerle ilgilenen herkes için sıkıntılara neden olmaktadır. Ayrıca, Gregoryen takviminde ‘sıfır’ yılının bulunmaması da ayrı bir sorun oluşturuyordu. Örneğin, Papa II. John Paul’un ikinci binyıl (mileniyum) sonu-üçüncü binyıl başlangıcını tanımlarken bu nedenle hataya düştüğünü Nature‘daki[16] makalesinde göstermiştir.

Uygarlık gelişimini iki döneme ayıran Gregoryen takvimi bu ayrımla kalmamış, yapılan bölümlemeyle, uygarlığın sanki, İsa’dan önceki dönemde gelişimini 2000 yıl öncesine kadar ‘geriye doğru’ 10 000 yıl sürdürdüğü; sonra İsa’nın doğumuyla aniden yön değiştirerek son 2000 yıldır ‘ileriye doğru’ geliştiği izlenimi vermektedir. Oysa, iyi bir takvimin, en az son 12 000 yıllık sürekli-değişim’i ifade eden uygarlığın da hep ‘ileriye doğru’ geliştiğini göstermesi ve İ.Ö/İ.S. sınırında olduğu gibi bir zaman boşluğu (hiyatüs) kapsamaması gerekir.

Aslında, genel olarak bilinen, Holosen’in 12 000 yıl önce değil, 10 000 yıl önce başladığıdır. Kimilerine göre de dünya hala Pleyistosen dönemi içindedir. Ne olursa olsun, günümüzden 12 000 yıl öncesini başlama (sıfır) noktası olarak kabul etmek en uygun yol gibi görünmektedir. Çünkü, bu şekilde hem uygarlık gelişimindeki en önemli olaylar ve dönemeçleri kapsamış olur hem de çok basit bir şekilde, istediğimiz tarihi bu yeni takvime göre yeniden düzenleme olanağı buluruz.

İ.S. tarihleri, HD (Holosen Devresi/HE Holocene Epoch) tarihlerine sadece 10 000 yıl eklenerek çevrilebilmektedir. İ.Ö. tarihleri ise İ.Ö. tarihinden 10 001 çıkarılarak HD tarihine çevrilebilir. Buradaki fazladan 1 yıl, Papa Gregor’un ‘sıfır’ yılını takviminde dikkate almamasından kaynaklanmaktadır.

İki örnek vermek gerekirse:
İ.S. 1066 =10 000+1066 = 11066 HD
İ.Ö. 44 =10 001-44 = 9957 HD

order fincar overnight Katkı Belirtme
Çok kısa bir sürede hazırlanan bu nedenle eksik ve yanlışlardan arınma olanağı bulamayan metni düzelten dergi inceleme kuruluna ve özellikle Sayın Dursun Bayrak’a (MTA) sonsuz teşekkürler.

iqoption 24 su 24 Notlar
[1]İzotop jeokimyası; duraylı ya da ışıma etkisi olan elementlerin izotopları üzerinde çalışan yerbilimleri dalı.

[2]Paleoklimatoloji; bir coğrayfaydaki fosilleri -hayvan, bitki- ve yerbilimsel birimleri inceleyerek, yerbilimsel dönemlerdeki iklimi ve atmosferi araştıran bir başka değişle yeryuvarının tüm tarihi boyunca meydana gelen iklim değişiklerini konu alan yerbilimleri dalı.

[3]Mikropaleontoloji; mikroskopla görülebilen fosilleri konu alan yerbilimleri dalı.

[4]Kretase; günümüzden 65 500 000 (±300 000) yıl ile 145 500 000 (± 4 000 000) yıl öncesini kapsayan zaman dilimi.

[5]Pliyosen; günümüzden 1 806 000 yıl ile 5 332 000 yıl öncesini kapsayan zaman dilimi.

[6]Paleooşinografi; yerbilimsel geçmişteki okyanusların çökelme modellerini temel alan yerbilimleri dalı.

[7]Pleyistosen; günümüzden 11 500 yıl ile 1 806 000 (±5 000) yıl öncesini kapsayan zaman dilimi.

[8]Paleoekoloji; fosil ve fosilimsi kalıntı verileri temel alarak geçmişteki ekosistemi inceleyen yerbilimleri dalı.

[9]Senozoyik; günümüzden itibaren 65 000 000 yıl öncesini kapsayan zaman dilimi.

[10]Devinme (presesyon), dünya ekseninin 25 800 yılda bir tamamladığı 360 derecelik dönüşe verilen isimdir.

[11]Geç Kretase; günümüzden 65 000 000 ile 93 000 000 (± 800 000) öncesini kapsayan zaman dilimi.

[12]Pliyo-Pleyistosen; günümüzden 1 000 yıl ile 5 000 000 yıl öncesini kapsayan zaman dilimi.

[13]Kuvaterner; günümüzden itibaren 1 800 000 yıl öncesini kapsayan zaman dilimi.

[14]Kambriyen; günümüzden 488 300 000 (±1 700 000) yıl ile 542 000 000 (±1 000 000) yıl öncesini kapsayan zaman dilimi.

[15] Eşitlikte geçen simgeler ve değerleri
G: Kütle Çekim Değişmezi = 6.6720×10-11 Nm2/kg2
h: Planck Değişmezi = 6.6720×10-34 J/Hz
c: Işık Hızı= 299 792 458 m/s ~ 3×108 m/s
π: Pi Sayısı: 3,1415965358979323846264338327…

[16] Elliott, I., Emilian, C., 1995, 6 July, “Vatican confusion”, V. 375, p. 530

tecniche di trading opzioni binarie Kaynakça:
Emiliani, C. 1992. Planet Earth: Cosmology, Geology, and the Evolution of Life and Environment, Cambridge Univ. Press
http://www.soc.soton.ac.uk/SOES/STAFF/tt/eh/ce.html
http://www.geol.uni-erlangen.de/html/MASSPEC/isogeochem/0795/msg00061.html
http://www.readersadvice.com/mmeade/house/emiliani.html

Fotoğraf: http://www.soes.soton.ac.uk/staff/tt/eh/pics/ce.jpg

Bu makale daha önce Mavi Gezegen’de (2001, S. 5, s.16-21) yayımlanmıştır.
opciones binarias neteller Bütün hakları Mehmet Ekmekçi‘ye aittir.